Mesnevi Şerhi konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. bu işte elbise birazcık da altın gümüş işte tl bunları bir al gelince de öz kullarından olursun ne de mi kesilir sin padişahım adam çok çok malı mülkü elbise görünce aldandı şehrinden oğlundan ayrıldı padişahın canına kast ettiğinden haberi bile yoktu sevinçli bir halde yol alıyordu adam nefsi kandırmanın yoludur bu heva dünya mal makam elbise insanları aldatır kandırır işte kuyumcuda aldatan bu heva oldu bu dünya sevgisi oldu ona biraz altın biraz mallık biraz makam biraz elbise biraz çünkü diyor ki sen padişahın ne di mi hizmetçisi olursun orada bir makam var aha para burada orada bir para var aha elbise burada orada bir gösteriş var bir insanı yıkan 3 şey makam para ve dış görüntü allah allah bizi affetsin al insanların aldandık ları yerler şimdi bunlar insanlar parayı aldanıyorlar makamı aldanıyorlar kılık kıyafeti aldanıyorlar ve gösterişi aldanıyorlar bu insanlar insanların ahlakına bakmıyorlar ama biz o kimsenin şatafatı na bakıyoruz ve o kimsenin üzerindeki çubuğuna bakıyoruz ve o kimsenin makamına bakıyoruz ve yine hanım meşhur ya hz Mevlânâ’nın sözü nice elbiseler gördüm içinde insan yoktu nice insanlar gördüm üzerinde elbise yoktu ve o şatafat şu kavukçu sarık şu cübbe aldatıyor sizi bu birisi bala harika bir islami mi onların deyimiyle veya insanların deyimiyle bir kıyafet olarak geçiyor ve takva insan diyoruz biz o bir kadın görüyoruz mesure ne takva kadın diyoruz bir adam görürüz sakallı sarıklı cübbeli şalvarlık ne adam diyoruz ya sağ alt anıyoruz o adamın sarışın sakallı bizi aldatıyor o kadının örtüsü mantosu bizi aldatıyor bu makam bize bir makam veriyorlar aldatıyor bizi o filanca yerde müdür biz ona temana ediyoruz milletvekili temana ediyoruz ahlakına bakmıyoruz ve o da milletvekiliyim böyle dolaşıyor çünkü belediye başkanı böyle dolaşıyor biz temenni ediyoruz her yer değiştirmiş bu ahlaklı olan ataman’la etmiyorsunuz ve tevazu ehli netem anla etmiyor musun ama biz gerçek ilim sahiplerine temana etmiyoruz biz annemize babamıza temana etmiyoruz biz eşimize çocuklarımıza temana etmiyoruz biz kayınvalidemi z kayınpederimi zetem anna etmiyoruz ama biz dostlarımıza temana etmiyoruz en sivri dilimiz dosta bu ensivri dilimiz komşuya ensivri dilimiz arkadaşımıza ensivri dilimiz büyüğümüze annemize babamıza ensivri dilimiz eşimize bu aldanmış bu değerlerimizi kaybetmişiz bu esnaf var yalan söylemiyor yemin etmiyor gıybet etmiyoruz harika ticareti var biz ondan alışveriş etmiyoruz bu adam faizi değil biz ondan alışveriş etmiyoruz faizden gidip alıyorum o bizim ciğerimizi çöküyor ama onlar büyüdükçe büyüyor faizleriyle bir zaman bu ümit edeyim bir kimseye borcumuz ödemiyoruz o a101 ediyoruz yer değiştirmiş her şey bu padişahın canına kast ettiğinden alıyordu adam işte bunlara kanın insanlar canlarını kastediyorlar o mala mevkiye gösterişe düşenler bunun için kendi manevi canlarından oluyorlardı ve ahiretlerini yok ediyorlar bu imanlarını yok ediyorlar o araba tam binmiş neşeyle koşturuyordu arabasına binmiş neşeyle koşturuyordu kan pasını elbise sanmıştı oo dünya bu materyaller gözünü büyüdüğünden neşeyle kanını vermeye gidiyordu farkında değil hani siz bir harama giderken neşeyle gider insan hiç kimse hüzünlü haram işlemez bu harama giderken insanlarda pürneşe vardır bri insanlar camiye giderken neşelen canı arama giderken neşelenir ler camiye giderken davul dümbelek yapacaklarını harama giderken davul dümbelek yaparlar sizi sabah namazında camiye gidiyoruz hep da uçağını gördünüz o sizin zikre giderken oh ne kadar güzel zikre gidiyoruz evde davul dümbelek çalını gördünüz mü yok yok gerçekten bu amasya insanlar içki içmeye davul dövmekle giderler öyle değil mi oy kara mi size kar davul dümbelek gider eğlence full orada herkes pürneşe e tabii bu haram insanı pürneşe götürür kendine koşa koşa gidersin arama sen hiç helal a koşa koşa gitmezsin camiye cemaate insanlarla sürüklenen ısırıklarına gider ömürlü yıllar onu gel ya bu akşam sohbet var ya gidelim bak ya bu akşam zikir var gidelim ya nasıl gelsem ki ya ya işim de var ya yapma etme gel biz sefercik gel ya nasıl gelir neden gideceğiz ama ya arabada getirin ben sana yarama ne modeldeki ama gülmeyin bunu ben yaşadığımı anlatıyorum size ne yaşadığımı anlatıyorum yaşadığımı ya ben de tek kapı polo var 74 model o zaman güç bela almışım ben onu gümrükten çıkarmışsın bir türlü egzoz uyduramıyorum biz ona da ekmobil manifolt mu diyorsunuz onu bunu bir şeyden çıkanı bir türlü bulamadık onu bu bangır bangır bağırıyor ya dedim ya ben de işte polo var böyle ben ona bilemem ki dedi mı kaldın mı bu mustafa özbağ bunu da yaşayacakmışsın dedim böyle zikre sohbete giderken binbir nazla gideriz biz ve kendimizi de sürükle sürekli götürürüz hanım arkadan seslendirdikleri gidiyorsun yine bu sene bu akşam da mı var ders bu annesi babası ya nereye gidiyorsun bu kadar ya kahve üşürken orada var yani adam içki içerken kafayı üşütmez zina derken kafa üşütmez hap içerken kafayı üşütmez esrar içerken kafa üşütmez adam hergün eğlenceye bara pavyona giderken kafayı üşütmez o adam bizim köye gideceğim dedin de bütün silahlı ayağa kalkıp kapıyı düşecek bu o lan zaten üşütmüş mü a bunları yapan zaten aklı yok kafası yok üşütmüş zaten biz onu akıllandıracak de uğraşıyoruz hepside üşütük ya hepsi düşük olunca bir tane saklanacak onu da ayağını kesmek istiyorlar hz Mevlânâ diyor ya herkesin aksak gezdiği yerde sen düzgün yürürsen diyor oaks ak gezenler bunda bir yanlışlık var değil onun ayağını kırarlar diyor ama sen de orada aksak yürü diyor siyaset yap var ya herkesin sarhoş dolaştığı yerde bir tarafları yıkıldığı yerde sen dimdik yürürsen sarhoşlar derler kullanımında bu sarhoş ben onu duyarlar bu ve ona bir zarar verirler bunun gibi yani biz ibadete zikre allah yoluna biz koşa koşa gitmeyiz nefsin yoluna neşeyle koşa koşa gideriz bu koşa koşa gideriz hiç acı gelmez bize ha bir de parayı da veririz orada biz ben onu konukta akıtırız oraya var ama birisi gelse ve ondan sonra böyle bir allah yolunda bir şey olsa 118 sefer hesap eder maçlar bu parayı nereye gidecek nereye harcıyorlar acaba bu adam arabasını buradan almıştır muhakkak bunlar parayı yıllardır ya başlar kendi kendine adam burada bu mübarek günlerde pilav veriliyor iftar ediliyor burada burada yiyor yazmış buraya bu değirmenin suyu nereden geliyor diye bu iftar kandil günü iftar var herkes iftar ediyor yazmış buraya buraya gel ben bütün soruları okuyorum ya ben bir tanesini okumadım şimdi 11’in okumadım attım buraya ne yazmış adam ve bu değirmenin suyu nereden geliyor sanki ondan para istedik biz ya ben de buradan dedim ey ümmeti muhammed şimdi de diyorum sizden bugüne kadar burada bir kuruş para istendi mi evet şunu yapıyoruz bunu yapıyoruz şu ediyoruz pamuk eller cebe dendi mi ne yok bu öyle yazdım söyledim ardından ikinci soru geldi kim veriyor he he istemiyorsunuz ya kim veriyor var ya senden isteyen var mı sen verdin mi hiç yok otur senden iftarlar sa var bu gürgün sizden buradan ücret talep ederlerse vermeyin çok talep edene de hakkım helal değil verene de hakkım helal değil oy vermiş ama gerçekten ciddi söylüyorum ve müslümanların parası ilahi çünkü o mübarek muhittin arabi şam’da demiş ya sizin taptığınız ayağımın altında demiş o herkes dağılmış hiç vermedik almış o rivayet edilir yavuz şam’a girince demiş ki benim bu da söylediğimi demiş bu işte bu yavuz şam’a girince demiş mı anlaşılacak yani çok iyiydim yaşına girince demiş anlaşılacak bu yavuz sultan selim demiş ki nerede söyledi şurada kazan oraya demişler kalmışlar bu bir küp altın çıkmış ha demişler ya mübarek birinin dediği buymuş işte ne sizin taptığınız ayağımın altında müslümanlar butlarını yıkma dıkça dinle onlarda hakim olur ne de memleketlerinde bu din bizde hakim değilim memleketimizde ve islam aleminde hakim olsun wiz milyon dolarları milyar dolarları paraları bunları deste etmeyi aman orada saklamayı onları tutmayı kendimize şiar edinmiş iz aldanıyor uz işte kuyumcunun aldandı gibi hz Mevlânâ diyor ki o kimse arabasına bindi neşeyle koşa koşa gidiyordu nereye kan pası ödemeye ve o yüzlerce razı lıkla yolculuğa düşen kötü kazayı kendi ayağıyla varıp çatan hayalinde mal vardı büyük vardı yücelik büyüklük vardı azrail ise evet diyordu git umduğunu bulursun o garip kişi yoldan gelince hekim onu aldığı padişahın huzuruna götürdü o kimse hayalleri ya mal mülk mevki makam rahat ve rehavet lüks bir hayat ama bugün içinde villalar arabalar katlar yatlar para bul makam mevki ve müslümanları bozan şeyler kardeşler o her müslümanlar hayal kuruyorlar param olsun bademli’de villa alayım ha bir de şunu ekliyor bademli’de bir villa alayım dervişler gelsin orada iyisin iyisin gülüyorsun lan lan bir derviş bademle gitmek için 20 lira artacak gelmek için 20 lira artık onun evine yemeğe gidecek bir daha laf ya aha var burada getir burada iyidir eve git yemek sanayi birinin anlaştık ya bu cumartesi ben orada yemek vereceğim ben sana hayır mı diyeyim var ı love bu insanlar kendi kendine aldatıyorlar işte müslümanı da aldatan kandıran o bu ve müslümanlar o kaldırılmıştır davulda oh kendi kendini aldatmış tığla devam ediyorlar kardeşler bu bir topluluğu yakan yıkan bir toplumu yok eden helak eden şey vardır bu imam mı ettin imanın emrettiği gibi yaşayamıyorsan have an ad aldın sen bu iman ettin mi evet iman ettiğin gibi yaşa o imanın neyi emrediyorsa hayatını ona göre dizayn et helvaya düşme bu dünyaya düşme ayrılığa düşmek kur’an ve sünnete sımsıkı yapış o yol sana yeter allah bizi onlardan eylesin geciktirdim hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun el-fatiha masalat.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.