Dergah Sohbetleri Serisi

70. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Rının sesine dair da. Sevabın sonra öğrenecekler işler inşâallah. Selamünaleyküm. Yüce. Allah ruhu yaratırken. Ben senin. Rabbin değil miyim sorduğunda unut da. Evet sen benim rabbimsin dedim neden. İnsan öldüğünde tekrar melekler. Rabbin kim sorusunu soruyorlar. Allah yarattı bütün ruhları yarattıktan sonra. Hepsine de soruyu sordu. Ben sizin rabbiniz değil miyim diye bütün. Ruhlar da cevap verdiler. Evet sen bizim rabbimizsin. D orada bir sır var yalnız. Bak o soruyu sorduktan sonra cevabında bütün. Ruhlar. Tabiri caizse kabuz halinde başka

bir cevap verme ihtimali ve imkanı yok başka bir cevaba yönlenme durumu yok ruhların cevabı olarak kendi idrakini bırakmadı. Cenâb-ı. Hak o kendi idrakine bırakmayınca onlar yaratıcının tecelliyatı yla yaratıldıklarını bildiğinden. Hepsi de istisnasız şeksiz. Şüphesiz. Evet sen bizim rabbimizsin. dediler. Cenâb-ı. Hak onlara ardından secde emirlerini ver o secde emirleriyle onlar birinci secdeye gittiler işte ikinciye bir kısmı gitti bir kısmı gitmedi üçüncüye de bir kısmı gitti bir kısmı gitmedi ikinciye ik secdeye gidenlerin bir kısmı secdeye gitmedi ik

secdeye gitmeyenlerin bir kısmı 3 secdeye gitti bir kısmı 1 2 3 bütün secdeyi tamamladı ve bu şahitliğe indirildikleri şehadetimi geldik eğer orada. Birinci. İkinci ve 3 secdeye gittiysek. Mümin doğduk. Mümin yaşayacağız olacağız eğer orada 1 secdeye gittik ikinci secdeye gitmedik 3ün secdeye gittiysek. Mümin de olduk kafir yaşadık öleceğiz. Eğer birin secdeye gittik ikin secdeye gittik. Mümin do olduk. Mümin yaşadık ün secdeye gitmedi kafir olarak öleceğiz ama biz oradaki o idrakten uzak şu anda o idrake ulaştığımızda.

da bir anlamı yok o idrake ulaşmanın zaten ulaştıktan sonra ulaştıktan sonra bir anlamı yok. Niçin o ulaştığın zaman zaten mümin olarak öleceğini biliyorsun artık o yüzden bir anl nasıl öleceğini bilip bilmemek kabre konulduğu rabbike neb dinike diye soruların anlamı. Biz o şehadeti yerine getirebil mi o gün orada. Rabi tanıdık yaratıcı oydu yaratıcı o olduğu için başka bir alternatif yoktur. Kafamızda beynimizde düşüncemizde ilah olarak tanımlayabileceğimiz bir yoktur ama yeryüzüne indirildi yeryüzünde sapma olabilir ilah olarak tanımladığımız veyahut

da. Allah olarak tanımlayacağız bir olmasa dahi şirke düşeceğimize eksikliğe düşeceğimize şunu unutmayın hiçbir kimse hiçbir inanış hiçbir inanış bir yaratıcı güç olduğunun olmadığının üzerine kurulmaz. Nemrut dahi. Babil’de ilahlık taslayanlar dahi kendilerince. Gökyüzünde bir ilah olduğuna in vardı ve. gökyüzüne ok atanlar vardı ilahı gökyüzündeki. Allah’ı öldürmek için en. Tanrı ilahlık ilahlık iddiasında bulunan firavun dahi. Ölmez önce. Musa’nın. Allah’ına iman dedi bir. Rivayet var iman ettim derken. Cebrail. Aleyhisselam balçıkla ağzını kapadı bir. Rivayet var ağzından kapatılsa dahi.

İşte o böyle bir şeyi söyleyeme dahi kalben iman etti kalben iman ettiyse onun. Allah’a iman ettiğine dair görüş bildirenler var bu. Tartışma bizi ilgilendirmiyor ister iman etsin etmemiş bu mesele değil önemli olan şu var yalnız diliyle söylemiş olsun veya söylememiş olsun orada bir yaratıcıya bir. İlaha iman var ve bütün insanların bütün insanların gönüllerinde o yaratıcıya ait bir iz ve iman vardır en kafir kimseye dahi gitseniz hiç. Allah’a kitaba inanmıyor dahi olmuş olsa o kimsenin gönlünün derinliklerinde.

bir iman vardır gönlünün derinliğinde bir iman vardır. Mekkeli müşrikler dahi bir yaratıcı olduğuna inanıyorlardı ve o putların kendilerini o yaratıcıya yaklaştıracak inanıyorlardı veya. İbrahim’in. İbrahim. Aleyhisselamın zamanında da işte putların veyahut da yıldızların veyahut da güneşin veyahut da ayın işte ne bileyim. Gökteki herhangi bir yaratığın veya yeryüzündeki herhangi bir yaratığın kendilerini. Allah’a yaklaştıracak inanıyorlardı. Müşrikler müşriklik devam ediyor yine hem. Müslümanların içerisinde müşriklik devam ediyor hem de bizim gayri müslim olarak gördüklerimizin içerisinde müşriklik devam ediyor hem de

değişik felsefeler inanan değişik felsefelerin içinde bulunan insanların da müşrikleri devam ediyor bu müşriklik kavramı farklı bir ve insanlar. Allah’a inanıyorlar veyahut da kendi lisanıyla yaratıcıya inanıyorlar veya kendi dilleriyle bir. Tanrıya inanıyorlar ve bunun inanmadıkları hiç kimse yok budistler. budayı bir tanrı olarak görmüyorlar budayı kendilerine. Tanrıya yaklaştıracak bir kimse olarak görüyorlar en üst bir ruh olarak görüyorlar veya hindular ineklerle ineklerin. Tanrı olduklarına. İnanmıyorlar ama ineklerin kutsal olduğuna inanıyorlar ve ineklerin kendilerini. Allah’a yaklaştıracak. Tanrı kendi dilleriyle. Tanrıya

yaklaştıracak inanıyorlar. O zaman bizim öldüğümüzde verdiğimiz cevaplar öldüğünde verdiğimiz cevaplar bizim yeniden. Allah’ın varlığını veya birliğini tasdik etmek noktası değil biz o. Allah’ın elesti sorusuna. Allah’ın elesti sorusuna bizim verdiğimiz cevaba. Biz burada uygun bir hayat yaşadık mı yaşamadık mı orada. Evet. Rabbim. Allah veya kim dediğinde sensin allahsın dediğimizde o zaman gördüğümüz bir şeyi söyledik gördüğümüz bir şeyi müşahade ettiğimiz bir şeyi söyledik dedik ki evet. Bizi yaratan sensin müşahade ediyoruz. Bizi yaratan sensin görüyoruz. Bizi yaratan sensin.

imiz de idrakimize kalbimizle ruhumuzla anlıyoruz. O günkü idrak le anladık o günkü idrak da müşahede ettik. Eğer ki biz aynı o müşahedeye ilk yaratılış noktasındaki müşahedeye yakaladı. İsak. Hazret-i Ömer gibi sorgu meleğin yakasından tutup indir veririz aşağı deriz ki sen kaç yıllık. Yoldan geldin bilmem kaç binlik yoldan. Sen. Allah’ı unutmadın da ben bir adımlık yoldan geldim ben mi unuttum deyip indiririz aşağı eğer o müşahedeye yakaladı. İsak işte tasavvuf o müşahedeye yakalama sanatıdır tarikat o müşahedeye yakalama

yeridir insanlar. Allah’ı çok sevmekler dine sahip çıkıp dini dini sevmekle bakın dinin emirlerini yerine getirmek farklı bir şeydir dini. Sevmek ve dinin emirlerini severek de hoşlanarak. Tan lezzetle tatla yapmak farklı bir şeydir. Siz birisine. Emredersiniz bunu dersiniz birisi. Emir olduğu için yapar birisi severek yapar severek yapan daha güzel yapar severek yapar içine ruhunu koy içine kalbini koya içine lezzetini tadını koya içine kokusunu rengini koya ve severek yapılan bir yemek nasıl çok lezzetli olursa severek gelen bir

arkadaşı ağırlamak nasıl çok tatlı olursa bir kimsenin sevdiğine yedirdiğin içirdiğim gezdirdiğim giydirdiğim herhangi bir onunla sohbetinden nasıl büyük bir lezzet ve tat alacaksa dini severek yaşamak da böyle insana tat verir ve o müşahedesi arttırır o kimsenin birisi vardır namazı kılıyordu. Allah emrettiği için doğrudur ama birisi vardır namazı kılıyordu. Allah’ı sevdiği için o. Allah’ı sevdiği için. Allah’ı zikrediyor. Öbürkü de beni zikredin beyanına dayanarak. Tan. Allah’ı zikrediyor ikisinin arasında fark vardır ve öldüğümüzde biz vefat ettiğimizde vücut olarak.

kabre konduğum da ve öbür tarafa doğru geçişte. Yollar ayrılacak geçişin yolu. Çünkü orada iki geçiş var üç geçiş yok kabirden kabir alemine iki geçiş var bir geçiş var onlar sağcılar kitabı sağdan verilecek olanlar onlar yaratılırken. Muhammed’in. Mustafa’nın kokusundan renginden nurundan peygamberlerin kokusundan nurundan renginden velilerin yaratılanlar var ki onların gidiş istikametleri farklı bir nokta onların. Yolları onların menfezleri farklı bir nokta ve fatiha-i. Şerife ki bizi salihlerle beraber eyle sırrına. Vakıf olmuş olanların gidecek olan gidecekleri yok ve.

O yoldan geçerken. O menfeze yürürken orada son imtihan var son sorgulama var o dünyada imtihanı bitirmiş dünyada geçeceğini geçmiş son sorguyu yaşıyor diyor ki rabbike neb dinike imane soruları verdi. O salihlerle beraber olmaya yol tutacak onun menfezi farklı. onun gideceği yön farklı onun gideceği alan farklı. Bu. Kabir alemine geçişteki. Bu. Kabir alemine geçiş yapıyor artık ruh. Normal bu sisteminden. Normal bu dizaynından uzaklaşıyor. Siz ruhun dünyadaki bugün için yaşadığınız dizaynıyla kabir alemindeki dizaynı aynı değildir yaşam standartları

da aynı değildir. Oradaki hayat standartları da aynı değildir. O standart ayrımına gidiyor eğer o sorguyu veremedi isse. O zaman bizi. Delal sapkınlıkta o kovmuş şeytanın taraf olanlardan eyleme biz ebedi olarak. Yolumuz orada ayrılıyor çatallaşıyor orada yol dünyada nasıl. Çat çatallı. İsa iki yoldan gittiysek orada da iki yol var o zaman ruh öbür tarafta yol yürümeye başlıyor öbür tarafta gitmeye başlıyor ve cehennem ızdırabını yaşaya yaşaya gidiyor. Cehennem ızdırabını yaşaya yaşaya gidiyor öbür tarafta. Cennet sevdasını yaşaya yaşaya.

Bulat sevdasını yaşaya yaşaya gidiyor öbür tarafta da. Cehennem sevdasıyla gidiyor cehenneme doğru koşturuyor ruh. İşte o son imtihandır son sorgulamadır ama. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri onu öne alıyor diyor ki ölünüz ölmeden önce. Kendinizi hesaba çekiniz hadisi şerif. Bunlar o zaman ölmeden önce. O hesapları çekmemiz lazım. Ölmeden. Önce. Biz o hesabı kitabı görmemiz lazım. O muhasebeyi yapmamız lazım ve o muhasebeyi. Biz. Eğer ki burada yaptı isek o zaman oradaki o sorgulamadan o oradaki o hadiseden

yürüyeceğiz geçeceğiz. O yüzden. Cenâb-ı. Hak tekrar orada kendi kendimize şehadet ettiriyor diyor ki ben seni yarattığıma sana şahitlik yaptık sen şehadet ettin o gün dedin ki sen benim rabbimsin ben seni olarak dünyaya indirdim günahsız kusursuz hatasız olarak indirdim. ben seni yeryüzüne indirirken günah sıfır olarak indirdim ve dedim ki eğer. Nefesin olmazsa seni cennete koyacağım yine. Ama sen yeryüzünde pisliklere bulaştın toza toprağa bulaştın yanlışlıklara bulaştın kendi kendini bataklığa ettin yanlışlığa gittin çelmeli takıldın ve o yanlış bir

yol yürüdün ve sana o. Habibim dedi ki. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz ve sen o habibinin sesini dinlemedin benim gönderdiğim ilahi nefesleri dinlemedin. Ben o peygamberlerle gönderdiğim kitapları dinlemedin peygamberleri dinlemedin peygamberlerden sonra uyarıcılar gönderdin sen onları da dinlemedin ve sen salihler zümresinde olmadın al kendi şehadetini kendin gör meleği. Tekrar gönderdim ve sana sordum rabbike sen o günkü cevabını veremedin ilk yarattığıma. Evet sen benim rabbimsin dedin ama dünyada toza dumana bulandım dünyada kirliliğe bulandım.

dünyada pisliğe bulandım gittin çamurların içinde debelendik işte kendi şehadetini kendin gör kendi yaşadığını kendin gör kendi yaptığını kendin gör al cevabını veremedin. Evet sen benim rabbimsin diyemedin rabbike sorusuna sustun düşündün benim rabbim. Kimdi diye neden müşahede edemedin tanıyamadın. Oysa seni tanısın ve bilsin diye yaratmıştı. Oysa seni kendisini sevsin kendis zikretsin diye yaratmıştı. Oysa seni benim sevmek değim sevilmek değim hoşuma gitti sevilmek değim tanınmak hoşuma gitti. Ben o yüzden kainatı yarattım. O yüzden ben o seni. Yarattım

seni yaratış sebebim seni sevmemden dolayıdır seni yaratış sebebim senin beni sevmenden dolayıdır seni yaratış sebebim senin beni zikret dolayıdır seni yaratış sebebim seni etmemden dolayıdır. Ama sen beni zikretmeden beni sevmedin. Ama sen benim peşime düşmedin. Ama sen benim. dediklerimi. Yerine getirmedin. Ama sen beni unuttun şimdi unuttuğunun cezasını çekeceksin şimdi gafletin cezasını çekeceksin sana rızkı veren bendim sana bedeni giydiren bendim sana hücreleri veren bendim. Seni yarattıkların en üst noktasında yaratan bendim seni meleklerden daha üstün yarattığımı beyan

ettim seni halife kıldım yeryüzüne seni halife kıldım bütün yarattıkların üzerine seni halife kıldım kainata. Ama sen bunlara nankörlük yaptın beni tanımadın. Ama sen bunları reddet ve ayeti kerime tecelli etti. İnsanoğlu n körsünüz. Eğer sen namlk etmemiş olsaydın beni. Zikreder namlk etmemiş olsaydın beni müşahede ederdin beni tanırdınız. Ben böceğe ilham ederim derken sen böcek kadar kafanı kaldırmadın beni tanıma noktasında bir gayretin olmadı. Hadi ben şimdi soruyorum sana son bundan sonra bir daha sana. Sormayacağım bundan sonra sana.

bir daha bir söylemeyeceğim bundan sonra sana. Rabbin kim demeyeceğim sana bir sefer sordum. O zaman benim. Benim fazl var benim ne benim ikramım ne benim lütfunla seni sana bırakmadım rabbike diye sorduğumda. Evet. Rabbim sensin dedin ama seni sana bırakmamıştı o zaman eğer orada da seni sana bıraksaydım sen orada da tereddüt ederdin ama orada seni sana bırakmadım rabbike dedim. Evet sen benim rabbimsin dedin ama sonra. Seni sana bıraktım seni sana bırakınca sen secdeye gitmedin seni sana bırakınca

sen beni tanımaktan uzak durdun seni sana bırakınca sen bana isyan ettin. İnkar. Ettin. Rabbim bizi kendimize bırakmasın bizi nefsimize bırakmasın eğer bizi bize bırakırsa bataklığa düşeriz bizi bize bırakırsa toprakların içerisinde bulanır gideriz bize biz bırakırsa onu hatırlayamadı unuturuz. bizi bize bırakırsa. Biz ona. Düşman. Oluruz bilemeyiz ancak. İnam ettikleri ancak. İhsan ettikleri ancak lütf ettikleri ikram ettikleri onu tanırlar bilirler çünkü onu tanımak için yine ona ihtiyacımız var onu bilmek için yine ona var onun tanınmak onun bilinmekliğimi

kuvvet. Kudret ruh yetirebilirlik bizi yanlış yerlerde gitmemizi engelle bizi kötü yerlere gitmemizi engelle bizim kötü şeyleri dinlememizi engelle bizi yanlış noktalara sürüklenmesi engelle bize lütf et bize ikram et. Bizim aklımıza bırakma bizim nefsimize bırakma. Musa dedi ki. Ya. Rabbi seni seyretmek isterim. Senin tecelliyatı görmek isterim seni senden dinlemek dedi ki ya. Musa dayanamazsın dedi şu bak dağa tecelli etti. Cenâb-ı. Hak onun tecellisi akıldan onun tecelliyatı ruhtan kalpten onun tecelliyatı anlatımdan uzak bir şeydir. Ancak idrak edilir.

Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında ancak müşahade edilir. Bu da ruhla alakalıdır. Bu kalple alakalıdır bu nefis. Alakalı değildir bu akılla. Alakalı değildir o yüzden bu noktaya gelmiş olan insanlar. Allah’ın sıfatlarının hiçbir şeye benzemeyecek söylemişler. Kardeşler. Allah’ın sıfatlarının tecelliyatı sizin bildiğiniz gibi bizim bildiğimiz gibi değildir. Onun tecelliyat akılla alakası. Yoktur. Onun tecelliyatı ruhla alakası vardır ancak ruh idrak eder ancak kalp idrak eder kalbin idrak etmesi demek ruhun idrak etmesi demek ikisiyle alakalı ayrintili bir. Siz kalple

ruhu ayrı noktalarda zannedersiniz ayrı noktalarda değillerdir o tecelliyatı müşahade eden odur. Allah’ın ilhamını müşahede eden. Allah’ın tecelliyatı müşahede eden odur ruh müşahede eder nefis müşahade etmez. Nefis o işe bakamaz kaldıramaz nefis onu ancak ruh ruh onu idrak eder ve. Musa dağa baktığında küt. TK. bayıldı ve. Allah ona demişti ki sen dayanamazsın ve o dayanamadı. Nur sinada 40 gün 40 gün boynu boyuncu uzun baygın bir şekilde yz bir rivayet edilir ki yanındaki 40 tane 40 tane yanındaki

iman eden de öyle yapmış. Oysa. Cenâb-ı. Hak ona daha önce turri sinada bir ağaçtan seslenmişti tecelli etmişti ona dayanmıştı enteresan bir öyle değil mi ona peygamberliği vahy ederken onu. Neyi nasıl yaparken turu sinada ama bir ateşin içerisinde ama bir ağacın arkasından defalarca ona tecelli etmişti ona seslenmişti onlara dayanmıştı. Musa ama peygamberler de bir ö içerisindedir peygamberler peygamberlikleri değil velilik. Kemale. Erer onlar peygamberdir yaradılıştan itibaren ama velilik. Kemale olgunlaşır. Onların da bir vei velidir her peygamber velidir

aynı zamanda her. Veli peygamber değildir. yanlış anlaşılmasın ve ve velilik sıfatı olgunlaşmaya. Müsaittir kulların üzerinde değil. Allah’ın üzerinde değil bir vei daha var. Biz olgunlaştığını zannederiz aslında olgundur veliler doğuştan olgundur veliler seçilmiş kullardır. Çünkü seçilmiş. Kullar olduklarından doğuştan velidir ama doğuştan. Veli olduklarını kendileri bilmezler peygamberler gibi korunmuş olsalardı. İsmet sıfatına bürünmüş olurlardı o zaman iş farklı olurdu olurlardı peygamberle olmadıklarından dolayı korunmamış lardır. İsmet sıfatına girmezler hata kusul işleyerek günah işleyerek olurlar ama penin gerisinde velidir mevzuyu

değiştirmeyeceğim son sorgu hayatın anatomisi hayatın bitiş noktasıdır son sorgu. Aslında final. İmtihanı gibidir. O esnada o kimse ne yaptıysa sorgusunun cevabında ö oturuşta etat iki kere okuyanın. Sev secdesi gerekir mi. Evet çünkü farzı tehir etmiş ilk oturuşta sey secdesi yaparken salat ve dualar zaman. okumam laım. Normalde bir kil secdesi yapacak olan sadece etyat okur sağa sola selam verir bir kısmı salavatlar da okur demiş etat okuması yeterli bir arkadaşımız arabasıyla yağa çarptı yağa öldü bu insanın ne

kadar diyet ödemesi gerekir. Bunun peşin mi. Ayrıca kefaret olarak ne yapması gerekir bu noktada o kimsenin kusuru araştırılır kusuruna lazım. Eğer kusur ölen yaysa farklı. Eğer kusur komple. Binici değse farklı bir hadis-i şerifte mümin. Ülfet eder ve. Ülfet eder ve. Ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve. Ülfet olunmayan kimsede. Hayır. Yoktur. Ülfet etmek dostluk kurmak yakınlık kurmak arkadaşlık kurmak. Ülfet etmek sevmek muhabbet beslemek. Evet mümin seven. Mümin seven der sever eğer o sevgiyi içerisinde bulamıyorsa o sevmeyi göze

alamıyorsa. O sevmeyi beceremiyorsan ilahi sevgide. nasibi olmaz tasavvufta bir ibare vardır ya hep deriz. Biz bunu arkadaşlar işte meşhurdur ya önce fena. Derviş olacak o kimse dervişte. Fani olmak bu size hep gelir oyuncak gelir söylemiyorum artık ben bunu boş geliyor insanlara geliyor. Aslında o sevmenin antrenmanı dır. Allah’ı sevmenin antrenmanı dır o dervişi. Sevmek sana zarar verir sana sıkıntı verir sana dert verir sana. Gam verir sana kes kasavet verir sana ağırlık verir sana yük yükler seni kullanır

seni hançerler seni batırır seni. Bandır seni uçurur seni kaldırır seni yükseklere götürür lezzet alır tat alır neşelenir siin mutlu olursun ya dervişi sevmekten. İki zıt şeyi yaşar mısın. Evet yaşarsın. An. Gelir evini almak istemezsin istemez dermiş. An. Gelir yalayıp yası gelir ya. İkisi de. zıt. Evet sen en zarar gördüğün kimseyi dah seveceksin senin. Derviş kardeşin. Sev. Kardeşim sen biz sevmeyiz bize yedirmeyen bize içirmeyen bize. Selam vermeyeni bize zarar vereni bize yanlışlık yap bize selam sabah göndermeyen

bizim evimize bizi evinize evine almayalım. Ya filanca bırak şu adamı ya bir sürü yanlışlıkları var. Bırak şu kimseyi ya bir sürü eksiklikleri var biz bunları sevmeyiz doğru mu kaybeder. Derviş sevme antrenmanını kaybetti size zarar veriyorsa siz onu severek zararını önlemeye çalışın severek ona zarar verdirmeyi siz onun zararını engellemeye çalışın zararını durdurmaya çalışın ama kardeşinizi. Sevin. Arkadaşlarınızı. Sevin etrafınızdaki insanları. Sevin bir fayda bulduğu kimseyi sevmek nefisten. Tabii sevgidir o bütün insanların içerisinde vardır. O bir kimse yemek

yediği kapı sever bir kimse işte. kendisiyle hoş geçinen bir kimseyi sever paranız var mı yok mu diye birisi cebinize harçlık koymuş olsa seversiniz siz onu doğru mu böyle arkadaş yok da böyle çok. Ender. Eğer bir kardeşinizi bir arkadaşınızı ihtiyaçlı olduğunu bildiğiniz için onun cebine 10 lira koyuyorsun. Vallahi büyük bir iş yaptınız. Siz yemin ediyorum büyük bir iş yaptınız çok büyük mesafe kat ettiniz birinin ihtiyacı var onun ihtiyacı olduğunu biliyorsunuz ve görüyorsunuz onun ihtiyacın oldu ihtiyacı olduğunu

bildiğiniz gördüğünüz halde cebinizden 5 lira veya cebinizden 1 lira 2 lira veremiyorsanız vermiyorsanız sevmekten. Dem açmayın bir kardeşiniz için gözyaşı dökmüyor hanızu açmayın gece yattığınızda ben hangi kardeşi özledim ya falancayı özledim ya bugün göremedim onu diyebileceğiniz bir kardeşiniz yoksa sevmekten de açmayın. Allah resulünün. etten bahsettiği bu olsa gerek muhabbetten deme açmayın görmedin göremediğiniz emiyorsan. Hasret çekiyorsanız. Siz ona sevmekten. Dem açmayın sakın. Ülfet etmek dervişlerin üzerinde rahmet gibi olmak. Merhamet güneşi gibi olmak tuı içlerinde tuvba acını

cennette ararız. Sen dünyada tuvba acı olamıyorsan cennette tuvba acını mı varacağını zannediyorsun sen burada meyvelerini insanlara sunamıyor sen öbür alemde tuvba ağacından meyve yiyeceğini mi zannediyorsun gelin. Ülfet edin kendinizi yenileyin her gün her sabah yenileyin kendinizi müminleri gördüğünüzde onlara selam verin insanları gördüğünüzde tebessümle davranın. Onlar sizin kusurlarınızı. Sizin arkanızdan söylesinler. Siz onların kusurlarını söylemeyin. Siz tebessümle karş. Siz onlara merhamet güneşi gibi olun lütuf güneşi ikram güneşi gibi olun meşhur sözümdür ya birisinin bir tane. Aspir ihtiyacı

olduğunda seni aramıyorsa sen. Akına gelmediysen. vallahi. Allah’ın sıfatları senin üzerinde tecelli etmemiş insanlar şimdi benden borç para istemesinler diye kaçıyorlar selam vermekten uzak duruyor. Aman bana görünmesin neden benden borç para ister. Aman buun fancı hastanede. Aman ben ona yakın durmayın. Bunda bir sıkıntı var. Bu zaten. Fukara insan canım bundan çok samimi olmaya gelmez neden muhakkak benden bir ister ahmak onu sana sevgili gönderiyor bakalım. Diyor benim verdiğim maldan ne kadar seviyor beni ne kadar tasadduk edecek elimi

tirece yüreğimi titrek kalbimi titreyecek ruhumu titrek uzak durun. Ahmaklar. Dervişler. Ülfet ederler. Allah’ı. Resulullah’ı sevenler. Ülfet ederler eder isterler ki herkes sevgiliyi sevsin isterler ki herkes sevdiğini sevsin o zaman ülf edin kardeşlerinize ardından. Üstat sevgisi gelir boş anlatmama gerek yok 17 yıl anlattım 18. yılın anlattım. Şeyh nasıl sevilir diye. Üstat nasıl sevilir diye 18 yıl anlattım 18 yıl 18 yıl bana diyorlardı ki sen bunları nasıl görüyorsun inanmazlar. Bir de bir kimse. Üstadı sever gece rüyasında görür

gündüz rüyasında görür halini de görür heyecanlanır ona gözyaşı döker kendi kendine iç ayrı olur dışı ayrı olur öbürkü der ki gösteriş yapıyor muhabbetten sevdadan nasibini almamış haz. Mevlânâ’yı eleştirmem günüm. Şems hayatım. Şems diye yanarken herkes ded ki ya. Bu nasıl söylenir bu şirk ehli. Hazret-i Mevlânâ Küfür ehli dediler ya ayım. Şems günüm. Şems diyor dinim. Şems diyor. Peygamberim. Şems kitabım. Şems diyor bu nasıl söz dediler ya bu. Küfür ehli bu şirk ehli bu müşrik ef şimdi.

Üstat sevgisi anlatsam. Herkes der ki. kendini sevdirmek ne acı bir öyle değil mi 15 16 yıl anlat. Kimse anlamasın şimdi anlatsan. Şimdi de diyecekler. Şimdi de kendini anlatıyor diyecekler kendini öyle sevdirmek istiyor diyecekler tasavvufta yol gidecekse insan yürüyecek. Oran n lenmek istiyorsa oradan muhabbeten tatlan istiyorsa üstadını sevecek bağlı olması yetmez sevecek hizmet etmesi yetmez sevecek sevecek. Sever o sevgi bir tek bir söyleyeyim o gördüğü her şeyden. Faz sevmesi lazım onu yapamaz kimse yüreği titrer evindeki hanımını

sevemeyen çocuğunu sevemeyen bahçesindeki hayvanı sevemeyen ağacı yeşili gülü çiçeği sevemeyen dergahtaki. Derviş kardeşini sevemeyen. Üstadım sevecek gördüğün sevemeyen görmediğini mi sevecek görmediği ne. Peygamber. Efendimiz görmediği. Allah gördüğünü sevemiyor görmediğini mi sevecek boş. Üstadım patinaj ederdi. Allah affetsin benim muhabbetimin karşısında bana derdi ki. Musa. Efendi oğlum. Nasıl yapabiliyorsun bunu defalar demiştir defalarca demiştir ve ne yaşarsa. Yaşasın aramızda ne olu olsa olsun onu diye diye öldü gitti bu dergahta beni en fazla seven. Mustafa efendidir. Benim de en

fazla sevdiğim. Mustafa efendidir bunu silemedi kimse zaten. Hala da beni en fazla seven odur. Hala da benim en çok sevdiğim odur silemedi seveni kimse silemez seveni silecek olan hiçbir kimse yoktur. Çünkü sevenin vekili. Allah’tır. Çünkü sevenin sahibi. Allah’tır. Çünkü sevenin koruyucusu. Allah’tır. Çünkü sevenin elinden tutacak. Allah’tır. Çünkü sevenle beraber olan sevenin sevgisini yücelten. Allah’tır kim yıkacak ki onu. Yeter ki sevgisi. Allah için olsun yeter ki sevgisi. Ruhani olsun yeter ki sevgisi ilahi olsun. Eğer gerçekten. Ruhani

noktadan bir. Derviş bir dervişi seviyorsa. sevdiği. Derviş var ya. Hem. Vallaha da hem billaha da yatakta yatamaz o. Derviş o seven. Derviş kalkar ya rabbi ben seni zikrediyorum bana lütfettin. Benim sevdiğime de lütfet. Benim sevdiğime de ikram et o da kalksın gece. Zikrullah yapsın dedinde hem. Vallah da hem. Bada seven ayağa kalkar o sevilen kalkar sevenin önünde duracak kimse yoktur o. Şeyh o. Üstat daha ayağa kalkar üstat. Gecenin. Yarısı ırgal atın birisi o. Üstat ayağa kalkmazsa

dünya batar sevenin önünde kim duracak o. Üstat dah gik durur saat ikiş ümüş 4t müş beş miş sabahmı gündüzmü geceymiş ortadan zaman mekan kalkar seveceğinizi öyle. Sevin sevgili gelsin önünüzde dursun öyle. Sevin sevdiğiniz gelsin kapınızda dursun öyle. Sevin gelsin sevdiğiniz eşiğin yatsın eşiğin. Evet. seven sevgilisine gider. Öyle mi. Seven sevdiğine gider. Öyle değil mi seven sevdiğinin yoluna. RAM Olur öyle değil mi aşık maşukuna yol alır öyle aşık olur ki maşukunu kapısına getirir öyle aşık olur ki

maşukunu kendisine. Hizmet et öyle aşık olur ki maşukunu debdebe sokar öyle aşık olur ki maşukunu heyecan kasırgasının. K maşukun olduğu yerde oturmaz tersinden düşün bir de tecelliyatı sevin ama. Sevmek için yürek ister. Sevmek için. Kendinden geçmek ister. Sevmek için dünyadan geçmek ister. Sevmek için hırstan kinden gazdan geçmek ister için hesaptan kitaptan geçmek ister ikisi. Sevmek hayatın bütün. Sırrı içinde gizli sevmenin içinde gizli hayatın. Sırrı sevmenin içinde gizli dervişliğin. Sırrı üstatlık. Sırrı aşıklı. Sırrı müminli. Sırrı sevmenin

içinde gizli olamazsın sevmiyorsan. Mümin dahi. olamazsın şeytan gelir ayağına çelmeyi takar düşersin sevmiyorsan gaflet sevgisizliktir gafleti sormuş bir kardeşimiz gaflete düşenler sevmeyenler sevmiyorsa gaflete düşer sevmiyorsa boşluğa düşer sevmiyorsa yanlışlığa düşer sevmiyorsa eksikliğe düşer sevmiyorsa patinaj eder sevmiyorsa yoldan çıkar sevmiyorsa bataklığa düşer sevmiyorsa aklına sevgisizlik insanı alır götürür nefsi emmareye bırakır. Hatta nefsi emmareden bırakır sevmiyorsa. NEF eden aşağı düşer sevmiyorsa nefsi emmareden aşağı düşer kardeşlerinizi. Sevin. Arkadaşlarınızı. Sevin üstadını. Sevin annelerinizi babalarınızı. Sevin eşlerinizi çocuklarınızı. Sevin sevgililerinizi

de sevin diyeceksiniz ya sana yakışıyor mu. Evet var sevgiliniz var. Ne yapacağım örtüp. Saklayacak mıydım. Evet o sevgililerimizi de sevin. Sevin ama harama düşmeyin ama yanlışlığa düşmeyin ama eksikliğe düşmeyin gidip günaha düşmeyin gidip. Kusura düşmeyin sevebiliyorsan. Sevin yüreğin yetiyorsa. Sevin kalbiniz yetiyorsa. Sevin. Sevin. meşhur kıssa ya anlatırım herkesin de çok hoşuna gider işte gelmiş dervişin birisi üstadına. Efendim ben. Ayşe’yi seviyorum demiş gir oğlum çil aneye demiş. Ne çekeceğim. Efendim. Ya. Ayşe oğlum demiş aslında bu böyle

çok basit bir kıssa ama o kadar içi dolu ki o kadar o kadar muammalı ki o kadar bir manevi ki o kadar derin o kadar yüksek o kadar geniş bir kıssa ki ilahi bir kıssa ilahi bir nefes. Evet nefes. İlahi aşkın bir tecelliyatı o ilahi. Aştan bir perde bir estan olur çok hoşuma gider benim çok düşünürüm geceleri. Ben. Derin ki o derviş gibi olsaydım otursaydın köşeye. Ya. Ayşe ya. Ayşe deseydim ve sen de gelseydin kapıya çalsaydı

kapımı açsaydın kapıyı baksaydım. Sen ay. Şedde kalıyorsunuz kıssanın arkası var ya. Ayşe dedi sabah len. Ayşe geldi evladım. Allah’ı isteseydin. Allah gelecekti diyor. Allah. Evet o sevgini sizin sevginizin sevgisinden deyeceğim. Siz ona seviyorum deseniz o emrini. Tamam ede. Haşa o. Ya. Rabbi dedikçe. Buyur kulum diyor. Buyur kulum. Buyur. Buyur bu ne büyük sevgi. O bizi bizden fazla seviyor. O bizi bizden fazla sevdiğinden. Ya. Rabbi desek hemen hazır her gece semaya iner diyor her gece semaya tecelli

eder her sabaha karşı nerede ağlayan var onun göz yaşını siler o nerede yalvaran var onun yalvarışın cevap verir nerede haykıran var onun haykırışını cevap verir ole sevgili. Ama sen oturup ya. Allah demezsin. Ama sen oturup. Onun için gözyaşi dökmez. Ama sen oturup ellerini açmazsın. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti Ya. Rabbi diye. Her. Sabah. Her sabah. Siz bıkarsın o bıkmaz. Siz her gün haftada bir gün dahi bir arkadaşınızı ziyarete gidemezsiniz her gün bir fakire diye ekmek

veremezsiniz bir fakir bulsanız bir fakir bir fakir bir garip bir gabba bulsanız oü arabaların danan çıkıp da her gün sabah ona iki ekmek götüremezsiniz kariyeriniz sarsılır. Siz her gün bir yere bir götüremezsin yapamazsınız. Evet yapamazsınız ama o her sabah semaya tecelli eder. O her gece yarısından sonra meleklerini gönderir. O her gece yarısından sonra peygamberlerini gönderir velilerini gönderir her gece yarısından sonra kutsal ruhlarını gönderir gece yarısından sonra gönderir der ki dostlarım. Şimdi ayakta der ki benim sevdiklerim.

Şimdi ayakta çinilerin. Şimdi ayakta. Ey. Gök halkı inin ayağa onlara bakın. ihtiyaçlarına bakın. Gözlerinin. Yaşını silin başlarını okşayın onlar beni severler benim onlar da onlar da benim sevdiklerim her gün tecelli eder bu her gün yağmur yağar her gün rahmet yağar. Her gün bıkmadan utanmadan dindirmeden. Sen bıkarsın. Sen yorulursun senin uykum gelir. Onun uykusu gelmez o bıkmaz o. Usanmaz. Bilirsin ki yarın akşam tekrar sevgiliyle buluşma var. Bilirsin ki yarın akşam sen uyusan dahi sevgili uyumayacak. Bilirsin ki

yarın akşam sen hasta olsan. O hasta olmayacak. Bilirsin ki yarın akşam yine o yine ay gibi yeniden doğacak yeniden semayı kaplayacak her yeri kapladığı gibi. Bilirsin ki her gece peygamberler bir işte bilirsin ki her gece kutsal. Ruhlar bir işte ve onlar gece yarısından sonra kendi halleriyle bir iş yapıyorlar sevenleri. arıyorlar ağlayanları arıyorlar garipleri kuraları arıyorlar kim köprü altında kalıp. Ya. Rabbi dedi kim aç kaldı. Kim susuz kaldı ya rabbi dedi. Kim hasta kaldı ya rabbi dedi

kim. Naçar kaldı ya. Rabbi dedi kim oturdu. Allah. Allah. Allah dedi. Evet nerde. Allah diyen bir birisi olsa hemen dizinin karşısında birisi belirir. O da onunla beraber. Allah demeye başlar onun biraz daha. Eğer maneviyatı yüksekse bir. Velinin birisi gelir muhakkak. Velinin birisi gelir oturur der ki devam et yalnız değilsin salihlerle berabersin. Hani dedik ya fatiha’da bizi salihlerle beraber eyle. Evet o salihlerle beraber olursun onlar bizin önüne otururlar onlar senin yanına otururlar bir bakarsın sarını görürsün bir

bakarsın takkesini görürsün bir bakarsın cübbesini görürsün bir bakarsın elini görürsün bir. bakarsın bir nefes. K nefes sanki. Cennetten çıkma bir bakarsın ki bir nefes mi nefes. Arş haladan gelmeden bir bakarsın ki bir koku düny öyle bir koku yok dersin ki bu koku nereden geliyor kendi kendine bilemezsin önce nereden geldiğini duyamazsın sesin nereden geldiğini göremezsin o görüntünün nereden geldiğini kalk kardeş kalk kalk geceleri boş geçirme kalk kalk seven sevgilisini. Zikreder seven sevgilisiyle beraber olur kalk. Sen gece

hiç olmazsa yarım saat kal sevgiliyi zikret sevgiliyi an sevgiliyi bekle sevgil yolunu gözler kokusunu gözler kalk sevgilinin sesini gözler. Ümit et. Umut et. Bekle elleri vermiş ya sana aç ellerini gözü vermiş ya sana gözünü aç kulaklarını vermiş ya sana kulağını aç. Onu dinlemek için onu görmek için. Onu söylemek için. Kalkın geceleri. Sevin kardeşlerinizi arkadaşlar etrafınızdaki. Sevin. Evet sevmekten zarar edeceksiniz. Evet maddi anlamda vücut anlamında zarar edeceksiniz yorulacaksın. Evet bitkin leşiniz. Evet paranız gidecek gidecek rahatınız gidecek

huzurunuz gidecek gidecek sevmek fedakarlık sevmek düşünmemek sevmek hesap etmemek. Siz. Sevin. Evet aptal diyecekler salak diyecekler manyak diyecekler deli diyecekler seviyorsunuz ya. Allah rahmet eylesin efendinin ailesi bana öyle derdi deli. Mustafa geldi. Deli. Mustafa gitti deliy ver bir dediğimde deli değil mi derlerdi hakir görürlerdi doğru deli diyecekler deli diyecekler. Şeyh. Efendi de derdi. Mustafa. Efendi deli denmeyen. Veli olunmaz oğlum derdi birine deli diyecekler etrafınızda kılar deli diyecek anneniz babanız eşiniz sevgiliniz deli diyecek çocuklarınız deli diyecek.

Baba bizi düşünmüyorsun delisin diyecekler eşiniz diyecek ki. Delisin sen ya sohbetli. zikir di arkadaşlarını kardeşlerini ya git sen işte o dervişlerle nikahlan diyecekler duyacaksınız bunları bu deli deli ne delisi. Allah delisi ne delisi. Resulullah ne delisi. Veli delisi zikir delisi ne delisi. Sevda delisi. Sevda. Hadi git sen. B olma sen sevmem. Sen sevdaya tutunmayacaksın durma sen sevdaya yürüyeceksen durma sen sevdaya elini. Uz atamayacaksan durma. Sen sevdayı çekeceksen kıl git ne işin var ki. Allah muhafaza eylesin.

Cenâb-ı. Hak cümlemizi. Sevdayla sevgiyle muhabbetle büyütsün. O yüzden. Sevin arkadaşlar zikrullah’ı. Sevin namazı. Sevin. Arkadaşlarınızı dostlarınızı. Sevin aileleriniz. Sevin. Sevin çocuklarınızı. Sevin. Sevin kuru kuru değil yaş yaş. Sevi kuru kuru sevmektir o seviyorum ben seni ciyat ister içini doldurmak ister üstadını. Sevin. Evet. Sevin. Herkes bir yazar. Efendi için söylenen. sözleri bana anlatılan sözleri bir sıralam roman olur roman kendi abimden tutun eski dervişlerden tutun intisap etmeyen dervişlerden tutun düşman olan onara varıncaya kadar sevmek hep imtihandır kalpa

hası belli eder sevmek imtihan kalpa hası meydana çıkarır imtihan otobüste gidiyor. Adamın birisi geldi sakallı eski dervişlerden demiş. Efendi için bir söyleyecek oldu kaşır giran edepsiz. Adam hemen korktu gitti ben sussam efendi hakkında bir sürü laf söyleyecek içime işledi ben bu adama neden kafa atmadım yeni dermişim daha bir yıllık dermişim o zaman kafam meşhur benim ben bir kafayla adam indiriyorum şemşiye gibi ben bu adama neden kafa atmadım ben bu adama neden kafa atmadım kendi kendime ahdettim.

Nevşehir’de inerse bu dedim. Nevşehir’de buna dedim bir kafa koyacağım. indireceğim aşağı dedim kendi kendime kararlaştırdı yolda indi bu. Biz. Nevşehir yolunda başka bir yerde indi. Kendi kendime dedim ki eyvah dedim ya ben bu adama nasıl bir kafa atmadım dedim ya gençlik o zaman heyecan. Neden. Benim. Sevdiğime laf söyledi benim sevdiğim eleştirmeye kaltı. Benim sevgimle mimikleriyle davranışlarıyla söyleyecek konuşacağı zaman ben susturdum ama sevdiğime laf söyleyecekti indim aşağı. Nevşehir’den sabah. İçim içime sığmıyor böyle. Hala da canım sıkıyor

gittik şeye dergaha. Efendi anlatıyor yol kesicileri anlatıyor. Evladım. Diyor adam üstadına giderken yol kesiciler çıkar. Derler ki gitme. Yapma etme şöyle yanlış adam böyle bozuk adam anlat içimden dedim ki. Tamam yol kesecek ben nasıl kap atmadım dedim içimden tekrar. Ya musta efendi. Ne oldu oğlum yolda dedi döndüm. Efendim dedim böyle böyle beyaz sakalı birisi. Otobüsün içinde dedim dolaşıyordu kadınların dedim kollarını oralarını buraların eriyordu hem. Almanca biliyordu dedim onlarla. Almanca konuşuyordu. Ondan sonra dedim geldi benim yanıma

oturdu. Hay ben on o böyle dolaşırken onları yaparken kendi kendime. Ben de ona bakıyorum. Böyle içimden diyor ki ya bir çuva sakalıyla sırtında. Cübbe var o hani paltolar var ya böyle yakasız cübbe gibi ondan var kafasında takke var dedim kafasında takkeyle sırtında cübbeyle kadınları elliyor diyorum ben şimdi biz de argo böyle yanlış yoldan gelmeyiz ya adamın elleme niyetini veya elleme şeklinin. Şemal inden kardeşçe olmadığını lan kardeşçesine de tam bilmiyoruz ya bu diyorum bunun dokunuşunda kardeşçesine yok

normal bir yok ell yok kızıyor sakalımla taken cübbem. Nasıl. böyle bir yaparsın diye geldi oturdu benim yanıma imtihan. Ya ben hiç bakmadım ş. Selamünaleyküm dedi. Aleykümselam dedim ben hayırlı yolculuk dedi. Teşekkür ederim ben cevap vermiyorum ona canım sıkkın. Çünkü. Nereye gidiyorsun kardeşim dedi. Nevşehir’e gidiyorum. Hayırdır dedi şeyhimi ziyarete gidiyorum dedi direk yıl 1987 ya 886 ya 87 o zaman ben şeyhime gidiyorum demek için mangal gibi yürek lazım. O zaman efendiyle. Bayındır’da trde hiç kimse yan yana

dolaşmıyor. Bizim oralarda çember sakallı yok. Kimseden hele. Efendim bir de bol pantolon giyiyor üzerine. Haydar ile dolaşıyor yazın. Haydar var dışın bu aynı kumaştan onun paltosu vardır veyahut da cübbesi vardır öyle dolaşıyor kafasında takke saçlar sıfır belli içinde hiç saç yok sakal çember. Bayındır’da. Bayındır’da. Normalde nüfus oranına. göre. Türkiye’de içki ve uyuşturucu tüketiminde bir sırada o zaman şfi sokaklarında. Kimse dolaşmıyor benden başka eski. Dervişler var bir sürü tarikat var. Orada da dolaşmıyorlar. Ha onunla dolaşmak için

mangal gibi yürek arkası var. Bursa’ya geldiğimizde de. Ayn burs da. Çarşı esnafı ilk önceleri. Efendi karşıda. Selam verirler karşıdan görünmesinler görürlerse ir ol olur her olur. Evet böyle deyin nevş nereye şeyhimi ziyarete gidiyorum kim ki şeyhin dedi kubba. Hasanoğlu. Abdullah. Efendi. D ona mı bağlandın dedi ble hani küçümser ded ha. Ona bağlandım ne var dedim ben işte. Baba ona. Hani musta. Efendi ona vermedi diyecek. Baba ona must ona bir şeyim ya. Direk yanımdan dedi böyle baktı.

Şimdi yürü git yanımdan bir kafa koyacağım şimdi sana git. yanım bunu efendiye anlat. Ne oldu oğlum yolda deyince böyle böyle oldu. Efendim ben de böyle böyle yaptım. İçimde uhte dedim ona bir kafa atamadım diye dedim ben. Ciğerim yanıyor. Efendim dedim o benden bir kafay hak ettiyi dedim o zamanlar meşhur benim kafam bir kafa koyu adam gibi dönüyor. ORT Ben hesaplarım adamı tam böyle iki çatının arasına anına vururum kafeyi başka bir yerine değil kafam çok sert o

zamanlar çok. Sinirlendiğimde duvarlara vuruyorum. Koçlar gibi ilk itikafa girdiğimde de bana zaten. Öyle dediler. Sen. Sana dediler darbe buhranı verdik. E sen dediler istediğin yere kafanı vurabilirsin. B şaka mı yapıyorlar. Acaba dedim ben. Neyse duasını okudum kafamı mest ettim böyle. Orta yerde mescidin bir tahtadan direk var duruyor. Sabah namazından önce gerdim gerd gençlik ya ilk itikafa giri darı bilmiyoruz biz ne olduğunu kafamı mestim. Koçlar gibi önceden alışkın ya gittim bir vurdum tahtaya sabaha yakın bütün. Cami

sanıyor herde yıl öyle sert ben ona kafa vuramadım diye ciğerim yandı efendi ay oturduğu yerden kalktı böyle gel evladım. Mustafam benim dedi gel oğlum dedi insan sevdi mi. Candan. Sevmeli dedi bir sarıldı. B insan sevdim. Yürekten sev ol. Aferin sana insan sevdim yürekten. Sev. Candan. Sev. Evet sevdiniz mi yürekten. Sevin. Candan sevin seviyorsanız seviyorsanız yürekten. Sevin sevmiyorsun. Allah yolunu açık etsin. Git helalla. Git arkadaş ben yapamayacağım. Eyvallah ne kadar güzel yapamayacak seviyorsa yürekten. Candan sevecek ciğerinden

sevecek hücrelerinden sevecek ruhundan sevecek öyle sevecek öyle severken. Arkadaşlarınızı. kardeşlerinizi etrafınızı. Sevin. Üstadımız. Sevin. Resulullah’ı. Sevin onunla alakalı bir dinlerken. Gözünüz dolsun ve. Eğer birisi. Sizinle konuşurken ve. Birisi sizi gördüğünde birisiyle karşılaştığınızda böyle yüzü vuruşuyla sevginin alameti olarak gözünden yaş akıyorsa gerçekten o sevgide belli bir tecelli tecelliyata yükselmiştir sevenin gözü yaşı. Gözü. Yaşlı olur derler ya ben. Ağlayamıyorum. Efendim geç kardeşim ciğerin yanarsa öyle bir ki yüreğin titrerse öyle bir ağlarsın ki gözyaşının üzerinden gözyaşından. Pınarlar oluşur.

Pınarın üzerine değirmenler kurarlar gözyaşının üzerine evet yerin yanarsa öyle ağlarsın. Allah bizi muhafaza eylesin. Cenâb-ı. Hak bizi onlardan eylesin baştan şunu söylemek istiyorum önce tekkede hizmet eden bütün semazen mutan ilahen bütün kardeşlerim. Ondan sonra da ş. Ar gecesine gelen bu noktada hizmet eden çalışan çabalayan gayret gösteren. Hiç. olmazsa kendisini getiren. Bütün kardeşlere ciğerimden canımdan teşekkür ediyorum. Cenâb-ı. Hak ne muratları varsa hasıl eylesin umdukların nail eylesin korktuklarından. HS muhafaza eylesin geleme de yüreği orada olan. Olur ya

bir mazeretten bir sıkıntıdan bir problemden dolayı gelemz amağ oradadır ciğeri oradadır ruhu oradadır onlardan da. Allah razı olsun. Teşekkür ediyorum bir. Viraj. Vardır her cemaatın her cemiyetin her şahsın her ailenin bir virajı vardır. Biz de bir. Viraj geçtik. Cenabı. Hakk’a hamdolsun hem çok tatlı bir. Viraj geçtik güzel bir. Viraj geçtik başarıyla geçtik mutlulukla huzurla geçtik. Cenabı haka. Hamdu. Sena olsun bütün kardeşlerden emeği geçen geçmeyen gönlü bizde olan kalbi bizde olan bütün kardeşlerden. Cenâb-ı. Hak razı olsun

inşâallah. Cenâb-ı. Hak. İnşallah daha nice hizmetlerde daha nice bu. tip gecelerde daha nice böyle çalışmalarda beraber eylesin inşâallah. Amin bu noktada kalbim büyük bir sürür içerisinde büyük bir mutluluk içerisinde büyük bir tatlılık içerisinde. Gönlüm öyle büyük bir hoşluk içerisinde bu. Tabii geceye gelinceye kadar daha önceki gecelerde daha önceki programlarda aksaklıklar oldu eksiklikler. Oldu noksanlıklar oldu bu gecede. İnanıyorum. Ama bugüne kadar gelenlerin mükemmeli ve biz daha mükemmelini başaracak bir cemaat. Daha mükemmelini yapacak bir kadromuz. İçimiz dışımız

içeri dolu bu noktada. Biz daha iyisini başarırız. Biz daha büyüğünü daha genişini başarırız. Hani derler ya sende bu sevda oldukça himalayalardaki. Karlar düşünsün derim ben benim sözümdür. Sen bu sevda oldukça himalayalardaki. Karlar düşünsün sen düşünme sen bu sevdanı bırak himalayalardaki karları eritir. Siz bu sda olduktan son ona. himalayalardaki. Karlar düşünsün yürüyün. Allah yolunuzu açık etsin inşâallah. Koşun koşun. Allah sizinle. Yeter ki. Koşun. Yeter ki yürüyün. Yeter ki hareket edin. Allah sizinle hiçbir cemaa. Herkes kendisiyle bunu

karşılaştırır. Öyle değil mi i. İlgili Sohbetler 666. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 358. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 260. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.