Dergah Sohbetleri Serisi

66. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Bu hadisi yazan kim size bıraktıkları ben k taken intern sizi bıraktıkları müddetçe. Siz de. Habeş sizi terk ettikleri müddetçe. Siz de kürleri terk onu bir. Selen numarasını yaz da bir bakayım b ya. Allah. Biz normalde kım olarak çarşamb devam ettiriyoruz bunu belli günlerde yapıyoruz bunun devam ettir bir sakıncı yok ne yok ayı gün olas ayrı ayrı gün pazartesi gün yeter var mı soraca bir l bir arkadaş sormuş şeytanın vesvesesinden nasıl kurtulabiliriz di vesvesenin değişik cephelerin değişik

reçeli vardır yönleri vardır bir kimse şeytanın vesvesesinden hemen fatta kurtulması mümkün değildir bunu cevaplarken mesela çok basit bir şekilde. Peygamber sallallahu. Aley ve sellem hazretlerin bir hadisine dayanarak. Tan işte vesveseden kurtulmak için zikir yeterler çıkar ama vesvese günümüzün. geçmişin. Hastalığı olduğu gibi günümüzün hastalığı ve ileriye yönelik. İleriye yönelik. İnsanların genel olarak hastalığı olacak tabii vesvesenin bu noktada bir sürü yönü var. Kimisi. Mesela işte. Abdestim oldu mu olmadı mı namazım oldu mu olmadı mı başta veya bunu

yaptın mı. Yapmadın mı. İşte kadınlar ocağın altını kapattı mı kapatmadı mı kapıyı. Kit. Memed. Allah var mı yok mu noktasına kadar insanı götürür. Hatta son noktada. Allah yoktur noktasına getirir insanı şu aklınıza gelebilir ya işte belli bir noktadan sonra insanda vesvese kalmaz yok vesvese. Her nefis meratib nefis meratib her noktasında her katmanında seyri sülukun da her halinde insanda vesvese vardır mesela vesvese şüpheyi tetikler şüphe araştırmayı getirir araştırmayla da insan doğruyu bulur vesvesenin. Bir de bu noktadan.

hayırlı bir tarafı da var bir kimse vesvese şeytan ona vesvese verir vesveseyle şüpheye düşer şüphesini araştırm ondan ilim çıkar doğruyu bulur. Ama şüpheye düşer şüphesinin şüpheyi izale etmezse de küfre düşer kafir olur o zaman vesveseye bakarken işte. Namaz kılarken kalbinize gelen şeyler de vesvese. Zikrullah yaparken rabıta halindeyken kalbinize gelen bir şeyler vesvese. Ne bileyim. Herhangi bir nefis meratib dinin herhangi bir noktasında da insanların kalbine gelen gayri ahlaki veyahut da. Gayri. İslami gayri halin dışındaki şeylerle bu

vesvesenin içerisinde veya vesvesede toplamamız mümkün bu. İnsanın içini kemiren bir hastalıktır bu insan olmaz ama bu çoğalırsa da insanı zapt rapt altına alır fakat vesveseyi komple izale etmek mümkün mü derseniz mümkün değil şeytan var olduğu müddetçe ve şeytana. bizden bir kapı açık olduğu müddetçe o vesvese de biz ne olacaktır. Bakın şeytan var olduğu müddetçe şeytana da bizim gönlümüzde bir kapı açık olduğu müddetçe o vesvese de olacaktır bir kısım ehli tasavvuf kendisinde şeytanın kapısının kapalı olduğunu kapandığını

söylese de öyle zann etmiştir. Oysa şeytanın kapısı peygamberde dahi kapanmıştır ki o kimselerde kapanmış olsun peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin şeytanı şeytanı. Müslüman olmuştur eğitilmiştir peygambere zarar verme onun kalbine. Onun gönlüne zarar verme hususiyeti kaldırılmıştır. Ondan. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu noktada muhafaza edilmiştir kapı kapanmamış tır bakın kapı kapanmamış muhafaza edilmiştir o o yüzden bütün insanlar da insanlarda kalbin insanların kalbinde. Şeytana ait bir kapı bir pencere bir. MZ bir yol veyahut da. Şeytana.

ait orada bir giriş yeri vardır bunu yok etmek. Bunu tamamiyet le örtmek kapatmak mümkün değildir ama bunu en aza indirmek bu vesveseyi törütgen törpülemek bu vesvesenin sesini cılız laştırmak insanın kendi elindedir bazı vesveseler vardır fiziki olarak psikolojik bir rahatsızlıktır o kimsenin herhangi bir psikolog da veyahut da işte bu noktada tıbbi olarak başı nasıl ağrıyorsa tıbbi olarak nasıl bir gribal. Bir enfeksiyon geçiriyorsa tıbbi olarak bir rahatsızlık geçiriyorsa böyle bir tıbbi bir rahatsızlıktır ki vesvese bu noktada onun

tedaviye ihtiyacı vardır gidecek bir. Psikologla görüşecek veya psikiyatriyle görüşecek bu noktada tedavisini alacak bizim söz konusu edeceğimiz bu değil böyle bir bir kimse vesveseye tabi olursa hanımından şüphelen çocuğundan şüphelenir şüphelenmeye. ÇK olan herkesten şüphelenir şüphelenmeye olan etrafında ne. varsa hepsinden şüphelenir böyle bir noktaya gelir. Kapıdan dışarı çıkamaz hale gelir arabasına binemez işine gidemez hale gelir bu işin daha ileri boyuttaki olanları. Ama öbür türlü adam kendi kendine der kadın gayri ihtiyar bir kazak giymiştir. Bu kazağı kime

giydi şimdi gayri ihtiyar kadın bir etek giymiştir evde bu eteği kime giydi şimdi vakitte bu koku kime süründü yok bu çocuk benim paramı çalıyor yok bu gelin muhakkak benim oğlumu aldatıyor yok bu damat muhakkak benim kıza şöyle yapıyor bu şunu yapıyor bu bunu yapıyor. Bu hastalık bu. Allah muhafaza eylesin bunun tedaviye ihtiyacı var böyle insanlar yok mu muhakkak ki. Çevrenizde. Vardır muhakkak vardır. Bu hastalık bu rahatsızlık. Bun tbi olarak ihtiyacı var. Allah muhafaza eylesin bizim söz.

konusu ettiğimiz kalbi bir mesele bir kimse namaz kılarken şeytan vesvese verir ona namazını kime kılıyorsun şeytan vesvese verir namazın olmadı şeytan vesvese verir ona senin namazın kabul olunmadı şeytan vesvese verir ona şeytan vesvese verir rükun rüku değil şeytan vesvese verir bak senin abdestin bozuk abdestin bozuk bir şekilde namaz do şeytan vesvese ver senin guslün tamam mı ki guslün. Tamam değil. Bak sen geldin namaza ibadetten alıkoyuyor şeytan vesvese ver. Hani peygam var diyor gördün mü ki. Senan

nereden biliyor ki sen. İbrahim varmış. Musa da varmış. Yakup da varmış. Kur’an söylüyor. Kur’an’ın doğru olduğunu nereden biliyor. K sakın şu noktada düşünmeyin ya işte adam. M mutmainneye gelince vesvesesi. Hayır radiye. Gelince vesvesesi biter. Hayır. M gelince biter. Hayır. Allah. Allah’ın kuli ol vesvesesi biter. Hayır vesvese. Her nefis meratib de ve. Seyr sülukun her alanında. Vardır onların. O noktaya gelen kimselerin vesveseleri farklıdır namazın oldu mu olmadı mı diye uğraşmaz şeytan öyle vesvese vermez ona veyahut da

senin orucun oldu mu olmadı mı diye vesvese vermez ona böyle bir vesvese vermez. Allah var mı yok mu diye vesvese verir. Allah var mı yok mu diyen vesvese bir. Nakşibendi halifesi ile tanıştırdık sağsa kulakları çınlasın öldüyse. Allah rahmet eylesin halife bir önceki efendisinin zamanında halife olmuş. Şeyh. Efendisi halife yapmış. Şeyh. Efendi. Üstadı vefat ettikten sonra oğlu geçmiş derg başına oğlu geçtikten sonra onun yine halifeliğini devam ettirmiş o halifeliğe devam ediyor ve önceki. Üstadı görmüş. Hatta ondan.

önceki. Üstadı görmüş gençliğinden. Tabiri caizse ün. Üstat devam ediyor yola ve ve o halifelerin toplanıldı yerdeki hemen hemen onların içerisinde en iyilerinden birisiydi bana dedi ki mustafa efendi bir sıkıntım var anlatamıyorum hiç kimse üstadıma da anlatamıyorum dedi sana anlatabilir miyim dedi. Dedim ki senin derdinin dermanı üstadın olması lazım senin ded direk daha hiçbir konuşmadan dedi. Allah yok mu diyor içindeki dk yaptı böyle. Evet ya dedi dedim tamam doğru nasıl. Can dedi dedim vesvese doğru durdun düştüğün.

Nokta doğru ded ne yapmam lazım dedi. Bunun esması var bunun esmasını üstadının vermesi lazım söyledim mi onu dedim ben durdu bir sefer dedim dedi ne dedi dedim. Ben hiçbir demed dedi. Dedim bir söyleyemeyeceğim sana ve o kimse. Allah. affetsin yanlış anlaşılmasın kimsenin makamını mevkisini öşek noktada değiliz üstadından iyiydi. Bir önceki. Üstadı onu mühimi geçirmiş al götür adamı bir yere koy şeyhlik yapsak adamı al götür bir yere şeyhlik yapsın. İki gözü iki çeşme ağladı. İki çeşme ne

yapmam lazım dedi. Dedim kusura bakma. Hakkını helal et bu dedim. Haddi aşmak olur bizim için dedim ben sana bir söyleyemem şu anda dedim sen dedim ya gideceksin üstadına söyleyeceğin. Buhari dedim ya da dedim bizim efendiye söyleyeceğin. Abdullah efendiye dedim. Senin dedim bu noktada dersini değiştirecek olan dersini verecek olan dedim mi senin için iki tane. Yetkili makam var. Birine söylemişsin dedim ondan bir işaret alamamış sana bir. Esma vermemiş. Senin bu halini üzerinden almamış dedim bir kimse ilmi.

aramanın son sonu yoktur. Dedi ilim arıyorsun. Sonuçta. Abdullah. Efendi dedim. Şeyh. Efendi. Hazretlerine söyle o dedim senin ilacını verir bu durdu şimdi dedim ki kendisine dedim. Rüyam da cennete girdin mi dedim ben baktı benim yüzüme girdim dedi peki dedim cennette esmayı veren oldu mu sana şu esmayı çekeceksin deyen oldu mu olmadı dedim muhakkak bu hal sen dedim. Şeyh. Hazretlerine anlat muhakkak dedim. Onu anlatmam lazım dedi ben dedi bizim üstadımıza rabıta ediyorum rabıt soruyor bir cevap alamıyorum

dedim dedim cevap alamazsın ondan kusura bakma dedim insanların hakkında konuşmak istemiyorum ama ondan cevap almam mümkün değil dedim sen dedim. Bunu efendiyle görüceksin ondan. Ondan sonra bir yolunu bulmuş efendiye söylemiş ne zaman söylediyse nasıl söylediyse. Efendi bana dedi. mâşâallah. Mustafa efendi. Dedi oğlum dedi kendini söyleyebilirdim dedi. Neden söylemedim. Estağfurullah efend ded. Biz ne söylü. Biz kimiz dedim ben şimdi ona. Maşallah dedi. Ona demiş ki gördün mü demiş bağlı dermiş nasıl oluyor demiş o kimseye de o

bunun ilacını biliyor ha demiş o bunun ilacını bildiği halde demiş seni. Bize göndermiş demiş iyi bağ demiş ona sonradan o kimseyle tekrar karşılaştığımızda ya dedi ne muhabbet var aranızda sizin dedi. Senin hakkında böyle böyle ded dedi dervişlik edeptir ben biz dedim böyle öğrendik ondan. Kesinlikle bizim onun alanına iş. O da dedim. Benim alanıma karışmaz nasıl yan. Ben dedim yıkarım yaparım. Ondan sonra dedim dağıtırım toplarım o da bana hiç demez dedim. Mustafa. Efendi. Oğlum sen ne yapıyorsun.

demez bana işte. Hiç demedi bugüne kadar şimdi vesvese insanı çökertir bu noktada. Ama bu o üst o üstadın. Ehil olup olmadığını da çıkarır meydana o. Derviş belli bir noktaya geldiğinde belli bir noktaya geldiğinde belli bir hale geldiğinde onun o halini atlatıp atlatması. Üstadı da meydana çıkarır. Anladınız mı meseleyi ha diyeceksiniz ki ya vesvese lazım mı. Bak nasıl lazım şimdi vesvese kötü olarak görüyoruz. Öyle değil mi. Ama lazım mı bakın nasıl lazım bir adamın olup olmadığını o

meseleyi. Bilip bilmediğini. O noktada o noktadaki bir kimsenin kalbi olarak ilacının ne olduğunu o kimse bilecek. Eğer bilmiyorsa o zaman sınıfta kalıyor karşıdaki kimse de sınıfta kalıyor evet normalde kalbi ilmi led açılmış olan bir kimsenin le normal bir. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında kimsenin vesvesesi aynı düzeyde değildir. Bu ancak bunun en şimdi tedavi noktasına geliyorum en devamlı tedavisi en kesin tedavisi kesin tedavisi tasavvufi manada. Zikrullah. Zikrullah ve rabı bir sefer kesin tedavi. Zikrullah bir kimse

dersini çeker ise ve devamlı zikirle meşgul olursa şeytan onun kalbine vesvese veremez şeytan onun kalbini etkileyemez şeytan onun kalbine oturamaz yerleşemez onun kalbinde yer bulamaz onun kalbinde yer bulabilmesi için o kimsenin zikrullahtan kesilmesi lazım muhabbetini bozması lazım rabıtadan kastım muhabbettir bir kimsenin üstadına olan muhabbeti bir kimsenin üstadına olan sevgisidir bağlılığı üstadına olan manevi yakınlığı dır bu insanda güven duygusu verir bu insana rahatlık verir bu insana genişlik verir bu insanın doğru yolda olduğunun bir kendi kendisine işaretidir.

Zikrullah ise o işin ilacıdır o. kimse günlük virdleri yle günlük zikrullah’ı yla veya belli bir noktaya geldiğinde günlük esmasıyla kalbinden o şeytanın vesvesesini atar kalbinden o vesvesesi o vesvesenin sesini kısar onun. Tabiri caizse. Hani radyonun sesi olur ya. Televizyonun sesi olur ya onun sesini kısar. Ya insan işte orada var ama ses. Öyle değil mi. Ama sesini ne yapıyor düğmeden kısıyor. Aynen düğmeden kısarsanız neyle. Bu sevgiyle bu. Zikrullah la bu muhabbetle söz konusu olur. Eğer ki gönüle.

Eğer ki. Kalbe. Zikrullah yerleşti isse. Eğer ki gönüle. Allah sevgisi muhabbet sevgisi yerleşti isse onun kalbinden şeytan ve nefsin sesi çıkar vesvesesi çıkar oyunları tezgahları çıkar ve kalbe o ilahi muhabbetten muhabbetullah doğar ki. Kalbe ilham gelmeye başlar. Kalbe bu noktada cenab-ı. Hakk’ın. İlm ledün. inmeye başlar. Kalbe. Hikmet pınarlarından bir. Pınar gelmeye başlar bunun adı marifetullah denir ki marifetullah sadece mürşid-i killerde vardır veya. Veli noktaya geldiğinde vardır onlar belli bir hale gelince. Evet vardır ama marifetullah ilmün.

La. İlahe. İllallah. Muhammeden. Resulullah diyenden sonu yoktur onun oraya kadar sonsuz noktada marifetullah vardır sonsuz noktada. İlm ledim vardır bizim önümüze şunu getirebilirler veya eserlerde şunu okursunuz. Siz marifetullah sadece. Allah’ın veli kullarına has bir ilimdir veya marifetullah sadece mürşid-i kâmil has bir ilimdir veyahut da bu noktaya gelen insanlara verilir bu işin. Kemal noktasıdır bu işin en. Zirve noktasıdır veya zirveye yakın noktasıdır bir kimse la ilahe illallah. Muhammedin. Resulullah dediyse o marifet deryasına dalmaya adaydır o. İnci

pınarlarından içmeye adaydır o. Hikmet deryasından. daldırıp içmeye adaydır. Bu kim olursa olsun o yürüdükçe haramlardan uzak. Durdukça farzları yerine getirdikçe. Allah’ı sevdikçe zikretti çe. Resulullah’ı sevdikçe sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin onun sünnetlerine bağlandıkça. Allah’ın veli kullarını sevdikçe onların izini takip ettikçe o da o marifet deryasına dalmaya aday bir kimsedir. O da o velilerin içtiği pınardan içmeye aday bir kimsedir. O da vesveseli sesini kesmeye aday bir kimsedir. O yüzden şöyle düşünmeyin ümmetin içerisinde böyle bir hal var

bu hal sadece bunlara aittir. E biz o hale gelemeyeceğim göre bize de öyle bir yoktur. Hayır bir kimsenin zikrullah’ı sevmesi marifettir bir kimsenin. Allah dostlarını sevmesi. Allah yolunda gitmesi ilahi hikmettir hidayettir bir kimsenin haramlardan uzak durması. Allah’la arasında bir muhabbetin olduğuna işarettir bir kimsenin. ibadetlerini işlemesi. Allah’a olan sevgisine olan. Allah’a karşı bir sevgisinin olduğuna işarettir şunu bireyselleştirme sadece marifet halakas sadece. Hikmet. Dergahı sadece. İncil alakası mürşid-i kamillere ve velilere ait geri kalan ümmete. Bu kapı kapalı

geri geri kalan dervişlere. Bu kapı kapalı diye bir yok. Derviş öyle. Derviş olur ki. An. Gelir. Gelir manevi. Hikmet noktasında üstadını geçer. Bu makam değildir. Bu anlık bir hayret deryasıdır bu anlık bir çıkıştır an gelir üstadının bilemediğini bilir dervişin öyle hali olur ki. Ya. Rabbi dediğinde. Semalar açılı verir dervişin öyle bir hali vardır ki secdeye kapanır. Ya. Rabbi der gözünün önüne serilir her o üstatlar yetişirken de dervişlerin noktasından yetişiyor adam bir günde. Üstat olmuyor adam bir

anda merati pleri kat etmiyor o. da. O yoldan yürüyor. O da o daireden yürüyor. O da o cile yolundan yürüyüp gidiyor o yüzden kapı sadece birilerine açık değil kapı bütün ümmete açık. Allah bütün insanlığın bütün kainatın bütün yaratılanların allahıdır. Allah bütün yaratılanların. Allah’ı. Allah bütün müminlerin. Allah’ı peygamber bütün müminlerin. Peygamberi. Cennet bütün müminlerin cenneti. Arş. Ala. Cenabı. Hakk’ın. Allah’ın. Arş alası. Sadece belli kesim insanlara değil ki sen dermiş ol. Sen. Allah’ı. Sev. Hakkı sev sen. Resulullah’ı

sev onun sünnet-i seniyyesi yerine getir sen haramdan uzaklaş sen yalandan gıybetten dedikodudan ondan bundan uzaklaş onu verecek olan. Allah o. Ar alacak olan. Allah o yüzden vesveseden kurtaracak olan da. Allah ve her makamda her sülük dairesinde her halde muhakkak ki vesvese bizim peşimizi bırakmayacaktır. ve her vesvesenin karşısında o kimsenin. Üstadı o vesvesenin karşısına çıkacaktır. İnsanın kalbinde vesvese geldiğinde. Üstadı da kalbinden bağıracak daır bakma buna veya rabıt gel halinde. Üstadı ona diyecektir bna takılma bir ses duyacaktır

onun kalbini harekete geçiren kalbini tenvir eden düzelten istikametini belirleyen kalbinde bir ses olacaktır. Ama bu üstadının sesi olacaktır. Ama üstadının sesini bildikten sonra değişik sesler öğretecekler onun onun kalbine o bir müddet sonra pirin sesini öğrenir bir müddet sonra işte herhangi bir sahabe onu ele alırsa o sahabenin sesini öğrenir bir müddet sonra onu bir peygamber ele aldıysa herhangi bir peygamber o peygamberin sesini. Aşina olur. Ona hemhal olur bir müddet sonra. Muhammed. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin

sesine. RAM olur. Onun sesini duyar. onun sesini öğrenir artık onun sesiyle hemhal olmaya başlar bir müddet sonra da. Allah ona hitap eder. Allah’ın hitabı bütün o seslerin hitabında far artıdır. Allah’ın hitabı ister manada olsun ister rüyada olsun ister. Zikrullah taki halde olsun onun hitabı öbür hitapların hiçbirisine benzemez onun seslenişi. Onun bu noktada değişi hiçbir şeyin deyişine ve sesleniş benzemez ve onun bütün vücudu bütün manevi hali kalbiyle ruhuyla sırrıyla vücuduyla her şeyiyle bu. Allah’ın sesi diye haykırır

bu. Allah’ın sesi diye aykırı bu. Resulullah sallallah. Aley ve sellem. Hazretlerinin sesi diye aykırı. Bu haz eyüb’ün sesi bu. Hazret-i Yusuf’un sesi bu. Hazret-i Musa’nın sesi bu. Hazret-i İsa’nın sesi diye haykırır muhakkak ki. Üstadı da ona ilk önce der bu şunun şunun sesi diye. veyahut da kalbinde üstadının sesiyle derler on. Can’ın sesidir vesvese. Böylece her manevi katmanda her manevi yelpazede rengi ve sesi de değişir. Her manevi yelpaze açıldığında her. Hayret makamından başka bir. Hayret makamına geçildiğinde

o. Hayret makamının da o manevi halinde sesi ve rengi farklıdır şeytanın görüntüsü de farklıdır ve bu haller yaşanırken. Şeytan da görünebilir şeytanın görüldüğü her alanda makamda bu şeytan değildi diye düşünmeyin. Şeytan da bu kalamun gibi sizin anlayacağınız dille söylüyorum hal ve suret değiştir ne zaman ki belli bir noktaya geli şeytanı gerçek vesi le görürsünüz ve şeytanın gerçek vees le görünceye kadar yolunuz bitmemiştir nuru gerçek rengiyle görünceye kadar yolunuz bitmemiştir gerçekten hitaba erinceye kadar yolunuz bitmemiştir. Muhammed.

Mustafa elinizden tutup. Seyran ettirmediği müddetçe. yolunuz bitmemiştir asla peygamber size. Önder olup manevi halleri geçirmediği müddetçe yolunuz bitmemiştir yürüyecek çok mesafenizi ve her hali her manevi noktanın her manevi venin muhakkak ki işaretleri delilleri ve anti delilleri vardır. Bunlar ancak ehline malumdur ancak yaşayanlara malumdur bunları da bir kitaptan bulacağınızı zannetmeyin. Bunlar ehline malumdur. Bunlar marifet. Sırrı diye geçirilir. Bunlar sır değildir o hale gelen için sır değildir o hale gelmeyen bir kimse için de boş muhabbettir o hale

gelmeyen insan için boş muhabbettir. Anlamı. Olmaz çocuğun eline bir mücevher vermiş ol. Anız çocuk mücevherin kıymetini bilir mi. Bilmez attır verir elinden manevi ilimler de marifetullah da aynı bunun gibidir marifet ilmi. Hikmet deryasından bir incidir çocuğun eline verirsen atı verir kıymetini bilmez onu ancak. ehli. Kıymet verir. Onu ancak ehli değer verir. Onu ancak bilen değer verir altının ayarını. Sarraf anlar altının ayarını bakkala götürürseniz bakar. Bakkal altın kıymetli bir şeyler ayarını bilemez ki onun için sarı olan

her maden altındır içi. Demir olsa üstü sarı olmuş olsa altın yaldızın boyanmış olsa götürsen bakkala kandırırsın onu ama sar sarrafı kandıramazsın. İşte insanlar da marifet ilmine. Vakıf olamadığı müddetçe dış görüntüyle dış hükmeder ki dışı altınsa sarıya benziyorsa bu altın der çıkar işin içerisinden içine. Vakıf olamadığından dolayı içinin. Demir olduğunu kalp olduğunu bilmez marifet ilmine sahip olan bir kimse ise dışına bakmaz içine. Bakar eğer içi altınsa dışı isterse çamur olsun dışı eski püskü olsun dışı isterse yırtık

pırtık olsun isterse. İki kelimeyi bir. araya getiremezsin adam isterse üç cümleyi alt alta koyamazsın isterse yolda yürümesini dahi bilemesin isterse o yemek yemesini dahi bilemesin. Onun içi altın o içi marifet sırlarla dolu asıl adam o asıl insan o asıl. Kemal ehli olan o öbürkü süs var. Öbür künde sarığı çok güzel külahı çok güzel cübbesi çok güzel. Sırmalı altın yaldızlı bir yürüyor. Sanki etrafında bütün insanlar yürüyor içi boş içi boş dışı altın sarısı küçücük bir dertten isyan

ediyor küçücük bir sıkıntıdan. Ah rekan ediyor küçücük bir çileden canım yandı diye bağırıyor küçücük bir şeyden kendi dervişlerin harcıyor küçücük bir şeyden kıyma makinesi gibi etrafını kıyıyor küçücük bir şeyle ayrılıklar getiriyor fitne çıkarıyor. Gıybet çıkarıyor dedikodu çıkarıyor. Onun içi teneke dış altı. Onun içi. Çarşısı dışı sarı her sarı olan altınd değil marifet ilmine sahip olan kimse altındadır. Bu ancak bu ancak kalpte zikrullahın oturmasıyla hemhal olur kalpte zikrullahın yerleşmesiyle olur gönülde. Allah korkusunun ve. Allah sevgisinin yerleşmesiyle

olur marifet korku ve sevdayı yanında getirir marifet ümit ile ümitsizlik yanında getirir marifet ilimle ilimsiz liği kol kola taşır marifete halk vecindario. Ancak ve ancak. Allah yolunda istikameti düzgün olan. Allah yolunda çilesi düzgün olan. Allah yolunda mücadelesi düzgün olan. Allah yolunda. Allah için. Allah’la beraber olana verilir o marifet insanın kalbini genişletir insanın kalbini derinleştirir geliştirir o kimse kalbiyle gör. MEye kalbiyle konuşmaya kalbiyle duymaya başlar o kimsenin kalbinde. Merhamet. Pınarları. Şefkat. Pınarları akmaya başlar o kimsenin kalbinde.

Hidayet. Pınarları akmaya başlar. Onun kalbi. Allah. Allah nidalarıyla coşmuş durur o coşkunluğu. Saklayacak geecek yerler arır o aşkının muhabbetini göstermemek için dudağını ısırır dilini ısırır insanlardan ayrı kalmaya başlar o ola ki. İçinden bir sır patlatırım ola ki coşkunlu undan bir akıtırım ola ki oradan bir çatlatırım diye. Allah’ın sırrını saklamaya ve gizlemeye çalışır. O yüzden marifet ehli yalnız insandır. Hikmet ehli yalnız insandır sırrından açıklasa. Etrafındaki insanlar anlamayıp ondan uzaklaşacak lardır açıklasa da içinde hep öyle yov yorula

deryasını içindeki muhabbetini coşkunluğu bastıra bastıra halini yürütür der vesvese mezara gidinceye kadar da devam eder. Her halde her makamda her noktada vesvesesiz bir hayat yok o zaman onu durdurmanın yolu onun onu durdurmanın yolu. Allah’ı. Sevmek. Resulullah’ı sevmek onların yolunda giden velileri mürşitleri. Allah dostlarını. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti hak dostlarını sevmek onlarla beraber olup onlarla beraber olup. Allah’ı zikretmek peygamber işan efendilerimiz buyurdu ki sizin kalbinizin üzerinde durur. Şeytan ne zaman ki zikrullah’ı bıraktınız şeytan içeri

duhul eder. İçeri girer ne zaman ki zikrullah’a başladınız şeytan oradan kovulur der nereye kapıya kadar burayı bir affederim ya. Burayı bir kalbe benzetin şeytan şurada şu kapının önünde şurada çay ocağına daha çıkarken şeytan şurada. Siz buradan zikrullahtan çıktığınız anda. Eğer ki buradaki halinizi devam ettiremezsiniz orada. Siz hemen sahip olacak. Hatta burada sahip olacak diyecek ki yandaki nasıl. Zikrullah yapıyor ya bak ağzını burnunu nasıl çeviriyor ya bu neden bağırıyor ki bu kadar ya bu. Neden şimdi ağzını

burnunu böyle evirdi çevirdi ki bu neden saçını sallaya sallaya. Zikrullah yaptı. ki. Şuna bak ya bir. Sarık dahi takmamış bunun ne içinmiş ya üzerindeki haydarisi böyle haydari mi olurmuş. Ya yok bunun kıyafeti buraya gelmeye uygun değil aslında bunu ne yapma alıyorlar ki ya bu adam da ne kadar yalan söylüyor bir de gelmiş buraya. Zikrullah yapacak ya bu adam ne biçim adam ya. Bir de buraya gelmiş ya. T ya o buradaysa. Ben buradan gideyim ya o da

gidiyor zaten şeytan. Kalbimizin üzerinde içinde vesveseyi veriyor. O zaman huzur ya. Rabbi benim şu şeytanın vesvesesinden. Koru. Tevhide başla la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah her hali karda her halde la ilahe illallah hangi makama geçerseniz geç hangi esmaya geçerseniz geçin hangi. Hayret noktasına geçerseniz geçin hangi manevi. hal üzerinize yaşarsanız yaşayın. Vallahi de la ilahe illallah billahi de illallah başka bir yok hangi esmayı alırsanız alın desinler ki size. Sen. Hay esmasının. La. İlahe illallah”

devam et desinler ki sana sen. Son esmaya. Geldin kahar esması çekiyorsun. Allah’a devam et. De ki. Kahhar esman bitti sana esma-i sebba verdik hayrü. Kayyum. Allah kadir. Kayyum. Allah senin ismin senin lafz esman bu desinler. Sen yine. La. İlahe illallah” devam et tevazu yelden bırakma kendini bir makamda görme kendini bir. Halde. Görme kendini bir noktada görme kendini bir dairede görme. Tevhide devam et bu hepinize tavsiyem. Tevhide devam edin. Allah rahmet eylesin. Şeyh. Efendi. Hazretleri der ki.

Musa. Efendi oğlum esmanı değiştirdim. Günde 100 tane şundan çekeceğin. Bütün arkadaşlar. 100’den fazla çekerlerdi ne dedi. Hay esması dedi değil mi o böyle. Hay esmasına olduğunu belli edecek hay. Allah hay. Allah herkesin iinde böyle söylüyor ben. Hay esmas. Biz genel. Tevhide devam ederdik 100 tane ded 100 tane çekerdik hay. Allah geri kalan. Ben. Tevhide devam ederim. Mustafa. Efendi. Oğlum ne çekiyor. Tevhit çekiyorum. Efendim mâşâallah oğlum. Esma verdiklerim hep esmayı çekiyor. Sen de çekmiyorsun esmayı. Ben sizin

verdiğiniz adet kadar çekiyorum. Efendim verdiğim adet kadar. Evet efendim siz tane ya hak dediniz 100 tane ya hak çekiyorum. Efendim. Maşallah devam et. Olum. Biz. TEB devam ederdik bunu açıkça eşkare söylüyorum ki hani birisinin gittiği yerlere adım biz böyle adım basıldığı adım bastığımız yere. adım basılacak bir insan değiliz izimiz takip edilsin düşüncesinde değiliz. Allah bizi affetsin kendimizi hiçbir zaman o noktada görmedik ama biz böyle yaptık. Ben böyle yaptım bana dedi ki 100 tane. Yahu çekeceksin oğlum

dedi 100 tane. Yahu çektim. Ben bir başkasına demiş 100 tane. Yahu çekeceksin o. Efendim demiş. Ben. Hu hu hu. Allah diyeyim mi. O da de oğlum demiş ona bana. Böyle dedi. Ben de böyle dedim ben böyle diyorum dedi hayırlısı. Sen ne yapıyorsun. Biz bir yapmıyoruz. B tehri devam ediyoruz. Tevhide devam ediyoruz biz sonunda gelen yine. Tevhit varacağın nokta. Tevhit gideceğin nokta. Tevhit ulaşacak nokta. Tevhit hangi esmayı alırsan al ulaşmak ulaşacağına. Tevhit kalbinize yerleştirecek olduğunuz. Tevhit. Tevhide

devam edelim. Tevhid zikrinde o kadar. Keramet o kadar. Fazilet o kadar hikmet vardır ki. Tevhit zikrinde o kadar mahvoluş o kadar. Hüccet vardır ki. Tevhit zikrinde o kadar derinlik vardır ki. Tevhit zikrinde o kadar yükseklik vardır ki o kadar genişlik vardır ki. Tevhit zikrinde o kadar. Nur o kadar temizlik vardır ki. Tevhit halleder hepsini o yüzden kalbinizdeki vesveseyi tamir edecek olan bozuyor ya bir onu tamir edecek olan onu düzeltecek olan onu. Dizayn edecek olan kalbinizi yeşertecek

olan kalbinizi sulandıracak olan kalbinizi yumuşatacak olan kalbimizi neş. Neva haline getirecek olan. Bahar güllerini açtıracak olan. Bahar mevsimini getirip bin bir türlü çiçek kokusunu aldıracak olan. Tevhid zikridir sizde gecede aydınlığı aydınlığın içerisinde nurlu. Nurlu verir zifiri karanlığın ortasında sizin gözünüzün önünde bir nur olur. yolunuzu. Aça. Siz herkesin elinizi bıraktığı anda onun eline sımsıkı yapışırsın. Merak etmeyin o sizi düzlüğe çıkarır herkes sizi bırakabilir her elinizi uzattığınız yer kuruyabilir her adımını attığın bir adım daha bataklığa batabilir siniz

düşebilirsiniz umulmadık yerlerden darbeler hancer yiyebilirsiniz şunu unutmayın. Tevhide ve zikre devam edin selametli inizi bulacaksınız. Tevhide devam edin istikametini bulacaksınız. Tevhide devam edin gönlünüzün istikametini oturtur acak sınız. Tevhide devam edin bozulmuş neyiniz varsa düzelecek. Tevhide devam edin neyiniz yıkıldıysa tamir olacak. Tevhide devam edin kartondan kurduğunuz dünyalar yıkılacaksa o. Tevhit yıkacak o sahte güzellikleri yok edecek olan yine. Tevhit insanların gönüllerinde sahte bir dünya vardır gönüllerinde sahte güzellikler vard o sahte güzelliklere tapar insanlar onların peşinden giderler onlarla

oyalanır. Vallahi tevhidi. Nur onları yıkacaktır. nasıl. Muhammed. Mustafa. Kabe’ye girip. Haz. Ali efendimiz onun omuzlarına basıp putları yıktı. İsa. Evet sen de üstadının omuzuna çıkar sen de kalp putlarını teker yıkarsın neyle tevhit ve aşkla senin zülfikarın. Aşk olsun. Evet sen o zil fikar aşk ile çek ve aşk ile zülfikarın meydana çıkar merak etme. Zülfikar asla ve asla dünya için kesmeyecek kul deyince altındaki düşman zülfikarı kınına koydu dedi ki sen benim. Nefsime tükürdün. Şimdi ben. Allah için

bu. Zülfü karın çıkarmıştım. Allah için içine gömerim dedi gömcü. Sen. Zülfü karını meydana çıkar ve. Allah için o. Aşk kılıcı kesecektir nefsin için kimseye vurmayacaksın. Tevhide devam et nefsin için kimseye dua etmeyeceksin. Tevhide devam et nefsin için hiç kimseye kızmayacaksın. Tevhide devam. et nefsin için hiç kimseye bakmayacaksın. Tevhide devam eder sen senin o gözlerin nefsin için bakmayacak dilin nefsin için konuşmayacak kalbin nefsin için hoplamak vücudun nefsin için kıpırdan alacak. Tevhide devam et nasıl onun eline zülfikarın

kılıcını verdiyse. Senin de eline bir. Zülfikar kılıcı vermiş. O aşktır muhabbettir. Sevdadır nasıl ona. Tevhid nurunu verdiyseniz. Sana da. Tevhid nurunu verecektir yerleştirecektir onu sakın ümidini kesme tevhidle. Ümit. Kazan. Sakın ha. Ümit deryasına girip korkuyu unutma sevgiliden kork sevgilinin azabından değil sevgiliden ayrı kalmaktan kor onun. Merhamet deryasından uzaklaşmaktır kork. Onunla aranda perde olmasından. Kork kork neden kork ya. Rabbi dediğinde. Buyur kulum demezse ondan kork onunla gönlünden bir yol bulamamaktan kork onunla kalbinden konuşamamak kork. Eğer geceleri

kalkıp onunla konuşamıyorsan o. zaman kork. Eğer ki tenhalarda onu zikredip dua edemiyorsan. Onun için gözyaşı akıtam yy olan. Vallahi kork bundan billahi. Kork ama o senden ayrı düşmüş. O yüzden kork. Sen ondan ayrı düşmüşsün sen o sevgiliyi küstürmüşler sana katilini göstermiyorsa. Sen sevgiliyi küstürmüşler ve gecenin kanadında bakmıyorsa sen sevgili küstürmüşler değil o zaman al türkümü çağırırsın. Yarın beni. Çöllere atma yüreğimi yakma hanini kalbime saklama diye nasıl fyat edersen arana perde girmiştir. Senin o perdeyi nasıl yıkacaksın

nasıl yırtacak. San yırt o perdenin yırtıl ve yıkılışının başka hiçbir şei yok aşk ve tevhit ikisini yoğur la ilahe illallah dedikçe daha da aşık ol. Aşık oldukça la ilahe illallah demeye devam et gel boş ver kahrete dalma o kalbindeki sahte güzellikleri at. kalbindeki sahte evleri at kalbindeki sahte dünyayı at kalbindeki sahte sevgilileri at o putları yık içinden tevhidin nuruyla tevhidin aşkıyla yık onun aşkıyla y zülfikarı sal meydana. Meydan. Zülfikar görsün gece demesin gündüz demesin aşkın önüne

ne geliyorsa bütün putları kessin atsın nasıl. Musa’nın hatası varsa senin gönlüne de kendi aşkını koymuş onun aşkına doğru yürü onun aşkınla. Bak onun aşkınla dinle onun aşkınla kuşları dinle böcekleri dinle onun aşkınla babatı dinle onun aşkınla dinle. Her yerde. Onu. Göreceksin her yerde onu dinleyeceksin kalbinde onu dinleyeceksin. O senin kalbine tatlı diyecek ki al bu benden sana ona ram ol. Bırak insanların verdiklerine. RAM olma insanların gülüşlerine katlanma. Kanma bugün. Gülen yarın sana dişini gösterecek bugün seven

yarın sana. Hami batıracak. Ser nerenden hançerliyor lsa hançeresi de ki. Alın size bu vücut lazım de ver vücudunu insanlara ver insanlar ne istiyorsa senden alsınlar. Sen yönünü ona çevir. Sen kulağını ona çevir. Sen dudağını ona çevir. Sen dilin ona çevir insanlar senin hakkında ne diyorlarsa desinler. Sen marifete dal. Sen. Allah’a dal onun aşkına dal sen o zaman vesvesen de pusacık şeytanın da pusacık nefsin de zülfikarın kılıcını sal kendini salma kendini korumaya çalışma eğer. Allah’ı seviyorsan sen

bir hiçsin hiçin nesini koruyacaksın. Eğer sen. Allah’a. RAM olduysan. O senin sahibin. O senin vekilin o her şeye kafi değil mi neyinin mücadelesini veriyorsun senin tutunacağım bir tek bir var. Tevhit. Tevhide iyi. Tutun tutunacağım bir tek bir var. Aşk ona. iyi sarıl tutunacağım bir tek bir var haramlardan uzak durmaya çalış tutunacağım bir tek var. Muhammed’in. Sevdasına düş onun kokusun her yerde o koku seni doğru kokuya götürecek çünkü onun kokusu. Allah’ın kokusu. Muhammed’in rengi. Allah’ın rengi. Muhammed’in

deryası. Allah’ın deryası sakın. Muhammedsiz yürüme sakın. Muhammedsiz yürüme. Vallahi. Allahsız kalırsın. Sakın ama gaflete. Düşme. Delilsiz gitme bakma sen insanların saf saf konuştuklarına bakmayın siz halkın bu işlerden anlamadan konuştuklarına. Siz. Delilsiz yürümeyin. Siz fatihasız yürümeyin bin bir kez. Fatiha okuyun bin bir kez. İhlas okuyun. Sakın ha. O muhabbet deryasına düşün. Sakın ha. O İnci deryasına düşün. Sakın ha. O rahmet deryasına düşün başka işiniz olmasın nefesiniz. Allah için iyi işiniz. Allah için yürüyüşünüz. Allah için bakışınız. Allah

için olsun. konuşmanız. Allah için olsun kendi. Nefsime de söylüyorum bunu derse gitmeniz. Allah için eve gitmeniz. Allah için hanımlarınızı sevmeniz. Allah için çocuklarınızı sevmeniz. Allah için etrafınızı sevmeniz. Allah için hizmetiniz. Allah için olsun kendi nefsinize bir kendi nefsinize bir aramaya kalkmayın kendi nefsinize bir yapmaya kalkmayın kendi nefsinize. Bir katmaya kalkmayın 20 yıldır ne. Şeyhler gördük ne. Dervişler gördük ne halifeler gördük ne uçanlar gördük ne kaçanlar gördük ne hançerler yedik. Ne laflar işittik. Hepsi de geçti bitti

herkesin yaptıkları kaldı yanında senin ne yaptın kalacak yanında. Gel. Allah de. Tevhit nuruna dal her şeyden kurtul fel. Allah bizi onlardan eylesin illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe. Akay. Zin kurulur. Canlar sene var olur. Allah dinir kurulur. Canlar. T vurulur. O Allah’ın r ilahe illallah. O Allah’ın rızası o la ilahe illallah destur ya. Allah ş. İlgili Sohbetler 442. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 324.

Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 157. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.