Dergah Sohbetleri Serisi

474. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri” width=”500″ height=”281″ src=”https://www.youtube.com/embed/vd1E5mcjpcs?feature=oembed” frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share” referrerpolicy=”strict-origin-when-cross-origin” allowfullscreen> Birinci soru gündem. Türkiye’nin Rus uçanı vurması. Bak bu soru da aynı. Türkiye Rusu çanı vurmasaydı da sadece uyarsaydı. Bir daha olursa gerekeni yaparız deseydi daha iyi olmaz mıydı? Rusya Türkiye olayları ile ilgili olayları nasıl doğru olarak okumalıyız? Bu işin sonu nereye varır? Bu işten kim kazançlı çıkar. Siz bir imparatorluğun son burcusunuz. Sonuçta bütün imparatorluğu yıkmışlar, dağıtmışlar. imparatorluğun yıkılıp dağıtıldığı

yerlere bir sürü ülkeler kurmuşlar. O ülkelerin başına da uyduruk satılık adamlar koymuşlar. Bir Suudi Arabistan nasıl kurdularsa Türkiye’yi de öyle kurmuşlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bir Ürdün, Mısır, Tunus, Cezayir, Fas, İran, Irak, Suriye, Bahrein, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri gibi biliyorum iru ufaklı tokdaklı büyük küçük devletler kurdukları gibi kurdurdukları gibi Türkiye’de son imparatorluğun kaldığı yere de bir hükümet, bir devlet kurdurmuşlar. Ama bu kurdurdukları devlet onların istedikleri istikamette gitmemiş. Bir müddet sonra kendi öz benliğine dönmeye çalışmış. öz benliğine

ne zaman dönmeye çalıştıysa onu çizgiye getirmek için her 10 yılda bir ihtilal yapmışlar, yaptırmışlar. Böylece Türkiye’yi normalde kendi özüliğine dönmesini geciktirmişler. Ama vakti bu memleketin çocukları, bu memleketin insanları kendi özleriyle, kendi değerleriyle, kendi kıymetleriyle, kendi geçmişleriyle barışmışlar. Yeniden bu ülkede imparatorluktan kalan bu ülkede sonuçta yükselmeye, yüceltmeye başlamışlar bayraklarını ve ülkelerini. Bunu bu noktada tutmazlar. Bir başkası da olsa devletler dengesinde bunu hiç kimse tutmak istemez. Hiç kimse böyle gözünün önünde bir gücün yükselmesini istemez. E tabii bu

gücün üstünde yükselmesini istemeyenler değişik iç ve dış tahrikler ve olaylara devam ediyorlar. Son dönemde işte 30 yıldan beri devam eden PKK son dönemde bir çatışmazlık varken ondan sonra yeniden yeniden çatışma günlerine dönülmesi işte devlet var gücüyle anlaşalım barış yapalım çatışmayı bitirelim derken işte malum PKK DHKBC unsurlarının bu noktada teröre devam etmesi Ama bu son noktada bunlara Türkiye’nin içeride ağır bir ders vermesi, PKK’nın bu noktada çok büyük zahetler vermesi, ağır bir darbe yemesi, bu ağır darbeden sonra

da ülke insanının bu PKK ile olan mücadeleyi ödüllendirmesi seçimlerde ve yeniden umulmadı. tahmin edilmedik bir oranla çok güçlü bir hükümet çıkması içeride de dışarıda da normaliteyi bozdu. Bu normalite bozulunca dengeler kaçtı. Bütün içerisinin de dışarısının da beklediği bu değildi. Bunun neticesinde Ort Doğu zaten kaynayan kazandı. bekleniyordu. Yani normalde eğer ki AK Parti partisin, AK Parti’nin dışında bir hükümet modeli gelişecek olsaydı Ortadoğu’daki denklemler farklı olacaktı. Ama cumhurbaşkanının paralelinde bir partinin çok yüksek bir oyla yeniden iktidar olması

içerisini uspus ettiği gibi dışarısını da bir telaş aldırdı. Bilhassa Ortadoğu. Ortadoğu’da meseleyi sadece Rus uçağının düşürülmesi olarak bakarsanız bu meseleyi derinlemesine görmemiş olursunuz. Rus uçağının düşürüldüğü gün Putin’le haveney görüşmesi vardı. Sonuçta Suriye’yi şu anda İran’la Rusya işgal ediyorlar. Bu işgal Esed’in gözünün önünde Esed’in ortaklığıyla oluyor. Aynı şeyi İran Afganistan’da yapmıştı. Tabii Afganistan Türkiye’ye uzak olduğundan o gün için bunu göremedi Türkiye’deki insanlar. Ve Türkiye’de eee Afganistan’da Rusya, İran işbirliğiyle Afganistan işgal edilirken karşısına bu acı bir şey.

Bu uluslararası oyun. Karşısına mücahitler ABD işbirliği çıktı. Mücahitlerle ABD işbirliği yapıp Afganistan’da o zaman için Sovyet Rusya’nın SSCB’nin dağılmasına sebep oldular. Tabii dağılmasına sebep oldu. Ardından Amerika döndü. Oradaki mücahitlerle savaştı. Ardından döndü. Orada yerli vatanını koruyan, Ruslara karşı vatanını koruyan güçlerle savaştı. Başlarına bombalar yağdırmaya kalktı. O da batıyor orada. Şimdi oradan kurtulmanın yolunu arıyor. Aynı oyun şu anda 3 aşağı 5 yukarı Suriye’de oynanıyor. Tabii Suriye’de oynanırken Rusya’nın müttefiki ve Rusya’nın bu noktada ortağı olaraktan Esed’i de

yanlarına alaraktan Suriye’de tabiri caizse nasıl Amerika’nın uzak karakolu hükmünde bir İsraili var ise Suriye’de k Suriye’de de Rusya kendisine uzak bir karakol inşa etmeye çalışıyor. Ama bu uzak karakolu inşa ederken İran’la anlaşaraktan yapıyor. İran’la anlaşaraktan Ortadoğu’da İran’la ortaklaşa güç oluşturmaya çalışıyorlar. Bu da Türkiye’nin hesabına gelmiyor. Gayet normal Türkiye’nin hesabına da gelmemesi. Türkiye’nin hesabına gelmeyince de Türkiye bu noktada belki de AK Parti hükümetlerinin eee en böyle keskin, fazla NATO’ya yön, NATO’ya böyle eee el vermeleri, NATO’yla sıkı

fıkı olmalarının en fazla olduğu dönemi yaşıyoruz. Bu 67 aydan beri ve AK Parti hükümetleri bugüne kadar NATO’yla dengeli bir politika güderlerken PKK terörü ile beraber Rusya’nın İran’la ortaklaşa operasyonlarına Türkiye’de NATO ABD ortaklığını pekiştirerekten karşı koymaya çalışıyor. Şu anda Suriye’de şu anda okuyabileceğimiz bizim bunlar tabii başka hesaplar arkasında gizli ajandalar varsa söyleyecek bir söz yok. Ama ve lakin bu mesele böyle çok büyüyeceğini de zannetmiyorum. Zannetmiyorum çok büyüyeceğini. Yani eee Rusya İran’ın İran’ın göz bayamasına aldandı biraz. Eğer

gerçekten Rusya’yı Suriye’ye çekerlerse, Rusya’yı Suriye’ye çekerler orada aktif savaşın içerisine daha da katarlarsa kafamdan geçen Ukrayna’nın intikamını Suriye’de alacaklar. Bir intikam alınması lazım ya. Sonuçta Rusya Ukrayna’yı böldü. Ya Rusya tam gücünü kullanacak. Ukrayna’yı böldüğü gibi Suriye’yi bölecek. Suriye’yi bölerekten, kendince Esed’i orada tutaraktan orada kendine bağlı bir uydu devlet olarak bırakacak. Hani olur ya böyle butik devlet gibi. Bir butik devlet kalacak orada Suriye olarak. Geri kalan yerleri nasıl paylaştıracaklar? işin ayrı bir konuşulması, irdelenmesi gereken şey. Tabii

geri kalan yerleri normalde Suriye’deki PYD güçlerine verseler bunu Türkiye karşı çıkacak. Eğer Amerika normalde oradaki PYD’yi terörist görmemekle beraber belki de Suriye’nin bölünmesine göz yumacak. Göz yumaraktan orada eee Irak’taki Barzani ile beraber Suriye’deki PYD’yi birleştirip ortaklaşa orada bir Kürt devleti kurdurma. O da Amerika’nın ayrı bir jandarması olarak kurdurmak isteyebilirler. Ama bu noktada Türkiye’yi ikna etmek, Türkiye’yi dize getirmek biraz zor. Türkiye özellikle PYD’nin de PKK gibi bir terörist unsur olduğunu söyleyip Barzani’yi yanına alıp farklı bir denklem

kuruyor. Barzani’yi de karşı safına alsa daha farklı denklem olacak ki bu akıllıca olmayacak. Ama Türkiye Barzani’yi kendi yanına alaraktan PYD’yi orada ve PKK’yı saf dışı bırakaraktan farklı bir oyun oynuyor. Bu da bir oyun. Bu da farklı bir diplomatik cilve. O yüzden normalde Barzani’ye gel deyip PYD’ye git demek ne bileyim işte ülke içerisinde PKK’yla şedit bir şekilde mücadele edip onun ülke içerisindeki unsurlarını tasfiye edip ülke dışındaki unsurlarıyla uğraşmak. Ayriyeten de Barzani’yi de yanına alırıp Barzani’ye de PKK’ya

karşı söylem geliştirmek. PYD’yi de orada yalnızlaştırıyor. Sonuçta Ortadoğu’da çok denklemler var. Ortadoğu’da bir hayli denklem var. Her an denklem değişiyor. Her gün denklem değişiyor. Her an her şey değişiyor. Yani uçak vuruluncaya kadar farklı denklemler vardı. Yani Türkiye farklı yaklaşaraktan uçağı vurdu. Normalde bütün hesaplar, kitaplar altüst oldu. Kartların yeniden dağıtılması lazım. Kartlar yeniden dağıtılmıyor şu anda. Herkes bekliyor. Kim hangi kartı oynayacak elinde diye. Normalde bu belirsizlik daha yaklaşık bir hafta 10 gün daha sürer. Oyun kurucular yeniden

oyunu kurgulamak için, yeniden kartları ortay sürmek için kokluyorlar, analiz ediyorlar. Ama Türkiye sınırlarını bu noktada agresif bir şekilde koracağını beyan ederekten aslında farklı şeylere de cevap veriyor. Yani işte eğer orada PYD unsurlarıyla beraber farklı bir şey yaparsanız çünkü Suriye ile Türkiye arasında bir Hatay meselesi var. Bu gavurcuklar, gavurlar bir şeyi kılçıklı bırakmayı severler. Normalde Hatay biliyorsunuz orada küçük bir yerdi. Başbakanı, cumhurbaşkanı vardı. Ayrı bir ülkeydi Hatay. Sonradan Türkiye’ye ilhak oldu. Hatta bir ara onun o günkü

cumhurbaşkanının oğlu filan milletvekilliği filan yaptı. Normalde orası Hatay Suriye için farklı bir şey ifade ediyor. O yüzden Suriye kendince Hatay’ı kendi sınırlarının içerisinde görüyor. Kendisinin olarak görüyor. Böyle bir şey olunca tabii bunun tarihi süreci var Osmanlı’dan sonra. 474. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında O tarihi süreç içerisinde Suriye ile Türkiye arasında bu Hatay meselesi hep gündemde. Bu Hatay meselesini gündemde tutaraktan birbirlerine karşı olan kin ve nefretlerini arttırıyorlar. E tabii Türkiye’de bu Hatay meselesi belleklerinde duruyor. Öyle olunca Hatay’ın

önündeki Türkmenlerle alakalı koruyucu, muhafaza edici bir güç olarak kullanıyorlar. Çünkü eğer oradaki Türkmen bölgesi düşerse Türkiye direkt PYD ve IŞİD’le karşı karşıya kalacak. yüz yüze kalacak ve Suriye içerisinde kendi politikalarını destekleyecek yerel unsurlar olmayacak. Eee, bu noktada Rusya’nın IŞİD’le değil, Rusya’nın IŞİD’le değil, kendince Rusya, Eset ve IŞİD üçü işbirliği yapıp oradaki normalde ama Elnusra dedikleri ama işte yerel ondan sonra eee örgütlerin ama işte Türkmenlerin örgüt örgütlerine ağır yaralar vermek için onlarla mücadele ediyor. Ama ET Rusya’yı

çağırırken kendini IŞİD’le mücadele örtüsü altında çağırdı. Ama asla işte bir ik 3 be tane sorti yaptılarsa göstermelik işte IŞİD’i vurmak için o kadar IŞİD’i vuran filan yok. Amerika’da vurmuyor. IŞİD Amerika’da vurmuyor. IŞİD Fransızlar da vurmuyor. İşidi, İngilizler zaten vurmuyor. İşi de İsrail de vurmuyor. E işi de İran da vurmuyor. Aslında işin ilginç noktası IŞİD’i vuran yok. Ama herkes IŞİD’le mücadele etmek için Suriye’ye geliyor. IŞİD’de ne kadar dünya üzerinde dinini öğrenmemiş, tam olarak neyin ne olduğunu bilmeyen,

kendince ben cihat edeceğim diyip eli silah tutan, bilhassa Avrupa’da, Kanada’da, Amerika’da ne kadar adam varsa hepsi de işi de geliyor. Hepsi de işi de katılıyor. Bunun yanında Suudi Arabistan, Bahren, Katar, Kuveyt, Ürdün bu bölgelerdeki de kendilerince cihat edeceğiz olan kimseler de gelip IŞİD’e veya Elnusra’ya katılıyor. Yani Suriye şu anda her an için kartların her gün yeniden dağıtıldığı, dengelerin her gün değiştiği, bozulduğu, her gün yeniden denge kurulan bir yarı haline geldi. Ama bu meseleyi tabii hadis-i şerifler

ışığında bakarsak bu Mehdi savaşlarının ayak sesleri gibi geliyor. Daha orada bir hayli daha gücün toplanması lazım tabii. Toplanıyorlar da işte Rusya bir sürü uçak savarlarıyla beraber birkaç tane gemiyle uçak gemisi bilmem ne getiriyor. E Fransa kendi uçak gemisini getiriyor. Ya normalde herkes orada savaşmak için toplanıyor. Biz ne yapacağız? Ben ta bu PKK ile olan hadiselerin başladığında en başından beri bir şey söylüyorum. Savunuyorum. Türkiye sınırlarını korumalı. Sınırlarının içerisinde kalaraktan kendi halkının ve ülkesinin güvenliğini sağlamalı. Şu ana

kadar da bu konuda başarılı mı Türkiye? kendi içindeki terör unsurlarını temizlemeli. Kendi içerisinde teröre müsaade etmemeli. İkincisi, sınırlarını tam güvenli haline getirmeli. Sınırlarını muhafaza etmeli. O yüzden Türkiye’nin diplomasi kanallarını kullandıktan sonra Rus uçağının vurmasını destekliyorum. Yapılması gerekeni yaptı. Defalarca ihlal oldu. Defalarca ihlalden sonra Rusya’yı uyardılar. Onlar da bir daha olmayacağına dair söz verdiler. Böyle bir şey yanlışlık oldu dediler. Ama Rusya o sözünde durmadı. Tabii Rusya Türkiye’den böyle bir cevap da beklemiyordu ama Türkiye’de bu cevabı vermek

için iyice konuşlanmış. E tabii bu konuşlanma da enteresan. Türkmenlere bomba yağdırdığı zamana denk geldi. oradaki Türkmenlere bomba yağdırırken, bomba yağdıran uçaklardan birisi sınırı ihlal eder etmez Türkiye onu düşürerekten Türkmen bölgesindeki ciddiyetini gösterdi. Ve Başbakan ne açıklama yaptı? ecdadımızdan kalan buradaki Türkmenleri sonuna kadar koruyacağız dedi. Mirasımız dedi. Aslında daha ilerisini söyleyecekti. Daha ilerisi şuydu. Dünya üzerinde nerede Türk varsa biz soydaşlarımızın bütün hak ve hukukunu koruyacağız demesi lazımdı. Bu o zaman daha güzel bir cevap olacaktı ama bu

değil. Daha ilerisi olması lazım. Türkiye nerede bir soydaşı var ise onu korumalı. Onun can güvenliğini sağlamalı. İmparatorluktan kalmış. imparatorluktan kaldıysanız siz o imparatorluk dağılırken sizin kendi unsurlarınız da orada bırakılmış. O unsurlarınız asimile olmaması için sizin onları muhafaza etmeniz, korumanız gerekir. O yüzden bu mesele bir çıtde böyle olur inşâallah. Bir şeyi yapmamak için yemin edilirse ve bunu tekrar yapması durumunda yeminini bozarsa dinen hüküm nedir? Gün oruç tutacak. Paramızı bankada tutarken normal hesapta tutuyorum. Faiz almıyorum. Şöyle yanlış.

Sen faiz kurumuna faizsiz para koyaraktan onu hen ona daha destekliyorsun. O yüzden yanlış. Bankalarda para tutuyorsanız herhangi bir ticaretten, mecburiyetten, ondan bundan bunu faizle yatıracaksınız. O faizi de oradan alacaksınız. O kadar faiz yatıran bir kimsenin ihtiyacı yoktur zaten para yatırıyorsa. O yüzden onu alınacak. İhtiyaçlı olan bir kimseye verilecek ama ondan bir hayır hasenet beklenmeyecek. Allah iyi etsin. Parayı bankada tutmamız bu şekilde doğru mudur? Diğer sorum, bankanın verdiği faizi alsam ve her ay ihtiyaç sahibi olanı dağıtsam

olur mu? Bu aralar işlerim hep ters gidiyor. Çalıştığım iş yerinde sürekli geç kalıyorum. Patronum sürekli çok dağınık odaklanmıyorsun gibi sürekli böyle şeyler söylüyor. Ben de bu durumdan dolayı üzülüyorum. Bazen doğru dürüst konuşamıyorum. Kendimi toplayamıyorum. Sürekli Allah’tan yardım istiyorum. Ne yapmam gerekiyor? Kısacası düzenli sorumluluk sahibi bir insan olamıyorum. Bu gerçekten böyle bir dağınıklık kalbi dağınıklıktan, akli dağınıklıktan kaynaklanır. Yediklerine, içtiklerine dikkat edecek bu kimse çok yemek yiyorsa az yiyecek. Çok uyuyorsa az uyuyacak. Kendini disiplin edecek. Derslerini çekecek.

Allah’ı zikredecek. biraz daha kendi kendine toparlayacak. Çeşitli nedenden dolayı tarihte bir Müslüman devlet diğer bir Müslüman devletle savaşmış. Bu dinen sakıncalı değil mi? Peygamberimiz aleyhisselam iki Müslüman savaşırsa ölen de öldüren de cehennemliktir buyuruyor. Bir Müslüman size eziyet ediyorsa, size zulm ediyorsa, size bir zararı olacaksa onunla savaşmak doğru olur mu bu hadise göre? Normalde eee Müslümanlar kendince ilk kılıç çeken kendisi olmaz Müslüman kardeşine karşı. Eğer Müslüman kardeşi ona kılıç çektiyse, kılıç çekilen Müslüman onu öldürürse, kılıç çeken

Müslüman iki katil olur. Mümin mümine kılıç çekmez. Mümin müminle savaşmaz. Mümin mümine nasihat eder, tebliğ eder. Yine yanlış yapıyorsa yine nasihat eder. Ama mümin mümine savaş açmaz. Velev ki bir mümin diğer mümin kimseye savaş açarsa savaş açan kimse iki katil olur. Bu devletler muvazenesinde eğer ki bir kendince Müslüman İslam devleti bir başka Müslüman devlete savaş ilan ediyorsa savaş ilan eden kimse iki katil olmuştur. Çünkü Müslüman ancak Müslümana nasihat eder. Müslümanın kanı diğer Müslüman kimselere helal değildir.

Ama bir Müslüman ülke diğer Müslüman ülkeye savaş açtıysa, onun canına, malına, ırzına, namusuna göz diktiyse o zaman Müslümanların kendilerini savunması kadar doğal bir şey olmaz. Sen ama savaş açan mesela bir cemaat bir cemaate savaş açamaz. Bir tarikat bir tarikata savaş açamaz. Bir İslami bir topluluk diğer başka bir İslami topluluğa savaş açamaz. Nasihat eder. Gönderir nasihatçılarını oraya. gidin söyleyin. Kur’an ve sünnetesinde burada hata yapıyorlar. Gidin söyleyin. Bu meselede içtihat hatası yaptılar. Gidin söyleyin. Bu meselede Kur’an ve

sünnete uygun davranış biçiminde bulunmuyorlar. Nasihat haktır. Hani hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna der ya. Hakkı tavsiye etmek. O kimse bir daha nasihat edersiniz, bir daha nasihat edersiniz. Benim nasihatimi tutmuyor deyip de ona savaş ilan edemezsiniz. Bu şuna benzer. 474. Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Yani bir kimse namaz kılmıyor nasihat ediyorsunuz. Namaz kılmıyor bir daha nasihat ediyorsunuz. O kimse örneğin haramla iştigal ediyor. Ona nasihat ediyorsunuz. Bir daha nasihat ediyorsunuz. Sizin ona ceza verme hakkınız yok. Sizin

ona savaş açmaya hakkınız yok. Ona cezayı verecek olan devlet. Siz bir kimse içki içti deyip de sizin ona ceza verme hakkınız yok. Ancak nasihat edersiniz. Aslında daha ilerisi. Sizin ona kızmaya da hakkınız yok. Ona kızacak olan devlettir. Hakimdir, alimdir, amir hükmünde olanlardır. Bu noktada birisi içki içiyorsa veyahut da işte bir haramla iştigal ediyorsa diğer Müslüman bir kimsenin ona kızma hakkı yoktur. Hani içki içen bir sahabe vardı da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ikide birde

onu cezalandırıyordu. Yine böyle cezalandırdığı bir zamanda sahabeden birisi hani çok özür dilerim Allah seni kahretsin. Yine mi bu eee işi işledin dediğinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu söyleyen sahabeyi susturdu. Çok üzüldü. dedi ki, “O içki içenler için o Allah ve resulünü sever. Bir kimsenin üzerinde haram var ise sakın onu Allah ve resulünü sevmez diye hükmetmeyin. Hepimizin üzerinde bir haram olabilir. Onu Allah ve resulünü sevmiyor noktasında görmek caiz değildir. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve

sellem hazretleri başka bir hadis-i şerifte dedi ki hepinizin dedi bir günahla ilişkisi vardır. Hepiniz bir günahın pençesinde durursunuz. Bu manada bir günah sizi zapt etmiştir, pençelemiştir. Günahı olmayan bir Müslüman yoktur. Ama hadis-i şerifin devamında dedi ki bu günah işleyenin, günahkarın en hayırlısı tövbe edendir. O zaman işte sufilerin her gün kendilerine Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin tövbesini virt etmelerinin bir sebebi hikmeti de budur. Muhakkak hatalarımız, kusurlarımız, yanlışlıklarımız vardır. Muhakkak bir günahımız vardır. Ama günah işleyenlerin

en hayırlısı olan Haberi mucibince biz tövbe etmeye her gün gayret ederiz. Söz veririz inşâallah. Ve o sözümüzü yerine getirmeye gayret ederiz. Böylece her gün tövbe edenlerden oluruz. Her gün zikredenlerden oluruz. Her gün hamdedenlerden oluruz. O yüzden bir kimse günahı kebar işlediyse, günah kebar işlediyse bizim ona mümin kardeşimiz olarak savaş açmaya hakkımız yok. Bir kimse bir cemaat günah-ı kebar işliyorsa başka bir cemaatın ona savaş açmaya hakkı yok. nasihat eder. Ancak Bir kimse başka bir cemaat, başka bir

tarikat, başka bir topluluk eğer bir günahı kebar işliyorsa ona lanet okunmaz. Ona beddua edilmez. Sahabe Allah kahretsin seni dedi. sellem hazretleri onu derhal susturdu. O zaman siz günah işleyen bir kimseye bela, musibet, kahır okuma hakkınız yok. O zaman devletler açısından da İslami bir devlet yok. Ülke, dünya üzerinde. Diğer İslami bir devlet hata yaparsa ona nasihat edecek ama yok zaten şu anda. E tabii normalde hani bir hadis-i şerif Benim zamanım işte en değerli zamandır. Altın devridir. Ondan

sonra ashabımın zamanı gelir. Bu cihari yer güzin efendilerimizin zamanıdır. Sonradan da bir flu gri zaman var derler ya. Bu da Osmanlı’ya atfettirirler. Hani uzun sürer böyle. Osmanlı’nın zamanında da İslami yaşanma olarak flu zaman yani ne karanlık ne tam aydınlık bir zaman olarak nitelendirir. Ondan sonra ümmetin hali nicedir denir. Hadis-i şerifte meal böyle aklımda kaldığı kadarıyla. E şimdi tabii Osmanlı yıkıldıktan sonra ümmetin hali nice oldu. Ümmet bahşsız. Ümmetin başında halife yok. Ümmetin başında ne dini bir halife

var ne de siyasi bir halife var. Ümmet bu noktada savruluyor. Savruluyor. Ümmetin hakkını hukukunu koruyacak güçlü siyasi bir lider ve aynı zamanda güçlü bir dini lider yok. Bu olmayınca güçlü olabilmesi için zaten askeriyeten de ekonomik olarak da güçlü olması gerekiyor. Bu olmayınca ümmette savruluyor. Allah bizi muhafaza eylesin, derlesin, toplasın inşâallah birlik ve beraberliğimizi tesis ettirsin. Kafirlerin karşısında tuz gibi dağılanlardan eylemesin biz. Sahabe hazretlerinden birisi savaşta ölüyorken peygamberimiz onun için cehennemdedir. Dedi sallallahu aleyhi ve sellem. Hemen

sahabe efendimizin yanına gidiyorlar. Soruyorlar sen niye savaştın diye. O da bunlar gelip benim hurma bahçelerime zarar vermesin diye savaştım diyor. Burada Müslüman malı için savaştığında şehit olmaz mı? Yoksa biz hadisi yanlış mı biliyoruz? Bir kimsenin malını gaspetmeye gelirlerse o malını gaspetmeye gelenlerle mücadele ederken ölmesi hükmen şehittir. Ama veelakin Hzreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri orada malını korumak için savaşmıyor. Orada Allah için savaşıyor. Allah için savaşa toplanılıyor insanlar. Allah için savaşa toplanılan bir yerde bir kimsenin

malını muhafaza etmek için savaşması uygun değil. Çevremde hep başörtülü ama haksızlık yapan, zulm eden, küfür eden insanlar denk geliyor. Aynı durum başçık insanlardan haksızlık görmüyorum. Zulüm ya da küfür işitmiyorum. Bunu ben genellemiyorum. Bu haksızlıkları yaptığı için başları başı kapalı insanlardan çok seviyorum demekte ya da düşünmekte bir sakınca var mı? Ama sadece bu sebeplerden dolayı başka bir şey için Evet. Ya normalde bir kimsenin başındaki örtü, yüzündeki sakal, başındaki takkesi ne yazık ki ahlakı düzgün değil ise onun

üzerinde eğreti duruyor. Bu acı bir şey. Müslümanlar kendi bulundukları dairede Kur’an ahlakıyla ahlaklanmalılar. Bu ahlaklanma gerçekleşmediği müddetçe kurtuluşları mümkün değil. Kim bilgice gelişir fakat hidayet yönünden gelişmezse günden güne Allah’tan daha da uzaklaştır. Aclüni münav kalplerin keşfi gazali. Bir kimse filozof olabilir, profesör olabilir. Pozitif filmleri bu noktada çok iyi der etmiş olabilir ama hidayet noktasında değilse kurtuluşunu ne yazık ki gerçekleştiremez. Eşimle küçük bir tartışmada dahi aramızda sürekli boşanma kelimesi geçiyor. Sürekli beni dışlayacak kelimeler kullanıyor. Dini nikahımızı

tazelememiz gerekir mi? Yani boşanma lafızları kullanıyorsa, boşanma lafızları yerine geçecek kelimeler kullanıyorsa bunlara dikkat etmekte fayda var. Belli bir haddi açtıysa Allah muhafaza eylesin. Talak gerçekleşmiş olabilir. Evlilikte söylenmeyecek kelimeler duyuyorum. Kendisinin yapmadığı fedakarlıkları ben yapıyorum fakat yaranamıyorum. Allah yardımcınız olsun. Cenabı Hak aranızda ülfet peyda etsin inşâallah. Buradan genelde hakkınızı helal edin. Rüya okumuyorum. Eşim beni aldattı. bunu inkar ediyor ama doğru. Ben çocuklarım var diye bir şey yapamıyorum. Ne yapmalıyım? Yaptığım doğru mu? Yanında kalmam. Bu konuyla

ilgili erkekleri uyarır mısınız? Ben ona hakkımı helal etmiyorum. Bir böyle bir şeye hükmedebilmeniz için bunu dört tane şahitle görmeniz lazım. İki, ya da o kimsenin bunu itiraf etmesi gerekir. Yani ya zina yaptığına dair dört şahit olacak ya da adam itiraf edecek. Ben zina ettim diyecek. Bunu böyle duymuyorsanız, bunu böyle görmüyorsanız geri kalan boş laf oluyor. Bakın geri kalan dini hukuk açısından boş laf oluyor. Zikrullah ile ilgili sohbetlerinizden sonra Zikrullah’ın nasıl yapılması ile ilgili talim yapacağınızı da

söylemiştiniz. Bu talimi ne zaman yapacağız? İnşallah hakkınızı helal edin. Burada da yine rüya var uzun. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler İslam’da Ahlak İrfan Sohbetleri Tasavvuf Nedir?