Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri” width=”500″ height=”281″ src=”https://www.youtube.com/embed/yauUcP69Q6A?feature=oembed” frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share” referrerpolicy=”strict-origin-when-cross-origin” allowfullscreen> Ben sosyal medyadan, okuldan, arkadaş ortamlarından sapkın şeylere maruz kalıyorum. Bunlardan korunmam için bana bir çözüm yolu gösterebilir misiniz? Sosyal medyayı terk et. Okulda beni rahatsız ediyorlar. Ne yapabilirim? Moralim de çok bozuluyor. Şikayet et savcılığa. İnsan sürekli ilim almaya muhtaç mıdır? İlim almayan insanın hali nicedir? İlim Çin’de de olsa Müslümanın yitik malıdır. Gidin alınız demiş. Bir kimse bu noktada hem
zahiri hem batini ilimden uzak duruyorsa her daim cehalet çamuruna saplanmış bir vakitte hayat yaşar. Kader insana ne hikmetle bildirildi. Biz kaderin varlığına iman ederiz. Ne olduğunu bilmeyiz. O yüzden biz bu noktada Allah bizi affetsin hani derim ya ben olmuş bir şey kaderdir. Dersini al yürü. Olmayan bir şey senin cüzi iraden noktasındadır. Sen hesabını, kitabını yap. Ona göre gayretini göster. Çalışmana yap. Bu olmayan bir şey. Bilmiyorsun çünkü yarın olmayan bir şey. Gelmedi daha henüz. O yüzden sen
bugünden cüzi iradenle ne yapacağını planına. Biz kaderin varlığına iman ettik. Kader nedir? Bunun üzerinde çok tartışma var. Hiç girmeye gerek yok. Sufi anın çocuğudur. Anını yaşar o esnada elinde ne var ise elindekini yaşar. O esnada önünde ne var ise onu yaşar. Ama biz bu noktada kaderiyeci değiliz. Hani kaderimizde bu varmış. Biz bunu yaşadık. Biz bunu böyle söylemeyiz. Çünkü sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır ayet-i kerime. Biz elimizin ürününü, elimizin emeğini yeriz ve kendi cüzi irademizle bir yere
doğru yürürüz, koşarız. Yani kendi kendimize bakarız. Hava bulutlu şemşeyi alırız elimize. Cüzi irade bu. O külli irade. O bizi ilgilendirmiyor. O biz hava şartlarını sevk ve idare edecek bir kimse değiliz. O yüzden o bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren bizim cüz irademizde olan şey olmuş. O kader bitti. Şöyle olsaydı böyle olurdu. Böyle olsaydı şöyle olurdu. Bunlar farazi şeyler. O esnada senin normalde aklın, fikrin, hesabın, kitabın onu yapmaya muktedirliğin yaptın bitti. Hata işlediysen tövbe et. Ondan ondan dersini al
yürü. Birine zarar verdiysen git helallaş. Git onunla helallaş. Hayatına devam et. Çünkü olan şey kader olmamış. Cüzi irade. Ben dine de, hayatıma da cüzi irade noktasından bakarım. Cüzi irade. Ha orada ben cüzi irademle yürürken başıma ne gelecek, ne gelmeyecek bunu bildiğim bir şey yok. Başıma gelecek olan gelecek. Ama veyahut da ben o esnada bir karar aldım. Kararım hatalı olabilir, yanlış olabilir, eksik olabilir. Hatta günah da olabilir. Benim cüz iradem. Yani biz işlediğimiz günahlara kaderimiz buymuş. Bu
da değil. Veyahut da cebriye ben mecbur bu günahı işledim. Bu da değil. Yok kardeş ben bile bile işledim günahı. Bu cüz irade. Ben bile bile bu yola girdim. Cüz irade bakın. Ben bir tarikata girmeye karar verdim. Bir şeyhe gitmeye karar verdim. Cüzzi irade. Ben cüzzi irademle dedim ki yeter senin böyle koşturduğun. Ezan okunuyordu. Namaza başladım. Cüzi irade. Cenabı Hakk’ın lütfu, ikramı, ihsanı, o hidayeti bunu reddetmiyorum. Böyle bir şey yok. Ama cüzi irade. Ben sorumluyum hayatımdan. Bakın
hayatımdan sorumluyum. Cüzi irade. Cenabı Hak beni hayatımdan sorguya çekecek. Cüzi iradem çünkü benim. Ama yaşandı. Ben yine cüzi irademle yaşadım onu. Eee, evet, kader dedim. Çıktım işin içinden. Hesabını verecek miyim? Hesabını vereceğim onun. O yüzden dine de ben hayatıma da cüz irade noktasından bakarım. Kendi hayatıma da cüzi iradeden bakarım. Cenabı Hak hani ben size doğru yolu gösterdim. Dileyen bu yoldan yürüsün demiş. Serbest bırakmış. Ayeti kerime böyle. İmam Maturidi de bu ayet-i kerimeyi kendine ölçe almış. Demiş
ki yani biz bu dinde zorlama yoktur. Dileyen Cenabı Hakk’ın bu doğru yolundan, hidayet yolundan gider. Dilemeyen gitmez. Allah senin kulağından tutup seni doğru yola getirmez. Sen doğru yolu talep edersin. Cenâb-ı Hak senin talebine göre o doğru yolu sana açar. Sen yanlışa gitmeyi talep edersin. Sana yanlışı da yaratır. Sen doğruya gitmeye kendin cüzzi iradenle karar vereceksin. Cenabı Hak senin kulağından tutup büyük günah keba 7 tane büyük günah keba var ya birisine Allah’ı şirk. Birinci derecede Allah senin
kulağından tutup Allah’a şirk noktasında seni götürmüyor. Sen kendin tercih ediyorsun bunu. İkincisi ne? Anne babaya asi olmak. Cenâb-ı Hak senin kulağından tutup zorla annene babana asi ol demiyor ki. Zorla anneni babanı kır, dök ez. Bunu söylemiyor. Zorla annenle babanla kavga et küs demiyor sana. Ya bunu sen kendi nefsine uyaraktan yapıyorsun. Cüzi iraden. Bak sen kendin nefsine uyuyorsun burada. Sen Allah’ın hükmünü bırakıyorsun. Allah’ın hukukunu bırakıyorsun kendince, kendi nefsince haklısın sen. Annen baban hata yaptı. E ha yaptı
yaptı. İntikam mı alacaksın annenden babandan? Sen onunla iyi geçinmek zorundasın. Cüz irade e namuslu insanlara iftira atmak büyük günah kebarlerden birisi. Sen namuslu insanların namusuna iftira atarsan bu cüz iraden senin. Bu günaha kendin koştun. E cenk meydanından, savaş meydanından geri dönmek. Günah keballerden birisi bu. Sen Allah yolundan geri dönüyorsan kendin dönüyorsun. birisi zenis zorla geri döndürmüyor. Hani eee sahabelerin yaptığı gibi hurma bahçeliklerini bırakamadılar. Allah yolundan geri durdular. Onları normalde geri durduran şey Cenabı Hakk’ın eee cebriye
noktasında değil ki. Kendi nefislerine uydular. Sen Allah yolundan geri döndün. Nefsine uydun. Heva hevesine uydun. Malını düşündün. Eşini düşündün. Çocuklarını düşündün. Ne derler dedin. Etrafı düşündün, sistemi düşündün, her şeyi düşündün. Nefis sana her şeyi koydu önüne. Şeytan her türlü vesveseyi verdi. Ulan ben bu Allah yolundan döneyim dedin. Yani cenk meydanı sadece savaş alanı değil. Nefisle mücadele de cenk. En büyük cihat demiş Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem. E bunun gibi öbür öbür ne mesela riba faiz.
Sen Müslüman kimseden ne faiz yiyorsun kardeşim? Mümin müminden faiz alır mı? E günah keballerden birisi bu. E sen bunun kendi cüzi iradenle yapıyorsun veya yalan söylüyorsun. 685. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında En büyük günah keberlerden birisi bu. İnsanları aldatıyorsun, kandırıyorsun. Allah muhafaza eylesin. Bunların bütün günah-iin hepsini de kendi cüz iradenle işliyorsun. birisi senin kafana silah dayı bu günah kebayeri işte demiyor. O yüzden bizde kaderiyecilik yok. Bizde cebriyecilik de yok. Bizde cüz irademiz var. Biz hayatımızdan sorumluyuz. Biz
Allah’a karşı hesap vereceğiz. Allah’a hesap vereceksek o zaman cüzi irademiz var. Ve Cenabı Hak da bizim nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, nasıl bir hayat yaşamamız gerektiğini Kur’an’ıyla ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle bize bildirmiş. Bize düşen vazife Kur’an ve sünnete uymak. Allah bizi onlardan eylesin. Kaderin varlığını bilmek insanın hangi işine yarar? Psikolojik olarak rahatlatır insanı. nasıl rahatlatır olmuş ya. Kaderimiz böyle der çıkarız işin içinden. Psikolojik olarak neden böyle oldu? Niçin böyle oldu? Nasıl böyle oldu?
Şöyle olsaydı böyle olurdu. Böyle olsaydı şöyle olurdu. Bizim psikolojimizi bozar. Şu anda insanların psikolojilerinin bozulmasının bir sebebi bu. Psikolojileri bozuk insanların. olmuş hadisenin üzerine bina yapıyorlar. Sabahtan akşama kadar bunu düşünüyor. Üstünden 3 yıl geçmiş, 5 yıl geçmiş, 10 yıl geçmiş. Hala daha bunları düşünerekten kendi kendini helak ediyor. Psikolojisini bozuyor. Ya ne olduysa oldu ya. Dün dünde kaldı canım kardeşim ya. Yeni bir hayat kur. Yeni bir hayat kur. İflas ettiysen ettin. Allah’ın kapısı mı kapalı? Yürü, koş,
çalış. Allah senin önünü açar. Eşin seni terk ettiyse terk etti. Ya eş mi yok? Kadın erkek önemli değil. Sen doğruysan, iyiysen yürü. Sen ne kendi kendine sarıyor boyna. Dinliyorum ben. Kadınları da, erkekleri de sarıyor. Hele kadınlar 10 yıl önce ne olduğunu unutmuyorlar. 20 yıl önce ne olduğunu unutmuyorlar. Sarıyor boyuna. Diyorum ya üzerinden 30 yıl geçmiş. Hala daha bunu mu düşünüyorsun? Hiç aklımdan çıkmıyor ki diyor. Psikolojisini bozmuşsun diyorum. Hangi doktora giderse gitsin. Hangi psikiyatriye giderse gitsin gidecek
verecek kapı yutacak. Evin içerisinde dolaşan böyle Hilkat garibiyesi gibi bir kadın. Erkekler de aynı. Mümin, mümin, mümin Allah’a iman etmiş bir kimsenin psikolojisi bozulmaz. Bir dervişin, bir sufinin bozulmaz. Allah’a teslimdir. Çünkü o mümin demek Allah’a teslim olan insan. Başına ne geldiyse geldi ya. Bir tek senin başına mı geldi? Bir tek sen mi çektin o zorluğu? Bir tek sen mi problem yaşadın? Bir tek sen mi iflas ettin? Bir tek senin mi eşin terk etti? Bir tek senin
mi çocuğunla aran bozuldu? Bir tek sen mi bu dünyada problem yaşadın? Problemi yaşamayan insan mı var? Hele bu zamanda, bu devirde, bu ülkede yaşıyorsan risk altındasın hep. Ee psikolojini bozmakla düzelecek mi? Mücadele edeceksin. Yeniden hayat kurulması gerekiyorsa yeniden kuracaksın. Yeniden iş kurulması gerekiyor. Kuracaksın. Yeniden evlenmek gerekiyor. Evleneceksin. Yeniden çoluk çocuk sahibi olmak gerekiyor. Hayat devam ediyor. Hayatı yaşayacaksın. Bu noktada da özgüvenin olacak. Haram işlemeyeceksin. Özgüvenin var deyip de zulmetmeyeceksin. Ama psikolojini bozacak bir şey yok. Öyle
bir şey yok. Sufinin psikolojisi dirençlidir, sağlamdır. Bozulmaz öyle. Problemse problem. Allah Allah nidalarıyla yürür. Yanlış yaptı. Gider yanlış yaptı. Kimseden kardeş hakkını helal et. Bunu yaptım der. Eşse gider eşine der ki hakkını helal et. Ben bunu yaptım. Yanlış yaptım. Özür dilerim senden. Pısırıklık yok. Ne yapalım işte böyle. Haydi bozdu psikolojiyi. Boyuna düşünüyor. Sarıyor boyuna geriye doğru. Sar Allah sar. Sar Allah sar. Kadınlar da iyice sarıyorlar. Erkekler sarıyor. Erkek adamsın diyorum. Ne yap sarıyorsun? Geriye doğru bırak.
Geçtin yürüdün bitti. Eşim beni istemedin lan. Eş mi yok memlekette diyorum. İstemediyse kendisi düşünsün diyorum. Sen adamsın ya. E kadın diyor benim eşim istemedi. Kendine bak. Düzelt yürü. Adam gene istemiyorsa yürüsün gitsin baksın. O da kendini bir eş arasın. Psikolojiyi bozmaya değmez. Psikolojini sağlam tut, yenilme. Hayat seni yenmesin. Sen hayatı yen. Başına gelen hadiseler seni yenmesin. Sen yen onları. Teker teker çık onun içinden. Okyanustasın. Tek başınasın. Vurmuş dalgalar senin. Hep vuracak. Rüzgar bir taraftan vuracak. Dalgalar
bir taraftan vuracak. Sen gemini sağlam tut. Allah’a iman etmişsin. Habibine iman etmişsin. Sen bir yola girmişsin. Sen o yolda yürüyorsun. İman etmişsin. Okyanusun dalgası da vız gelir, tırıs gider. Fırtına da sana vız gelir, tırıs gider. Senin tozunu silkeler sadece. Sen de dersin ki elhamdülillah ya tozum silkelendi, temizlendim. Psikolojini bozma. O yüzden kaderin varlığını bilmek sufiler için limandır. Dersin ki kader buymuş. Tamam bitti. Hatta ben şurada hata yaptım, burada hata yaptım derim. Bitiririm meseleyi. Dersimi alırım bunları.
Bir daha yapma derim. Kaderiyeci değilimdir ben. Burada şunu yaptım. Burada bunu yaptım. Bu da benim başıma geldi. Tamam bitti. Hesabı görer atarım kenara. Yoksa hayat yaşanmaz hale gelir. Ben Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak yaratıldım. Allah beni kendisi için yarattı. Dünya ve içindekiler teferruattır. Başka bir şey değildir benim için. Allah çünkü beni kendisi için yarattı. Ben onu tanımak, bilmek, zikretmek, ona hamdetmekle mükellefim. Ne gelecekse gelecek başımıza. Bu böyle şatahat değil. Ne gönderirsen gönder manası değil. Allah bizi affetsin.
Öyle değil. Ama gelecek ondan geliyor. O zaman kalkıp da isyan etmek yok. Allah bizi affetsin. Kaderin varlığından haberdar olmamak insanın yaşamında nasıl bir eksikliğe neden olur? 685. Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Kafir olur o kimse. Biz kaderin varlığına iman ederiz. Çünkü rabbim o iman üzerinde yaşayanlardan eylesin. Görmüş olduğum bazı rüyaları gördükten sonra gerçekte yaşadığım gördüğümüz rüyaların gerçek olacağına inanmamızda sakınca olur mu? Hiç sakınca yok. Ne sakınca olsun? Sufiler için normal şeyler bunlar. Hatta öyle gece rüya
görüp de ertesi gün yaşamak daha bu işin başı. Yürürken göreceksin rüyayı. Uyanıkken göreceksin rüyayı. Yolda yürüyorsun. Yolda yürürken rüyayı göreceksin. Ne yaşayacağını göreceksin. Yürüyeceksin yine. Hitap gelirse buradan gitme. Buradan git derlerse oradan git. Öbür türlü yürü. Sufilik o yolda yürürken rüyayı görmektir. Sufilik uyanıkken rüya gören lazım bize. Zikrullah’ta hani hal görür ya insan. Uyanıkken rüya görmektir. Rüyadır o da. Uyanıkken görmektir. Bu artacak daha orada kalma. Yolda yürürken de o rüyayı gör. Yolda yürürken de Rabbim cümlemizin
maneviyatını derinleştirsin. Anne sütü kansere iyi geliyormuş. Kanser hastası biri için anne sütü istediler. Sütümü saıp vermemde bir sakınca var mı? Cinsiyet fark eder mi? Bir sakınca yok. Belli bir yaştan sonra zaten anne sütü o kimse alan kimse süt kardeş de olmuyor. O yüzden sıkıntı olmaz. Ama anne sütü satılmaz. Anne sütü bir karşılık olarak satılmaz, verilmez. Bu Perşembe zikrullahında söylenen ilahiler bizim zikrullah’a adapte olmamızı sağlıyor. Fakat zikrullah temposuyla ilahi ritmi uymadığı zaman dikkatimiz dağılıyor. Bu konuda iyileştirme
yapılabilir mi? Ya normalde Perşembeleri uzun zamandan beri böyle bir tempo düşüklüğü filan yaşamıyoruz biz. Yani birkaç böyle yaşandı. Arkadaşları da bu konuda eee nasihatvari bir şekilde uyarma demeyeyim söyledim. Arkadaşlar da bu konuda şey yaptılar. Yani bunu biraz daha ellerinden geldiğince iyileştirdiler. Bu konuda ben bayadan beri eee tempoda bir düşüklük görmüyorum. Siz görüyor musunuz? görüyorsanız söyleyin. Ben böyle tempo düşüklüğüne çok böyle eee alışkın değilimdir. Çünkü ben normalde hani tempoyu arttırdığımda arttırır herkes. Allah razı olsun. Kardeşler de
zikrullahı yapan kardeşler de bana alışkınlardır öyle uzun yıllardan beri. O yüzden ben baya beri bir tempo düşüklüğü hissetmiyorum. Cumartesi günü bayan zikrullah’ında söylenen ilahilerle zikrullah akıp gidiyor. Hakkınızı helal edin. Gerçekten amacımız eleştirmek değil ama gerçekten zikrullah’a kendimizi vermekte çok zorlanıyoruz. Yani normalde bayaddan beri bunu eee nasıl eee algıladınız bilmiyorum ama ben bayadan beri bu konuda bir rahatsızlık duymuyorum. Çünkü eee bu konuya da titiz davranırım. Tempo düşüklüğü, dağınıklık benim canımı sıkar. Yani ben böyle güldür güldür zikrullah’ı
severim. Güldür güldür koşturmayı severim. Öyle hani eee zikrullah canlı heyecanlı böyle ilahiler canlı heyecanlı olacak. Semada da aynı. Ben semada da ağır ilahi istemem. Eee, genelde sema, eee, ilahileri çalışan arkadaşlar bilirler. Hani böyle başlangıcından eee, yavaş, sonradan, eee, demedem, hızlanaraktan giderler. Zikrullah da aynıdır. Başlangıcı önce alıştırma gibidir. Yavaş başlar. Ondan sonra demedem esmalar hızlanır. En sonunda en zirveye bayrağı dikeriz Allah’ın izninden öyle olur. O yüzden ilahcı kardeşler bu konuda benim bir rahatsızlığım yok. Yani insanız bazen
tempo düştüğü olur veyahut da ilahi seçiminde hani eee farklı bir tercih olabilir ama onlar beni yakalarlar. Ben hemen darbeye geçiveririm. Onlar da anlarlar. Ben darbeye geçince ha derler bu ilahi huymamış oraya. Hemen onlar da reportuarı değiştirirler. O yüzden dilsiz dudaksız anlaşırız biz onlarla. Elhamdülillah. Onlar beni yakalarlar Allah’ın izniyle. Kendimi bir yere koymak için söylemiyorum ama yakalarlar onlar. O yüzden bir sıkıntı olmaz. Rabbim bizi affeylesin. Nefsimizi uydurmasın inşâallah. Üç ihlas bir Fatiha-i şerife Amin. Ya Rabbi hasıl
olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına cihari-i Ari güzin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman Zinnureyn Ali el Murteza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına aşere-i mübeşerinin evlad-ı resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin, 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resulullah hazretlerinin ruhlarına Amin. İmamız, İmam Azam, Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Maliki, İmam Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle
ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i şerife amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmed Erfai, Seyid Ahmed el Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebü Henş Şazeli, Şahı Nakşenli Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaş-i Veli, Şah Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet Muhidtin Üftade, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi, Niyaz-ı Misri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarını hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya
Rabbi. Himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. üç ihlas bir Fatiha-i şerife amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim-Nişavi, Elhac el Hhafız Ebubekir Sıddik-ı Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, Elhac Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına ya Rabbi bilhassa üstadımız Bayındırlı Hacı Mustafa Özba Haz beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, ced ve dadalarının ruhaniyetlerine, yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin,
evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine Turuk Ali’den akraba talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında Rabbi. Ve selamün alel mürselin ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Eftali zikirnahu la ilahe illallah. La ilahe ilahe illallah. Hak muhammeden resulullah cemi enbi vel mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Elfatiha salavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler İslam’da
Ahlak İrfan Sohbetleri Tasavvuf Nedir?