Mesnevi Şerhi

319. Mesnevi Şerhi (2255. Beyitten)

Mesnevi Şerhi (2255. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2255. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. >> Onların yıkıldığını bizlere göstersin. >> Bütün ümmeti Muhammed’e özgürlük nasip >> Ecmin. beyte gelmişiz. Tabii bu arada mezevi sohbetine başlarken Erzincan Zakiri Leyla Hanım’a da teşekkür ediyoruz. eee sohbetleri o taşlangıçtan itibaren yazıya döküyordu.

O yazıya dökmüş olduklarının hepsi 2024’e kadar olanları hemen acil hediye babından yetişsin diye eee bastırmış kitap olarak. Eee hoşuma gitti. Sevindim kendisine ayriıyetten özel teşekkür ediyorum. Biz de onu şimdi az önce istişaresini yaptık. Allah izin verirse inşâallah onu bastıtıracağız. Böyle biraz daha üzerinde eee kitap haline getirip basıtlar olacak inşâallah. Allah’tan bir şey gelmezse. Hoşuma gitti. Böyle baktım hani eee amacımız, maksadımız kitap yazmak değil veyahut da kitaplaştırmak değil.

Neyi doğru biliyorsak konuşuyoruz ama böyle insanın gönlüne hoş geldi. Benim gönlüme hoş geldi. Allah iyesin inşâallah. >> Evet 2255 beyte gelmişiz. Gündüzün elbisemiz güneşin ziyası. Geceleyin döşek ve yorganımız ay ışığı. Açlığımızdan değil mi ayı okkalık ekmek sanıp elimizle gökyüzüne saldırıyoruz? Yoksullar bizim yoksulluğumuzdan ve gece gündüz yiyecek düşünmemizden arlanıyorlar. Sami’nin halktan kaçtığı gibi akraba, yabancı herkes bizden kaçıyor.

Birisinden bir avuç mercimek isteyecek olsak bize sus geber babalar çıkarıcısı diyor. Malum şikayet devam ediyor. Geçen haftadan kalan geçen hafta da çünkü en son ekmeğiz yok, ekmeğimiz yok, katığımız dert ve haset, testimiz yok, suyumuz gözyaşı diyordu. Normalde tabii bu yoksul bir Arap bedevisinin kocasına olan şikayetleriydi. Ama ben bunu nefse vurmuştum. Malum o bedevi kadın insanın kendi nefsi demiştim. O nefis şikayete devam ediyor. Elbisemiz güneşin ziyası, yorganımız ay işiyor.

Hani gündüzün elbisemiz güneşin ziyası, geceleyin döşek ve yorganımız ay işiyor. Yani fakirlik öyle bir noktaya gelmiş ki o eee normalde giyecek elbiseleri yok. Aynı zamanda da örtecek yorganları yok. Yani sadece güneşin ışığıyla ısınıyor. Normalde ay ışığı da üstlerini örtüyor. Bu biraz kinaye tabii. Bu mecazen normalde dünyada nasipsizlikle alakalı. Yani normalde o kimse eee mevcut kendi bulunduğu konumdan şikayetçi. On kendinden yukarılara bakınca o kimse nefis şikayet ediyor.

Kendinden aşağıdakilere baksa nefis şikayet etmeyecek. Çünkü Hzreti Peygamber de sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hadis-i şerifte insanın gözünü kendinden aşağıdakilere dikmesi gerektiğini söylüyor. Kendinden yukarıdakileri dikmeye kalkarsa nefis hep şikayet ediyor. Çünkü normalde isteğin sonu yok. İstedikçe ister insan. Veyahut da şatafatın, şataatın sonu yok. Heva ve hefese uymanın sonu yok. Gösterişin sonu yok. Yani o normalde böyle olunca nefis bu noktada dünyanlık olarak önüne ne koyarsan koy önüne ne koyarsan koy o daha da fazlasını isteyecek daha isteyecek.

İnsan nefsi çünkü kurgulanırken Cenabı Hak tarafından böyle kurgulanmış. Nefis hep daha fazlasını ister. Bunu çevirirseniz eğer bunu terbiye ederseniz manevi olarak da daha fazlasını ister. O manevi yolda yürürken de insanın nefsi daha fazlasını ister. Yani işte şeyhini gördün Hazreti Peygamberi görmek ister. Hazreti Peygamberi görse Allah’ı görmek ister. İnsan normalde 4üncü makama gelse 5. makamı ister. 5’e gelse 6ıya ister. Yani ister de ister. Çünkü insan eee o nefisin isteği hiç bitmez.

ister manevi anlamda olsun, isterse dünyevi anlamda olsun. Tabii burada hani dünyevi anlamı söylüyor ve diyor ki yani sufice bakış açısına bakılırsa yani o normalde eee nefis daha fazlasını hep istiyor aslında. eee sufi açısından bakılırsa o kimse aslında her sufi çıplaktır. Şimdi bu biraz ağır gelebilir eee sohbette yani nasıl çıplaktır? kendi iç alemine döndüğünde o kimse Allah’ın önünde fukaradır. Çünkü ayet-i kerimede hepiniz fukarasınız. Allah ganidir der.

Böyle olunca bir sufi kendisini hiçbir zaman maddi anlamda zengin görmez. Bir sufi hiçbir zaman da manevi anlamda da zengin görmez. Bir sufi terbiyesidir bu. hiçbir zaman kendisini işte fıkıhta üstat, ilimde üstat, işte ne bileyim sufilikte üstat belli bir makama gelmiş. Bunu sufi bunu böyle düşünmez. Bunu böyle görmez. Yani sufi bu manada maddi olarak da, manevi olarak da çıplaktır o. Yani giysisi yoktur. giysi çünkü makam getirir, mevki getirir. Ne bileyim işte belli bir kategori getirir.

Ama sufi giysisiz olmalı. Mesela ben şeyhimin üzerinde hiçbir zaman bir şeyh haydaresi görmedim. Bir şeyh cübbesi görmedim. Şey efendi özellikle böyle ben yolun başındaydım daha efendi oğlum bizimki derviş haydaresi dedi. O benim kulağımda kaldı. Sonra ödemişe bizim Hacı Ali abi geldi. Onun haydarisi Nakib Gabbah Ali Haydarisi. Sonradan o ödemişteyken bir de halife idaresi diktirdi. Onu da gösterdi bana. Dedi ki bu da halife idaresi dedi. Dedim şey Efendi halifelik verdi mi sana dedim ben.

Verdi demedi bana. Tabii ben bunu şeyh efendiye inceden sordum. Ali abi halifeniz mi dedim. Değil oğlum dedi. Bunu sorduktan sonra zaten dedi ki ona biraz para harcat oğlum cömert olsun dedi. Para harcaması lazım onun dedi. Cömert olması lazım. Para harcat dedi. Efendim ben nasıl para harcatayım onu dedim. Mesela dedi. De ki dedi bugün yemekler senden diyemem efendim kimseye ben böyle dedim. Ondan sonra de de dedi. Emredersiniz dedim. Dedim hacı abi bu cuma yemekler senden dedim.

Tamam dedi. Gittik köfteciye yemeği yedik. Ondan sonra kaklanı öde dedi bana. Kalktım ödedim ben. Şimdi ne oldu dedi. Olmadı efendim dedim. Yapamadık biz böyle şey olmadı dedik. Şimdi derviş, dervişlik açısından baktığımızda, sufilik açısından baktığımızda hiçbir şeyin ustası, hiçbir şeyin üstadı, hiçbir şeyin alimi değildir. Ey sufi dilinden ben şöyle şeyhim, ben şöyle mürşid-i kamilim, ben şöyle dervişim, ben şöyle alimim, ben şöyle bu bu işleri bilirim.

Bunu normal şartlarda sufi dili değildir. Sufi dili der ki, “Biz hep talibiz. Öğrenmeye talibiz. Hep öğreneceğiz biz. Hep beraber öğreneceğiz. hep beraberd. Hatta şey efendi biz biliyor mu derdi. Allah rahmet eylesin. O yüzden sufi Allah önünde çıplaktır. Maneviyat önünde de çıplaktır. Kendinde bir şey görmez. Ama nefsine uyan bir kimse ne kadar alim olduğunu, ne kadar iyi olduğunu, ne kadar büyük şeyh olduğunu, zamanın piri olduğunu, zamanın kutbu olduğunu söyler.

Ondan daha fazla alim yoktur. Ondan daha fazla ilmi, ilim ehli yoktur. Ondan daha fazla dervişliği bilen yoktur. Sufiliği bilen yoktur. yoktur da yoktur da yoktur da o her şeyin zirvesindedir. Öyle insanlar Allah muhafaza eylesin onlardan uzak durun kaçın. Bir kimse manevi olarak kendinde çok büyük özellikler olduğunu söylüyorsa oo ona ne rüyalar gösteriliyor. Hani dervişler arasında böyle muhabbet olur. Bana ertesi gün olacak olan şeyler gösteriliyor. Yani seninle alakalı da bir şey olsaydı o da gösterilirdi.

Onun o kadar maneviyatı çok ki ona her şey gösteriliyor. anlatır dervişler. Böyle güzel muhabbettir bu. Böyle dervişlerin arasında işte hatta kimisi hafiften böyle gözünü yumar böyle eee kafasını kalbini doğru saklar. Hani böyle şey yapar, eğer. Ondan sonra o o esnada bir ilham bekliyor. O esnada ötelerden bir haber bekliyor. Tabii ben böyle bir şey olunca bir melami eee var ya hani hikayesi koşa koşa gelmiş melami dervişi şeyhine demiş. Efendim filanca şey efendi peygamberliğini ilan etti demiş.

O böyle bir kalbine yaslanmış. Biz azimişan öyle bir peygamber ilan etmedik daha demiş. Şimdi dervişin çıkacağı son nokta bu. Gideceği yani böyle düştü mü hal anlatmaya, rüya anlatmaya? Ona bir hata yapsa ona söylerler. O bir günah işlese ona ikaz ederler. Tabii ikaz gelmediyse o haklıdır. Rüyasında görmediyse hatalı olduğunu o haklıdır. Hele karı koca dervişse yandı keten elva. Herkes o gece şey bekliyor. Tecelliyat bekliyor. Yani tartışmışlar. Öbürkü bir de diyor bana, “Efendim ben sabaha kadar bir ikaz görmedim.” dedi.

Kadına döndüm. Bak dedim, “Bir ikaz görmemiş o hani. Sen gördün mü? Vallahi efendim ben de bir görmedim dedi. Bunların ikisi de ikaz görmemişler. İkisi de haklı olduğunu söylüyorlar. Siz ikiniz de batmışsınız dedim. Nasıl dedi erkek? Dedim yani normalde eğer batmamış olsaydınız size bir ikaz gelirdi. İkaz gelmediyse siz yerle birsiniz dedim. Batmışsınız. Dedim size ikaz mi ikaz gelmiyor demek ki dedim siz emmareye düşmüşsünüz. Emmaredeki insana ikaz gelmez dedim.

Nereden gelsin dedim. Bunlar tabii arkalarına bakmadan gittiler. Dedim sarmaşın, dolaşın, barışın. Siz böyle dedim birbirinize için ikaz beklerken dedim ömür geçip gidecek dedim. Boşanacağınız sonra dedim. Onlar evet yok. Baba derviş ya ikaz bekliyorlar. Allah muhafaza eylesin. >> Dervişler arasında muhteşemdir bu. Ayı ekmek sanıp göğe saldırmak. Yani açlık o kadar başlarına vurmuş ki hani şimdi Gazze’den estanteneler görüyoruz bunlar. Buradaki anlatılan şey yani Gazye’yi aratmaz.

Hani Gazede çanaklar, çömlekler, yemek, ekmek hiçbir şey yok şu anda. E bir de işte filan yerde dağıtım yapılacak diyorlar. Bütün millet aç günlerdir. Herkes oraya koşuşturuyor. Koşuşturunca o namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, kanı bozuk, südü bozuk, insanlıktan nasibini almamış, hayvandan daha aşağı mahluk olan İsrailliler onları bombalıyor ve İslam ülkelerinde kınıyorlar. Çok yüksek dereceden toplanıyorlar, yiiyorlar, içiyorlar. Yüksek dereceden kınıyorlar, dağılıyorlar.

Ben bazen diyorum bu kadar yüksek dereceden kınamayın. Başınıza bir iş gelecek sonra diyorum. Tabii yüksek dereceden kınanınca onların da gücüne gider. Şimdi gücüne gidince de bunların bir şeylerini açıkla eyverirler. Eyvah ki eyvah ya. Mossadın elinde ne o efsan bilmem ne ıvır zıvır kol geziyor ya ortalıkta. E o siyonistler boş durmazlar. Mossat boş durmaz. O ülke liderlerinin bir açığını, bir şeysini bulmuştur. O zaten o Netanyano açıkça söyledi. Dedi ki, “Oturun oturduğunuz yerde bir açıklarsam” dedi, “koluklarınızı kaybedersiniz dedi.

Herkes sustu, oturdu, o sözü yuttu. Hani dünya liderleri, Müslüman dünyanın Müslüman halkı Müslüman olan liderler bu sözü yuttu. birisi şunu diyemedi. Açıkla ne açıklayacaksan diyemedi. Yani bütün halkı Müslüman olan onun devlet başkanlarını tehdit etti resmen. Haberlerde öyle okudum. dedi ki, “Oturun oturduğunuz yerde sizin hakkınızda” dedi, “bazı şeyler açıklarsam koltuklarınızda oturamazsınız” dedi. Artık ne varsa elinde Mossadın yani İslam ülke yani halkı Müslüman olanların, devlet başkanlarının demek ki açık olan bir halleri var, bir durumları var.

O durumlar da o haller de Mossad’ın elinde. O yüzden onlar da ne yapıyorlar? Konuşamıyorlar. bir şey yapamıyorlar. Aynı şey alimler için de geçerli. Aynı şey şeyhler için de geçerli. Yani Türkiye’deki cemaat liderlerinin le alakalı Mossad’ın elinde ne var bilmiyoruz ki. Hocayız, alimiz, şeyhi diye dolaşanlarla alakalı Mossad’ın elinde ne var bilmiyoruz ki. Yoksa bu uyku, bu gaflet, bu böyle konuşmama, hakkı haykırmama, ayetleri, hadisleri eğip bükme, meseleleri eğip bükme nereden geliyor bilmiyoruz.

Allah muhafaza eylesin. İşte öyle bir açlık ki >> nefis diyor ki, ondan sonra bu diyor ayı ekmek sanıp biz göğe saldırıyoruz. Yani normalde o kadar açlar ve normalde e acıkınca ayı ekmek gibi görüyor. Bir kimse neye ihtiyaç duyuyorsa, neye ihtiyaç duyuyorsa onu görür. Hep ihtiyaç gördüğü bir şeyin kölesi olur. İnsanoğlu öyle bir şeydir. Yani o en üst seviyede telefon alması lazım. Onu ihtiyaç görür. Onun kölesi olur. Aylarca onu taksitle ödeyeceğim diye uğraşır.

Altı üstü telefon görüşecek. Telefon açacak. Onun kölesi olur. Kimisi işte en son kreasyona sahip olması lazım. Moda olarak giymesi lazım. Onun kölesi olur. O gidecek adamın neresi erkek bilmiyorum. Daracık pantolonlar, daracık üzerine gömlekler veyahut da şimdi erkekler de başladı soyunmaya. Yani o moda çıplaklık. Şimdi erkekler de çıplak dolaşıyorlar. Kadınlar zaten çığırını açtı. Yani teşvircilik moda oldu. Halbuki o teşvirciliğe düşenler, modayı takip edenler, modacı olanların hepsi de psikolojik vakadır.

Bir kimse moda düşkünüyse psikolojik vakadır o. Herkes dar giyinirken o da dar giyinecek. Herkes biri tarafını açarken o da açacak. Gerçekten psikolojik olarak rahatsızlıktır bu. veyahut da o kimse işte telefon çıkacak önce o alacak. Hani gösteriyor ya haberlerde. Sıraya giriyor insanlar. Sabah saat 400’te 3’te 2de 1’de neymişti? iPhone’un yeni modeli çıkmış. Önce onu alacaklarmış. Hepsi de psikolojik rahatsız. Yani şu anda dünya üzerinde gerçek hastalık bu.

Hani bu bir teknoloji hastalığı değil. Bu marka bağımlısı. Yeni telefon onda olacak. Yeni bilgisayar onda olacak. Her şey onda olacak. Ve bunun açlığını yaşayınca o kimse onun kölesi oluyor. Normalde neye ihtiyaç duyuyorsanız onun kölesisiniz. Kur’an sünnet dairesinde bakarsanız o zaman meseleyi kurtarırsınız. Bana giyinmek için bir gömlek lazım, bir pantolon lazım. E dar giyemem. Bu İslam adabına aykırı erkek olarak söylüyorum. Erkeğin de vücut hatları belli olmayacak.

Sadece kadınla alakalı değil ki bu. Şimdi erkeklerin de vücut hatları meydanda. Bu da caiz değil. Erkekler daracık pantolon hepsi de meydanda. Hatta bir de düşük kemer olursa ondan sonra cuma da orada burada arkası görünüyor. Erkeklerin bildiğiniz arkası görünüyor. Erkekler de daracık gömlek giyiyorlar patlıyor. Hele bir de göbekliler giyiyor ya onu. Ya giyme ya giyme. Göbeğin patlıyor işte. Kadınlar da aynı. Giymeyin ya. Göbeğiniz var giymeyin. Daracık bir şey, likralı bir şey giymeyin.

Allah muhafaza eylesin. Onu ihtiyaç görüyor. Çünkü herkes onu giyiyor, o da onu giyecek. Herkes onu yiyor ya, o da yiyecek onu. İhtiyaç görüyor. Bu büyük bir hastalık. Bu da nefsin hastalıktır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden nefis her şeye el uzatmak ister. Ve her şey kendisinin olmasını ister. Nefis öyle bir şeydir. Burada da üstat diyor ki Hazreti Mevlânâ. Ondan sonra insan diyor nefsine uydu mu elini göğe uzatır. Yani aya ulaşacak ayı bile ekmek zanneder.

Yoksullar bile bizden utanıyor. Yani o kimsenin sefaletini görünce, o kimsenin o yokluğunu görünce yoksullar bile ondan normalde işte acıyorlar ona ve uzaklaşıyorlar. Bu bizden bir şey isteyecek muhakkak diyorlar. O yüzden y normalde sufice bakılırsa meseleye gerçek fakirlik öyle bir şeydir ki gerçek fakirlik o bir sufinin öyle bir hali vardır ki sufi o fakirliğ zenginliğin içinde olsa dahi etrafında her şey var olsa dahi o yokluk içinde yokluk yaşar varlık içinde yokluk yaşamak herkesin işidir.

Varlık içinde yokluk yaşar. O varlık içinde yokluk yaşamak nedir? Vardır harcamıyordur. Her şeye ihtiyacını görebilir. Onun yokluğu varlık içinde yokluk yaşamak. O hani o da bir nefis terbiyesidir. Ama asıl nefis terbiyesi. O kimse varlığın içinde olsa dahi yokluğun içinde yokluk yaşaması lazım. Yokluğun içinde yokluk yaşarsa o zaman elfakri olur. Öbür türlü o kimse gerçek fakrı yaşayamaz. Sufiler için fakırlı fakri yaşamak yani elini attını alıyorsun. alma kardeşim.

Elini attını harcıyorsun. Sen nefsini terbiye et. Aylık ne kadar eline geçti? 20.000 lirayı da ayın sonunda harcıyorsan sen nefsine uydun. Aylık ne kadar? 10 lirayı da sen harcıyorsan nefsine uydun. Sen o elini attığını böyle hemen sahip olmaya çalışma. Nefsine vur biraz. Nefsini terbiye et. Nefsini terbiye et. Gitme kafeye, oraya, buraya. Nefsini terbiye et. Alma ikide birde kendine kıyafet. Nefsini terbiye et. Oraya buraya harcama parayı. Nefsini terbiye et. Bak nefsini terbiye et.

O fakri yaşa. Millet ne der diye düşünme. Millet ne diyorsa desin millet der hep zaten. Peygamberlerin arkasından konuşmuşlar. Peygamberleri eleştirmişler. Bu insanoğlu nefsine uydu mu Allah’ı bile eleştiriyor. Kitabı bile eleştiriyor. Koca profesör ne diyor? Bu Allah’ın ayeti olamaz diyor. İnsan nefsine uydu mu eleştirmeyeceği bir şey yoktur. Nefsine uydu mu onun insanın konuşmayacağı bir şey yoktur. Allah’a iftira atıyor insan. Peygambere iftira atıyor insan.

üstatlara, şeyhlere, dervişlere iftira atıyor. İnsanoğlu kendi eşine iftira atıyor. Kendi çocuğuna iftira atıyor. Kendi annesine, babasına iftira atıyor. İnsanın sözü, lafı bitmez. Herkes bir laf söyler. Sen kendi nefsine bak. Nefsini terbiye et. Sen de herkesin güldüğü yerde sen ağla. Herkesin rahat ettiği yerde sen zorluğu yaşa. Sen herkes bolluktayken sen sıkıntıyı yaşa. Sıkıntıyı görsen neden? Herkes sıkıntıya düştüğünde sen bolluğu yaşayacaksın. Çünkü hiçbir kimsenin hayatı tek düze gitmez.

Sen sıkıntı varmış gibi yaşa. Sen sıkıntı olunca herkes zaten çökecek. Sen sen sende değişmeyecek bir şey. Sen günün zengini olacaksın. Ama bizi öyle alıştırmıyorlar. Bize sufilik terbiyesi vermiyorlar. Bize kapitalizmin bir de çarpık kapitalizmin terbiyesi veriliyor. Evlerde, çocuklarda, sokaklarda, devlette her yerde israf var. Devlet israf ediyor. Aileler israf ediyor. İşletmeler israf ediyor. Kadın, erkek, çocuk, herkes israf ediyor. İsrafın içinde yaşıyor şu anda insanlar ve borçlanaraktan israf ediyorlar.

Borçlanaraktan. Herkesin elinde birer tane plastik var. Borcu bitmiyor hiç kimsenin. Bir tane de olsa iyi. 1 2 3 4 5 6 plastikleri e taşımak için bir de cüzdan veriyorlar sana. Adam bir açıyor böyle kitap açar gibi 67 tane ne o şey var? Kredi kartı var. Dervişte gördüm. Dedim oğlum lan ben de dedim düne kadar kredi kartı yoktu. Banka göndermiş arka buzağlı inek gibi arkamıza baktık neden gönderdi diye. Savaş aradım. Savaş neden gönderdiler acaba bana dedim kredi kartını.

Savaş dedi ya normal bir şey dedi. Emekli maaşın oraya yatıyor işte şöyle işte böyle şudur budur. Yani adamlar bir de kendiliğinden arttırıyorlar limiti. Limit arttırıyor yani. Millette dolu mu dolu harcıyor ya. Sen ödeyeceksin. Sonra onun o kredi kartının tak kesin öbürküne, öbür kredi kartının takesini öbürküne ya. Harcama harcama ya. Olmayıversin. Yemeyi ver, içmeyi ver, geymeyi ver. Ya olmasın sende ya. Sende olunca bir şey mi level mi atlayacaksın, makam mı atlayacaksın, nefis meratiplerini mi geçeceksin?

O yüzden ama o normalde yani insanların önünde masaya atacak ya iPhone’u atacak, arabanın markasını atacak masanın üstüne tabii. Sonra onun bir de selfiesini çekecek, fotoğrafını çekecek, paylaşacak. Instagram’da orada burada yemek yedi. Filanca yerdeyiz. Onu da atacak, yapacak. Nefis onu istiyor çünkü. O yüzden normalde eee oysa sufi yokluk içerisinde yokluğu yaşamalı ve kendini herhangi bir yerde görmemeli ve nefis onu bir yerde görürken onu durdurmalı.

Nefis terbiyesi yapmalı. Nefis o işte gömleğin iyisini isteyecek, pantolonun iyisini isteyecek, modasını isteyecek. Ona diyecek ki, “Dur bu moda olabilir. Bu Kur’an ve sünnete uygun mu? Bu kıyafet Kur’an ve sünnete uygun mu? Sen erkeksin diye çok affedersin senin arkan tabak gibi meydana mı çıkacak? Yok böyle bir şey. E sen erkeksin diye daracık giyme giymeyeceksin. Erkek sen erkeksin. Sen normalde kısa şortta çıkmayacaksın meydana. Daha bugün bayan dersinden çıktım.

Yanındaki kadın feraceli. Feraceli artık eşi midir, ablası mıdır bilemeyeceğim ama erkekte dizinin üstünde, dizinin altında değil dizinin üstünde şort var. Kadın feraceli. Adamda dizinin üstünde şort var. Öyle çıkmış ya bu insanlara. Anneler, babalar, kardeşler, eşler acaba hiç mi anlatmıyorlar bu insanlara? Hiç mi sözlerini geçiremiyorlar? Adamın hanımı yanında yarı çıplak dolaşıyor. Sokakta yürümeye utanıyor insan. Sokakta yürümeye utanıyor insan. Rabbim muhafaza eylesin.

>> Evet. O yüzden sufiler şöhrete düşmeden, şatafata düşmeden, şataata düşmeden fakrın içerisinde fakrı yaşarlar. Allah bizi onlardan eylesin. >> Samiri’den kaçıldığı gibi bizden kaçıyorlar. Samiri kimdi? Musa Aleyhisselam. Turu Sina’ya gidince Samiri’i bir altınların hepsini eritti. altınlardan bir tane buzağ yaptırdı. O buzağıyı da normalde insanların önüne getirdi. O buzağan da şeytan bir ses çıkardı ve Musa’nın kavmi Musa turi Sinadayken Samir’in yaptığı buzayı ilah edindiler.

Çünkü insanlar nefis olarak putları ilah edinmeye meyillidir. Gerçek dinden, dinin hakikatinden insanlar uzak durmak isterler. Nefisleri bunu kabul etmez. Nefis hakikatten insanı uzaklaştırmak ister. O yüzden ayet-i kerimelerde sizin çok azınız iman etmiştir. Der Müslümanlar çok değildir hiçbir zaman. Adem’den itibaren hep azınlıktadırlar. Hev ve hevesine uyanlar, heva ve hevesini ilah edinenler dünya üzerinde hep çoğunluktadır. Hiçbir zaman inananlar çoğunluğu yakalayamamışlardır.

Bu ancak ahir zamanın son diliminde Mehdi ala resul zuhur edince yaşanacak. Öbür türlü Müslümanlar hep az işte. Eee Musa Aleyhisselam da Turi Sinaya 40 gün çünkü orada halvet etti tabiri caizse erbain çıkardı. 40 gün erbaindir. O yüzden erbain de Musa Aleyhisselam’ın sünnetinden gelir. Sufilerin bir kısmında bu terbiye sistemi vardır. Dervişleri 40 günlük erbain çıkarttırırlar. Bizim dergahımızda yoktur. Biz normalde sünnet-i seniye neyse biz ona tabi oluruz.

Hazreti Peygamber Ramazan’ın eee ilk zamanlarda ilk 10 gününde sonra orta 10 günde en son Ramazanın son 10 gününde itikafa girdi ve ölünceye kadar son 10 gün itikafta devam etti. Bizim için itikaf son 10 gündür. Ramazanın içerisinde 10 gündür. Biz 11 gün yapmayız. Ama o kimse itikafa normalde girer. Ne yaşayacaksa yaşar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bir de Muharremde 10 gün itikafa girmiştir. Ondan sonra onun da itikafı bozar. eee, eşlerden bazıları gelirler şeye, eee, mescidin içerisine çadır kurup onlar da itikafa niyet edince Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bunlara ne oluyor der.

Mesnevi Şerhi (2255. Beyitten) Hakkında

kendi itikafını terk eder. O sene terk ettiği sene de Muharremde itikafa girer. O yüzden bir kimse Ramazan’da itikafı terk ederse Muharremde kaza etmesi, Muharremde kaza etmesi evladır. Çünkü olur insan itikafı terk etmek zorunda kalabilir. Çok önemli bir mesele olur. O yüzden itikaftan çıkmak, itikafı terk etmek zorunda kalabilir. Öyle olunca da o kimse Muharremde itikafı ne yapar? İhate eder. İşte Samiriden kaçıldığı gibi bizden kaçıyorlar. Sonra Musa Aleyhisselam normalde Turi Sinadan döndü.

Dönünce eee halkının samirinin yapmış olduğu o buzağa tapındığını duyunca hatta o sinirle elindeki levhaları yere çarptı. Doğrusu biz senden sonra kavmini sınadık ve Samiri de onları saptırdı. Ne yaptı Samiri? O normalde halkı saptırdı. Musa kavmine kızgın ve üzgün olarak döndü ve “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti aradan? Yoksa rabbinizin gazabına uğramak istediniz de mi bana verdiğiniz sözden caydınız?” dedi.

85’ten 97’ye kadar. Ve böyle olunca halk samiriden iğrendi. Sen bizi sapkınlığa gönderdin. Sen bizi sapkınlığa sevk ettin. Deyip ondan selamı sabahaı kestiler. O yüzden o kimse artık öyle bir zillet halini yaşıyor ki onları normalde artık fukaralar dahi ondan kaçıyor. Şimdi derviş de bazen zaman başına böyle sıkıntılı zamanlar gelir. Bazen fukara halleri olur. Diğer dervişler aman benden bir şey is ister diye ondan kaçarlar. Mesela fukaradan insanlar uzaklaşırlar.

Bir şey isteyecek diye veya iflas eden bir kimseden uzaklaşırlar. Bizden bir şey ister diye. Normalde kaçarlar. Bazen insanlar kötü ahlaklılardan da kaçar. Sert tabiatlı olanlardan da kaçar. Bazen insanlar o derviş dahi olsa kaçar ondan. O sert tabiatlıdır. Olur olmaz konuşuyordur. Olur olmaz birilerine böyle sert davranıyordur. Millet onu ne çeksin? Ondan da uzaklaşır. Veya cimrilerden uzaklaşır insanlar. O kimse cimridir. Cenabı Hak onun etrafında kimseyi tutmaz.

Allah cimrileri sevmez. Cimrileri sevmeyince cimrilerin etrafında da hiç kimse olmaz. Sert tabiatlıları Allah sevmez. Onların etrafında da hiç kimse olmaz. Onlar da kendi kendine avuturlar. Ben doğruyu söylüyorum. O yüzden hiç kimse etrafımda yok. Veyahut da ben iyiyim aslında işte hiç kimse benim etrafımda yok. Yok öyle değil. Doğru değil o. Cenâb-ı Hak peygamberine diyor ki, “Eğer sen yumuşak huylu olmasaydın, sert ve kaba olsaydın senin etrafında hiç kimse durmazdı.” diyor.

Bakın, peygamber olmasına rağmen sen sert ve kaba olsaydın senin etrafında hiç kimse olmazdı. O yüzden sert ve kaba olan insanların etrafında hiç kimse durmaz. Cimrilerin etrafında hiç kimse durmaz. ikide birde etrafını eleştiren insanların etrafında kimse olmaz. Dili sivri olanların etrafında kimse olmaz. Bağırıp çağıran insanlara böyle deli danalar gibi bir şey yapıyormuş gibi bağırıp çağıran insanların etrafında kimse olmaz. Ama onlara sorsan onlar çok iyi insan.

Onlara sorsana onlar çok iyi biliyor her şeyi. Bir biliyorlar bir biliyorlar bir biliyorlar. Bildiklerinden oğlu daha yıkılır. Öyle biliyorlar. Bunlar normalde bir sufi topluluğun içerisinde de uzun nefesli bunlar olmazlar. Sonra onlar çok biliyor ya. Yani normalde işte çok bildiklerinden dolayı işte üstada, zakire, görevlilere boyuna akıl vermeye kalkarlar. ne bileyim işte onların söylediklerini kesmeye çalışırlar, düzeltmeye çalışırlar gibi. >> O yüzden eee normalde bir tek fakirlerden kibirliler kaçar, eee cimriler kaçar.

Kendince o ben bunlarla beraber mi olacağım diyen müşrik kafalılar kaçar. Çünkü müşrikler öyle yapmıştı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin huzurundayken işte birkaç fukara derviş eee sahabe gelince hani biz bunların yanında mı konuşacağız? Biz bunlarla konuşmaya layık değiliz deyip yüzünü ekşittiler. Yüzlerini ekşittiler. Rabbim bizi onlardan eylemesin inşâallah. >> Mercimek istesek hakaret görüyoruz. Yani normalde bir lokmalık bir şey istese o kimse yani karnım aç dese işte hakaret yiyor.

Hoş şimdi bugünün dilencilerinin hangisine ihtiyacı var, hangisinin ihtiyacı yok bunu da bilmek mümkün değil. Dilenci diyorsunuz adamın üzünden 100.000 000 lira para çıkıyor. Dilenci diyenin 4 katlı, 5 katlı evi çıkıyor. Normalde işte Eskişehir’de oturuyorsa Bursa’da dileniyor. İşe gelir gibi sabahlin otobüse biniyor geliyor. Bursa’da dileniyor. Akşam olunca işten çıkmış gibi tekrar otobüse biniyor. Gidiyor Eskişehir’de. Eskişehir’de 4 be katlı binası var, dükkanı var kirada.

Şusu var, busu var. Tabii eşi bile bilmiyor dilendiğini. Eşi çocukları bile bilmiyor. O işim var deyip çıkıyor her sabah. Arabası marabası da var. Dedim ne yapıyorsun? Hani öyle ya. E ne olacak hocam dedi. Geliyorum dedi Bursa dedi. Arabayı bir yere park ediyorum dedi. Arabanın içerisinde kılık kıyafeti de var. Fukara kıyafeti. Arabada değiştiriyor. Dedim sen de benim gibi yapıyorsun o zaman. Nasıl dedi, “Ben de yola çıkacağım zaman yol kıyafeti var dedim. Açıyorum dedim ütülü pantolonu dedim gömleği dedim.

Sohbete gideceğim zaman arabanın arkasını değiştiriyorum. Aynı hocam benimki de aynı dedi. Benle aynı o da bana bir de öyle anlatıyor. Aynıyız hocam biz ikimiz de diyor. Vallahi aynıyız dedim. Sıkıntı yok ama ben dilenmiyorum dedim. Aramızdaki fark bu dedim. O dileniyor. Hani ben diyor halim vaktim yerinde hocam benim diyor. E dedim ne aman dileniyorsun ya hocam diyor duramıyorum ki. Meslek bu diyor. Yıllardan beri diyor meslek bu. Çocuklarını okutmuş birkaç tanesini evlendirmiş.

E dedim merak etmiyorlar mı? Senin dükkanın nerede? İşin nerede? E diyorlar dedi. Siz benim işime karışmayın diyormuş. Bir gün büyükoğul tutmuş. Ya ne yapıyorsun demiş ya seni takip edemiyoruz demiş. Ne yap ne takip edeceksin lan sen beni demiş. Bir de küfretmiş ona. Demiş önünü okuttum önünde işim var evlendirdim altında arabam var demiş. Lan sen benim işimi ne yapacaksın demiş. Dedim harikasın ya. Söyleyecek bir laf yok. E şimdi normalde hani biz şimdi isteyene verelim de nasıl verelim?

Verecek olduğumuz bazen bizden zengin. Bana soruyorlar diyorum ki ben vermiyorum diyorum. Yani o sünneti işleyemiyorum ben diyorum. Benim verecek olduğum yerler var diyorum. Ne uğraşayım başkasınla diyorum. Öyle deyince duruyorlar yani. Yok çünkü o hani ama hani insanlar genel olarak isteyene hor hakir baka. Cenabı Hak da istemeyin diyor zaten. Çok naçar kalırsanız temiz yüzlerden isteyin diyor. İstemek yok İslam’da. E istiyorsa da temiz yüzlerden isteyecek.

Çok naçar kalırsa. Ama öbür türlü normalde o kimse önüne gelenden istiyorsa bir şeyler veya andırıyorsa dileniyor o. Sufilikte de dilenmek yoktur. Sufi dilenmez. Bunu anlatıyorum derslerde ya hani Ulu Cami’de yassık kıldım dışarı çıktım. Böyle birisi geldi. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Benim bana dedi biraz yardım eder misin? sana dua edeyim dedi. Ondan sonra dedim, “Hayırdır?” Böyle şey yapınca dedi ki, “Üstadım beni seyahate çıkardı.” dedi. Ee dedim, “Sen” dedi Allah için seyahatteyim yani dedi.

Bizim dedim üstadımızın üstadının üstadının üstadını da üstat seyahate çıkarmış. demiş ki dedim verirlerse yiyeceksin. Vermez vermezlerse istemeyeceksin. Yatırlarsa yatacaksın yatırmazlarsa yatmayacaksın demiş. Kimseden bir şey istemeyeceksin demiş dedim. Bu böyle durdu şimdi. Hani bana maval okuma gibisinden. Aa baktım böyle şey bilgi tasıyor. Bak bunun adabı ne biliyor musun dedim. Nerede senin üstadın?” dedim. “Samsun’da.” dedi. Ben şimdi Samsun’a döndürdüm bunu.

Omuzlarından tuttum. Arkasına geçtim. Şimdi aç ellerini dedim. “Seni seyahate çıkarını vesile ederekten iste” dedim. Nasıl dedi? Seni seyahate çıkarmış ya üstadın dedim. Sen dedim şimdi Samsun’a doğru döneceksin. Diyeceksin ki dedim ya Rabbi üstadımı vesile ettim. Beni seyahate çıkaran o açsan diyeceksin ki dedim beni doyur. Böyle bir şey mi olur ya? Deli deli konuşuyorsun dedi. Ben deliyim zaten Bunu böyle yap. Gerçekten ihtiyacın var ise merak etme dedim. Senin ihtiyacın görülür ama dedim senin ne üstadına inancın var ne Allah’a dedim.

Sen başkasının elindekine güveniyorsun Başkasının elindekine güvenen insanın imanı kemale ermemiştir. Altını çizeyim. Başkasının elinin altındakine güvenen bir kimsenin O dilencidir. Sufi ise dilenmez. Öyle olunca hani burada nefis mercimek istiyor, hakaret görüyor ama normalde mercimek görüp de hakaret görmesi nefse ait. Sen nefsine uyarsan hakaret görürsün. Sen nefsine uyarsan sen zelil olursun. Sen nefsine uyarsan sen Allah’ın önünde, peygamberin önünde, üstadının, maneviyatın önünde ve insanların önünde zelil olursun.

Nefsine uyma. Heva hevesine uyma. Heva hevesine ilah edinme. Sen azizken zelil olursun. Zil olursun. Sonra dersin ki Allah beni zelil etti. Allah seni neden zelil etsin? Zelilli sen istedin. Edebe mugayyir sen davrandın. Edebin dışına sen çıktın. Sen haddi açtın. Sen çizgiyi açtın. E Cenabı Hak sen zihliliği sen istedin. O yüzden hani derviş bu noktada kendince hiçbir şeyin istemez ve onu da andırmaz. isterse nefsine uymuş olur ve kendisini zehlil eder. Allah muhafaza eylesin.

>> Ayriiyetten hor hakir görmemek lazım. Bu da zahiren bir fukarayı hor hakir görmemek lazım. Hani aye-i kerime var ya yetime ezme ayet-i kerimedir. Bu yetimi ezme hani. Hatta ayet-i kerimenin devamı vardır. Yetimi ezme. Dilenceyi de azarlama. Yani isteyeni, dileneni de azarlama. Bu ayettir. Bu işin şeri tarafıdır. Sen isteğeni normalde ne yaparsın? Azarlayamazsın. Yetimi ezemezsin. Yetime yardım edeceksin. Daha dilenciyi hazırlama. Vermiyorsan verme. Kimisi kızıyor, bağırı çağırıyor.

Allah muhafaza eylesin. O şey değil. Ve o kimse eee bir ondan isteyen bir şey olursa o kimse kendince iç aleminde Cenabı Hakk’ın kendisine bahşettiği nimetler için hamdedecek. birisinde bir şey, birisi bir şeye ihtiyaç görüyor. O sende var. Öyle değil mi? O sende varsa sen Allah’a çok hamdet. Allah’ı çok zikret. De ki ya Rabbi sen beni bu nimetin içerisine koymuşsun. Bu nimetle beni nimetlendirmişsin. Bu lütufla bana ikram etmişsin. Sana hamdediyorum. O sufi bunu gördüğü zaman hani bunu gördüğü zaman Allah’a olan zikrini hamdini arttıracak ve diyecek ki Cenabı Hak’a hamdu sena olsun.

Cenâb-ı Hak bana lütfetmiş, ikram etmiş, ihsan etmiş. sana vermiş herhangi bir şey. Sen de on ihtiyaç olarak görmüyorsun ama bir başkası işte ihtiyaç olarak görüyor. O örnekliyorum o ekmeğe muhtaç. Sende ekmek var. Hamdet sen. Neden bende pasta yok diye sızlanma? E bir başkası pasta istiyor senden. Sende tatlısı var. Allah’a hamdet. De ki: “Ya Rabbi, sen bunu nimetin içerisinde yüzdürüyorsun. Çünkü hani yetimi gördün. Yetimi görünce ya Rabbi beni anasız babasız bırakmamışsın.

Ben yetim kalmamışım. Sana hamdediyorum de.” O yetim çünkü bir şeye ulaşamıyor. Bir şeye yetişemiyor. Ya annesi yok ya babası yok. Kimisi anneli babalı yetimdir. Kimisinin zahiren anası babası vardır ama yetimdir. Nasıl analı babalı yetimdir? Yani o çocuk onların değilmiş değil sanki. Ne ilgilenirler, ne uğraşırlar, ne onunla herhangi bir diyalog kurarlar, ne onun eksiğini gediğine bakarlar. Yani doğurmuş atmış bitti. Analı babalı yetimdir. Gerçekten iç acı, işler acısı bir şeydir.

Bazen insanlar analı babalı yetim olur. Annesi babası olmasına rağmen anne baba ayrılır. Nefislerine uyarlar. Bir boşanırlar. Çocuk bir ona gider, bir ona gider. Dağılmış aile olur. Çocuk ne annesini anne gibi bilir, ne babasını baba gibi bilir. Hiç nefsine uyarlar. Kimisi 3 kuruştan, kimisi 5 kuruştan. Nefislerine uyuyup Evet. Evliliklerini bozarlar. Nefse uyar insan. Yapmayacak olduğu hatayı yapar. İşlemeyecek olduğu işi işler. Nefsine uyar. Ayrılırlar. Ayrılınca nimeti görürler o zaman.

Eyvah biz ne yaptık derler. Ha bazen dervişlerde de var. Ufak tefek mevzulardan ayrılmaya gidiyorlar. Allah’ım diyorum ya şunlara akıl fikir ver. Yani kimi gerçekten hani ayet-i kerime yetimi ezme ama analı babalı yetimler Analı babalı anne babası ilgilenmiyor hiçbir şeyle. Analı babalı yetim. Allah muhafaza >> O yüzden normalde o kimse etrafına baktığında etrafında olmayan bir şey kendisinde var ise Allah’ı çokça zikredecek, hamdedecek. O gözünü Sabancıya dikmeyecek.

Ha Sabancıda var bende neden yok? Otur oturduğun yere haddini bil. >> O zenginliğin bir de hesabını vermek var. O paranın bir de hesabını vermek var. Oturduğun evin hesabını vermek var. Bindiğin arabanın hesabını vermek var. Onun hesabı var. Yok zannetmeyin. Oturduklarınız evlerinizin hesabı var. Bindiğiniz arabaların hesabı var. Yazlıklarınızın, kışlıklarınızın, tarlalarınızın, bahçelerinizin hesabı var. Bunların hesabı yok zannetmeyin. İslam zenginlik karşıtı değil.

Zenginlik düşmanı da değil. Ama onun hesabı var kardeş. Sen o lüks evinde hiç zikrullah alakası çevirdin mi? Hiç fukaraları yemeği yedirdin mi orada? Sen fukaraları çağırıp orada bir iftar ettirdin mi? Senin arabana kimler biniyor? Senin araban nereye hizmet ediyor? Evin nereye hizmet ediyor? Senin eşyan kime neye hizmet ediyor? Onların hepsinin de hesabı var. Ama Müslümanlar bunları unuttu. Laylay lom yaşıyor. Onun var benim neden yok? İyi senin de oldu. Hadi bakalım hesap vermeye.

Hepiniz de senin yoktu. Senin de oldu. Hadi cehenneme el salla. Selâmün aleyküm. Ben geliyorum de. Sen onun hesabını veremezsin ki. Allahu ekber namaza duruyor, rüşvet alıyor. E o rüşvetle villa yaptırmış. Nasıl hesabını vereceksin onun? İş takipçiliği yapmış. Caiz mi diye bir de bana telefon açıyor. Mustafa hocam selamünaleyküm. Aleykümselam. Tanıyamadım sizi. Hocam ben kendimi tanıtmayayım. İyi tanıtma kardeş. Böyle böyle ben iş takip ediyorum da caiz mi? Dedim kendini tanıtmıyorum.

Bürokrasidensin o zaman dedim. İşte dedi hani dedim namussuzun, şerefsizin, hasiyetsizlerin tekisiniz siz dedim. Kapat telefonu. Ne soruyorsun bana dedim. Rüşvetçinin tekisin sen dedim. Kaldı Allah’ını, dinine, imanına söyle dedim. Rüşvet yedin mi, yemedin mi? Kapat telefonu dedim. Sen git dedim diyanetten fetva iste kendine Sizden için sivri dilli diler. Benim dilim çok sivriem dedim. Kapat telefonu dedim. Kapattı bizi ahir zaman alimi zannediyorlar. Adam rüşvet diyecek biz de fetvasını vereceğiz.

Bir de bir de lafa bak. Hani benim bir de adımı çıkardılar. Şimdi bu particiler, siyasetçiler, bürokratlar. Sivri dilliymişim ben. Ben yumuşak değilim ki. Ben fikren eşcinsel değilim. Kalben eşcinsel değilim. Benim ruhum sarışın değil. Onlar fikren eşcinsel arıyorlar. fikri iş cinsel cinsiyetsiz her tarafa döner yanar döner istiyor. Hani veriyorlar ya fetva şimdi yani mason o efaninin ondan sonra Afgan’nin fetvasını veriyorlar. Ne fetvası? Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir.

Enflasyon %80. %80’de faiz var. Veya devletin faizi caizdir. Bunlar böyle mason kafalı. Bunu yaydılar. Böyle muhafazakar kesime de yaydılar bunu. Ben onları dindar kesim demiyorum artık. Dindar şu Kur’an’a sünnete sımsıkı yapışmaz. yaşamak için, yaşatmak için mücadele eden dindir. Dindar odur. Öyle her namaz kılan dindar değildir. Her oruç tutan dindar değildir. Her derviş dindar değildir. Yok, gelmiştir, ders almıştır. Taliptir o. Dindar değildir o. Dindar Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışıp Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için mücadele eden kimsedir.

Dindar, dindar, orası burası oynayan adam dindar değildir. Aklını, fikriş edilmiş. Aklını, fikri tecavüze uğramış. Neydi belirsiz? Aklın fikri. O dindar değildir. Müslümanın Müslümandan faiz alıp vermesini meşru gören dindar değildir. Eşcinseller de Allah’ın yarattı diyen kimse dindar değildir. Biz de onlara hürmet ederiz diyen dindar İstediği kadar namaz kılsın. istediği kadar oruç tutsun. O onun fikri yapısı Kur’an ve sünnete uygun olacak. fikri yapısı Kur’an ve sünnete uygunsa o dindardır.

Namaz kılmış ayetleri inkar ediyor. Namaz kılıyor hadisleri inkar ediyor. Bırak namaz kılmayıp da namaz kılmayıp da ayetleri, hadisleri tebliğ eden, onu savunan kimse ondan daha hayırlı. Hiç olmazsa fikri bozuk değil. Ameli yok, fikri sağlam. Öbürkünün fikri bozuk ameli var. Ameli gösterişte kaldı. Münafığın teki o. Ama bizim önümüze dindar olarak koyuyorlar bunları. Dindar kesim. Ulan dindar kesim oynamaz. Orası burası dindar kesim esen rüzgara göre yönelmez.

Akçagavak yaprağı gibi. Dindar diyen bir kimse bir düdük oturmaz. Dindar dediğin kimse Kur’an ve sünnet düşüncesinden taviz vermez. Dindar deyince onun akaidi sağlamdır. Akaidi sağlamdır. O Kur’an ve sünnet seniye sımsıkı yapışık durur. O amelde eksikliği vardır. Amelde eksikliği vardır. Veya o kimse bazı haramları işleyebilir ama akaidi, fikri sağlamdır o kimsenin. Öbürkü namaz kılıyor fikri sağlam değil. Rüşvete cevaz veriyor, kayırmaya cevaz veriyor. Ne bileyim içkiye cevaz veriyor, kumara cevaz veriyor.

Fuhuşu kendisi kaldırıyor. Haram yasaktan kaldırıyor. Bana ne senin namazından, Kur’anından fikri bozuk, akaidi bozuk. Akaidi bozuksa bir kimsenin fikri bozuksa adam kartondan ya karton bile de kağıttan yırt kenara. İslam dünyası ne yaşıyorsa fikri bozuklardan yaşıyor. Fikri bozuk. O kimse dayatılmış. İslam’ı yaşayacağım diye uğraşıyor. Dayatılmış. Ona demişler ki bu kadar yaşayacaksın. Bunları söyleyeceksin. Onları yaşıyor. Onları söylüyor. Yani bir televizyon programına çıkıyorsun.

Televizyon programına çıkmazdan önce yaşadığımı söylüyorum. Yani canlı yayında soru cevap yapacağız. Baştan dedi ki hocam dedi ya bazı şeyleri eskese ben es geçeceksek hiç başlamayalım dedim. Bana ne sorarlarsa cevap verin dedim. Bana ne sorarlarsa ben bildiğimi cevap verin dedim. Böyle mi oluyor? Televizyon programları genelde böyle olur hocam dedi. Yani dedim niye etliye sütlüye karışmayacaksın? Yani o minval üzerinde sevelim sevilelim. Mevleviyiz ya hep ondan bahsedeceğiz.

Sevelim sevilelim hoş görelim. O uçalım bülbül gibi şuyalım biz. Tamam ya tabii ya. Din öyle yok dedim ben ne soru gelirse cevaplandırırım. Sen bayağı 7 7 8 ay devam ettik. Cemil kaç ay devam ettik ya? Cemil’i gördüdüm. Gözüm gördü. Yanlış mı gördü Cemil’i? Cemil televizyonda kaç ay devam ettik biz orada? >> Kaç? >> 2 seneye yaklaşık. En son program şuydu. Program sonlandı. Adamın birisi faizle alakalı soru sordu. Karadenizdi, belliydi. Ben de Müslümanın Müslümandan faiz alması vermesi annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi olur.

Dedim tamam koptu kıyamet. Kanalın sahibi geldi kanala. Tanışmak istedim. Şimdi dedi içimden dedim ki son program. Zaten 23 aylık bir sözüm kaldıydı onlara. O televizyona çıkan o profesörler var ya kocaman kocaman. Onlara belirli konularda konuşma müsaadesi var. Dayatılmış din. Gerçek dini anlatamazlar. O yüzden Allah bizi affetsin. >> Dilencilikten buraya geldik. İmam bildiğini okudu gene. Şimdi normalde o insanlar normalde dilenciyi de dileneni yani isteğeni de ezmeyecek.

Fukarayı da ezmeyecek. yetimi ezmeyecek. Bazen işte analı babalı yetimler de olur. Onlar da ezmeyecek. >> Bir de fukaralığın öyle bir noktası vardır ki Allah muhafaza eylesin bu hadis-i şerifi de es geçmeyelim. Fukaralığın öyle bir noktası vardır. İnsanı küfre götürür. Haset, kıskanmak öyle bir noktaya götürür insanı. O da normalde insanın kaderinin önüne geçer. O yüzden ne hani burada eee şunu düşünmesin kardeşler. Yani ben fukaralığı tercih ediyorum deyip de tembelliği tercih etmesinler.

Biz çalışacağız, gayret edeceğiz. Hiç kimseye muhtaç olmamak için var gücümüzle çalışacağız. Hiç kimseye bir şey andırmamaya gayret edeceğiz. Bu ayrı mesele ama insanlara da haset etmeyeceğiz, kıskanmayacağız. Rabbim bizleri onlardan muhafaza >> 2260 beyit. Arabın iftiharı savaş ve ihsandır. Sence Arap içinde yazıda kazanıp yok edilecek bir yanlışa benziyorsun. Zaten biz savaşsız öldürülmüş bitmişiz. Yoksulluk kılıcıyla başımız uçurulmuş gitmiş. İhsan nerede?

Yoksulluğun etrafında dönüp dolaşarak ağ örmede. Havada uçan sineğin damarını sokup kanını emmekteyiz. Hele bize misafir gelsin. Geceleyin uyuyunca elbisesini soymazsam ben de adam değilim. Kadın artık çığırdan çıktı. Coştu kadın. Fukaralık artık onun beynini dağıttı, kalbini dağıttı, aklını dağıttı. Arabın iftiharı yani övünmesi savaş ve ihsandır. Yani Araplar savaş etmek, savaşçı bir eee kavimmiş gibi savaşlarıyla övünürler. Müşrik zamanda hani Cenabı Hak hac suresinde bahsediyor ya.

Siz hac ibadetlerinizi bitirdikten hemen sonra geçmişte atalarınızı andığınızdan daha şiddet bir şekilde Allah’ı zikredin diyor. O Araplar müşriklik zamanlarında Beytullah’ta sırayla böyle ayağa kalkarlar. Ben felancanın, felancanın, felancanın oğluyum. Benim dedem şöyledir, babam böyledir. Şöyle cömerttir, şöyle cesaretlidir. Savaşta bir kılıçla 10 kişinin kafasını koparmıştır gibi böyle şatahat ve şatavatvari bütün Beytullah’ta o haç için toplananların içerisinde böyle övünüyorlar onlar müşrik zamanlarında.

Cenâb-ı Hak hac suresinde de diyor ki hani geçmişte atalarınızı anıp böyle övünürdünüz ya diyor siz şimdi haccı yaparken veya haccı bitirdiğinizde Allah’ı böyle zikredin diyor. Hadi siz zikredin suut sizi kodese atsın. Bakın o ayet-i kerimeyi yaşayamıyorsunuz. Bak Cenabı Hak ayetle belirtmiş. Siz hac farizasını yerine getirdikten hemen sonra Allah’ı öyle zikredin ki diyor Allah öyle zik geçmişte müşrikle atalarınızı andığınızdan daha şedit bir şekilde zikredin diyor.

Sen şimdi Beytullahı tavaf ederken sesli bir şekilde la ilahe illallah desen seni radikal İslamcı deyip alır götürür polis seni. Sen Beytullah’ta sesli bir şekilde Allah’ı zikredemezsin. Camilerde sesli bir şekilde Allah’ı zikredemezsin. Sen normalde camide ya cami Allah’ın zikir yeri değil mi? Sen zikredemezsin orada. Sen çünkü dayatılmış dini yaşayacaksın. Sen ayet-i kerimeleri yaşayamazsın. Sen din olarak sadece namaz, abdest, oruç, hac, zekat bunları bileceksin sen.

Mesnevi Şerhi (2255. Beyitten) ve Önemi

İyilik yap, sevelim, sevilelim. Türk Hava Kurumuna zekat ver. O başkan da kadeh tokuştursun uçaklarda. Derileri Türk Hava Kurumuna, etleri Türk Hava Kurumuna, kurbanı Türk Hava Kurumuna. Ya o din olarak bunu yaşayacaksın. Sen tatile gideceksin. Ramazan Bayramı tatil, Kurban Bayramı tatil. Devlet de zaten tatil yapmanı istiyor. Araya buraya araya oraya buraya gelirse hadi 9 günlük bir tatil. Hadi Antalya’ya, hadi deniz kenarlarına, hadi yurt dışına. Aa tatil oldu lan.

Ramazan bayramı yok. Tatildeler. Ben gitsem bir yere neredeler? Ramazan bayramında. Tatile gittiler. Vallahi da billah da tillada iki dünya bir araya gelse ben onun kapısına bir daha bayramlaşmaya gitmem. Derim bir de siz tatile gidiyorsunuz. Bayram yaşamıyorsunuz siz. Şimdi kapı kitliyor millet. Nereye gidiyor? Tatile gidiyor. Ulan annenin evine git, babanın evine git. Kayın validene git, kayın pederine git, amcana git, dedene git, ninene git. Bayram git onlarla bayramlaş.

Yok Antalya’ya gidiyor, yok Alanya’ya gidiyor. Kuş adası oradan kıyı şeridinden gel yukarı doğru. Biraz daha böyle. Cava odalarına gittik. Zamanımız yok ya. İşte Ramazan bayramını geçirelim dedik. Niye ama oraya gittiniz? Tayvan’a gideydiniz. Birini öyle dedim. O Londra’ya gitmiş. Ne işin var Londra’da? Dedim madem tatil yapacaksın Tayvan’a gideydin dedim. Hacı abi hanım da vardı. Ulan ne olacak hanım da olsun dedim. Tayvan hanımsız gidilmez çünkü. Öyle diyor. Ulan ne olsun?

Ne olacak o da olsun dedim. Ya bu dayatılmış dini yaşıyor insanlar. Suutlusu da, Mısırlısı da, Tunuslusu da, Cezayirlisi de, Faslısı da, Türkü de, Acem de, Arabı da dayatılmış din yaşıyor. Orası burası eğilmiş, bükülmüş, kesilmiş, kırpılmış. Senin önüne bir din koymuşlar. Demişler ki, “Böyle inanacaksın, böyle yaşayacaksın.” Öyle inanıp öyle yaşıyor. Ondan sonra Mustafa Özba sivri dilli. Ha sana sivri geldi. Sen yumuşaksın ya. Benim konuşmam battı sana. Sen çünkü yumuşak.

Aklın yumuşak. Fikrin yumuşak. Kalbin yumuşak. Senin tenin de yumuşak. Benim bildiğim hatunun ten yumuşak olur. Adamın teni yumuşak olmaz. Alimin ten yumuşak değildir. Gerçek hakiki bir alimin eteği acıdır. Gerçek manada bir mürşid-i kamilin eteği acıdır. Sen onu yalayamazsın bile. Acı gelir sana o. Sana oynak alim lazım. Sana yumuşak lazım. Sana öyle bir şeyh lazım ki senin etine sütlüne karışmayacak. Sana öyle şeyh lazım. Sen git var İstanbul’da sazlı sözlü her yerde.

Sen onlara tabi ol. Sen sivri dille işin yok senin. Geç sazlı sözlülerle tabi ol onlara. Burada ne işin var senin? Ben gerçekten de onlara göre sivri dilliyim. O gidecek sevelim sevilelime bakacak. Allah muhafaza eylesin. İşte Araplar da aslında çok savaşçı bir millet değildir. Onlar böyle hani Türklerle kıyaslarsak yanlarında mesafeleri eee ağırlıkları kalmaz. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Türkler sizinle savaşmadıkça siz asla onlarla savaşmayınız.” diye hadis-i şerif irat etmiş.

Çünkü Türkler savaşçı bir millettir. Bu yukarı Mezopotamya halkı komple savaşçıdır. Bakmayın şimdi Gazze’ye müdahale edilemiyor. Bu başımızdaki yönetimlerle alakalı. Bizde savaşçı bir yönetim olmuş olsa Türklere kimse ya gözle bakamaz. Akıllarından geçiremezler. Biz o özelliğimizi kaybediyoruz günden güne. Yani dün bizim atalarımızın köyü hükmünde olan devletler köyü köyü. Şimdi bize kabadaylık yapıyor. Y bir avuç İsrail bize kabadaylık yapıyor. Ben bu toprağın çocuğu olarak kanıma dokunuyor benim.

Bizim dün vilayetimizdi. Yunanistan bize kafadaylık yapmaya kalkıyor. Yani dün Basra, Bağdat, Şam bizim vilayetimiz bize kabadaylık yapıyorlar. Mısır bize kabadaylık yapıyor. Bizim vilayetimiz Fas, Tunus, Cezayir vilayetimiz bizim. Bizim vilayetimiz bunlar. Şimdi Birleşik Arap Emirlikleri işte var ya başlarında soytarı bir kral hani bize böyle sinkaflık yapıyor. Yemin ediyorum köy köy orası. Osmanlı’da köy orası köy. Şam vilayetine bağlı bir köy orası. Kasaba da değil.

Ama gelin gelin görün. Yaşadığımız hale bakın. Yani bundan 100 yıl önce bizim köyümüz olan yerin başındaki soytarı krallar bize kaba yapıyor. Şimdi biz yutuyoruz bunları. Neden koymuşlar bizim önümüze? Yurtta su, cihanda su. Gelen vuruyor, giden vuruyor bizi. Tokatlıyor bizi. Herkes ekonomik olarak tokatlıyor. Siyasi olarak tokatlıyor. Askeri olarak tokatlıyor. Tokatlıyorlar. Tokat manyağı olduk. Kıbırdanacan dolar bilmem kaç para oluyor. Kıpırdanıyorsun altın bilmem kaç para oluyor.

Kıpırdan faizler bilmem kaç para oluyor. Orta oğlanı gibi bir şey olduk biz. E kimse bunu dillendirmiyor da bakmıyor da. Lan Yunanistan sen ne oluyorsun orada diyen yok. Ulan bir avuç orada terörist var on sen ne oluyorsun diyen yok. Hepimiz biliyoruz. Teröristin arkasında Amerika var. Yiyim lan Amerik’sı. Bakıyoruz Yunanistan’ın arkasında Amerika var, Avrupa var diyoruz. Ulan onların hepsi de ödlek. Hepsi de korkak. İki tane bölük göndersen onları hallaşmama gibi atar.

Cezaevlerindeki kaba dayıları alacaksın hepsini de ahacın Yunanistan sınırına koydum sizi. Yunanistan’ına allaçama gibi atın der. Vallahi onlar alaçama gibi atar. Bizim kaba deği dediklerimiz hani 3 be cinayeti var böyle aga ya diyeceksin ki seni affedeceğiz git 5 tane 10 tane palikaryın kellesini getir diyecek vallahi gider 500 tane kelle getirir. Biz buyuz ya elin Amerikalısı silahlanıyor. Herkesin elinde silah var. Bizde silah taşımak, silah edinmek yasak.

Bu ülke yarın öbür gün işgale uğrasa bu ülkenin vatandaşları işgalden kendisini koruyacak silahları yok. Kim silahsızlandırdı bizi? Hangi güç bizi silahsızlandırdı? Hangi emperyal güç bizi silahsızlandırdı? Bir avuç İsrail kendi vatandaşını silahlandırırken devlet tarafından silah dağıtılırken hangi güç bu 60 milyon 40 milyon erkeği Ben bunu düşünüyorum. Kafan duruyor. Y bir gece ansızın saldırıya geçseler. Evet askerimiz var. Evet güvenlik güçlerimiz var.

Evet bizde neden yok silah ya? Vatanımızı kim koracak? İçimizden bazıları sütü bozuk, kanı bozuk çıkar. Yarın öbür gün İsrail, Amerika bizi bombaladığında yazın bunu kenara. Barış yapmak isteyen içimizden satılmışlar olacak. Barışalım, savaş dursun. Aman onlar işgal ettilerse kalsın diyen kanı bozuk, südü bozuk, her tarafı bozuk, satılmış siyasetçiler ve bürokratlar olacak. Ne yapacağız o zaman biz? işgale uğradığınızda işgale karşı direnmeyin diye silahınız yok.

Bosna’da yaşandı mı? Onca Müslümanın ırzına geçildi mi? Onca kadının kızının Sırplar ırzına geçti mi? İçimizdeki Ermeniler, içimizdeki Yahudiler, içimizdeki sebateistler, içimizdeki dinsizler, imansızlar yarın öbür gün bir kargaşa anında senin kızını, senin karını tecavüz etmeyeceğine dair senin elinde nasıl bir belge var? Nasıl bir delil var? Nasıl uyuyorsun? Bosna’da yaşanan sen de yaşanmayacak mı zannediyorsun? Irak’ta yaşanan sende yaşanmayacak mı Suriye’de yaşanan sende yaşanmayacak mı Ukrayna’da yaşanan sende yaşanmayacak mı zannediyorsun?

Kırım’da yaşanan sende yaşanmayacak mı zannediyorsun? Azerbaycan’da yaşanan sende yaşanmayacak mı zannediyorsun? Oradaki Ermeniler, Azerileri gülle mi karşıladılar? Orada soykırım yapmadılar mı? Sana yapmayacaklar mı zannediyorsun? Öyle zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Ya da ben yanılıyorum ya da benim gördüğüm rüyalar, benim kalbime gelenler heva heves. Arabın ihtiyarı savaş ve ihsanmış. Ey Türk milleti, ey bu toprakların insanları, sizin iftiharınız nedir?

Sizin iftihar edeceğiniz savaş mıdır? Sizin iftihar edeceğiniz şey ihsan etmek fakira, fukara ihtiyacı olanları dağıtmak mıdır? Sizin iftiharınız nedir? Önceden asalet asalet asil bir insan, asil bir sülale. Namusunu koruyan, şerefini koruyan, haysiyetini koruyan, cömert, eli açık. Bunlar o ailenin, o sülalenin iftihar edeceği şeylerdir. Bununla iftar edilirdir. Namusuna, şerefine, haysiyetine düşkündür. Onun karısına, kızına, osuna, busuna dokunamazsın. Dokunursan o sana dokunmaz.

Asalet buyur. Asalet dendiğinde akla bu gelirdi. O asil bir ailedir. Yani sen ona yan gözle bakamazsın. Onun ailesine, karısına, kızına, çoluğuna, çocuğuna yan gözle bakamazsın. Bakarsan senin gözünü çıkarır, eline verir, gönderir. Asil bir ailedir o. Asil bir aile. Eli açıktır. Fakire, fukaraya yardım eder. Kimseizi kollar, kanatlarının altına alır. O kimsesizin kimsesidir. Asillik budur. Asillik çok zengin olmak Asillik çok lüks arabanın olması demek değildir.

Senin kapıın bir fukara çalıyor mu? Sen asil insansın. Sen namusuna düşkün müsün? Çoluğuna çocuğuna düşkün müsün? Namusuna çoluğunu çocuğunu Kur’an ve sünnet dairesinde yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyor musun? Sen asil insansın. Çalışıyorsun, çabalıyorsun. Alnının terini mi yiyorsun? Alnının terini mi yediriyorsun? Sen asil insansın. Senin ailen asil aile. Bu asillik vakkadan geyinmek değil. Asillik bilmem hangi markayı giymek değil o. Onlar soytarılık. Asillik bu.

Ailene, mahallene, köyüne, kasabana sahip çıkmak, şehrine sahip çıkmak. Asillik bu. Üstadına, derviş kardeşine, dergahına sahip çıkmak. Asillik bu. Asil derviş. Onun yanında sen şeyhini eleştiremezsin. Onun yanında sen şeyhini aşağılayamazsın. Onun yanında dergahını aşağılayamazsın. Onun yanında sen dervişliği aşılayamazsın. Onun yanında sufiliğe laf söyleyemezsin. Onun yanında sen derviş kardeşlerine laf söyleyemezsin. Onun yanında sen komple sufi dünyasına laf söyleyemezsin.

Söylersen yırtar seni. Doğduğuna pişman eder seni. Asil derviştir o. Asil Müslüman dinine hakaret ettirmez. Kur’an ve sünnete laf söyletmez. Asil Müslüman. O değerlerine sahip çıkar. Asil Müslüman. Onun yanında sen Kur’an’ı sünneti hafife alacaksın. Yırtar seni. Asil Müslümanı. Adam Kur’an’a sünnete la yapıyor. Hadi soytarı asalet senin yürümüş gitmiş bırakmış seni. Asalet asalet seni bırakmış. Sen derviş kardeşin hakkında senin yanında laf söylüyor. Sen de dinliyorsan asalet seni bırakmış gitmiş.

Sen asıl insan değilsin. Senin sevdiklerine senin yanında laf söyleniyorsa sen de onu yutuyorsan asalet sende kalmamış. Yürümüş gitmiş sende. Asalet asil insanların süsüdür. Asil insanların. Onun bunun süsü değildir asalet. Asalet böyle nurdan taç gibidir. O asil insanların başına yakışır. Asil insan odur. Asil insan sevdiklerini koruyan, kollayan can verilecekse can veren insandır. Vatanı için, milleti için can verir o. Dini için, imanı için can verir. O sevdikleri için can verir.

Bazen almak gerekir alırsın. Can alınması gerekir alırsın. Asillik onu gerektirir. Bitti adam. Muhtarı ben tebrik ediyorum. Köye yabancı katmıyorlar. Asillik budur. Biz şakalaşına, şakalamasına gülüşüyoruz anlattığı şeye. Ben içimden diyorum ki asil insanlar yabancı bir plaka veya araba cama vuruyorlarmış. Hayırdır birader ne yapma geldin buraya? Benim gençliğimde benim sokağımdan bir delikanlı ikinci sefer geçemezdi. Motorla geçecek. Cart cart cart. Bir de motorun egzozunu koydum odunu indi aşağı.

Ne oan dedim ikinci sefer geçiyorum buradan abi yazdı. Lan senin abine de başlarım sana da başlarım motoruna da başlarım. Bing şuradan motoruna dedim. Beni de gitti. Geçiş o geçiş. Sevgilisi varmış orada. Onu diyormuş ki hani Mustafa’ya söyle beni indirmesin aşağı geçeceğim ama kız demiş ki vallahi benim seninle konuştuğumu bilirse beni de indirir aşağı demiş. Demiş buradan asil insan. Sen nereye geçiyorsun ya? Ringon’un ağrı mı bu? Amerikan filmi değil o. İkide birde geleceksin geçeceksin sokaktan.

O sokağına sahip çıkacak. Sokağına sahip çıkacak, evine sahip çıkacak. Asalet odur. Senin eşine, senin çocuklarına kimse laf söyleyemez. Asalet odur. Ben bazen derim gelsin kim ne söyleyecekse yüzüme söylesin. Delikanlıysa, yiğitse. Saçımın, sakalımın beyazlığı aldatmasın kimseye derim. Hiç ateş edilecekse ateş ederim ben. İnsanlar namusu, şerefi için yaşar. Dini için, imanı için, haysiyeti için yaşar. İnsan ne yaşayacak ki bu dünyada? Başka bir şey için yaşanmaz.

Biz dünyayı kazanmaya gelmedik. Cenâb-ı Hak bizi dimdik, dost doğru yarattı. Dost doğru yarattığı bu bedeni, bu nefsi, bu kalbi, bu ruhu, bu sırrı dostuna teslim edeceğiz. Oynaklık yok. Oramız buramız oynamayacak. Asalet sahibi olacağız. O yüzden Arabın hani iftarı savaş ve ihsan mıdır? Bizim iftarımız ne? Biz de iftarımıza bakalım. >> Kadın devam ediyor. Biz savaşsız öldük. Biz savaşsız öldük. Biz savaşsız ölü bir milletiz. Biz savaşsız öldük. Biz savaşmadan ölenlerdeniz.

Biz bıraktık her şeyi. Bizim sokağımızda uyuşturucu satılıyor. Bıraktık biz. Bizim sokağımızda fuhuş oluyor. Bıraktık biz. Bizim sokaklarımız, caddelerimiz her türlü her türlü haramla dolup taşıyor. Biz bıraktık. Biz nefsimizle olan savaşı da bıraktık. Savaşmak bize göre değil. Biz entel dantel olduk çıktık. Entel dantel olduk çıktık. Ü tane terörist geliyor. İstediği yerde bombayı patlatıyor. Biz savaşmayı bıraktık. Yuvalandılar. Şimdi Kuzey Irak’ta, Suriye’de Amerika boyuna harf değiştiriyor.

Bugün bir açıklama daha PKK terör örgütüymüş. YPG Amerika’nın dostuymuş. Hadi dokun. Şimdi biz savaşmayı bırakıyoruz. Hadi ne yapacaksanız yapın. Biz onu savaş sebebi saymıyoruz çünkü. O yüzden savaşmadan ölenlerdeniz biz. Biz nefsimizle de savaşmıyoruz. Biz düşmanla da savaşmıyoruz. Bizim ekmeğimiz olsun, suyumuz olsun, elimizde telefonumuz olsun. Ah ne güzel. Biz kafe kafe dolaşalım. Sinema sinema, alışveriş merkezleri dolaşalım. Aman bize bomba gelmesin. Aman bize bir şey dokunmasın.

Dokunmasın. Siz böyle hayatınıza devam edin. Savaşmadan ölenlerdeniz biz. Oysa İslam mücadele ederekten savaş meydanında ölmeyi bize söyler. Hani sahabe hüngür hüngür ağlıyordu ya. Gelmiş 95 yaşına. Diyor ki ben diyor yatakta ölecek bir kimse miydim? Yatakta ölecek bir kimse miydim? Sufi yatakta ölecek insan değildir. Sufi ancak mecali kalmaz. Elini ayağını oynatacak bir hali kalmaz. Öyle ağır bir hastalık yaşar. O zaman yatakta ölür. O o haldeyken yatakta ölürse şehit hükmündedir.

Gözü savaş meydanında olacak. Gözü mücadele meydanında olacak. Bir sohbeti bitirdiğinde öbür sohbete gözünü dikecek. Bir dersi bitirdiğinde öbür derse gözünü dikecek. Rahatı düşünmeyecek sufi. Bir Müslüman rahatı düşünmez. Bir Müslüman dinlenmeyi düşünmez. Bir Müslüman ben biraz rahat edeyim diye düşünmez. Biraz daha fazla uyuyayım diye düşünmez. Namazı yarın kılarım diye düşünmez. Orucu sonra tutarım diye düşünmez. Dersi sonra çekerim diye düşünmez. ibadeti sonra yaparım diye düşünmez.

İyiliği sonra yaparım diye düşünmez. Cömertliği sonra yaparım diye düşünmez. Allah yolunda koşmayı sonra yaparım diye düşünmez. Böyle bir şey yok. Savaşmadan ölenlerden olursun. Öyle ölmeden önce ölünüz olanlardan değilsin. Ölmeden önce ölünüz olan kimse Allah yolunda her şeyini feda eder. Ölmeden önce ölün sırrına vakıf olan kimse Kur’an ve sünnetin yaşanması için, yaşatılması için savaş meydanındadır. Ölmeden önce ölen evinde oturup kenarda pin yapan değildir.

Etliye, sütlüye karışma. Otur oturduğun yere. Ölmeden önce ölecek. O sadece sözcüğe lazım. O gidecek o. Üç ilahi söyleyecekler. Cşu huruş içerisinde çok memnun, mutlu olacaklar. Oy ne maneviyat oldu. Ne maneviyat oldu. Fizulü’den üç tane ilahi okundu. Kendimizden geçtik. Maşallah abi. Sırmalı cübbeler, şat şatafat arabalar, bilmem neler, korumalar. Allah’ın resulünü unutmuşlar. Senin koruyucun biziz dedi Cenabı Hak. Açtı çadırın kapısını. Kılıç ıstası Türkler koruyordu onu.

Dedi ki ayet geldi. Artık koruma yok. Sen büyük şeyhsin. Bu korumalar ne kardeş? Sen büyük alimsin değil mi? Bu korumalar ne? Şataat şatafat lazım. Sordum da birisinin korumasına. Üstadı dedi. Mossat her an için hani operasyon yapabilir dedi. Ulan Mossat’ın göbende senin üstadın. Lan Mossat ona operasyon yapsa da göstermelik yapar. Kulaklıklar, siyah takım elbiseler. Üstat da şeye oturmuş. Arabalı vapurda dışarıda. Ona getiriyorlar yemek içmek. Herkes kulaklıklar filan böyle o korunuyor.

Üstat savaşmadan ölenlerdeniz biz. Biz millet olarak, sufiler olarak savaşmadan ölenlerdeniz. Savaşmadan öleceğiz, gideceğiz. Savaşmayı gözümüz almıyor. Nefisle savaşmayı gözümüz almıyor. Kafirlerle savaşmayı gözümüz almıyor. İsrail’le savaşmayı gözümüz almıyor. Hep arkalarında devasa devletler var onların. O yüzden ne lazım? Kınarken dahi ölçülü kınayalım. Hani çalgıcı hacca gitmiş. Şeytanı taşıyormuş. Diyormuş ki şeytan kardeş prosedür gereği taşlıyorum. Bitince gene beraberiz diyormuş.

Prosedür gereği taşlıyor. Hac bitince gene beraberler. Yani şimdi hacca gidiyor ya insanlar taş diyor. Prosedür gereği taşlıyor. Daha orada başlıyor şeytanlaşmaya. Prosedür geri. Taşladı ama neredeyse şeytandan özür dilecek. Şeytan senden özür dileriz. Neden yahu sorma hani sana niyet orada bir iki taş attık ama böyle hani prosedür geriye attık. Biz öyle savaşmadan ölüyoruz biz. Ama hacının birisi de şemşi atmış. Ben alt kattaydım o zaman. İki kat şemşiye böyle aşağı ini.

Oğlum bu ne dedim? Şeytan taşıyoruz. Dayanamamış. Şemşiye atmış adam. İkinci gün yukarıdan taşlıyorum. İkinci gün hacının birisi terlik attı. O kadar hırslı şeytana karşı. Böyle baktım. Baktığımı anladı. Dedim küçük taş atacaksın. Terlik atarsan o sana dedim ondan sonra daha büyük bir terlik atar. Noaz Allah dedim. Bu ne demek hacı ya? E sen attın ona. O senden intikam almayacak mı zannediyor? Sen taşı attın. Ha şeytan eli kolu bağlı. Ha taşı attı. Yedim elhamdülillah.

Bitti mi diyecek? Ha bekliyor seni. O daha orada bekliyor. Orada daha bir Müslümana küfrettiriyor sana. Orada daha Müslüman sen Müslüman Müslüman düşürüyor orada. Adam söve söve şeytan taşlamaktan dönüyor. Hacı ne yapıyorsun dedim. Hacı ne yapıyorsun? Sormacı ya şunu şöyle yapıyorlardı bunu böyle. Dedim sakin ol ya. Sövdün gene şeytan seni taşladı dedim. Hesapta biz şeytanı taşıyoruz. Ha şeytan bizi taşlıyor. Diyor ki siz daha şeytansınız. Şeytanın taşladığı insanlar var.

Dedim, “Ne yapıyorsun? Bu benden daha şeytan” dedi. Dedim, “Nasıl?” basmaya dedi. Ben düşünmüyorum bunu şeytanlığını şeytanlık dedi bunun düşündüğü kadar dedi. Allah’ım dedim hayal mi görüyorum yoksa dedim kendi kendime lan abdestim sağlam şuyum sağlam buyum sağlam o da yürüyor ama adam yürüyor yani. Yüzünü görmedim. Var mı yok mu onu da bilmiyorum. Hal bu ama taşlıyor onu. Dedi, “Bu benden daha şeytan” dedi. “Benim düşünmediğimi düşünüyor dedi.” Tabii kinaye var işin içinde de öyle insan var yani şeytandan daha şeytan.

Ama o gidiyor şeytan taşıyor orada. Önce diyeceksin ki onu sen kendini çarmağa ger. Önce kendini taşla. Allah muhafaza >> O yüzden ölmeden önce hani ölmeden savaşmak yoksullukla alakalı değil. Yani maddi yoksullukla değil. Manevi yoksulluk çekenler savaşmadan ölürler. Allah bizleri onlardan eylemesin. >> İhsan nerede? Yani cömertlik nerede? İnsanları görüp gözetmek nerede? O yüzden hani fakirlik etrafımızı sarmış bizim. Biz maddi fakirlik yaşıyoruz.

Bu parasızlık değil. Biz manevi fakiriz bu manada. O yüzden bizim birisine anlatacak bir şeyimiz yok. Bizim birisine verecek bir şeyimiz yok. Biz heva hevesimiz oymuşuz. Allah >> Misafir gelse elbisesini çalarım. O yüzden normalde hani adam olan, insan olan misafirinin elbisesini çalar mı? Düşünür mü öyle bir şey? Ama biz öylesine bir hale gelmişiz ki başkasının rüyasını çalıyoruz. Başkasının halini çalıyoruz. Kendimiz o rüyayı görmüş gibi anlatıyoruz.

O hali biz yaşamışız gibi anlatıyoruz. Biz başkasının rüyasını, başkasının halini, başkasının dervişliğini çalıp anlatıyoruz. Allah >> Rabbim korusun inşâallah. >> Konu başlığı muhtaç ve müştak müritlerin yalancı, düzenci davacılara aldanmaları ve onları hakka ulaşmış yüce şeh sanmaları, veresiyeyi peşinden hileyle yapılmış çiçeği hakiki bitmiş ve yeşermiş çiçekten fark etmemeleri. Konu başlığı bu. Önümüzdeki hafta Allah izin verirse, nefes verirse, sağlık verirse buradan devam edeceğiz.

biraz uzadığı konu başlığına kadar geleyim istedim. Vaktinizi aldım. Hakkınızı helal edin. >> Konuyu da bitirireyim istedim inşâallah. Öyle bugün daha doğrusu 2iü gündür niyetimiz oydu. Konu başlığına kadar gelmekti. İnşallah konu başlığından önümüzdeki hafta devam edeceğiz. Tabii önümüzdeki hafta dedik. Önümüzdeki hafta çarşamba gün de mübarek malum mevlit kandili. O yüzden bizim neydi duruşumuz? Kandilleri doya doya yaşayacağız. İstemeseler de, eleştirseler de yok deseler de biz inşâallah kandilleri kutlamaya devam edeceğiz.

Önümüzdeki çarşamba gün eş dost akraba kiminiz var kiminiz yok hepisi de davetli. Herkes herkesi getirsin inşâallah getirmeye çalışsın. Savaşmadan ölenlerden olmayın inşâallah. Etrafınızı da aydınlanması için mücadele edin inşâallah. Haklarınızı helal edin. >> Helal olsun. >> Bizden yana da helal olsun inşâallah.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.