Mesnevi Şerhi (2151. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2151. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftalı zikir falemennahu la ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Hak muhammeden resullahbi murselin velhamdülillahi rabbil alemin. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin.
Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümle ümmeti. Muhammed’i hak ve hakikati anlamayı, yaşamayı nasip eylesin. Kur’an ve sünneti seneye sıkı bağlanmayı nasip eylesin. Müslümanların namusuna, şerefine, hırzına, hakkına, hukukuna tecavüz ediliyorsa. Hak hepsinde intikamını alsın. Hepsini rezil ve rüsva eylesin. Filistin’e yardım eylesin. İsrail’i batırsın. Destekçilerini batırsın. Deccaliyeti yerle amin. Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Müslümanları hür, özgür bir şekilde dinlerini yaşamayı nasip eylesin.
Geçen hafta kalpazanlar kalp paraya nasıl gümüş sürerler ve. üstüne padişahın adını kazırlarsa onların sözlerinin dış yüzü de tevhit ve şeriattır. Fakat iç yüzü ekmekteki delice tohumuna benzer. Bu biraz münafıklarla alakalı bir meseleydi. Pir burada din münafıklarını, din döneklerini anlatıyor. Tabii bizim o geçen sene, geçen haftaki sohbetten sonra da biraz mahalleleri karıştırmışız. Gene gündeme düşmüşüz konuştuğumuz sözlerle alakalı. Ama biraz böyle hani akil düşünen, elini vicdanına koyan da demişler ki evet söyledikleri doğru haklı gibisinden.
Bir başkasının doğrulaması bizi ilgilendirmiyor veya yermesi de beni bizi ilgilendirmiyor. Bizim gördüğümüzü söylüyoruz. Biz bu noktada hissettiğimizi, anladığımızı söylüyoruz. Bu noktada birilerine yaranma derdimiz yok veya birileri konuştuklarımızdan dolayı düşman olacakmış. Onu konuda da derdimiz yok. Hak neyse gördüğümüz biz onu anlatmaya çalışıyoruz. Benim herhangi bir partiyle işim yok. defalarca söylüyorum ben. Siyaseti 12 Eylül’den sonra bıraktım.
Benim aktif siyasetle işim yok. Benim siyasetim. Kur’an, sünnet, millet. O yüzden benim öyle bir vatana millete faydalı bir varsa alkışlarız. Vatana millete faydalı bir değilse, eleştirilecek bir şeyse eleştiririz. Benim belediyelerden gelecek olan akçem yok. Devletten gelecek olan akçem yok. Öyle bazen bunu böyle öyle zannederler. Ben de diyorum ki böyle yazanlara diyorum gidin. Belediyesi. CHP’nin elinde. Büyükşehir de. CHP’nin elinde. Bizim vakfımıza veyahut da bizim kendimize şahsıma veya vakfın adına bir kuruş geçtiyse biz her türlü hesabı vermeye açığız diyorum.
Elhamdülillah. Bizim ne kardeşlerimizin kursağına girer öyle bir ne de bizim kursağımıza girer. Biz, ben o yüzden fütursuzum. O yüzden biraz rahatım. Benim böyle bir derdim yok. Belediyelerden. hangi partiden olursa olsun oradan nemalananlar düşünsün. Benim nemalandığım bir yer yok. Veyahut da devlette iş peşinde koşturan, ihale peşinde koşturan bir kimse değilim. Veyahut da işte bürokratik veya siyasi oligarşiye gidip elpençe durayım. Bana şurayı tahsis edin, bana burayı verin.
Böyle bir derdim de yok. Program yapacaksak gideriz kirasını öderiz. Hatta en son. Merinos’ta kirasını ödediğimiz halde yine program yaptırmadılar. Dediler ki önce valilik dedi ki güvenlik nedeniyle yapamazsınız. Mahkemeyi kazandık ondan sonra. Ama sonradan da oranın memnun olsun o bir müddür varmış orada bizim. Ömer tanıyor. Demiş ben izin vermiyorum. Parasını yatırdığımız halde. O yüzden bizim böyle bir hesabımız, kitabımız yok. Herhangi bir siyasi partinin arka bahçesi, ön bahçesi de değiliz.
Bizi ilgilendirmiyor. Ne ilgilendiriyor? Vatanımızı ilgilendiriyor. Milletimizi. ilgilendiriyor. Kur’an ve sünnet bizi ilgilendiriyor. Bu konuda eksik yanlış bir görürsek söyleriz. Deriz ki bunu yanlış yapıyorsunuz. Eleştirilecek bir varsa da eleştiririz. Bu noktada çekintimiz de yok. O yüzden derdimiz. Kur’an, sünnet, vatan, millet başka bir derdimiz yok. Bizde zekat memurları da yok, sadaka kutuları da yok, sadaka memurları da yok bizde. Hak’a hamdu sena olsun.
Bizim böyle bir derdimiz de yok. O yüzden varsa hakikat neyse konuşuruz. Kur’an sünnet neyse konuşuruz. E alınıyorlar. Ne alınıyorsunuz kardeşim? Sonuçta dünya üzerindeki muhafazakarları söyledim. Yine aynı şeyi söylerim. Türkiye’dekiler de aynı. Bu bir hastalık. Bu bir imani hastalık. H bir de imani bir hastalık. Bu sen normalde. Allah diyeceksin, Kur’an diyeceksin, sünnet diyeceksin, yola çıkacaksın. Sonra yola çıktın insanları. bir makama, bir mevkeye gelince sırtını döneceksin, satacaksın.
Bunun en aşağı tarifi şerefsizlik, südü bozukluk, kanı bozukluk. Bunun en aşağı tarifi bu. Yola çıktıysan onunla beraber sen bir makama mevkuye gelince sen bir oldumu zannedince yola çıktın insanları satmayacaksın kardeşim onlara sırtını dönmeyeceksin böyle yapıyorsan hiç bu konuda lafımı da geri çekecek değilim sen şerefsiz südü bozun tekisin. Bu kadar basit. Ben bazen derslerde söylüyorum alınıyorlar. Ben yola çıktım. İlk ders verdiğim kimse. Ölünceye kadar yanımdaydı.
Nuri hala daha yanımda. Hala daha yanımda. Burada da örnekliyorum. Arkadaşları ben. Cafer’i satmadım, Adnan’ı satmadım, Hüseyin’i satmadım. Bursa’da bana para teklif ettiler. Bu adamları terk et diye. Biz yeteriz sana dediler. İsmail’i satmadın. Tanıştık, sevdik birbirimizi. Demirtaşlılar iyi bilir. Ben onu çavuş ettim diye derganın bir kısmı gitmedi mi? Demirtaş’tan gitti. Biz adam satmayı bilmiyoruz. Yanlışlık yaparsa söyleriz, anlatırız. Bir daha anlatırız. Ha devam ediyor.
O zaman alınacaksa başı alınır. Ayrı mesele. Ama adam satmayız. Satmasını bilmiyoruz. Bizi satarlar. Biz satmayız yine. Doğru bildiğimizi de söyleriz. O yüzden yola çıkıyorsun. Kur’an diyorsun, sünnet diyorsun, vatan diyorsun, millet diyorsun. İyi goştur. Allah koştur. E cukkayı görünce satıyorsun etrafındakileri. Beraber koşturduğunuz insanlar. Çünkü onlarla beraber o parayı yiyemezsin. Çünkü paylaşman lazım. Paylaşmak da zor gelir. O yüzden ona onu satacaksın. Onun arına mesafe koyacaksın.
Telefonlarına çıkmayacaksın. Aramayacaksın. Sormayacaksın. Ha kalabalık lazım. Siyasetçiler öyle yapar. Orada şakşakçı lazım. Açar telefon. Yusufcuğum nasılsın? İyi misin canım kardeşim? Ben seni çok severim bak. Hadi arkadaşları topla gelim ben filanca yere geleceğim. Biraz kalabalık görünsün. Tabii ya o zaman lazım. Parayı yerken lazım değil. Türkiye’deki tırnak içerisindeki siyasetçiler böyledir. %90’ı böyledir. İçinden birkaç tanesi namusludur. Onlar da içlerine barınamazlar.
Namuslu insan namussuzluğun kol gezdiği bir yerde barınamaz. Şerefli insan şerefsizliğin kol gezdiği yerde barınamaz. Ha topa tutacaklarmış beni. Umrumda değil. Yaşım olmuş. 64’ten sonra değişmeyeceğim. Ben 16 yaşında da aynıydım. Ben 24 yaşınday da aynıydım. 34’te de 44’te de 54’te de 64’te de aynıyım. 74 de olsa 84 de olsa aynı olacağım. Ben yine lafımı esirgemeyeceğim. Çünkü şerefsizlerin yüzüne şerefsizliklerine ayna tutulmadığı müddetçe onlar şerefsizliğe devam edecek.
Siz münafığın önüne bir ayna. tutmazsanız o münafıklığa devam ediyor. Çünkü istiyorlar ki hem münafıklık yapalım hem de insanlar bizi alkışlasın. Münafığı alkışlayamam. Şerefsiz bir insanı alkışlayamam. Rüşvetçi bir insanı alkışlayamam. Hırtsız bir insanı. Yapamam bunu. Kur’an’a, sünnete zarar veren bir kimseyi alkışlayamam. Kur’an ve sünnete sırtını dönen insanı alkışlayamam. İmanım el vermez buna. Çünkü birisinin gücünden dolayı, birisinin zenginliğinden dolayı eğer siz ona alkışlarsanız, boyun bükerseniz hadis-i şerifte diyor ki, “İmanınızın yarısı gider.
E siyasetçidir, bürokrattır. Beni ilgilendirmez. Kur’an ve sünnet ne emrediyorsa onu söylerim. Analiz ediliyorsa bilgim nazarında analiz eder söylerim. İşine gelmiyormuş. Beni ilgilendirmez. Allah bizi dost doğru yolundan ayırmasın. Kur’an ve sünnet-i seniyeden ayırmasın. Hak ve hakikatten ayırmasın. Hak ve hakikat üzerine bu dünyadan göçüp gidenlerden eylesin. Felsefecinin şimdi. Bir felsefecilere döndü. Geçen ders böyle münafıklarla alakalıydı. Bugünkü beyitler felsefe ile alakalı.
Felsefecinin dini inkara yahut din ehliyle mübahaseye kudreti yoktur. Böyle bir şeye girişirse hak din onu mahveder. Yunanca kökenli bir söz. Bunun normalde. Grek dilinde. Pihilo veya sopia olarak geçmiş. Aslında çıkış noktası gayet masumane hikmeti sevme, hikmeti arama. Yunan bunun normalde eğer ki böyle bizim topraklarımızdan çıkmış olan. Yunan felsefesine veya eski. Grek helenistik felsefeyi incelediğimizde bu topraklardan çıkma dünya üzerinde yazılı olarak felsefenin başlangıcı.
Ege bölgesi. Bildiğiniz. Yunanistan değil aslında. Bildiğiniz. Yunanistan. Helenistik çağın devamı da değil. O Helenistik veya. Grek felsefesi. Anadolu’nun. Avrupa böyle. Anadolu’da böyle bir hani felsefenin varlığını biliyor. Yunanistan’ı. Yunanistan olarak isim koymaları sanki o. Helenizmin devamıymış gibi göstermeleri kendi felsefelerinin temelini sağlamlaştırmak için. Avrupa onları normalde. Yunanistan olarak söyler. Yunanlılar, oradaki. Yunanistlar gerçek. Helenist değildir.
Bunun ayrı bir tarihi konuşması olabilir. Derdimiz o değil. Derdimiz normalde felsefenin nereden çıktığı. Felsefe bu manada bu topraklarda. Ege bölgesinde normalde sudur etmiş bir hikmet arayışı. Müslümanların da arayışında. Hadis-i şerifte demiş ya, “Hikmet. Müslümanın yitik malıdır. Çin’de olsa gidiniz alınız” demiş. Bakın bunu çevirirlerken. Türkçeye ilim olarak çeviriyorlar. İlim değildir. Hikmettir bu. Çünkü bana sorarsanız hikmet ne diye ben diyeceğim ki.
Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti. Bunu ilim olarak bizim dilimize çevirdiler. Bize öyle bunu söylediler. Bu hikmetin karşılığı ilim değildir. Çünkü hikmet ilimi de kapsar. Ama hikmeti sadece ilim. dersek daraltmış oluruz. Çünkü hikmet hem maddi alemi hem de bugünkü dilde metafizik diyorlar ya manevi alemi de kapsar. Hikmet feni de kapsar. Matematiği de kimyayı da kapsar. Ama hikmet aynı zamanda. Allah’ın varlığının bilinmesini kapsar. Allah’ı tanımayı bilmeyi de.
Hikmet zaten normalde o. Helenistik çağın daha da eskisi. Grek çağın felsefecileri varlığı tanıma, varlığı yaratanı tanıma için yola çıkmışlar. Onun çıkış noktası bu. İslam’da hani hikmet dediğimizde o zaman e bütün hem dünyevi hem de uhrevi ilimleri bütünüyle bir bütün olarak içine alan bir kavram. Hikmet dediğimizde hani ayet-i kerimede de diyor kime hikmet verildiyse ona çok güzel, çok önemli bir verilmiştir. O yüzden bunun içerisine tefekkürü koy. Bunun içerisine normalde akli muhakemeyi koy.
Bunun içerisinde fikri muhakemeyi koy. Fikir ayrıdır, akıl ayrıdır. Bunun içerisine, hikmetin içerisine kalbi muhakemeyi koy. Kalbi aklı koy. Bunun içerisine ruhu koy. Bunun içerisine sırrı koy. Bunun içerisine. Allah’a yakınlaşmayı koy. Hikmet dediğinizde bütün her şeyi içine alır. İslami olarak düşünürsek. Bu manadan bakarsak. Kur’an ve sünnet bu manadan bakarsak. Kur’an ve düşünmeyi hakikat arayışı olarak görür. Sonuçta biz vahiye tabi düşünürüz. Biz aklımızı da vahiye tabi tuturuz.
Ama son dönem felsefe genel olarak aklı ilahlaştırır. Bizim bu noktada felsefeye karşı çıkışımız aklı ilahlaştıran felsefeye karşı çıkarız. Ben aklı ilah ilahlaştıran felsefeye karşı çıkarım. Rüşt’e de karşı çıkarım. Çünkü aklı öne tutmuştur. Vahyin üstünde tutmuştur. Faravi’ye de karşı çıkarım. Farabi de aklı önde tutup aklı ilahlaştırmıştır. Vahiyin üstüne çıkarmıştır. bir kısım böyle bizim içimizdeki böyle. İslamiymiş gibi görünen profesörler, İslamiymiş gibi görünen felsefeciler.
303. Mesnevi Şerhi 2151. Beyitten Hakkında
Farabi’i ibn. Rüşt’ü böyle havalara çıkarlar. Aslında kalplerinde maraz var. İçlerinde maraz var. Farabi’yi vahyin üstünde tuttukları için öne alıyorlar. Kindiyi okumazlar. Gazâlî’yi okumazlar. Gazâlî’yi eleştirirler. Gazâlî değfetül felasife de. Farabi’i de özür dilerim. Farabi’yi de. Rüşdü de lime atar zaten. Aristoymuş. Eflatunmuş onları zaten atar. Onlar çekirdek gibidir. Zaten atar onları. Ama ülkemizde ne yazık ki. İslam ülkeleri ise bilhassa. Anadolu’da, İstanbul’da.
Anadolu dediğimde bütün. İstanbul’da dahil buna. Ama bir kısım böyle kendisini entelektüel görenler. Farabi’yi öne çıkarırlar. Felsefede öne hatta siyasetçiler de vardır bunun içerisinde. Muhafazakar, dindar. siyasetçilerin de bir kısmı. Farabici veya. Rüştücüdür gizliden. Mesela onlar kakarlar. Şeriati’yi de koyarlar işin içerisine. O bir kısım dindar kesim. Şeriaticidir mesela. Siz onları mesela işte. AK Partili olarak isim de vereyim görürsünüz. Öyle onların içindedir.
Onların içerisinde bunları savunan insanlar vardır. O yüzden birisi çıkar. 1400 yıl önceki dinin ahkamıyla bir yapamazsınız. Onlar dinde bunların hepsinde yenilenmesi lazım der. Der sonra tepkiyi de görünce ben öyle demek istemedim der. Çünkü felsefenin çıkış noktası aklı kullanmaktır. İslam ise aklı vahiye bağlar. Bakın tekrar ediyorum bunu. Felsefenin çıkış noktası aklı yüceleştirmek. Aklı kullanmaktır. Aklını ilahlaştırmaktır. İslam aklı reddetmez, akılla savaşmaz da.
İslam aklı vahiye tabi tutar. Ayrıldığı yer burasıdır. Bakın ayrıldığı yer burasıdır. Ben kendimce örneklendirmek istersem ben düşünceye aykırı değilimdir. Ben hikmete aykırı değilim. Ama ben aklı ilahlaştırmaya aykırıyım. Sen aklını ilahlaştırma. Aklın vahiye tabi olduğu müddetçe sana faydalıdır. Aklını vahiye tabi tutmuyorsan o akıl seni helaka götürür, cehenneme götürür. Hatta sen o aklında fitne çıkarır. O aklınla insanları da cehenneme götürürsün. Çünkü ahir zamanda öyle kimseler çıkacak ki bunlar sizin dilinizden konuşacaklar.
Sizdenmiş gibi konuşacaklar. Ama onların götürecekleri yer cehennem olacak diyor. Demek ki ahir zamanda öyle insanlar çıkacak. Bu insanlar toplulukları arkalarına takacaklar tabiri caizse. Devasa toplulukları olacak bunların. Ama bunların davet ettikleri, çağırdıkları o toplulukları götürdüğü yer cehennem olacak. Sebep bunlar sapkın çünkü vahiye tabi değil. İslam dünyası vahsa, İslam dünyasının idarecileri vahiye tabi olsa, İslam dünyası. böyle zulüm altında durmaz.
İslam dünyası ne yazık ki vahiye tabi değil. Yöneticileri de vahiye tabi. Ama arkalarındaki kitleleri aldatıyorlar, kandırıyorlar, örtüyorlar. Bakın her gün. Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, ırzına tecavüz ediliyor. Müslümanlar bütün ülkelerde haksız bir şekilde cezaevlerine tıkılıyor ve haksız suçlamalarla cezaevlerinde ömürleri tükeniyor o insanların. İslam dünyası bu zulümler altında inim iniyor. Gazze’yi konuştu diye cezaevine konuluyor.
İsrail’e kahrolsun. İsrail dediği için cezaevine konuluyor. İsrail denilince cezaevine konuluyor. Bütün dünya üzerinde böyle. E basında da okuyoruz, Türkiye’de aynı. Ben okuduklarım. Tekirdağ’da mı nerede bir yerde birisi bir böyle bir 34 kişi toplanmışlar bir demişler. 6 aydan beri cezaevinde adamlar. İslam dünyası vahiye tabi olmadığı için bu sıkıntıları yaşıyor. Vahiye tabi değil. bizi affetsin. O yüzden normalde vahiy ise. Allah’ın mutlak hikmetidir, bilgisidir.
Vahiy ve normalde akıl olursa, vahyin kulu olursa hikmete ulaşır. Akıl vahiye tabi olmazsa zındıklaşır, kafirleşir. Şeytanın emrine girer. Ama ne yazık ki bu son 200 yıldan beri aklın, vahyi aklın üzerinde görmeye başladılar. Bu hastalığı bizim içimize attılar ve aklı vahyin üstünde görmek entelektüellik oldu, modernite oldu. İslam’ın olmazsa olmazlarının üzerinde tartışmalar var. Namaz salattır diyor. Yaptığınız ibadet değil diyor. O namaz diyor. Küçümsüyor.
Siz diyor ritüellere tabiniz. Ritüellere tabi olunca hani siz ritüeldesiniz. Biz namazın özü sizde yok. Çıkıyor televizyona anlatıyor. Küçümsüyor namaz kılanları. Kur’an ve sünnete tabi olma mücadelesini verenleri küçümsüyor. Çünkü aklı. Kur’an’dan üstün tuttu. Aklını vahiyden üstün. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den üstün tuttu. Büyük felsefeci, büyük düşünür oldu öyle denilince. Casiye 23’te diyor ki, “Hevasını ilah edinen kişiyi gördün mü? Allah onu bilerek saptırmış.
Kalbini ve kulağını mühürlemiş, gözünün üstüne perde çekmiştir.” Buradaki heva dediği insanın nefsine bağlı aklı. O kimse hevasına uyuyor. Hevasına uyudukça devam ediyor. Allah da onun gözünü de kulağını da kalbini de mühürlüyor. Allah mühürlediği için öyle yapmıyor. O öyle yaptığı için mühürlüyor. Ama ne yazık ki. İslam dünyasında sünnet-i seniye tabi olmak, Kur’an’ın ahkamına tabi olmak gericilikmiş gibi algılanıyor. Moderniteden uzak o kimse. Kur’an ve sünnete bağlıysa.
Oysa din söz konusuysa. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri size iki bıraktım. Kim sımsıkı yapışırsa asla sapıtmaz. Allah’ın kitabı. Kur’an, diğeri de benim sünnet seniyim. Başka bir rivayette de ehlibeytim der. E şimdi böyle olunca burada demez ki. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Size aklı bıraktım. Kur’an’ı kenara alın. Aklınız nasıl hükmediyse öyle devam edin. Böyle bir hadis-i şerif yok. Aklın vahiye tabi olacak. O yüzden günümüzün genel olarak felsefe ile alakalı meselelerde eskiden de bu aynıydı.
Bu önceden de böyleydi. İslam’ın o 300 400 yıllarda ne yazık ki böyle o. Grek felsefesi elden geçirilmeden çevirilerekten. İslam dünyasına hızla girdi. Onlar hızla girince neresi yaramaz, neresi yarar incelemediler bile. Onların hepsini aldılar. Hatta bir kısmı da işte kimisi. Sokrat’ı, kimisi. Aristo’yı peygamber ilan etmeye kalktılar. Ya hani peygamber olabilir dediler. Bunu söyleyenler var. Allah bizi affetsin. Ama mesela felsefede sadece akıl vardır. Oysa iman eden.
Müslümanda aklın üstünde. Allah’ın nuru vardır. Kime o nur verildiyse ayet-i kerimeyi hatırlayın. O nurla hani o kalpte olan nurla aklın üstündedir o. O kimse yanlışı doğruyu ayırt eder. Allah’tan hakkıyla korkarsa. Hak onun kalbine bir müftü koyar. Bildiğiniz müftülerden değil o. Hakk’ın müftüsü. Bu devletin müftüsü değil. O size doğruyu, yanlışı öğretir. Çünkü o yüzden akıl. Allah’ın nuruyla aydınlanırsa akıldır. Allah’ın nuruyla aydınlanmadıysa kördür, karanlıktır.
Kördür, karanlıktır. Seni bir yere götürmez. Rabbim muhafaza eylesin. O yüzden ister bunun içerisine. Sina’yı da koyun. Bunun içerisine. Farabi’yi koyun. Bunun içerisine. Rüşt’ü de koyun. Bunlar aklı üstün tutmuşlardır. Allah bizi. O yüzden ha firavun ağır olacak bu sözüm ama ha aklı üstün tutan bir kimse ha şeytan ha aklı üstün tutan bir vahiyden üstün tutan bir kimse arasında bir fark yoktur. Nemrut da çok akıllıydı. Firavun da çok akıllıydı. Ama vahyin karşısında yenildiler.
İbrahim’e yenildi. Musa’ya yenildi. Mustafa’ya yenildi. Sallallahu. O yüzden felsefe aklı vahiyden üstün tutan felsefe dinin karşısında yenilmeye mahkumdur. Pir de onu söylüyor. O yüzden bu felsefeciler böyle. İslam dünyasına veya. Müslümanlara yaklaşırken şöyle yaklaşıyorlar. Felsefe dünya bir dünya görüşüdür. Varlık üzerinde genel bir teoridir. Baktığınızda bu böyle çok tatlı geliyor bize. Hani bunu böyle tehlikeli bir görmüyoruz. Ben konuşurken diyorum kardeş aklın vahyinden üstün mü.
Bunu aklım almıyor. Hani bakın bunu hadis-i şeriflerle başladılar. Ne dediler? İşte bir hadis-i şerif akla aykırısa biz onu reddederiz. Bu kafirlik, bu münafıklığın işaret bir şeydi bu. İslam dünyası satın aldı. Diyanetçiler, ilahiyatçılar satın aldı. Bunu siyasetçiler satın aldı. Hadis-i şerife bakacaklar. Hadis-i şerif onların akıllarına uyuyorsa hadis-i şerif olarak kabul edecekler. Ama hadis-i şerife bakacak. Onun aklına uymadı. Onun aklına uymadığı için hadis-i şerifi reddedecek.
Akılperestliğin başlangıcı bu. Bizim hoşumuza gitti. İslam dünyasının hoşuna gitti. Aklımıza uyuyorsa alırız. Resulünden daha iyi düşünüyorsun. Vahiy sana geldi. Ve bu böyle yaygınlaştı. Farkında mısınız? Bütün böyle evlerde, okullarda, caddelerde, gazetelerde, televizyonlarda, ilahiyatta, diyanette bunu böyle söylüyorlar. O hadis-i şerif. akla uygunsa alıp kabul edeceğiz. Aklımıza uygun değil isse biz onu kabul etmeyeceğiz. Reddedeceğiz. Bundan başladı ya. Burada durmadı bu.
Şimdi ne diyorlar? Kur’an’a dil uzatıyorlar ve diyorlar ki mesela o gitti ya. Almanya’ya gitti. Profesör neydi onun adı? Bu diyor ayet-i kerimeler. Allah’ın kelamı olamaz. İşaret fişeğini patlattı. Bunu gizliden kendi kendilerine bunu konuşuyorlardı. Bunların başlangıcı nereden? İlahiyattan. O da nereden? Şimdi hadisleri inkar eden neydi? Mehmet okuyan hocası kim? Ateş’in hocası kim? Nereden etkilendi? Peki öldü ya. Bir tane daha. Diyanetçi vardı. Nuri hocası kim? Çok meteder o.
Sorun akıllılara. Nuri’nin hocası kim? Profesör kim? Bir şeyin geldisine bakacaksınız. Adam şeyhlik yapıyor değil mi? Onun şeyhi kim? Onun şeyhi kim? Neyse kurtarayım sizi. Atay, Ankara. Peki onun etkilendiği yer neresi? Bakın bunlar sapıklık kanalları. Sapıklık kanalları o devam ediyor. O yüzden hani böyle bunlar yaklaşırlarken az önce bir hadis-i şerif söyledim ya bizdenmiş gibi davranırlar. Bizdenmiş gibi davranıyorlar. Bizim gibi konuşuyorlar ve dediler ki hadis-i şerifler akla uygunsa kabul edeceğiz.
Şimdi ayet-i kerimelere döndüler. Şimdi diyorlar ki bu ayet bu zamanda yaşanmaz. Tarihsel mi? Kur’an’a nasıl bakacağız? Tarihsel mi bakacağız? Evrensel mi bakacağız? Bunu da çıkarmadılar mı? Bana soruyor. Çanakkale’de profesörün birisi. Hocam diyor. Kur’an’a tarihsel mi bakacağız, evrensel mi bakacağız? Ben şimdi cevap veriyorum. Diyorum hem tarihsel bakacağız hem evrensel bakacağız. Ya neden ayırt edelim? Kur’an’a tarihsel. mi bakacağız, evrensel mi bakacağız diye arkasında bir hinlik olmamış olsa böyle bir olur mu?
Kur’an’dır. Tarihsel bakacağız. Tarihsel bakınca şu çıkacak çünkü ortaya. Bu 1400 yıl önce doğruydu. Şimdi değil. Ne diyorlar? Rejim cezası 1400 yıl önce öyleydi. Hakkında ayet de yok. O yüzden rejim cezası uygulayamazsınız. Insanı öldüremezsiniz diyor. İdam edemezsiniz. İyi gelsin birisi senin karının ırzına geçsin bir de öldürsün. Senin kızının da ırzına geçsin ardından öldürsün. Sen ne yapacaksın ona? Erdemlilik gösterip aff mı edeceksin? Yoksa diyeceksin onların da öldürül onun da öldürülmesini mi istiyorum diyeceksin.
Hangisini yapacaksın? Şimdi desem ki buradaki evli ve kız çocuğu olanlara hangisini istiyorsunuz desem hepsi de der ki öldürülmesini istiyoruz. Ama bu 1400 yıl önce. kullanıldı. Şimdi kullanılmıyor. Senin hem eşine tecavüz eden, öldüren veya senin kızını tecavüz eden, öldüren kimse cezaevine girecek. Sonra bir vesileyle bir af çıkacak. Af çıkınca kar gelecek karşında oturacak senin. Sonra sen de yediremeyeceksin. Vuracaksın onu. Bu sefer sen katil olacaksın.
Gireceksin içeri. 33 yıl sen ceza yiyeceksin. Çünkü o 1400 yıl önce kaldı. Revize edilmesi lazım diline revize edilmesi lazım. Ne kadar tatlı değil mi? Revize etmek ne kadar tatlı. Neydi bir de. R ile başlayan gene reform. Dinde reform yapmamız lazım. Dinde reform kaldı. Her şeyi revize ettik. Bir de dini edelim. Aklını üstün tuttu. Çünkü aklı üstün tuttu. Toplum veya. İslam dünyası bu sözlerin nereye gittiğinin farkında değil. Bununla neyin kastedildiğinin farkında değil.
Revize edeceğim dediğinde ben aklıma göre din tekrar reforme edeceğim. Bu ayetler olmaz. Bu hadisler olmaz. Fransız gavurundan ne farkımız kaldı o zaman? Fransız gavuru. Macron da diyordu ki. Kur’an’daki cihat ayetlerinin çıkarılması lazım. Kur’an’da cihat ayetleri durduğu müddetçe. Müslümanlarla problemimiz var bizim. Müslümanları istedikleri anda bombalayacaklar. İstedikleri anda işgal edecekler. Müslümanların kanını, namusunu, şerefini, haysiyetini, parasını ütecekler.
303. Mesnevi Şerhi 2151. Beyitten ve Önemi
Sen susacaksın. Paranızı ütecekler. %50 kusurlu faizlerle paranızı ütecekler. Siz susacaksınız. Ekmek alırken %50 faiz ödeyeceksiniz. Bildiğiniz ekmek. Bildiğiniz ekmek. Türk toplumunun birinci gıdası. Ekmek onu alırken %50 faiz ödeyeceksiniz. Vergi hariç. %25 de vergi koy. Bir ekmek alırken %75 gitti. Bedavadan nereye gitti? Deccali sisteme gitti. Dünya üzerinde en yüksek faiz. Türkiye’de ikinciyiz biz. Dünya üzerinde ikinciyiz. Faizin yüksekliğinde. Vahiyi ister misin?
İstemezsin. Hadis-i şerif senin aklına o zaman uymaz. Ne diyor hadis-i şerifte? Müslümandan faiz alırsa annesiyle. Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi olur diyor. Ondan sonra bu hadis-i şerife önce ilahiyatçılar karşı çıkıyor. Aklını üstün tutuyorlar çünkü vahyi değil. Vahyi üstün tutmuş olsa, vahiy üstün tutmuş olsa haramları yasaklar. Vahyi üstün tutmuyorsa haramlar yasaklanmaz. Haramlar serbest, helallar yasak olur. Allah bizi affetsin. O yüzden bizim bu noktada düşünmek veya hakikati aramak veyahut da doğruyu aramak bizim bu noktada bir sıkıntımız yok.
Müslüman hakikati arar. Müslüman doğruyu arar. Müslüman hem ahlaki olarak en doğrusunu yaşamaya çalışır hem de metafizik olarak en doğrusunu yaşamaya çalışır. Müslüman hem dünyevi hakikati arar hem de uhrevi hakikati arar. Müslüman aynı zamanda da bugünkü dilde söylüyorum. Manevi deyince anlaşılmıyor. Metafizik olarak da hakikati arar. Müslüman buna mecburdur. Bakın hakikati aramaya. Hakikati aramak farzdır müslümana. Kerim’deki hakikati aramak senin üzerine farz.
Hadis-i şeriflerdeki hakikati aramak senin üzerine farz. Varlığı tanımak, varlığın hakikatini anlamaya çalışmak farz. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Hatta bu bize farz. Ama bu farzları da unuttuk biz. Biz bize farz olarak bir tek namaz, abdest, oruçtu. Onun da içini boşaltıyorlar. Diyorlar ki ya salat sizin kıldığınız namaz gibi değil. Siz avamsınız. Bir kısım melamiler de bunu diyor. Onlar hakka vasıl olmuşlar. Namaz avamın işi. Allah bizi affetsin. Kur’an bize düşünmeyi emreder.
bize sorgulamayı emreder. Sorgulayın. Neden asgari ücretleriniz sizin 20 lira? Sorgulayın. Neden emeklilik maaşınız 14 lira, 15 lira, 16 lira? Sorgulayın. Neden faizler %50? Kur’an bize sorgulamayı emrediyor. Kur’an bize düşünmeyi emrediyor. Kur’an bize yanlışlıkları dur demeyi emrediyor. Neden sorgulamıyoruz? Hadis-i şerifleri cımbızla çekmeyi biliyoruz. Hadis-i şerifleri cımbızla çekme kardeşim. O benim inancım. Ben sorguluyorum. Ben neden dünyanın ikinci ülkesiyim?
Faizin en yüksek ülkesiyim. Ben sorguluyorum. Neden zina artmış ülkede %5.000? Sorguluyorum. Neden uyuşturucu kullanan gençler artmış %5.000? 2013’te %1800 artmıştı. 2013’te, 2025’teyiz. Her sene katlanarak gittiğinizde %5.000 artmış. Neden uyuşturucu kullananlar %5.000 artıyor bu ülkede? Sorgulayın. Sorgulayın. Niçin ülkenin %70’i açlık sınırının altında yaşıyor? Sorgulayın. Kur’an size sorgulayın diyor. Vahiy size sorgulayın diyor. Vahiy size bu konuda itaat etmeyin.
Vahiy size zulme karşı durmanızı istiyor. İslam dünyasında harıl kan akıyor? Vahiy bunu sorguluyor. Diyor ki, “Senin kanını akıtanı sen de akıt. Onlar sizinle savaştıkları müddetçe siz de onlarla savaşın di” diyor. Vahiyi sorguluyor. Miting yapın demiyor. Savaşın diyor. Neden savaşmıyoruz? Kur’an bizi sorgulamaya yönetiyor. Kur’an bizi cihada yönlendiriyor. Kur’an bizim kanımızı akıtanın kanını akıtmaya yönlendiriyor. Neden sorgulamıyoruz? Neden zulme boyun eğiyoruz?
Mustafa’yı örnek alırsan zulme boyun eğemezsin. Mustafa’yı örnek alırsan, adımlarını atarsan devasa camiler yapıp onunla övünemezsin. Gazze’de bir. Müslümanın burnu kanıyorsa sorumluluk duyarsın. Türkistan’da bir. Müslümana zulm ediliyorsa sorumluluk altındasın. Inandığı için cezaevlerinde yatan, sürünen, tecavüze uğrayan, cezaevlerinde perişan olan insanların var ise sorgularsın, yatamazsın yatağında. Neden sorgulamıyorsun? Felsefe sorgulamayı söyler. sorgulayınca önüme bunlar çıkıyor.
Ben dini, onlar dini sorgulayacağım diye uğraşıyor. Deccal işini sorgulamıyorsun? IMF’yi sorgulamıyorsun? Bankası’nı sorgulamıyorsun? Örgütünü sorgulamıyorsun? Avrupa mahkemelerini sorgulamıyorsun? Bizim ne işimiz var? Neden bizim dünya birleşmiş. Milletlerden çıkmış? Neden sorgulamıyorsun? NATO’yu sorgulamıyorsun? Neden kanımıza emenleri sorgulamıyorsun? Neden bizi fukaralıya mahkum edenleri sorgulamıyorsun? Neden simit hesabı yapanları sorgulamıyorsun? Neden senin dinini alay edenleri sorgulamıyorsun?
Kur’an’a karşı çıkanları sorgulamıyorsun? Neden hadis-i şeriflerle alay edenleri sorgulamıyorsun? Neden senin dininle 724 alay eden medyayı sorgulamıyorsun? Bunlara uspus duran siyasetçileri neden sorgulamıyorsun? Ben sorgulayınca önüme devasa bir sorgulanacak şeyler manzumesi çıkıyor. Ben sorgulayınca içime kapanıyorum. Sorguluyorum. Bir bakıyorum ki. İslam nerede? Ben neredeyim? İslam nerede? nerede diye kalıyorum. Ondan sonra diyor ki siz aklınızı kullanmıyorsunuz.
Biz aklımızı kullanıyoruz. Aklımızı kullanmasak bunları konuşmayız herhalde değil mi? Vahiye tabiyim ben. Vahiy içkiyi haram etmiş, kumarı haram etmiş, zinayı haram etmiş, keraneyi, meyhaneyi, baraneyi, sazaneyi haram etmiş. Sorguluyorum. Uyuşturucuya haram etmiş. Vahiy bunlara baktığım zaman vahyin bütün haramları helal olmuş. Sorguluyorum. Evet, sorguluyorum. Sorguladığımda bir çalışanın emeğinin karşılığını almadığını görüyorum. Sorguluyorum. Birinin bir siyasetçinin eline vereceksin 20 lira.
Hadi geçin bundan diyeceksin. Evindeki rağsun. Sorguladığım zaman kalıyor. Sorguluyorum. Bankası kimin? Kapatın bu. Bankası’nı diyorum. Sorguluyorum. Neye çalışıyor bu. Kapatın diyorum. Faizci bütün kurumları kapatın diyorum. Sorguluyorum. Ne güzel bir memlekette yaşıyoruz. İngiltere’de yıllık faiz %3. Adam gidip. Bankası’ndan. İngiliz bankalarından %3 faizle parayı alıyor, ülkeye getiriyor. %50 ile burada satıyor. Sorguluyorum. Bu kanemiciler kim? Bu kanemiciler kim?
Hangili hangi. İngiliz mafyası bunu yapıyor? Sorguluyorum. Avrupa’da %3. Hatta bazılarında 2,5, bazılarında %2 faiz. Avrupa’da adam. Türk şirketleri. Avrupa’da bir şirket kuruyor. Avrupa’daki şirkete paralarını buradan aktarıyor. Avrupa’daki şirket geliyor. Türkiye’den alıyor %50 faizle para satıyor. Sorguluyorum. Kimin cebine gidiyor bu para? Oturacağız felsefe yapacağız. Ya tavuk mu yumurtadan çıktı? Yumurta mı tavuktan çıktı? Söyle bakalım hocam. Ne söyleyeyim sana?
Önce tavuk mu yaratıldı yoksa yumurta mı yaratıldı? Ananın gözü yaratıldı. Felsefe bu. Kumda oynayacak. Uyanmayacaksınız ve baskı altında tutulacaksınız. Baskı altında. Konuşursanız laikliğe karşı çıktınız. Laiklik ne belli değil. Cumhuriyeti. Devleti demokratik insan haklarına. saygılı hukuk devleti. Hiç görmedik. Sorguluyorum. Sorguluyorum. İnsan hakkı dediğinizde ne geliyor aklınıza? Normal yaşayacak kadar ücret mi aklınıza geliyor? Ne geliyor aklınıza? Yaşayacak kadar ücret ülkenin %70’i almıyor.
20.000 lirayla evlenecek bir genç göster bana. 15.000 lirayile geçinecek bir emekli göster bana. Ben sorgulayınca evet aklını kullanan kavimler için hakikatler var. Ben aklımı kullanıyorum. Aklımı kullanınca deliriyorum zaten. Aklımı kullanıyorum, okuyorum, yazıyorum. TikTok’ta dolaşmıyorum. İngiltere’de ne kadar faiz? Yıllık faiz ne kadar? 3 %3 %3 İngiltere’de yıllık faiz. Sömürlüyorsunuz. Anadolu insanı, ey. Müslümanlar sömürülüyorsunuz. Benim sorgulamamdan bu çıkıyor.
Ben yerin yaratılışını da düşünüyorum. Ben göklerin yaratılışını düşünüyorum. Ben bunlarda da derinleşmek istiyorum. Hak’ı tanımakla alakalı. Yerin yaratılışını öğrendin. Peki çok basit. Avam bir şekilde. dedin ki yeri. Allah yarattı. Avam bir şekilde. İyi kardeş. Yeryüzünün hakimi kim ya? Diyeceksiniz ki. Sorguluyorum. Sorguladıkça da önüme devasa bir çıkıyor. Felsefeden laf açıldı. Felsefe sorgulamak. Ya ben ne yazık ki varlığı tanımlamayile alakalı mecalim kalmıyor.
Diyorum ki bu insanların %70’i, %60’ı rahat geçinemezken %40’ı nerede tatil yapalımın derdindeyken bu %40’ının içerisinde %5’i 10’u? Türkiye’de tatil yapmak banal bir. Geçen ay neredeydin. A İngiltere’de ha. Londra’da şöyle bir vardı. Oraya mı gittin? Biz o esnada. Fransa’daydık. Paris’teydik. Paris’teyken işte. Belçika’dan bir arkadaşımız telefon açtı. Gel burada bir gece tertip ettim dedi. Biz o yüzden oradan. Belçika’ya geçtik. Bu %40’ın içerisinde %5’lik hayatı böyle yaşıyor.
Sorguluyorum. Sorgulyorum. Boğazın her iki tarafındaki yalılarda yaşayanları sorguluyorum. Sorguluyorum. Köprünün altında yaşayanları sorguluyorum. Sorguluyorum. Evsiz olanları sorguluyorum. Sorguluyorum. Tapulu malı var. Tapulu malı var. Devlet oraya el koymuş. Sorguluyorum. Sorguluyorum. Bu adam neden cezaevine girmiş? Sorguladığım zaman, “, bundan cezaevine girilmemesi lazım diyorum. Sorguluyorum.” Evet. Sorguladığım zaman bambaşka bir dünya çıkıyor önüme. Sonra dinimi, öğrendiklerimi koyuyorum bir kenara.
Öğrendiklerimle ters gidiyor her. Haramları bir yere yazıyorum böyle. Ondan sonra ülkede bunlar serbest mi değil mi diye bakıyorum. Hepsi de serbest. Sorguladığım zaman bu çıkıyor ve o haramları işleyenler alkışlanıyor. Biz burada zikrullah yapıyoruz. Biz taşlanıyoruz. Taşlanmaktan şikayetçi değilim. Umrumda benim. Düşünebiliyor musunuz? Bir memleket düşünün. Toplumun yüzde bilmem kaçı. Müslüman ve. Müslümanlar aşağılanıyor. Sorguluyorum. Sorguladığım zaman hayat bana zindan oluyor.
Sorguladığım zaman yediğimden tat almıyorum. Yemiş olmak için yiyorum. Sorguladığım zaman giydiğimden tat almıyorum. Giymiş olmak için giyiyorum. Sorguladığım zaman diyorum ki ne zaman düzelir bu ülke? Ne zaman düzelir bu insanlar? Bunu sorguluyorum kendi kendime. Sorguladığım zaman aldatılmışlıklarım aklıma geliyor. Kandırılmışlıklarım aklıma geliyor. Sorgulandı, sorguladığım zaman yediğim hançerler aklıma geliyor. Sorguladığım zaman diyorum ki nerede nasıl satıldın?
Onlar aklıma geliyor. Sorguladığım zaman hayat bambaşka bir noktaya gidiyor bende kardeşler. Ama sorgulamaktan vazgeçiyor muyum? Dertlenmekten vazgeçiyor muyum? Diyorum ki bir gün uyanacak her. Özbah sen diyorum üzerine düşen vazifeyi yap. Onun eli ayağı cansızdır. Canı ne derse ikisi de fermanına uyar. Dediğini yapar. Felsefeciler dilleriyle cansız şeylerin hareketini, seslenmesini inkar ederlerse de elleriyle ayakları bunun imkanına şehadet. edip durur. Hakkınızı helal edin.
Helal olsun. Sorguladık. Burada kalalım. Böyle birkaç beyit gittik ama sürçil lisan ettiysem affola. Elfatiha salavat.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.