4 Kapı 40 Makam Serisi

6. Cömertlik 4 kapı 40 Makam


Hamd ile Şükür Arasındaki Fark Hamd, bütün teşekkürleri ve şükürleri içine alır; tıpkı Allah ism-i şerîfinin bütün isimleri, Rahmân ism-i şerîfinin bütün sıfatları kendi çatısı altında toplaması gibi. Hamd, Cenâb-ı Hakk’ın lutfuna, ikrâmına, ihsânına ve insanın üzerindeki bütün olumlu her şeye karşı teşekkür etme mânâsını hepsini için alır. Hamd insanlara olmaz, yalnız Allah’a olur; ama teşekkür insanlara da olur. O yüzden biz şükrederiz, ama asıl hamdı öne alırız; “Rabbim, hamd edenlerden eylesin.” Kaynaklar: Kur’ân-ı Kerîm, Fâtiha Sûresi, 1/2 (“Hamd, âlemlerin

Rabbi Allah’a mahsustur”); İbrâhîm Sûresi, 14/7 (“Şükrederseniz artırırım”); İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn , “Kitâbu’ş-Şükr”. Mârifet Kapısının Altıncı Makâmı: Cömertlik (Sehâvet) Eski kitaplarda “sehâvet” olarak geçen bu makâmın Türkçe karşılığı cömertliktir. En basit tanımıyla, bir kimsenin kendisinden istenen bir şeyi makul dâirede vermesidir. Hadîs-i şerîfte buyurulur: “Allah cömerttir, cömertliği sever.” Cömertlik, bir kimsenin ihtiyaç sâhibi gördüğü kimselere tasadduk etmesidir. Sûfîler için muhakkak ve muhakkak olması gereken özel hasletlerden biridir; bir sûfî cömert değilse, sûfîlikte dikiş tutturamaz, o toplulukta fazla kalamaz. Bu

yolla cimrilik yakışmaz. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurur: “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinizi söndürünüz.” Bu şu demektir: Devâsa bir şey harcamanıza gerek yok; on tâne hurmanız varsa birisinin yarısını verin. Önemli olan, insanın cömertlik yapmasıdır. “Varını veren utanmamış” demişlerdir Eskiler. Kaynaklar: Tirmizî, Sünen , “Birr”, 40 (“Allah cömerttir, cömertliği sever”); Buhârî, Sahîh , “Zekât”, 10 (“Yarım hurmayla da olsa”); İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn , “Kitâbu’z-Zekât ve’s-Sadaka”. Cömertliğin Çeşitleri ve Kapsamı Cömertlik illâ para harcamak demek değildir. Bir

tebessüm etmek de cömertliktir, güler yüzlü olmak da cömertliktir, bir telefon açıp hâl hâtır sormak da cömertliktir. Bunlar insânî vasıflardır. İlimde de cömert olmak vardır; bir kimse ilim ehliyse ilmini yaymaz, anlatmaz, tebliğ etmezse o da cimridir. Bir usta kafasına öğretmez, sanatını saklar; o da cimridir. Usta dediğin çırağını öğretir, onu bir usta hâline getirir ve piyasanın içine koyar; o cömerttir. Bir kimsenin faydasına olan bütün her şey cömertliktir. “Sizin en hayırlınız, etrafına en fazla faydası dokunandır.” O zaman ne

ilmin varsa, ne becerin varsa, ne sanatın varsa; bunları yaymak, insanlara faydalı hâle getirmektir cömertlik. O kimsenin parası varsa parasıyla, sanatı varsa sanatıyla, ilmi varsa ilmiyle cömertlik yapar. Herkesin kendince cömertlik yapacağı bir alan vardır muhakkak. Kaynaklar: Müslim, Sahîh , “Birr”, 144 (“Tebessüm etmen sadakadır”); Buhârî, Sahîh , “Edeb”, 68; İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn , “Kitâbu Âdâbi’l-Kasb ve’l-Maâş”. Cömertliğin Sıralaması ve Zekât Meselesi Cömertlik yapacaksanız birinci derecede âilelerinize yapacaksınız. Evli olanlar için söylüyorum: Önce eş ve çocuklarınıza, sonra yakınlarınıza, anne

ve babanıza, sonra derviş kardeşlerinize cömertlik yapacaksınız. Zekât farklıdır; zekâtın sıralaması bellidir: Önce fakirlere, sonra miskinlere, sonra borçlulara, sonra Allah yolunda cihâd eden ve koşturan kimselere, sonra yolda kalmışlara. Bir vakfa, bir derneğe zekât olmaz; vakıflar ve dernekler tüzel kişiliklerdir. Ama bir vakıf veya dernek gerçekten sırf fakirleri buluyor, fakirlere gidiyorsa, kendi uhdesinde hiçbir şey almıyorsa, o zaman güven sağlanmış olur. Paranın veya eşyânın ihtiyaç sâhibine gittiğinin kesin olması gerekir. Zekât zâten cömertliğin içine girmiyor; zekât farz olan bir ibâdettir.

Cömertlik bunun dışında ve üstünde olan bir şeydir. Cenâb-ı Hak buyurur: “Siz hayırdan ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir.” Ve buyurur: “Kim Allah’ın huzûruna iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on katı vardır.” Hadîs-i şerîfte bire yedi yüz, bire bin, hattâ bire sayısız verir buyurulmuştur. Cömertlik yaparken isrâf etmemek de şarttır. Cenâb-ı Hak mü’minleri tarif ederken “Onlar isrâf etmezler, mallarını boş yere harcamazlar” buyurmuştur. Kaynaklar: Kur’ân-ı Kerîm, Sebe’ Sûresi, 34/39 (“Ne harcarsanız Allah yerine başkasını verir”); En’âm Sûresi, 6/160 (on kat

mükâfât); Furkân Sûresi, 25/67 (“İsrâf etmezler, cimrilik de etmezler”); Bakara Sûresi, 2/261 (bire yedi yüz). Cömert ve Cimri: Allah Katındaki Yerleri Hadîs-i şerîfte buyurulur: “Cömert insan Allah’a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri insan Allah’tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır.” Cömert değilsen Allah’a uzaksın; cimriysen cennetle aranda mesâfe vardır. Allah, câhil cömerti, cimri ibâdet düşkününden daha çok sever. Birisi câhil ama cömert; diğeri âlim ama cimri; Allah cömerti sevmiştir. Cimrilik şeytanın işidir; şeytan insanları fakirlikle korkutur.

Âyet-i kerîmede “Şeytan sizi fakirlikle korkutur” buyurulmuştur. Şeytan senin ilmini ortaya saçma, herkes sana muhtaç olsun diye kalbine vesvese verir. Sanatını öğretme, bir gün sana rakip olur diye korkutur. İnsanlara faydalı olan ne varsa kısıtlıyorsan, sen cimri bir insansın; Allah muhâfaza eylesin. Kaynaklar: Tirmizî, Sünen , “Birr”, 40 (cömert ve cimrinin yeri); Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi, 2/268 (“Şeytan sizi fakirlikle korkutur”); İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn , “Kitâbu Zemmi’l-Buhl”. Kapanmayan Cömertlik Kapısı ve İnfâk Bâzı cömertlikler vardır ki seni bir ömür

değil, ebedî olarak mükâfâtlandırır; insanlık var olduğu müddetçe o infâkın devâm eder, defterin kapanmaz. Bir kimse birisine ders verir, o ders veren de başkasına verir, onun verdikleri de başkalarına verir; silsile devâm eder. Bir usta birisine sanat öğretir, o dükkan açar, eşine çoluğuna çocuğuna yedirir; hepsinden ustaya sevap gelir. O ustanın ustasına da sevap gelir. Bu cömertliklerin kapısı kapanmaz; gece gündüz ardı arkası kesilmeyen bir infâktır. Birisini “Allâhu ekber” dedirtmenin, birisinin zikrine vesîle olmanın kıymetini bilemezsiniz; Allah katında en büyük

işe vesîle oldunuz. İşte mârifet kapısının bu makâmında cömertlik, o kimsenin üzerinde bulunan her ne varsa, onu paylaşmasıdır. Kaynaklar: Müslim, Sahîh , “İlim”, 15 (“Kim hayra vesîle olursa, yapanın ecri gibi ecir alır”); Buhârî, Sahîh , “İlim”, 20; Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî , I (cömertlik bahsi). Mârifet Kapısının Yedinci Makâmı: İlim (Giriş) İlim, bir şeyin mâhiyetiyle tamâmıyla idrâk etmektir. Dört çeşit ilim vardır: Birincisi şer’î ilimdir; şerîatın ahkâmına dâirdir, fıkıh ilmidir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurur: “Allah bir

kimseye hayır murâd ettiyse, onu fıkıhta âlim eder.” İkincisi aklî ilimdir; okumakla, tecrübeyle, bir konuda uzmanlaşarak elde edilen ilimdir. Üçüncüsü vicdânî ilimdir; Cenâb-ı Hakk’ın bütün insanların gönlüne, kalbine koyduğu ilimdir. Dördüncüsü ve asıl konuşulacak olan ilm-i ledündür. İlm-i ledün, doğrudan Allah katından gelen ilimdir. Kehf Sûresi’nde buyurulur: “Ona katımızdan rahmet verdik ve katımızdan ilim öğrettik.” Hz. Mûsâ aleyhisselâm, Hızır aleyhisselâma tâbi olmuştur; çünkü Hızır’ın ilmi, ilm-i ledündür. Bu ilim velîlere hastır; en yüksek derecesi mürşid-i kâmile, sonra velîlere, sonra sâlih

kimselere bahşedilen ilimdir. İlm-i ledün sâhibi olmayan bir mürşid, mürşid değildir; şeyhlik yapabilir ama mürşid-i kâmil olamaz. Bu konuyu inşâallah önümüzdeki hafta teferruâtıyla anlatacağız. Kaynaklar: Kur’ân-ı Kerîm, Kehf Sûresi, 18/65 (“Katımızdan ilim öğrettik”); Buhârî, Sahîh , “İlim”, 10 (fıkıh hadîsi); İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn , “Kitâbu’l-İlm”; Kuşeyrî, er-Risâle , “Ma’rife” bahsi. Allah bizi cömertte eylesin; haklarınızı helâl edin, bizden yana da helâl olsun. El-Fâtiha.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=C3ojYWs8Qns