Mesnevi Şerhi

333. Mesnevi Şerhi (2305. Beyitten)

Mesnevi Şerhi (2305. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2305. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. >> O yüzden onu çok severdi babam. E bizde de böyle bir baba duygusu var ya tam yaşanmamış. O yüzden şimdi Debreli Hasan olunca hemen benim kanım kabarıyor diyorum patlatayım bir Debreli Hasan şimdi diye. Ama İsmail nerede? Gözüm görmedi. İsmail hiç Debreli Hasan’ı siz oynamıyorsunuz.

Oynadınız mı? Ben fark etmedim o zaman. Neyse bayrama inşâallah. fark etmemişim. Tabii o Debrel’in hikayesi şu. Zenginlerden fukaralara verir. Öyle meşhur oluyor. Bir de drama köprüsünü kendisi yaptırıyor. Drama köprüsünü komple kendisi yaptırıyor. Kendi akçesinden yaptırıyor. Yani zenginlerden topladıklarıyla sonuçta fabrika çalıştırmıyor ama zalim zenginlerden topluyor. Ondan sonra eee şeyi yaptırıyor. Drama köprüsünü yaptırıyor. Yani Ege’nin Zeybek versiyonun Makedonya bölgesinin versiyonu.

Aynı kültür. Yani Ege’de de Zeybek’ten çıkış noktası zalimlere karşı. Zalim zengin, zalim kaymakam. Yani zalim orada tütün zamanı şeyler İngilizler filan o tütün eee şirketleri. Efelerin çıkış noktası da o dramanında herkes tabii onu normalde dramalı olarak biliyor. Normalde aslen dramalı değil ama drama köprüsünü yaptıran kimse. Evet biz oralara girmeyelim bu gece. Sesim ancak sohbet edecek inşâallah. Tarihte kalmış öyle yiğit insanlar. Bunlar yiğit insanlar.

Bunlar böyle zalime boyun eğmeyen, fakir fukaraya zulmetmeyen, devamlı hak ve hakikatin yanında duranlar bunlar. Bunlar tarihi şahsiyet. Bunlar devletin Osman-ı Aliye’nin Osman-ı Aliye devletinin artık böyle eee yönetemez hale geldiği zaman yani vatandaşını koruyamadığı zalimlere karşı halkın yanında, fukaraların yanında duramadığı zamanlar. O normalde tabii insanlar şimdi farklı bakıyorlar da Allah iyi etsin inşâallah. >> O yüzden dramalı Hasan favorimiz Evet.

Mesela Kerimoğlu o bölgenin favorisidir. Kerimoğlu da orada tütün şirketlerinden başkaldır. Sonra onu çok affedersiniz koca Arap diye bir zam diye bunu pusiye düşürür. uyurken onun yanındaki kızının birisi satar. Hep satanlar kızanlardır yanında. Mesela İsa Aleyhisselam’ı havarisi satar. Şeyh Şamil’i yanındaki halifesi satar. Acı şeyler bunlar. Hani var ya orada bir şey. Oyna lan koca arabım sen oyna. Senden başka yiğit kalmadı yani. Yiğitlik sen senden başka yiğit kalmadı.

Yani sen yiğitliği bozdun. Hani o şeyi eee Kerimoğlunu oyuna getirdim. tezgaha getirdi. Onun karşısına çıkacak bir kimse değildi. Bunun gibi beyti. En son gece gece geçti, sabah oldu. Sen ne vakte kadar bu altın masalına yeniden başlayıp duracaksın diyordu. Bedevi hanımına nasihat ediyor. Nasihate devam ediyor. Gençken daha kanaatliydin. Şimdi altın istiyorsun. Halbuki sen önceden altındın. Üzümlerle dolu bir asmaydın. Nasıl oldu da kesada uğradın? Üzümün tam olacakken bozulup gittin.

Meyvenin günden güne daha tatlı olması lazım. İp eğrenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok. Sen bizim eşimizsin. İşlerin başarılması için eşlerin ayda aynı huyda olması lazımdır. Eşlerin birbirine benzemesi lazım. Ayakkabı ve mestin çiftlerine bir bak. Gençken daha kıymetli, daha kanaatliydin. önceden altınd. Yani daha kanaatliydin. Malum kanaat bitmeyen bir hazinedir.” der. Hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Böyle olunca eee gençken insan daha henüz dünya sevgisini tatmamıştır.

16, 18, 20 yaşında bir delikanlıyı alın. Dünya sevgisini tatmamıştır o. Yani dünyanın eğlencesindedir. Hani o böyle eee dünyayı sevmek değildir. Onun dünya onun hoşuna gider. Dünyalık işte güzel giyinsin, güzel gezsin. Şimdiki gençler de işte son model telefon olsun. İşte kafelere gitsinler telefonu koysunlar masanın üzerine. Bugün de böyle oldu desinler. Selfie yapsınlar. Bunlar normal şey dünya sevgisi ise başka bir şeyler. Bir taraftan dünya sevgisi iyidir.

İnsanı dünyaya hırslı yapar. Bir taraftan da sıkıntılıdır. Dünyayı, dünyaya köl olur. Allah muhafaza >> Gençken insan gönlü de berraktır. Daha henüz haramlarla tanışmamıştır. Haramların içerisine düşüp kalkmamıştır. Onun gönlü temizdir. Kötülük nedir bilmez. Alevere de alevi bilmez. İnsanları aldatmayı, kandırmayı bilmez. O yüzden normalde gençtir. Bir de henüz daha dünyalık endişesi yoktur onun. Tabiri caizse anne para, anne baba parası yiyordur. Dünyalık endişesi yoktur onun.

Ne zaman dünyalık endişeye sahip olur insan? İşte eş çoluk çocuk oldu mu onda dünya endişesi olur. Eş çoluk çocuk yoksa onda dünya endişesi olmaz. Hani çok fazla olmaz. Böyle olunca insan işte bir eee gençlikten çıkıp artık orta yaşlılığa doğru giderken onun ihtiyaçları değişir. İhtiyaçları değişince de o berrak halini terk etmeye başlar. Eğer terbiye olmazsa ve hani fıtri olan o güzelliğini, o temizliğini, o berraklığını kaybeder. Hani diyor gençken eee daha kanaatin.

Şimdi altın istiyorsun. Önceden sen altınd diyor. Önceden sen altındın deyince ben şuraya yoruyorum. Yani Tin suresinde ayet 4’te, “Biz insanı ahsen-i takvim üzerine yarattık.” diyor. Ahsen-i takvim üzerine yaratmak fizik olarak her şeyi yerli yerinde olması, ahseni-i takvim olarak yaratılması, onun manevi olarak da her şeyinin bir tamam olması. Yani henüz daha o kirlenmedi. Bakın kirlenmedi. Ah seni takvim üzerine. Sonra kirlenmeye başladı. Fıtratından uzaklaştı.

O yüzden asıl değerinin asıl değerini kaybetmeye başladı. Yani altındı içine bakır karışmaya başladı. Altındı içine bakır karışmaya başladı. Bakır karışmayı başlaması demek onun haramlarla tanışması, haramları işler hale gelmesi ve dünyanın onu cezbetmesi. Artık o dünyaya doğru meylediyor. Yani yaşlılar için en korkulacak şey yaşlılar için yaşlanınca o kimsenin dünya sevgisinin ve dünya hırsının artmasıdır. Hadisle sabittir bu. Hani yaşlandıkça dünya sevgisi ve dünya hırsı aşağı ineceğine kimisinde dünya sevgisi ve dünya hırsı artar yaşlanınca.

Bu kötü bir yaşlılıktır. Bir hadis-i şerifte lanet olsun o erkeklere ki yaşlandıklarında gençliğe özenirler. Yani yaşlandığında gençliğe özenir. Hani görürsünüz ya gelmiş benim gibi 65 yaşına saçı sakalı ağırmış. boyatayım da hangi çıtırlara bakacağım diye uğraşır ya bu lanetlik bir ihtiyar veya görürsünüz 5060 yaşında genç delikanlılar gibi geyineceğim diye uğraşıyor. Üzerine likralı bir tane tişört giymiş daracık. Altına likralı bir tane pantolon denilen tayt giymiş.

Her tarafı meydanda. Benden yaşlı. O gençliğe özeniyor. O lanetlik ihtiyarlardan. O kimse yaşına göre giyinmiyor, yaşına göre yaşamıyor. Erkek olarak bir kimse Türkiye standartlarında artmışı geçti mi yaşlıdır o. Yaşlı kategorisindedir. O bitmiştir onun işi. O artık tabii Ahmet Özbağ yeni bir bomba attı önümüze. O yüzden bundan sonra 60’a gelenler orta yaş grubunu görüyormuş. Öyle mi Abdullah? He >>

değişti. Değiştirdiniz yani. Değiştirmişler. Ne oluyor şimdi?

60 yaşında olan ortaya iş grubu ihtiyar. Ben bunun Türkçesini söyleyeyim mi size? Dünya emperyalist global sistem diyor ki siz diyor 70 yaşına kadar orta yaş grubundasınız. 70’e kadar çalışacaksınız diyor. Sizi sömüreceğiz yani diyor. Yani sizi sömürmeye devam edecek ama sömürürken de sizi aldatacak. Sen geleceksin 65 yaşına. Ben hala da orta yaş grubundayım diyeceksin. Kendi kendini aldatacaksın. Yani şimdi hadis-i şerifte de ihtiyarların kötüsü lanetlik olanı ne?

Yaşlandığında gençliğe özenenler. Ve korkunç olan ne? Bir kimsenin yaşlandıkça dünyaya tama etmesi, dünyayı sevmesi Allah muhafaza eylesin. >> Kef ayet 46. Mal ve oğullar dünya hayatının geçici ziynetidir. Geride kalan salih ameller ise sevap olarak da ümit kaynağı olarak da rabbinin nezdinde sizin için daha hayırlıdır. O zaman bu dünyanın serveti, dünyanın serveti geçici dünyadaki çoluk çocuk geçici, kadın erkek geçici. Bu dünyanın her şeyi geçecek.

Buradan bizim götürecek olduğumuz şey ya iyilikler ya da kötülükler. Götürdüğümüz kötülükler ise biz cehenneme bay bay yapacağız. O tarafa doğru gideceğiz. Yok iyiliklerse cenneti selamlayacağız. Cennete gideceğiz. İkisinden biri. Ama insan bu dünyanın debdebesine, şataatına, şatafatına aldanıyor. Rabbim muhafaza eylesin. >> Yine hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, “Dünya melundur. İçindekiler de melundur. Ancak zikrullah ve zikrullah’a yardımcı olanlarla alim veya müteallim hariç.

Tirmizi ve İbn Mace’de geçen bir hadis-i şerif. O zaman dünya ve içindekiler melundur. Dünya ve içindekiler Allah ve Allah yoluna hizmet ediyorsa dünya ve içindekiler helal dairede eş ve çocuklarına hizmet ediyorsa, dünya ve içindekiler Kur’an ve sünnete hizmet ediyorsa bunda bir beyiş yoktur. Bu güzeldir. Bu ahsendir. Bu harika bir şeydir. Bu muhteşem bir şeydir. Bu muhteşem bir şeydir. Ama senin dünyalığın, senin dünyalığın yani araban, katın, yatın, evin, barkın, eşin, çoluğun çocuğun Allah yolunda koşturmuyorsa, oraya hizmet etmiyorsa onlar senin cehennemlin oluyor.

Onlar dünyalıkların ve dünyada Cenabı Hakk’ın sana lütfettikleri. Allah yolundaysa senin cennetin oldu. Yok Allah yolunda değilse senin cehennemlin oldu. Allah muhafaza >> Değlemide geçen hadis. Sizin hayırlınız ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyen ve insanlara yük olmayandır. O zaman biz ne dünya için ahiretimizi terk ederiz? Bakın bu dengede tutmak bir şeyi. Dünya ve ahireti dengede tutmak. Ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyen, dünya ve ahiret çizgisini dengede götüren.

Bu hadis-i şerif bizim ölçümüzdür. Biz normalde başkasına yük olmayı sevmeyiz. Hani geldi gencin birisi ya böyle ibadet ediyordu mescitte. Hazreti Ömer efendimiz dedi hani sen ne yapıyorsun burada? Ben de onun ibadet halindeyim burada dedi. Senin iyaşeni kim sağlıyor? abim dedi ona kalk dedi camiden kovdu onu dedi ki abin senden hayırlıdır neden o bir başkasına yük olmuyor şeyhmiş dervişmiş alimmiş eski dervişmiş yeni dervişmiş yok başkasının yükü olmayacak bizim dergahımızın ölçüsüdür adabıdır.

Mesnevi Şerhi (2305. Beyitten) Hakkında

Biz başkasına yük olmayız. Biz hiç kimseden hiçbir şey istemeyiz. Yük olmayız. Şey lillah demeyiz hiç kimseye. Bu bizim ölçümüzdür. Ve biz ahiretimiz için dünyayı, dünya için de ahireti terk etmeyiz. Alan el, alan el olmak istemeyiz. Biz veren el olmak isteriz. Biz zekat toplayan değil, zekat veren olmak isteriz. Çalışın demiş ayet-i kerimede. Biz çalışırız. Bizim bu noktada din geçim kaynağımız değildir. Adem’den itibaren dindarların en büyük handikapı dini geçim kaynağı yapanlardan olmuştur.

Bu kim olursa olsun biz dinimizi, yolumuzu, inancımızı, imanımızı geçim kaynağı yapmayız. Allah muhafaza >> O yüzden sizin hayırlınız ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyen ve insanlara yük olmayan kimsedir. Biz en hayırlısı olmaya Cenabı Hak bizleri muvaffak eylesin. O yüzden insan dışarıda, etrafta, orada burada altın arama yoluna girerken kendi iç dünyasındaki cevherini unutur. Oysa Allah bütün insanları ahsen-i takvim üzerine yaratmış ve bütün insanların kalbine nur vermiş.

O nur harekete geçtiği anda o kimse insan-ı kamil olur. İnsan kendi üzerinde bulunan halifelik nurunu veya halifelik nüvesini unutmuş. Dışarıdan bir sürü şey arar. Allah muhafaza eylesin. >> Üzümlerle dolu bir asmaydın. Nasıl oldu bozulup gittin. Hazreti Pir Allahu alem buradaki asmayı insana benzetmiş. İnsanın potansiyeli, insanın yapabilirleri yapamaması. O yüzden eee asmayı şimdi tabii eee genel olarak insanlar şehirlerde büyüyorlar. Ancak köyde veya tarlası olanlar asmayı bilir.

Şimdi asmayı normalde ekersin küçücük bir fide gibi. Ondan sonra o büyümeye başlar. Sen onun üzerinde işçilik yaparsın. Bakarsın, edersin, çatarsın. Sonra ilaçlarsın. Sonra o koruk olur. Koruktan sonra üzüm olur. Önce ne olur? koruk olur. Üzüm olgunlaşmamış haline koruk denir. Bizim orada koruk deniyor. Burada ne diyorsunuz? Koruk diyorsunuz değil mi? Ya Demirtaşla Bayındır’ın arasında bir fark yok zaten ya. Ha Demirtaş ha Bayındır. Muhtar siz de mi koruk diyorsunuz?

Siz de mi koruk? Üzümün olgunlaş korup biraz ekşimtırak olur. Hatta bazı e asmalar vardır. Biz ona hani asma deriz. Onlar mesela e ekşi yapmak içindir. Çok ekşidir o. Onun üzümü yenmez. Onu daha korukken toplarlar. Suyunu sıkarlar. Bildiğiniz koruk ekşisi yaparlar. Bayındırda yapardı annem onu. Bizim eee bahçenin içerisinde korumuz vardı. Şimdi koruya geleceğim. Normalde asmaya geleceğim. Buradaki bu asma metafor benzetmesi çok hoşuma gitti. Benim asmayı bildiğimden eğer o asma yedi veren ise bir de yedi veren asmalar vardır.

Adı yedi veren olarak kalmıştır. O bir başlar baharda koruk vermeye. Ta sonbahara kadar hep koruk verir. O yedi veren asma derler bizim orada ekşidir onun tadı. Ama bütün üzümler biter, her şey biter. O hala daha yeşil koruk verir. Yediveren asmsı diyoruz biz ona. Bilmiyorum burada var mı? Var mı İsmail yedi veren? Çekirdeklidir o. Yiyimi hoş değildir. Ama veelakin yedi verendir. Boyuna meyve verir. Şimdi Hazreti Bir insanın burada yani normalde bedevinin ağzından eşine söyle diyor.

Sen diyor üzümlerle dolu bir asmaydın. Bu muhteşem bir şey yani. Sen böyle eee üzün veren, üreten, devamlı türü taze kendini tutan, kendini sağlam tutan bir asmaydın. Ama senin diyor üzümlerin yenileceği zaman olgunlaşmayı bekledik. Yani koruk üzüme dönecekken sen kendi kendini kötüleştirdin. Kendi kendini heba ettin ve o koruklar biz olgunla nsın biraz daha kemale ersin. Yiğimi hoş olsun ağza tat versin diye beklerken sen çürüdün. Meyven olgunlaşması gerekirken meyveyi çürüttün sen olgunlaşmadan.

Bu ne demek? Sen dünyevileşmemen gerekiyordu. Sen ne güzel normalde öyle bir şeydin ki sen rüyalar görürdün, haller yaşardın. Namazını kılardın, dersini çekerdin, güldür güldür zikirlere giderdin. Ama sen kalktın, nefsine uydun, kibire düştün. Kendi kendini bir şey zannettin. Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün. Sen kendini işe yaramaz hale getirdin. Dış güzel, için çürük kokuyor ama. Dışın ne güzel nefasetli görünüyor. Ermiş, olgunlaşmış gibi görünüyor.

Ama sen kendi özünü bozdun, yolunu bozdun, çizgini bozdun. Geriye doğru gittin. Sen olgunlaşıp kemale erip insanlara faydalı olman gerekirken sen o olgunlaşma sürecini geri çevirdin. Bu neyle oldu? Bu dünyaya aldanmanla oldu. Heva hevese uymanla oldu. Nefsini ilahlaştırmanla oldu. Sen şımardın. Şımarınca kaybettin. Allah muhafaza >> O dünya senin yakından tuttu. Dünya senin kalbini çevirdi. Oysa hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştu ki, “Ademoğlunun iki vadi dolusu altını olsa, malı olsa üçüncü bir vadi daha arzu eder.

Ademoğlunun karnına ancak toprak doldurur. Allah tövbe eden kimsenin tövbesini kabul eder” dedi. Buhari Müslim bunu ne zaman söyledi biliyor musunuz? Bu hadis-i şerifi bir yoldan geldi bir kimse çok temiz giyimli. Buranın emri kim dendi? Buranın emiri kim deyince peygamberi gösterdiler. Sallallahu aleyhi ve sellem dediler ki o dedi ki o kimse sana hediyeler geldi. Medine’nin filanca vadisinde seni bekliyor dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kalktı.

o hediyeleri almak için dedi ki onların buraya gelmesi mümkün değil. Çok büyük hediyeler. Katar katar dediler. Hazreti Abbas dedi ki, “Ey yeğenim, ey Muhammed” dedi ki, “Yük ise ben yükler getiririm. Bir şeyse yardımcı olurum.” Hazreti Abbas’ın içerisinde öyle bir dünya sevgisi var. “Müsaade et. Ben seninle geleyim dedi. O da olur amca dedi. Gittiler vadinin başına. Vadinin başına gittiler. Bir katar işte zebercet, bir katar mercan, bir katar işte şu altın ne ararsanız var.

Katar katar. Tabii o hediyeleri getiren kimse Hazreti Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gelen Katarları, o gelen hazineleri tanıtıyor. Diyor ki şunda mercan yüklü, şunda altın yüklü, şunda gümüş yüklü, şunda şunlar yüklü, bunlar bunlar yüklü. Bunları söyledikçe Hzreet Abbas diyor ki, “Ey Muhammed, bunların hepsi senin mi?” “Benim amca.” diyor. O bir daha söylüyor. Bunların hepsi senin mi? Benim amca diyor. Tabii o gelen hediyeleri getiren tanıtıyor.

O her seferinde benim amca diyor. Ondan sonra en sonunda diyor ki, “Hepsi de senin mi?” “Hepsi de benim.” diyor. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bakıyor ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onda dünya sevgisi aşırı. Son hicret edendir Hazreti Abbas. Mekke’deki işi kol çevirmektir. Faizciliktir. İlk Mekke fethedilince bugün faiz ayaklarımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de amcam Abbas’ın faizleridir. Derir dili titrek bir şekilde, “Ey Muhammed, ben paranın aslını da mı almayayım?” der.

Yok aslını al der ama faizlerini bırak derdi. İlk kaldırdığım faiz odur der. O Mekke döneminde Hazreti Abbas’ın faizciliğini yasaklamaz. Çünkü Mekke o zaman için müşrik bir devlettir. Müşrik bir devlette müminle kafirlerin arasında faiz yoktur. Hükmün hükmün çıkış noktalarından birisi de budur. O Hazreti Mekul hadisi de bunu destekler. Velhasıl Hzreti Abbas efendimiz radıyallahu anh hazretlerine normalde göğsünü bir sıkar böyle kucaklar onu sıkınca Hazreti Abbas efendimizin ağzından simsiyah bir duman çıkar.

Simsiyah bir duman çıkar. O zaman bu hadis-i şerifi, hadis-i kutsii söyler. Ademoğlunun iki vadi dolusu altını olsa üçüncüyü ister. Ademoğlunun karnını ancak toprakta örür. Yani sen ne kadar çok mal biriktirirsen habire daha mal biriktirmek istersin. Yaşlanırsın. Yaşlandığında bile mal biriktirmenin derdine düşersin. Y gelmiş adam 60 yaşına hala daha kaç tezgah alacağım, kaç tezgah satacağım, kaç bin metre mal yapacağım, ne kadar şunu yapacağım, ne kadar bunu yapacağım onu hesaplıyor.

60 yaşına gelmişsin. Yaşayacağın 10 yıl daha senin. 75’e kadar yaşa. 15 yıl yaşa. 60 yaşına kadar yapmışsın yapacağını. Daha ne yapacağım diye uğraşıyorsun. Bırakacağın parayı sen yesen 15 yıl yiyemezsin zaten. En fazla çoluğun çocuğun torunun der ki dedem biraz daha fazla çalışıp biraz daha fazla bıraksaydı der. Ama o dünya sevgisi, dünya hırsı adam 70 yaşına da gelse bırakmaz. Dünya sevgisi var ise, dünya hırsı var ise 70 yaşında fabrika kuracağım diye uğraşır insan.

Adam gelmiş 75 yaşına daha fabrikanın başında. Bir şey diyemeyiz. Herkesin kendi hayatı. Allah muhafaza eylesin. O yüzden dünya şeytanın şarabı gibidir. Seni onunla sarhoş eder. Seni onunla perişan eder. Allah muhafaza eylesin. >> Ve insanoğlu gerçekten enteresan varlık. O dünya sevgisine kaç yaşında olursun olsun bir kaptırırsa kendini kaybolur gider. Meyven günden güne daha tatlı olması lazım. İp eğrenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok. Siz ip eğrenleri de bilmezsiniz.

Şimdi urgancılık mesleği kalmadı çünkü. Trede urgancılık mesleği vardı. Bizim bayındırda da kalmadı. O kendirden iplik yaparlardı. Şimdi karşıda bir mekanizma vardır. Böyle dairemsi. Kendirler çuvalın içindedir. Heybesinde. Onu böyle geri gelir. O mekanizma döner. Dönünce eğirir. İp eğirme makinesin değişik bir şeysi. Bildiğiniz ip meydana gelir. Sonra 3 veya 4 ipi bir daha birleştiririz. Biz meslek lisesine giderken görürdük onları. O kendirden ip, halat, urgan yaparlardı.

Şimdi naylonu çıktı, bilmem nesi çıktı. Şimdi onlar habire geri geri gelirler. ipi eğirlerken sonra ipi dolar başa gider tekrar geri geri gelir. Başa gider tekrar geri geri gelir. Hazreti Pir diyor ki senin meyvan günden güne tatlanması gerekirken senin meyvan bozuluyor ve ip eğrenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok diyor. ipeenler gibi yani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hani iki günü müsavi olan, eşit olan zarardadır diyor ya.

Müslüman eee her an bilhassa sufiler manevi hallerini arttırmaları lazım. Bunun için zikirlerini arttıracaklar. Bunun için ahlaklarını arttıracaklar. İnce ahlaka sahip olacaklar. Bunun için sabırlarını genişletecekler, derinleştirecekler. Bunun için ne yapmaları lazım? Merhametli, toleranslı olmaları lazım. Kur’an ve sünnetten taviz vermemeleri lazım. Yollarının adabından, erkanından taviz vermemeleri lazım. Ama yok böyle olmazsa yani senin bugünün dünden iyi olması lazım.

Bugünün dünden daha iler olması lazım. Yani eğer bugünün dünden daha iyileri olmuyorsa senin meyvan olgunlaşmıyor. Sen geriye geriye gidiyorsun. Hep böyle eee dervişlerden gelen mesajlar şöyledir. Ben dervişliğimin ilk zamanlarında ne güzel rüyalar görüyordum. Şimdi göremiyorum. Dervişlin ilk zamanlarında aşkla, muhabbetle, dört elle sarıldıydın. Şimdi kendi kendine bir benlik geldi sana. Bir dervişlik böyle elbisesi giydin kendi kendine. Geriye doğru gidiyorsun.

Mesnevi Şerhi (2305. Beyitten) ve Önemi

Önceden sabah namazı vaktinde aman namazı kaçırmayayım, dersimi de kaçırmayayım diyordun. Şimdi sabah namazını da kaçırıyorsun, dersini de kaçırıyorsun. Dersine sıkı sıkı bağlıydin. Şimdi dersini de çekmiyorsun. Geriye doğru gidiyorsun. Ondan sonra da aradan bir yıl geçiyor, iki yıl geçiyor. Diyorsun ki ya bu adam nasıl Peygamber efendimizi görür? Ben daha görmedim. Sen daha görmezsin. Geri geri gidiyorsun. Yolda durduğuna hamdet, şükret. Bir de geri geriye gittiğini görmez.

Yolda hata görür. Geri geri gittiğini görmez. Şeyhte hata görür. Geri geri gittiğini görmez. Zakirde hata görür. Geri geri gittiğini görmez dervişlerde hata görür. Geri geri gittiğini görmez. Evde hanıma kızar. Çoluğa çocuğa kızar. Beyine kızar. Çoluğa çocuğa kızar. Ona hart hart buna hurt hurt. Ona tekme ona yumruk ona küfür. Ondan sonra bir de peygamberi görmek istiyor. Onun kibirlenir. Öbürkünü ötekileştirir. Ona tepeden bakar. Ona sanki çok matah bir şey yapıyormuş gibi kızar.

Sonra bir de Peygamber Efendimizi görmek ister. İşin en ilginç yanı bu. dedikodu yapar, gıybet eder. Onun bunun özel hayatına karıştırır. Burgaları inceler. Sonra benden fazla Peygamber Efendimizi görmek ister. Nasılsa ne yapıyor? Geri geri gidiyor. Ne yapıyor? Meyve olgunlaşmadan bizim orada göklü yedin derler. Gökken yedin. Yani olgunlaşmadın. Olgunlaşmadan sabırsızlık yaptın. Sen daha kanatların çıkmadan uçmayı denedin. Kedi köpeğe yem oldu. Hani yuvada duruyor.

Yuvada iyice kanatlanacak, serpilecek. Ondan sonra uçacak. Anne kuş veya baba kuş onun yuvadan uçma zamanını bilir. Yuvadan uçma zamanı geldiğinde yuvadan kendisi kovar onu. Atar aşağı onu. Bu anne babaya tabi değil. Kendi kendini olgunlaştırma havasında yuvadan atıyor kendini. Yuvadan atınca zaten aşağıda kediler bekliyor. Yukarıda martılar bekliyor. Bir tane daha bir kuş daha var. Bursa’da gördüm onu. Ne diyorsunuz siz ona? O da böyle yavruları yiyor değil mi?

Böyle değişik bir kuş o. Alaca gibi. Şimdi o normalde ne yapar? Kediler bekler. Orada bir kuş yuvası var. Bekler onu oradan. Çünkü ahmağın birisi atacak kendini. Ben uçuyorum diye atar atar atmaz kapar onu kedi. Veyahut da martı dolaşıyor martı kapıyor onu diyeceksin. Ben ilk önce dedim lan bu martılar ne dolaşıyorlar şehrin içinde? Dolaşıyorlar. Yavruları dolaşıyorlar. Şimdi dervişin de çok affedersiniz aptalı olur. Kendi kendine oldum davası güder. Kendi kendine oldum davası güdünce atar kendini yuvadan dışarı uçacağım diye.

Uçar uçmaz onu şeytan kapar. Daha uçuyorum derken yuvadan daha dışarı çıkıyorum derken onu şeytan kapar. Kurtlar kapar onu. Yerler bitirirler çatır çatır. İşte normalde o kimse geri geri gidiyor. ziyanda olduğunun da farkında ama kendisini aldatmasını seviyor. Allah >> Nahil suresi ayet 92. İpliğini sağlam eğirip de sonra onu söküp bozan şaşkın kadın gibi olmayın. Sen ipliğini sağlam ör. Sen ipliğini sağlam ör. Sen bir yola söz vermişsin. Sözünde ahdinde dur.

Eşine söz vermişsin. Sözünde ahdinde dur. Çoluğuna çocuğuna söz vermişsin. Çoluğuna, çocuğuna sözünde ahdinde dur. Büyüklerine söz vermişsin. O ahdinde dur. Ahdini bozma. Ahdini bozan bir kimse bu ipliğini sağlam eğirip sonra da onu söküp bozan şaşkın kadına benzer. Ayetle sabit. Bu ahitlerini bozanlarla alakalı ahittir bu. Hazreti Pir de diyor sen diyor o urgancılar gibi geri geri gitme. İpliğini sağlam örmüşsün. O ipliğini sağlam ördüysen onu çözme. Hiçbir zaman ahdinizi çözmeyin.

Hiçbir zaman verdiğiniz sözü unutmayın. Bir söz vermişsiniz. Kime söz verdiyseniz söz verirken 118 sefer düşünün. Ama söz verdiyseniz de o sözünüzden dönmeyin. Sufi sözünden dönmez. söz verdi mi orada kalır. Ne yaşarsa yaşasın. Senin söz verdiğin kimse bozulsun. Sen bozulma. Senin ahitleştin kimse bozulsun. Sen bozulma. Sen bozulma. Sen liman babası gibi durdurduğun yerde elleme. Bozulan senden değil zaten. O bozulduysa seni bırakıp gidecek. O bozulduysa yolu bırakıp gidecek.

O bozulduysa o kadınsa evi bırakıp gidecek. O bozulduysa adamsa o bırakacak gidecek. O ahdini bozacak. Sen ahdini bozma. Derviş ahdini bozmaz. Etrafındakiler ahitlerini bozsalar dahi bozmaz. Bakın etrafında her kim var ise eştir, evlattır, ne bileyim derviştir, kardeştir, arkadaştır hiç önemli değil. O ahdini bozmaz. ahdinde dur. Rabbim bize ahitlerinde duranlardan eylesin. >> O yüzden namazdan, zikirden, tövbeden, iyilik yapmaktan, kötülerden ve kötülüklerden sakınmaktan geri dönme.

Ahdinde dur, sabit dur. Vefasızlardan olma. Düğünü unutup, dünü unutup, bugün vefasızlık bayrağını çekenlerden olma. Öncekini unutup bugün vefasızlık bayrağını çekenlerden olma. Sen sabit Sen günden güne bozulanlardan olma. Günden güne geriye doğru dönenlerden Sen öyle ol ki öyle ol ki etrafın bozulsun. Sen bozulma. Allah muhafaza eylesin. >> Sonra işte ben eski halimde değil. Kendi ipini kendin çözdün. Kendin geriye döndün. Sen kendin gevşedin. Ben kendi nefsime söyleyeyim bunu.

İstismar ediyorsun. Sen sabit kadem duramıyorsun. Allah >> Sen bizim eşimizsin. İşlerin başarılması için eşlerin aynı huyda olmaları lazımdır. Ayakkabı ve meslin çiftlerine bir bak. Ey sufi kardeş, ey insanlar. Cenabı Hak hepinize ahseni takvim üzerine yarattı. Sen önce altın idin. Seni Allah altın olarak yarattı. Ama sen dünya sevgisiyle bozuldun. Dışarıda altın aramaya koyuldun. Sen asıl cevherini unuttun. Sen cevherine dönmeyi unuttun. Cevherine dönmüş olsaydın öyle olmayacaktı.

E ne aldın sen? Meyvanı bozdurdun. E ipini çözdürdün. Senin meyven tatlanacağına çürüdü. E sen zahir ve batınını birleştirip öyle yürüyeceğini sen zahir ve batını birleştiremedin. Hadis-i şerifteki gibi dünyası için ahiretini ahireti için dünyasını terk edenlerden olmayacaktın. E öyle oldun. İstikametini bozdun. Sünnete bağlılığını bozdun. Kur’an’a bağlılığını bozdun. Farzlara olan bağlılığını bozdun. Sen bozdun. Böyle olunca sen bizim eşimiz olmaktan çıktın.

Birbirinin aynısıdır. Bir şeyin eşi demek aynısı demek. Bunu karı koca olarak alsan kadın da erkek de bir iki ayakkabı gibidir. İki ayak aynı ölçüde ayakkabı olmazsa yolda düzgün yürüyemez. Mürit mürşit iki ayakkabı gibidir. Bir insan gibi düşündüğümüzde bir tanesi bozulursa yürüyemez o kimse. Hadis-i şerif. Hazreti Peygamber buyuruyor ki hakkınızı helal edin. Ben bu hadisleri hep böyle işin manevi tarafından alıyorum. Bir kimsenin bir ayakkabısı kaybolursa öbürkün de çıkarsın.

Öylesi yürüsün diyor. Dengesiz olur. Çünkü denge önemlidir İslam’da. Siz zahir batın dengesini kurmak zorundasınız. Siz dünya ahiret dengesini kurmak zorundasınız. Denge bozulursa yolunuz bozulur, hayatınız bozulur. O yüzden normalde hiçbir zaman dengeyi bozmayacaksın. Ve eşler ne diyor Hazreti Pir? Ben böyle karıştırıyorum kararmasın diye. Eşlerin birbirine benzemesi lazımdır diyor. Kul müdabı Hakk’ın sıfatlarını üzerinde tecelli ettirir. Sıfatlar onun üzerinde tecelli ederse Allah kendi sıfatını sever.

Çünkü bu sefer benzeşme başlar. Eğer Cenâb-ı Hak’ın sıfatları senin üzerinde tecelli etmezse sen onunla dost olamazsın. Allah >> Öyle olunca o zaman sen normalde birbirlerinize benzeme. İki derviş birbirine benzemesi lazım. İyilikte, güzellikte, hoşlukta. Ama Allah muhafaza >> Rabbim cümlemizi istikameti düzgün olanlardan eylesin. >> Kur’an ve sünnet-i seniye sımsık yapışanlardan eylesin. >> Geriye doğru gidenlerden değil her daim ileriye doğru gidenlerden eylesin.

>> Elfatihama salavat. 2310’dan devam edeceğiz inşâallah. Allah izin verirse. Birkaç arkadaş kitapları sordu. Onu da değinivereyim. Eee, kitapların bütün hemen, eee, basılacak olanlar basıldı. Bir tek Mesnevi kaldı. O da yaklaşık 9 cilt filan oluyor. Allah izin verirse o herhalde önümüzdeki hafta eee hafta sonuna yetişecek inşâallah. Hafta sonuna yetiştikten sonra da inşâallah eee kitaplarla alakalı bir dağıtım programı yapacağız. Ona göre bir plan dairesinde kitapların dağıtımına başlayacağız.

O yüzden buradan kitaplarda hem sohbetleri yazıya çeviren kardeşlerden hem de basımında, tanziminde bu noktada derlenip toparlanmasında faydası olan çalışan bütün kardeşlere huzurunuzda teşekkür ediyorum. Allah hepsinden de razı olsun. >> Rabbim ecirlerini arttırsın. >> İnşallah. Eee, hedefimiz şu, eee, böyle, eee, kitaplara böyle tabiri caizse değer verecek, okuyacak olan kimselere inşâallah dağıtım yapacağız. Bunu da buradan ilan edeyim. Bizim kitaplar ücretsiz.

Herhangi bir ücrete tabi değil. Bunları satanlardan da hakkımız helal değil. okumayacak olan gidip de bu böyle ucuz eee kitap alıp da satanlar var ya. Okumuyorsanız iade edin. Biz onun bir ücret karşılığında dağıtmıyoruz onları. Eee, o yüzden, eee, onu böyle değersizleştirmek, götürüp o, eee, ikinci el kitap satanlara onu ucuz bir paraya satmak hoş bir şey değil. Bunu bütün herkese söylüyorum. Okumayabilirsiniz. Dursun kitaplarınızda bir okuyan çıkar. Bunu da düşünebilirsiniz.

Ama gidip de o kitapçılara, o kimselere işte eee kiloyla satılacak bir kitap değil. Ben kendi emeğimden geçtim. Benim böyle bir derdim yok. Onun basın parasından da geçtim. Böyle bir derdim de yok. Onun fi sebilillah Allah için yazıya dökenlerin bir emekleri var. Onlar da bunu ücretsiz yapıyorlar. Onların emeklerine yazık. Allah bizi affetsin. >> Rabbim inşâallah amel edenlerden eylesin. >> Elfatiha salavat.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.