Dergah Sohbetleri Serisi

63. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Annem 82 yaşında. Nefes almakta zorlanıyor. Zor yürüyor. Hayatta zor duruyor. Lavaya ayaklarını kaldırırken düşecek diye korkuyorum. Onun için teyemm abdesti ala olur mu? Oturduğu yerden abdestini alacak. Oturduğu yerden yapabiliyorsa yapabildiği yere kadar yapacak. Yapamadığı yerde teyemmüm alabilir. Ama o kimse bir leğen getirseniz suyu leğenin üzerine dökerekten de abdestini alabilir. İşte ne bileyim doğru da olsa birisini hafiften yardım edebilirse abdestini alabilir ama o da olamıyorsa teyemm eder. Erkeklerin kulaklarını girilmesi uygun. Ya bir kimse eğer ki kendi

kendine ben. Allah’ın kölesiyim, Resulullah’ın kölesiyim deyip de o noktadan kulağını delirirse bunda söylenecek bir yok. Burnunuz da derdirse bir olmaz o zaman. Ama yok eğer ki. Kur’an delinmesi, derdirilmesi orada bir gelenek halinde değilse, görenek halinde değilse bu kimse. kalkıp toplumlarını delirsin diye. Ama lakin eğer ki. Avrupalılara benzemek için veyahut da bir şeye benzemek için kullanır delirirse bu sakıncalı. Bugün kulağını delirecek, yarın diyecek ki yanağımı delirebilir miyim? Bu devam edecek sonuçta bazı şeylerde fıtrat aranır. O şeyin

geleneği göreneği aranır. Bizim toplumumuzda erkeklerin kulak delirmesinin geleneği bir tek kölelikle alakalıdır. Yavuz. Sultan. Selim derdirmiştir. Kendisini. Allah ve. Resulünün kölesi olarak görmüştür. O yüzden derdemiştir. Yoksa normalde normal. Müslüman halk tünelde kulaklarını derdirmez bizler. İş yerinde bir hanım peygamber efendimizin ne amaçla çok evlilik yapmıştır. Açıklar mısınız? Devzelerini sayıs karşı peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin çok evlilik yapmasının bir şartı aranmaz ki. Sonuçta. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında zamanında bir erkeğin 80 kadına kadar kadını.

nikahlama hakkı vardı. İslam’da çok evliliği. Bize şimdi şöyle anlatıyorlar. Ağzı da çoğalttı. Ağzlı da fazlalaştırdı gibi bizim gözümüze. İslam çok olanı azaltı. Insanlar 10 tane, 15 tane, 20 tane hanımı olan insan vardı. 40 tane hanımı olan insan vardı. Mekke’de 70 tane hanımı olan erkek vardı. İslam bunu aşağı indirdi. Dörde indirdi. Kur’an’la sabitledi. Hatta. Kur’an’la sabitleninceye kadar erkeklerin dörtten fazla hanımları vardı. Müslümanların. O yüzden bu meseleye o gözle bakmak lazım. Başka bir gözle değil. Sanki az olanı

çoğaltmış gözüyle bakıyorlar. Çok olanı azalttı gözüyle bakılınca alkışlanır bir. Öyle değil mi? Normalde bir erkek 80 tane kadın nikahlayabilirdi. 10 tane, 20 tane, 15 tane, 7 tane, 8 tane, 9 tane nikahlayabilirdi. İslam bunu 4e indirdi. 4e indirdi. Hatta. ondan sonra ayeti kerimede dedi ki sizin olan, sizin için bir tanesi daha hayırlıdır dedi. Bu noktada bir kimsenin tercihidir. Erkek 2de, 3te, 4te. Allah müsaade etmiş evlenebilir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin evliliklerinin üzerinde şuna gerek duydu da

evlendi dememiz yanlış olur. O bir peygamberdir. O ne yaptıysa. Allah’ın emriyle yaptı. Ne yaptıysa ona. Allah yaptırdı. O yüzden onun ev evliliklerinde sebep neden aramak? Biraz bana boş gibi. Allah muhafaza eylesin. Şu şunu demek kolaydır işte. Bir hanımı vardı. İşte savaşta mağlup olan bir kralın hanımıydı. Savaşta kral öldürüldü. O dul kaldı. O kadın çok ileri görüştü. Çok ondan sonra saygıdeğer birisiydi. O ancak bir peygambere yakışırdı. O yüzden. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu aldı. Bunun.

üzerinden işte böylece o kavmi eeef etmiş oldu. O kavimle arasında barış olmuş oldu. O kavimle arasında. Müslümanlar arasında sosyal alakalar, ilişkiler oldu desek bu sefer onun evliliğini dünyevi bir şeye bağlamış olacağız. Doğru mu? Doğru. Bunu yazan kitaplar var mı? Var. Ben de okudum bunları. Her eyeliliğine muhakkak bir şeyler bunan bu sebeple evlendi. Bununla bu sebeple evlendi. Namazı hangi sebeple kıldı? Ona da bir sebep bulmamız lazım o zaman. Veya orucu hangi sebepte tuttuur? Ona da bir sebep

bulmamız lazım. Allah muhafaza eylesin. Amin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Allah’ın emrinde bir peygamberlik kul. O yüzden. Cenabı. Allah ona ne emrettiyse onu o hale getirdi. Din bu. Allah bizi muhafaza eylesin. Amin. Numa bin. Sabit hicri 80. ile 150 arasında yaşayan. Hanefi mezhebinin imamı. İmamı. Azam. Ebu. Hanife. İmam. Maturidi radıyallahu anh hicri 280 ile 333 arasında yaşamıştır. İtikat yönünden neden imam maur diye bağlıyız? İmam-ı. Azım’ın itikat yönünden görüşleri veya yanlışı mı vardı? 200 yıl sonra

yaşayan bir imama tabi oldu. Allah razı olsun. Tabi olduk demiş. Evet. Normalde. İmam, İmam-ı. Maturdi, İmam-ı. Azam’ın yolunun, çizgisinin dışında bir kimse değildir. O yüzden. Hanefilerin hepsi de. İmam. Maturi değil, itikat olarak. İmam. Maturid’den sonra kendilerine imam seçmişlerdir. İtikat imamımızdır. Bu noktada. İmam. Maturid’in itikat noktalarıyla, İmamı. Azam’ın itikat noktalarında hiçbir çatışma yoktur. Hatta denilebilir ki. İmam-ı. Azam’ın itikat hukukunun kanunlarını. İmam. Matumu değil tafsilatlı anlatmıştır. Aralarındaki fark budur. Örneğin. İmam-ı. Azam. Hazretlerinin fıkhı ekberi fıkhı ekberi. İmam.

Matur’ün itikadının tohumu gibidir. İmam. Matur’de gövde oluşmuş. İmam-ı. Nesebi de meyveları ve yaprakları oluşmuş. İtikatla alakalı yolumuzu öyle gördük. Sonuçta. İmam-ı. Azam. Hazretleri bir şeyin zerresini, daha doğrusu tohumunu bu meselede gömmüş toprağı. Biz. İmam-ı. Maturidi derken de bu noktada. İmam-ı. Azam’ı edepsizlik etmiş olmuyoruz. Allah muhafaza eylesin. Amin. İmam. Matulü de onu tafsilatlandırmış. Işte örneğin bir anayasa var. O anayasanın içerisinde mevcut hukuk da var ama ayrıyeten bir ceza hukuku var. Öyle değil mi? Ceza hukuku anayasadan kendisini

alıyor. Anayasadaki ceza hukukunun açılımı oluyor. Ceza hukuku. Bu da onun gibi. İmam. Hatü, İmam-ı. Azam. Hazretlerinin bu noktadaki,, itikatla alakalı mevzularını açmış. Ölüm anı çok çetin bir an olduğu söyleniyor. Müminler için de canın bedenden çıkması da böyle midir? Bunun bununla alakalı iki rivayet var. Böyledir diyenler de var böyle değildir diyenler de var. Sürekli ahireti, ölümü tefekkür etmek insanın psikolojini bozabilir mi? Bozmaz. Tavsiye edilmiş. İslam üzere yaşayıp imansız ahirete döşmek konusu nasıl olur? Allah muhafaza bırakın. Adam.

İslam üzerinden yaşar. Son nefeslerinde bir hasta olur, bir olur. Bu hastalık ona nereden geldik der. Bir küfre düşer. Allah muhafaza eylesin. Helak olur gider. İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu bizleyenlere hem. Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder. Bu aye-ti kerimedeki bütün lanet ediciler lanet eder kısmını anlayamadık. Gökteki melekler de lanet eder. Duaları geçen peygamberler de lanet eder. Veliullah da lanet eder. Evliyalar da lanet eder. Lanet ediciler duaları geçenlerin lanetleridir. Bütün.

lanetiler lanet eder dediğ duarı geçen peygamberler, duaları geçen veliler, duaları geçen evliyalar, o lanet duası geçen kimseler, o. Allah’ın kitabını karalamak isterler. Allah’ın kitabını, Allah’ın ayetlerini örtmek isteyenlere, o. Allah’ın nurunu karartmak isteyenlere, onu söndürmeye çalışanlara lanet ederler. Buradaki bu lanet sizin bildiğiniz lanet okuma değildir. Buradaki lanet oğlarla mücadeledir. Buradaki lanet onlarla olan mücadeledir. Buradaki lanet onlara karşı fikir yürütmek, düşünce yürütmektir. Buradaki lanet onlarla hem maddi hem manevi alanda savaşmaktır. Ve aynı zamanda sizin bildiğiniz o lanet

de onun içine girer. Sünnet cemiyetinde yapılan mevlitlerin dinimizde hükmü nedir? Sünnet cemiyetleri var mıydı? Ya sonuçta sünnet cemiyetleriyle reddedilmez bir mi? Evet. Bizim içimize örf olarak girmiş mi? Girmiş. Ve sünnet cemiyetleri. Türkler. Enteresan bir nokta daha söyleyeyim. Türkler. İslam olmazdan önce de sünnet oluyorlardı. Sünnet cemiyeti yeni değildir. Türkler için. İslam’dan sonra değildir. Bu tip cemiyetler. Türkler. Müslüman olmazdan önce de vardı ve. İslam bunu reddetmedi. Onlar. Müslüman olunca bu böyle bir reddiye görmediler. Bizdeki sünnet cemiyetleri normalde.

Araplarda önceden yoktu hiç. Hatta bazı yerlerde hala da yoktur. Ama. Osmanlıyla beraber onlar da bu kültüre sahip çıktılar. Hayır hayır cemiyet olarak böyle düğün dernek gibi. Hazret-i Abbas mesela düğün yaptığı zaman orada hattac ilah bizim. İslam’dan önce ha. İslam’da ha. İslamda evet ha eyvallah. Haz. Abbas. Hazret-i Abbas zamanında. Tamam ya normalde bu. İslam bunu reddetmemiş sonuçta. Bu var mı? Var. Evet. Ha orada okunan mevlüt. Mevlüt okuyacak. Ilahi okuyacak. Böyle bir bunun. İslam’la çatışan bir yer yok.

Onu söyleyeyim. Adam bir tercih eder yaptırır. Eyvallah. Ha diyeceksiniz ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yaptırmış mı? Kendi oğluna yaptırmamış. Sünnet yaptırmış. Böyle eğlence milleti toparlamış böyle yok kınır gecesi yok şunu bunu. Ben okumadım. Yaptırdıysa da yaptırmış mı? Sahabe yaptırıyordu. Mesela. Hazret-i Ömer bir müzik sesi duyunca diyordu bu mıdır sünnet midir? Tam sünnet deyince serbest bırakıyordu. Üzerine girş. Evet. Yok ya olarak diyorum. Hazret-i Resulullah yaptırmamış sonuçta ama. Allah. Resulü buna seslenmemiş. Bunun böyle bununla çatışılacak

bir. Öncelikle. Allah sizden sebep olanlardan razı olsun. Camide namaz kılarken hocanın mezini mikrofon kullanması caiz mi? Ama ben caiz değil desem sen de kullanıyorsun. Bunlara takılmayın ya. Allah affetsin. Seferiniz kaç kilometredir? 85. Sakal bırakanların elmacık kemiğinin olduğu yerdeki. sakalları yoldurabilirler mi? Yoldurabilirler. Sema yaparken yakanızı açmanız ne anlama geliyor? Sorun diye. Nefsini ilah edinenleri gördün mü? Ayetini açıklar mısınız? Ben hocam malumunuz ülkede susluk ve kuraklık var. Bu kıyametlerinden vatandaşın birisi bunlar başımızdan gitmeden. Allah bize su ve

yağmur vermez. Bu. Hazret-i Ömer efendimizin zamanında da kurak gibi olmuş. Acaba. Hazret-i Ömer’den mi oldu? Ya olmuş. Peygamberlerin zamanında doğmuş. Acaba onlardan mı? Allah muhafaza eylesin. Ama güzel bir nükle büyük bir zata gitmişler. Demişler ki efendim kuraklık var yağmur yağmıyor. O zat da kendi kendini düşünmüş. Herhalde benim günahlarımdan bu beldeye yağmur yağmıyor demiş. Beldeyi terk etmiş. Daha beldeye çıkarken oraya yağmur yağmaya başlamış. Herhalde bu kurak bu bu bölgelerdeki beldelerden beldelerdeki iyilerden dolayıdır olabilir. İyileri birileri bir.

yerlerden çıksa belki de o zaman kulaklık geçer. Allah muhafaza eylesin inşâallah. Böyle soruları es geçtim ya. Allah rızası için biraz olsun be sorular böyle bir derinliği olsun tasavvufu olsun biraz muhafaza eylesin. Yok işte sakalı şurasını keselim mi kesmeyelim mi yok şu mu bu mu? Allah muhafaz eylesin inşâallah. Hakkınız helal helal olsun. Soracaksanız sorun ye. Kamil mutlak kamili mutlak olgunluğu değişmeyen demek. Camili mutlak birinci derecede. Allah’tır. Allah birinci derecede en kamili mutlak olan odur. Peygamber sallallahu aleyhi

ve sellem hazretleri de bu manada kamili mutlaktır. Allah bütün olgunlukların üstünde fevkinde bir olgunluk vardır. Ve onun olgunluğu sonradan ermez, sonradan oluşmaz. İnsanların olgunlukları çalışmayla, mücadeleyle oluşur. İnsan kamil olabilmek için, kemale erebilmek için. Kur’an ve sünnet dairesinde durup. Kur’an ve sünnetin istek ve islerini yerine getirmesi gerekir. Ve bu olgunluk, bu kemale erme herkesin kendi yaratılışıyla alakalıdır. Y ve yaratılışındaki derecesiyile alakalı bir kimse yaratılış derecesinin üstüne çıkamaz. Bu perdenin geri kısmıdır. Kim ne yaparsa yapsın hiç kimse

peygamber olamaz. Kur’an ve sünneti ne kadar iyi icra ederse etsin, ne kadar iyi anlarsa anlasın, ne kadar iyi yaşarsa yaşasın, peygamberlik kapısı, nebilik kapısı kapalıdır. Herhangi bir velinin nebi olması beklenemez. Herhangi bir nebinin, herhangi bir nebinin resul olması da beklenemez. Bir peygamber de çok çalışarak da kitap peygamber haline gelemez. Kitap verilmediyse bir veli ne kadar çalışırsa çalışsın asla nebi olamaz. O ben nebiyim diyenler, ben nebiyim diyenler sapık olan insanlardır. Peygamberlik sonuçta bitmiştir. Peygamberlik bu noktada peygamberlik.

Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında kapısı zahiri manada kapanmıştır, bitmiştir. Ha peygamberler peygamberlik vazifelerini manevi olarak devam ettirdiler. Ama yeni bir peygamberin gelmesi, yeni bir nebinin, yeni bir resulün gelmesi mümkün değildir. Her bazı sapıklar her ne kadar kendilerine resul ve nebi gibi gösterseler de böyle olduklarını söyleseler de bu mümkün değildir. O yüzden bu veçen bu cihetten bakarsak insanların bu noktadaki dervişlerin de kemalatları yaratılışlarına göredir. Bir derviş ne kadar çok çalışırsa çalışsın, ne yaparsa yapsın eğer ki

onun üzer onun yaratılışında mürşid-i kamillik, velilik yoksa onun mürşid-i kamil olması, veli olması mümkün değildir. Bakın açık bir söylüyorum. Mümkün değildir. Ama biz kimin veli olacağını, kimin olmayacağını, kimin evliya olacağını, kimin olmayacağını bilemediğimizden herkese deriz ve nefsimize de deriz ki sen. Allah rızası için. bu yolda çalış. Dervişler için de geçerlidir. Bir derviş yaratılışında kaçıncı makama kadar geldiyse o makama kadar gelir, yükselir. O makamdan daha yükse bir yere çıkamaz. Mik-i. Derviş diyelim ki yaratılışta ruh olarak 4

makama kadar yaratıldıysa burada o kimse 4 makama kadar gelir. Eğer çalışırsa gayret sarf ederse koşturursa 4üncü makama kadar gelir. Ama çalışmaz gayret sarf etmezse o zaman o. Allah’ın istediği noktada değildir. O yolda kalmış olarak vefat eder gider. Ama bir derviş iyi niyetlidir. Hüsnü niyetlidir. Zamanı yetmemiştir. Günü yetmemiştir. Abdülkadir. Geylan. Hazretleri diyor ki biz onu kabirde de yetiştiririz. Bu. Geylani. Hazretlerinin sözü. Bu şeriata uyar uymaz mı? Tartışılır. Çocuklar sessiz olun bak. Bu uyar uymaz bu tartışma konusu.

Bunu kabul eder etmezler. Bu tartışma. konusu. Böyle bir menkı ves anlatırım. Abdülkadir. Geylani. Hazretlerinen. Ha buna inanıp inanmaz insanlar bu farklı bir. Tartışılır tartışılmaz ayrı bir mesele. Bunu baştan söyleyeyim. Ha işte bu noktada kamili mutlak olan. Allah’tır. Allah bir şeyi çalıştıraraktan kamil noktasına gelmez. Onun kamilliği mutlaktır, değişmez. Onun kaderi mutlaktır, değişmez. Onun ilmi. Onun kudret ve kuvveti mutlaktır. Değişken değildir. Değişmez. Ezeli ve ebedidir. Onun olgunluğu da ezeli ve ebedidir. Bu noktada onun olgunluğu ilmi, onun marifeti,

onun bu noktadaki. Allah’ın ahlakı tamamdır. Sonradan oluşmamıştır. O yüzden kamili mutlak dendiğinde aklımıza bir tek bizim. Allah akına gelir. Her bir kısım veliullah, bir kısım insanlar kendilerini kamili mutlakla eş değerli görmüşler ki hatalıdır, kusurludur. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar. Allah’ın sıfatları insanların üzerinde tecelli etmesiyle. Allah olmazlar. Allah’tan bir parça da olmazlar. Allah’ın kamil sıfatı bir üzerinde tecelli etmesi onun. Allah’tan bir parça olduğunu göstermez. Onun. Allah gibi olduğunu da göstermez. Allah muhafaza eylesin. Bu tip yanılgalara düşmekten cümlemizi.

Allah muhafaza eylesin. Bizim yolumuzda, bizim bu noktadaki istikametimizde böyle bir söz konusu değildir. Buradan yaratılışla alakalı biraz bir pencer açalım inşâallah. Allah celle celalüu insanları yaratırken insanlar kendi cevherlerine göre kendi makamlarını buldular. Bir kimse yaratılıştaki yaratılıştaki kendi cevheriyle kendi makamına ulaştı. Ve. Cenâb-ı. Hak diyor ki biz insanı en güzel surette yarattık. Ondan sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. Bütün insanlık, bütün insanlık ve bütün insanlar en güzel surette yaratılıştan aşağıların aşağısını görsek. Aşağıların aşağısı nedir? Dünyadır. Aşağıların aşağısı

nedir? Anne karnıdır. Biz aşağıların aşağısı. derken böyle günahi tebait noktasında görmeyiniz onu. Çünkü bizim yaratılış makamımız, mekanımız dünya değil. Biz alem-i bersah dediğimiz alemde yaratıldık. Ruhlar aleminde. O ruhlar alemi temiz. O ruhlar alemi berra. O ruhlar aleminde kirlilik yok. O ruhlar aleminde eksiklik yok. Cenâb-ı. Hak bütün ruhları o alemde yarattı ve biz o en güzel surette yarattığı yerden biz aşağıların aşağısı olan dünyaya geldik. Y kat sema, y kat. Ondan önce, ondan önce cehennemin katları, cennetin katları,

aşağıın katlarından inerekten aşağı doğru geldik ve biz aşağıların aşağısına geldik. Ve yeniden insana düşen vazife budur. Yeniden aşağıların aşağısından yükseğe doğru uruç etmektir. Yükselmektir. Her peygamberin bir orucu vardır. Her peygamberin bir yükselişi vardır. Her peygamberin bir miracı vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin. miracı olduğu gibi geçmiş peygamberlerin de miracı vardır. Müminlerin de bu noktada yükselişleri, uruçları vardır. Ve bu noktada eğer tabiri caizse beni mazur görün. Peygamberle eş değerde tutulmayacağını iyi inandığım için bu kelimeyi kullanacağım.

Dervişlerin ne miracı vardır? Ama dervişlerin de miracı peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri noktasında değildir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yaratılışı bütün yaratıklardan, bütün yaratılanların en üstünde en fevkinde olduğundan o miraçta en üst noktaya çıktı. İbrahim. Aleyhisselam’ı da geçti. Miracı okursanız. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin çıktığı son nokta. İbrahim. Aleyhisselam’dır. Ve. İbrahim. Aleyhisselam’la sohbet ettikten sonra biraz daha yukarı çıkar ve. Cebrail. Aleyhisselam der ki, “Ya. Resulallah benim gücüm buraya kadar. Benim müsaadem buraya kadar.

Bundan sonrasını siz kendiniz yürüyeceksiniz der. Ve ondan sonrasını. Cenabı. Resulullah kendisi gider. Orada artık herhangi bir yaratılmış yoktur. Kendisinden başka orada kendisinden başka, kendisinden başka kendisine yardım edecek hiçbir yoktur. Ve. Cebrail’in ilmi, Cebrail’in de yaratılması, Cebrail’in de cevheri oraya kadardır. Ve ondan sonrasına. Muhammed. Mustafa gider. Ve bütün insanlar bu noktada yaratılıştaki cevherleri vardır. Yaratılıştaki temizlikleri vardır. Yaratılıştaki makamları vardır. Ve bütün herkes o yaratılıştaki makamına uygun hareket eder. Ve o yaratılışta insanların belki de bugünkü akılları yoktur.

O yaratılışta o cevherin kendine ait bir aklı vardır. Ve o cevher kendine ait aklıyla kendisine orada bir makam tutturmuştur. Makam tutturmuştur. Kendisine ait o cevher ve insanlar dünya üzerine o halini yeniden yakalamak için indirirler ve o hali yakalamak için de burada mücadele etmeleri gerekir. Kur’an ve sünnete uymaları, haramlara, helallara dikkat etmeleri, Allah’ı sevmeleri, Resulullah’ı sevmeleri, manevi bir hayat yaşamaları gerekir. Bu oruç manevi bir haldedir. Oruç etmek zahiri bir hal değildir. Oruç etmek sadece namaz kılmakla, oruç

tutmakla elde edilecek bir değildir. Eruç etmek. Allah’ı sevmekledir. Resulullah’ı sevmekledir. Kur’an’ı sevmekledir. İbadetleri sevmekledir. Etrafındaki insanları sevmekle oluşur. Uruç etmenin başlangıç noktası sevgidir. Eğer bir insanda o sevgi yok ise, bir insanda o sevgi oluşmuyorsa, Zikrullah’ı sevemiyorsa, Allah’ı sevemiyorsan, orucu sevemiyorsak, namazı sevemiyorsa, Resulullah’ı sevemiyorsa, derviç kardeşlerini sevemiyorsa, etrafındaki insanları sevemiyorsa, onun maneviyattan taht alması, onun maneviyattan yol alması, onun bu noktada uruç etmesi mümkün değildir. Değerli kardeşler, her mümin, her mümin uruç etmek zorundadır. Cenab-ı. Hak diyor ki,

“Ey nefis, rabbine mutmain olarak dön.”. O zaman şunu açıklıkla şunu söyleyebiliriz. Hiçbir kimse yaratılışta, hiçbir kimse yaratılışta kendisinin cehennemlik yaratıldığını bilmez. Hiç kimse kendisinin cennetlik yaratıldığını da bilmez. O zaman. Cenabı. Hakk’ın emrine uyup mutmain olarak rabbine dönme yoluna girecektir. Mutmain olma 4üncü makamdır. Emmarın ve mutmaine. Mutmaine makamına gelen bir kimse günah kebailerden uzak yaşar. Mutmaine makamına gelen bir kimse namazını terk etmez, orucunu terk etmez, dedikodu etmez, hücbet etmez, suzan etmez. Mutmaine makamına gelen bir kimse. Allah’ı.

Allah’ı çok sever. Resulullah’ını çok sever. Allah’ı sevenleri sever. Resulünü sevenleri sever. Mutmaine gelen mutmain makamına gelen bir kimsenin kalbine. Allah’ın zikri oturur. Kalbine. Allah’ın zikri, Allah’ın azameti, Allah’ın haşiyeti, Allah’ın kudret ve kuvveti oturur. O Allah’ın içerisindeki kalbinin içerisindeki muhabbete oturur. E artık o. Allah. denildiğinde gözünü kıpır kıpır etmeye başlar. Artık o zikrullah’a koşa koşa gider. Artık o zikrullah’ı izler. O zikrullah’ı murat eder. O zikrullah’a iştiyak duyar. O derviş kardeşlerine iştih duyar. Onlara muhabbet duyar. O üstadına

iştiyak duyar. O manevi aleme iştiyak duyar. Her an onlarla beraber geçirmek ister. Artık dünya onu çok engellemez. Dünya onun için bir geçilecek gölge gibidir. Dünya lazım olduğu kadar ona lazımdır. Ahirete asıl çalışmaya başlar. Asıl ahireti kendisine önder tutar. Asıl ahireti kendisine rehber tutar. Asıl ahireti kendisine bu noktada gidilecek mekan ve makam olarak görün. Eğer ki hala da kendinize gidilecek mekan ve makam olarak ahireti görmüyorsanız o zaman 4düncü makamda değilsiniz demektir. Mutmaine makamına gelmiş değilsiniz o zaman.

Ve acı bir şeydir. İnsanlar mutma. makamına geldiğinde kalp gözleri açılır. Ve kalp gözü açılan bir kimse kimin mürşid-i kamil kimin olmadığını, kimin veril kimin olmadığını, hangi mezarda hamri velinin yaptığını ve kalbi çalışaraktan bunları anlar. Bunları anlar diyorum. Bak açık bir söylüyorum. O mutma makamına gelen bir kalp. Mutmain makamına gelen bir kalp. O peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde ara sıra irtibata girmeye başlamıştır. O büyük velilerle, Abdülkadir. Geylanilerle, Ahmeder. Rufailerle irtibata girmiştir. Artık o mutmaine olmuş olan

kalbe. Allah’ın ilmiyle günü damla damla gelmeye başlar. Muhammed. Mustafa’nın ilmi ona damla damla gelmeye başlar. Zerre de olsa onun gönlüne damlar. Zerre de olsa. Allah’ın hikmeti, Allah’ın farzlı, Allah’ın ikramı onun gönlüne damla. O yüzden kalplerinizi çalıştırmaya gayret ediniz. Kalplerinizin çalışması için cömert olacaksınız. Geceleri. gözyaşı dökmeniz gerekir. Derslerinizi çekip, namazlarınızı dostu kılıp. Allah yolunda hizmet etmeniz gerekir. Bu dünya geçecek, bu insanlar geçecek, bu alem geçecek. 20 yıl geçti. 20 yıl geçti. Ama boş ama dolu. 20 yıl

geçti. Kendi nefsim için söylüyorum. Ve elimizden nice insanlar geldi geçti. Kimler geldi geçti? Her geçecek. Siz de gelip geçeceksiniz. O yüzden muhakkak ki muhakkak boşa geçirmeyin. Allah’ı sevin. Allah’ı zikredin. Allah yolunda koşturun. Allah yolunda olun. Allah’la sohbet edin. Allah’la konuşun. Dostunuz. Allah olsun. Derttaşınız. Allah olsun. Sırdaşınız. Allah olsun. Muhabbet kuracağınız kimse. Allah olsun. Ve. Allah’la konuşun ve söyleşin. Gönlünüzden, dilinizden, aklınızdan gece kalkın. Hiç olmazsa secdain üzerine yatamasanız dahi, secdin üzerine oturamazanız dahi kendi kendinize ya. Rabbi

beni affeyle deyin. Kendi kendinize bir. sefer de olsa la ilahe illallah deyin. Kendi kendinize de olsa bir taraftan bir tarafa dönerken. Allah’ı zikretmiş olun. Allah’la dostluk kurun, Allah’la irtibat kural. Ne yazık ki bugünün. Müslümanı. Allah’la irtibat kurmakta çok zorlanıyor. Allah’la irtibatını kuvvetlendirmekte zorlanıyor. Allah’la muhabbetini kuvvetlendirmekte zorlanıyor. Ve. Allah’la sohbet edemiyor. Oturun yalnız kalın biraz. Ölümü tefekkür edin. Hayatı tefekkür edin. Geçmişinizi tefekkür edin. Hayatınızı tefekkür edin. Ve. Allah’la konuşun. Allah’la dertleşin. Ben ne yaptım deyim? Ben bugün

nasıl bir hayat yaşadım? Ben dün nasıl bir hayat yaşadım? Ne yapabilirdim de yapmadım? Ne yapabilirim diye kendi kendinizi sigaya çekin ve kendinizi hiçbir zaman karda görmeyin. Kendisini karda görenler zarar etmişlerin en büyükleridir. Allah muhafaza eylesin. Kendisini bir makamda gören, bir mekanda gören, kendisini belli. bir pozisyonda gören insanlar zarar etmiş insanlardır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden yeniden derviş olmuş gibi, bugün sanki tam tazı derviş olmuş gibi bugün tam tazı. Müslüman olmuş gibi yeniden tövbe edip, yeniden zikredip,

yeniden dua edip yeniden. Allah yolunda koşuşturmak gerek ki o kamili mutlak olan. Allah’ın kemalatından bize bir ulaşsın. O kamili mutlak olan. Allah’ın kemalatından bize bir değsin. O kamili mutlak olan. Allah’ın kemalatından gönlümüze bir zerre de olsa, bir damla da olsa, bir damlacık da olsa bir bizim gönlümüze insin. O yüzden kıymetli kardeşlerim, dervişlik kamili mutlak olan. Allah’ın kemalet kemalat noktasında onun yolunda yürümektir. Onun kemalatına doğru yürümektir. Ruhun kemalatıyla enhan olmaktır. Allah bizi onlardan eylesin inşâallah. Bu mübarek

üç aylarda bol bol oruç tutun. Bol bol tövbe edin. Bol bol. Allah’ı zikredin. Bunlar kar aylarıdır. Bu ayları boş geçirmeyin. Bakmayın siz oradan buradan insanların işte yok bu aylarda oruç tutulmaz caiz değil. Yok bu aylarda şöyle olmaz böyle olmaz diyenlere hepsinin hakkında hadis-i şerif var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri üç aylara girdiğinde ayrı bir ehemmiyet gösterir. Recep-i. Şaban’ı dolu dolu geçirir. Ramazan’ı dolu dolu geçirirdi. Bu üç ayları dolu dolu geçirir ve bu üç ay dolu

geçiren bir kimsenin inanıyorum ki öbür günleri de inşâallah. Rahman parlak ve güzel geçecekler. O yüzden belki de nefsinize zor gelecek. Şimdi bu yaz gününde herkes açılıp saçılırken, herkes bir taraflara giderken öyle ya herkes dersleri tatil etmişken yazdıklarda orada burada geçirirken diyeceksiniz. ki ya bu adam bizim başımızda ne tatil tanıyor ne dinlenme tanıyor ne bir tanıyor ama bunun bunun faydasını ahirette görseniz bunun kıymetini ahirette görseniz ben kendi nefsim için bu yaz t gününde sizi terletmek için uğraşmıyorum.

Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti Hakkınızı helal edelim. Ama gönlüm, gönlüm şu içim durmuyor. Diyorum ki, “Ya. Rabbi, bu yaz gününde kadınlar, kızlar parklarda orada burada dururken birileri. Allah demek için toplanırsa biliyorum ki şehit sevabı gibi sevap alacaklar. Biliyorum ki insanların en faziletlileri olacak.” Niçin? İnsanlar günah-ı. Kebardde yüzerken bir kimsenin günah-ı. Kebare dokunmayıp. Allah yolunda yürümesi, Allah yolunda durması en büyük faziletlerden birisidir. Ehli tasavvuf fazilet yolunda koşturur. Ehli tasavvuf kemalat noktasında koşturur. Ehli tasavvuf kendisini ahiret

noktasında dizayn etmeye çalışır. Ehli tasavvuf kendisini dünya için. dizayn etmez. Biz kendimizi dünya için dizayn edenlerden olmayacağız. Haftanın iki günü de olsa, 3 günü de olsa, 4 günü de olsa gücümüzün yettiğince. Allah’ın zikrine koşup. Allah’ı sevme yolunda gayret edeceğiz. Varsın kimler evliya veliullah olursa olsun. Varsın kimler uçarsa uçsun. Varsın insanlar arşada tah kursunlar. Biz dervişlik yapmaya devam edelim. Allah demeye devam edelim. Allah yolunda çalışmaya devam edelim. Yaz demeyelim, kış demeyelim. Belki de havalar sıcak denecek. Bazı

arkadaşlar bıkacaklar evlerinde oturacaklar. Bugün hava soğuk diyecekler. İnsanların mazaretleri bitmez. İnsanların şikayetleri bitmez. Ben 20 yıldır. Allah affetsin çok şikayet dinledim. Kar yağar insanlar kar yağdı derler derse gitmezler. Ya bumi hava çok yağıştı derler derse gitmezler. Bugün hava çok sıcak derler derse gitmezler. İşte benim işlerim bozuk. bu arada derler. Moralim bozuk derler derse gitmezler. İşte burada birisine takılmıştır. O yüzden derse gitmezler. Veya zakire veya şeyhe veya nakibe veya mükabbaya veya oradaki çaycıya çorbacıya birisine takılır insanlar.

Derse gitmezler. Bilmezler ki. Allah affetsin derse gitmemekle kendilerini cehenneme yöneltmişlerdir. Bir kimse zikrullah’ı terk etmesi cehennemlik ameldir. Bir kimsenin. Allah’ı az zikretmesi münafıklık alametidir. Zikrullah’ı gitmeyen kimsenin hali ne olur acaba ki? O yüzden bir kimse derse, bir derse gitmemiş olsa bir dahaki derse gevşemiş olarak 1000 adım geri gitmiş olarak gelir. Allah muhafaza eylesin. Diyeceksiniz ki 1000 adım. Ben bunu 1000 adım derken yemin ediyorum böyle rahmeten, merhameten söylüyorum. 1000 adım değil. Daha fazla geri gitmiştir. Bir dersi

terk eden insan, bir dersi terk eden insan bin. adımdan çok çok geri gitmiştir. Allah muhafaza eylesin. Çünkü cemaatle zikri terk eden bir kimse, cemaatle zikri bile bile terk eden insan inanın şeytanın vesvesesine dalmıştır. Şeytanın gayyyasına gitmiştir. Şeytanın kuyusuna inmiştir. Şeytanın midesinde şeytan düğün dümbelek vurur. O midende diye. Bir derviş, bir derviş evinde otursa zikrullah’a gitmemiş olsa vallahi o bölgedeki bütün şeytanlar düğün dernek yaparlar. Bütün şeytanlar. Bir dervişin derse gitmesi o kadar çok önemlidir. Çünkü bir insanın

bir bölgede. Zikrullah’a gitmesi demek o bölgede o bölgeye rahmet yağması demektir. Bir bölgede zikrullah olması demek o bölgenin lütuf inmesi demektir. Bir bölgede zikrullah var ise. Allah oraya. Allah oraya helak etmez. Allah’ın zikrinin olduğu yere. Allah helak etmez. Nuh aleyhisselam gemiye bindi. Tevhide devam ediyorlardı. La ilahe. illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Bekliyorlar ki tufan kopsun. Tufan kopmuyor. Kafirler de alay etmeye başladılar. Hani tufan kopacaktı ya siz daha gemide duruyorsunuz. Cenâb-ı. Hak. Cebrail’e gönderdi. Ya.

Nuh. Allah’ın tevhidinin okunduğu yere. Cenâb-ı. Hak tufanlarını alsın. Tevhidi kesti. Cebrail ikaz etti. Nuh. Aleyhisselam ne zaman tevhidi kesti. Yerden sular bulurmaya, yukarıdan sular inmeye başladı. Allah’ın zikrinin olduğu yerde. Cenâb-ı. Hak afat vermez. Bizim gözümüze afat gibi görünen şeyler dahi rahmettir. Biz onu afat görüyordur. Şimdi kuraklık var ya şu denilebilir. Biz. Bursa’da zikrullah ediyoruz. Bursa’da kuraklık var. Onu sen kulaklık görüyorsun. O Allah’ın rahmetidir. O Allah’ın bereketidir, lütfudur, ikramıdır. Sen onu öyle gör. Sen sabret, zikret, dua

et. O lütfa çevrilsin. O ikrama çevrilsin. O berekete. çevrilsin. Siz gördüğünüz belaları, müslüyetleri kendiniz bela müset olarak görürsünüz. O Allah’ın ikramıdır aslında. Siz onları ikram görerekten sabır yolunda, zikir yolunda devam edeceksiniz. Kim ki. Zikrullah’ı terk etti, kim ki. Zikrullah cemaatını terk etti, hep helak olmuştur. Tarih boyunca böyle olmuştur. Ve terk edenler. Allah muhafaza eylesin. Hep ayakları kaymıştır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden buraya gelip gelmemeniz önemli değil. Muhakkak ki biz zikullah cemaatine devam edelim. Muhakkak ki kendi

aranızda dahi olsa zikrullah edin. Zikrullah’tan geri kalmayın. Dersinizi çekin. Muhakkak o kemalat noktasında yürüyecek olan kimse muhakkak ki zikrullah’ını yapacak. Muhakkak ki zikrullah alakalarından ayrılmayacak. Muhakkak ki tövbede, zikirde, duada, namazda, oruçta haris olacak. Onları sevecek. Orucu severekten tutun. Yarın kandil bugün muhakkak tutmuşsunuzdur inşâallah. Bugün tutamayanlar yarın. da tutacaklar ise muhakkak ki cumartesi de tutsunlar. Çünkü cuma günü tek gün oruç tutulmaz. Muhakkak ya perşembe cuma tutulacak ya da cuma cumartesi tutulacak. Ve bu sıcak günlerde oğrucu zevkle

karşılayın. Neşeyle karşılayın. Böyle bıkkınlıkla vay ya nereden tuttum zor dayanacak ya. Nereden tuttum? Dilin damağıma dayandı. Nereden tuttum ya? Böyle olacağını bilseydim tutmazdım. Keşke tutmasaydım. Böyle diyeceğini keşke tutmasaydım. O dilinizin damana yapışmasından zevk duyun. O tansiyonunuzun düşmemesinden zevk duyun. O belki de şekerinizi etkileyecek ondan zevk duyun. Elhamdülillah deyin. Ne güzel ya halim kalmadı. Oh ne güzel susadım ya. Ne güzel acıktım. Nerede oruç tutan adam? 5 yeşit yemek yaptırıyor eve. Ertesi gün oruç tutacak ya. Gece bütün

herkes ayakta sahur için. Ne varsa iyi adam. Allah. muhafaza eylesin. Bu nefsi terbiye değil. Daha millete eziyet veriyorsunuz oruç tutarken. Onda telefon açıyordun usta. Ne var akşama yiyecek? Hanımına söylüyor. Allah rahmet eylesin. İşte şu var, yanına şunu da yap. Yok işte şu var, yanına bunu da yap. Saat 10, 12, 2, 4. Hayır, öyle oruç değil. Öyle oruç değil. Oruç tutuyoruz diye özel bir yemeyin. Evde ne pişiyorsa ondan yiyin. Evde ne hazırlanıyorsa ondan yiyin. Ve hanımınıza deyin

ki, “Özel hazırlıklar yapma. Ben oruç tutacağım. Sen oruç tutacaksın. Hatun ayakta sabaha kadar yemek hazırlıyor kadınca. Neden? Adam oruç tutacak ya. Hayır. Allah muhafaza eylesin. Yaşantınız dervişhane olsun evinizde. Oruç tutarken dervişhane oruç tutun. İftar ederken dervişhane iftar edin. Ben iftar edeceğim. Oruç tuttum bütün gün. Bana bir. çorba mı yaptın? Hayır. Ne yaptın? Allah ne verdiyse bana şunu mu yaptın demeyin. Nefsinizle mücadele edeceksiniz. Hani dermiştiniz ya. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bugünlerinizi iyi geçirmeye çalışın veyahut da

işte zikrullah yapıyorsun. Görmüyor musun? Ben ders çekiyorum. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Öyle. Öyle değil. Tatlılıkla, yumuşaklıkla çocuklarınızla konuşun, eşlerinizle konuşun. Ben ders çekiyorum. Herkes uyusun. Ondan sonra ders çek. Hanımın da hakkı var. Çocuklarının da hakkı var. Sen bir saat az uyu dermişsin ya. Sen yarım saat az uyuver. Ne olacak ki? Sen bir saat çocuklarınla sohbet et. Zaman ayır. Ondan sonra bir saat sonra yatarsın. Ne olacak ki? Bir saat hanımına zaman ayır. Bir saat genç

yat. 3 saat uyu ne olacak ki? 4 saat. uyu. 8 saat uyuma. Sabah kalktığında gözlerin şişmesin. 12 saat uyuma. Orucu uykuya tutturma. Allah bizi affetsin. Bizden dervişliği tatlı tatlı zevkle ne şeyle. Ha iftarda sizin canınız et yemeyin istiyor. O zaman bir iki arkadaş davet edin evinize. Bir iki arkadaş davet edin. Onlara da hediyeniz olsun. Ha haliniz varsa, haliniz yoksa o zaman illaki iftarlık et yemeği alacağız demeyin. Et yiyeceğiz demeyin. Yine et almayın demiyorum size ama hali

vakti yinde olanlar birkaç çeşit et yemeğiyle iptal edeceğiz diye uğraşmayın. Allah muhafaza eylesin. O zaman misafir götürün evinize. Bu sünneti terk ediyorsunuz. Bu sünnet terk ediliyor insanların arasında. İnsanlar evlerine hiç kimseyi iftara davet etmiyorlar. Artık birbirlerini misafirliğe gitmiyorlar. Bu acı bir. Allah muhafaza eylesin. Kardeşliğinizi arttırın. Bu. noktada muhabbetinizi arttırın. Fukara insanları sofralarınızda oturtturun. Cümlemizi. Cenâb-ı. Hak affetsin inşâallah. Amin. Cenâb-ı. Hak bulduklarımıza nail eylesin. Olduklarımızı muhafaza eylesin. Cenâb-ı. Hak yar ve yardımcımız olsun inşâallah. Yarın akşam yine

burada ders var inşâallah. Kandil yoksa mahallelerde mi yapacaksınız? Burada yapın. Evet. Kandili dolu dolu burada yaşayın inşâallah. Yarın akşam bütün kardeşler burada toplansınlar. Etraftaki kardeşleri toplayın. Bütün herkesi toplayın. Dolu dolu bir ders bulsun inşâallah. Kandil günleri bakın bayramlar, kandiller. Bu özel günler çok önemli. İnsanların sünnet cemiyetleri, du cemiyetleri, bizim kardeşlerimizin cemiyetleri çok önemli. Bunları bunlara muhakkak katılmaya gayret edin. Muhakkak bunlara sımsıkı yapışır. Şu hastalık inşâallah geçiyor. Daha da geçecek. Geliyor mu. Mustafa abi? E geliyor. O

zaman gidelim. Bu hastalıktan kurtuluyor bütün herkes. İnşallah kurtulacağız. diyecek ve bütün kardeşlerin cemiyetlerine burada ilan şurada cemiyetimiz var. O cemiyete o cemiyete aspel kadar 10 dakika da olsa, 5 dakika da olsa yarım saat de olsa inşâallah katılın. Kandil günleri burada ders var. Bu derslere mutlaka katılın. Kardeşlerinizi de teşvik edin ve kandilleri kandil gibi yaşayın. Yarın bütün herkese kandilleşin. Kızım, akraba, eş, dost kandilleşin. Hatta bugünden başlamanız gerekirdi. Yarın dolu dolu kandilleşin herkesle. Telefon açın herkese. Hatta ertesi

günü kandiliniz devam etsin. Arkadaşlara söyleyeyim. Geçmiş kandiliniz mübarek olsun. Olsun varsın. Kandil insanlar bu kültürü terk ediyorlar. Allah muhafaza eylesin. Bir yılbaşı geliyor. Bütün herkes yılbaşını dolduruyor. Her taraf öyle değil mi? Dolduruyorlar ya. Ya bugün ben çıktım böyle. Bursa’da baktım. Allah dedim. Yarın kandil. Hiçbir yerde kandille. alakalı bir şeysi yok. Yarın esnaflar yazın kapılarınıza. Miraç kaniniz mübarek olsun. Bu kadar. Bu reklam değil. Diyorlar ki ya bak bunlar. Müslüman olduklarını gösteriyorlar. Ticaret için reklam yapıyor. Ne alakası

var? Biz dinimizin reklamını yapalım. Biz dinimizi anlatalım. Biz dinimizi tebliğ edelim her noktada. Allah bizi onlardan eylesin inşâallah. İhlas. Fatiha. Şerifat. Amin. Amin. Ya. Rabbi okumuş olduğumuz dualardan asıl olan sahabe velemiz farik ve mevcudat sevgili peygamberimiz. Hazret-i Muhammed. Mustafa aleyhissalatu vesselam efendimizin mübarek. Latıp münevver ruhu şeriflerini yediledik sen vasıl ve istedar eyle ya. Rabbi. Amin. Geçmiş bütün peygamberlerimizin ruhlarına. Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail. Aleyhisselam’ın ruhlarına onun ehlibeyti ve ashabına. Hazret-i Ebubekir. Osmana. Ali efendilerimizin ruhlarına imam hasan,

imam. Hüseyin 70 ruhlarına tabiin, tebe tabiin efendilerimizin ruhlarına. hediyedik. Sen vasedar eyle ya. Rabbi. Ya. Rabbiatlarını, tevecüler, şefaatlarını üzerimizden eksik etme ya. Rabbi. Rabbin biraz bir. Fatiha şerif. Amin. Ya. Rabbi okumuş olduğumuz dualardan as olan sahabi imamımız imam. Ebu. Hanife imam şafii imam. Malik imamı. Hanbeli. Hazretlerna birimiz bir seyid. Abdülkadir. Gelani. Seyid. Ahmet. Arrufai. Seyid. Ahmed eledi, Seyidi. İbrahimiki. Şehab. Hasen. Şazeli. Şah. Nakşendi. Muhammed. Bahaddin. Şahcı. Bektaşi. Hacı. Bayram. Veli. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Muhammed üftad. Hazretleri

ve bütün pirimizin ruhlarını yiedik sen vası ve isedar eyle ya. Rabbi. Rabinatlarını, teveccüklerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik etme ya. Rabbi. Amin. Biraz bir. Fatiha şerif. Amin. Ya. Rabbi okumuş olduğumuz dualardan asıl olan sahabı bütün velilerin evliyaların dervişlerin, mürşidi kamillerin müminlerin ruhlarına haseten üstadımız sultanındır lacı. Mustafa. Efendi hazretlerin. ruhane küseylerini ced ve ceddatların ruhlarına diledik sen vası ve sedar eyle ya rabbi amin kalemiz akraba tarikatımızdan gelmiş ve geçmişlerimizin ruhlarına mehdi aleyhisselamet kilerine burada bulunan ve bulunmayan kardeşlerimizin lanetlerine

bu sevili. Allah’ın ruhuna veşanın ranetlerine tüm ümmeti. Muhammed’in ruhaniyetine derviş dervişan mürşit mürşiden ve ehli imanın da ruhlarına ve yaşamların muhanetlerine hediye eyledik ması ve sedar eyle ya. Rabbi. Rabinar eyle ya. Rabbi. Ya. Rabbi. Himmetlerini, peyzuatlarını, teveccühlerini, şefaatlerini üzerlerinizden eksik etme ya. Rabbi. Rabin. Estağfurullah. Estağfirullah. Estağfirullahelazim. La ilahe illa helyel hayy kayyum. Billahillah mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Zikir faenler ilahe illallah ilahe illallah ilahe illallah hak. Muhammedur. Resulullah cemelbi mürselin vhamdülillahi rabbil aleminati amin est. İlgili Sohbetler 438. Mustafa

Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 320. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 78. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.