Dergah Sohbetleri Serisi

507. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Zikir Esnâsında Çalgı Âletleri Kullanmak

“Zikir esnâsında çalgı kullanmak — ney, def, davul — câiz midir?” Normalde neyi, defi, davulu kullanmak harâm olduğuna dâir herhangi bir ibâre yoktur. Bir şey Kur’ân ve Sünnet dâiresinde harâm kılınırsa harâm olur; harâm kılınanlar Kur’ân ve Sünnet’te bellidir. İslâm’da eğlencenin ve çalgı âletlerinin kullanılacağı yerler vardır: düğün cemiyetleri, sünnet cemiyetleri, bayramlar — hem dînî hem millî bayramlar. Bunun yeri yurdu belirlenmiştir.

Zikir Esnâsında İlâhî Söylemek ve Eski Zikir Usûlü

“Zikir esnâsında ilâhî söylemek câiz midir?” Normalde bununla alâkalı en eski risâle, Cüneyd-i Bağdâdî’nin Semâ Risâlesi’dir. Zikir halkalarında “nefes” denirdi önceden; dörtlükler söylenirdi. Birinin nefeslerinin söylenmesi câiz görülmüştür; bunda bir beis yoktur.

Zikrullâh normalde şöyle başlar: Yapılacak olan zikre uygun bir Kur’ân tilâveti olur. Âyet-i kerîmede “Allâhu lâ ilâhe illâ hû” denilir, “hû” esmâsı başlanır. “Hû” esmâsının başlangıcında bu âyet-i kerîme okunur ve böylece Zikrullâh ile âyet-i kerîme birleştirilir. Zikir bittiğinde arada birkaç ilâhî söylenir; herkes o esnâda bir demlenir. Bir-iki ilâhî söylendikten sonra “hay” esmâsına geçilir; ardından “hak” esmâsına devâm edilir. Ara geçişlerde bir-iki ilâhî okunur.

İlâhîler nasîhattir; geçmiş velîlerin sözleridir. İlhâm üzerine yazılmıştır, her biri birer nasîhattir. Kur’ân-ı Kerîm tefsîri gibidir: âyet tefsîridir, hadîs tefsîridir. Orada nefis terbiyesi ile alâkalı, Allah ve Resûlünü sevmekle alâkalı özlü sözler vardır. O yüzden ilâhî dinleyen aynı zamanda nasîhat dinlemiş olur.

Zikir Esnâsında Sallanmak: Raks Meselesi

“Zikir esnâsında raks etmek, beli katlanacak kadar bükmek câiz midir?” Raks denilince, raksın ne olduğunu anlayacağız. Zikrullâh ehlinin zikir esnâsındaki hareketi farklıdır. Hadîs-i kudsîde buyurulmuştur: “Siz Allah’ı öylesine zikredin ki, olgunlaşmış buğday başaklarının rüzgârın onları salladığı gibi sallanın.”

Allah’ı zikrederken bir kimse, iki ayağını yerle temâsını kaldırmadan, vücûdunu rakkāseler gibi oynatmadan sallanmasına bir beis yoktur. Bu hafiften sallanma câiz görülmüştür; bundan daha fazlası ehl-i zikir tarafından câiz görülmemiştir.

“Zikir halkasının ortasında dönerek zikretmek câiz midir?” Evet, câizdir. Normalde semâ ederek dönmek değildir; bizde bu semâdır.

Devlet İmamlarının Arkasında Namaz Kılmak

“Hocaların arkasında namaz kılınmaz diyenler var, sizin görüşünüz nedir?” Biz, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in hadîs-i şerîfi mûcibince; imâm günah işleyen, günahkâr, fâsık bir kimse de olsa, onun imâmlığı mûteberdir, ona tâbi olunur. Bu hadîs-i şerîfi esas alan Hanefîler, imâm günahkâr da olsa onun arkasında namâza durulur fetvâsını vermişlerdir; biz bu fetvâya uyanlarız.

Ben câmiyi birleştirici, bütün cemâatlerin, tarîkatların hepsinin toplanabileceği bir yer olarak görüyorum. Câmi, bütün Ümmet-i Muhammed’i cem eden bir yerdir. Çünkü birleşmek asıl olandır; tefrîkaya düşmek, ayrılmak, bölünmek değildir. Her topluluk kendince bir kıble, bir namazgâh tespit ederse, ümmetin içerisinde birlik ve berâberliğin tesis olmayacağına inanıyorum.

Faiz Bulaşması ve Harâm Kazanç Meselesi

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: “Âhir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, faiz bulaşmamış kimse kalmayacak; dağdaki çoban da dâhil.” Dediler ki: “Yâ Resûlallâh, dağdaki çoban nasıl faize karışabilir?” Buyurdu ki: “Faizle iştigāl eden bir kimsenin yemeğini yiyecek; o da faizden nasîbini alacak.”

Kendi cüz’î irâdesiyle, bile bile harâmı işleyenler çok tövbe edecekler. Ama bir de kendi cüz’î irâdesinin dışında sistemin getirdiği harâmlar var. Bunlarla mücâdele etmek bütün Ümmet-i Muhammed’e farzdır. Mümkün olduğunca bankalardan işlem yapmamaya, kredi kartı kullanmamaya — uzaklaşabildiğiniz yere kadar uzaklaşın.

Allah’ın Hükmüyle Hükmetmek ve Toplumun Kemâle Ermesi

Cenâb-ı Hak, Mâide Sûresi’nde buyurmuştur: “Her kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.” Bu âyet-i kerîmenin esbâb-ı nüzûlüne bakmak lâzımdır. Bu mesele hakkında İslâm dünyasında İmâm Mâtürîdî’den itibâren muazzam bir tartışma vardır.

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e Mekke döneminde “Siz Allah’ın hükmüyle hükmetmiyorsunuz” diyebilir miyiz? Hayır. Medîne’nin belli döneminde “Allah’ın hükmüyle hükmetmiyorsunuz” diyebiliyor muyuz? Diyemiyoruz. Sebebi: Henüz o kıvama, o güce gelmemişti. İslâm yirmi üç yılda tamamlandı.

Bu âyet-i kerîme olgunlaşmış, kemâle ermiş bir İslâm toplumu için söz konusu olabilir. Ama bunu şu anda olgunlaşmadan, birilerine atfetmek, hakkāniyet açısından sıkıntılıdır. İslâm’ın evrenselliğinin içerisinde bölgeselliği vardır; bölgelerin hassâsiyetlerini, dilini, dînini, ırkını, kültürünü gözetmekle mükellefiz.

Hadîs-i Şerîflere ‘Uydurma’ Dememek

Bir kimsenin hadîs-i şerîfler hakkında “uydurma” demesine çok îtirâz ediyorum. Lütfen “uydurulmuş” kelimesini kullanmayalım! İslâm düşmanları da önümüze çıkıp “Bu uydurulmuş hadîsler” deyip hadîslerin hepsini atıyorlar.

Bir hadîs-i şerîfi “Bu uydurulmuştur” demektense, “Bu hadîs-i şerîfle biz amel etmeyi uygun görmedik; biz bununla amel etmeyi değil, şu hadîs-i şerîfle amel etmeyi uygun gördük” demek, dil olarak daha uygundur. Beş yüz yıl sonra o hadîs-i şerîf bize lâzım olabilir.

İmâm-ı Âzam Hazretleri buyurmuştur: “Aklıma uysaydı, ayağımın altını mesh edecektim. Gördüm ki Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ayağının üstünü mesh ediyor.” Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: “Eğer yol yürüyecekseniz, ilk olanların, eskilerin yolunda yürüyün; sonradan yenilerin uydurmuş olduklarına değil.”


Kaynaklar

Kur’ân-ı Kerîm: Mâide Sûresi, 5/45 — “Her kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.”

Kur’ân-ı Kerîm: Nisâ Sûresi, 4/59 — “Allah’a itâat edin, Resûlüne itâat edin ve sizden olan emir sâhiplerine itâat edin.”

Kur’ân-ı Kerîm: Mâide Sûresi, 5/3 — “Bugün sizin dîninizi tamam ettim ve size dîn olarak İslâm’ı seçtim.”

Hadîs: Faiz bulaşması hakkında — Ebû Dâvûd, Sünen, “Büyû'”, 3; Nesâî, Sünen, “Büyû'”, 2; İbn Mâce, Sünen, “Ticârât”, 58.

Hadîs-i Kudsî: Zikir esnâsında sallanma — “Allah’ı öylesine zikredin ki, olgunlaşmış buğday başaklarının rüzgârın salladığı gibi sallanın.”

Hadîs: Fâsık imâmın arkasında namaz — Hanefî fıkıh kaynakları; Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, I/236.

Hadîs: Eskilerin yolunda yürümek — “İlk olanların yolunda yürüyün; sonradan yenilerin uydurmuş olduklarına değil.”

Tasavvuf: Cüneyd-i Bağdâdî’nin Semâ Risâlesi — Zikir esnâsında nefes ve ilâhî söyleme meselesi.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 507. dergâh sohbeti kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=glJKc0Vefbc