Dergah Sohbetleri Serisi

59. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


M. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Allah celle celalüu ayei kerimede. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Açıklar mı? Bütün fiiliyat, kainattaki oluşum, insanların cüz iradelerinde yaptıkları fiiliyatların hepsi de. Allah’ın dilemesi neticesinde yaratılır. Bir kimse bir şeyi yapmak ister ama o yapmak istediği şeyi. Allah yaratır. Allah yaratmadığı müddetçe onu yapamaz. Fiiliyat bu noktada. Allah’a aittir. İnsanlar muhakkak ki kulu dairede. Allah’ın dilerse yaratmasına muhataptırlar. O yaratılmada kulun sadece bu noktada cüz-i irade noktasında isteme veya fıkıh dilinde kesp denir ona. İsteme noktasında durur

kul. Ama geri kalan yaratıma, bu yaratmadaki kudret kuvvet. Allah’a aittir. Bu. Allah dilemedikçe siz bir dileyemezsiniz nin açılımı bu olması gerekiyor. Allahu alem. Doğacak çocuğa bir isim koyacaklarmış. Başka ilgilenecek daha ciddi alanlarımız olması lazım. Amcamın bir salonu var. Oradan harçlık alıyorum. O para haram olur mu? Haramla iştigal eden bir yerden bile oradan geçinmek bir noktada şüpheli. Haram olur. Ama orada çalışıyorsa he emeğinin karşılığı kadar bazı imamlar bu noktada değişik şeyler vermişler darte. Ama ve lakin orada

durmamakta fayda var. Oradan orada çalışmamakta fayda var inşâallah. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri benim ismim anıldığında salavat getirmeyin burnu yerde sürülürsün demiştir. Efendimizin ismini çocuklara koyuyorlar ama çocuğun ismi ismini kastediyorlar. Onun içinde salavat şerife midir? Yoksa peygamber efendimizin kendisi kastedince mi salavat getirebilir? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kastedilince salavat getirilir. Ama normalde bunu ümmet çocuklarının isim olarak künye olarak. Muhammed ismini koymuşlar ama genelde çocuklarına çağırlarken işte. Muhammed. Ali, Muhammed. Hasan,. Muhammed. Hüseyin diye

çağırmamışlar. Hasan, Hüseyin, Mustafa, Ahmet, Mehmet öyle çağırmışlar. Çocuğa isim okunurken işte örneğin. Muhammed. Hüseyin diye okunur ama normalde o çocuk çağrılırken. Muhammed. Hüseyin buraya geldiğinde. Muhammed günesi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin andırtan herkese salavat-ı şerife getirmek icap eder. Bu noktada insanları sıkıntıya koymamak için siz çocuklarınıza böyle sadece tek. Muhammed ismi koymayın. Örneğin işte çift isim kullanarak da çocuğunuzu da o ikinci ismiyle çağırsın. Süt kardeşin miras hakkı var mıdır demiş. Kardeşin miras hakkı yok bildiğim kadar.

Değil mi? Süt kardeşin miras hakkı yok. Bir tartışma esnasında sigara için mürşid-i kamil olmaz ve. Allah dostluğu dostu olduğu söylenen kimselerde sigara içemez dedim. Hatalı mıyım? Bir işin bencesi varsa hatalı değilsin. Ben de aynı görüşü. savunanlardan birisiyim. Hal nedir? Yerleşmesi nasıl olur? Kal nedir demişler. Hal bir kimsenin bir meselede tövbe edip geri dönmemesidir. Kal ise tövbe edip aynı işe devam etmesidir bir insanın. Kalp kelam demektir. Hal ise o şeyi yaşamak demektir. Bir kimse tövbeyi yaşar ise

diliyle kal ile tövbe etti. Hal ile de o dönmedi. O günaha bir daha dönmemek hali. Ama normalde o günaha devam ediyor. Fakat aynı şekilde de kalp dil ile tövbe ediyor. Onun tövbesi dilde kaldı. Hale sirayet etmedi. Hal bu bir kimsenin içinde bulunduğu fiyat içinde bulunduğu durum kal ise içinde bulunmadan söylem geliştirmek lafızla alakalı sarık takmanın hükmü nedir? Sarık peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin. Bedir. Savaşı’ndan sonra sünnet halinde. Cebrail. Aleyhisselam ve melekler başlarında. sarıklarla. Bedir ashabından

yanında savaşmaya, onlara yardım etmeye gelmişlerdir. Ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Bedir. Savaşı’nda. Müslümanların bu noktada sarık sarmalarını istemiş, kafirlerden ayırt edilmiştir. Ve. Bedir. Savaşı’ndan sonra sarık sarmak sünnet olmuştur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve asha bu sünnete devam etmişler. Riayet etmişler ve insanlar şu anda sarık sarmak terk edilmiş bir sünnettir. İnsanlar namazlarında, evlerinde işte örneğin bu mecliste sarı saran kardeşlerimiz az ama bu noktada bir kimse sarmazsa günah kefayire girer diye böyle bir düşünce

yok. Sünneti terk etmiş olalım. Sarık işte yeşili, siyahı, beyazı, pembesi, ondan sonra gibi değişik renklerde olmuş. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yeşil sarık sarmış. Siyah sarı matelli günlerinde ve cuma günleri sarmış. Beyaz sarık. sarmış. İşte sarıya dönük sarıksardan rivayet ediliyor. Kırmızıyla böyle pembe arasındaki bir renk sarı diye rivayet ediliyor ama mesela işte kahverengi ondan sonra parlament mavisi gibi renkler okumamış. Bu renklerde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sarı sarmış. Müsait olanlar, mümkün olanlar evlerinde

namaz kılarlarken, hiç olmazsa derse gelirken kendi ortamlarında sarıksmeye gayret etsinler. Anne karnında çocuğa ne zaman ruh üflenir? Hangi hallerde çocuk aldırmak caiz olur? 4 aylık olunca çocuğa ruh üflenir. 4 aylık olunca annede bir problem olursa annenin sağlığını korumak maksadıyla her halde çocuk anneden alınır. Annenin sağlığını korumak için. Çocuk rızık endişesiyle alınmaz. Hangi halde olursa olsun bir kimse rızık endişesiyle çocuğunu aldırırsa normalde insanı katletmiş gibi binaha girer. Haniler darül harpte, darül harpte çocuğu yetiştirememe. bak çocuğu yetiştirememe,

eğitimini verememek darülhakte onu. İslami bir noktada yetiştirem yetiştirememe gibi bir korkusu olursa 4e kadar alınmasına cevaz vermişler. Hanefiler bu noktada bir kimse nüfus planlaması adı altında veyahut da rızık endişesiyle çocuklarını aldırmayacaklar. Bakın iki şeyi koyuyorum ortaya ben. Bir rızık endişesi. İki nüfus planlaması. Nüfus planlaması dünya üzerinde gücü elinde tutanların gücü elinde tutanların. İslami ülkelere veyahut da ekonomik büyümesi tehlike olan ülkelere dayatılan bir dayatılan bir savaş aracıdır. Nüfus planlaması bir savaştır. Sonradan öldürmek daha pahalı olduğundan önceden

öldürüyorlar. Doğmadan öldürüyorlar. Sonradan büyüyünce öldürmek daha pahalı. Büyüyünce öldürünce böyle e iyice belli oluyor katliamlar. Çünkü kalabalık bir nüfusu yönetim altında tutmak, kalabalık bir nüfusa söz geçirmek, kalabalık bir nüfusu zapt altına almak kolay değil. Bunun. için savaş çıkarmaları gerekir. Savaş çıkarmakta maliyetleri artırıyor. Bosna’da, Çeçenistan’da, Afganistan’da, yakında. Pakistan’da, Somali’de, Irak’ta, Irak. İran savaşı’nda, Azerbaycan-Emenistan savaşı’nda ve gelecek planlanmış savaşlarda maliyetler artıyor. Şimdi. Türkiye’yi savaşa katmak istiyorlar. PKK’yla savaştıracaklar sözde maliyetler artıyor. Nüfus planlamasıyla maliyetleri düşürüyorlar. Daha maliyetsiz bir

ölüm söz konusu oluyor. Nüfus planlamasıyla veya rızık endişesiyle daha kolay ölümler buluyor. Şimdi mesela insanlar bir çocuk, iki çocuk yapmaya başladılar. Türkiye’de. Bu aldatmacayı yuttuk biz. Devlet olarak yuttuk, millet olarak yuttuk. İslam’ı cenah olarak yuttuk. Ekonomik cenah olarak yuttuk. Hepimiz yuttuk ya. Bir insan beş çocuğun vardına utanır hale geldik. Adamın 7 tane 8 tane çocuğu olduğu zaman ailesi, etrafı ıvır zıvır herkes ters bakmaya başladı ona. Doğrular yanlış noktaya geçti. Iki tane çocuk aslında. zürriyetsiz gibidir. İki

tane çocuğu olan, ü tane çocuğu olan çocuğun var diye bakmasın. Çok çocuklu olanlara da biz yaftayı taktık. Çok affedersiniz bu ırkçılık olarak algılanmasın. Ya dediler ki. Kürtler gibi bir sürü çocuk yapıyorsunuz ya da çok affedersiniz dediler ki çingeneler gibi çok çocuk yapıyorsunuz. Bunu kadınlar da erkekler de devlet, medya ele dünyayı yönetenlerin yeni savaş sistemine boyun eğdiler. Dünyayı yönetmek isteyenlerin savaş sistemi bu. Az çocuk yapma ve bütün çocuk yapmama, korunma mekanizmalarının hepsi de bedava. Dünya üzerinde bedava.

Kim bunu finanse ediyor biliyor musunuz? Adam salak mı? Adam salak kardeşim? Parasını neden bedavaya dağıtsın? Aptal mı? Geri zekalı mı adam? Gelsin. Türkiye’ye desin ki aile planlaması yapın. Çocuklarınızı koruyun. Korumayla alakalı her şeyinizi ben bedava. dağıtacağım. Bedava. Kadınlar korunma noktasında ne kullanıyorlarsa bedava. Erkekler korunma için ne yapacaklarsa bedava. Beleş. Müslümanlara beleş olsun. Ne olsun. Beleş ya. Ne olursa olsun. Bunun bir savaş sistemi olduğunu hiç kimse bilmiyor. Biliyor. Bilmemezlikten geliyor. Çünkü bunu biler bilir de buna karşı

mücadele ederse onu iktidar etmezler. Bize bir şeyi önce bir problemmiş gibi gösteriyorlar. Ondan sonra o problemi biz halletmek için davrıyoruz. Bizim nüfusumuzu problem gibi gösterdiler. Türkiye ondan sonra işte nüfus planlamasıyla ne olacakmış? Kalkınacakmış. Çalışmayan bir insan kalkınır mı? Nüfus planlaması uygularsanız ihtiyarlar ihtiyarlayan bir devlet bir millet yenilmeye mahkumdur. Siz ihtiyarları fazlalık olarak görürseniz siz de yarın öbür gün fazlalık olacaksınız. Ihtiyarlayan bir milletin savaşmaya, üretmeye, mücadele etmeye gücü olabilir mi? İhtiyar bir milletin askerlik. yapmaya, silah tutmaya,

ihtiyar bir milletin dağlarda kar altında mücadele etmeye, ihtiyar bir milletin açsızlığa, açlığa, susuzluğuya, zorluya katlanabileceğini düşünür. Düşünebiliyor musunuz? Çocuk planlaması bir savaş sistemidir. Savaş. Savaş. Çocuk planlamasına yardım eden kim ise yardım eden kim ise ama devlet erkanından ama sivil kuruluşlar olarak ama işte gönüllü kuruluşlar olarak ama tüm. Müslümanlar olarak fertler olarak hem vallahi hemade büyük günah kebal işliyorlar. Ve. İslam dünyasına ihanet ediyorlar. Kendi ırklarına, kendi milletlerine, kendi dinlerine ihanet ediyorlar. İhanet ediyorlar. İhanet içerisindeler. İhanet diyorum

bakın. Ihanet bu bunun ihanet olduğunu zaman gösterecek size. Yahut işte şunu da diyebilirsiniz. Bir sürü ihanetin içerisinde bir de bu ta olsun olsun. Önemli değil. Ben ihanet olduğunu söyleyeyim de siz sizler ihanet edecekseniz edin. Bu. millet kendi insanına, kendi vatanına, dinine, kendi kendisine hançer olup ihanet edecekse hepsini yine. Ya bunun hakkında çok laflar duyabilirsiniz. Yok bakabileceğin kadar çocuk yap. Yok eğitebileceğin kadar çocuk yap. Yok şu kadar çocuk yap. Yok bu kadar çocuk yap. Çetere tutacaklar başımıza.

Çetene tutacaklar başımızda ve herkes de birbirine böyle akıl veriyor. Ha herkes de birbirine akıl veriyor. Benim dayımın oğlu var. Sekiz tane tane mi çocuk var. Bütün sülale onun lafını söyler. Bir laf bulunca seiz tane çocuğu var. İyiyse ya senden bir toban ekmek mi istiyor diyorum ben. Susuyorlar. Senden bir tane kazak mı istiyorlar diyorum ben. Susuyorlar ben onu deyince. E sen böyle dersen yapsın da ya. Yapsın. Sana ne diyorum ya? Sana ne diyorum ben. şimdi? Duruyorum ya.

Seni ilgilendiren ne birisinin 8 tane 9 tane çocuğun olmasından sen neden rahatsız oluyor? Senin kapına gelirse kov kardeşim sen. Ya. Allah. Ama o psikolojik savaşta mağlup olmuş. O yenilmiş, saf değiştirmiş. Bu noktada farkında değil. Gayrimüslim safında. Farkında değil. Kafirlerin safında bu meselede hani bir sinek meselesi var ya geçmiş ümmetlerden bir sinek yüzünden birisi cennetlik olmuş birisi cehennemlik olmuş ya hani birisi geçerken iki arkadaş bir beldeye gelmişler o beldenin zalim askerleri komutanları padişahı sarmış onları demiş ki

bizde bizim tanrılarımıza bir kurban edecek iz demiş ki birincisi benim hiçbir şeyim yok olsun demiş ya mutlaka bir kurban edeceksin demiş yok hiçbir şeymiş demiş ya bir sinek kurban et o zaman canını kurtar o da. demiş tamam ya ne olacak ki bir sinek demiş ya kurban döverim bir sinek kurban etmiş o beldenin tanrılarına öbür gün öbürküne demişler ki bak arkadaşın bir sinek kurban etti canını kurtardı. Geldi mi? Sen de bir kurban et. Bir sinek kurban et.

Arkadaşı demiş ki, “Yapamam. Allah’tan başka hiçbir şeye kurban olmaz.” E demiş, “Canın gidecek.” “Vallahi. Allah yolunda gidecekse gitsin.” demiş. Canını almışlar onun da. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri naklediyor bunu. O kimse cennetlik olmuş. Bir sinek kurban etmediği için. Bir sinek. Bu noktada da size küçük gelebilir. Ya bu işte çocuk korumayla, aile planlamasıyla bu meseleyi büyütün diyebilirsin. Evet diyebilirsin. İnsanın savaşta öcek askerinin dahi olunması bir güçtür. Bir güçtür. Biz merak etmeyin 10 tane. kazak giyeceğimizi iki

kazakla geçiniriz. 10 tane pantolon olacağına iki pantolonla geçiniriz. Siz zannedersiniz ki biz çocuklara bakamayız, yetiştiremeyiz. Sizin dolap gardıroplarınızdaki kıyafetlerle, çocuklarınızın kıyafetlerle, evlerinizdeki yiyeceklerle daha birkaç tane aile geçinir. En dahi. En fakirinizin ha. Içinizdeki en fakirinizin evrindekilerle birkaç ayla geçinir. Hepinizin. Türkiye’deki hemen %95’inin öyle %95’ini yisinin 3 tane 4 tane pantolon oldu mu kendisini fukara zannediyor. Yetim çocuk hakkında. İslam’ın hükmü nedir? Yetim çocuklar ya teyzeleri bakar ya da amcaları bakar. Onunla hüküm var. İnsandaki gelecek korkusu beklentisi

hakkındaki görüşleriniz nedir? Rızık endişesi insanda nasıl olur? İnsanın dünyalık belli bir makama mevkiye gelme isi hakkında görüşünüz nedir? Gelecek tuli emel. Öyle değil mi? İnsanın gelecek noktasında planlama yapması farklı bir şeydir. Gelecekle alakalı endişeye düşmesi,. korkuya düşmesi farklı bir şeydir. Siz yarının plan, program altında bir hedef koyabilirsiniz. Bu dinen caizdir. Devletler geleceğe dair plan program yaparlar. İş adamları geleceğe yönelik plan program yapmalılar. Veya işyeri sahipleri, aile reisleri geleceğe yönelik plan yapmalılar. Bu plansız ve programsızlık keşmekeşliği

getirir. İslam’ın bizde tuli emelden gelecekle alakalı uzun emelli olmaktan sakındırdığı biz onu %100 bağlanıp olmazsa hüsrana vuramayız. Dünya ile alakalı gelecek hesapları yaparken dünyayı sevme noktasında durmayız. Bununla alakalı bir kimse dünyayı sevme noktasından uzaklaşırsa problemini halleder. Bu programsızlık noktasında olmayacak yalnız. Bunu. İslam dünyası bir bilhassa ehli tasavvuf yarına program yapmamayı yarına program yapmamayı kendi takva olarak görmüş. Programsız bir hayat yaşamışlar. Bunu takva olarak görmüşler. Devlet program yapmak zorunda. Şirketler program yapmak zorunda. İş. yeri sahipleri program

yapmak zorunda. Bir tekke, dergah, cemaat program yapmak zorunda. Kendisine hedef belirlemek zorunda. Programsız bir hayat, programsız bir hayat mümkün değil. Bu bizi realiteden uzaklaştırır. Ama biz yarın için endişeye düşmememiz gerekir. Biz rızık endişesine düşmememiz gerekir. Bu. Allah muhafaza eylesin iman zayıflığıdır. Biz yarın için batma endişesi düşmememiz gerekir. Bu. Allah’a iman noktasında eksikliktir. Bunlar farklı şeyler. Biz dünyayı sevme noktasında durmamamız gerekir. Dünyaya aşık olma, dünyaya tapma, dünyasız dünyalıksız bir hayatın olmaması için uğraşmak yanlış bir noktadır. Allah

muhafaza eylesin inşâallah. Ve dünyada bir kimsenin dünyalık olarak müdür olmayı istemesi veyahut da işte bir makama gelmeyi istemesi o kimsenin niyetiyle alakalıdır. Bir kimsenin dünya işlerindeki planı, programı, niyetiyle alakalıdır. Eğer ki siz işinizi daha da. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında genişletme noktasında niyetiniz çok zengin olup insanlara hükmetmek, insanları emrin altına almak, insanlara böyle kibirlilik taslamaksa o seni helaka götürür. Ama senin işini genişletmen, işini derinleştirmen, işini büyütmen, insanlara bir rızık kapısı, insanlara bir kolaylık kapısı olacaksa,

etrafına bir fayda kapısı olacaksa ve niyetin buysa o seni güzelleştirir. Allah. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin veren elin alan elden hayırlı olduğunu unutmayacağız. Bir adamın yanında 5 kişi çalışacak 15 kişi çalışsın. 15 kişi çalışacağına 25 kişi çalışsın. 3 kişiye bakacağına 33 baksın. 3 kuruş zekat vereceğine 13 versin. Ama dünyayı sevme, dünyayı kapma noktasında durmasın. Bir lokma, bir hırka felsefesine bürünmesin hiç kimse. Kendisi evinde bir lokma, bir hırka yaşasın. Evinde otursan bir lokma, bir hırka yaşar.

Sen evinde bir. çeşit yemek ye. Ama fakir fukaraya üç çeşit yedir. Sen evinde akşam yemeği olarak bir çorba iç. Ama iş yerinde çalışan insanlara kebap gider. Sen evinde bir takım elbise olsun, yanında çalışan elemanların iki takım elbisesi olsun. Sen git bir evde otur. Yanındaki elemanlara 1 lira fazla maaş ver. Yandaki elemanlara 1 lira fazla maaş ver. Sen evde git her gün et ye. Elemanlarında ot yesin. Ve de ki benim niyetim daha fazla elemanlara refah sağlamak için

ben çalışıyorum. Aldatma kimseyi. Kendini de aldatma. Buradaki niyetin senin senin resmindir, kimliğindir. Bir lokma, bir hırka felsefesinde değil. Kendi adımıza bir lokma, bir hırka olsun. Etrafımıza beş dokma beş verelim. Etrafımıza beş dokma beş ırka verelim. Dünyayı tapmayalım. Dünyayı sevmeyelim ama dünyayı. terk etme noktasında doğulmayalım. Bize dünya işi lazım değil diyenlerden değiliz. Bize dünya işi lazım. Tembellik istemiyorum. İşsiz bir derviş. Açık ve net söylüyorum. Adam gitsin bekçilik yapsın. Adam gitsin pazarcılık yapsın. Maydanoz satsın, liman satsın. Gitsin

birisinin yanında çalışsın. 5 lira alsın. Hiç dönem de 3 alsın. 1 lira alsın. İsterse hiç para almasın. Desin ki tembelliğe alışmayayım ben. Ben sizin dükkanınızı açıp kapatayım. İş buluncaya kadar ben geleyim yardım edeyim sana. İş buluncaya kadar piyasadan kopmayayım, çevreden kopmayayım. Evet. Size tuhaf gelebilir bu tip şeyler. 3 lira maaş bulmayı ver. 2,5 liraya da git çalış. 2 liraya da git durma. 1 liraya da çalış. Boş durma. Çocuklarına kötü örnek olma. Etrafında olma. İnsan çalışmadan da

geçinir. Hiç önemli. değil. Allah rezzaktır. Çalışmak sebeptir. Yalnız derviş sebebe dayanır. Mümin sebebe dayanır. Çalışmayacak olsam ben çalışmam. Ben çalışmam. Dedim ki arkadaşlar bakın bana herkes bakar bana. Açık konuşuyorum. Can atlar hani böyle bir olsun diye sıraya girer herkes. Ama bu sünnet değil. Bu din değil. Bu tarikat değil. Bu tasavvuf değil. Çalışacak adam. Boş gezmeyecek. Gidecek bir yerde duracak yine çalışacak. Sabah evden çıkacak. Ben işe gidiyorum diye gidecek. Ben iflas ettim der. Her gün evden dışarı

çıkıyordum. İşim varmış gibi. Her gün hem gidiyordum oturuyordum. Allah rahmet eylesin seyirin dükkanın önüne. Cenâb-ı. Hak bir iş denk getirir. Alırım satarım diyordum ben oradan alıp satıyordum da oradan çoluğumu çocuğumu geçindiriyordum. Allah bizi affetsin. O yüzden öyle plansız, programsız bir hayat. yok. Ümitsiz bir hayat yok. Hem dini noktada ümitliyiz hem de dünyevi noktada ümitliyiz. Borcun varmış ödersin kardeşim. Çalış koştur. Kazanamıyormuşum. Bir gün sonra kazanırsın. Çalışmaya devam et sana. Zarar etmişsin. Seneye kar edersin. Çalışmaya devam et.

Ya bu sene işler kötüymüş. Seneye düzelir. Çalışmaya devam etsen. Çalışmaya devam et. Koşuşturmaya devam et. Mücadeleye devam et. Ya biz tu emel sahibi değiliz diye yarına karşılık biz herhangi bir düşünmüyoruz. E o yüzden boş kesiyor. O tembellik o şeytana tapma. Şeytan seni hegomanyasını almış. Hegomanyasını almış. Çalışacağız hep beraber. Hazret. Ali bir sözünde faziletli kişiler hakkında cahiller de ilim sahiplerine düşman kesilirler. Cahil kimdir? Neden cahiller alimlere düşman olur? E tarih boyunca cahiller hep ilme düşman olmuşlar. İlme

düşman olduklarından dolayı. cahil kalmışlar. Alimlere düşman olduklarından dolayı cahil kalmışlar. Eğer ilme ve alime düşman olmasalardı cahil kalmayacaklardı. Gidip ilmin önünde diş diz çök diz çökeceklerdi. Alimler de dost olacaklardı. Ve alimleri peygamber varisi görüp onlar da dostluklarını arttıracaklardı. Cahil kimseler ilmin ve alimlerin kıymetini bilmediklerinden dolayı onlara laf ve din uzatırlar. Onlarla mücadele ederler, savaşırlar. Tarih boyunca alimleri katledenler, ilmi katledenler hep cahillerdir. Biz cahilliği okumamak olarak görürüz, biliriz. Değil. Cahillik, feraset sahibi olmamak, hikmet sahibi olmamak, ilmi

tanımamak, alimi tanımamaktır. Doğruyu tanımamaktır. Cahil sadece kendisini tanır. Allah bize affetsin. O yüzden faziletli kişilerle mücadele eden insanların, insanlar yeryüzünde şeytanın kuklalarıdır. Şeytan onlara sahip olmuştur ve onlar şeytan onları bu noktada kendisine yardımcı kılmıştır ve şeytanın yardımcılarıdır. Yeryüzünde o faziletli insanlara. laf atarlar, taş atarlar, arkalarından konuşurlar. Onlar hakkında dedikodu ederler, gıybet ederler, iftira ederler. Şeytanla dosttur. Çünkü onlar nerede alim, faziletli, fazıl, nerede böyle ilim noktasında belli bir noktaya gelmiş insanlar var. Gidin şeytan ve şeytanlaşmış insanlar

onlar hakkında bükanda, suüzanda, iftirada onlar hakkında dedikodudadırlar. Onlar şeytanın askeridir. Onlar şeytanın borazanıdır. Onlar şeytanın yardımcılarıdır. Yeryüzünde alimlerin ve ilim ehlinin, faziletli insanların da imtihanlarıdır. O faziletli insanlar o cahillere sabredecekler. Cahillere de sabrettikçe onların da faziletleri artacak. Onların da. Allah’a yakınlığı artacak. O yüzden cahil insanlara, faziletli insanlar sabrederler. Onlarla mücadele edip onlara laf yetiştirip kendi değerlerini aşağı düşürmezler. Başka hamlar, başka cahiller de o faziletli insanların o cahillerden korktuğunu, çekindiğini veya o cahillerin o faziletli insanlar hakkında

öne sürdükleri dedikoduların,. gıybetlerin doğru olduklarını zannederler. O da cahiller sınıfındandır onlarla. Çünkü cahilin sözüne ancak cahil kanar. Cahilin sözüne ancak cahiller değer verirler. Fasiletli insanlar cahillerin sözlerine, hal ve davranışlarına uymazlar. Onlarla beraber olmazlar. Onlarla itişip kakışmazlar. Ancak cahiller güruhu birbirini tasdikler. Birbirine yardımcı olup ve hepsi de onlar ne yazık ki tarih boyunca şeytanın askeri ve yardımcıları olmuştu. O yüzden. Hazret-i Ömer efendimizi katletmişler. O yüzden. Hazret-i Osman’ı katletmişler. O yüzden. Hazret-i Ali’yi katletmişler. O yüzden. Hazret-i Hasan’ı,

Hüseyin’i, Ehlibeyti katletmişler. O yüzden büyük saatların arkalarından olunca çok gıybetler edilmiş, ihtiralar edilmiş. O zatları beldeden beldeye sürmüşler. O zatları taşlamışlar. Faziletli insanları yerlerde çüründürmüşler. Çöllerde aç açık bırakmışlar. Şehrilere girme izni vermemişler. Ama onlar yine de insanlara ilim öğretmek için, insanlara. doğruyu göstermek için, insanlara hikmetle hikmeti göstermek için mücadele etmişler. Bu işin ne yazık ki acı tarafı bu. Ve bir kısmı o faziletli insanların faziletlerini görmüşler. Onlar akıl sahipleri olarak nitelendirilmiş. Kur’an-ı. Kerim’de. Ve onlar o peygamber

varislerinden hikmeti almışlar, ilmi almışlar. Çünkü ilim. Abdülkadir. Geylani. Hazretlerinin sözüyle hikmetli ilim kitaplardan öğrenilmez. Geylani. Hazretleri buyurur ki, “Ey oğul, eğer ki sen ilmin özü olan marifetullah’a talipsen, sen kitaplara bakma. Sen git bir peygamber valisi mürşidin önünde diş çök edep eder. Ancak seni. Allah’a usta edecek, seni. Allah’a götürecek, seni. Allah’ı tanıtacak ve bildirecek ilim o. Allah’ın yeryüzünde dolaşan dostlarından, yeryüzünde o peygamberlerin varislerinden öğrenebilirsin.” der. Ve hadis-i şerifi de söyler. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberin demiyor bakın peygamberlerin.

Yeryüzünde ne kadar. Allah’ın göndermiş olduğu peygamber var ise o peygamberlerin varisleri vardır. Yeryüzünde dolaşan. Burası sır alemidir. Onlar da. Muhammedidir. Şu anda. Muhammedi. Mustafa’nın ümmetinde ne kadar peygamber gelmiş ise hepsinde varisi mevcuttur. İsa’nın da, Musa’nın da, İbrahim’in de, İsmail’in de, İshak’ın da, Yakup’un da, Yusuf’un da aklınıza gelebilecek sizin ismen bilmediğiniz. Evet. Peygamberlerin dahi varisleri yeryüzünde dolaşırlar ve onlar peygamberlerin görevlerini ifa ederler. Peygamber bunlar. Bunlar nebi değildir. Bunlar resul değildir. Bunlar. Allah’ın velileridir. Ne yazık ki bazı

sapkınlar kendilerini nebi, resul, peygamber zannederler. Bu zandan başka bir değildir. Hiçbir veli, hiçbir veli hangi peygamberin himayesine, hangi peygamberin vazifesine, hangi peygamberin himmetine mazar olursa olsun asla bir peygamber değildir. Kim bir veliyi peygamber gibi görürse o büyük günah-ı kebaire düşer, şirke. düşer. Hangi veli kendisini peygamber gibi görürse, nebi görürse, veli nebi görürse, resul görürse onun da tecidi imana ihtiyacı vardır. Küfür ehlidir. Cahiller ancak kendilerini peygamber, nebi, resul görürler. Cahiller ancak bir kimseyi, bir kimseyi peygamber, nebi

veya resul statüsünde görürler. Cahildir onlar. Onların. Kur’an’dan ve sünnetten haberleri yoktur. Onlara tecdidi iman gereklidir ve onlar bu noktada eğitim gereklidir. Cahilse bilmiyorsa eğitirsiniz. Onlara doğruyu söylersiniz. Ama o doğruyu söylediğinizde, eğittiğinizde, doğruyu tebliğ ettiğinizde hala daha aynı şeyde söylüyorsa o kimseye tecdid iman gereklidir. Onu bir devlet olsa onun cezasını verir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden fazilet insanı peygamber etmez. Fazilet insanı nebi etmez. Fazilet insanı resul. Allah muhafaza eylesin. Çok büyük bir veli olabilir. Çok fasiletli bir

veli olabilir. Velinin. en üst noktasına çıkabilir. En üst noktasına çıksa dahi o kimse yine de nebi değildir, resul değildir, peygamber değildir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden faziletli insanlar yeryüzünde. Allah’ın dinini ayakta tutmak için çaba gösteren. Allah’ın veli kullarıdır. Allah dinini onlarla ayakta tutar. Ama. Allah onlara muhtaç değildir. Allah’ın onlara ihtiyacı yoktur. Allah onlarsız da isterse dinini ayakta tutar. Bunun altını çizelim. Sanki buradan hareket ederekten bir kısım çok affedersiniz ham fikirliler, geri düşünceliler, bir kısım din bilmez

insanlar sanki. Allah’ın onlara ihtiyacı varmış gibi zannederler. Bu da o kimsenin fazilet noktasında olmadığını gösterir. Kemal noktasında olmadığını gösterir. O kimsenin. Kur’an ve sünneti tam olarak algılayamadığını gösterir. Bütün peygamberlerde bütün veliler, evliyalar, dervişen, sünfi, müminler, bütün. Allah’ı tanısa da tanımasa da. bütün varlıklar. Allah’a muhtaçtırlar. Allah hiçbir varlığa muhtaç değildir. Allah muhafaza eylesin inşâallah. Din kardeşinin bir suçundan dolayı ayıplayan o suçu işlemedikçe ölmez. Evet. Kim bir insanı herhangi bir dolayı, herhangi bir hatasından dolayı onun hatasını kalkar

insanlara anlatırsa, onun bir kusurunu insanlara naklederse, onun o kusurundan dolayı kalkar da onu işte yererse. Allah muhafaza eylesin. O onun başına tecelli eder. Böyle bir şeyi gördüğünüzde o kimseye dua etmeniz gerekir. O kimseyi hayırla yad etmeniz kimseye muhabbetten dolayı biraz belki de kantarın topuzunu kaçırmışlardır. Olabilir. Ve insan üstadına daha fazla muhabbet besler. Bu dinen sakıncası yoktur bunun. Ama üstadına muhabbet beslemesi demek etrafındaki aile fertlerine muhabbetsiz davranmak demek değildir. Eğer muhabbet onun gönlüne yerleşti, o muhabbet hakiki

ise, o muhabbet. hal olarak onu da tecelli ediyorsa, o kimse annesine, babasına, eşine, çocuklarına, akrabalarına, etrafına da muhabbetli davranır. Seviyesi aynı olmayabilir ama muhabbet onun gönlüne yerleştiyse muhabbetten dolayı biraz belki de kantarın topuzunu kaçırmışlardır. Olabilir ve insan üstadına daha fazla muhabbet besler. Bu dinen sakıncası yoktur bunun. Ama üstadına muhabbet beslemesi demek etrafındaki aile fertlerine muhabbetsiz davranmak demek değildir. Eğer muhabbet onun gönlüne yerleşti, o muhabbet hakiki ise, o muhabbet hal olarak onu da tecelli ediyorsa o kimse

annesine, babasına, eşine, çocuklarına, akrabalarına, etrafına da muhabbetli davranır. Seviyesi aynı olmayabilir ama muhabbet onun gönlüne yerleştiyse başkasına da muhabbetli davranır. Üstadına olan muhabbet onun gerçek manada başkalarını da muhabbet etmeye yöneltmesi gerekir. Eğer üstadına muhabbet hakikisi öz manadasa, hakiki öz manadasa üstadına. muhabbet göster. Üstadının derisine muhabbet gösterme. Üstadına muhabbet göster. Annene babana muhabbet gösterme. Üstadına muhabbet göster. Eşine muhabbet etme. Üstadına muhabbet göster. Çoluğuna çocuğuna muhabbet gösterme. Üstadına muhabbet göster. Komşularına akrabalarına muhabbet gösterme. Bu muhabbetin üstadı olan

muhabbetin hakiki olmadığını gösterir. Öze tecelli etmediğini gösterir. Surette olduğunu gösterir. Surette olduğunu gösterir. Allah muhafaza eylesin. Mürşid-i kamillik aile silsilesi ile mi ilerliyor yoksa maneviyat mı mürşitliği belirliyor? Münzidi kamillik. Allah’ın velili, Allah’ın dostu hiç kimsenin, hiçbir ailenin, hiçbir zümrenin tapulu malı değildir. Bu hiç kimsenin tapulu malı değildir. Hiç kimsenin. Eğer söz konusu olan şehlikse aile şeyhlir o. Babadan oğulla, babadan oğulla, padişahlık gibi geçer. Bu mürşid-i kamillik değildir. Bu velilik değildir. Bu babadan oğula geçme bir padişahlıktır.

Oğlu olmazsa kardeşi. olur. Kardeşi öldüyse kardeşinin oğlu olur. Ondan sonra kızının bir daha oğlu olursa bu sefer o da şehri olur. Babadan oğula geçiyorsa bunda bir vardır. Bir rant. Rant deyince illaki para gelecek diye bir gelmesin. Şan, şöhret, ne bileyim para, pul, makam, mevki hepsi de girer işin içine. Tasavvufta böyle bir yoktur. Gerçek tarikatlarda, gerçek tasavvufta, gerçek. Allah yolunda, fazilet yolunda, gerçek maneviyat, ilim yolunda böyle bir olmaz. Hazret-i Ömer’e gelirler. Senden sonra kim halife olsun derler.

Der ki, “Eğer ki bir halife tayin edecek olsaydım en yakın kardeşim ve arkadaşın olan ve. Resulullah’ın da en iyi arkadaşı olan kardeşim. Ebubekir’in sünnetini ifa etmiş olurdum. De tayin etmezsem de o peygamberlerin sonuncusu, en şereflisi, en faziletlisi. Muhammed. Mustafa’nın sünnetini yerine. getirmiş olurdum der ve tayin etmez. Tavsiyede bulunmaz. Oysa. Hazret-i Ebubekir efendimiz. Hazret-i Ömer’i tavsiye etmiştir. Tain etmemiştir. Tavsiye etmiştir. O yüzden velilik. Allah’ındır. Hangi kulu çalışır, çabalar, kendi yolunda mücadele ederse. Cenâb-ı. Hak onu vel eder.

Konuşacaksanız lütfen dışarı çıkın. Sohbetinizi dışarıda yapabilirsiniz. Ya da var. Gelin burada sohbet edin siz. Biz dinleyelim. Eğer velilik insanların tayiniyle olsaydı seçim yapılırdı. Herkes seçerdi birisini. Sen bizim velimiz ol derlerdi. Onu ancak. Allah seçer. Onu ancak. Allah görevlendirir. Onu ancak. Allah tayin eder. Ve. Cenab-ı. Hak tayin ettiğini mümin kullarına bildirir. İnsanlar onları rüyalarında görür, hallerinde görür. İnsanlar onları. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin tavsiyesiyle bilir. Geçmiş velilerin, evliyaların tavsiyeleriyle bilir. İnsanlar onları kalben tanırlar. Fasilet yönünden,

ilim yönünden, hal. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti yönünden onları tanırlar. Allah tanıtır onları. İnsanların tanıtmasına gerek yoktur. Ve. Allah bir verisini tanıtacaksa kendisi tanıtır. Tanıtmayacaksa da tanıtmaz. Saklar, gizler onu. Hiç kimse tanımaz onu. O velidir ama hiç kimse rüyasında görmez. O velidir ama hiç kimse onun halinden bir anlamaz. O da benidir. Ama onun en faziletlisi tanıkta olandır. Rüyalarında, hallerinde, insanların etrafında gördüğü insanlardır ki onlar meşhur olan kitap indirilen peygamberlerin varisleridir. Onları çünkü halk tanır. Kendisi

de bilir veli olduğunu. İnsanlar da bilir. Birisi bir kısmı vardır ki kendisi dahi bilmez veli olduğunu. Allah bilir. Onu. Allah saklamıştır. Bir kısmı vardır kendisi de bilir. Halk bilmez. Allah da onu öyle yapmıştır. Ama bunların içerisinde fazilet noktasında, derece noktasından en üstün olanı insanların bildiği ve kendisini. bilendir. O hem kendisini bilir hem insanlar bilir. O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gelip soruyorlar. Onlar dünyada da ahirette de onlara müjdeler vardır. Onlar mahsun ve mahcup olmayacaklardır. Bunlar

hakkında. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine soruyorlar. Ya. Resulallah bu müjde nedir? Dünyada da ahirette de dünyadaki müjdeyi, ahiretteki müjdeyi anladık diyorlar. Onlar işte nurdan minberler üzerine oturtturacaklar. Bu ahiret müjdesi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, “Mahşer kurulur ve bütün mahşer halkı onlara gıptayla bakar. Peygamberler de onlara gıptayla bakar. Ve peygamberler sorarlar. Bunlar hangi peygamber ki?” Onlara derler ki, “Bunlar peygamber değil. Bunlar hangi şehitler ki? Onlar şehit de değil. Bunlar yeryüzünde. Allah’ı zikreden. Allah’ın

dostları, veli kullarıdır derler. Ve onlar mahşerde herkes canıyla,. herkes haliyle haşır neşir olurken nurdan minberler üzerine oturtturlar. Bunlar ahiret, bu ahiret müjdesidir. Bununla alakalı daha bir sürü hadis-i şerif vardır. Ama asap dünyadaki müjdeyi sorar. Der ki, “Ya. Resulallah, bunlara dünyadaki verilen müjde nedir?” Der ki, “Onların gördüğü rüyalardır. Sahih rüyalardır ve onların göründüğü, başkalarının gördüğü sahih rüyalardır der. Bir başkası onun rüyasında görür sahih bir şekilde. O bir başkasının rüyasında sahih olarak gördüğü hem veliye müjdedir delildir. Hem

de o kimseye müjdedir delildir. Karşılıklıdır. O zaman bir kimse bir veliyi rüyasında görürse sahih bir şekilde kendisine müjde ve aynı zamanda veliye de müjdedir. Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden velilik babadan oğula geçmez. Şeyhilik yeter. Ben çünkü şeylikle veliliği ayırım. Bizim arkadaşlardan birkaç tanesine şeyhlik yap desek. yaparlar. Bizim. Allah affetsin yanımızda duran kardeşlerden gerçekten bunu samimi bir şekilde söylüyorum. Samimi bir şekilde söylüyorum bunu. Cenâb-ı. Hak’a hamd olsun. Bu konuda da mutluyum ha. En azından bizim şu

anda kardeşlerin içerisinde 20 30 tane şeyhlik yapabilecek arkadaş var. Öyle değil. Türkiye’de benimleyen şeyhler böyle iyi şehlik yaparlar ha. Kendileri bozulmazlarsa. Biraz rüyadan, halden çok anlamayabilirler ama şeyhilik yaparlar. Ne olacak ki? Hiç olmazsa para toplamazlar bari. Cepleri derin olmaz. Hiç olmazsa evlerini blarını baktırmazlar. Öyle arabalarda gezdirmezler kendilerini. Öyle cübbeyi giyip sarı gelip kovuğu takıp asayit alıp arabanın arkasına konsolos bilmem neleri gibi kurulup gitmezler. Hiç olmazsa tevazuları vardır, çalışmaları vardır. Allah için koştururlar. Allah’ı zikrettirirler. İnsanlara bu

noktada talim terbiye verirler. Edep verirler. Kur’an ve sünneti. öğretirler. Allah razı olsun hepsinden. Ben hatta dedim arkadaşlara, “Gitseniz halife olsun olursunuz başka yerde.” dedim ama benim yanımda bir olamazlar. Ben olamamışım ki onlar. Allah bizi affetsin. Amin. Amin. Bizim sıyrıntılarımız halife oluyor zaten başka yerlerde. Zakir oluyor, şeyh oluyor. Gerçekten bunlar biraz kaldılar bizim yanımızda. Hiçbir olacaklar burada. Hiç olmak istiyorlar. O yüzden kaldılar burada. Allah bizi affetsin. Şeyhlik yapacaklarsa şeyhlik kolay. Herkes şeyhlik yapar. Sikar birisi. Ben şeyhim

der. Adını da yazdırın bir kaf. Nasıl olsa imtihan eden yok. Rüyamda görmeyi isteyen isteyen de yok. Görmüş görmemiş önemli değil. Birkaç tane de her şeyhin etrafında dalkov da olur. Bir iki dalkov da çıkar. Onlara ver. Halifelik, zakirlik, çavuşluk bir şeyler verirsin. Onlar da hüa gider millet gider. Cahil insanlar. Cai bilmiyor ki adam. Bilmeyince de gider. Allah muhafaza eylesin. O o yüzden şeylik babadan oğul da geçer. Toruna da geçer. Akrabalara da geçer. Adamlar der ki biz şeyh

sülalesiyiz. Tabii şeyh sülalesis sen de şeyhsin. Ben şeyh torunuyum. Sen de şeyhsin. Ben şeyhin oğluyum. Şeyh ölünce ne olacak? Oğlu geçecek. Batak normal prosedur öyle. Türkiye’de. Bir de şeyhin bulunduğu ilde olacak. Şeyhlik oradan dışarı da çıkmaz. Allah bizi affetsin. E insanlar bu noktada sorgulamayınca, bu noktada fikir yürütmeyince ilim, ihlas, samimiyet bu noktada eksik olunca böyle oluyor. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Gençliğimizde cahi zamanımızda bir bayanla beraberliğimiz oldu. İkimiz de bekardık. Sonrasında helalleşip ayrıldık. Tövbe ettim. Allah

katında nasıl karşına alalım? Tövbe eden herkes. Allah katında. iyi karşı var. Bir kimse tövbe ettiyse. Allah’ı hatırlamıştır. Tövbe edip geri döndüyse o. Allah’la barışmıştır. Tövbe ettiyse hakiki manada net bir şekilde söylüyorum. Allah onu affetmiştir. Ne günah işlediysen işledin. Ne yaptıysan yaptın. Net bir şekilde tövbe edip geri döndüysen hal olarak da hal olarak da geri döndüysen evet. Allah seni affetmiştir. Hadis-i kutside. Cenab-ı. Hak buyurur ki bir kulum günah işler. Bu size müjde olsun. Tövbe eder. Allah der

ki kulum günah işledi. Tövbe etti. Kendisini affedecek olan bir. Allah’ı hatırladı. Onu affettim ben. Hadis-i kutsi devam eder. Kulum yine günah işledi. Yine tövbe etti. Allah der ki yine devam eder. Kulum günah işledi. Tövbe etti. Allah’ı hatırladı, Allah’ı gördü, Allah’ı bildi. Allah onun tövbesini kabul etti. Affettim. ben. Kul yine günah işledi. Yine tövbe etti. Yine geri döndü. Yine. Allah’ı hatırladı. Allah’ı bildi. Der ki, “Ben yine onu affettim.” Allah affedicidir. Cenab-ı. Hak ayeti kerimede, “Ey habibim, kullarım

sana benden sorarlarsa onlara de ki, tövbe ederseniz. Allah tövbelerinizi kabul edendir.” Allah tövbelerinizi kabul edendir. Kulluğun göstergesidir tövbe etmek. Allah’a yakın olmanın göstergesidir. Tövbe etmekla irtibat olduğunun göstergesidir. Tövbe etmek. Allah’a doğru yol almanın göstergesidir tövbe etmek. Allah’a vusl kapısıdır. Tövbe kapısı. Allah’a yakınlık kapısıdır. Tövbe kapısı. Allah’ı tanıma, Allah’ı bilme, Allah’ı seyretme, Allah’ı görme kapısıdır tövbe kapısı. Allah’ı görmek istiyorsanız tövbe kapısında durun. Allah’ı hissetmek, damarlarınızda, hücrelerinizde, yüreğinizde, kalbinizde hissetmek istiyorsanız devamlı tövbe kapısında durun. Sakın başka bir

kapıya yönelmeyin. Zikrinizi, namazınızı, orucunuzu, ibadetlerinizi, amellerinizi tövbe kapısının. önünde yapın. Sakın başka bir kapıya yaslanmayın. Sakın başka bir kapıya tevessül etmeyin. Orucunuz tövbe için, zikriniz tövbe için, namazınız tövbe için, arkadaşınız, dostunuz, kimliğiniz, kişiliğiniz tövbe noktasında olsun. Sakın ha. Ve tövbe kapısında bütün peygamberleri görebilirsiniz. Tövbe kapısında bütün velileri görebilirsiniz. Tövbe kapısında. Hzreti. Ebubekir’den bugünün zamanın kutbuna kadar bugünün evliyalarına kadar velilerine kadar hepsinin tövbe kapısında sıralandığını görürsünüz. Tövbe kapısı kulluk kapısıdır. Hiç terk edilmemesi gereken bir kapıdır. Yüzünüzü

o eşiğe koyun. Ve tövbe edin. Sadece kendisine tövbe ederler. Cimriler. Sadece kendilerine tövbe ederler. Hodgam insanlar, dar insanlar. Ümmete tövbe edin. Kardeşlerinize tövbe edin. Ve her tövbe ettiniz kimsenin o kapıdan içeri girdiğini görün. Kafanızı o eşiğe, yanağınızı o koyun. Elinizi kaldırın. Teker teker kardeşlerinizi tövbeyle oradan içeri. katmaya çalışın. Teker teker bütün ümmeti oradan katmaya çalışın. O tövbe kapısından ayrılmayın. Kim ki tövbe kapısından ayrıldı? Muhammed-i. Mustafa’nın sünnetinden ayrılmıştır. Muhammed-i. Mustafa’nın muhabbetinden ayrılmıştır. Muhammed-i. Mustafa’nın ümmetliğinden ayrılmıştır. Peygamberlerin

sünnetinden ve hasretinden, özelliğinden ayrılmıştır. O peygamberlerin dairesini, ilmini, faziletini terk etmiştir. Çünkü o eneğe ve kibre düşmüştür. Çünkü o yanlışlığa ve eksikliğe düşmüştür. Tövbe ettikçe o kimsenin. Allah’a yakınlığı artar. Çünkü demedi mi. Muhammedi. Mustafa, ben günde 100 kez. Allah’a tövbe ederim. Demedi mi? Muhammedi. Mustafa ben az günde, en az günde 70 kez tövbe ederim. Demedi mi? Muhammedi. Mustafa tövbe edin. Allah sizi affetsin. Ve. Allah dedi ki tevvap olan. Allah’tır. Rahman olan, Rahim olan. Allah’tır. Kullar ona

tövbe ettiği müddetçe o da affedecektir. Madem ki. Cenâb-ı. Hak bana tövbe edin demiş. Aslında tövbe edin derken aff fermanını imzalamıştır. Tövbe edin derken o tövbe etmenin içerisinde o kimsenin affermanı yazılıdır. Ve kim ya. Rabbi beni affeyle dediyse affermanını eline almıştır. Kim dediyse ya. Rabbi ben hata işledim kusur işledim. Hücrelerim dahi hata ve kusur dolu. Sen gafuru rahimsin. Sen tevvasın. Elleri verdiysen sana uzatmak için elimi uzattım. Beni affeyle diyen. Allah affeder. Bu yüzden yanağınızı devamlı tövbe kapısında

eşiğine koyun. Bütün tövbe edenler gelip sizin yanağınızın üzerine basıp da gezsin. Bütün tövbe ettikleriniz gelip yanağınızın üzerine basarak geçsin kapıdan içeri ve onlar kapıdan içeri geçerken siz mutlu olun. Ya. Rabbi annemi de affeyle deyin ve annenizin yanağına basarak içeri geçtiğini görün. Ya. Rabbi babamı affet deyin. Babanızın. yanağınızın üzerine bakaraktan o tövbe kapısından geçtiğini görün. Hatta size laf söyleyen, küfreden, arkanızdan konuşan, kuyunuzu kazan, en büyük hançeri ciğerinizin ortasına batılanı dahi ya. Rabbi onu da affedin deyin. Onun

da sizin yanağınızın üzerine basarak o tövbe kapısından içeri girip affoldunu görün. Bağrınıza ateş döken, volkan gibi kaynatanı dahi siz tövbe ederekten o kapıdan geçmesine vesile olmaya çalışıyorsunuz. Bir elinizi onun eline uzatın. Bir elinize o. Rabbül alemine uzatın. Bir elinizde de ki, “Ya. Rabbi bunu da affeyle. Onun elinden tut gönder onu.” Semazen o yüzden bir elini rabbine yükseltir. Der ki, “Ya. Rabbi benim elimden tutanları da sen affeyle. Benim tutuklarımı da affeyle.” Onun işi dışarıdan alıp bir kere

atmaktır. Onun işi şeytanın midesinden koparıp midesinden şeytanın hücrelerinden. çıkarıp tövbe suyuyla yıkayıp. Allah’ın önüne getirmektir. O tövbenin, tövbe kapısının önüne getirmektir. Ya. Rabbi tövbe suyunda yıkandı. Ya. Rabbi tövbe iksirine girdi. Kimyasına girdi. Tövbe ederek de nurunu ortaya da çıkardı. Sen bunu da affyle değil kapıdan içeri iteklemek. O yüzden tövbeye devam edeceksiniz. Ve kendi nefsinizi düşünmeyin. Ve kendi ailenizi düşünmeyin. Ve sadece kendi sülaleninizi düşünmeyin. Ve sadece kendi derviş kardeşlerinizi düşünmeyin. Ve sadece kendi milletinizi düşünmeyin. Bütün ümmeti.

Muhammed’in günahkarları için tövbe edin. Gerekirse ismen tövbe edin. İsimlerinizi, bildiklerinizi, kardeşlerinize ismen tövbe edin. Ya. Rabbi. Ahmet’i de affeyle. Ya. Rabbi. Mehmet’i de affeyle. Ya. Rabbi. Hasan ile. Hüseyin’i de affeyle. Ya. Rabbi akılla getirdin bütün kardeşlerini gece gündüz sırala dil kimi sevdiğin meydana çıkar. Kimleri sevdiğin meydana. çıkar? Gerçek sevgi geceleri onlar için ağlamaktır. Dostların için tövbe zikretmektir. Dostların için el açmaktır. Gerçek sevgi odur. Zahiri sevgi gördüğünde hatırlarsın. Merhaba. Merhaba. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Ondan ayrıldığında onu unuttuysan onu

sevmiyorsun. Gece aklına gelmiyorsa onu. Ya. Rabbi derken eğer o senin sevdiğin aklına gelmiyorsa sevmiyorsun. Eğer tövbe çekerken sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azim ve bihamdihi estağfirullahelazim derken bütün ümmete niyet etmiyorsan nasıl ümmeti olacağız? Etrafında selam verip vermediğin insanlara niyet etmiyorsan, onları gönlünden geçirmiyorsan, onları hatıran geçirmiyorsan, onları kalbinde tutamıyorsan ve tövbe kapısına o kocaman kalbinle gidip dayanamıyorsan, ya. Rabbi, gönlümdekileri de affet. Dostlarımı da affet, arkadaşlarımı da affet. Bana selam verenleri aff. Bana küfredenlere de affet. Bana hançer vuranlara

da aff. Bağırma yangınları düşürenlere de affer diyemiyorsan daha. çok işin var kemalat noktasında. O yüzden tövbe edin. Tövbe kapısından kafanızı hiç ayırmayın. Elinizi hiç ayırmayın. Vücudunuzu hiç ayırmayın. Sakın ha kendinizi başka bir kapıda görmeyin. Sakın ha zikriniz o kapıda olsun. Fikriniz o kapıda olsun. Tefekkürünüz o kapıda olsun. Rabıtanız o kapıda olsun. Namazınız o kapıda olsun. Orucunuz o kapıda olsun. Hayır hasenatınız o kapıda olsun. O kapının önünde yapın. Ne yapacaksanız bakın o kapıdan kendinizi ayırmayın. Allah bizi

o kapıdan ayırmasın cümlemizi. O yüzden kalbinizi, hücrelerinizi, vücudunuzu, maneviyatınızı, kalbinizi, elinizi, kolunuzu, her şeyinizi o tövbe kapısının önüne yıkın. Elinizi, barkınızı, çoluğunuzu, çocuğunuzu, her şeyinizi oraya yıkın. Ve. Cebrail’e sordum. Muhammed. Mustafa. Miraçta, “Ey. Cebrail, bu kapı ne kapısıdır? Bütün kapılardan uzun, bütün kapılardan yüksek, bütün kapılardan da. daha şanlı ve şerefli. Dedi ki. Cebrail. Aleyhisselam, “Ya. Muhammed, bu senin ümmetine olan tövbe kapısıdır. Hiçbir peygamberin ümmetine verilmedi. Hiçbir peygambere verilmedi. Senin ümmetin ne zaman ki tövbe etse bu

kapıdan. Allah’a ulaşır ve. Allah onu affeder.” kıyamete kadar. Ve son nefese kadar kim tövbe ederse. Allah bunun tövbesini kabul edecek ya. Muhammed dedi. Ve. Cenabı. Resulullah bize o kapının bilmem kaç bin arşiv olduğunu, bilmem kaç yıllık yolda olduğunu anlatır. O yüzden bize tövbe etmek düşer kardeşler. Tövbe edelim ve asla, asla ve asla beni affetmez diye düşünmeyin. O şeytanın sesidir. Bizi affetmez diye düşünmeyin. O şeytanın sesidir. Sen sen affolmazsın diyen şeytanın sesidir. Ama insanlaşmış şeytandır. Ama semavi

şeytandır. Ama şeytandır. Der ki sen aff olmazsın. O. şeytandır. O şeytanın sesi ve vazifelisidir. O şeytanın yardımcısıdır. Der ki, “Sen şu günahı işledin. O yüzden. Allah seni affetmez.” Allah bütün günahları affeder. Tövbe edip geri dönenleri. Yeter ki geri dön. Yeter ki onu hatırla. Yeter ki ya. Rabbi de. Ya. Rabbi kelimesinin içindedir. Ya. Rabbi cümlesinin içindedir. Ya. Rabbi isminin içindedir. Buyur kulum. İlgili Sohbetler 668. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 262. Mustafa

Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.