Dergah Sohbetleri Serisi

510. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri” width=”500″ height=”281″ src=”https://www.youtube.com/embed/sNUD4IOyvHI?feature=oembed” frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share” referrerpolicy=”strict-origin-when-cross-origin” allowfullscreen> Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayır etsin inşâallah. Gündüzünüz hayırlı oyun olsun. Ayınız, yılınız, ömrünüz hayırlı olsun inşâallah. Ölülerin arkasından Kur’an okunur mu? Okuduğumuz Kur’an ölüye ne gibi faydası olur? Rahmet olur, bereket olur, lütuf olur. İkram olur, ihsan olur. Aff olur inşâallah. Arkadaşım sahabe ve Peygamber Efendimiz okumamıştır diyor. Yalan söylüyor. Kocaman bir yalancı o. Verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederim. Yalan

söylüyor. Kocaman yalancı. Hadisleri inkar eden, ashabın yolunu inkar eden bir kimse o. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri her perşembe Uhud şehitliğini gider ziyaret ederdi. Cumaları da cuma gün cuma namazından sonra Medine-i Münevvere’de gider Cennet-ü Baki’yi ziyaret ederdi ve orada onlara okurdu. Arkalarından onların dua ederdi. Sahabe de okurdu. okumadı diyenler hadis inkarcıları, sünnet inkarcıları. Uzak durun onlarla ya da çatır çatır mücadele edin. İlminiz varsa oturun deyin ki var bunlar böyle diye var deyin. İlminiz varsa. İlminiz

yoksa dinlemeyin ama deyin ki sen hadis inkarcısısın. Böyle böyle diye diye milleti Kur’an’dan uzaklaştırdılar. Böyle söyleye söyleye Kur’an-ı Kerim okumasını bilen yok. Şimdi böyle diye diye nereye ait olduğunu bilmiyor insanlar. Gidecek mezarlığı ziyaret edecek. Gidecek orada üç ihlas bir Fatiha okuyacak. Hiçbir şey bilmiyorsa ya işte ölünün arkasından Yasin okunur mu? Okunur kardeşim. Kur’an-ı Kerim Yasin de okunur. Ya ölünün arkasından siz ticaret ayetleri okuyorsun. Ticaret ayetleri de okuruz biz. Kutsal kitabımız bizim. Ölüye de diriye de ticaret

ayeti okuruz. Senin dansına karışan var mı? Valsine karışan var mı? Senin gayri İslami hayatına karışan var mı? Senin içkine kumarına karışan var mı? Bunları da söyleyenlerin hepsi de büyük bir çoğunluğu beynamaz. Namazdan haberi yok adamın. Namaz yok, abdest yok, oruç yok, hadis yok, sünnet yok, hiçbir şey yok. Kim söylüyor bunu? Bunlar söylüyor. Bir de kim söylüyor? İşte Vahabi selefi takımı söylüyor. Vahhabi selefi takımı. Selefil selefilik ayrı bir şeydir. Allah bizi affetsin. Abdülmelik isimli kardeşimizin size selamı

var. Ve aleykümesselam. Muhyiddin Elarabi hakkında bahsedebilir misiniz? Görüşleriniz nelerdir? eee hayda bir Çanakkale Üniversitesi’nin bünyesinde bulunan eski kilisede arabi sohbetleri oluyor. Olumsuz görüşümüz, düşüncemiz olmuş olsa böyle sıra hem bir de kaç hafta oldu Halit hoca 49 ay. 49 ay olmuş. Arabi mi konuşuyor? 26 aydır Arabi. 26 aydır Arabi konuşuyormuşuz oradan. Küfrüne fetva verenlere katılmıyorum. Birisinin hemen küfrüne fetva vermek kolay bir şey. Varsa kafanın almadığı, aldığı bir şey yaz. Risale olarak karşısında la ilahe illallah muhammeden resulullah

diyen kimsenin direkt küfrüne fetva vermek hoş değil. Organ bağışının dinimizdeki yeri nedir? Biraz bahseder misiniz? Eğer varsa bağışlanacak bir şey bağışlayalım. Ama o hani ölmeden önce alıyorlar ya organları. Biz oraya şer düşüyoruz. Son nefesini alıp verirken, kalbi çalışırken bir kimsenin öldüğüne kim hükmedecek? Dinen kim hükmedecek? Mevcut hukuk açısından kim hükmedecek? Adam makineye bağlı. Makineye bağlı. Kalbi çalışıyor mu? Henüz daha ruh var mı onda? Can var mı onda? Öldüğüne dinen kim hükmedecek? Öldüğüne bir de mevcut hukuk

TC hükümeti açısından kim hükmedecek? Hükmedecek olsan olan gelsin beriye ne işte bir gün eee camide cuma hutbesinde okuyor imam işte hükmen öldüğüne hükmedilince ben camide sesimi yükselttim dedim hocam öldüğüne kim hükmedecek? Oradan hutbeyi okuyun. Tekrar söylüyorum. Makineye bağlı olduğu halde yaşayan bir kimsenin öldüğüne hükmedecek olan kim? Çatımıza köpek almayı düşünüyoruz. Bunun dinimizce hükmünü öğrenmek istiyoruz. Yatak odasına dalabilirsiniz. Bir sıkıntı yok. Öyle insanlar kucağında taşıyorlar. Şimdi eğer hırsız girme ihtimali varsa çatıdan ancak o zaman alabilirsiniz. Çünkü

normalde bir kimsenin köpek besleyebilmesi için çoban olması lazım. Hırsızlığa önlem olması lazım. Tarımla ilgilenmesi lazım. Millet şehrin göbende oturuyor. Balkonunda köpek bakacağım diye uğraşıyor. Sabaha kadar. Yok çatısında köpek bakacağım diye uğraşıyor. Git kardeşim köyde yaşa. Sana köyden yer de vermezler. Verir misiniz muhtar köyden öyle bir kimseye? Yabancı yabancıya vermiyorlar. Klişe halinde yabancıya vermiyoruz. O yüzden ben de bir şey isteyemiyorum artık. Şehrin içerisinde, evlerin içerisinde köpek bakacağız diye bakıyorlar. Bir aç insanı doyuramayan, bir çıplğa geydiremeyen, bir

yetimi gözüp görüp gözetemeyen insanlar köpek besleyeceğim diye uğraşıyor. Ya bir de köpek sevgisini kutsallaştırdılar. İnsan sevmeyen köpek seviyor. Annesini sevmiyor. Babasını sevmiyor. Kardeşini sevmiyor. Çocuklarını sevmiyor. Torunlarını sevmiyor. Köpeği seviyor. Bir de onun başında. Doktorlar bu tip psişik, psikolojik problemlerle ilgileneceğini benim şizofreni olduğuma karar vereceğim diye uğraşıyor. Bizim doktor. Kararın değişti mi doktor? üzerindeki gayet sa Evet. Evlerinde böyle köpek besleyenler gerçekten psişik ve psikolojik problemi olan kimseler tedavi görmeleri lazım. Onların oturacaksın böyle yaptıp çocukluğuna ineceksin. Başka

çaresi yok. Kur’an-ı Kerim’in Arapça manasını az çok biliyoruz. Peki Kur’an-ı Kerim’in hakikatte manası nedir? Maşallah sen az çok manasını biliyorsan çok iyisin. Karabasın olayını açıklar mısınız? Sebebi cinler midir? İnsan vücuduna fiziksel zarar verebilir mi? Uyandığında kolunda diş izlerinin olduğunu fark etmiş. Bu böyle şehir efsanesi gibidir bunlar. Diş, izi fark eder, renk fark eder. Bunu yapanlar gerçekten bunu gördüklerini de söylerler. 510. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında Bu böyle şey değil. Böyle nasıl söyleyeyim? Eee, böyle abartısız bunu söylerler.

Yaşamış gibi. Öyle mi doktor? Gerçekte var mıdır böyle şeyler? Al mikrofonu eline bakalım. Nasıl bir psişik bir durum bu? Anlat bakalım. Öncelikle bunun bir fizyolojik boyutu var. Normalde biz eee sabahleyin bizim uyanmamızı sağlayan ve geceleyin uyumamızı sağlayan bir mekanizmamız var. Bu da şöyle ki cemaate dön şöyle ki normalde biz e uyuduğumuz zaman bütün kaslarımız inaktif hale gelir. Yani etkisiz hale gelir. O bilinç onu kapatır ki olur da rüyamızda gördüğümüz şeyleri yapmaya kalkmayalım diye. Uyanırken de tam

beyin uyanma aşamasındayken de bu kasların üzerindeki baskıyı kaldırır. Yani artık bu noktada hareket edebilecek duruma geliriz. Bazen çok çok nadiren de olsa bazen bu ikisi arasındaki ilişki normalde böyle çok milisaniyeler kadar çok kısadır. Bazen bu uzar, beyin uyanır ama o sıra daha o kasların üzerindeki o baskı kalkmamıştır. Kalkmadığından dolayı kişi hareket edemez hale gelir. Yani sanki böyle üzerinde birisi oturuyormuş gibi bu noktada hiç kolunu kıpıldatamaz. İşte bacağını kımıldatamaz. sıkışır kalır. Bu da sanki işte göğsün üzerinde

işte bir ağırlık varmış gibi, birisi varmış gibi. Bu da alışık olmadığı bir durum olduğu için zaten ona böyle paniklemeye sebep olur. Aynı zamanda işte artık hayatı boyunca izlediği filmlerden, gördüğü şeylerden, düşündüğü şeylerden, duyduğu şeylerden neyse o psikolojik boyutu devreye girer. Ve bu sefer de bu sefer de işte halüsinasyon şeklinde tam halüsinasyon olmasa da bir şeyler gördüğünü iddia edebilir, bir şeyler duyduğunu iddia edebilir. Bu kısa bir süredir. Mesela hiç kimse bir saat yürüdü diyemez. Çok kısa bir

süredir bu. Ama o kısa sürede yine ona çok uzun bu noktada gelebilir. Bu işin bir fizyolojik boyutudur. İkincisi eğer ki kişinin kendi zaten eee psikolojik problemleri varsa, sağlıklı bir psikolojiye sahip değilse zaten rüya, gerçek, hayal e çizgisi biraz karıştıysa yine sabahleyin özellikle uyanma vaktinde ki bunların öyküsü genelde sabahleyin uyanma vakitlerindedir. Eee yine bunlarla karşılaşabilir. Bu da bu noktada işin iki tane boyutudur. Yani böyle karbatan denilen bir şey yok ki. Böyle bir şe yok. Böyle bir şey

yok. Yani böyle bir varlık var mı? Böyle bir varlık bizce yok. Tıbben yok. Tıbben yok. Halit hoca tatlı tatlı tebessüm ediyor da varmış gibi söylüyor Halit hocam. Bilmiyorum. Alayına gider. Şimdi artık biz bir de yani Roman mahallesinde olduğumuz için böyle hocam bunlar geldi. Hocam şunlar geldi hocam mezarlıktan bunlar geldi bunlar gitti artık yani günde iki tane giden ben reçeteyi söyleyeyim herkesin var gördüğünü yok görecek noktada değilim. Bir şey bir kimse için varsa hakikatten ona vardır. Ama

ben kendi kullandığım ilacı söyleyeyim. Sana da mı gelen giden oluyor? Ben duanızla müdahale ediyorum etrafa. Babacığım ben üstadım Mustafa Efendi Hazretlerine söylerim seni dediğim zaman benim ortalık açılıyor. Şeye de söylüyorum. Geldin mi hocam? Onlarda he de yok hocam. Hocam, e oldu? İşte bizim kız bağırıyor, çağırıyor, çığlık atıyor. İyi tamam babayı arıyorum. Böyle böyle diyeyim olur mu? Elhamdülillah. Bak diyorum bir daha gelirse senin üstadın Mustafa Efendi Hazretlerine söylerim de diyorum. Orhan hoca duymasın bunu. Hele bir de

Halim söylüyor bunu zaten. Bir daha hani şu da olmuyor adama. bir daha gelip onun o şeyi söylemesine fırsat da olmuyor. Yani hani o hiçbir zaman söyleyemiyor üstadım efendi hazretlerine söylerim diye. Çünkü oradan oradan duyunca bile kaçıyorlar. Sen şimdi internete yayınlanıyor ya. Bütün Türkiye sana gelecek şimdi işte biz de sizin biz de sizin yok sen öyle söyleyor musun? Ve anneannem de öyle. Mesela anneannem 83 yaşında. 86 yaşında pardon 80 yaşında. Böyle dedem vefat ettiğinden beri 25 senedir

böyle şey ona dedim gel geldiler mi geliyorlar diyor. Yani bazen diyor şöyle yapıyorlar böyle yapıyorlar. Sen dedim üstadım Musa Efendi Hazretlerini söylerim de onu dedim. Tamam dedi. Hiç de reddetmiyor yani. Tamam bir daha ne gelen var ne giden şimdi anneannem rahat rahat yatıyor elhamdülillah. Bir de ciddi ciddi ilaç yani onlara onu duydular mı da tamam zaten ilk kendi gönüllerinde işi yakıp yıkıyorlar. O yüzden ben karabasan her türlü kara basan ak basan, kırmızı basan basan hepsini kabul

ediyorum. Ama onların gönüllerine göre eğer bu ama gerçekten üstadı seviyorsa söylesin. Yoksa terste tepebilir. Yani onlar bunu görüyorlar. Sevdiğinin ismini söyle açılır ortalık diye. Bu benim kişisel formülüm yani. Herkeste olacak diye de bir şey yok. Allah korusun ters de tepebilir yani. Allah razı olsun. Allah’tan bizim için olmasını istediğimiz bir duayı sık sık ve ısrar ederek istemek Allah’ın takdirine ve bize verilen nasibe karşı gelmek olur mu? İsteyin demiş Cenabı Hak vereyin. Dua ederseniz duanızı kabul ederim. Beni

zikrederseniz ben de sizi zikrederim. Siz fakirsiniz. Ben zenginim. Benden isteyin demiş. Halika oku bakalım. Kurban bayramı birinci gün veya son günü eline nisap miktarından fazla para geçen kişinin borcu yoksa kurban kesmesi vacip mi yoksa bir yıl beklemesi mi gerek? Normalde o kimse vacip olması için nisap miktarı paranın bir yıl beklenmesi gerekir. Hanefi’ye göre, Hanefi’ye göre bir kimsenin nisap miktarı parası var ise ona vacip olur. 510. Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Ama para eline geçer geçmez nasıl

zekat ona farz olmuyorsa paranın bir yıl elinde beklemesi gerekiyorsa kurban da aynı. Ama bir kimse şunu böyle yapabilir. Para eline geçer geçmez nasıl zekatını verebilirse para elini geçti. zekatını verebilirse paranı eline geçince de kurbanını kesebilir. Yalnız bu esnada kurban alırsa kurbana bir zarar geldi. Sünnet nafile bir ibadet için gerekli değildi. Onun için vacip değildi ama sünnetti. Nafile bir ibadete kalkıştı. Artık onu o zaman vacip olur. Yoksa bir beklemesi mi gerek? Ve bazı kişiler şöyle diyor: “Sünnetin

sünnettir. Kesmesen de olur. Bu tarz bir söylem sünneti hafife almış olur mu? Oysa ki biz Kur’an-ı Kerim ayetlerine göre sohbetlerimizden sünnet ve hadis-i şeriflere göre amel etmek mecburiyetinde farz olduğunuzu anlamıştık. Biz mi yanlış anladık? O kişilerin ifade şekli mi doğru? Bu noktada bir kimse eee zekat ödüyorsa ona vacip. Onu o yüzden onun beklemesine gerek yok. Ama para eline yeni geçtiyse nasıl zekat verebilirse kurbanını da kesilebilir. Ama bu sünnet oluyor. E şimdi burada bir özür yazısı var

ama özür dileyenin kim olduğu belli değil. Hakkınızı helal edin. Yani böyle özür yazıları var. Okuyacağız şimdi. Bir de uzun burası. Altında at soyat yok. Kim kimden özür dilemiş belli değil. Cami imamı sohbetinde kurban parası ödenmeden ödenmeden önceden anlaşmak kaydıyla kesildikten sonra kaç kilogram geldiyse anlaşılan kilogram fiyatı üzerinden kesilmesi caiz olduğunu söyledi. Konu hakkında bizleri aydınlatır mısınız? Biz bilmiyoruz bunu. O zaman gitsin adam ne o? Ha bir tane kurban aldı. Kurbanın kilogram fiyatı belli. Yani dedi ki

adam kargas olarak keseceğim kurban senin. Kaç kilo geldi kargası? İşte 50 kilo geldi. 50 kilo üzerinden parasını ver. Bu farklı bir şey. Kilogram fiyatı belli. Bu bunun kastettiyse bu tamam. Mübarek insanlar bu kadar uzun uzun sorular yazmayın diyorum ama kusura bakmayın tanrı için bilmek yaratmaktır. Fütuat hak yolcusu ve ilahi isimler Ekram Demirli. Bu düşünce doğru ise o her türlü yaratmayı bilir. Ayetinden yola çıkarak Allah’ın ilminde hiçbir şey gizli kalmaz mı? Ayanı sabit olan her şey varlık

sahasına iner mı? Allah tüm bu yaratılış çeşitlerini hayat bulduracak mı? Aleni sabitede her şey varlık sahasına inecek diye bir kaide yok. Allah’ın ilminde hiçbir şey gizli değildir. O her türlü yaratmayı bilir. Eee Allah için bilmek yaratmaktır dediğimizde yani Cenabı Hak bütün bildiğini yaratır manası çıkar. Bu haddi aşar. O zaman Allah tüm bu yaratılış çeşitlerini hayat bulduracak mı? Zaten kün ol hükmüne girdiyse hayat bulmuştur. O milli birlik kurulsa herkes ona bir asker versin. Bir evladı. Milli köye

kur köye demiş. Birlik birlik kimin bu soru? Milli köye kurulsa herkes bir evlat feda eğitim alsalar zor günde devletin desteği olsalar iyi olmaz mı demiş. Soru kimi yazıyı tam anlayamadık. Yazıyı tam anlayamadık. Ha kuvv-i milye kurulsa eyvallah. E var zaten. Kurulmasına gerek var mı ki? Bak millet evlatlarına feda etti. Bütün Türkiye kendini feda etti. Var hamd olsun. Allah izin verirse inşâallah pazar günü gece yola çıkıyoruz hac için. Şimdiden söyleyelim. Haklarınızı helal edin. Helal olsun. Bizden yana

da helal olsun inşâallah. Kurbandan nur Ramazan’ın hemen peşinden geleceğiz büyük bir ihtimalle inşâallah. Son aldığımız haberlere göre otel iyiymiş, güzelmiş, yakın yerdeymiş gene. İnşallah Cenabı Hak bu sene de nasip ederse gidip geleceğiz inşâallah. O yüzden haklarınızı tekrar tekrar helal edin inşâallah. Helal olsun. Bizden yana da helal olsun. Allah hepinize de tekrar tekrar nasip eylesin inşâallah. Söz verdyde. Allah sözümü yerine getirmeye de bana gayret kuvvet versin. Bana da dua edin. Cenabı Hak sözünü yerine getireyim inşâallah. Ne

zaman ki dervişler hac yapmaktan inticap etti. Hiç kimse kalmadı. O zaman herhalde biz de gitmemize gerek kalmayacak. O zaman diyeceğiz ki dervişler gitmiyorlar. Allah hayır versin inşâallah. Sevindim arkadaşlar adına da tabii otel yakınmış. Ondan sonra hem de güzelmiş, iyiymiş her şey. Oradan bizim Yunus konuşmuş herhalde. Gayet iyiymiş. Allah razı olsun hepsinden de. Bizimki de ertelendi normalde Cevdetin çıkmamıştı, Ertan’ın çıkmamıştı. Başka sona İzm Cemiller nerede? Geldiler mi? Kimse gelmedi mi İzmit’ten? Gelecekler mi? Onlar da ertelediler. Böylece

onlarla beraber inşâallah pazartesi sabah saat 10’muş galiba. Uçak 10 mu? Allah izin verirse Sabo Gökçen’den mi? Sabol Gökçen’den. Pazartesi sabah saat 10’da gidiyormuşuz. Lastikçi geldiğine göre gerisi de geldi demek ki. Ekip tamam mı? Kaç kişi geldiniz? Cevdette emanetleriniz var. Unutmayın inşâallah. La ilahe illallah. illallah muhammeden resulah mürselhamdülillahi rabbil alemin Fatiha Allah Allah dur. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler