Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri” width=”500″ height=”281″ src=”https://www.youtube.com/embed/tbE3rgcPhz4?feature=oembed” frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share” referrerpolicy=”strict-origin-when-cross-origin” allowfullscreen> ecm Allah Kur’an-ı Kerim’de ayetinde “Ey iman edenler, iman ediniz di” diyor. İkinci kez iman kelimesi kullanılıyor. Burada ne demek istiyor? İmanda kemallerin. Taklidi imandan tahkiki imana geçin. Allahu alem. Namazda miracımız nasıl yapabiliriz? Namaz müminin miracı demiş. O yüzden ihlasla ve samimiyetle namazı kılacağız. Bütün ibadetlerimizde ihlas ve samimiyet olacak inşâallah. O zaman namazda miraç olacak. Gavsiye de ya gavs-ı azam
kim ki ilim den sana rüyet isterse o mahcuptur perdelidir. Kim ki rüyeti ilmin gayri zanneder, o Rabbi görmekten güvenilmeyecek zannı aldanıp kendini beğenmişlerden olur. Mağrurlardan olur. Konuyu açar mısınız? Açacak bir şey yok. Herkes her şeyi Allah için yapacak. Başka bir şey için değil. İlmi Allah’ı bilme, Allah’ı tanıma noktasında yapacak. Birilerine cevap verme, birilerini anlatma için değil. O zaman ilmi Allah’ı tanıma, Allah’ı bilme noktasında olursa o ilim onu perdelemez. Ama yok ilmi birilerine sohbet etmek için, birilerine
hava atmak için, birileriyle tartışmak için, mücadele etmek için ilim öğreniyorsa o ilim ona perdeli olur. Genelde bu eee il dedi, kastettiğimiz ilim dinle alakalı. İlahi yani aslında dinin içerisinde de Allah’ı bilme, Allah’ı tanımayile alakalı. Çünkü Allah’ı bilme, Allah’ı tanıma ilmi farklı bir ilimdir. Hadis ilmi ayrı ayet ne bileyim işte Kur’an’da Kur’an-ı Kerim’in ilmi kendi içinde okumasıydı, hukukuydu, eee, ne bileyim diğer eee ahkamıydı, Kur’an’la alakalı. Bunların hepsi de ayrı ayrı ilim dalı. Bu ilim dallarını o kimse
eğer ki sırf Allah’ı tanımabilme noktasında yapıyorsa o ilim onu perdelemez. Ama yok dini ilimlerde birisine aktarmak için, birisine anlatmak için veyahut da ondan para kazanmak için veyahut işte ben şunlarla tartışacağım, bunlarla ondan sonra eee dini tartışacağım, dinle alakalı şunu yapacağım diyorsa o ilim onu perdeler. Bu ne olursa olsun sufiler şöyle düşünürler. Senin ne yapacaksan yemeği yerken de Allah için yiyeceksin. Yedirirken de Allah için yedireceksin. Zikrederken de Allah için zikredeceksin. Zikrettirirken de Allah için zikredeceksin. Zikrettireceksin. Sohbet
ediyorsun. Sohbeti Allah için yapacaksın. Allah için yapacaksın. Yani bu beni beğensinler. Beni kabul etsinler. Aman bunlar bana küsmesin. Aman işte korku. Bakın burada Allah için olduğu zaman bütün her şeyi sıyırcaksın atacaksın. Hiçbir şey kalmayacak sende. Yani Yusuf Hoca seni beğense ne olacak, beğenmesen ne olacak? Yusuf Hocaya göre ilim yapmayacaksın. İşte Adnan seni beğense ne olacak, beğenmese ne olacak? Şahıslara göre ilim konuşmayacaksın. Şahıslara göre sohbet etmeyeceksin. Ama şahısların anlamayacağı dili de konuşmayacaksın. Onlara patinaj çektirmek için de
uğraşmayacaksın. Onları normalde yoldan çıkaracak veyahut da yola karşı şüphelendirecek sözler de yapmayacaksın. Allah rızası için, Allah için yapacaksın. Din samimiyettir. Başka bir şey değildir. Samimiyettir. Allah’a karşı samimi ol. Samimiyettir. Resulullah’a sallallahu aleyhi ve sellem’e karşı samimi ol. Samimiyettir. Müminlere, Müslümanlara karşı samimi oldu. Samimiyettir. Mümin olmasa dahi insanlara karşı samimi ol. Din samimiyettir. İnsan olmasa dahi hayvanlara samimi davran. Din samimiyettir. Dağa, taşa, toprağa, yeşilliğe, ağaca, denize. Varlığa samimi davran. Bakın varlığa samimi davran. Din baştan başa samimiyettir.
Eğer bir kimsede o samimiyet yoksa kendince neye karşı samimiyet yoksa kendi iç hesabı neyse onun kulu olur. dinse söz konusu onun içerisinde dinle alakalı onun içerisinde herhangi bir şeye karşı samimiyeti yoksa samimiyeti olmadığı şeyin düşünce, fikir, dünya malı, makam, mevki buna ne derseniz deyin. O onun ilahı olur. Çünkü herkes kendince kendi ilahına yaranmaya çalışır. kendi ilahına. O zaman o kimse yani derdi onun insan toplamaksa ilahı o oldu. Onun derdi para toplamaksa ilahı o oldu. Onun derdi
o ne iyi derviş desinlerse onun ilahı o oldu. Onun derdi o ne güzel namaz kılıyor desinlerse onun ilahı ne güzel namaz kılıyor desinler. Oldu onun ilahı. Ya ben şu partiden görüneyim de bana buradan bir makam, bir iş verirler. O yüzden ben hemen o makam sahibinin arkasında namaza durayım dedi. İlahı onun o makam sahibi oldu. O işi oldu. Allah muhafaza eylesin. O zaman din baştan başa samimiyettir. Sen normalde dini para kazanmak için yaptıysan senin ilahın para kazanmak
oldu. Başka bir şey olmadı. Sen hak ve hakikati herhangi bir şeyden korkaraktan sustuysan senin ilahın o korkun oldu. Din samimiyettir. İslam dini baştan başa samimiyettir. Buradaki dinden kastım benim İslam bütünü. O yüzden samimiyettir. Bir kimse bu konuda samimiyetini kaybettiği anda hangi alanda samimiyetini kaybettiyse ilahı oldu ve perdelendi. İlahı on olmakla kalmadı. Perdelendi diyoruz. Perdenin eee Arapçası küfür, örtü. Küfür örtmek, örtünmek veyahut da bir şeyin üstünü kapatmak. Perde o eee olumsuz noktada, olumlu noktada perde hayrettir. Allah’ı
tanıdıkça, tanımladıkça hayreti artar. O da ayrı bir perdedir. Bu olumlu noktada sizin kalplerinizde 70.000 hicap perdesi vardır. Yani 70.000 bir perde vardır. Sen her iyi amel işledikçe, güzellik yaptıkça bir perde açılır. Kötülük yaptıkça da perdeler kapanır. Rabbim bizi samimi olanlardan eylesin. Bütün Adem’den itibaren dindarların en büyük handikapı samimiyettir. Bütün bak Adem’den itibaren bugüne kadar dindarların en samimiyettir. Samimiyeti terk ederler. Araya bir şeyler katarlar çünkü. Allah muhafaza eylesin. Dinen anne babanın çocuk sayısını belirleme hakkı var mıdır?
Varsa nereye göre bu sayı belirlenmeli? Herkes mali durumuna, eee, kültür durumuna, eğitim durumuna, her şeye bakaraktan bir sınırlama getirebilir. Bu daha doğrusu babanın hakkıdır. Bu kadının hakkı değildir. Ama burada çocuk edinme ile alakalı eee size okutulmayan Müslümanların bilmediği bir dini hukuk var. Darül Harp hukuku. Mesela bir baba çocuğunu Kur’an ve sünnet dairesinde yetiştiremeyeceğini düşünüyorsa, bu konuda buna hükmediyorsa çocuk edinmeme hakkına sahip. Ama evlenirken o zaman kadına söyleyecek, diyecek ki, “Ben çocuk edinmeyi düşünmüyorum. Bu şartlar altında
evleneceksen evleniriz.” diyecek. Kadın bunu kabul ederse evlenebilirler. Bu darül harp hukukuyla alakalı. O yüzden veyahut da erkek dedi ki ben bugünkü sistemde iki tane çocuğumu Kur’an sünnet dairesinde yetiştirip onu iş aş eş dini öğrenme bunların hepsini ben bir çocuk veya iki çocuk bunları yapabilirim der gücüm ona yatıyor diyorsa onu da söyleyecek evlenirken bunların hepsi evlenirken konuşulacak şeyler çünkü örnekliyorum yani bunu söylediğimde hükümet merkezi Gizliler çok kızıyorlar bana. Çok canları sıkılıyormuş. Hani ben işin realitesini söylüyorum. Yani
son 20 yılda uyuşturucunun yüzde kaç arttığını hesaplamak mümkün değil. TÜK bunları açıklamıyor artık. Yani 2007 ile 2013 arasındaki şeyleri okumuştum daha önce. Sadece uyuşturucudan tedavi olmak isteyenler 2007 ile 2013 arasında %1800 artmıştı. Bu şimdi uyuşturucu belası nereye kadar gitti belli değil. Ne bileyim içki, kumar nereye kadar gitti belli değil. Fuhuş nereye kadar gitti belli değil. Muhakkak devletin içinde hani devlette veyahut da hükümette bu bilgiler var. belki de infaal olacak diye paylaşmıyor olabilirler. Ama veelakin bunun nerede
durdu, nereye kadar gittiği, hangi noktada olduğu ben birkaç böyle rapor okumaya çalıştım. Bunu tespit edemedim tam olarak. Bir de o daha önceki raporlar gibi değil. Böyle değişik hesaplamalar yapmışlar. Eee, biraz ben geri zekalı olabilirim. Ben işin içinden çıkamadım. Yani mesela son 20 yılda uyuşturucu ne kadar artmış? Son 20 yılda içki kullanımı ne kadar artmış? Son 20 yılda fuş ne kadar artmış? Son 20 yılda vesi kalmak isteyen kadınlar yüzde kaç artmış? Örnek son 20 yılda fuhuşla alakalı
devletin kayıtlarına geçmiş. Ne kadar artmış? Son 20 yılda bulunan, yakalanan uyuşturucu miktarı ne kadar artmış? Son 20 yılda uyuşturucudan ölenler ne kadar artmış? Son 20 yılda uyuşturucu satıcıları ne kadar artmış? Bunların hepsi de ayrı ayrı analiz edilmesi gereken şeyler. Şimdi bunlara baktığımızda, bunlara bakınca son 20 yılda ne kadar dindarlaşma olmuş. 690. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında Son 20 yılda namaz kılınlar azalmış mı, çoğalmış mı? Son 20 yılda Kur’an-ı Kerim öğrenenler azalmış mı, çoğalmış mı? Örnek bunları. Bunlar
normalde hepsi de muhakkak hükümetin elinde veya devletin elinde bu oranlar vardır. Ama ben bilmiyorum şu anda birkaç böyle araştırmaya çalıştım. Tam net tespit edemedim. E şimdi böyle olunca bu ortamda yani çocukların çocukların diyorum cep telefonundan rahat bir şekilde kumar oynayabildiği, cep telefonundan rahat bir şekilde fuhuş yapabildiği, fuhuş yapabildiği, ülkede fuhuş yaşının 1415’e düştüğü, bakın 1415’e düştüğü kız çocuklarının ortaokul çağında büyük bir çoğunluğunun kız kızlığını kaybetti. Hani siz bağırıyorlar ya işte çocuk yaşta evlilik diye. Yani ilkokul
ilkokula giden çocukların sevgilisi var. Şimdi ya ortaokulu bitirirken çocukların büyük bir kısmı yani kızlıkla alakalı sıkıntıları var. Tabii ülkede bunları konuşmak da gericilik. Yani siz hala da kızlık mı konuşuyorsunuz? Gericisiniz. Bunu aramak da gericilik. Tabii laik, demokratik, insan haklarına saygılı hukuk devletinde hala daha kızlık zarımı konuşulacak. Yani Diyanet bir yıllar sonra bir cuma hutbesi okudu. Ondan sonra işte fuhuşla alakalı, kız arkadaş, erkek arkadaşla alakalı dinozorlar ayağa kalktı. E şimdi bir kimse bu noktada, bu dairede hani
ben bu çocuğu nereye kadar İslam üzerine yetiştirebilir mi hesaplayabilir. Cumhurbaşkanı beş çocuk yapın diyor. 3’ten 5’e çıkardı ama yani o çocukları eğitmek, okutmak, dinlerini öğretmek, birer meslek sahip etmek, onları evlendirirken eşekte paldım ben seni saldım gibisinden çeyizsiz, çömezsiz evlendirmek de var. Yani neyle evlendirecek, nasıl evlendirecek, nasıl iş kuracak? Bunların hepsi de var. Baba yani erkek bunların hepsinden de sorumlu. Erkek çocuklarından sorumludur. Sorumlu olan babadır. Çocuktan kadından evliyse kadından sorumlu olan erkektir, kocadır. Evleninceye kadar sorumlu olan
babadır. Evlendi mi kadın direkt sorumluluk kocaya geçer. E böyle olunca şimdi kim nereye kadar yetecek, kim nereye kadar yetemeyecek bunun hesabını yapıp ona göre çocuk edinebilir. Darül harple alakalı bu mesele. Kalbi, darbi ve nefes ile yapılan zikrin hem maddi hem manevi manası nedir? Güzel ahlak nedir? Sufilerde nasıl olmalıdır? Bu yaklaşık 16 cilt tutar böyle bir sorunun cevabı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu üç türlü zikrullah’ı sahabeye öğretmiş. Bu üç türlü zikrullah’ı sahabeye öğrettiği için
biz de sahabeye öğretilen zikrullah’ı yapıyoruz. Ben bunlarda başka bir şey aramam. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey yapmış mı? Yaptıysa bunun manası nedir? Bunun altı nedir, üstü nedir? Bundan ne anlamalıyız? Canım kardeşim sen yap denileni yap. Sana mana gönlüne gelsin inşâallah. Güzel ahlak. Ahlak nedir? Güzel ahlak dediğinizde birinci derecede haram işlemeyin. Bu yeter bize. Diliniz, gözünüz, kulağınız, eliniz, ayağınız, uzuvlarınız haramdan uzak dursun. Bakın bu yeter. Haram işlemediğiniz zaman da sevaba giriyorsunuz. Çünkü haram işlemeyin
güzel ahlak olarak. Sonra onun zaten arkası gelir. Sufilerde nasıl olmalı? Sufilerdeki ahlakı anlatsam ben dahi buradan çekip gitmem lazım. Bende de bu yok diye. Biz haramlardan uzak duralım. Müslüman ölür, şehit olur. Yatağında ölenler nasıl şehit oluyor? Neden olmasın ki? İllaki eee harpte mi şehit olacak? Birisi, bir kadının birisi ağlıyordu. Oğlum vefat etti diye hani böyle pisi pisine gitti gibi bir şey dedi. Dedi ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Oğlun neden öldü? Sebebi neydi?” O
da bir küçük bir hastalık söyledi. Daraltıyorsunuz, genişletmiyorsunuz dedi. İşte karın ağrısından ölen şehittir, baş ağrısından ölen şehittir, devasız hastalıktan ölen şehittir diye şehitlik dairesini genişletti. Boza ve şalgam içmekte bir sıkıntı var mı? Sıkıntı görüyorsan içmeyi ver canım kardeşim. Sen kendince bunu sıkıntılı görüyorsan içme. Çünkü haramlar belli ya. Haramlar belli diyor hadis-i şerifte. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem helallar da belli. İçinde şüpheli olanlar vardır arada kalan. Siz de onları terk edin diyor. Yani her şey bitti.
Bozaya mı kaldı iş? Her şey bitti. Adanalıların bir tek şalgamı var ellerinde. Şalgama mı kaldı şu? Başka bir şey kalmadı mı? Allah bizi affetsin. İçin bozayı da için şalgamı da için sıkıntı yok. Camide konuşmak doğru mudur? Camide ne konuşulur? Ne konuşulmaz? Bunun hükmünü öğrenebilir miyiz? Camiler dünyalık meselelerin konuşulacağı yerler değil. Hele cuma hutbe okunurken hiç değil. Ama ne yazık ki cuma hutbeyi dinlemek farz. Hele bir de emeklilere denk geldim ben. Ben de emekliyim ama yanındakine soruyor.
Senin emekli maaşı ne kadar oldu diyor. Hutbe de orada hoca da hutbe okuyacağım diye uğraşıyor. O yanındakine emekli maaşı ne kadar oldu senin diyor. O şu kadar oldu. O y öbürkü bu sefer o emekliler bir de hani sandalyeye sıralanıyorlar ya melemen bardağı gibi. Onlar polit üyesi gibi. Murtaza gibi o sandalye. Murtaza’nın makamı. Onun yüzünden adam dergahı terk etti. Murtaza hala daha o sandalyede mi oturuyor diye. Adam orada oturuyor işte. Kaç yıl oldu sen orada oturanı? Buraya
geleli 18 yıl oldu. Adamı 18 yıldan beri makamı terk etmiyor. Birisi kapar diye düşünüyor herhalde. Adam onu gördü. Dergahı terk etti. Allah bizi affetsin. Var ya camilerde böyle adam rahatsız. Ona söyleyecek bir lafım yok ama ya mübarek insanlar en arkas en arkaya böyle o müezzinlik tarafına sıralanıyorlar. Hani konuşmayın bari susun bari ama çok samimi oluyorlar ya orada toplana toplana. Ben de cumayı böyle en son gidiyorum ya. Ben gittim onların içine düştüm. E hutbe bitinceye kadar emeklilik
maaşını bağlayamadılar bir yere. Şimdi hutbe okunurken, hutbe okunurken konuşmak caiz değildir. Hutbeyi dinlemek farzdır. Ha hutbe ne dediği belli olmuyor. Bazen Kızılay haftası, yeşilay haftası, yeşillik haftası, morluk haftası var ya böyle. Hatta bir hafta ondan sonra Bursa gazın bildirisi okundu. Bursa’da okundu. Lodos esecek. Bacalarınızı temizletin. Hani hutbede bu dokundu. Ben böyle kafamı kaldırdım. Hoca böyle gözünün üstünden baktı. Geçen bir hafta önce çünkü e şey vardı. Dedim ki öldüğüne kim hükmediyor? Böyle baktı. Tehlikeli adam dedi bu
adam. kafasını çevirdi. Sevgili cemaat bize verileni okuyoruz biz burada.” dedi. “Bize ne söyleniyorsa onu okuyoruz dedi. Yani diyaloğa girmedi. Ben öldüğüne kim hükmediyor deyince öyle adam makineye bağlı yaşıyor orada. Yani fişi çekti. Öldüğüne kim hükmetti de fişini çektin? Ölmemiş daha adam. Neyse ardından işte Bursa hutbesi ben böyle kafeye kaldırdım. Diyeceksiniz ki sevgili cemaat biz Bursa Kazın hani nesini oku diyeceğim zaten. Bizim dedi bize veriyorlar okuyoruz dedi. Veriyorlar okuyorlar. Hadi böyle bir şey oldu. Sen o zaman
gir Beytullah’ımı rabıta edeceksin. Peygamberimi edeceksin rabıtana kimi alacaksan Allah’ı zikret. Orada hani şu boş muhabbeti dinlemeyeyim de Allah’ı zikret. Ama öbür türlü camide bilhassa hutbede konuşmak hoş değil. Birine borç para verirken örneğin 1 gram altın miktarı TL parayı sana veririm. Bir ay sonra 1 gram altın miktarı TL senden alırım deyip para vermek caiz mi? Tam faizin göbeği, faizin tam göbeği. 1 gram altın verirsen 1 gram altın alacaksın. Altına altın. 100 lira verdin 100 lira alacaksın. 100
liranın karşılığı yine lira. Öbür türlü TL verdin yerine altın alıyorsun. Fark olsa da olmasa da faiz. Yani 1 kilo hadislerde şöyle geçer. 1 kilo iyi hurmaya karşılık 2 kilo kötü hurma aldın. Tabii şimdi Celalettin Afgan’in Abduh’tan mason Abduh’tan mason Celalettin Afganiye her ikisi de İngiliz büyük Britanya locasına bağlı iki masondur. 690. Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Abduh Eleser’in imamıdır. Cumhuriyet eee Osmanlı’dan sonra Abdu Büyük Britanya loocasına bağlı 33 dereceli masondur. Abduh’un talebelesi olan Celalettin Afghani aslında
kendisi Şiadır. O da 33 dereceli Büyük Britanya masonudur. Tabii bu Celalettin Afgani’nin kitaplarını da milli görüşçüler Türkçeye çevirip Türkiye’ye sokmuştur. Bunları böyle açık açık konuşuyorum. Artık neyin ne olduğu görünsün bilinsin öleceğim gideceğim. Ya şimdi o Celalettin Afgani’nin yetiştirmiş olduğu o ekolle devam eden ilahiyatçılar vardır bizim ülkemizde. Ülkemizde bu Celaletin Afgani’nin damarından, kanalından gelen ilahiyatçılar enflasyon miktarı kadar faizi caiz görürler. birinin sapkın olup olmadığını, sapık olup olmadığını, birisinin İngiliz paratörlerinin elemanı olup olmadığını bu faiz fetvasından öğrenirsiniz.
Anlaşıldı değil mi mesele? Birinin fıkıhçı birisi sağlam pouç mu değil mi? Açacaksın faizle alakalı meseleye bakacaksın. Hatta bu mealler var ya meallerde şöyledir. Faizle alakalı. Kat kat faiz size haram kılındı. Kat kat değilse bir katsa faiz. Faiz o size caiz olmuş oluyor. Kat katmerli. Şimdi katmerli dediğiniz o hesabı siz bilmezsiniz. Onu bankacılar bilir. Bir de tekstilciler iyi bilir. Tekstilcilerin içerisinden eski iplikçiler iyi bilir. Yüzde kaç aylık işte faiz? %7 değil mi? Şimdi 100 lira bir aydan
sonra ne yaptı? 107 lira oldu. Kat kat olunca 107 liranın bir daha kı %7’si ne oldu? Bu anlaşıldı değil mi? Bankacılar bunu böyle hesaplar. Siz bilmezsiniz. Veya işte ortalıktaki faizciler de böyle hesaplar. Bu kat mat, kat katmerli oluyor. Diyor ki oradaki meali yazan kimse, “Kat kat faiz size haram kılındı.” Edepsiz bunlar. İşte bunlar dinini, imanını bir yerlere peşkeş çeken insanlar. Ha bu kimseler dinde reform isterler. Bu kimseler dinde işte yeniden bir oluşum yapalım. Ondan sonra 1400
yıl önceki kanunlar, hukuklar bugün uygulanmaz derler. Bunlar yok. Ayet-i kerimelere tarihsel olarak bakalım derler. Pardon özür dilerim. Evrensel bakalım derler. Bunlar tarihsel bazı ayet-i kerimeler. O yüzden onlar tarihte kaldı derler. Bunlar böyle nefse tatlı gelen, nefse hoş gelen ne varsa söylerler. İnsanları kandırmak için Allah muhafaza eylesin. O yüzden her fazlalık faizdir. Her fazlalık bu kadar. Her fazlalık bunu böyle kafanızın bir tarafına yerleştirin. Bu kağıt kaç para? Ben ama bunu 3 ay sonra ödeyeceğim. Kaç para ödeyeceğim?
2.100 lira ödeyeceksin. Dikkat edin bakın sözlere. İyi ben 3 ay sonra ödeyeceğim bunu. 3 ay sonra ödemek şartıyla sana bunu 2.100 liraya sattım. O da 3 ay sonra eee ödemek üzere 2.100 liraya aldım. Bunda faiz yok. Bu kaç para? 3 ay sonra ödeyeceğim veya peşini ödeyeceğim. Peşin ödersen 11.100 L 3 ay sonra ödersen 700 L. O geldi 700 lira. Ben 3 ay sonra ödeyeceğim dedi. Aradaki fark faiz oldu. Akitleşirken çift fiyat oldu çünkü. Yok akitleşirken tek
fiyat olacak. Akit bitiyor, alışveriş bitecek. Öyle değil mi? Tek fiyat olacak. İsterseniz satıcı size 20 tane sizin önünüze fiyat koyabilir. Farklı farklı aylarda farklı farklı ödeme sistemi koyabilir. Onun birisini tercih edip vakti öyle bitirdiniz. Allah’ın affetmeyeceği günahlardan biri Allah’a ortak koşmaktır. Ortak koşmak ne demektir? Ortak koşmayı açıklar mısınız? Bu çok uzun bir mesele canım kardeşim. Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler eee fasıkların, münafıkların ayrı ayrı ait ta kendileridir. O zaman normalde hepsi de
şirke düşmüş olur. Allah’ı ortakla ortaklık bildirmek. O da şirktir. Bu çok geniş bir şey. Ama Allah’ın affetmeyeceği günah şirkle gidersen affetmeyecek seni. Sen la ilahe illallah muhammeden resulullah demişsin. Öyle huzuruna çıkmışsın. Bunda bir sıkıntı yok. Cuma namazı vakti yapılan ticaret haram mıdır? Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve ayet men etmiş cuma vaktinde alışverişi. Ama tekrar y bu artık insanın kendi nefsiyle alakalı bir noktaya geldi. Genel hukuk böyle değil çünkü genel hukuk farklı. Eftekahu la
ilah illallah. La ilahe ilahe illallah. Hak Muhammeden resulullah cembi vel mselin. Elhamdülillahi rabbil alemin. Elfatihama salavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Bir eee uyarıda bulunmak istiyorum. Hakkınızı helal edin. Uzun zamandan beri bunu takip ediyorum. Esmaları vururken esmaların önüne veya arkasına bir harf eklemeyin. Mesela hay esması çekiliyor. Hay hay e hay e hay e hay değil. Veya hu esması çıkı çekiliyor. Ehu, ehu, ehu. Yani bu normalde yazık o kimsenin eee zikrullah’ı böyle yaparken
ilave etmesi hem manayı kaçırıyor hem de ritmi kaçırıyor. veyahut da mesela darbeli vermedim ben. Darbeli ne? Bu darbeli. Buna herkesin nefesi yetmez. Darbeli haybesiz. Allah Allah darbeli. Allah Allah darbesiz. Şimdi zikrullah’ı yaptıran kimse darbesiz zikrullah’ı verdi. Senin darbeli yapman nefsinden. Senin farklı ses çıkarman nefsinden veyahut da zikrullah’ı yaptıran işte hafif pes yaptı. Allah Allah pes. yükseltmiyor. Darbeye geçmiyor. Allah Allah senin bunu yapman nefsinden veyahut da darbi vurdu. Allah Allah senin kalkıp da Allah. Bu da nefsinden
bak bu da nefsinden. Kimseyi üzmek incitmek istemiyorum. Nefesin yetmiyorsa 1inci, 2inci, 3üncü, 4düncü alakada durma. Gerçekten ciddi zikrullah alakası zikrullah alakasıdır. Kenardan yaparsın zikrullah’ı. Bunda bir sıkıntı yok. Ama nefesi bozmaya hakkın da yok. Zikrullah’ın ahengini bozmaya da hakkın yok. Bunu son defa uyarıyorum. Bu konuda tehdit variayın. Bunu duyunca çok üzülüyorum. Bunun yanı başındakine yapmaya hakkın yok. Çünkü onun da yanı başındakine yapmaya hakkın yok. Birisi normal esmayı vuruyor. Birinci alaka, ikinci alaka veya birinci alakanın içerisindekilerden birkaç
tanesi vurmuyor. Geçme kardeşim. Birinci alıkaya ikiye üçe geçme. O tempo arkaya doğru çünkü bozuluyor. Mesela arkada zikrullah yapmakla önde zikrullah yapmanın arasında fazilet olarak bir fark yok. Önemli olan zikrullah halakasında durmaktır. Zikrullah halakasındasın. Nefesin yetmeyebilir. Ertesi gün sayonlara da sahne alacaksındır. Ali der ki, “Ya ben şimdi sesimi burada bozmayayım. Yarın sahne alacağım bir yerde. Ondan sonra e kalkacaklar şimdi Makber’i oku diyecekler. Ali o sesle Makber’i nasıl okusun sonra? Bilmiyorum son performansını nasıl dinlemedim Ali ama ya
normalde şimdi bir o kimse böyledir. Örneğin hani der ki ben sesimi saklayayım yarın işte erkekler için söylüyorum yarın ben bir eee hanımefendi var görüşüyorum. Ona ilanı aşk yapacağım çok sesli bir şekilde duyurayım diye. Öyle ya böyle bir estantene işte hayalledi. Sen vadinin karşısına geç ben de bir vadide geçeyim. bağırayım ben seni çok seviyorum diye. Vadide yankılansın. Hiç aklımıza gelmiyor böyle şeyler de romantizm yok yani. Hemen siz ben seni çok seviyorum mesele bitiyor. Zaten bizim kızlar da
zaten birisine ben seni çok seviyorum deyince gidiyor. Onlar da kalıyor orada. Yok değişik şeyler arayın. De ki dağın başında çık vallah bakacaktan Bursa’ya bana sesini duyur de. Örneğin çıksın bakacaktan başlasın bağırma işte X isimle ben seni çok seviyorum diye. Sen de telefikten yukarı doğru çık. Duyacak mı duymayacak mı? Öyle örnek yani. Bizim Yusuf hoca vazgeçti. Ben yapamayacağım dedi. Çıktı işin içinden. Hoca çabuk iflas ettin ya. Olur mu öyle şey? Mesela böyle bir işi olur o kimsenin.
Ben sesimi saklayayım der. Ama bir türlü kardeş verilen esmaya çek. Hakkınızı helal edin dur. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler