Mesnevi Şerhi (2234. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2234. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. >> Emin. Daha önce Mekke ulularının peygamberlerle harp ederken kurban kesmeleri de Allah tarafından kabul edilir ümidiyledi. Bunu ders yapmıştık. Yani normalde tasadduk etmek veyahut da işte birilerine yardım etmek bununla alakalıydı. Konu devam ediyor. Hazreti bir buradan işte bunun için mümin tefika mazar olamamak korkusundan daima namazda ihdin sıratel müstakim der.
Yani normalde müminler Cenâb-ı Hak’ın lütfuna, ikramına, ihsanına mazar olmak için veyahut da doğruyu yanlıştan ayırt edebilme, eksiği fazladan ayırt edebilme, bu noktada istikametini belirleme noktasından Fatiha suresinden normalde devamlı ne der? Ya Rabbi ihdina sıratel müstakim. Bizi doğru yolda eyle. Sırat-ı müstakimde eyle. >> Biz günde en az beş vakit namaz kılan bir sefer bir kimse 40 sefer bunu söyler. Bu o kimsenin Allah’tan yardım dilemesi yani kulluğunu tatması, kulluğunu bilmesi ve Cenabı Hakkı Rab, Rab olarak Allah olarak tanımlayıp ondan devamlı doğru yolu bulmak için, doğru hareket etmek için Allah’tan yardım dileme, Allah’tan isteme.
Çünkü normalde o dost doğru yolda yürümek için sırat-ı müstakimde olması için bir sufhi, bir mümin her daim Allah’la irtibat halindedir. Cenâb-ı Hak doğruyu göstermezse kimse doğruyu göremez. Öyle olunca Cenabı Hak sufin gönlüne doğruyu ilham edecek ki sufi o ilhamla doğruyu görebilsin, anlayabilsin. O ilhamı o sufinin alması lazım. O yüzden normalde eee sırat-ı müstakim üzerine olmak e ve o noktada o sırat-ı müstakim yolundan sapmamak için müminde devamlı bir korku olur.
Sırat-ı müstakimden sapmak korkusu. Bu korku cehennemde yanmak korkusu değil bu korku. O mesela bir aşığın ayrı düşme korkusu gibi. O da normalde o yoldan ayrı düşme korkusu, yoldan uzaklaşma korkusu. Bu korku insan nefsini terbiye eder. Bu normaldir. Çünkü eee bir kimsenin istikam, istikamet üzerine kalması ancak Allah’ın lütu ikramıyla mümkündür. Yoksa insanın sapması, doğru yoldan ayrılması an meselesidir. Bir bakmışsın o uzaklaşmış gitmiş veyahut da sapmış gitmiş.
Allah muhafaza >> O yüzden hatta bir kimse doğru yolu bulsa doğru yolun içinde de dahi olsa orada şeytanın tuzağına, ondan sonra şeytanın vesvesesine, heva ve hevesini sapmasına açıktır o kimse. O yüzden eee bu her zaman için bir kimsenin nefsine uyuması veyahut da şeytanın o kimsenin nefsine vesvese vermesi, o vesveseyle o kimsenin kendi heva ve hevesini ilah edinmesi an meselesidir. Ya bu nokta, bu noktada insanın nefsine asla güven olmaz derler ya.
Nefse güven olmaz. O yüzden nefis her zaman için şeytanın vesvesesiyle seni sırat-ı müstakimden saptırabilir. Bu sebepten dolayı Fatiha suresinde devamlı bizi sırat-ı müstakimde eyle diye Allah’a iltica ederiz. Allah’a yaslanırız. Çünkü önemli olan bir kimsenin o sırat-ı müstakimi bulması değil. O sırat-ı müstakimde durması önemlidir. Sırat-ı müstakimin dur bulabilirsin. Yani bir kimse bir mürşid-i kamilin dergahını bulur. Ararsa bulur. O yolda koşturursa bulur.
Bulması bir şey ifade etmez. O yolda durmak önemlidir. O yolda son nefesine kadar durabilmek önemlidir. O yüzden ihdin sıratiratel müstakim. Yani bizleri sırat-ı müstakimde eyle. Bizleri o konuda sabit eyle. >> Nefsinin vesvesesine kanıp yoldan dönenlerden eyleme. >> Nefsine uyup da topuklarının üzerinde yolu terk edenlerden eyleme. >> O yüzden o yolda sabit kalmak burası önemlidir. Bir insan sırat-ı müstakim denilince her haliyle sen o yolda senin sabit kalman önemlidir.
Yol gidersin, gitmezsin, yan gelirsin, çamura batarsın, koştuğun zaman olur, durduğun zaman olur. Bunlar insan için hepsi de önemli olan yolda sabit durmaktır. Yani imani noktada Kur’an sünnetesinde imanını korumaktır. Farzlar noktasında farzları yerine getirmeye gayret etmek, onda sabit kalmaktır. haramlardan uzak olma noktasında haramlardan kaçabildiğin yere yere kadar kaçma noktadasın. Bunlar sırat-ı müstakimin içindedir. E şimdi normalde eee kimisi de vardır eee o yolu bulur ama yolda sabit kalmaz.
Hatta yolu bilir ve yine kaybedenlerden olur. Allah muhafaza eylesin. >> Yolu bildiği halde kaybeder insan. Yolu biliyorsun ya. Bilen de kaybeder o. Çünkü o nefse asla güven olmaz. Heva hevese hiç güven olmaz. Böyle olunca sen kendini hep sırat-ı müstakimde sabit tutmanın yolunu arayacaksın. O yüzden bir an için insan nefsine uyar. kayınca da gider olup olmayacak yerlere tasadduk etmeye çalışır. Yani kafirlere yardım eder. Yani münafıklara yardım eder.
Yani mürtetlere yardım eder. Yani kafir münafık mürteti destekler. O istikameti kaybeder o kimse. Allah >> Normalde eee herkes kendince bir yol arar. Yol bulduğunda o yolda kalmak önemlidir. Ben yolda kalmayı önemserim. Bak yolda kalmayı, orada sabit kadem durmayı önemserim. Bir an önce uçma yolu değildir. Hiç uçmayalım. Biz son nefesimize kadar yolda kalalım. >> Biz denizin üstünde yürümeye verelim. Ama son nefesimize kadar yolda sabit kalalım. >> Yoksa denizin üzerinde yürümektir, uçmaktır.
Böyle kendince sanki gaybi haberler vermektir. Bunların hepsi de geçicidir. Kalıcı olan o kimsenin istikamette durmasıdır. İstikamette durması, yolunu kaybetmemesidir. Yolda sabit durmasıdır. O önemli olan odur. Çünkü Allah beni affetsin. eee yaklaşık 30 kusur yıllık eee bir sufi yolun içindeyim. Nice uçanı gördük. Nice hal göreni gördük. Nice işte keramet göstereni gördük. Nice aşığım diyeni gördük. Nic nicesini nicesini gördük. Ta yolun en başından itibaren söylediğim şey şudur arkadaşlar.
Yolda sabit durmanın yolunu arayın. Yolda sabit durun. Sizden evliyalık beklemiyoruz. Sizden uçmayı beklemiyoruz. Sizden keramet beklemiyoruz. Derslerinizi çekin. İşte farzlarınızı yerine getirin. Yolda sabit kalmanın yolunu arayın. Allah bizi onlardan >> O para veriş cömert kişiye layıktır. Can vermekse esasen aşığın vergisidir. O zaman o para veriş cömert insanların işidir. Yani Ali İmran ayet 92’de sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça asla iyiliğe erişemezsiniz.
Ne harcarsanız Allah onu mutlaka bilir. Demek ki sevdiklerimizden harcamadıkça asla iyiliğe erişemeyeceğiz. İnsanın zekat vermesi, sadaka vermesi, insanın bilgisinin zekatını vermesi, ilmini arttırması, ustalığını vermesi, neyi biliyorsan, neyin ustasısan, sende ne bilgisi varsa, neyi yapabiliyorsan bunu vermek, bunu insanlara dağıtmak cömert insanların eşiymiş. Can vermekse aşığın işi. O zaman o normalde hani sohbetin başından itibaren para harcamak zekatla alakalı, sadakayla alakalıdır.
Cömertlikle alakalı. O zaman hadis-i şerifte de Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem sadaka malı eksiltmez. Allah affedenin izzetini arttırır. Kim Allah için tevazu gösterirse Allah onu yüceltir. Buyur buyurur. Yani o zaman bir kimse zekat verdi. Onun zekat vermesi onun malını eksiltmez. Allah beni affetsin. Kimsenin parası pulu beni ilgilendirmez. Ben hani haspel kader böyle zekatını bildiklerim var. Gerçekten mutluluk duyuyorum. Yani her sene onun zekatı artıyor.
Kendimce diyorum ki Cenabı Hak hamdu sena olsun. Hani zekat veren kimsenin Cenâb-ı Hak malını arttırıyor, parasını arttırıyor, gücünü arttırıyor. Ve hadis-i şerif tecelli ediyor. Sadaka malı eksiltmiyor. Fazlalaştırıyor. Bu noktada bir kimse ilmini saçıyor orta yere. Onun ilmi artıyor. Tevazusunu koyuyor ortaya yere. Onun seveni artıyor. Tevazu, tevazu ettikçe. Çünkü tevazu eden sevilir. Kibirli sevilir mi? Kibirliği Allah da sevmez, Resulullah da sevmez, veliler de sevmez, mümin insanlar da sevmez.
Kibirliği kafirler sever, münafıklar sever, mürtetler sever, heva hevesini ilah edinenler sever. Kibirliği kibirli bile sevmez. Kibirli karşısındaki kibirli bir kimseyi de görmek istemez. Çünkü kibir sevilecek bir şey değildir. Bakın kibir sevilecek bir şey değildir. Hatta gizli şirktir. Müslümanların en büyük handikapı burada şu anda. Kibir Allah muhafaza eylesin. >> Dervişin dervişliğini öldürür. Yok eder dervişin dervişliğini. Rabbim korusun inşâallah.
>> Mal vermek zenginlikten yani o kimsenin hisap miktarı kadar malı var. Zenginlikle alakalı veya eee dünya ehlinin ulaşabileceği bir cömertliktir zekat vermek. Ama önemli olan önemli olan can vermekse vermektir. O da aşığın işidir diyor Hazreti Bir. E normalde buradaki can vermekten kasıt senin canını isteyen yok. Burada can vermekten kasıt Allahu alem o kimsenin nefsinden, benliğinden geçmesi. İlahi aşka düşüp ilahi aşka yanması. O kimsenin normalde eee canını isteyen yok.
Çünkü o kimse ilahi aşka düştüyse o zaman zaten candan geçer. O zaman hiçliği yakalır. O zaman Allah’la dostluğunu perçinler. O zaman o kimsenin kendi benliği kalmaz ve aşıkların vergisidir can vermek. Öyle olunca eee tövbe ayet 111’de de şüphesiz Allah müminlerden canlarını ve mallarını kendilerine cennet vermek karşılığında satın almıştır. Bunun bir zahir tarafı var. Zahir tarafı nedir? O kimse cihada çıkar. Cihatta şehit olur. Bu normalde zahir tarafıdır.
Öbür manevi tarafı nedir? O kimse nefsiyle savaşır, nefsiyle mücadele eder. Ve nefsiyle mücadele edince o kimse nefsinden geçer, benliğinden geçer. Ölmeden önce ölünüz hadis-i şerifi onun üzerinde tecelli eder. O da candan geçmektir. Ve normalde maldan geçmek nedir? Onunla o kimse mal sevgisinden kurtulmasıdır. Öbürkü sadaka verir veya zekat verir ama onun içerisinde mal sevgisi duruyorsa o normalde sadece cömertlik yaptı. O sevgiden kurtulursa o kimsede Allah sevgisi oturursa bu dünyayı terk etmek değil.
Bu dünya sevgisinden uzaklaşmak. o dünya sevgisinden uzaklaşırsa o zaman o kimse asıl mal eee eee malını vermiş oldu. O sevgiden kurtuldu. Yani mal sevdasından kurtuldu. Öyle olunca Cenabı Hak da ona cenneti verdi. Sen mal sevgisinden vazgeçtin. Cenabı Hak sana cennet bahşetti. Sen normalde eee bu noktada can sevgisinden geçtin, canından da geçtin ve nefsini Allah’a teslim ettin. O zaman sen ne yaptın? Cenabı Hak sana cennet vermiş oldu. O yüzden eee böyle olduğunda hani başka bir ayet-i kerimede var ya Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın.
O zaman o kimse zahiren çıktı meydana cihat ediyor. Örneğin İsrail’le cihat ediyor. Kafirle cihat ediyor. Bir Müslüman Allah için öldürüldü. Onu öyle saymayın diyor. O yüzden onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar. Bu zahir tarafı. Öbürkü de normalde nefsinden geçti. Nefsini terbiye etti ve ölmeden önce ölünün sırrına erişti. O da diri oldu. O da Rab, O da Rabbi tarafından rızıklandırıldı. O da rızıklandırıldı. Daha dünyadayken rızıklandı.
O yüzden Allah yolunda candan geçenler, ahiret dediğimiz gerçek hayatla müjdelenirler. Daha dünyadayken müjdelenirler. Sen Allah için nefsinden geçersen, Allah için canından geçersen, Allah için malından geçersen, Allah için rahatından geçersen, Allah için lüksünden geçersen Cenabı Hak seni daha dünyadayken ödüllendirir ve kibrini, hırsını bu noktada eee nefsini yen Er isen Cenabı Hak seni manen manen ödüllendirir. Manen seni zengin eder. Manen seni yüceltir.
Hazreti Pier’in o aşıklar için dediği o candan geçmeyi sufiler kendi üzerinde tecelli ettirirlerse Cenabı Hak onları dünyadayken daha ödüllendirir. Hani o eee velilerle olan ayet-i kerimede o velileri dünyada da ahirette de korku yoktur. Dünyada da ahirette de müjdeler vardır. Ayet-i kerimesi o kimsenin üzerine tecelli eder. Çünkü o kimse Allah için Allah yolunda canından, malından, nefsinden, kibrinden, heva hevesinden geçti. Allah’a teslim oldu. O Allah’a teslim olunca o Allah’la dostluk kurdu.
Allah’ın velisi oldu. Öyle olunca ona dünyada da müjde var, ahirette de müjde var. O zaman onu o veliliğinin seyemesini, o müminin semeresini, o dervişliğin semeresini dünyada da görür. Cenabı Hak ona dünyada da iyiliği bahşeder. ona dünyada da müjdeler verir. Ahirete bırakmaz. Ve o kimse dünyadayken onu görür. Dünyadayken onu yaşar. Hani bir hadis-i şerifte siz eee dünyadayken cennet bahçelerinde dolaşı dolaşınız. Orada cennet nimetleriyle nimetleniniz deyince sahabe soruyor.
Ya Resulallah dünyada cennet bahçesi var mı? neresidir ya Resulullah? Zikir halakalarıdır. Orada sizin zikretmeliniz de cennet nimetidir. O zaman sen eğer ki canından, malından geçersen Cenâb-ı Hak seni zikrullah meclisine oturtturuyor. Allah’ı zikir en büyük iş. Seni o en büyük işle dünyadayken ödüllendiriyor. Sen dünyadayken o zikrullah halakasına oturuyorsun. Dünyadayken cennet bahçesinde dolaşıyorsun ve dünyadayken cennet nimetiyle nimetleniyorsun. Bunu bir kimse manevi olarak görmüş olsa yani zikir meclisine oturduğunda onu cennet bahçesinde o kimse dolaştığını, gezindiğini görmüş olsa yemin ediyorum bütün herkes sürne sürne zikrullah meclisine gelir.
İnsanların ahirete göçtüğünde en çok pişman olacağı şey zikrullah meclisine oturmayışıdır. Cennete girecekler. Cennetteki pişmanlıkları şu olacak onların. Hadis-i şerifle sabit bu. Keşke biz daha fazla zikrullah meclisinde oturmuş olsaydık. Daha fazla zikir meclislerinde kalmış olsaydık insanların cennetteki pişmanlığı bu olacak. O zaman sen candan geçmek nefsin heva ve hevesinden kurtulup şeytanın vesvesesinden kurtulup bir zikrullah halakasına oturman.
Candan geçmek namazı beş vakit farz namazı kılman. 30 Ramazan orucunu tutman. Allah yolunda koşman. Allah yolunda koşanlarla beraber olman. Beraber olman. Allah yolunda koşanlara destek olman. Senin gidip orada oturman dahi oraya bir destektir. Birisi bir evde zikrullah açmış. Gelin kardeşler burada zikir var demiş. Sen de gitmişsin o evde Zikrullah’a katılmışsın. Sen Allah yolunda koşanlara yardımcı oldun. Ona destek verdin. Orada gittin Zikrullah’a oturdun.
Mesnevi Şerhi (2234. Beyitten) Hakkında
Hem cennet bahçesinde dolaştın. Hem cennet nimetiyle nimetlendin. Hem de Allah yolunda koşanlara destek olmuş oldun. O kimse büyük fedakarlık yaptı. Evini Zikrullah’a açtı. Veyahut da orada Zikrullah var. biliyorsun. Perşembe gün zikrullah var veya mahallede filanca gün veya ilçede filanca gün zikir var. Oraya manevi olarak oranın faziletini bilmiş olsan yemin ediyorum ölüm hastası olsan vasiyet edersin. Ben orada öleyim. Beni bir sedyenin içine koyun götürün.
Zikrullah lakasında ben orada öleyim dersin. Bunu söylersin. Oranın faziletini, oranın kıymetini, oranın hikmetini anlamış olsan dersin. Bunu dersin ki ben amana ha diyelim ki ölüm herkese vaki oldu. Ağır hasta oldum belli kurtulamayacağım. Beni götürün Zikrullah alakasını oraya bırakın. Benim de size vasiyetim olsun inşâallah. Vasiyet ediyorum size. Öyle olursa beni kargo tulumba de getirin. Zikrullah alakasına koyun beni oraya. Ne güzel bir ölüm. Zikrullah lakasında dervişler.
Allah Allah derken sen de Allah dedin kaldın. Muhteşem bir şey. En çok arzu ettiğim ölüm estantelerinden birisi. Birisi de şuydu. Ben eee ümredeydi böyle Beytullah’ta sabah namazını kıldık. Önümde iki saf önümde sabah namazını kıldık. Farzını imam selam verdi. Esselamünaleyküm ve rahmetullah. Esselamünaleyküm ve rahmetullah. İki saf önümde birisi böyle sağına yatıverdi. Gördüm hemen etrafına toplandılar. Öyle herkesi orada sivil kıyafetti herkesi böyle şey sanmayın.
Anında sivil bir sürü polis geliverdi oraya. 4 be kişi birden hemen etrafını çevirdiler. Öldü orada öldü adam. Ne güzel bir ölüm. Beytullah’ı seyrede seyrede sabah namazını farzını kıldı öldü. O kadar imrendim ki kendi kendime dedim ne kadar güzel ölüm. Adam çıkmış gelmiş ömreye. Bir de Ramazan oruçlu. Bak adam hem oruçlu hem Beytullah’da sabah namazını kıldı. Beytullah’ı seyrederken öldü. Söylenecek laf yok. Muhteşem bir ölüm estantenesi. Zikrullah halaka kurulmuş.
Halakada Allah, Allah diye zikrederken son sözün Allah dedin, kaldın. Ne muhteşem bir ölüm. Zikrullah halakasında ölüyor adam. Veyahut da o kimse, uyudun, uyandın, zikrullah, Allah Allah bitti. Muhteşem bir ölüm. Cenabı Hak cümlemize nasip eylesin. >> O yüzden hak yolundan hak yolunda yürürsen, nefsinden vazgeçersen, heva hevesinden vazgeçersen, şeytanın vesvesesine dur dersen aşık o zaman canını feda etti. Hak uğruna ekmek verirsen sana ekmek verirler.
Hak uğruna can verirsen sana da can bahşederler. Kim Allah’a güzel bir borç verirse Allah ona kat fazlasını verir. Sen Allah’a ne verirsen Allah sana kat verir. 700 katını verir. 1700 katını verir. 7.000 katını verir. 7 milyon katını verir. Ne verirsen sen ne ekersen onu bişeceksin. Ateş ekersen kor bişeceksin. Rüzgar ekersen fırtına bişeceksin. İyilik ekersen 1e 700 veriyor. En az bire 700. Bir iyilik yaptın. Cenabı Hak 700 veriyor sana. Bir kimse bir lokma verdin sana 700 lokma veriyor.
Sen birinin cebine 1.000 L koydun sana 700 veriyor. Şek şüphe yok bundan. Hani gelmiş Hazreti Ali efendimize Hazreti Fatımatü Zehra annemiz tabiri caizse hani aş eriyor. Demiş ki nar canım istedi. Hazreti Ali efendimiz de para yok. Gitmiş bir tanecik nar almış. Gelmiş evden içeri girmiş. Kapıya birisi vurmuş çıkmış demiş lillah bana bir şey ver. Hiçbir şey yok evde. O aldığı nardan başka bir şey yok. Narı vermiş ona. Hazreti Fatıma annemiz bakmış hani canın nar istemişti.
Hani onları da verdi. Niye verdin? Neden verdin? Nasıl verirsin? Ben senden nar istediydim. Sen bana getirdiğin narı kimlere verdin? Böyle bir şey yok. Sessiz Hazreti Fatma annemiz oturmuşlar. Öyle dururlarken kapıyı çalmış birisi. Hazreti Ali efendimiz açmış. Bir bakmış birisi nar getirmiş bakmış tane. Bunun birisi nerede demiş. Sahabe demiş ki, “Ya Ali, nereden anladın? Bir tanesini kendime aldıydım.” Demiş ki, “Allah, biri 10 verir en az” demiş. Biri 10 verir.
O yüzden demiş birisi nerede diye. O yüzden sordum. Demiş, “Kendimi al dedim. Bakın o kadar emin Allah en az bire 10 verir dedim” diyor. Birisi nerede diyor? Allah ben onu daha da arttırayım. Allah bire sayısız verir. En az bire 10 bire 700 verir. Daha fazlasını verir. Allah Allah’la kim yarışacak? O zaman öyle olunca sen Allah’a güzel bir borç verirsen Allah ona kat fazlasını verir. Çünkü ayet-i kerimede Bakara ayet 245. O yüzden aldım onu. Burada diyor ki ayet-i kerimede kat fazlasını verir.
Yani kat fazlasını verir deyince orada bire 10 bire 700 yok bu aye-ti kerimede kat. Benim gözüm doymaz çünkü ben doyumsuz bir insanım. Ya biri 11e 700 sayılacak bir şey yok. kat versin cümlemize. >> Sayısız versin. >> Onun hazinesinin altı yok, üstü yok, yanı yok, sağı yok, solu yok. Sonsuz hazineye sahip. O yüzden kat, sayısız versin inşâallah. >> Bütün kardeşlerimize inşâallah. >> O yüzden hani eee şeytan cömert insanın önünü karanlık gösterir.
İflas edeceksin, kaybedeceksin. Hani bir de etrafındaki yardakçıları da çoktur. Sen çoluğunun çocuğunun rızkını veriyorsun. Ya otur otur dünyana çoluk çocuk aç mı değil. Elleme bir sadaka etsin. Bir tasadduk etsin ya. Yani çoluğunun çocuğunun da başına gelecek olan musibetlerden kurtulsun. Cömertliğin önüne geçme. Doğru cömertliğin önüne geçme. Doğru cömertlik. Doğru cömertlik ne? O kimse Allah yoluna harcıyor. Allah yolunda olanlara harcıyor. Şimdi o öyle olunca onu Cenabı Hak kat kat verecek.
Ben biliyorsunuz hani böyle 1e 10 1e 700 yani normal. O aşağısı canım kardeşim kat versin. Sayısız versin. >> Onun hazinesinde bol. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Sen ne verirsen muhakkak kat kat Cenabı Hak sana fazlasını verecek. Bunu böyle karşılık bekleyerekten bir şey yapmayın ama bu ucuz hesap olur. Sen Allah için ver. Verdiğini de Ahmed’e, Mehmet’e veriyorum diye düşünme. Bak Allah’a diyor, “kim güzel borç verirse sen fakir fukara olarak görme.
Allah’a verdiğini düşün. Allah yolunda harca. Allah’a harcıyorsun. Başka bir şeye değil. Allah yolunda koşanlara veriyorsun. Başkasına değil. Cenabı Hak sana ne yapacak? Kat kat verecek. Rabbim e normalde kimisi de para vermek şart değil ya burada. Nefsinden geçiyor. Nefsinden geçene de Cenabı Hak sonsuz nimet veriyor ona da. onun da manevi hallerini değiştiriyor. Cenabı Hak ona da katından ona rahmet ediyor, lütfediyor, ikram ediyor. Normalde o normalde bu manada hani eee nefsini feda edene de Cenâb-ı Hak aşkullah’ı nasip ediyor.
Nefsini feda edene cemalullah nasip ediyor. Hele o kimse hem madden cömert, hem manen böyle yol yürüyorsa, hem madden harcıyorsa hem de nefsiyle mücadele ediyorsa o kimse o normalde daha verirken karşısında Cenabı Hakk’ın elini görür. Cenabı Hakk’ın elini görür. Kendi elini değil. verenin verenin de kendi eli değil onun eli gördüğünü onun eli olduğunu görür. Alanın da karşıdaki kimse değil onun elinin olduğunu görür. muhteşem bir zirvedir. Benimle verir, benimle tutar halidir bu.
O yüzden bir şey yaparken Allah için yapmak, Allah için vermek, Allah için sohbet etmek, Allah için evini zikrullah’a açmak, Allah için zikre gitmek, Allah’ı Allah olduğu için zikretmek. Buradaki o niyeti temiz tutmak. Niyeti temiz tutmak ve o temiz niyetle her şeyini Allah için yapmak. O zaman en aşağısı cennettir. Onun aşık için o cemalullah gözünü dikmiştir. O yüzden sen Allah yolunda Allah için koşarsan senin nefesleneceğin yer cemalullah’tır. Senin kalbinin, kalbinin durduğu yer aşkullah olur.
Aşk senin kalbinde nefes alır. Aşk senin kalbinde hayat bulur. Aşk senin kalbinde ağaç olur, yürür. Aşk senin kalbinde sonsuz nimetlerle nimetlerini döker. İşte o zaman senin kalbinde manevi bir tuğba ağacı olur ve sen o tuğba ağacının meyvelarıyla nimetlenirsin. Sadece sen mi? Senin etrafında, senin gibi düşünenler de senin kalbinde o tuğba ağacının manevi meyvelerını yer. Sen Allah için ol. Sen Allah için Allah’ı zikret. Sen sohbete Allah için gel. Zikrullah’a Allah için gel.
Sohbeti Allah için dinle. Zikrullah’ı Allah için yap. Hayatını Allah içine ad. Cenabı Hak sana sonsuz maddi manevi nimetlerini verecektir. Nimet için de yapma. Nimete erişmek için de yapma. Sadece salt. Allah için yap. Rabbim bizi onlardan eylesin. >> Hazreti Pir ne güzel demiş divandan. Bu sen canı ver karşılığında ezeli can al. Çünkü sen fani canla değil hakka verdiğin niyetle diriltilirsin. O yüzden sen Allah yolunda canını ver. Sen Allah yolunda nefsinle mücadele et.
Nefsine bir dur de. Allah yolunda gücün miktarınca harca. En azından zekatını doğru hesapla. Doğru yere ver. Doğru noktada harca. Gösteriş yapma. Riyakarlık yapma. Ona buna göstereceğim diye de uğraşma. Allah için yap. Bil ki senin dostun Allah’tır. Bil ki bunu bil. Ve veren de o, alan da o. Bilmiş ol onu. Sakın kendini ben vermiş olarak görme. Ben verdim dersen sende benlik oluşur. Peki Cenabı Hakk’ın bana vermiş olduğu emaneti dağıtıyorum. Benim değil. Sen annenin karnında zengin değildin.
Seni annenin karnında besleyen, büyüten oydu. Doğdun seni yine besleyen, büyüten oydu. Sana iş veren, sana aş veren, sana eş veren, sana çocuk veren de oydu. Onu unutma. Her ne nimet varsa senin üzerinde o Cenabı Hakk’ın sana lütfu ikramı. O senin değil. Benim diye görürsen yanılırsın. Üzerindeki tüm nimetler ona ait. Üzerindeki tüm iyilikler ona ait. Sen sakın benim deyip de kendi kendine kibre düşüp kafirlerden olma, münafıklardan olma, heva hevesine ilah edinenlerden olma.
Allah yolunda koş, Allah yolunda dur ve onu da Cenabı Hakk’ın lütfu ikramı olarak gör. Sakın burada ben duruyorum deme. Allah’ın lütfu, ikramı, ihsanı olmazsa sen bir an şeytanın vesvesesine kanar. Bay bay der. Göçer, yürür gidersin. Niceleri böyle göçtü gitti. Yıkılmam diyenlerin yıkıldığını görürsün. Çok örnekler görürsün böyle. Ben bu yoldan dönmem diyen döndüğünü görürsün. Ben tövbe bir daha seni bırakmam diyenin seni bırakıp gittiğini görürsün. Seni bırakıp gitmeyecek yegane gerçek dost Allah resulü ve onun velileri ve müminlerdir.
Seni bırakmayacak olan bunlardır. Senin dostların bunlardır. Senin başka bir dostun yoktur. Başka dost arıyorsan münafıklardan oldun. Heva hevesine ilah edinenlerden oldun. Müminin, bir sufinin dostu tekrar sırlayayım Allah’tır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Veliler, mürşid-i kamillerdir. Sufilerdir. Müminlerdir onun dostu. Bak Nuh’un hanımı bile Nuh’a inanmadı. Nuh’un ilk çocuğu dahi oğlu da ona inanmadı. Dediler ki biz dağın zirvesine kaçarız. Nuh’a kanmadılar.
Lut’un hanımı Lut’un peygamberliğine Ve Lut’un yanına üç tane melek geldi. Erkek suretinde geldi. Lütun hanımı gitti. O öbür Lutilere haber verdi. Dedi ki, “Lut’un evine üç tane parlak oğlan geldi.” dedi. Bütün Lutiler Lut Aleyhisselam’ın evini muhasara ettiler. Dediler ki, “O üç parlak oğlanı bize ver.” Lut Aleyhisselam dedi ki, “Bunlar misafirdir. Yapmayın, etmeyin. Bu sapkınlığı işlemeyin. Gelin” dedi, “İstediğiniz kızımı size nikahlayayım. Nikahlayın, alın, eşiniz olsun.
Ama bu misafirlere dokunmayın dedi. O sapkın toplum, o sapkın toplum, o sapkın hain toplum Lut’taki erkekmiş gibi görünen melaikeleri istediler. Ve onlar giderlerken de İbrahim Aleyhisselam’a uğradılar. O zaman da İbrahim Aleyhisselam peygamber. Aynı zamanda bakın İbrahim de peygamber, Lut da peygamber. Aynı zamanda Cenabı Hak bazen aynı zamanda birkaç peygamber birden yaşattı. İnsanlar sapkınlıktan kurtulsun diye. Ve eee İbrahim’e de onlar üç tane erkek suretinde geldi.
İbrahim Aleyhisselam’ın sofrası açık çok cömert kimseydi. Onlara rağmen sofra kurdurdu. Onlar dediler ki, “Biz yemek yiyicilerden değiliz.” İbrahim o zaman onun kalbine ilham olarak geldi. O zaman anladı bunlar melek sınıfından. Lut İbrahim Aleyhisselam’ın akrabası ve dediler ki Lut’a gidiyoruz. İbrahim Aleyhisselam anladığı onlar orada bir afat olacak. Orada bir tufan olacak. Orada bir helakiyet yaşanacak. İbrahim Aleyhisselam onu anladı. Onlar gittiler. Lut’un eşi gambazladı Lut’un misafirlerini ve o da helak olanların içinde oldu.
Aynı zamanda bir rivayet var. 18.000 bin kişi gece namazına kalkıyordu. Lütun kavminden. 18.000 kişi. Ama onlar o eee ibnelerle mücadele etmediler. Onlar o eşcinselle mücadele etmediler. Gece namazı kıldılar ama kötülükle Allah’ın lanetlemiş olduğu bir fiiliyatla mücadele etmediler. Şimdi Müslümanların mücadele etmediği gibi. Şimdi de müslümanım diyenler, Müslümanlar eşcinsellikle mücadele etmiyorlar. Biz bir Rus devleti kadar değiliz. Kafir dediğimiz Rus devleti, kafir dediğimiz Putin eş cinsel derneklerini kapattı ve eş cinselliği terör kanununa aldı.
Eş cinselliği terörizmle eş değerde gördü. Bir kimse eşcinselliği metederse, eşcinsellik yaparsa terörist muamelesi görecek. Bakın kim bunu yapan? Biz halkı Müslüman olan bir ülkeyiz. Öyle değil mi? Siz eşcinsellik karşıtı konuşamıyorsunuz bile. Eşcinsellik karşıtı konuşursanız siz demokrasi düşmanı oluyorsunuz. Siz laiklik düşmanı oluyorsunuz. Siz özgürlük düşmanı oluyorsunuz. Siz birey özgürlüğüne düşmanlık yapmış oluyorsunuz. Hakkınızda dava açılıyor. Eğer vicdanlı bir savcıya denk gelirseniz soruşturmaya yer yoktur kararı veriyor.
Eğer yok öyle bir savcıya denk gelmezseniz halkı kin ve nefrete sürüklemekten bir grubu bir gruba karşı kötülük kin beslemekten sana dava açıyor. Sen diyemiyorsun benim dinim bunu emrediyor diye. Sonra yağmur yağsın diye dua ediyoruz biz. Rabbim rahmet versin inşâallah. >> Bu konuda bir sıkıntımız yok. Ama velakin sizin içinizdeki lanetlik fiiller var iken o lanetlik fiiller yüzünden geçmiş ümmetler helak olurken geçmiş ümmetler helak olurken faizciler helak oldu.
Eşcinseller felak helak oldu. Ölçüde tartıda yanlışlık yapanlar helak oldu. Devlet başkanları ve devletler oradaki Müslüman inanan halka zulmettiler. Helak oldular. Allah’ın yasaklamış olduğu fiilatları işleyen geçmiş ümmetler helak oldu. Bizde nasıl bir cesaret varsa günün müslümanlarında nasıl bir özgüven var ise hiç helak olacağımızı düşünmüyoruz. Rabbim bizleri maddi manevi manevi afatlardan korusun. >> Ama bu konuda hadisler açık. O ülkede zekat verilmezse bereket kalkar.
Mesnevi Şerhi (2234. Beyitten) ve Önemi
O ülkede zekat verilmezse zina artarsa orada her türlü afat bekle. Her türlü afatı bekle. E fai arttı mı? Eşcinsellik arttı mı? Uyuşturucu arttı mı? Geçen gün Avrupa Birliği’nin Avrupa Birliği’nin araştırmasını okuyorum. Türkiye’deki cezaevlerindeki cezaevinde yatanların %36’sı uyuşturucudan yatıyor. %35’i hırsızlıktan yatıyor. İslam ülkesiyiz biz değil mi? Yani vatandaş olarak, halk olarak 100 yıllık laik eğitimin ve ahlakın geldiği nokta bu. 100 yıllık okullardaki eğitimin insanları getirmiş olduğu nokta bu.
Kimse İslam’a laf söylemesin. 100 yıldan beri okullarda İslam öğretilmiyor. 100 yıldan beri televizyonlarda, basında, yayında İslam öğretilmiyor. 100 yıldan beri camilerde İslam Hiç kimse İslam’a kabahat bulmasın. 100 yıldan beri bu ülkede laik eğitim var. Gelinen nokta şu. Cezaevlerinde yatanların %36’sı Avrupa Birliği’nin tespiti. Bu %36’sı Türkiye’de uyuşturucudan, %35’i hırsızlıktan. Cezaevlerinin %70’i hırsızlık ve uyuşturucu. Ülkenin resmi. Başka bir resim arama.
E şimdi İslami bir eğitim yok. Olması da mümkün değil. anayasaya aykırı zaten. Dikkat edin. İslami bir eğitim olması mümkün değil. Anayasaya aykırı. Bütün anayasalar darbe anayasasıdır. Hepsi de darbe ile yazılmış, çizilmiştir. Ve darbe anayasalarında darbeciler bir de halk oylaması yaptırır. Yani sen kendi kendine kendi katilini desteklersin. Gider oyunu verirsin. Tekrar söyleyeyim. Bu ülkede dini bir kurum ve kuruluş da yoktur. Anayasaya aykırıdır. Anayasaya göre bir kurum veya kuruluşun dini olması mümkün değildir.
Öyle olunca e afatlar tabii eksik olmuyor. Bireysel olarak. E toplumsal olarak düşünebiliyor musunuz? Biz bir eşcinsellikle mücadele edemiyoruz. Hırsızlıkla mücadele edemiyoruz. Uyuşturucuyla mücadele edilemiyoruz. Bunlar mesela uyuşturucu global deccaliyet sisteminin bir oyunu. Ve devlet mecbur kaldı. Kimyasaldan insanların beyinleri gitti. Akılları gitti. Kimyasalı kullanan annesine tecavüz etti. teyzesine tecavüz etti. Anneannesine, babaannesine, halasına dinlemedi.
Hiç kimseyi. Kendi kızına tecavüz etti. Kimyasal kullananlar ve o anneler, o teyzeler, o nineler utançlarından kimseye söyleyemediler. Ailenin içinde kendi kız kardeşine sarkıntılık yaptı. uyuşturucu kullanan kendi kız kardeşi bir şey diyemedi. Aile örttü onu. Bu kimyasal uyuşturucuların böyle lanet bir hali var. Ve en sona devlet iyi akletti. Dilipak bir sefer dinlediler. Dilipak yıllardan beri diyor ken keneviri ekin ve serbest edin diye. Sebep sebep sebep o kimyasallardan kurtulsun insanlar.
Kimyasal ışını esrar içsin. Esrar için annesine tecavüz etmez. Esrar içen gidip kız kardeşine sarkıntılık yapmaz. Öyle yapanı gider vurur. Esrar için namusunu, şerefini, haysiyetini kaybetmez. Biz bayındırda hiç görmedik. Şunu yapıyorlar. birisi onun karısına yan baktıysa neden yan bakıyorsun diyor. Zaplayıyı veriyor ona. Bayındırda kimse kimsenin benim gençliğim de öyleydi. Karısına kızına osuna, busuna bakmaz. Adamı hiç dinlemez ki. Saplar geçer. Yani saplanan da gidip oraya şikayet edemez.
Beni filanca bıçakladı diye. Bıçağın üstüne düştüm der. bilir suçunu şikayet ederse adam gidecek bir daha saplayacak onu. Önemli değil ki tabii. Bu şey ne o? Eee, karara çıkınca Nuriy’yi aradım. Nuri bayındır rahatlamıştır dedim ya dedi bizim eczacı Celal var ya dedi. Sabah onunla konuştum dedi. Celal dedi ki dedi ya bize düşmez herkeste var. Bayındırda dolu. Bizden gelip de kimse eczanede şey istemez dedi demiş. Eczacı Celal yani demiş Bayındır’da ihtiyaç yok yani.
Hani şeydi gerçekten bayındırda o kadar böyle kimyasal kullanan yok. Adam dağda zeytinin dibine ekiyor oraya birkaç kök. Yani hani salça yapıyor ya herkes yıllık salçasını. Hani yıllık salçası var yapıyorsun ya. O da yıllık içeceğini yapıyor orada. Tabii hiç kimseyle işi gücü yok. Zaten birkaç tane mahalle var bizim. Oraya da kimse girmiyor zaten. Öyle polis, jandarma gireceği zaman haber veriyor. Biz bu akşam geleceğiz çay kahve içeceğiz orada diyor. Geliyorlar çaylarını, kahvelerini içiyorlar.
Bizim o bizim mahalle hala daha öyle. gidiyorlar. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden ne verirsen o sana gelecek. O yüzden eee sen bu noktada kendince şüpheye düşme. Ekmek verene ekmek veriyorlar. Su verene su veriyorlar. Can verene de binlerce can veriyorlar. Rabbim onlardan eylesin. >> Şu çınarın yaprakları dökülürse Allah ona yapraksızlık azığı bağışlar. dağıtmaktan dolayı elinde malsa Allah’ın inayeti seni hiç ayaklar altına çiğnetir mi? Allah dilediğine dilediği kadar verir.
O yüzden çınarın yaprakları dökülürse hiç çınarın yeşil yaprağı bitiyor mu? Zeytinin yeşil yaprağı bitiyor mu? Cömert insan zeytin ağacı gibidir. Yaprağa dökülmez. Zeytin ağacı gibidir. Her sana meyve verir. Her sene meyve verir. Git dağın başına bir tane zeytin dik. Yani sen ona bakmasan bile meyve verir her sene o sana. Zeytin öyle mübarek bir ağaçtır. O yüzden cömert insan zeytin ağacı gibidir. Her sene meyve verir. Onun yeşilliği hiç bitmez. yaprağı hiç bitmez.
Cömert çünkü. Mesela bir kadın cömert. Hani bir tatlı yapar. Ondan sonra birisi ondan tarif ister. Bu da kadınlara, “Aa, sen ne zaman istersen söyle ben sana yapar getiririm.” Allah. Senden bir tarif istedi. Verdirmiyor kadın. Cömert değil. veya bir usta yanında çırağa ustalık öğretmiyor. Cömert değil. Ben şimdi Cevdet’in yanındaki kalfaları biliyorum. Her biri gitti dükkan açtı. Cevdet benim bildiğim ü tane var değil mi? Kaç tane var? 8iz tane kalfa dükkan açmış.
Şimdi bu cömertlikle alakalı. Şimdi sekiz tane var ya sekizinden de cariye geliyor. Cari hesap işliyor ona. O sekiz tanesi normalde evine iaşesine çoluğuna çocuğuna ekmek götürüyor. Hepsinden de cevdete şey yazılıyor, sevap yazılıyor. Onlar başka bir usta yetiştiriyorlar. O ustadan da cevdete yazılıyor. Cömert insan. yanında çalışanı usta çıraktı. Usta oldu gitti. Cömert insan, alim bilgisi var. Febilillah yaydı onu. Cömert insan yani. Filanca kitabımda o mesele yazılı.
O kitabımı alın ondan okuyun. He para vereceksin onun kitabı için. Oradan okuyacaksın. Verdin parayı aldın o kitabı. O kimse sevap almadı onla. sebep para karşılığı yaptı. Çünkü parayı aldı. O o zaman alimi. O dini ilmini paraya sattı. Sanki hadislere para verdi. Sanki ayet-i kerimelere para verdi. Telif hicreti verdi sanki. O ahir zaman alimi. Karşılığını aldı. O zaman o kimse yok öyle değil de fi sebilillah ilmini aktarsaydı onu o Cenabı Hak sonsuz ilmiyle ilimi olan ilmi ledünle süsleyecekti onu.
O bildiğini saklamıyor anlatıyor. O bildiğini saklamıyor yazıyor. O kuyudan su çekilir gibi devamlı gözenekler açık onun. O çekiyor, dağıtıyor. Öbürkü de kuyu stabilize tutuyor. Dağıtmıyor. Dağıtmayınca kuyunun gözenekleri kapanıyor. Dağıtacak ki gözenekler açılsın. O ilmi dağıtacak. O ilmi yayacak ki ilmedin ona gelsin. İlmi kemetti, sakladı, gizledi, yaymadı. Ona ilmedin kapısı kapandı. Gözenekler kapandı. Öbür türlü dağıttıkça Allah fazlasını verdi. Dağıt çıkta Allah fazlasını verdi.
Koştukça Allah fazlasını verdi. Verdikçe Allah ona daha fazlasını verdi. Çünkü o bir zeytin ağacı gibi oldu. İndirdi dallarını. Koparın dedi. Meyvelerımı yiyin. Yiyebildiğiniz kadar için içebildiğiniz kadar faydalanın. faydalanabildiğiniz kadar zeytin ağacı gibi devamlı hatta tuvba ağacı gibi ondan ne meyve istiyorsan aldın. Niye yemek istiyorsan aldın, ne içmek istiyorsan aldın. Gölgesinde gölgelendin, meyvesinden nimetlendin. Cenâb-ı Hak sonsuz rahmet sahibi, sonsuz ilim sahibi.
Kur’an’ın ilmi de sonsuz. Ve sen o ilmi yaydıkça Allah Kur’an’ı sana açtı. Allah sana ilmedini açtı. Allah sana hadisleri açtı. Allah sana fıkıh bilgisini açtı. Allah sana akait bilgisini açtı. İster akaitten gir, ister fıkıhtan gir, ister hadisten gir, ister ayetten gir, ister manadan gir, ister maddeden gir, nereden giriyorsan gir. O çünkü açtıkça açıldı, yaydıkça yayıldı. Cenabı Hak ona bahşettikçe bahşetti. Bahşettikçe bahşetti. Çünkü kendine saklamadı.
Vay o altın biriktirenlerin haline altın Allah’ın ilmi ilahisidir. Altın ilmi ledndür. Siz o ayet-i kerimeyi sadece maddi altın biriktirmek olarak anladınız. Asıl altın hakikat bilgisidir. Asıl altın ilmiledindür. Cenâb-ı Hak sana onu verdi ki kullarına yayasın diye. Cenâb-ı Hak onu sana verdi ki kullarına sen nasihat edesin diye. Cenâb-ı Hak onu sana verdi. O manevi zenginliği etrafınla paylaşasın diye sana verdi. Sen İsa’nın havarileri gibi sakladın onu.
Küstahlık ettin sen. İsa’nın havarileri gibi onu paraya pula çevirmeye çalıştın. Sen o ahir zaman alimlerindensin. Sen o ahir zaman şeyhlerindensin. Biriktirdin de biriktirdin. Biriktirdin de biriktirdin. Topladın dervişlerden biriktirdin. Ondan sonra bıraktın geriye. Arkandaklar kavga çıkardılar. Bir de dediler ki, “Yok ümmetin parasıydı, yok benim paramdı, yok senin parandı.” ne götürdün ahirete? Biriktirdiklerinle mi gömdüler seni? Ahir zaman şeyhleri, ahir zaman alimleri nefsi için çalışıyor.
Getirin çocuklar, getirin, taşıyın, isteyin. Alın makbuzları elinizde. Dolaşın kapı kapı. Ahir zaman şeyhi, ahir zaman alimi. Başka bir şey değil. başka bir şey değil. Ayetleri kendi nefislerine göre eyip bükerler. Fıkıhları kendi nefislerine göre dizayn ederler. Ağızları yamulur. Ayet-i kerimeyi kendi nefislerine göre yorumlarken kalpleri yamulur, kalpleri kararır, kalpleri mühürlenir. Sen onu sakallı, cübbeli mümin görürsün. Şeyhimin tabiriyle dışı yeşil türbe içi estağfurullah tövbe ederdi.
Şeyh efendi Allah rahmet >> Dışı yeşil türve bakıyorsun ne muhteşem. Cübbesi sarı şalvarı pırıl pırıl tiril tiril. Kraliyet ailesinin kol düğmeleri yanıyor ortalık. Şatahat şatafat. Etrafında insanlar koca koca sakallar koşuyorlar. Çok önemli. Mahşeri düşünen yok. Allah bizi affetsin. >> O yüzden dağıtmaktan dolayı kendinde ilim kalmaz zannetme. Dağıtmaktan dolayı sende mal mülk kalmaz zannetme. Dağıtmaktan dolayı sende sağlık bozulur zannetme. Dağıtmaktan dolayı bir tarafın eksilir zannetme.
Bu şeytanın vesvesesi. Bu şeytanın vesvesesi. Şeytan sana önden giriyor. Hem öyle bir giriyor ki seni ifsat ediyor. Seni ifsat ediyor. Sen kendi kendine düşünüyorsun. Ben bunu anlatırsam bunlar öğrenir. Yarın öbür gün bana şeyhlik tasarlar. Yarın öbür gün bana zakirlik tasarlar. Yarın öbür gün bana alimlik tasarlar. Ben onu kitabı yazayım. Kitabı da şu paradan satayım. Ya ben dağıtırsam yarın öbür gün ben iflas ederim. Kimse bana bakmaz. Sen Allah yolunda koşarsan ya zamanın kalmazsa iflas edersin.
Öyle şeytan öyle giriyor insana. Önden giriyor. Oysa Allah dilediğine maddi manevi rızkı çok verir. Maddi manevi. Ben rızkı sadece maddi görmem. Rızkın maddi tarafı nedir? İçtiğindir, yediğindir. O kadardır. Manevi tarafı nedir? Sıratıl müstakimde kalmandır. Orada sabit olmandır. Manevi tarafı da odur. O yüzden şeytan seni her türlü vermekten sakındırmak ister. Şeytan seni vermekten korkutmak ister. Şeytan seni önden girer, ardından girer, sağından girer, solundan girer.
Gelecekten korkutmak ister. Der ki, “Seni çocukların bakmaz.” der ki, “Senin eşin bakmaz.” der ki, “Yarın öbür gün rezil olursun. Der ki, “Yarın öbür gün şöyle olursun.” Hepsi de şeytanın vesvesedesidir. Sen Allah yolunda olursan Allah senin muinin olur. Katından yardımcın olsun. >> Rabbim bizleri onlardan eylesin. >> Cenabı Hak cümlemize affı mağfiret >> Ülkemizde olan bütün yangın felaketlerini Cenabı Hak sonuna erdirsin. >> Tez zamanda hepsinin de sönmesini nasip >> Bizim günahkar yüzlerimize bakmasın.
İçimizdeki sapkınlıklara bakmasın. >> bizleri yangın afatından muhafaza >> Ülkemizi deprem afatından muhafaza >> Dinsizlik afatından muhafaza eylesin. >> Her türlü lanetlik afatlardan muhafaza >> Ecmail. Önümüzdeki hafta Allah izin verirse bir adam ekin ekince ambarı boşalır ama bu işin iyiliği tarlada belli olur. 2239 beyittenen inşâallah devam edeceğiz Allah izin verirse. Perşembe gün burada ders yaptık. Herkesin çok hoşuna gitmiş.
>> Öyle. Allah Allah. Hacı Cafer buraya mı alacağız yoksa bütün dersleri? Çünkü bütün böyle hem bayan kardeşlerden hem de erkeklerden böyle perşembe gün ders çok güzel oldu. Yok işte çok derli toplu oldu. Yok şöyle güzel oldu. Yok böyle oldu. Hacı Cafer dedi ki Reyhan’ı andırdı dedi. Ondan sonra Evet. Güzel bir ders oldu. Hayırlısı inşâallah. Madem bu kadar çok istediniz olmazsa önümüzdeki Perşembe de dersi burada yapalım. Cafer çok sevmiş arkadaşlar. Çok istemişler değil mi?
Olur inşâallah. İyi hadi önümüzdeki Perşembe de burada ders yapalım. >> Bilhassa bayan kardeşlerin çok hoşlarına gitmiş. Bana yazdılar. Sanki halakanın içindeydik gibi diye. İçindeydiniz zaten gibisi ne? İçindeydiniz. İnşallah Cenabı Hak öyle bir yer böyle hani hep beraber zikrullah yapacağımız Cenabı Hak bir yer nasip eylesin. >> Böyle bir şey inşâallah hep beraber yaşayalım. Öylesi ölelim inşâallah. >> Tabii sonuçta ölüm var. Elfatiha salavat.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.