Namaz Sonrası Zikrin Farziyeti
Cenâb-ı Hak, Nisâ Sûresi’nde buyurmuştur: “Namazı bitirdiğinizde ayakta, otururken ve yanlarınız üzerine yatarken Allah’ı zikredin. Şüphesiz namaz, mü’minlere vakitleri belirlenmiş olarak farz kılınmıştır.” Bu âyet-i kerîme, namazın ve zikrin ayrı ayrı ibâdetler olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Sosyal medyada ve çeşitli platformlarda namazın kendisinin zikir olduğunu, zikrin yalnızca namazdan ibâret olduğunu iddiâ edenler vardır. Hâlbuki Cenâb-ı Hak, Nisâ Sûresi 4/103’te namazı ve zikri ayrı ayrı ibâdetler olarak zikretmiştir. Namazın farziyeti belirli vakitlerde biter; ancak zikrin vakti yoktur — her hâlde devâm eder.
Âyet-i kerîmenin mânâsı açıktır: Ne iş yapıyorsan yap — yürürken, koşarken, otururken, yatarken — her hâlinde Allah’ı zikret. Hz. Âişe radıyallâhu anhâ’nın şehâdetiyle sâbittir ki Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem her hâlinde dâimâ zikir üzereydi, dâimâ şükür ve hamd hâlindeydi.
Namaz Sonrası Tesbîhât ve Kalbin Nûrlanması
Namazın farziyeti bittiğinde zikrin farziyeti başlar. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, her namazın ardından otuz üç kere “Sübhânallâh”, otuz üç kere “Elhamdülillâh”, otuz üç kere “Allâhu Ekber” ve bir kere “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh” denilmesini emretmiştir.
Farz tesbîhâtların ötesinde, her namazdan sonra en az üç yüz kere kelime-i tevhîd zikri kalbi nûrlandırır ve basîret ışığını uyandırır. Bu zikir, günahların ve hatâların oluşturduğu perdeleri kaldırarak içteki ilâhî mârifetin zuhûruna vesîle olur.
Topluluk Hâlinde Zikrullâh ve Fazîleti
Bir topluluk hâlinde Allah’ı zikrettiğinizde, Cenâb-ı Hak sizi daha hayırlı bir toplulukta — melekler arasında — zikreder. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in açıkladığı üzere, siz Allah’ı topluluk hâlinde zikrettiğinizde Allah sizi daha fazîletli bir mecliste anar.
Kul, Allah’a bir adım yaklaştığında Allah ona on adım yaklaşır. Kul, bir karış yaklaştığında Allah bir arşın yaklaşır. Kul, Allah’a yürüyerek geldiğinde Allah ona koşarak gelir. Bu, ne büyük bir ilâhî vaaddir. Allah’a yakınlık arayanlar bunu zikir yoluyla gerçekleştireceklerdir.
Kişi farzları yerine getirir, nâfileleri edâ eder, ek ibâdetlerle Allah’a yaklaşır; fakat yaklaştıran ibâdetlerin en mühimi zikrullâhtır. Bir insan neyi seviyorsa o şey dilinden düşmez; Allah’ı sevenler Allah’ı zikreder ve Allah’ı zikreden kimseyi Allah da zikreder. Bu, muhteşem bir vaaddir. En kısa yakınlık yolu, zikrullâhtır.
Zikir Halkasının Meşrûiyeti ve Bid’at İddiâlarına Cevap
Bu topraklarda kendilerini reformcu ve neo-Selefî olarak adlandıran bâzı hareketler, zikir meclislerine karşı savaş açmışlardır. Gerçek bağlılıkları meçhûl olan bu gruplar, zikir yapan cemâatlere karşı çıkmışlardır. Hâlbuki bizzat Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem böyle meclislere katılmış ve pek çok sahîh hadîs bu uygulamayı teyid etmektedir.
Zikir meclisleri — ister ayakta, ister otururken, ister yan üzere yatarak, ister halka hâlinde olsun — hepsinin İslâmî meşrûiyeti vardır. Halka hâlinde zikir husûsunda sûfîler derin bir hikmet taşırlar: hiç kimseyi halkanın dışında bırakmazlar. Bu sâdece bir âdet değil, hadîse dayanan bir hikmettir. Üç kişi meclise gelip birisi sırtını dönüp giderse, Allah ilk ikisini rahmetiyle kuşatır; sırtını dönen ise Allah’ın ve meleklerin lânetine müstahak olur.
Zikir Meclislerinde Günahların Sevâba Çevrilmesi
Topluluk hâlinde Allah’ı zikreden kimselerin geçmiş günahları sevâba çevrilir. Onlar sâdece mağfirete nâil olmazlar; günahları bizzat iyiliklere dönüştürülür. Bu, bile bile günah işlemeye ruhsat değildir; ancak zikirlerinde samîmî olanlar için Cenâb-ı Hakk’ın bu yüce rahmeti mevcuttur.
Hadîs-i şerîfte beyân edildiği üzere, zikir meclislerinde bulunanlar, kıyâmet gününde Allah’ın rahmet ve lütfuna mazhar olacak kimselerdir. Rabbimiz cümlemizi zikredenlerden, her nîmete şükredenlerden ve bütün günahlarımız için istiğfâr edenlerden eylesin. Rabbimiz bizleri sevdikleri gibi sevilen kullarından eylesin. Âmîn.
Kaynaklar
Kur’ân-ı Kerîm: Nisâ Sûresi, 4/103 — “Namazı bitirdiğinizde ayakta, otururken ve yanlarınız üzerine yatarken Allah’ı zikredin. Şüphesiz namaz, mü’minlere vakitleri belirlenmiş olarak farz kılınmıştır.”
Hadîs: Namaz sonrası tesbîhât — Müslim, Sahîh, “Mesâcid”, 146; Tirmizî, Sünen, “Deavât”, 25 (33 Sübhânallâh, 33 Elhamdülillâh, 33 Allâhu Ekber).
Hadîs: Hz. Âişe’nin Resûlullâh’ın dâimî zikri hakkındaki şehâdeti — Müslim, Sahîh, “Hayz”, 117; Riyâzü’s-Sâlihîn, “Zikir” bâbı.
Hadîs: Allah’a yaklaşma hadîsi (hadîs-i kudsî) — Buhârî, Sahîh, “Tevhîd”, 15; Müslim, Sahîh, “Zikir”, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/251.
Hadîs: Zikir meclislerinin fazîleti — Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/150; Tirmizî, Sünen, “Deavât”, 129.
Hadîs: Zikir halkasından ayrılanın durumu — Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/12; İbn Hibbân, Sahîh, XIV/102.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 672. dergâh sohbeti kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=c0j7wcTkW1k