Dergah Sohbetleri Serisi

687. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

https://www.youtube.com/watch?v=Pg3dAdjP

https://www.youtube.com/watch?v=Pg3dAdjP Gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti. Muhammed’i hakkı, hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda koşturan, hakkı haykıran, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. Müslümanlara zulmediliyorsa, nerede. Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları çiğneniyorsa, Cenâb-ı. Hak hepsinin de intikamını alsın. İsrail’i ve destekçilerini yerle eylesin. Türkistan’a yardım eylesin. Müslümanlar özgür değilse rabbim hepsinin de özgürlüklerini nasip eylesin. Enteresan böyle bir soru. VIP kullanmıyorsanız neobisiniz bilet almıyorsanız

hav. H havalimanından. Bursa’ya otobüsle geliyorsanız bir mürşidin ölçüsü bu mudur? Neden çakarlı arabaya binmezsiniz? Estağfurullah. Yazan da böyle sanki çivi yazısı gibi yazmış. Bu normalde. VIP kullanmak için ne oluyor bilmiyorum. Bu senesi de bilmiyorum. Ondan sonra. Havalimanı’an. Bursa’ya otobüsle geliyoruz. Ne var bunda? Neden çakarlı araba bilmez ya? Bize çakarlı araba mı verirler? Müracaat etmeyiz zaten. Öyle bir de ihtiyaç duymaz. Allah bizi affetsin. Ya benim sizden bizden bir farkım yok. Bu nasıl bir? Allah bizi affetsin. Ben

öyle çok uçakla oraya buraya gidip gelen bir kimse değilim. Ya normalde işte bir arabayla günü birlik gidip gelemeyeceğim yerlere mecburiyetten uçakla gidip geliyorum. Ona da bir kul takarlar şimdi her yere uçakla gidiyor diye. Ama mecbur işte bir. Trabzon’a gittim geldim. Antep’e gittim geldim. Bu önümüzdeki salı değil. Bir dahaki salı. Antalya’ya gideceğim geleceğim. O yüzden başka bir değil. Biniyorum belediye otobüsüne. Havaalanının önünde bırakıyor. Oradan uçağa biniyorum. Dönüşte de tekrar belediye otobüsüne biniyorum, geliyorum. Gayet kolay bıntı yok.

Biz öyle gösterişi işleri bilmiyoruz. Fukara insanız biz. Fukara derken hani böyle maddi anlamda filan değil. Allah bizi affetsin ama o kadar da devasa bir şeyimiz de yok. Kendi kendimizi etebiliyoruz o kadar. Şimdi başka yerlere gidecek. Şimdi biraz daha açacağım mevzuyu da. Allah bizi affetsin. Herkesin kendince ölçüsü., Allah rahmet eylesin. Şeyh efendi. Hazretlerinin bana bir e nasihati var. Nasihat şuydu. Efendi, oğlum senin evine gelen dervişler baktığında şunu desinler. Hani bizim evimiz daha buradan güzel, lüks. E şimdi

bu bir ölçü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabınla beraber yer içerdi. Onlarla beraber yaşardı. sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gösterişten, şatattan şatafattan uzaktı. Bizim üstadımız da. Hazretleri de öyle gösterişten, şatattan şatafattan uzak bir insandı. Öyle asla hani gösterişe kaçacak, şatata şatafata kaçacak bir şeyi istemezdi. Sevmezdi de. Ondan sonra e bize de ölçü kaldı onun o hayatı. O yüzden bizim o konuda bir sıkıntımız yok. Şükür hamdolsun., uçağı da mecburiyetten ben uçak yolculuğunu çok seven bir kimse

değilim. Oradaki o böyle prosedürler, oradaki hareketler hiç hoşuma gitmiyor benim. Kibirlilik var orada böyle. Aman çok önemli sanki perdeyi kapatmalar filan böyle. Veyahut da işte bir saat öncesinden havaalanında olacaksın işte oradan oran kimlik göster ona kendini arat. Bir de hani bakıyorum öyle gidip geldiğimde böyle gereksiz koşuşturmalar, gereksiz böyle gösterişler, gereksiz kibirlilikler. böyle doldurmuş orayı. Sanki havaalanını kullananlar da aynı şekilde havaalanını kullanıyor, uçuyor. Çok önemli sanki oradan o bilet alanlar sanki uçağı satın aldı. Böyle bir tuhaf

bir kibirlilik akan bir yer benim nazarımda. Ben e hani arabayla gidip gelmek benim için daha özgür. Daha kolay, daha rahat. İstediğin yerde oturuyorsun, namazını kılıyorsun, ne bileyim yemeğini yiyorsun, kahvaltını yapıyorsun. Yoruldun, yat arkada, dinlen. Bu benim için daha hoş. Kafana göre git, kafana göre gel. Havaalanı öyle değil. Belli saati var, dakikası var. Yetişeceğim diye uğraşıyorsun, koşturuyorsun. Bunlar da bende stres oluyor. E şimdi yaş geçiyor. Şeker de var. Bir şeyi kendini ben oldum olası bir şeyi kendi

kendime zorunlu kılarsam ondan rahatsız olmam. Kendi kendimi zorunlu kılacağım. Kendi kendimi disipline edeceğim. Ondan rahatsız olmam. Örtülü birisi bana bir dayatınca, birisi bana bir disipline etmeye kalkınca benim teller yanıyor. Buna alışkın değilim ben. Birisi bana böyle hani bir şeyi hani zorlasa benim canım sıkılıyor ondan. Onu kaldıramıyorum ben. Ben kendi kendimi disiplin etmeliyim. O yüzden kolay bir şeye söz vermem. Hani bunu yapacağım demem. Hani bazen arkadaşlar randevu istiyorlar. Benden randevu istemeyin diyorum. Açıklıyorum ya. Ben bu sefer

kendimi orada bu konuda böyle kendimi orayı zaptürt altına alınmış gibi hissediyorum veya işte birine saat verdim. 3te gel dedim. O 3te gelmezse canım sıkılıyor. Di gelmedi 3te kapatayım kepengi geçeyim diyorum. Hani ne ama gelmedin üçte bunun gibi. Veyahut da ben işte birisi beni disiplin etmeye kalkınca ona da canım sıkılıyor. Birisi bir. şeyi bana mecbur edince ona da canım sıkılıyor. Zaman bunlarla karşılaşıyorum ben. Hadi dervişleri kırmamak, incitmemek için susuyorum mesela. Yok kardeş beni serbest ya. Beni özgür

bırak. Ben kafama göre takılayım. Ben yolda kalıyorum, kalıyorum veya yolda yemek yiyorum, yiyorum. Ben böyle kafama göre yaşamak hoşuma gidiyor benim. Ama böyle uçak yolculuğu filan falan hoş değil. Veyahut da işte şimdi ara sıra. Cevdet’le gidiyoruz. Ondan sonra ben onun da işine engel oluyorum diye düşünüyorum. Lan diyorum kimsenin işine engel olma. Kimsenin işine, aşına, eşine engel olma. Hani herkes severek beni bir yere götürmek ister, gelir gider. Bu konuda bir sıkıntı yok. Ama ben kendi kendime ondan

rahatsız oluyorum. Ya ben böyle e garip insan misali yalnız gideyim. geleyim, kendi işimi kendim göreyim. Benim durumum o. Ha birilerinin çakarlı arabası varmış. Umrumda değil. Birilerinin 17 trilyon parası varmış. Paylaşamıyorlarmış. Umrunda değil. Birilerinin tapuları varmış. Bir türlü paylaşamıyorlarmış. Umrunda değil birilerinin şirketleri varmış. Ondan sonra paylaşamıyorlarmış. Umrumda değil. Veya birilerinin millet cemaatı sömürmüş. Umrumda değildi. Beni ilgilendirmiyor onlar. Kur’an sünnet dairesinde kendimce yaşamaya çalışıyorum. Arkadaşlara da. Kur’an ve sünnet anlatmaya çalışıyorum. O yüzden bir başkalarıyla yarışacak durumda da

değilim. Bende öyle bir çakarlı araba olsa utancımdan binemem ben ona. E benim öyle bir. Allah affetsin durumum yok. Ben normalde şeye. Kabbaşi’ye gidince kabbaşi bir karşılama yapmış. Yerin dibin toprağı yaracağım içine gireceğim. Utancımdan kafamı kaldıramadım. Kendi kendimi de biliyorum ben. Tabii onların şeyleri. Bu ne o kendilerince. gelenekleri, görenekleri, örfü, ne bileyim işte bir üstat, bir şeyh öyle karşılanıyormuş. Onlar öyle karşılıyorlar. Ondan sonra ama ben böyle onlara alışkın değilim. Allah bizi affetsin. Bu kim yazdıysa bu arkadaş

kinaye yapmış. Edebiyatta kinaye yapmak var ya. Bu da onun gibi. Rabbim bizi affetsin inşallah. Ben bütün arkadaşlara da söylüyorum. Gene söylüyorum. Gittiğim yerlerde bana bir hizmet yapmayın. Allah razı olsun. Beni serbest bırakmanız en büyük hizmet. Bana beni bir şeye zorunlu kılmamanız en büyük hizmet. Ben bir şeye zorunlu olmayayım. Böyle arkadaşlar beni yemeğe davet etmesinler. Kalıp yatmak için davet etmesinler. Bunu tevazu noktasında söylemiyorum. Bunu kendi iç dünyam benim. Ben öyle daha mutluyum. Ben gideyim orada zikrullah’ı yapayım,

sohbeti yapayım. Ne yapacaksam yapayım oradan döneyim geleyim. Yunus’un hesabı bir garip ölmüş diyerler. Cesedini 3 gün sonra bulurlar. Soğuk su ile yuğarlar. Böyle garip bencileyim. Biz böyle ben bir garip olarak bir yaşayayım böyle. Ben hayatımdan memnunum. Hazretleriyle de giderken ben yatacak yer aramazdım. Yemek yeri aramazdım. Hiç böyle isterdim ki. Hak beni herkesin gözünden hani ayırsın böyle kimse beni görmesin. Hem de öyle olurdu. Kimsenin aklına gelmezdim ben. Hani nerede kalacaksın, nerede yatacaksın? Ben giderdim bir benzinliye çekerdim

arabayı. Orada yatardım. Orada duşumu da alırdım. Tekrar efendi arardı sabah. Musta efendi neredesin? Buyurun efendim. Şuradayım demem. Buyurun efendim. Hadi oğlum gel kahvaltı yapalım. Ben giderim onun kaldığı yerde kahvaltıyı yaparım. Rahat ettin mi gece? Çok rahat ettim efendim. Çok rahat ettim. Duşunu aldın mı? Aldım efendim. Duşumu aldığım yer benzinlikte tuvalet. Hiç ben benim şikayetim yok ama biz öyle 18 yıl yaşadık onunla. Ha misafir eden olurdu. O misafir edecek olan da benden sınıf geçmesi lazım. Ben tırıl

bir insanım. O zaman misafir olurdum ona. O da kolay değil. Türkiye’ye dolaşmışızdır. Iki yerde misafir oldum öyle. Nevşehir’de benim odam vardı. Onun evinde zaten. Orayı bile kullanmazdık. Gider gelirdik. O yüzden arkadaşlar böyle bunu bir daha söylemekte fayda görüyorum. Allah rızası için bana hiçbir hazırlıkta bulunmayın. Nereye gidersem gideyim bütün şehirler, iller, kasabalar, köyler hepsi dahil buna. Ben yiyecek, yatacak hiçbir lazım değil. Ben hepsi de lazım olanlar arabada var benim. Ben giderken göçebe insanım. Göçüyorum ben. bir yere

giderken. Bundan da şikayetçi değilim. O yüzden bütün arkadaşlara lütfen beni herhangi bir şeyde zorlamayın. Ne olursa olsun benden söz almaya da çalışmayın. Ben onlardan rahatsız oluyorum. Ben kendi kendimi disiplin ediyorum. Benim kendime göre bir kendime münhasır bir hayatım var. Allah’ın izniyle. Hak böyle bu şekilde dimdik bu dünyadan göçüp gidenlerden eylesin. Farz namazlarını cemaatle kılmaya gayret kesteriyorum. Farzı kıldıran imamlar tekbir verirken. Allah demek yerine ell veya lillah hullah diyorlar. Allah’ın ismini. Allah diye zikretmek yerine yanlış söylemlerde

bulunuyorlar. Farz namazımızın geçerliliği kabul olur mu? Hakkınızı helal edin. Bunda belki de bir şive söz konusu olabilir. O namaz kıldırdığın kıldıran imam efendiye namazdan sonra bunu beyan edebilirsin. 20072008 senesinden beridir sohbete, zikrinize dahil olmaya. gayret gösteriyorum. Kur’an sünnet üzere olan hakikatı gösterip anlatmakta geçen ömrünüzde çok insana ışık oldunuz. Yıllar öncesi. Zikrullah’ta olan coşkunuz hiç değişmedi. Daha da artıyor. Çok şükür sayenizde zikirde ferahlık buluyoruz. O zamanlar saçını, sakalını simsiyahı hakikat yolunda gerçekleri aykırmaktan hiçbir sizi engelleyemedi. Şu

anda pamuk bembeyaz bir gül gibi. Çok şükür başımızdasınız. Allah başımızdan eksik etmesin. Hakkınızı helal edin. Helal olsun da soru yok burada. Ben de arkasından soru gelecek diye bekliyorum. Kardeş bizim yüzümüze karşı bizi övmeyin ya. Bu da sünnete aykırı değil. Bir de kendi kendimize ödürüyormuş gibi okuduk bunu. Allah razı olsun. Böyle şeyleri buraya yazmayın lütfen. Böyle ben arkasından soru gelecek diye bekledim. Arkasından soru da gelmedi., bir insanın yüzüne karşı methetmek hoş. Sünnet-i seniye aykırı. Ama bir kimse

birisinin arkasından iyiliğine konuşabilir. Arkasından bir iyilik gördüyse onun iyiliğini konuşabilir. Onun iyiliğini anlatabilir. Derviş kardeşlerinizin arkasından iyiliklerinizi anlatın. Birisinden bir iyilik gördünüz onu anlatın. Birisinden bir fayda gördünüz onu anlatın. Bu cömertliğe karşılık olmuş oluyor. Bir kimse bir iyilik yaptı. O iyilik yapana karşılık bir iyilik yapamıyorsunuz. Siz ayniyle veya misliyle ona cevap veremiyorsanız hadis-i şerifin metni öyle. Onun arkasından onun iyiliğini konuşursanız, iyiliğini dile getirirseniz onun size yapmış olduğu iyiliğe iyilikle cevap vermiş olursunuz.” diyor hadis-i şerifte. Allah

razı olsun böyle bizim yüzümüze karşı metmeyin. Bunu da lütfen rica ediyorum. Hakkınızı helal edin. O yüzden bunlar sünnet-i seneye aykırı olan şeyler. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. birisi sizin yüzüne karşı metederse bir avuç toprak alıp onun yüzüne atın diyor. Burada toprak yok. Bir de hepinize atmam lazım. Şimdi kim olduğu belli değil. Allah bizi affetsiz. Ben bir yapı denetim firmasında mühendisim. Yapı sahibinin belediyeye harç ücreti ödeyip bana dekontu vermesi gerekiyor. Ama kendisi belediyeye gelmek istemediği için

parayı bana yollayıp benim yatırmamı istiyor. Ben de o parayı kendim kullanıp o ücreti şahsi kredi kartımdan ödeme yaptım ama acaba bu şekilde yapmam helal olur mu? Bunda sıkıntı yok. Sen o ödemeyi yaptıysan, o ödendi evrakını da oraya koyuyorsan bir problem yok. Yazılılar bitti. Kısaca bir sorusu olan varsa inşallah sorabilir. Aleykümselam. Efendim geçen hu zikriyle alakalı. Gazâlî zikirlerin zirvesi budur diye paylaştınız. 687. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Gazâlî’nin hu zikri zikirlerin zirvesidir diye paylaştınız., hadis-i

şerifte, zikirlerin en faziletlisi tevhit, la ilahe illallah’tır.” buyuruyor. Bu ikisini kıyasladığımızda nasıl bir yol izlemeliyiz? Bu zatların veyahut da bu nefis meratipleri yolunda yürürken veyahut da kalbi meratipler yolunda yürürken her dervişin, her sufinin kendince bir zirve yaptığı bir ismi şerif vardır. Ya o kalbi esması olur ya da nefsin esması olur. Önemli değil. Veyahut da üstadı ona bir isim verir. Esmalardan birisini verir. Onu çekmeye başlar. O isim onun ismi azamıdır. Bu tevhit la ilahe illallah’tan üstündür manası

değildir bu. O şahsa münhasır bir haldir. Şahsa zikirdir. Gazzali o esnada hu ismi şerefini hu ismi şerefini hepsinin fevkinde üstünde görmüş. Bu mualdir. Çünkü hu ismi şerifi direkt zata. mütealiktir. Zata müteallik olunca tevhidi de içine alır. Tevhit hu esmasını içine alır. Hu esması da tevhidi de içine alır. Çünkü zata mütaliktir. Böyle olunca normalde. Gazâlî o esnada o haldeyken onun için zirve ismi azam ismi hu esmasıdır. O der ki bütün sıfatların, zikirlerin zirvesi hu esması demiştir. Onun

hakkıdır. Ama bu hadis-i şerife muhalefet noktasında değildir. Hani zikrin eftali la ilahe illallah’tır. Bu o hadis-i şerife muhalif bir olarak algılamayın. Tasavvufta, sufi öğretisinde mesela bir kimseye üstadı. Allah esmasını çek dedi. Onun için ismi azam. O aklına geldikçe. Allah’ı zikredecek. O esnada bir perde açıldı ona. O esnada o perde açılınca bir baktı ki mükavanat komple zerreden kürreye her perdede. Allah ismi şerif var. O kimse dedi ki kendi nefsinde ismi şeriften daha yüce bir ismi şerif yok

şu anda. Onun hakkıdır. Mansur’un kendi nefsinde enal hak demesi gibi onun hakkıdır. Böyle denilince tevhidin faziletine bir leke gelmiş değil bu. Hani ibadetlerin normalde zamanına göre faziletleri vardır. Vakit girdiğinde namaz faziletlidir. Vakit girdiğinde hac faziletlidir. Vakit girdiğinde oruç faziletlidir. Vakte göre bunların kendilerince. Ramazan ayında deseniz ki en faziletli ibadet ne? Desek ki günlük ibadetlerin içerisinde vakitler içerisinde en faziletli ibadet ne? Desek ki bunların hepsinin fevkinde olan ne? Allah’ı zikir. Hadise sabit. Şimdi bu da onun gibi.

O esnada o kimse hu ismi şerifini veyahut da hay ismi şerifini veyahut da kayyum ismi şerifini veya kahhar ismi şerifini nefis meratiplerinin. Çünkü bu onlar normalde o esnada onun ismi azamı olur. Bu tevhidi daha faziletsiz görmek değil. Meram anlatıldı herhalde. Allah senden de razı olsun. Selâmün aleyküm efendim. Aleykümselam. Tasavvuf tarikat yoluna insan bazlı mı bakmamız lazım yoksa hizmet bazlı mı bakmamız lazım? Bu oradan öyle bakmak lazım, buradan böyle bakmak lazım değil ki. Din zaten insan üzerinedir.

Din birinci derecede. Allah insanı önemli kılar. Geri kalan yoldur. Yollar insanların kemale ermesi içindir. Ama önemli olan insandır. O yüzden benim için birinci derecede insan önemlidir. İnsan önemliyse ona hizmet de önemlidir o zaman. Veyahut da o insanı kemale erdiren yolda da hizmet önemlidir. Hepsi de birbirinin içine bağlı ki o birbirini ayrıştırmam ben kolay. Babacığım bazen bir olay oluyor, bir hizmet. Bunun yapılması lazım şöyle ama bazıların bu duruma gücü yok. Burada saf dışı kalabiliyor., kalabiliyor. Bu noktada

hizmetin mi tamamlanması lazım yoksa o insana dirsek mi böyle koluna mı girmek lazım bu hafta son? Burada ikisi de lazım. Bunların ayrışması söz konusu değil ki. Burada bir yapılması lazım. Yapılacağı zaman herkes gönülluk esası yapıyorsa bir kimse yapar ya. Bir kimse yapamadı. Yapamadı canım kardeşim. Ne yapalım? Şöyle bakm onu atmak değil derdimiz ama şöyle bakmamamız lazım değil mi babacığım? Bu o hizmete gelmiyor. Hizmete gelmediğinden dolayı bununla muhabbetimi azaltayım gibi durum böyle bakılması uygun değil. Yok bu

doğru değil. Yok doğru değil. Olur mu öyle? Herkes gücünü yettiğince ve kendi nefsini aldığınca ve muhabbeti kadar bir yapar. onu normalde eksik görme lüksüne sahip değiliz. Allah bizi affetsin burada. Şimdi kimi eksik göreceksin? Allah’ı sevmiş, Resulullah’ı sevmiş gelmiş. Zikrullah’ı buraya. Hak takvaca üstün olan üstündür demiş. Biz kimin ne niyetle gelip gelmediği bizi ilgilendirmez. Buraya herkes gelmiş. Allah’ı kim zikrederse. Allah da onu zikreder. Allah da necisi zikretmez, pisliği zikretmez. Bu manada, muhsisi manada. Allah’ın zikrettiği makbuldür bizim

için. Kim olursa olsun. Allah’ın zikrettiği. Biz kimi eksik noksan göreceğiz ki? O bizim işimiz değil. Allah affetsin. Bir de bizde gönüllülük esası var. Herkes bir işin ucunu tutmak zorunda değil. Hiçb kimse bir yapmayabilir. Burada çay dağıtmak zorunda değil. Birisi çay dağıtıyor. Öbürkü tutmuş tepsinin ucundan çay dağıtıyor. Biri demliyor. Birisi temizliyor. Mecburiyeti yok hiç kimsenin. Hiç kimsenin hiçbir şeye mecburiyeti yok. O yüzden diyorum ben. Bu gelen herkes. Allah’ın misafir, Allah’ı zikretmeye gelmiş. Allah’ın hizmetçisisin. Hizmet ediyorsan. Allah’a

hizmet ediyorsun. Şahısları da görme. Bir şeyin ucundan tuttuysan. Allah için tutun. Allah’ın işinin ucundan tuttun. Benim işim yok burada. Bizim yol diş surudur bu. Hiçbir çavuş, hiçbir zakir, hiçbir nakiba, şeyh dahil buna kendi özeline insanları hizmet ettirmez. Bu bizde yasaktır. Yoksa işte. Adna’nın mobileci mağazası var. İki tane derviş koy oraya. Orada iş yapsın. Cafer ağaç ve restorasyon işi yapıyor. İki tane derviş koysun. 3 tane be tane derviş koysun. Kendi işini yaptırsın. Hüseyin mobilya işi yapıyor. Hüseyin

de 3 be tane derviş alsın. İşte onlara iş yaptırsın. Sıraladığımız zaman herkesin burada işi var. Erkan’ın kıyafet işi var. Bir öbür tarafta da otoparça işi var. Ondan sonra yanındaki o sen fabrikada çalışıyorsun değil mi? O fabrikada. Öbürkü tekstilci. O kendine mi iş yaptıracak? İsmail’de e var. İsmail’in meyve bahçesinde mi çalışacağız veya çalıştıracak? Bizde böyle bir yok. Böyle bir zaten bizde ne zakirler ne çavuşlar kendilerine çay bile istemezler. Benim çayımı şöyle getirin, benim çayımı böyle getirin. Bizim

böyle bir öğretimiz bile yoktur. İşte herkesin önüne ne çay konuyorsa onların da önüne konuluyor. Bir fark, bir yok. Farklı bir çay dağıtılmıyor. O yüzden bizde bu tip şeyler gönüllülük. Biz şahsa özel bir yoktur bizde. Allah bizi affetsin. Bu sünnet-i seniyedir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendine bir özellik bir yaptırmadı. Biz istemeyiz. O yüzden herkes bir işin ucundan tutan tutar. Zorla bir yok. Kaka ya kaç yıldır teknik iştesin? Salim bütün teknik işlerle uğraşıyor. Zorraki değil. Onur

kaç yıl oldu senin? 8 babacığım genel 8 sene oldu. Salim abiyle beraber 5 senedir örnek. Bu zorunluluk yok. Biz de o yüzden kim ne yaptı? Biz o normalde ha birisi bir şeye talip olur. Biz deriz ki yap kardeş uygunsa sıkıntı yok. O yüzden bu ölçülerin de kaçmaması lazım. Bu ölçülerin de hani değiştirilmemesi lazım. Bizim için önemli. Burada hiç kimse hiç kimsenin marabası değil. hiç kimsenin işçisi değil. Hiç kimse hiç kimsenin elemanı değil. Burada herkes eş değerde.

Ben dahilim buna. Ben öyle diyorsam başkasına laf düşmez. O yüzden hiç kimse, hiç kimsenin marabası değil. Bir iş yaptırıyorsak ücretini veririz. Bir alıyorsak birisinden ücretini veririz. O yüzden bir kimse bir burada normalde. Ali kaç kişi var çay dağıtan? 15 kişi var. Zorlamıyorsunuz değil mi birisine çay dağıtacaksın diye? Yok şimdi 15 kişi hizmet ediyor. Diğerleri hizmet etmiyor mu deyip kerifih mi bakacağız? Allah bizi affetsin. Hizmet etmek isteyen hizmet eder. Kendince neye hizmet etmek istiyorsa mesela işte çay

dağıtılıyor, yemek dağıtılıyor, bir dağıtılıyor. Örneğin gönüllülük esası yapmak istiyorsa yapar. Bunda bir sıkıntı yok. Efendim, Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. hazretlerinin amcası. Talip sizce malum bizce değil imani noktada vefat edip etmediği. Efendimiz hayatındayken amcasını çok sevdiğini yanlış anlamadıysak sohbetlerinizden anlıyoruz. Miraç hadisesinde anlatırken önce büyükoğlu vefat etti. Ardından küçükoğlu, sonra amcası vefat etti ve ardından. Hatice eşi vefat etti diye siz de müşrik bir ses doluyla anlatıyorsunuz bunu. Efendimiz amcalarını iman etmeden mi sevmişti? Bu fıtri bir

şeydir. İnsanın amcasını sevmesi. Ama bu fıtratın üstünde bir. Talip onu çok muhafaza etti, çok korudu. E sonuçta eğer ki imani bir hani iman noktasında. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dinini reddetmiş olsaydı iç aleminde ona düşmanlık yapardı. Iç aleminde onun dinini reddetmedi. Reddetmediği gibi ona bütün kanatlarını onun üstüne serdi muhafaza adına. Öyle olunca. bu benim kendi şahsi duruşum. Ben amcasının hani onu seni temiz bir sulpten getirdik diyor ayet-i kerimede. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcasının

da babasının da dedesinin de geriye doğru gittiğimizde ben temiz olduğuna inanıyorum. Abbas diyoruz. İslam tarihinde ama. Talip demiyoruz. İslam tarihinde denmiyor daha doğrusu. O ben sonuçta. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kim iyilik yaptıysa, ona düşmanlık yapmadıysa ben o ona iyilik yapanlara da muhabbet besliyorum. Ona düşmanlık yapanlara düşmanım. Ona iyilik yapanlara düşmanlığım yok. Günümüzde de aynı şekilde aynı şekilde iman etmiş olsa bile sözüm ona ya bir kimse bir mesela kafirdir. Müslümanlara yapmıyordur. Bizim ona düşmanlık yapmaya

hakkımız yok. Adam benden görünüyor, düşmanlık yapıyor. nasıl iman? Orada bir var. Bir peygamber var. O peygamberin peygamber olduğunu bilen bir amca. Talip müşriklere karşı. Mustafa’yı koruyor. Kime karşı koruyor? Müşriklere karşı koruyor. Şimdi onun dinini kabul etmemiş olsa ve küfrü inadi dursa onda o zaman yeğeni de olsa ona karşı duracak. Ama demek ki kendi iç aleminde onun dinini kabul etti ki, onun dinini kabul etti ki ona kol kanat kerdi. Onun davasının hak olduğunu gördü ki ona kol

kanat kerdi ve ölünceye kadar onu muhafaza etti, onu korudu. O zaman ben kalkıp da. Talip’e düşmanlık edemem. Ben kalkıp da hani. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcasına düşmanlık edemem. Bu benim kendimce bir değer yargım vardır. Değer yargımın birisi şudur. Çıktık huzuruna. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in dese ki ben. Talip hakkında hiç olumsuz bir konuşmadım. Sen nasıl konuştun dese nasıl cevap vereceğiz? Ben bunu kendime ölçü edinirim. Hani iç dünyamda derim ki. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem

hazretleri böyle yaptı mı? Dese ki ben böyle yapmadığım halde bunu nereden buldun yaptın dese ne diyeceksin? O utancın altında yaşamak çok kolay bir değil. Veyahut da hani kalbine gelse yüzünü çevirse senden acaba neden yüzünü çevirdi diye kendini sorgulasan ve kalbine düşse bunu yaptığın için yüzünü senden çevirdi dese bırak dünyanın zindan olmasını hayat zindan olur. E şimdi böyle düşündüğünde hani bir hadis-i şerif var ya hani kalbin müftü olarak kalbin yeter diye o. zaman yeter bu sana başka

bir şeye gerek yok. Hani geçmiş peygamberlerden itibaren dedi ya hani utanmıyorsan istediğini yap. Burası hani bunun normalde illaki böyle bir kanun hukuk bir olmasına gerek yok. Bir kimse bir kimsenin yüzüne bakabilmeli. Ben şimdi senin yüzüne bakabilmeliyim. Ben senin eşine, çocuklarına, işine, aşına, eşine, bir yerine zarar verirsem senin yüzüne bakabilir miyim? Senin dostlarına, arkadaşlarına kötü bir yapmış olsam sen demez misin? Senin, senin nasıl ki seninki nasıl bir dostluk? Sen benim dostuma bu kötülüğü yapmışsın. Buna fetvaya, hukuka

ihtiyaç yok. Bunda bir insanın kalbi yeter. Bunun kalbi doğruysa eğer. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin amcasına nasıl sırtını dönersin? O dönmemiş. Ve senin canım dediğin dininin en temel taşı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretini koruyan muhafazadan bir kimseye nasıl dil uzatırsın? 687. Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Ben uzatamam. Yok bu imana sığmaz, delikanlılığa sığmaz, yiğitliğe sığmaz, hiçbir şeye sığmaz. Bir insanın, bir dostum, arkadaşım dedi, derviş kardeşim dediği bir kimsenin yüzüne bakacak. Yüzüne bakamayacak bir yapıyorsa

ben nasıl şimdi hepinizin yüzüne bakıyorum örneğin. E nasıl onun yüzüne bakacak ki? Allah muhafaza eylesin. Özür dilerim efendim. Kur’an ve sünnet muhaliflerinde olduğu gibi imam hatip ve ilahiyat tahsillerinde de böyle öğretiyorlar. Çünkü amcası da olsa iman etmemiş kardeşim tarzında. Bu çok yanlış bir bakacağız. Anladığımız kadarıyla bu normalde aslında. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dikte etmediği bir söylemediği üzerinde bir söylemediği bir de. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine. çıkıp haddi aşıyorlar. Mustafa bilemez miydi? Amca

senin korumana ihtiyacım yok demeye. Sen kafirsin, sen müşriksin. Sen müşrik ve kafir olduğun için ben senin korumana ihtiyacım yok diyebilirdi. Hak peygamberine derdi ki, “Senin o müşriye ihtiyacın yok. Senin o kafirin korumasına ihtiyacın yok.” der de. Allah’tan daha mı fazla biliyorlar? Burada haddi aşmak için yarışıyorlar. Sana mı düştü. Talip’in imanını veya imansız olmasını tartışmak? Son nefesinde yanında mıydın? Nasıl hükmedeceksin onun kafir olduğuna? Şimdi bir tarafta. Talib’in hazretleyeyim ben şimdi ona. İman edip etmediğini bilmediğin halde onu

tartışırken öbür tarafta. Firavunla alakalı tam iman edecekti. Muhammed benim ben onun ağzına nasıl çamuru dayadım dediği denilen meselede bütün. İslam uleması. onun iman etti, Firavun’un iman ettiğine büyük bir kısmı öyle değil mi? Ne diyorlar? Evet o diyorlar son anda kalben iman etti o diyorlar. Dile hani söyleyemedi. Kalben iman etti. Bu nasıl bir tenakuz o zaman? Sen bir tarafta firavunu, bir tarafta bakın bir tarafta firavunu iman ehli olarak kabul edeceksin. Öbür tarafta. Talib’i iman etmedi. Kafir diyeceksin.

E burada bir sıkıntı var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hazretleriyle alakalı böyle perde altında bir hainlik var. Onun tensibini boşa çıkarmak noktası. Hadis inkar ediyor. Hainlik var orada. Sen ne dilini orada kullanıyorsun ki? Bütün meseleler bitti de o mu önemli senin için? Sende iman metre mi var? Talip’in son nefeste ne yapıp ne yapmadığını. veya ondan öncesinde ne yapıp ne yapmadığını bileceksin. Talip değil. Peygamber efendimizin tezbini boşa çıkar. Talip değil ki söz konusu olan. Ha bir

de ayet-i kerime var. Biz seni temiz bir silsileden getirdik diye. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin silsilesinde hiç yok. Silsilede hiçbir müşrik yok. Sen silsilede birisine müşrik isnat edersen ayet-i kerimeyi inkar edersin. Allah muhafaza eylesin. Velasıl o çocuklara da bunları zaten öğretiyorlar. İşin bir daha sıkıntılı tarafı da bu. Imam hatipli çocuklar soru soruyorlar filan böyle yapıyorlar. Imam hatip’e çocuğunu gönderecek mi göndermeyeceksin mi? Bu bile tartışma çıkacak. Acaba göndersek mi? Gönderirsek hadis inkarcısı mı olacak? Mezhep inkarcısı

mı olacak? Peygamber de günaha girdi. Oradan imam hatipen imam hatip’te ve ilahiyatta konuşulanlara bir dinleseniz çocuklarınızı göndermekten korkarsınız. Ilahiyatlardaki tartışmaya bak. Eşcinseller. Eşcinsellik hastalık mı, sapkınlık mı? Hastalık sapkınlık değil mi? Hastalık mı sapkınlık mı? Eşcinsellerin enşinselliğe hakları var mı yok mu? Bunları tartışıyorlar. Sınıflarda. Ondan sonra imamın birisi de çıkıyor çizgi dışı laflar söylüyor. İmamının imamlığını bırak diyor. Ben imamlığımı dost doğru yapıyorum diyor. Ama ben ateistim diyor. Hadi çıkışın içinden. Ateist imamın arkasında namaz kılınır mı kılınmaz

mı? Hanefe’ye göre kılınmaz. Şafiye, Malikiye, Hanbeliye de göre kılınmaz. Ateistse kafir onun arkasında namaz kılınmaz. Ayıkla pirincin taşını. Ne yapacak şimdi oradaki camideki cemaat? Diyecekler ki imama sen şurada kenarda dur. Biz kendimizden bir imam çıkaralım. O namazı kıldırsın. da diyecek ki hayır ben devlet memuruyum. Devletin 657’li memuruyum. Namazı ben kıldıracağım. Ben görevimi yapıyorum. Ateistim ama ben görevimi yapıyorum. Ben memurum. Adamın ben olsam şeyin yerine o imamın yerine derdim. Diyanette kurum. Diyanet laik bir kurum. Laik bir

kurumun benim ateistliğimle ne işi var derim. Mahkemesinin şeyinin kararını attıydı. Mahkemesinin kararı var. Ben böyle söylerken ben hukuka uygun söylüyorum. Mahkemesi karar vermiş demiş. Başkanlığı laik bir kurumdur. Başkanı bir dine dayalı bir kurum değil. Içinde ateistini de barındırır, içinde. Hristiyanı da barındırır, Yahudiyi de barındırır, putperes’i de barındırır. Hepsini de barındırır laik bir kurum. Muhteşem bir anayasa kararı. Mahkemesinin kararı. Öyle olunca imam ateistmiş olabilir. İmam çok özür dilerim eşcinselmiş olabilir. Eşcinseller de var çünkü. İçki içenler var.

Bildiniz içki içen imamlar var. Yıllar önce benden fetva istemişlerdi. Çünkü adam içiyor. Benim namaz kıldırmam normal mi diyor buna? Sarhoşken yaklaşmayınız diyordum. Ben kendimi biliyorum ki diyor. Dedim sen nerede imamlık yapıyorsun? Ege bölgesini söyledi bana. Dedim yok hani. Hanefi’ye göre dedim sen hani sonuçta dedim onun etkisi senden gitmiyor. Ne kadar içtiğini bilmiyorum ama dedim kıldırma yapma dedim ya. Ya dedi ben senin sohbetlerini hep dedi dinledim dedi. Hani sen böyle çağdaş bir şeyhsin. Dedim değil ben klasikim.

Kur’an sünnete bakıyorum dedim ya nerede görülmüş dedim içki içen bir imam dedim kalkacak namaz kıldıracak cemaate. Ama bakın tırnak içerisinde söylüyorum bunu. Bozulma başladıysa onu. durduramıyorsunuz. Fermuar gibi devam ediyor. Bozulma devam ediyor. Değişim, dönüşüm devam ediyor. Ya biz şimdi insanlara böyle zor geliyoruz, aykırı geliyoruz. Biz denişim, dönüşüme itiraz ediyoruz. Karşı duruyoruz. Diyoruz ki hayır kültürel değişim dönüşüm olmayacak. Hayır ibadetlerde değişim dönüşüm olmayacak. Kur’an ve sünnet seneyi anlamamızda, yaşamamızda değişim olmayacak. Hayır, siyasi olarak değişime, dönüşüme uğramayacağız

diyoruz. Bizim ensemizde biraz da o yüzden boz pişiriyorlar. Değişime, dönüşüme tabi olmak ne demek? Değiştireceksin kendini dönüştüreceksin habire. Ne tarafa döneceğin belli değil. Senin buna normalde karşı çıkarsan. Kur’an sünnet dairesinde duracağız. Biz imamların içtihadı dairesinde duracağız. Biz ilk sufilerin yolunda duracağız deyince biz karşıya geliyoruz. Biraz böyle radikal geliyoruz veya karşıya biraz biz sert geliyoruz, dik geliyoruz. Örneğin herkes kendi kafasınca. bizi bir yere oturturuyor. Umrumda değil benim bu. Y bundan bir şikayetim yok benim. Ben kendi kendimi

değişime, dönüşüme tabi tutmamaya gayret ediyorum. Kur’an sünnet çizgisinde dur. İmamların çizgisinde dur. Aman eski sufilerin çizgisinde dur. Boş ver diyorum sen. Hani bu çizgiyi sen koru. Bu çizgiyi sen muhafaza et. Rahata düşme. Sakın şuna düşme. B sakın buna. Kendimi methetmek için söylemiyorum. Çünkü o değişim dönüşüm fırtınasına bir kaptırırsan kendini geriye alamıyorsun kendini. Dervişler açısından da aynı. Siz bir değişime dönüşüme kendinizi kaptırın. Geri alayamazsınız kendinizi. Bir bakmışsınız eller havada, orada buradasınız. Bir bakmışsınız bu bir sürü taviz

veriyorsunuz dini hayatınızdan. Bu öyle bir melanet bir şeydir ki heva heves. Öyle bir melanet bir şeydir ki nefis. Öyle bir melanet bir. şeydir ki şeytan. Bir yerden girdi mi insana bunlar? Bunu dışarı çıkarmak çok zor. O yüzden bakıyorsun şimdi. Türkiye’ye, İslam dünyasına bakıyorsunuz. Bundan 50 yıl önce örnekliyorum bunu. Hicaz bölgesinde. Şakira’nın konserini düşünebilir miydiniz? Düşünemezdiniz. Aynı şekilde. Türkiye’de düşünemezdiniz 50 yıl önce. Ama öyle bir değişime dönüşüme tabi tutuluyorsunuz ki her şeyinizi değiştiriyorlar sizin. Her şeyinizi, evlerinizi

değiştiriyorlar. Eşyalarınızı değiştiriyorlar. Kıyafetlerinizi değiştiriyorlar. Dini algınızı değiştiriyorlar. Kültürünüzü değiştiriyorlar. Yemeğinizi değiştiriyorlar. Içeceklerinizi değiştiriyorlar, yürüyüşünüzü değiştiriyorlar, harcamalarınızı değiştiriyorlar. Eğitiminizi en başta zaten. Zaten eğitim değişince bütün her değişiyor. O değişime tabiniz 55 60 yıldan beri. Anneleriniz, babalarınız o değişimi satın aldı zaten. Anneleriniz, babalarınız satın aldı. Siz de o değişimi anne babadan alaraktan siz de o değişimi satın aldınız. İçinizden birisi çıktı. kuşu gibi bu böyle olmaz. Kur’an bunu söylüyor, sünnet bunu söylüyor. Ben böyle yaşayacağım deyince zaten o değişime,

dönüşüme siz karşı çıktığınızdan anneniz, babanız, sülaleniz sizi dışlıyor. Arkadaşlarınız, çevreniz sizi dışlıyor. O dışlanmayı göğüsleyebiliyorsanız imanınızı kurtarabiliyorsunuz. Dini hayatınızı kurtarabiliyorsunuz. O dışlanmayı göğüseceksiniz. Çünkü evleniyorsunuz, eşiniz sizi dışlıyor. Kur’an sünnet tarihesinde derse mi gideceksin, zikrullah’a mı gideceksin? Kadın erkek değişmiyor bunda. Hiçbir bulamazlarsa ya. Özbak kadınlara sohbet ediyor, elini öptürüyor ya. Gitmeyin ona. Kadına, erkeği. Öbür tarafta görmüyor kendisi. Daha evlenirken onun eşini kendisi öpmeden takı takanlar onun eşini öptü. Halbuki takı takarken öptü. Onu görmüyor ama o daha

nişanda öptü onun. Nişanlısını başkaları öptü onu görmüyor o değişim dönüşüm böyle bir. Senin eşin dekolte geziyor. Senin kızın. dekolte geziyor. Onu herkes görüyor. Onu durduramıyor. Ama değişim dönüşüm böyle bir farkında değil insanlar. Onu satın alıyor. Değişimi, dönüşümü. Satın alınca biz değişip dönüşüyoruz. Bakın fetvalara. Din işleri yüksek kurulu var. Fetvalarını okuyorum. Onların yazıyor. Hanefi’ye göre, Hanefi, Maliki, Şafii’ye göre böyle olsa da bu zaman da böyle olması lazım. Diyorum ki tamam denişime dönüşüme tabi tutulmuş. Değişime dönüşüme tabi

tutuluyorsunuz. Ha ne diyor? Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir. Hoş geldin 23 Nisan geçti 19 Mayıs gelecek. Hadi hazırlanın. Değişime dönüşüme tabi olun. Haydin hatunları iş çamaşırıyla çıkarın dışarı. Gencecci kızları iş çamaşırıyla çıkarın. Yıllardır seyrettim ben bunu. Siz de seyretmediniz mi? Kızları iş çamaşırıyla bayram tertibine çıkarmak çağdaşlık. Kız başını örtmüş. gerici üniversiteye giremez. 23 Nisan’da yarı çıplak bir kadının direkt dansı yapmak çağdaşlık. Haberlerde. Haberlerde. Değişim dönüşüm devam ediyor. Ramazan bayramı yok. Şeker bayramı var. Değişim dönüşüm devam

ediyor. Kurban geliyor. Şimdi bu kadar hayvanı kessiniz, telefsiniz siz. Değişim dönüşüm devam ediyor. Ulan bu millet ot mu yiyor yıllardır? Ne yapıyor. Nusret böyle tuz atarken ota mı tuz atıyor? O değişime dönüşüme tabiniz. Kurban keseceksiniz. Sünnet kurbanınızın başında durmak. Sünnet kendinizin kesmesi. Sünnet değişim dönüşüme bak. Vekaletle kurban kesebilirsiniz. Sabancı kim? Haydi sıraya gir. Carrefour’dan kurbanlık kal. Bak açık isim veriyorum bildiklerimi. Ya bayramın birinci günü kurban geldi sana. Ulan biz kendimiz kesiyoruz. Birinci gün bitmiyor bizim işimiz.

Ne zaman kesildi,. parçalandı, eve geldi. Değişim, dönüşüm devam ediyor. Haydin pamukeller cebe. Yurt dışına vakıflar var. Oralara kurban gidiyor. Haydi vakıflara yazın kurbanı ödeyin. Ucuz bir de. E değişim dönüşüm. Sabahin adam gidecek kurban kes uğraşacak hayvan almak için gidecek hayvan bakacak bir tane kasap bulacak uğraşacak onunla. Uğraşılır mı ya? Bir onun bayram tatili var. Haydi gönder parayı. Kurbanımızı kestik biz filanca yere gönderdik. E haydi tatile. Değişim dönüşüm devam ediyor. Küçük adımlar gibi görüyorsunuz. Büyük adımlar her

alanda. Rabbim bizi affeylesin. Eftalı zikr la ilah illallah. La ilaheillallah. Hak muhammeden. Resulullah cemi enbiya vel mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Elfatihama salavat. Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedin ve ala ali. Allah destur. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi ’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=Pg3dAdjP