Mahalle derslerinde zikrullah yapılırken ses tonumuzu neye göre ayarlamalıyız? Eee, orada mahalle dersini yaptıran kimse, her kim ise orada belirli bir ses tonunu verir. O ses tonunu verince herkes o ses tonuna göre yapar. Ama diyelim ki mahalle dersi bir başkasının evinde oluyor. Mahalle dersini yaptıran kimsenin değil. O zaman ev sahibi orada nasıl bir ses tonunda olması gerektiğini mahalle dersine yaptıran kimseye söylerse bir problem çıkmaz. Altın günü yapmak caiz mi? O günkü altın kuru üzerinden almak caiz mi?
Altın günü yapıyorlarsa o gün herkes altınını alır getirir. Yoksa işte ben bugün para getirdim bunun altın yerine para getirdim dedi mi o faize girer. O doğru olmaz. Allah 100.000 Adem yarattıysa kaç tane Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yaratmıştır? Adem yaratmak ayrı bir şeydir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yaratmak ayrı bir şeydir. Yazılılar bitti. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Ana dilde ibadet ve ana dilde eğitimle ilgili görüşlerinizi lütfeder misiniz? İmam-ı Azam Hazretleri bu konuda en böyle eee toleranslı,
bu konuda biraz böyle tabiri caizse Müslümanların işini kolaylaştırıcı bir fetvası var. O da bir kimse Kur’an-ı Kerim öğreninceye kadar kendi ana diliyle Fatiha-ı Şerifeyi kendi ana diliyle okuyabilir. Bununla ibadet edebilir diye hüküm var. İmam-ı Azam’ın yaşamış olduğu yerde çünkü tabiri caizse çok uluslu ve çok dilli bir yerde yaşıyor. Mesela bir kimse Mekke Medine’de yaşamış olsa orada çok dil yok ama işte Bağdat’ta, Şam’da o bölgede çok dil var. İmam-ı Azam da o bölgede yaşadığından dolayı ve o
bölgenin insanı yani İmam-ı Azam eee çok özür dilerim ırkçılık gibi algılamay algılamayın bunu. Arap değil kendisi. Arap olmayınca da olmadığından dolayı da zaten Emeviler tarafından da Abbasiler tarafından da ikinci sınıf vatandaş hükmüne konulmuş genel olarak. Böyle olunca İmam-ı Azam’ın fetvası var. Bir kimsenin normalde Kur’an dilini öğreninceye kadar kendi diliyle ibadet edebilir diye. O yüzden normalde bir kimse kendince öğreninceye kadar bunu şimdi bu fetvayı alıp böyle sanki o kimse bir ömür boyu kendi ana diliyle ibadet edebilir
hükmünü çıkarmaya çalışıyorlar. Bu doğru değil. Bu İmam-ı Azam atılmış bir iftira olur. Böyle bir şey söylenirse. İmam-ı Azam öğreninceye kadar demiş bunu. Bununla alakalı kaynak olarak elhidayede bunu bulabilirsiniz. Dürer gürerde bulabilirsiniz bunu. Normalde bunlar eski eee Hanefi fıkıh kitaplarındadır. Onlarda normalde bunları bulabilirsiniz. hani bu meseleyi ama öbür türlü hani bunu bir ömür boyu veya daim olarak ana diliyle ibadet diye böyle bir şey söz konusu değil. İkincisi ana diliyle öğretim. Normalde bir kimsenin ana diliyle öğretimde bunun
yasaklanmaması lazım. Ama bu tabii Osmanlı’da yasak değildi. Selçuklu’da yasak değildi. Daha geriye gittiğimizde eee Türk Müslüman Türk devletlerinde bu yasak değildi. Daha da geriye gittiğimizde normalde Türkler hiçbir zaman hiçbir dili yasaklamamışlardır. Orta Asya’dan itibaren. Yani normalde Türkler aslında Orta Asya’dan itibaren çok uluslu bir, çok kavimli bir eee topluluktur. Yani bunu normalde eee şimdi bu cumhuriyetle beraber ırkçılık daha doğrusu Osmanlı’nın son dönemindeki ırkçılık bunların bizim bunları bizim görmemizi engelledi. Normalde eee biz şöyle görüyoruz. Orta Asya’daki Türk
devletleri sadece Türklerden ibaret zannediyoruz. Mesela Malazgirt Alpaslan normalde Bizans’ta savaşırken sadece Türkler yoktu savaşanların içerisinde. Bütün Müslüman unsurlar bölgede ne kadar Müslüman unsur varsa hepsi de Malazgirt Savaşı’na katıldı. Buna Kürtler dahil. Oradaki bütün ne kadar Müslümanlar var ise hepsi de o Malazgirt Savaşı’na katıldı. Katılmayan Müslüman kavimler de var mıydı? Onlar mesela eee Bizans’ta anlaşmaları olan veyahut da Bizans’la savaşta yenileceğini kendi kendilerine hükmeden topluluklar vardı. Onlar katılmadılar ama öbür türlü öbürkünlerin hepsi de katıldı. Türkler de o
zaman içinde normalde İslam olduktan sonra da İslam öncesinde de aşırı derecede bir kavmiyetçilik yok. Böyle bir milliyetçilik yok. Zaten Osmanlı’nın e Osmanlı bölgesine milliyetçiliği e katan bu milliyetçilik hastalığını koyan Yahudi unsurlardır. Sebateistlerdir, siyonistlerdir. Yahudi unsurlar Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünüp parçalanmasına sebep olmuşlardır. Milliyetçilik akımıyla. Yani bir Boşnak ben Boşnakım dedi. Bir Arnavut ben Arnavut’um. Özgürlük istiyorum dedi. Bir pomak, biz pomakız. Özgürlük istiyoruz.” dedi. Bunun gibi batıda eee ilk önce Balkanlarda başladı ve Balkanlarda Müslüman kanı dökülmesin diye Osmanlı
çekildi oradan. Osmanlı’nın orada bir mağlubiyeti yok. Osmanlı Balkanların kendi eee yönetimlerini kendilerinin yapması, orada bir kardeş kanı, Müslüman kanı dökülmesin diye çekildi. Yani normalde Balkanlarda öyle bir mağlubiyet söz konusu değil. Ruslarla olan bir savaş var. Ruslarla olan savaşta da zaten Ruslar Edirne’ye kadar gelmişlerdi. Hatta daha da ileriye Büyükçekmece’ye kadar gelmişlerdi. Bu da ayrı bir tartışma konusu. Şimdi milliyetçiliği bizim içimize soktular. bizim için Osmanlı’nın içine soktular. Osmanlı’nın içine sokunca eee bu İngilizlerin siyonistlerle beraber yapmış olduğu bir
oyundu. Yani İngilizler bu işi çok iyi bilirler. Bu işi de çok iyi becerirler. Yani o siyonistlerle beraber. Çünkü İsrail’in kurulmasının sözünü veren İngiltere’dir. Ve siyonistlerden de bu konuda yardım alır. Çünkü siyonistler normalde parayı elinde tutanlardır. Parayı elinde tuttukları için İngilizlerle beraber anlaşırlar. Hala daha öyledir. Para İngiltere’de kraliyet ailesinin gözetiminin altındadır. O yüzden İngiliz paracılarla Amerikan paracıları ayrıdır. İngiliz paracıları farklıdır. Amerikan paracıları ayrıdır. İkisi de siyonisttir. İkisi de birbirlerinin teyze çocuklarıdır, kardeş çocuklarıdır. Birisi Amerika’dadır, birisi İngiltere’dedir.
Ve bunlar normalde o zaman için Amerika’da bu kadar önde değil. Bu İngilizlerle siyonistler ortak olup normalde ülkede Osmanlı’nın içerisinde bulunan veya diğer İslam ülkelerine ne kadar ne varsa hepsini de milliyetçiliği içine döküp hepsini de ayrıştırdılar. Herkese ayrı ayrı devlet sözü verdiler. Kürtlere de devlet sözü verdiler. Normalde onlara da ayrı devlet sözü verdiler ama İngilizler hiçbir sözlerinde durmaz. Amerikalılar gibidir. Masonlar da hiçbir sözlerinde durmaz. Aynı onlar da İngilizler gibidir. Ve siyonizmle Amerika, İngiltere evangelistleri veya emperyalistleri tek
noktada birleşirler. Tek noktada birleştikleri yer Müslümanlara karşıdır. Bakın Hindistan Pakistan savaşıın sebebi de İngilizler oradan çekilirken Hindistan’ın içerisinde bir Müslüman grup, Müslümanların içerisinde bir grup bırakırlar. Şeylerini ne o? eee sınırlarını öyle ayarlar. Mesela Bangladeşliler derler ki biz Bangladeş devleti istiyoruz. Onlar ayrı bir devlet isterler. Örnekliyorum Bangladeş’in bir kısmı Pakistan’dadır. Bir kısmı Hindistan’dadır. Bir kısmı da kendileri dururlar. Mangalede ayrı bir devlet sistemi yoktur. var gibidir, yok gibidir. Öyle arada derededir. Her an için savaşmaya, savaştırılmaya hazırdır o
bölge. Yani son anda Türkiye işin içerisine girdi. Hindistan’ın 4 be tane uçağı düşürülünce Hindistan baktı ki hani oradaki agalığı bozuluyor. Amerika onlara dedi ki savaşmayın bırakın. Çünkü Hindistan şu anda Amerika’nın paracalarının elinde. Örnekliyorum. iPhone’un fabrikası nerede? Hindistan’da. Bakın, iPhone’un üretim fabrikası Hindistan’da. Amerika’nın birçok üretim fabrikaları Hindistan’da. Çünkü Çin’le savaşmaya bekliyorlar. Bekleyince hepsini yatırımlarını en yakın Hindistan’a çevirdiler. Ve Hindistan’la bu noktada Amerika eee kol kola yan yana öyle söyleyeyim. Şimdi İngilizler onları çok iyi bildiğinden bizim de
içimize milliyetçiliği koydular. milliyetçiliği koyunca bizde de bizim de bir başlık olarak bize öyle dediler. Milli Eğitim Bakanlığı dediler. Hiçbirisi milli değildir. Bakın eğitim de milli değildir. Ama sonuç itibariyle bir ülkede tek dil işte tek eee dil olacak, tek eğitim olacak dendi. E böyle yaptılar. Ama sonuç itibariyle eee Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gençleri cahil şu anda. Laik, demokratik, insan haklarına saygılı hukuk devletinin, Milli Eğitiminin yetiştirmiş olduğu çocuklar, dinsiz, ahlaksız yetiştirdiği çocuklar. Hedef ve terbiyeden uzak, her türlü uyuşturucuya,
her türlü içkiye, her türlü yanlışlığa girebilecek bir gençlik yetişti. Bu gençliğin hiçbirisinde dini bir eğitim yok. Derinlemesine bir dini eğitim de yok. İster imam hatip gitsin, ister ilahiyata gitsin, nereye gidiyorsa gitsin. Bu çocuklar yüzeysel bir dini eğitim alıyorlar. O imam hatiblisi de yüzeysel, ilahiyatçısı da yüzeysel bir dini eğitim alıyor. Ve bunlardan öğretmenler çıkıyor, imamlar çıkıyor. Şimdi Diyanetin içerisinde laik imamlar var. Çok affedersiniz eşcinsel imamlar var. İçki içen imamlar var. Bunları kendileri de biliyorlar ve bunları istifade
ettiremiyorlar. Bunları normalde işten de atamıyorlar. Adam diyor ki ben memurum. İşimi yapıyorum kardeşim. Beş vakit namazı kılıyorum ama ateistim ben diyor. Bunu dillendiremiyorlar da işte dini savunan bir tek kurum var Diyanet. Biz onu da normalde hani kariyerini bozmayalım diyorlar. Ama veelakin Diyanette laik bir sistem, laik bir kurum. Öyle olunca da normalde ülke üzerinde hani tek dille eğitim başarılı mı? Bence eğitim başarısız. Tek dilli olsa olacak, çok dilli olsa olacak. Eğitim başarısız veyahut da başarısız ya başarılı
bir eğitim sistemi olmuş olsa üniversiteye girmek için özel kurslara, özel okullara ihtiyaç duyulur mu? Demek ki eğitim sistemi başarılı değil. Eğitim sisteminin başarısız olduğunu kendileri de görüyorlar. Özel okullara, özel eğitim sistemlerine müsaade ediyorlar. Böylece şunu yapıyorlar. Diyorlar ki fakirin, fukaranın çoluğu çocuğu okumasın. Koç, Koç Üniversitesi’nin anaokulunun yıllık parası 1.7 milyon lira. Kim gönderecekse koçun anaokuluna göndersin. Hadi birisi. 1.7 milyon. Bugün gazetede okudum. Koçun anaokulu. Daha ilkokulu kaç para bilmiyoruz. E şimdi bu özel okullar komple özel
dershaneler, özel okullar. Dünyanın parası kim gönderecek oraya? ekonomisi belirli bir noktada olan kimseler gönderecek. Böylece okullara yani üniversite iyi üniversitelere kimler gidecek? 691. Mustafa Özbağ Efendi – Sohbet Notları Belli bir kesimin çocukları gidecek. Diğerleri ne olacak? Diğerleri ırgat olacak, amele olacak. Ya da içlerinden çok iyi çalışanlar olacak. Çok iyi çalışanlar olunca bir yerlere gidecek. bir yerlere gidecek. Çok iyi çalışıyorsa yani kendini onun cep telefonunu kenara alacaksın. İşte onun bilgisayarını elinden alacaksın. Sadece eğitim odaklı olacak bilgisayarı.
O çocuk böyle çok iyi bir disiplinli bir şekilde çalışacak. İyi bir üniversiteye gider mi öyle çalışırsa gider. Geri kalan geri kalan gidemeyecek. Nereye gidecek? Geri kalan gidecek. 2 yıllık veya açık öğretim veya 2 yıllıklara gidecek bir yerde onlar da üniversite mezunuyum diye bir meslek sahibi olmayacak, çalışmayacak, yönetilmeye müsait olacak. O üniversite mezunuyum ben üniversite okudum diyecek. Tarlada çalışmayacak. Babasının işinde çalışmayacak. Bir yere gidip bir çıraklık yapmayacak. Yapmayacak. Tarlalar boş olacak. Hayvancılık ölecek. Tarlalarda tarım ölecek. Tarım
ölecek, hayvancılık ölecek, ülke olarak komple ekonomik olarak yönlendirmeye açık olacaksınız. Kısacası bu. Efendim, ifadelerinizden şunu anlayabilir miyiz? Hazreti İmam’ın fetvası gereğince Kur’an-ı Kerim’i namaz kılacak kadar ezberinde bulundurmak elzem bir konu. Bir kimse günlük ibadetini yapabilecek kadar Kur’an-ı Kerim öğrenmesi farz. Mesela o kimse diyelim ki ne namaz kılacak? Fatiha suresini öğrenecek. Oturuşta Etayatı öğrenecek. Fatiha ile beraber muhakkak en az bir tane zam sure ezberleyecek. Öbür türlü eee namazın içerisindeki rükuda secdede okunacak olan zikirleri öğrenecek. Bunlar farz.
Günlük dini, hayatını yaşayabilecek kadar dinini öğrenmesi de farz. Haramı, helalı onları öğrenecek farz. Onlar o zaman ibadet, günlük ibadetini yapabilecek kadar Kur’an-ı Kerim’i de o kimsenin bilmesi farz. Ondan kurtuluş yok. Yani o kimse Fatiha suresini öğrenecek, ihlası öğrenecek. Örneğin diğer namazlarla alakalı hatta namazlar namaz surelerini muhakkak bilecek ama bir tane sure bilse yeter ona farzı yerine getirmiş olur. Bir kimse Fatiha bilse, İhlas suresini bilse namaz kılacak kadar farzı yerine getirmiş oldu. Çünküyatiyi bilmese oturuşta Fatih okusa
yine yeterli ona. bilmiyor diyelim ki o kimse onu öğreninceye kadar Fatiha’yı okuyabilir oturuşta bir kimse Fatiha’yı da bilmiyor. İhlas da bilmiyor. Hiçbir şey bilmiyor. O kimseye namaz yine farz. O la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diyerekten namazı kılar. Türkçesinden de kılabilir. Türkçesinden de kılabilir. La ilahe illallah normalde biliyor mu? La ilahe illallah’la namazı kılar. Çünkü namazda Fatiha okumak vacip Hanife’ye göre namazın farzlarından değil. Öyle olunca ayakta durmak farzdır. Namazda öyle olunca ayakta durur.
Fatiha suresini okuyabilecek zaman miktarınca kadar la ilahe illallah der. Hatta rükuda secdede söylenecek zikirleri dahi bilmese otur rükuya gider işte üç tane la ilahe illallah der. Secdeye gider üç tane la ilahe illallah der. tane Allahu ekber der veya secdede 3 tane Allahu ekber der. Oturur mesela ettiyyati bilmiyor Fatiha’yı okur. Çünkü oturmak namazda farz. Bunu normalde bak ayakta namazda ayakta durmak farz. Rükuya gitmek farz. Secdeye gitmek farz. Oturmak farz. Namazın içindekinerde bak farz olan namazın içerisinde bu
kadar. Ayakta durmak, rükuya gitmek. secde etmek, oturmak. Dört tane farzı var namazın içinde. Diğerleri normalde Fatiha okumak hanefiye göre vacip. Namazın farzından değil. Çünkü o kimse tevhitle de olsa namazını kılar. Hiç ben Allah affetsin yaptım diye değil hiçbir şey bilmiyor. Mesela ben ona diyorum ki tevhitle namazını kıl. hiçbir şey bilmiyor. Yani bunlarla karşılaştığım için bu e Allah affetsin vahşeti görüyorum ben ya. Şu anda toplumda evlenmiş kadın gusül abdestini almıyor. Müslüman gusül abdestini almasını bilmiyor ama Müslüman.
Evlenmiş erkek genç delikanlı gusül abdestini bilmiyor. Bunu yıllar öncesi bunu bazen derslerde anlatıyorum ya. Ödemişte çok zengin bir ailenin kızı geldi bana. Yeni evlendi. Daha bir haftalık evli. Ben dedi sizin isminizi duydum. Ben bir şey danışmak istiyorum. Bir şey sormak istiyorum. Buyurun dedim. Ben ben boşanmak istiyorum eşimden dedi. Ödem işte yer yerinden oynar. O ailenin kızının boşanmış, boşanmayı istemesi. Dedim bana sebebini söyleyeceksin ki dedim ben sen ben sana içtihat edeyim, yardımcı olayım. Sebebini söylemezsen dedim ben
sana yardımcı olamam. Hani boşanma isteğin hak mı değil mi bir şey diyemem dedim. Benim eşim gusül abdestini inkar ediyor dedi. İlişkiye giriyor. İlişkiden sonra ben gusül abdest almam lazım. Ne alakası var diyormuş. Hani yıkanmamız gerekiyorsa yıkanırız ama gusil abdesti diye bir şey yok demiş. Kızacağız birkaç gün daha anlatmış anlamıyor. Dost gidiyor babasının evine. Diyor ki bu adamla beni evlendirirken neden diyor dinini imanını sorup soruşturmadınız? Beni bir dinsiz de evlendirdiniz diyor. Ben bu adamdan boşanacağım diyor. Aile
olmaz işte bize yakışmaz şu bu. Ama çocuk da hala daha diyormuş ki, “Hayır, gusül diye bir şey yok.” diyormuş. Geldi, “Gusül diye bir şey yok diyor mu dedim.” “Diyor” dedi. O küfür noktasında dedim sen onunla evli kalamazsın. Ben dedi harama girmek istemiyorum dedi. “Benim isteğim, benim görüşüm hak mı dedi.” “Hak dedim. Seni tebrik ediyorum dedim. Bu konuda nasıl bir destek lazımsa ben dedim söylemeye, destek vermeye hazırım. Gerekirse babanla da konuşurum dedim. Boşandı kız. Şimdi bakın bu
yıllar önce yıl 89. Bunu söylediğim yıl 89. Şimdi yıl 2025. Şu anda gençler evleniyor. Gençler gusul bilmiyor. Sorduğunuzda Müslüman ama kadın gelmiş 3536 yaşına müslümanım diyor. Fatiha suresini bilmiyor. Gusül abdestini bilmiyor. Bildiğiniz gusül abdestini bilmiyor. İki çocuk annesi gusül abdestini bilmiyor. Gecenin saat 2’si bu cinni taifesi bana dokundu diye tanıdığının üzerinden bana telefon açıyor. Diyorum gusül abdestini var mı biliyor musun diyorum. O ne diyor bana? Telefon açık gusül aldırttırdım banyoda ona. Dedim aç telefonu. Telefonu banyoya
koy dedim. Ben telefonda duracağım. Dedim niyet ettim. Ya Rabbi gusül abdestini almaya diyeceksin. Üç sefer ağzına su vereceksin. Üç sefer burnuna su vereceksin. Komple vücudunu yıkacaksın. Guslün bitecek dedim. 3536 yaşında, 37 yaşında kadın, iki çocuk annesi gusül abdestini bilmiyor. Bunu yaptı. Tril tiril titriyor. Evde secdade var mı dedim. Evde secdade yok dedim. Temiz bir yer var mı? Ayakkabısız dolaştığın yerinin içerisinde ayakkabısız dolaştığı yer yok. Evde ayakkabıyla dolaşıyorlar. Sosyete bunlar. Dedim bir örtü yaz. Bir şey yaz
dedim şeye halının üstüne bir şeyler yazdı. Gerçekten Fatiha suresini bilmiyor. La ilahe illallah demesini zor biliyor. Belki de 10 sefer, 15 sefer eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulü. Bunun dili dönmüyor. Ne kadar üzüldüm. Ne kadar üzüldüm. Buna dili dönmüyor. Gece saat 3 oldu. Ben hala daha buna kelime-i şehadet getirmesini öğretiyorum. Dedim şimdi otur secde diye la ilahe illallah demeye başla. La ilahe illallah demeyi bilmiyor. Bu bayan üniversite mezunu. Üniversite mezunu
bu. İyi bir üniversiteden mezun. İyi bir maaşı var. Sonradan tanıştık, görüştük iyice. İyi bir ailenin kızı. Sonra çok gene iyi bir ailenin aileyle evlenmiş. İki tane var. Kelime-i şehadeti bilmiyor. Özel okullarda okumuş. Aile bunu özel okullarda okutmuş. Ama eğitim sistemi bu. bunun bunun altından bu devleti 100 yıldır idare edenler bunun altından kalkamaz. Kim olurlarsa olsunlar. Bu milletin çocuklarını dinsiz yetiştirdiler. İmam Hatib’e gönderiyorlar. Hadis inkarcısı yaptılar. Çocukları mezhep inkarcısı yaptılar. Kur’an inkarcısı yaptılar. Böyle ayet olmaz diyorlar.
Şimdi ilahiyatçılar bitti. Yani ilahiyata gönderdiğimiz çocukların boyuna onları telkin ediyorum. Sakın hadis inkarcısı olmayın. Sakın mezhep inkarcısı olmayın. Sakın ayet kararcısı olmayın. Sakın onlara bakmayın. Sakın onlara inanmayın. Böyle tavsiyelerde bulunuyorum çocuklara. Çatışmayın da diyorum sizi okulda bırakırlar. Birini tespit etmişler. Sizin şeyhiniz böyle demez diyormuş. H bir de takip ediyorlar. Ha hani beni sevmeyenler de takip ediyorlar. Y sevmiyorlar aslında. Böyle nefret ediyorlar benden ama takip ediyorlar. takip ettikleri gibi Allah inşâallah hidayetlerine sebep olsa. Yani normalde yok.
Ve işin çok garip tarafı şu. Dünya üzerinde salt, tertemiz, pak, Kur’an ve sünnet eseneği tebliğ eden, salt, temiz. Bakın mezhep, meşrep, tarikat öne koymadan, tekrar söyleyeceğim bunu. Dünya üzerinde mezhep, meşrep, tarikat, şeyh öne koymadan salt Kur’an’ı ve sünneti ve imamların içtihadını konuşan topluluk çok az şu anda. Çok acı bir şey bu. Ve bunun nerede duracağı belli değil. Çok özür dilerim. Kendimizi bir şey zannettiğimizden dolayı değil. Biz kelayna kuşu gibi kaldık. Yani baskılar, ne bileyim işte değişik
üstümüzdeki organizasyonlar buradan bizi geri çevirmedi. Cenabı Hak’a hamdu sena olsun. Biz çok az kaldık. Dünya üzerinde de çok azız biz. Yani zaten ülkede azız da dünya üzerinde de azız biz. Yani böyle bir normalde işte eee dervişanından bir şey istemeyen, onları maaşa bağlamayan, onlara aylık bir ücrete bağlı tutmayan, bir şey istemeyen ve salat sadece Kur’an’ı, sünneti, imamların içtihadını, ilk sufilerin yolunu anlatan kelayın kuşu gibi kaldık. Bundan rahatsız mıyım? Ayet-i kerime inancım benim. Çok azınız iman eder. Bu
noktada da böyle bu hani böyle böyle kaldık filan üzüntülü değilim. Rabbim son nefesimize kadar Kur’an’a, sünnete, imamların içtihadına, ilk sufilerin yoluna, edebine, adabına uyanlardan eylesin. Eftali zikir falemahu la ilahe illallah. ilaheallah. La ilahe Hak muhammeden resulullah. mselinhamdülillahi rabbilemin elfatiham salavat Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed Amin. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: İCAZETNAME TÖRENİ
TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 , Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 07.08.2025 , Mesnevi Şerîf Şerhi (1480. Beyit) 03.12.2022 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=fIObmzlcBkI