öyle mübarek zatlar olmuşlar ki. Selen haram kazanç düşüncesiyle tasadduk etmişler ne varsa. Hatta kendilerine miras gelen işte babaları veyahut da işte annesi veyahut. da kendisine bir miras gelmiş o mirasın şüpheli olduğuna. Kani olmuşlar şüphelidir deyip ona dokunmamışlar bile komple onları ne yapmışlar dağıtmışlar tas etmişler dahi sürmemiş. Allah muhafaza eylesin hakika kurbanı vacip olan kurban görevi esnasında yerine getirilirse yi hisse içerisinde bir hisseyi yerine getirmem gereken hakika kurma niyetine girip kessem olur mu orada kurban ama. Olur
mu. Mehmet neredesin olurmuş demek sözüm gün sen ya. Öyle mi. İyi. Allah şifa versin. İnş. Selamün. Aleykümselam özelliklerinden olan kibir gurur. Haset kin gibi çirkin halleri aynı insan nasıl oluyor da. İHL alametleri üzerinde bulundur ve yukarıdaki. Çin özellikler ya da bana mı öyle geliyor eden. Diğerlerine git gel olabilir mi arkadaşlara selam aleyküm buna uzun bir mesele ona. Tekrar gireyim biraz takvadan. bahseder misiniz. Takva yolcusunun azı nelerdir. Nelere dikkat etmesi lazımdır. Bu da uzun biraz o efendimiz
buyurdu ki ne sirayet ne de olumsuzluk vardır benim bel hoşuma gider buu buraya anlayamadım. Evet uğursuzluk yoktur sirayet kötülük bir yerden kötülüğe de sirayet etmek doğru uğursuzluğa da inanmak da doğru değil. Allah muhafaza eylesin işte kuşların uçmasında ötmesinde köpeklerin öğürmesi yapmayın diye hadisi şerifler de var o yüzden inanmayın öyle uğursuzluk şeylerine. Allah muhafaza takva ile alakalı mesele. Takva dendiğinde işte insanın. Allah’tan korkması. Allah’ı sevmesi. Ama bu zaten. Normalde şunu özellikle söyleyeyim. Bizim. Ben genelde sohbetleri bazı
hadisleri açıklarken veya bazı meseleler açıklarken. Takva dairesinin içerisinde açıklamaya ve sohbet etmeye gayret ediyor. O yüzden. Takva bir veen bir meseleden bakılacak bir. değil geniş bir mesele geniş bir daire ama ehli tasavvuf kendisini takvaya hedeflediğim dolayı geneldeki geneldeki sohbetlerimiz o takvanın üzerine anlayışımız da takvanın üzerine düşüncemiz de takvanın üzerine olduğundan bizim meselelere bakışımız da. Takva üzerine takvayı bir derste anlatılacak bir değil. Bütün hayatımızı dini yaşantı noktasında ve dini düşünce noktasında komple takvanın üzerine odaklamaya çalışıyoruz. O
bir sohbetlik bir mesele değil o geniş bir mesele geniş bir alanda bir sohbete. Onun içerisine daldırmak bir sohbete sığdırmak mümkün değil nefsi emarinin özelliklerinden olan kibir ucuk gurur. Haset kin gibi çirkin halleri aynı insan nasıl oluyor da. İhlas alametleri üzerinde bulundurur ve yukarıdaki çirkin özelliklerden uzaklaşır ya da bana mı öyle geliyor emmareden. Diğerlerine gitgel olabilir mi demiş. Şimdi. Evet insanların kibirleri. ucup varı hasretlerin cinlerin nefsi emarinin halidir ama kötü noktada kullanılırsa enmar eder. Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem. Hazretleri bir hadis-i şerifte size kibirlenene kibirlenen diyor bakın buradaki kibir zem edilen kötülenen aşağılanan kibir değil o zaman insanda. Biz nefsimiz kibir var mı var biz bu kibri terbiye edeceğiz. Biz bu kibri. Allah’a karşı kullanmayacağız kibri. Mümin kardeşlerimize karşı kullanmayacağız aile efrad altımıza karşı çocuklarımıza karşı eşlerimize karşı sohbet ettiğimiz muhabbet ettiğimiz gönüldaş olduğumuz insanlara karşı kullanmayacağız o zaman o kibrin kullanılacak bir yer var neresi. Allah düşmanlarına neresi. Allah bilmez. Resulullah tanımaz din tanımazlar karşı
kime karşı sana kibirlenene karşı. Allah’a kibirlenene karşı. Evet kibirlinin bakın. B bir tarafta ehli tasavvuf kibri zem ederken kötülerken veyahut da din bir. tarafta kibri kötülerken öbür taraftan. Peygamber sallallahu aleyh ve sellem. Hazretleri bizleri kime karşı kibirlenen öğretiyor o ahlakın timsali numunesi o yeryüzündeki ahlakın ahlakın en güzel şekli hem anlatım olarak hem yaşantı olarak o zaman biz kulağımızı gönlümüzü gözümüzü kalbimizi ona yansıtacağız ha. O zaman bazı tasavvuf ekolleri vardır ki kibri tamamiyet yok kabul ederler sıyırdık
attık kibri derler. Hayır kibir insanın içinden sıyrılıp atılmaz kibir nefiste terbiye edilmiş olur nasıl terbiye edilir kimlere karşı kibirlenip kibirlenmeyin görür insan ve siz kibri sıfıra indiremezsiniz kibri. Derviş kardeşlerinize karşı sıfıra indireceksiniz etrafınızdaki insanlara karşı sıfıra indireceksiniz sıfıra indireceksiniz bakın eksiye değil eksiye indirirseniz bu sefer tersi olur. O da kibir olur sıfıra indireceksiniz siz bir. Derviş kardeşinize karşı tepeden baktıysan birisine. tepeden baktıysan onu bilmez onu anlamaz onu işte yapamaz halledemeyiz ondan. Üstün gördüyseniz kendinizi ondan faziletli
ondan kıymetli gördüyseniz. İşte o zaman kibir hastalığına yakalandınız. Siz diyeceksiniz ki kibirle terbiye olmak işte emmarenin işi mi levamed de kibir. Vardır mülhime vardır mutmainne de. Vardır riye vardır mardiye de vardır safiyenin belli bir noktasına kadar da vardır belli bir noktadan sonra artık onun kibri terbiye olmuştur. O ancak. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin dediği gibi karşıdaki kimseye. Sadece normalde vücut gözüyle hükmetmezse hükmetmeye başlar ki o sır gözüyle hükmeden kimse karşıdaki kimsenin hangi noktada kibirli olup
olmadığına bakar sır gözüyle bakan kimse de kendisine kibirlenene kibirlenme. Allah’a kibirlenene kibirlenir ama normalde kendisine kibirlenen kibirlenmek. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin. şeriatla emirdir bu. Normalde avamın işidir bu. Normalde müminlerin işleridir bu. Normalde hül hasın işi değildir hasl has olan. Allah’a kibirlenene kibirlenir. Çünkü o kendi nefsinden geçmiştir kendi halinden geçmiştir kendi nefsinden ve halinden geçtiği için artık o sadece. Allah’a kibirlenenlere kibirlenmeyin karşısında gurura düşenlere karşı gurur yapar o. Allah’a karşı isyan edenlere. Allah’ı tanımayanlar o
tanımaz bu sır gözüyle görenler için geçerlidir. Bu normal insanlar için geçerli değildir normal. Müminler kendisine birisi kibirlendi kibirlenir bu onun hakkıdır sizin hakkınızdır biriniz sizin dervişliğin isden dolayı sizin bir tarikata bağlı olduğunuzdan dolayı sizin geldiğiniz cemaatten dolayı size tepeden bakabilir size de kibirliler sizin kibirlilik sizin hakkınız var siz ona kibirlilere kli gördüğünüzde aklınız aklınız. Sizin ona kibirlenen gerektirdiğini hükmedebilir bu burada. yanılabilir siniz burada yanılgıyı kaldırmak için kalbi davranmanız gerekir aklınızı kalbinize dayanan gerekir aklınızı kal kalbinizin
içine koymanız gerekir. Akıl kalp ile beraber çalışırsa o zaman insanın istikametini düzeltir aklın. Kalp ile çalışabilmesi için aklın kalbin içine girmesi gerekir kalp onu ihata etmesi gerekir. Gönül onun içine alması gerekir ve o akıl kalbi bir akıl olur kalbi bir akıl olursa o kalp hata etme oranı azalır aslında hak yolcusunun yolu orada. Durmaz bir kısmı burayı. Yolun. Sonu görür sohbetin içerisinde sohbet çıkıyor. Hakkınızı helal edin aklı kalbin içine girdiğinde o akıl. Kalb deştiğin yolun sonu gibi
gelir insanlara ehli tasavvufun yanıldığı noktalardan birisidir bu bu orada almayacak ya o kalp o kalp. Ruha tecelli etmeye başlayacak o kimse artık ruh. Daha doğrusu ruhtan kastım sırra tecelli edecek sırra tecelli ederse sırın içine girerse komple akıl kalbin içinde kalp. Sırrın içine girerse. O zaman o kimsenin hatası kusuru iyice aşağı iner. Hatta daha ileride daha ileride belki de onun günah işleme noktası kapısı açıktır. Ama günah günah işlemeyen noktası sıfıra inebilir. Allah muhafaza eylesin bu onun masum
olduğunu göstermez. Geçenki sohbeti unutmayın. Bu onun hatasız kusursuz olduğunu göstermez öyle bir yanılgıya da düşmeyin. Ama onun bu noktada bakışı bu noktadaki feraseti bu noktadaki anlayışı ve düşüncesi safile şme başlar ve safile şme başlayınca artık o baktığı insanlara. Sadece vücut gözüyle değil kalp gözüyle de değil o artık sır gözüyle bakmaya başlar ki bu eşyanın hakikatine. Vakıf olmak gibi bir şeydir insanın. gönlünden geçene. Vakıf olmak gibi bir şeydir insanın gönlünden hata geçmişine dahi geçmişte düşüncelerine dahi. Vakıf
olmak gibi bir şeydir bu insanın geçmişteki düşüncelerine dahir vukufiyet arzeder o kimse artık ona baktığında onun kalbine. Nazar eder onun ruhuna. Nazar eder ve o ruh neler yaşadıysa neler düşündü isse. Onları dahi bu noktada cenab-ı. Hak bir keşf açar. Cenâb-ı. Hak bir ilham kapısı açar onlara dahi ne yapmış olur anlamış olur öğrenmiş olur bu farklı bir alandır o yüzden. Normalde nefsi emmarenin hali gibi görünen kibir ucup gurur. Haset. Safiye makamına kadar bütün dervişan görünür bütün herkeste
görünür adam nefsi mutmainneye gelir nefsi mutmain de kibir görünür onlar o an gelir bir kardeşine kibirliler hal gören insanlar rüya gören insanlar. An. Gelir. Bu noktalara düşebilirler. Bunun ilacı bunun bu noktadaki en keskin en keskin ilacı o kimsenin devamlı kendisini. Günahkar görmesi devamlı kendisini. Allah’tan. Korkma noktasında görmesi devamlı kendisini tövbe noktasında görmesi devamlı kendisini oradaki topluluktan topluluğun en aşağısı görmesi o topluluğun en günahları o topluluğun en hatalısın o topluluğun en mücrim insanı görmesi gerekir ve ehli.
Tasavvuf ne zaman ki kendini bu noktada görme noktasından yukarı aldı. O zaman hata eder kusur işler o zaman nefsine. Uyar. Bu hangi noktaya gelirsen gel ister levamed ol ister mülhime. İster mutmain de ol ister radiyye gel ister mardiyye gel istersen safiye’ye gel. O esnada. Sen eğer ki birisine tepeden baktı isen sen hata ettin sen kusur işedin. Eğer ki sen birisine bu. noktada bu noktada sır gözün açılmadığı halde sır gözün açılmış gibi insanlara kibirli davranıyorsa sır gözün
açılmış gibi. İnsanlara tepeden bakıyorsan sır gözün açılmış gibi insanları reddediyorsa. Sen daha olgunlaşmamış. Kemale ermemiş. Oysa sır noktasına gelen bir kimse. Allah der ki dön insanların yine o kimse insanların arasına dönmek zorundadır niçin o sevgilisini anlatacak o sevgilisini insanlara nake. ÇK o sevgilisinin emirlerini söyleyecek. O zaman insanlara yine kibirlenme. Hakkı kalktı ortadan kibirlenen bir üstadın kim peşinden gider kibirlenen. Bir. Allah dostunun kim peşinden gider kibirlenen bir kimse. İnsanlar bir şy anlatabilir mi bir verebilir mi veya
insanlardan kendisini. Üstün gören insanlardan kendisini üstün bir varlıkmıdır neredir. Allah’la kendi arasına perde koymuştur o kimse. Aslında an ve an gün ve gün. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında dakika ve dakika. Allah’tan uzaklaşıyordu o kimse o zaman şöyle bir çıkar önümüze. Evet insanlara kibirlenme. Hakkı orada durur ve insanlara kibirlenme bazı veliyullah da sır gözü açık olan veliyullah. Allah adına kibirlenir. Allah adına gurur eder. Allah adına o kimseyi öğretmek için o kimseye terbiye etmek için o kimseye
ikaz etmek için. İrşat etmek için o kimsenin içerisindeki. Allah inancını. Allah’ın büyüklüğünü kudretini kuvvetini içindeki var olan o duyguyu o düşünceyi harekete geçirmek için belki de onlara böyle davranabilir o kimselerin. Aslında kibirlenene kibirlenmek dahi kibirli olan kimseye rahmettir bir veden bakılırsa kibirlenen gururlan. Gurur yapmak. Kendini beğenen bir kimseye kendini beğenme yapmak bu sır gözüyle bakanlar bunu yaparlar karşıya ilaç olsun diye merhem olsun diye niçin o kibirlenen. kimse bakar ki ha kibirlenmek buymuş kibrinin karşısındaki durmak buymuş
der. Kendi halini. Belki de görür kendi halini göstermek için evliyaullah veliyullah peygamberler. Resuller. Allah’a kibirlenenler hallerini kendi gözlerinin önünde sermek için. Aslında bu kibir onun üzerinde var olan kibir değildir. Bu kibir karşıdaki kimsenin içinde var olan kibirdir ki karşıya vurur ve kendisine döner karşıya vurur o kibir kendisine döner. Eğer ki bir. Kimse kendisi mutmain makamına geldiyse. Hiç kibirlenmesi gerek yoktur çün. Çünkü karşıdaki kibirlenen. Kimse ona vurduğu zaman kendisine geri döner cenab-ı hak ayeti kerimede der ki
sizin önünüze yaptıklarınız gelir o zaman kibirlenen bir kimseye bir kibir gelir isabet eder. O gelen isabet eden kibir. Aslında kibirlenen kibrid karşıdakinin kibri değildir o yüzden. Muhammedi. Mustafa. Sallallahu. aleyi ve sellem. Hazretleri kibirlenene kibirlenir derken kibirlenenlere ilaç olarak söy dedi merhem olarak söyledi yoksa kibirlenenlere karşı. Siz de büyüklük yapın manasında değil ona ilaç olsun ona merhem olsun ona mağfiret olsun o anlasın o meseleyi ne yaptığını anlasın. Bir kimse zalimdir zalimliğini anlayamıyordu o zalimin karşısında başka bir
zalim çıkar o zalimden. İntikam alır. Zalim. O zaman zalimliğini anlayabilir. O yüzden zalimin karşısında. Zalim. Bir kimsenin durması zalime merhem gibidir ilaç gibidir kafir kafirler kafirliğin ishar ediyordur kafir kendi şehitliğini kendi. Allah korkusuzluğun. Allah muhabbetsiz liğini ishar ediyordur onu durduran hiç kimse yoktur ama onun karşısına. Mümin bir kimse çıkar ve onun o. Şehitliği kendisine geri. Teper ve o zaman işte aşığın kılıcının. Muhammedi. Mustafa’nın kılıcının. Ali el. haydarın kılıcının anlamı meydana çıkar. Aslında onlar kılıçlarını sallarlar. Ken
kılıçların. Merhamet vardı rahmet vardı. Hidayet vardı. Onların kılıçların karşıya af vardı tövbe vardı ve diyorlardı ki gelin. Allah’ın birliğine. Muhammedi. Mustafa’nın peygamberliğine ve kitaba iman edin. Evet. Kılıç korkusu. Bazen insanları. Allah’a doğru yönlendirir o zaman. Kılıç korkusu burada bir merhamet oldu rahmet oldu ilaç oldu merhem oldu bazen korku merhemdir insanlara ilaçtır. Biz korkuyu. Normalde şedit bir işte eksi bir veya negatif bir enerjiyi gibi negatif bir oluşumu gibi gelir bize ama bazen korku o negatifliği içerisinden pozitifliği
çıkarır onun içerisinden bir nur meydana getirir ama nuru algılamayan anlay an lar korkuyu. Öcü gibi gösterirler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden meseleyi dağıtmadan toparlayayım kibirlenene kibirlenmek gururlan gururlanmak veyahut. da işte bu noktada nefsi emmarenin haliym miş gibi görünen şeyler. Evet emmarenin halidir. Ama bunlar hiçbir zaman insanın üzerinde bitmez ve bunlar bir taraftan bakılırsa. Bazen insanlara rahmet olur. Merhamet olur ilaç olur o zaman gelin. Tövbe edelim. Üzerimizdeki bu emmarenin hallerini atalım ve muhakkak muhakkak kendi derimizde böyle
hatalar kusurlar işlemiş muhakkak kendi dairemizde böyle yanlışlıklar yapmışızdır. Allah bizleri muhafaza eylesin korusun inşâallah bunlar bütün din kitaplarında veyahut da tasavvufun yazıldığı eserlerde sırf emmarenin halleri gibi görülür emmareye atfedilmiştir bunlar haller ama. Unutmayın bu haller bütün nefis merati pler son noktaya kadar bütün herkeste de görülebilir. Allah muhafaza eylesin ve. Her nefis meratib görüldüğü menfez aynı değildir levamed de kibir başka türlü tecelli eder mülhime başka türlü tecelli. eder mutmain de başka türlü tecelli eder ama bu noktada
sizin kendi dairenizde algı acınız bir tek bir olacak bir hiç kimseye kibirlenmeyin büyüklenme asıl kibir nedir biliyor musunuz asıl kibir. Allah’a büyüklenmek. Allah’a tepeden bakmaktır bundan sakın insanlar farkında olmadan. Allah’a kibirlilik yapıyorlar bilmiyorlar veya biliyorlar insanlar farkında olmadan. Allah’a karşı gururlanıyor farkında olmadan. Allah’a karşı büyükleniyorsun diyor ya öldüğünüzde uyanırsınız öldüğünüzde. Gözünüz açılır bu acı bir şeydir insanlar farkında değildir. Allah’a kirlendik ve bak. Biz hep kendimize kibirlenen insanlara buuz ederiz bize kibirli davrandı bize tepeden baktı bizi
beğenmedi bizi yanlış gördü bizi eksik gördü bize şöyle baktı bize şöyle dedi kendimizin. Allah’a olan kibrini görmeyi seç gelin. Allah’a dönün. Tövbe edin. Eğer ki bir kimse bir günahı. bile bile işliyorsa o. Allah’a kibir değildir nedir ki bir hatayı bile bile bir kusuru bile bile bir yanlışı bile bile yapıyorsa o. Allah’a meydan okumak değil midir o. Allah’a bile bile isyan etmek değil midir. Allah’ın bir şeyi kızacağını bile bile bir kimse bir şeyi yapıyorsa o. Allah’a karşı
serkeşlik değil midir ki biliyorsunuz ki. Allah onu kızacak biliyorsunuz ki. Allah onu kötülemiş biliyorsunuz ki. Allah onu. Men etmiş. Men ettiği kötülediği bir şeyi bile bile yapmak bile bile onu işlemek veya yapabileceğiniz bir şeyi bile bile yapmamak. Zikrullah var gitmemek ders var çekmemek sabah namazını bile bile terk namazı bile bile terk etmek orucu bile etmek bu kibir değil de gurur değil de nedir ki. Allah’ın rahmet alakasına. rahmet deryasını bile bile terk etmek balık. Kendini. Bile bile
dışarı atarsa öleceğini bile bile dışarı atarsa ahmak değil midir ahmaktır. Öyle değil mi bile bile kendini dışarı atarsa ve bile bile kendisini öldürürse onun eti daha yenmez eti yenir mi yenmez bütün şeriat hanefiler demişler ki denizden ölü. Balık yenmez. Öyle değil mi neden ölmüş kendiliğinden bile bile kendine deryadan dışarı attı bile bile. İnsan. Allah’ın rahmetinin dışına at ne olur. K acaba eti yenir mi onun eti yenmez eti acılaşır on onun bakışı acılaşır düşüncesi acılaşır lezzeti tadı
kalmaz. O yüzden rahmet deryasından dışarı kendinizi atmayın tövbe kapısına iyi tutun. Allah bizi onlardan eylesin edildiğine göre. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri. Muaz. Bin. Cebeli. Yemen’e göndermiş. Muaz. biliyorsunuz. Yemen. Vali tayin etmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri meşhurdur ya ya. Muaz neyle amel edeceksin dedi. Kur’an’la. Ya. Resulallah dedi bulamazsan ya. Muaz dedi. Senin. Sünnetin ne ya resulallah dedi bulamazsan ya. Muaz dedi kıyas ederim fıkıh ederim ya resulallah dedi. Allah resulü ve sell. Hazretleri tebessüm
etti dişleri göründü tebessüm ederken onun hoşuna gitti. Onun zekası. Çünkü o. Peygamber sallallahu aleyi ve sellem. Hazretlerinin halasında yetişmiş zatlardan birisidir. Ashabı süed biliyorsunuz ashab-ı sü. Ticaret etmez mal alıp satmazlı sığırın kuyruklarından tutmaz onların bahçelik de yoktu. Ziraat yok hayvancılık yok. Ticaret yok. Ashabı sü sadece. Cihat ederdi ve orada ilim. Tedrisat ederlerdi. İslam’ı öğrenirlerdi ve bir yere. Vali bir yere. Nakip bir yer nükeba bir tarafa nüceba. tayin edilecekse. Muhammedi. Mustafa. Sallallahu. Aleyhi ve. Sellem. Hazretleri onların
içerisinde tayin ederdi işte onlardan onların içlerinden birisi olan. Muaz. Bin cev onu da. Yemen’e. Vali tayin etti ve. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri böyle ona sorduktan sonra o da dedi ki. Ya. Resulallah bana tavsiyelerde bulun bana tavsiyede bulun ey. Allah’ın resulü bana ne tavsiye edersiniz diye sormuştu bana bir tavsiyede buluyor dikkat edin. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri gücün yettiği kadar kork gücün yettiği kadar. Allah’tan kork her nerede olursan ol. Allah’ı hatırla. Allah’ı ı zikret
bir kötülük işlediğin zaman hemen ardından. Tövbe. Et gizli günahlarına gizli aşikar olanlarına da açıktan tövbe tavsiyesinde bulundum bunu daha önce tergip okumuştum size bu hadis-i. Şerifi her. Nerede olursanız. olun gücünüzün yettiğince birinci derecede. Allah’tan korkacaksınız. Allah’tan korkmak. Allah’tan korkmak bakın burada enteresan bir mesaj var enteresan bir nokta var. Allah’tan korkmak. Allah’tan. Allah’ın cehennemini azabından değil cehenneminden değil. Allah’ın kullarından değil. Allah’ın. Dağından ovasından ırmağından denizinden. Gök gürlemesinden değil tabiat afetlerinden değil depremden değil yangından değil sel felaketinden
değil. Allah’tan korkmak insanlardan değil insanlardan değil. İnsanların koyduğu hükümlerden değil. İnsanların koyduğu düz den değil. İnsanların. Hayat standartlarından değil yaşam standartlarından bakışlarından düşüncelerinden fikriyat varından değil. İnsanların sana bakışlarından senin hakkındaki düşüncelerinden senin hakkındaki kararlarından değil. Allah’tan kork gücünün yettiğince. Demek ki. Allah’tan korkmaya güç yetirmek var. Allah’tan korkmanın belli bir dereceleri var belli sınırları var belli bir menfezi var belli bir yüksekliği var gücünün yettiğince gücünün yetmediği yerler. olacak. Allah’tan. Korkma noktasında. Sen gücünün yettiğinden sorumlusun gücünün yetmediğinden
sorumlu değilsin o zaman. Allah’tan korkmaya takat getirmek güç yetirmek var. Allah’tan korkmak var. Allah’tan. Korkma. Bütün peygamberler ümmetler. Allah’a davet etmişler peygamberlerin hiçbirisi de benden korkun dememiştir peygamberlerin hiçbirisi kitaptan korkun dememiştir peygamberlerden sonra gelen peygamberlerin havarileri olsun velileri olsun evliyaları. Olsun onların salihleri olsun ve onlardan gelen onlardan sonra gelen. Salihlerin salihleri olsun hiçbir zaman şunu dememişler şunu dememişler bizden korkun benden korkun hiçbir zaman dememişler peygamberden korkun diyen olmamıştır hiç ümmeti. Muhammed’in içerisinden bir fert dah şunu
dememiştir peygamberden korkun dememiştir veya hiçbir kimse şu. Veli zattan şu evliyadan korkun demez derse aptaldır salaktır cahildir ya. Allah’tan korkun. Allah’tan. Cehennem için korkulmaz. Cehennem olmamış olsaydı. Allah’tan korkulmayacak. mıydı. Cennet olmamış olsaydı. Allah’tan ümit edilmeyecek miydi. Cennet olduğu için mi. Allah’ı sevip ibadet edeceğiz. Ümit edeceğiz. Cennet varsa mı. Namaz kılacağız. Cennet varsa mı. Allah’ı zikredeyim. Cennet varsa mı iman edip. Allah’ın peşinde koşacağız veya. Cehennem olduğu için mi. Allah’a iman edeceğiz. Cehennem olduğu için mi. Namaz kılacağız
oruç tutacağız. Hayır. Hasenat yapacağız. Cehennem olduğu için mi. Allah’ı zikredeyim olacağız. Biz. Allah için. Mümin olacağız. Biz. Allah için. Müslüman olacağız. Biz. Allah için. Allah’ı zikiz. Biz. Allah için. Allah’tan korkacağız biz onu sevdiğimiz için ondan korkacağız ve ondan. Korkumuz insanların korkusu gibi ölcü leşmek değil ondan. Korkumuz onunla ayrı düşmekten ondan. Korkumuz onunla aramıza perde koymaktan ondan ona olan. Korkumuz onu bizi cehenneme atar noktasında değil bizi sırattan. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti geçirmezler baş aşağı bizi
cehennem çukuruna atar diye değil ondan. Korkumuz. Bizi mahşere çıkarır da. Mahşer halkın önde utandırır diye değil. Allah için onu sevdiğimizden. Allah için ibadet. Allah için tövbe etmek. Allah için ondan korkmak o insanlar vardır. Cennet için ibadet ederler insanlar vardır. Cehennem korkusuyla kendilerini haramdan sakındırır. Hayır ehli tasavvufun işi bu değil bizim işimiz bu değil biz anlayamayız bu noktada insanlara uçup gelebilir. Hayır biz. Cehennem korkusuyla. Allah’tan korkmayacağız hayatım boyunca. Cehennem korkusuyla. Allah’tan korkmadım. Hiç. O bir gün benimle
görüşmez. O bir gün ben onu hatırlayamam onu bir gün ben zikredeyim korkusu ne kadar güzel ağlıyor hüngür hüngür. Neden ağlıyorsun. Neden harap ediyorsun kendini o. Şefkat timsali o. Merhamet timsali. Muhammedi. Mustafa soruyor korkuyorum. Ya. Resulallah. Neden korkuyorsun ya resulallah cennete girerim de cennete girmem diye korkum yok cennette seninle beraber olamamaktan korkuyorum. Ya. Resulallah korkuya bakın o sevgililer sevgil le beraber olamamaktan korkuyor onu orada görememekten korkuyor olur da diyor sen yukarılarda durursun. Ben aşağılarda dururum da seni
göremem diye korkuyorum. Ya. Resulallah diyor korkuya bakın sevgiliyi görememe korkusu hücrelerine işlemiş damarlarına işlemiş kalbine işlemiş ruhuna işlemiş feryat feryat üstüne gidiyor sırrına işlemiş onun sırrına. Vakıf olan. Muhammedi. Mustafa soruyor. Neden korkuyorsun. Çünkü korktuğundan. Emin müjdesini vercek korktuğundan. Emin olmanın yolunu gösterecek korkudan korkunun dışına çıkarmanın menini gösterecek ona o korkudan kurtaracak o korkudan öbür tarafa geçirecek onu. Neden korkuyorsun ya resah seni görememekten korkuyorum sevgiliyi görememek kadar ağlatmış. Kim bilir kaç gece ağlattı. onu. Kim bilir kaç
gündüz hüzünle dolaştı. Kim bilir kaç gecelerine feryat ekledi. Kim bilir kaç gece ah zetti ki gök sallandı. Arş ıralı melekler. Bütün melekler feryat feryat üzerine eklediler. Ya. Rabbi bu kulunun feryadına bak diye ve. Muhammed musta karşılaştırdı. Allah dedi kien korkun görememekten. Ya. Resulallah seni duyamamak seni işitemez. Allah var senin gülüşünde. Allah var senin duyuş unda. Allah var senin sözünde. Allah var senin kalbinde. Allah var senin cemalinde. Allah var eğer seni bir an göremezsem. Allah’ı görmüyormuş gibi
olurum eğer seni bir an duymuyorsan allahla ad irtibatın kesildiğini anlarım o yüzden diyorum ki. Ya. Resulallah seni bir an görememekten korkuyorum bir an sesini duyamamak korkuyorum bir an gönlümde senin uçup gideceğinin korkusu var kuş. gibi kafesler. Uçar gidersen ben ne yaparım ya resulallah bir anıma gelmezsen s niyetini göstermezsen hayalini göstermezsen sesini duyurmazsan ben ne yaparım ya resulallah elimden tutmazsan beni karanlık derzlerden çıkarmazsan ben ne yaparım ya resulallah benim elimden kim tutar gözüme kim bakar dilimden kim
konuşturur yüreğime kim dokunur benim ya resulallah. Allah resulü dönüp bakıyor. Nazar ediyor kalbine ruhuna sırrına. Nazar ediyor ve sırrına bakıyor ki kalbinde. Allah sevgisi sırrına bakıyor ki kalbin de. Muhammed sevgisi iç ice kişi sevdiği iledir. Kişi sevdiğiyle diyor kişi sevdiği nir. Kalbe. Nazar diyor. Kişi sevdiğiyle bu kalbin ilacıdır o bu kalbin halidir birinci değişi. Kişi sevdiğiyle. Evet bu ruhun ilacıdır kişi sevdiği yir bu. Sırrın. Kişi sevdiğiyle o zaman sevdiğiyle ise sevdiğinden ayrılma. korkusu vardır onda sevdiğiyle
ise sevdiğinin kuş misali uçup gitme korkusu vardır sevdiğiyle o zaman gözünü bir daha görememe hayalini bir daha görememe korkusu vardır sevdiğiyle ise bir an onun elini tutamama korkusu vardır onun izine basamama onun kokusunu duyamama onun sesini işitemez vardır. Evet korkmak ilaçtır merhemdir sevene merhemdir o sevene merhamettir sevene şefkattir korkmak. Evet seven korktukça sevilenin ona karşı muhabbeti artar seven korktukça. Sevenden sevdiğinden ayrılırım diye sevdiğinin daha çok hoşuna gider sevilen merhametle bakar şefkatle bakar muhabbetle. Bakar ona ve
başına okşar. Korkma ben senin yanındayım der. Ama o her seferinde o korku deryasından başka bir korku deryasına atar başka bir hasret deryasını atar. Hasret de korkudur. Çünkü insanlar. Hasret çekmekten dahi korkarlar neden onların içlerinde. hasretten bir ilaç yoktur hasretten bir numune yoktur. Hasret büyük korkunun büyük yolu. Hasret çekersin bir gün göremezsem ne yaparım diye. Hasret çekersin seni zikredeyim diye. Hasret çekersin namaz kılamazsın diye. Hasret çekersin namazda mı geleceksin. Hasret çekersin oruçta mı geleceksin. Hasret çekersin duada
mı geleceksin. Hasret çekersin tövbede mi geleceksin. Hasret çekersin. Zikrullah alakasına mı geleceksin. Hasret çekersin gecenin yarısında mı geleceksin sabahın gölünde mi geleceksin yoksa en zehi noktada karanlığın en iç noktasında mı geleceksin. Hasret çekersin. Hasret yanında hep korkuyu getirir o. Hasret hep korkuyu konunda getirir bakarsın ki hasret yapa yalnız gelmemiş korku yanında bakarsın ki. Sevda yapa yalnız gelmemiş sevdanın bir konunda da korku var korkmayan sevmiyordur korkmayan. Aşık değildir korkun korkmayandan ağlamayan. Aşık değildir. gözün ağlaması önemli değildir
kalbin ağlaması önemlidir kalbin ağlaması da önemli değildir ruhun. Sırrın ağlaması önemlidir korkmayan ağlamaz kalbi taş açmıştır yüreği taşmıştır ruhu taşlaşmış. Onun sarmıştır bütün kötülükler sarmıştır bütün. Karanlıklar onun ruhunu insanlar giderler g nehrine girerler kötülüklerden yıkanmak için. Oysa kötü küden yıkanmak iyilik yapmaktır tövbe etmektir kötülüklerden yıkanmak bir daha geri dönmeme cisine tövbe etmektir kötülüklerden yıkanma. Allah’a rsat. Olmaktır ruhu temizlemektir ruhun üzerindeki kiri pasa atmaktır yıkanmanın amacı odur tövbeyle yıkanın gözyaşıyla yıkanın. Aşkın suyuyla yıkanın. Aşkın suyuyla yıkanamazsın
tövbenin tövbe değildir. Sevda suyuna girmeyenler. Sevda nehrine girmeyenler. Sevda deryasından yüzmeyen oraya dalmayan temizlenemez asla tövbeleri dilde muhabbetleri dilde sevgileri dilde ağlamaları dilde her şeyleri. Zikrullah varı dilde amelleri ihlaslar her şeyleri dildedir. Aşık isen. Sevda gölüne gir aşik isen. Sevda nehrine dal aşik isen. Sevda ısına dal o zaman yıkanan yıkanma olacaktır tövben tövbe olacaktır o zaman zikrullahın. Zikrullah olacak. Neyi için zikrettiğini anlayacaksın. Aslında zikredenin senden kim olduğunu göreceksin o zaman zikrin deryasına gireceksin. Allah dedinde o
zaman. Kalbinde. Allah var mı yok mu göreceksin dil. Kalbe gelecek kalpten. Ruha sırra ereceksin kulla. Sırrın da. Allah diyeceksin ruhunla. Allah diyeceksin kalbinle. Allah diyeceksin o zaman işte o kalbi. Allah muhafaza edecek. O zaman diyecek ki şeytana. Ey şeytan. Sen benim gerçek kullarıma hiçbir yapamazsın k o benim gerçek kulum sen ona tecelli edemezsin sen ona emrini alamazsın sen ona herhangi bir yapamazsın vuracak. Tokatı. Kim. Allah. Allah şeytanla muhafaza edecek olan o ama. bizi muhafaza noktasına götürecek
olan. Allah’a olan aşkımız. Allah’a olan sevgimiz. Allah’a olan muhabbetimiz. Allah’a olan davr. Allah’tan hakkıyla korkun. Cenâb-ı. Hak diyor ki o hakkıyla iman edenler var ya gerçekten. Allah’tan hakkıyla korkan onlardır. Allah’ın gerçek kulları. Allah’tan hakkıyla korkarlar o zaman gelin. Kardeşler yeniden hayatımıza çeki düzen verelim yeniden düşüncelerimize. Aşkımıza muhabbetimiz sevdalarımı bakalım. Gönlünde. Allah sevd olanın gönlünde başka bir sevda olmaz. Gönlünde. Allah korkusu olanın başka bir korkusu olmaz şeyhinden korkuyor. Zavallı üstadından korkuyor. Zavallı insanlardan korkuyor. Zavallı üstadın elinde
ne var şeyhinin elinde ne var sen. Allah’tan kork. O da. Allah’tan korkuyor. Sen. Allah’a yaslan. O da. Allah’a yasanıyor iyyake naud ve iyyake nîn biz şehrimizden korkarız dedi. Geçenlerde dervişin birisi üzüldüm şeyhim biliyor mu. bunu dedi ben biliyor dedi. O bize tavsiye etti. Dedi ki dedi. Üstadımız dahan korkulur. Hayır üstattan korkulmaz üstattan aynı kalmaktan korkulur. Evet o halakadan ayrı durmaktan salihlerle ayrı olmaktan korkulur. Çünkü. Allah emretmiş demiş ki. Fatiha da ya. Rabbim o salihlerle bizleri beraber
eyle biz beraber olmamaktan korkarız biz onlarla kol kola girememek korkarız şah-ı geylanı kolumuzu bırakır diye korkarız şah-ı madı. Elimizi bırakır diye korkarız. Şahı. Mevlânâ kapıda. Durmaz bizi durdurmaz diye korkarız başımızı gelip okşamaz diye korkarız bize tebessüm etmezler diye korkarız korkarız onların izinden gidememek korkarız onların yolundan gidememek korkarız korkarız yoksa onların. Cehennemi yok onların cenneti de yok. Bizim korkumuz ondandır başka bir şeyler değildir. Biz. Allah’ın sevdiklerinden. Allah’ı sevenlerden uzak durmaktan korkarız. Allah’ın. Merhamet. ettiklerinden. Allah’ın affa uğrattıkları.
Emin kıldıkları. Uzak dururuz diye korkarız. O yüzden dua ederiz g. Ya. Rabb bizi salihlerle beraber eyle gücümüz yetmez kuvvetimiz. Yetmez kudretimiz yetmez ilmimiz. Yetmez. Aşkımız yetmez. Sen bizi beraber eylersen biz beraber oluruz sen bizi lütfedersen zikrederiz sen bize lütfedersen namaz kılarız sen bize lütfedersen. Seni anlarız sen bize lütfettiğin kadar. Sana inanırız sen bize lütfettiğin kadar seni zikrederiz sen bize lütfettiğin kadar bizim. Gözümüz açılır. Gözümüz açılır. Sen bize lütfettiğin kadar bir sır gözüyle bak bakarız. Sen bize
lütfettiğin kadar bizim ruh gözüyle bakarız. Sen bize lütf etmezsen hiçbir bakamayız hiçbir göremeyiz. Biz de. Körler oluruz ahirette dahi uyanamayan korkarız. Evet ama ondan ayrı düşmek için ayrı düşmemek için korkarız ondan uzaklaşmamak için korkarız. Allah bizi affetsin. İnşallah amin haklarınızı helal. Eyin in fa. İlgili Sohbetler 691. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 386. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 287. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ
Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.