Mesnevi Şerhi (2124. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2124. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. amin Çin’i dağıtsın Amin dinsizleri dağıtsın Amin yeryüzünde T Tevhit sancağını dalgalandır sın Amin ecm geçen hafta evet der Ama yürekten değil kendisine münafık demesinler diye tasdik edenlere Uyar zahiren tasdik eder münafıklarla alakalı bir şeydi o münafıklar işin Batın tarafını görmezler işin hakikat tarafını görmezler münafıklar içlerine gelirse iman ederler içlerine gelmezlerse kendi içlerinden iman etmezler iman etmeleri de onların yüzeyseldir Müslümanların içerisinde bulunurlar müslümanca gibi davranırlar ama asla ve asla Eee imanları Kemale ermemiştir ve bunlar bazı konularda yani akıllarına uyarlar kendilerince ve Normalde Müslümanların yanında inanmış gibi davranırlar bununla alakalıydı Beyt Eğer cemadat Allah’ın Kün yani ol emrine Vakıf olmasalar bu emri duyup bir Emre uyup varlık alemine gelmemiş bulunsalar da bu söz alemde o vakit Redd edilirdi Yani bütün cemadat bütün varlıklar var olan ne var ise hepsi de Cenabı Hakk’ın Kün yani ol emrine uyup da meydana gelmişlerdir ve Cenâb-ı Hak ilmi ilahisinde yani hiç daha ilim varlık sahasına çıkmamış kendi zat-ı uluhiyeti olan o ilmi ilahisindeki varlıklara tün ol emri verir ve o varlıklar ilmi ilahiden Zuhur eder ilmi ilahiden Zuhur eder deyince Yani biz Allah’ın kendi zatından zuhur eden bir şeydir Bu ilim olarak ve onlar varlık alemine sudur ederler varlık alemine çıkarlar ve onların varlık alemine çık aları Cenabı Hakk’ın Kün ol emrine tabi olmalarından ve Yasin Suresi ayet 82’de de Cenabı Hak buyurur ki bir şeyin olmasını dilediği zaman onun emri o şeye sadece ol demesidir O da hemen olu verir yani Cenabı Hak bir şeye ol der O da hemen olma sürecine girer varlığın derecesiyle varlığın herhangi bir kategorisine göre onların süreçleri vardır mesela dünyaya ol dedi dünyanın bir yaratılma süreci var veyahut da anne karnında bebeğe ol dedi Normalde o bebeğin bir olma süreci var yani o bazen ol dediğimizde oluverir dediğinde hemen o olacakmış gibi o kimseye Hani Kemale ermiş bir şekilde olacakmış gibi geliyor öyle değil Onun matematiği hazır onun matematiği hazır olunca cenab bak ona Kün dedi ol dedi Onun için olma süreci başladı bu eee varlığın derecelerine göre dediğim şey mesela dünya ile alakalı Dünyanın kendi içerisinde bir zaman birimi var dünyanın zaman birimine uygun işte Çocuk 9 ayda Dünyaya Geliyor Örneğin o olma süreci başlamış oluyor bizim için 9 ay uzun bir zaman zarfı Aslında bu Normalde matematiksel ol başka bir matematiğe göre bakacak olsanız E bir dakika bile değildir o şimdi matematik dersi vermeyeceğiz Hocam bu bugün oraya girmeyeceğiz yani Hani normalde var ya Allah katında sizin dünyanın 1000 yılı Allah katında bir gündür diyor Öyle değil mi Öyle olunca Tabii Allah katı dediği yer neresi Allah zamandan da mse oradaki o zaman birimini mümkün değil ama normal şimdi bu ayet-i kerimeyi bakarak tan siz hani e 1000 yılı hesaplasın 1000 yıl Yani bunu hesaplamak için 1000 yıl yıl 365 gün 365 günü 1000′ le çarpacaksın matematiksel olarak öyle mi gidilecek hocam 365’i 1000 le çarpacaksın ona bir güne 24 saate böleceğiz sizin dünyanın bir günü çıkacak ortaya Ben matematikçi değilim matematikçiler yapsın yani 365 x 1000 B 24 yapacak değil mi hocam dünyanın bir günü ahireti de bilmiyoruz hocam o nerenin günü değil kaç ne onu öyle şey yapacak olursan gün olarak hesaplıyo zaman o şeye göre saat bile değil dakika bile değil o kaç Neyse sizin matematiksel olarak şimdi herkes üniversite mezunları elini kaldırsın kaldırın kaldırın utanmayın ya Maşallah vaya üniversite mezunu varmış Tamam ben kendi kendime utanmayın Ya ben ben bu matematiği yapamadım diye Tamam gerek yok yani tamam mâşâallah matematikte kaldı Herkes her Neyse konumuz bu değil yani o ol dediğinde oluyor mesele bu Evet ama buradaki Hani zamansal problemler var biz zamanı dünya zamanıyla ölçüyoruz Hani dünyada Güneş sisteminin etrafında Vallahi matematikçi bak orada uğraşıyor uğraş hocam tam gerçekten uğraş ama bilelim yani o zaman dilimine göre dünya kaç saniy demiş bir günü 50.000 yıla o İsa aleyhisselamın göğe çıkmasıyla alakalı 1000 yıl Evet Allah’ın katına ya 1in yıl alsan yine ya orayı iyice karıştıracağız yine biz Hayır melekler de oturacaklar Ne konuşuyor Bunlar diyecekler bilmiyorlar Deliler topluluğu var burada hiç yanet eşimiz tasavvuf burada değil mi Ne işin var matematikle Hiç işte ya bizimki de olacak bir şey mi ya Allah Kün yani ol emriyle tüm varlıkları yokluktan Zuhur ettirir işin en İnançla alakalı Bütün herkesin patinaj ettiği yer burasıdır yani Kün ol derken yokluktan çıkıyor yok Yani onunla alakalı hiçbir imare yok hiçbir emmare Yok hiç herhangi bir şey yok o normalde Kün dedi yokluktan çıkardı ve o cemadat dediğimiz hani biz insanlar tarafından cansız varlık olarak gördüğümüz Yani bu ağaç cemadat Biz baktığımızda cansız varlık olarak görüyoruz Yani hiçbir şey Allah’ın emrini duymamış görmemiş bilmemiş hükmünde değil yani boyun eğmemiş olsalardı olmazlardı zaten bir şey olduysa O Allah’ın emrine boyun eğdi yani o Kün lafzına emrine Kün ol Emir vaki zaten bu söz Emir vaki olduğundan o oldu yani onun olmama gibi bir şansı yok ve boyun eğmiş ister canlı ister cansız Her şey onun emrine boyun eğmiştir Biz ister onu canlı varlık olarak görelim ister cansız varlık olarak görelim bizim görüşümüz cansız varlık bu bizim görüşümüz Yani biz cansız varlık görüyoruz taş değil mi Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin karşısında Ebu Cehil var Ebu Cehil dedi ki benim elimde ne var Bunu bil dedi sana iman edeceğim dedi O da dedi ki senin elindekiler benim kim olduğumu söylemesini İstemez misin dedi Dedi ki isterim bu daha zor bir şey dedi bu sefer Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri öyle deyince taşlar Dile Geldi Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu dedi ü tane taş hemen Ebu Cehil elinden taşlar attı Biz şimdi onu cansız varlık olarak görüyoruz Ama taşlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin peygamberliğini söylüyor veya konu hannane kütüğü dü ya kütüğü Biz cansız varlık olarak görüyoruz ama kütük Ayrılık acısına dayanamıyor feryat figan ediyor feryadını fig adını sahabeler de duyuyor cansız varlık Halbuki değil mi bize göre öyle değil kütük aynı şey mesela Davut Aleyhisselam da taşın bir tanesi diyor ya ey Davut beni al alıyor yürürken bir taş daha diyor beni de al o da alıyor yürürken bir taş daha diyor beni de al ü taşın üçünü alıyor diyor ki cutu bununla yeneceksin ü tane taş ve sapanın içerisine 3 tane taş koyuyor onunla cutu yeniyor Biz şimdi ona neye olarak bakacağız taş mesela dağ kuru dağ Uhut Dağı üzerinde ot dahi yok Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Uhud bizi sever biz de uhud’u severiz Ama taş bildiğin dağ Demek ki bizim cansız olarak gördüğümüz şeyler cansız değil ve Onlar da ister canlı görelim ister cansız görelim Hani manevi olarak bakarsan Her Şey Canlı Çünkü Yerde ve gökte ne var ise Allah’ı Zikreder Ama siz duymaz ınız ayeti kerime Yerde ve gökte ne var ise o zaman bütün her şey Allah’ı zikrediyor Biz duymuyoruz onu biz fark etmiyoruz biz onu cansız görüyoruz ama canlı her şey onu zikrediyor her şey onu zikrediyor o zaman canlı ve yine Ali İmran ayet 83 Göklerde ve yerde kim varsa ister istemez ona boyun eğmiştir Yani bütün varlık Allah’ın iradesine boyun eğmiştir Allah’ın matematiğine boyun eğmiştir Allah’ın kaderine boyun eğmiştir Allah’ın kudret ve kuvvetine boyun eğmiştir bunun bir matematiği var Allah’a boyun eğmiştir Allah’a boyun eğmeyen varlığın herhangi bir noktası yok varlık alemine ister Ruhi olarak sudur etsin ister cemadat cansız varlık olarak sudur etsin isterse işte bitki olarak nebat olarak sudur etsin ne sudur ederse etsin Hepsi de Allah’ı zikrediyor ve Allah’a boyun eğiyor şimdi Allah’a boyun eğmesi Allah’a teslim olması Onun bu manada Eee varlıkların iradesinin de Allah’a ait olduğunu gösteriyor O zaman varlık bu manada otomatikman Allah’ın iradesi kudreti kuvveti ilmi dairesinde yaşamını devam ettiriyor ve Yerde ve gökte ne var ise her şey ona boyun eğmiş vaziyette Biz de şimdi bu inanç bu iman oturmuş vaziyette değil o yüzden Toprak haz Ömer efendimizin sözünü dinliyor Deprem olunca asasını vuruyor Ey arz diyor sakin ol Senin bağrında bir peygamber ve onun halifesi yatıyor diyor Medine’de tak deprem duruyor şimdi buna inanmaz akıl perest der ki ya böyle bir şey mi olur der deprem Allah’ın kanunu der O Allah’ın kanunu ama o arz da o Nil de Ömer’in sözünü dinliyor Hani Mısır fethedilince Nil yılda bir sefer geriye doğru akarmış öyle görünürmüş oradan Mısır valisi mektup yazıyor Ey Emirel müminin böyle bir şey var o gün diyor bur buranın kıptileri Bayram ediyorlar bununla alakalı ne buyurursunuz diyor Hazret Ömer efendimiz bir mektup yazıyor enteresandır Çok hoşuma gider böyle şeyler benim mektup yazıyor diyor ki ey Nil nasıl diyor yıl içerisinde 364 gün akıyorsa o bir günde de öyle Ak diyor valiye haber gönderiyor bu mektub Nile at diyor Tabii eüzü besmele var Allah’ın adı var Allah’ın adınla emrediyorum diyor emrediyorum diyor Nile mektup Nile atılıyor kıptiler bekliyorlar o gün gene Nil geri akacak diye Nil sonra akıyor Oysa Yüzyıllardır o hal yaşanırmış orada Ha demek ki bizim canlı cansız olarak gördüğümüz Her şey Allah’ın hükmüne boyun eğmiştir şimdi bizde öyle bir imana Kemale ermiş olmadığından bizim imanlar mız ve biz manada o kadar söz sahibi olmadığımızdan Biz onları görmekten uzağız buna iman etmekten de uzağız biz bitti mi hesap hocam dünya hayatı saniyenin 10 binde biri bir gün yani 70 yıllık O zaman dünya hayatı saymış olsan bir dakika falan mı tutacak o zaman 1 saat veya 2 saat Tamam tamam yok tamam yok matematik tartışmayacağım Tamam tamam bütün Herkes üniversite mezunu dedim ya hepsi de kocu şimdi Tamam kummy siz alimsin hepiniz matematikçisini bırakın tamam biz Mesnevi sohbetine devam edelim söyle Ahmet Ahmet konuşamadı Ya tamam Ahmet ya deli kendisinden daha deliyi görünce sopasını saklanmış Allah Allah Bak gene hesaplıyor hesapla hocam boş Hatta nerede ona bakıyor Tamam Hanım bir lav var ya bir deli bir taş atarmış 40 tane akıllı çıkaracağım diye uğraşır mı Sizinki de o hesap Ben ortaya bir taş attım boyna millet uğraşıyor çıkaracağım diye bırakın ya Boş verin sohbete devam edelim biz yüz binlerce taklit ve istidlal ehlini pek cüzi Bir vehim şüpheye düşürür Çünkü taklitleri de istidlal de hatta bütün kolları kanatları da zanla kaimdir taklit ehli bir şeyi derlemesini anlamadan bilmeden sorgulamadan sadece başkalarından gördüğü veya duyduğu şekilde kabul edenlerdir bizim Normalde namazlarımızı Hanefi fıkhına göre kılmamız gibi rükum u secdem Hanefi fıkhına göre böyle yaparız ki hadis-i şerifte de Hazret-i peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ibadetlerinizi benden gördüğünüz gibi yapınız demiş gördüğünüz gibi taklit ediyoruz namazın kılınış şeklini taklit ediyoruz namazın içi değil dışını taklit ediyoruz Bu taklit ve taklidi iman ve tahkiki iman diye ikiye ayrılmıştı değil mi hocam Öyle ayırıyorsunuz değil mi taklidi ve tahkiki iman Evet tahkiki İman ne tahkiki iman sahipleri de araştırıyor inceliyor ondan sonra öyle Onlar böyle bir de çok biliyorlar araştırıyor inceliyor doğruluyor onu o da tahkiki iman oluyor ama bunların taklidi de tahkiki de yüzeyseldir yani kitaplarda yazılan tahkiki iman habire araştırmış soruşturmak mış etmiş Hani o bilinçli bir Müslüman tahkiki iman ehli bunların Her ikisi de kalp olarak sınıfta kalır şimdi oraya yavaş yavaş geleceğiz istidlal ehli de söz konusu olan istidlal ehli de inancını bilgisini sadece akıl yürütmeye dayandıran ama az önce dediğim gibi bu da kalben tatmin olmayan kimselerdir akıl yürütüyorlar yani o kimsenin aklına uyuyorsa o ayeti kerimeyi kabul ediyor aklına uymazsa böyle yani orada klara bakıyor öyle bir Hani ben bunu şimdi aklıma uymadı böyle bir şey olmaz dersen yani burada itiraz ederler susayım Ben bu konuda diyor münafık kalbinden kabul etmiyor Hani Biz İman ettik İbrahim’e Ateş yakmadı Biz İman ettik Deniz yarıldı Musa aleyhisselam yürüdü Biz İman ettik buna biz iman ettik Eyyüp Aleyhisselam çok hastaydı ayağını vur dedi vurdu oradan su çıktı Onunla yıkandı iyileşti gençleşti Bir de çocuk sahibi oldu hanımı da aynı oldu bunlara iman ediyoruz biz ama burada istidlal ehli buna aklı almadı ya buna aklı almayınca kalben buna iman etmedi kalben bunu kabul etmedi yani Meryem annemize Allah dedi ki o hurma Dalını kendine çek silkele de dedi hurma Dalını kendine çekti silkeledi mescidin içinde Hiç dışarı çıkmıyor her gün taze meyveler yiyor Ondan biz buna iman ettik Şimdi eğer ki bu konuda imanımız Bizim takliden tahkiki de geçti kalbi ise Meryem annemizin o hurma Dalını çekip yedi EST anany Gördük o EST taneyi görünce biz buna Aynel yakin olduk gözümüzle Gördük onu yok o meyveden Sen de yediysen hakkel yekin oldu iş iş değişti işin mahiyeti de değişti o yüzden yani o taklitçi o zanna Eee zanni inancı olan insanlarla alakalı çok ayeti kerime var Çünkü Cenabı Hak o zandan ve taklitçilik müslümanları uzak tutmaya çalışıyor ama bu demek değildir ki taklidi iman ehli kabul edilmeyecek bütün ulema toplanmış bu konuda ehl sünnet taklidi imanı kabul etmişler bu konuda ehl sünnet düşüncesinin içindeyiz Biz kimin taklidi olduğunu kimin tahkiki olduğunu kimin kalbi olduğuna hükmetmemesi olanlar ancak zanları yla hareket ederler Zan üzerinedir ve Zan bu manada bir tek Allah’ın üzerine Hüsn Zan beslenir diğer meselelerde Zan seni doğru yola götürmez Sen o konuda Çünkü hakikate ermemiş daha enamı 116 Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar çünkü onlar sadece zanna uyarlar ve sadece tahmin yürütürler O zaman siz kalabalıklara bakarsanız çoğunluğa bakarsanız Siz sınıfta kalırsınız çünkü başka bir ayeti kerimede E çok azınız iman etmiştir der neden çok azınız iman etmiştir der yeryüzündekiler çoğunluk Çünkü Zana tabi olurlar ve tahmini yürürler her şeyde Zan ve tahminleri öndedir hani böyle bir din üzerinde de zanna tabidirler din üzerinde de tahmini yürütürler Hani der ya bence bu böyle olması lazım ya ayet var hadis var Zahir ayet ve Hadise göre davran yok o kendi zannını koyar Oraya kendi tahminini koyar ve bunlar taklit ehli Zan üzerine yürüyen insanlardır Oysa onların bu hususta Necim 28 Oysa onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur onlar sadece asılsız bir kuruntunun peşine düşmüş gidiyorlar Halbuki kuruntu gerçek karşısında hiç bir şey ifade etmez yani onların kendi kendilerine kuruntuları vardır kendi kendine Dogmatik doğruları vardır o kuruntular üzerine giderler ve bunun bir hakikate bir ilme dayalı değildir Bu hakikate ve ilme dayalı değildir hakikate ve ilme dayalı olmadan yeryüzündeki çoğunluk o taklitten ve o kuruntudan ve o heva Heves lerinden dolayı gider o yüzden Cenabı Hak peygamberine Der ki sen Onların çoğu seni helaka götürür o zaman bir kısım çok olması onun doğru olduğunu göstermez Bazen bu tarikatlarda da vardır O çok kalabalık orası onun doğru olduğunu göstermez veya Hristiyanlar çok kalabalık doğru olduğunu göstermez veya Ateistler çok kalabalık doğru olduğunu göstermez Çünkü yeryüzünde İnsanların çoğu ayeti kerime öyle diyor Onların çoğu ancak zanna uyarlar Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar burada çoğunluğa uymak yoktur burada vahiye tabi olmak vardır Sen Kur’an ve sünnete tabi olacaksın imamların içtihadına tabi olacaksın çoğunluk cehenneme gidiyor çünkü yani çoğunuz cehennemliksin der ayeti kerimede çoğunluğa bakarsan çoğunluk cehenneme Doğru yol alıyor Sen onları doğru kabul edersen Sen de cehenneme Doğru yol alacaksın çoğunluğa değil o zaman vahiye tabi olmak söz konusu Vahyin İster zahirine tabi ol ister batının tabi ol vahiye Tabi ol birinci derecede zahirine tabi olacaksın ki kendini muhafaza edesin kendini koruy asın ya ben bu taklitten çıkamıyorum deme sana önce taklit lazım sen o taklide de uyumak zorundasın Ha o taklit Ömür boyunca senin önünde Namazın Farzı vacibi sünneti değişmeyecek namazın rükusu secdesi oturuşu değişmeyecek değişmeyecek bu Evet bu taklit Ama bu doğru taklit doğru taklit ne peygambere tabi olmak biz peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin hem ibadetlerinin Zahir kısmına Uyuyabildin kadar da Batın kısmına uymaya çalışırız Batın Çünkü kısmı işin maneviyat giriyor işin içerisine Rabbim bizleri de onları uyanlardan eylesin amin tahkiki iman ehli akli ve dini delillerle güçlendirerek taklit seviyesinden tahkik seviyesine çıkar Yani normalde o kimseler de ne yapıyorlar dini delillere bakıyorlar dini delil dediğiniz ne Kur’an ve hadis-i Şerifler o kimseler Kur’an’a ve hadis-i şeriflere bakarak tan imanlarını bu manada kuvvetlendiriyor olgunlaştırıyor ve taklitten tahkik noktasına çıkıyor ama normalde hani bu eee fıkıh kitaplarında geçer bu bütün müslümanlar taklidi imandan tahkiki imana geçmekle mükelleftirler ama Normalde bunu böyle söylenir ama bütün müslümanlar bu konuda gayret gösterip tahkiki imana geçelim dini delillerine bakalım namazın Eee secdesi rükusu kıyamı sebebi neymiş delili neymiş buna bakmazlar buna bakmadıkları için tahkik kalırlar sufiler de meselenin kalbi tarafına eğilmezler kalbi tarafına eğilmedik için onun da rükunun manası ne secdenin manası ne kıyamın manası ne ilk Kıyam eden kim ilk secde eden kim ilk rüku eden kim ilk namaz kılan kim Ben söyleyeyim işte rüku edenler için bir kısım melekler vardır on lar rüku halindedirler Allah’ı zikrederler duymuşsunuzdur bunu Öyle değil mi Evet ilk kım kim kıldı öyle iyi Melekler Allah’ın emrini tuttu öyle kıldı Tamam ilk kim kıldı İlk rüku eden kim ilk secde eden kim ilk zik kim ilk Kıyam eden kim kim hzr Muhammed Mustafa tahkik iman ehli de diyor ki melekler bunu böyle böyle yaptılar bunu duymuşsunuzdur bana o lazım değil bana ilk yapan lazım melekler kimden öğrendi onu bana o lazım Tabii diyanetçi ilahiyatçıların burada matematikleri gitti Gitti mi gitti bu da kalbi iman ehlidir bu literatürde yok kalbi iman ehli literatürde iki tane var taklidi var tahkiki var kalbi olan yok Oysa tahkik olan kimse de akla dayanmıştır Kalbe dayanmamış kalbi değildir o diyeceksin ki ya Nereden çıkardın olmayan bir şey kitaplarda yazmıyor Yazmıyor Evet bir kimse bütün okuduğu bütün hadisleri de okuduğu bütün ayetleri de okuduğu hakik iman sahibine Erdi bilgi olarak Evet doğru herhangi bir konuda onu kalbi olarak onu öğrendi mi basit bir şeydi sordum kıyamı meleklerden öğrenmedik ama kitaplarda ne yazıyor bir kısım melekler Kıyam halinde Allah zikrederler bir kısmı secdede zikrederler bir kısmı rükuda secde ederler bir kısmı tahiyyatta oturarak daan secde ederler bunlara kim öğretti bunu Bunların ilk öğrenme numunesi kimlere ait kime ait melekler akılsız varlıklar Çünkü bunların ilk icra eden haz haz Muhammed Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyyeti ilk zikreden odur ilk hamd eden odur ilk Şükreden odur O yüzden diyorum Hazret Muhammed Mustafa’ya Ümmet olmanın sevincini ve kıymetini bilelim ilk Allah’ı zikreden yaratıldığı anda zikreden hazre Muhammed Mustafa’dır yaratıldığı anda hameden Şükreden rüku eden secde eden kıyamda Duran oturan haz Muhammedi Mustafa’dır Aslında ayet-i kerimelerin bu ibadetle alakalı taatle alakalı bütün kısımlarının ilk numunesi Muhammedi Mustafa’dır sallallahu aleyhi ve sellem ayaktayken otururken yanlarınız üzerine yatarken Allah’ı zikredin ayet-i Kerime bu Hazreti Muhammed Mustafa’nın üzerinde tecelli etmiştir ilk onun üzerinde daha henüz daha dünyaya gelmezden önce ilk yaratıldığında tecelli etmiştir onun üzerinde ilk Çünkü ilk onun ruhaniyeti ve nuraniyyeti yaratılmıştır ve ilk orada ruhaniyeti ve nuraniyyeti yaratıldığında hemen Eşhedü en la ilahe illallah demiştir anında ilk sözü odur ilk kelam odur cenab-ı hak da ona cevap vermiştir Muhammedin resulullah diye ilk varlık alemindeki kelam budur ilk kelam Eşhedü en la ilahe illallahtır bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin kelamıdır kelama cevap veren Cenabı haktır Muhammedin Resulullah der ilk dialektik konuşma ilk varlık aleminde budur ilk konuşma o yüzden başınıza bir sıkıntı geldi Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu deseniz Cenabı Hak kalbinize bir ferahlık verir Kalb kalbinize bir genişlik verir kalbinize bir derinlik verir Tabii ümmeti Muhammed’i bunları unutturdular biz de şöyle Ah kalbime bir Darlık geldi daraldım zikret diyorum ben ben zikrediyorum diyor bana sen gerçekten la ilahe illallah desen la ilahe illallah kelime-i Tevhit benim kalandır O ne güçlü bir kalandır ne Metin bir Kadır oraya sığınan Allah korur Muhafaza eder ben diyorum ki Tevhit çek ben çekiyorum zaten diyor ya sen çekiyorsun dilinle çekiyorsun işte kalbinle inanarak Tan o tevhidi çek kalbin genişleyecek derinleşecek sen o meseleye karşı Sende bir güç kuvvet oluşacak sende manevi bu Ama yok biz bu duaya zikre inancımızı kaybettik Allah bizi affetsin ve Öyle ki bu gün geçtikçe insanlar tahkiki imanı da bıraktı önce kalibi imanı bıraktılar Hani inceledi araştırdı baktı Ne neyin delilini bakacak ki ateşi İbrahim’i yakmadı bunun Akli delili yok mitolojik hikayedir olup olmadığı hakkında elimizde bir bilgi yok hatta İbrahim’in olup olmadığı ile alakalı elimizde bir bilgi yok Sümerler tarafından olmuş olabilir Akatlar tarafından da olmuştur ha tarihi bir bilgi yok elimizde zaten ondan öncesi maymundur ya şimdi sustular ondan öncesi maymundur zaten şimdi bakıyorlar 20.000 yıllık bulguları çıkarıyorlar diyorlar ki Bu normal bir e bilgi değil adamların Uçan dairesi var bilgisayarı var elektrikli arabaları var kendileri buluyorlar kazılarda kaç bin yıllık 20.000 yıllık 133.000 Yıllık 14.000 yıllık adam oymuş taşa oymuş oymuş ve bugünkü teknolojiyle o taşa sen o oyuntu yu veremiyorsun kaç yıllık 20.000 yıllık Daha siz Mısır piramitlerini çözememiş siniz piramitlerin içini zaten çözememiş siniz hala daha piramitler tam olarak meydana çıkmış değil çıkarmıyorlar Sebep Sebep maymundan geldiğini inandıracak ya sana bir teori atmışlar yıllardır da bir ülkenin çocuklarına Darwin Teorisi öğretiliyor kalmadı şimdi Darwin Teorisi kalmadı maymundan gelmemiş ha sizin atalarınız maymuna çevrilmiş olabilir yalnız neden ayet-i kerimede maymuna çevrilmiş olanlar var ayet-i kerime bir topluluk komple maymuna çevrildi bir topluluk komple timsaha çevrildi kertenkeleye çevrildi ayet var hadi Akli olarak bunun içinden çık sen tahkik iman ehlisin Evet incelediniz geldin bir kısım insanları Biz olarak haline getirdik hadi insandan maymuna çevrildi tahkik iman ehli baksın buna şunu diyecek biz bunun böyle olduğuna iman ettik E hani sen delilci ydin delil arıyordun bunun delili nerede yok bunun delili nerede biliyor musun kalbi imanda bu ne sen o perdeyi izliyorsun kalbi olarak Cenabı Hak sana o perdeyi izletiyor o insanların an ve an nasıl maymuna çevrildiğini görüyorsun birbirleriyle olan o aslında diğer insanların onların dillerini anlamadığı bir anda onların dillerinin değiştiğini görüyorsun bir anda onların renklerinin değiştiğini görüyorsun sonra onların bir bir müddet ibretlik için ibretlik için yaşatıldığı bütün Çevre il ilçe diyelim toplulukların toplanıp onları seyrettiğini izlediğini ve dehşete düştüğünü dehşete düşüp oradan hızlıca uzaklaştıklarını görüyorsun hızlıca uzaklaştıklarını dağlara çekildiklerini çünkü büyük bir helakın büyük bir Vahşetin kendilerine geleceğinden korktuklarından dolayı o maymuna çevrilmiş olanları orada bırakıp bir kısım akrabaları hem buların hızla dağlara çekildiklerini o bölgeyi terk ettiklerini görüyorsun Bu Kalbi İlim ve onlar öyle yükseklere çıkıl inca sonra bir müddet sonra o maymuna çevrilmiş olanların ibr ettiklerini alındıktan sonra kendi kendilerine öldüklerini görüyorsun sonra öldüklerini gördükten sonra Cenabı Hak onların vücutlarından öyle bir kurt oluşturuyor o kurtlar onları bir günde iki günde yerle Ehsan ediyor sonra kurtlar ölüyor sonra bir rüzgar esiyor kurdun hiçbir esamesi kalmıyor evler düp düzgün dükkanlar duruyor şehir duruyor içeride yaşayan yok bir rüzgar o kurtların sıyrıntısı yıkılır taklit ehli yıkılır tahkik ehli de yıkılır Onun da güveneceği yoktur o da güven vermez o da yıkılır o Çünkü bir Akli delil bulamazsa akıl perestler gibidir akıl perestler daha böyle şeyi Eee makul olanı O da yıkılır tahkik ehli de yıkılır ancak k kalbi emmar levvame mülhime mutmainne geldiyse o kimse şüpheden kurtulur her türlü şüpheden kurtulur o çünkü hiçbir şey olmazsa dahi Aynel yakin derecesinde görür o zaman o Kurtuluş Erer O yüzden o taklit ehli de tahkik ehli de yıkılır bir anda sufilik sufilik kalbi imanın tecelli ettirilmesi kalbi hakikatlerin tecelli etmesidir sufilik o kalbi hakikatler o kimsede tecelli etmezse tecelli edenlerin yüzü sürmeden O da orada kurtulur Bediüzzaman Saidi Nursa Hazretlerinin dediği gibi o diyor ki bir Veli bir mürşid-i Kamil bir diyor üstatlar silsilesine bağlandıysa o onları sevdiyse onlardan ümidini kesmez onlardan ümidini kesmezse bugünkü zındık karşısında imanını kuvvetlendirmesi Bir Alim de olsa yani tahkiki iman sahibi de olsa kalbi harekete geçmemiş ise kalbi harekete geçmemiş bir Mürşidi kamilden intisap etmedi oradan ders almamış ise de almadıysa o zaman diyor bugünkü zındık kanın karşısını kendisini muhafaza etmesi müşkül leşmiş oysa o tahkiki iman ehli Ama kendisini diyor muhafaza edemez sebep Çünkü her şey akıl kalibi aklın çalışması kalbi perdenin açılması gerekir e E öyle değilse o da sıkıntıda Allah bizi muhafaza eylesin o aşağılık şeytan bir şüphe meydana getirir bütün bu Körler Tepe takla düşerler istidlal cilerin ayakları tahtadır tahta ayaksa pek kudretsiz ve pek kararsızdır Hazreti Pir böyle akılcılar da çarpıyor o gün için akıl perest lere de çarpıyor hepsini de çarpıyor şeytan Sebe ayet 20’de şöyle anlatılıyor gerçekten de iblisin insanlar hakkındaki Zan ve temennisi doğru çıktı çünkü bir kısım Müminler dışında Herkes ona uyup gitti Ne dediydi İblis insan yaratacağı zaman ben onları azdırıp saptıracağım dedi onları doğru yoldan ayıracağım ben onlara dedi heva ve heveslerini ilah Ed indireceğim Onlar dedi heva ve heveslerini ilah edecekler fıtratları bozacaklar hem batıni fıtratları bozacaklar hem zahiri fıtratları bozacaklar Fıtrat bozmada yarış var şimdi o orasını kestiriyor kadın oluyor o orasını büyüttü erkek oluyor o orasını bilmem ne yapıyor Fıtrat bozuyor Haydi kadınlar bir orasını gerdiriyor bir burasını gerdiriyor bir bakıyorsun herhangi bir sanatçı dedikleri kimse Ulan 20 yaşına bakıyorsun 80 yaşına bakıyorsun 20 yaşında daha ihtiyar kadın Fıtrat bozuyor Herkes her şeyin fıtratı bozuluyor kadınlar hanımefendileri bozuyor fıtratları bozuyor erkekler adamlık varını bozuyor fıtratları bozuyor çimlik kişilik fıtratları şeytanın peşinde Çünkü insanlar ama bir de bu işin akait tarafı var iman tarafı var akait tarafında şeytan onlara bir vesvese veriyor O vesveseyle Tepe taklak gidiyorlar hani meşhur ya hani İşte her şeyi Allah yarattı Ee arından gelecek olan soruyu biliyorum Ben Allah’ı ne yarattı Tabii bu diyorum insan değil ki Allah Zaten varidi diyorum Ezeli onu anlamak istemiyor İhlas suresini oku diyorum şeytan ona vesvese verdi hadis-i Şerif var Şeytan böyle bir size vesvese verirse İhlas suresini okunun diyor okumuyor şeytan vesvese veriyor Öyle olunca şeytan insanların kalbine vesvese vererek onları şüpheye düşürüyor Şeytan ne yapıyormuş kalbe ve vesvese veriyor Kalbe kalp önemli çünkü ve ne yapıyor işte bütün Körler de Tepe taklak düşüyorlar kör önünü görmüyor ama sağını görmüyor solunu görmüyor önünde Hendek mi var yokuş mu var Tepe mi var bilmiyor ya Körün yanına birisini vereceksin gören birini vereceksin gören birini o ona yol gösterecek elinden tutacak götürecek ya da eline bir değnek vereceksin o değnekle yürüyecek Öyle değil mi ve o yüzden taklitçi olanlar kördürler benim zaman benim anlayışıma göre tahkik ehli kördür taklit ehli de tahkik ehli de kördür ve o yüzden o istidlalci olan o yüzeysel akıl perestler de onlar zaten Körün körüdür taklit ehli kördür Ama onun elinde Değnek var tahkik ehli de kördür onun yanında da birisi vardır veya O da değnekle dolaşır ama bu istidlalci olanlar da diyor Onlar da diyor şeydir Ne o tahtadan ayak vardır istihlal cilerin ayakları tahtadır onlar sadece mantık ve akıl delillerine göre bir inanç sergiliyorlar Orta yerde bu Normalde şeyi Eee beyiti okuyunca benim Çocukluğum aklıma geldi bizim çocukluğumuzda böyle tahtadan ayakları olan böyle palyo gibi giyinenler vardı bayramlarda gelirlerdi şimdi insanlar onları da göremiyorlar böyle gelirler bir bayram yeri kurulurdu Bayındır’da O bir de bayram yeri denilen meydanlık da vardı Onlar gelirler kurulur lardı çadırlar filan kurarlardı oralara gerçekten o tahta ayaklı palyo gibi dolaşan böyle dolaşırdı o ayaklarını uzun mesela 1 metre 2 metre ayak takarlardı onlarla yürürdü o böyle tahta ayaklı uzun pantolon giyiyorlar ayaklarına Onlar şimdi herkes uzun Hani çocukça uzun görüyor Onu Oysa tahta ayaklı ayakları tahta ve onun dengede kalması çok zordur sağlam değildir Çünkü o Sağlam değildir İşte bu eee istidlal ciler de kendi mantıkların dayandıkları dolayı sağlam değildir o tahta ayaklılar kudretsiz deir kuvvetsiz bir rüzgar hızlı isse düşer o işte bunlar Normalde şeytanın vesvesesinden çabuk yıkılır şeytan onlara bir vesvese verir Bir bakmışsın yıkılmış o Çünkü onda taklidi olmadığı gibi tahkiki olmadığı gibi kalbi de yok yok zaten taklidi de olsa tahkiki de olsa kalbi harekete geçmemiş ise bir rüzgar eslinde gidecek yuvarlanacak gidecek Çünkü kör dünyada kör olanlar ahirette de kör olarak haşır olurlar E bu normal körlük değil Allah bizi affetsin Amin sebatı ile dağları bile hayran eden ve Basiret sahibi olan zamanın kutbu ise böyle değildir zamanın kutupları böyle değillerdir Onlar ne taklidi noktada dururlar ne de tahkiki noktada dururlar onların imanları kalbidir onların duruşları da kalbidir onlarda kalbi akıl harekete geçer o yüzden ne taklitçiler ne tahkik Çiler ne de istidlal ciler onları anlamaktan uzaktır Çünkü onların durumları farklı bir şeydir o zamanın kutupları Çünkü Kutup dendiği zaman işte İbn Hacer fetvasında bahsediyor ebdullah hakkında Kimisi sahih Kimisi gayri sahih birçok hadis gelmiştir ebdal dediği veliler bunlarla alakalı çokça hadis gelmiştir İbn Hacer fetvasında bahsediyor bunu kutubun zikri bazı eserlerde gelmiştir Kutup kelimesi bazı eserlerde gelmiştir sufiler arasında meşhur olan evsafı yla Gavs hakkında hiçbir rivayet sabit değildir şimdi Yarın gene bana mail atacaklar mesaj atacaklar Sen bizim gavsımıza laf mı söyledin sen gavslara laf mı söylüyorsun İbn Hacer’in fetvasında var bunu kaynak aldığım aldığım yerde kütübü sidde ebdal bahsi kütübü siddi girin ebdal Yazın o Bah oradan aldım Bunu kaynak söylüyorum Demek ki Kutup kelimesi ve ebdal velilik kelimesi zaten ayette var bu konuda hadisler de var kutupla da alakalı eserlerde Kutup olarak da geçmiş Zaten normalde orayı iyice incelerseniz Kutup sözünü orada da bulabilirsiniz ve bunlar yok değillerdir bunu zaman zaman bu hadis-i Şerifi naklediyor tekrar nakledin Çünkü İşte bu zamanda da Veli var mı Yok bu zamanda da Kutup var mı Yok bu bu zamanda da evliya var mı Sanki onlar zamana bağlı hillet evliyada ebayın İbn ömer’den rivayeti şöyle her nesilde ümmetimin en hayırlıları 500 kişidir Abdallah da 40 kişidir ne 500’ler için ne de 40lar için eksilme vardır Bunlardan bir kimse ölünce Allah yerine 50’den birini alır kırlara koyar yanındakiler ey Allah’ın resulü bize onların amellerini söyle dediler buyurdu ki onlar kendilerine zulm edenleri affederler kendilerine kötülük yapanlara iyilik yaparlar Allah’ın kendilerine verdiği şeylerden başkalarına pek Cömert davranırlar Tirmizi Bu konuda bir beyanda bulunuyor İmam Tirmizi Ebu derdan derdan kaydettiği rivayette şu ziyadesi vardır yani fazlalı var Tirmizi de bunu Eee nakletmiş Ebu derdan olan nakilde fazlası var yani ziyadesi dedi o Tabii İmam Tirmizi Siz sadece hadisçi olarak bilirsiniz o zamanın velilerinden birisidir sırf hadisçi değildir aynı zamanda iyi bir fıkıhçı dır ve aynı zamanda iyi bir sufi sürgünden Sürgüne gönderilmiş en son ellerin elinden bir yazılı kağıt almışlar demişler ki aşktan bahsetmeyecekti zamanın devlet başkanı zamanın güç otorite sahipleri aşktan rahatsız olmuşlar şimdikilerin rahatsız olduğu gibi Yani bu yol böyle Eee eskiden de çileli koca imamı Tirmizi zamanın devlet başkanı yazılı ahitname alıyor aşktan bahsetmeyeceğim diye yoksa sürgünden Sürgüne gidiyor cezaevlerine giriyor tutuklanıyor işkenceye maruz kalıyor İmam Tirmizi bahsediyorum İmam Tirmizi Şimdi hala da böyle onun hadislerine rivayet ettiği Eee şeylere böyle laf atmak isteyenler Sufi düşmanlarıdır onlar Aşk düşmanıdır İmam Tirmizi Aşk ehlidir Evet Buhari onların en önderidir önüdür doğru ama ben tirmiziye Kıymet veririm Evet onun ziyadesi okuyacağım onlar insanları ne çok Namaz kılarak ne de çok oruç tutarak ne de çok tespih çekerek geçmiş değillerdir fakat onları öne geçiren husus güzel ahlak Vera takvada sıdk Halis niyet iç temizliği gibi ahlaki düstur lardır bunlara uyanlar hizbullahı bu ebdaller bu velilere uyanlar hizbullahı Yani Allah’ın taraftarıdır bu kutuplara bu velilere bu evliyalara Uyan insanlar hizbullah’tan yani Allah’ın taraftarıdır Hizbullah olanlar kurtuluşa erecek olanlardır mücadele ayet 22 yani Hizbullah olanlar kurtuluşa erecekler yani o velilere Tabi olan o velilerin o velileri kendisine aktap büyük kabul edenler kurtuluşa erecekler İmam tirmizi’nin haz Ömer efendimizin oğlu Abdullah’tan nakli bu bunlara ebdal denmiştir Çünkü onlar önceki yerlerinde kendilerine benzeyen bir başkasını Bedel bırakarak başka bir yere Göçerler Bunlar Normalde kendi hayatları biterken yerlerine birisini tayin ederler yerine birisi tayin olunur ya bizim Üstadımız öldü Biz o yüzden E başka bir kimseye intisap etmedik ha sen körlerin sebep Çünkü onların yerine birisi tayin edilir Ya o buradaki diyor bir başkasını Bedel bırakarak Göçer giderler yani birisini ilan eder birisini tayin eder Göçüp giderken Allah rah rahmet eylesin Şeyh Efendi ne dedi işte Hüseyin’in kayın pederini söyledi bana B zati dedi oğlum o dedi Ahmet Turan’a söyledim Dedi şeyhliği açıkla diye dedi sana da söylüyorum şeyhliği açıkla dedi Ben dedim Efendim ben bunu söyleyemem Hakkınızı helal edin ben söyletirim dedi benden sonra Adnan ış burada mı Adnan geldi mi Adnan seni mi aradı aynı gün verin Adnan’a bir mikrofon Ne olmuş O da anlatsın Ben de su içeyim Efendim e Üstat beni aradı oğlum dedi Mustafa abiniz ve Ahmet Turan abiniz şeyhti onu ilan edin dedi Ben de o gün adana’daydı Efendim ben şu anda Adana’dayım dedim Tamam o zaman ded kapattı bu kadar Allah razı olsun sonra bizim başka bir kardeşi aramış Allah razı olsun Adnan Hoca Ondan sonra neyse o O arkadaş da ilan etti Demek ki bunlar giderlerken yerlerine birilerini bırakıp gidiyorlar İbn ömer’den nakil bu Allah rahmet eylesin benim şeyhim de vazifesini yaptı Göçtü inanana tanıyana inanmıyorsa inanmayacak o kimse kendince bir bahane bulacak ve bunlar kim bunlar edal yani Türkçesi veli kullar Allah’ın velileri ancak diyor Bunlar kalpleri sağlamdır Bunlar tahkik taklitten tahkike tahkik Kalbe geçmişlerdir Bunlar şeytan vesveseyle çeviremez evir remez deviremez şeytan bunları yenemez Çünkü bu kimseler hakikatine ermişlerdir bunların Akli delillere ihtiyacı yoktur tahkik ehli Akli delil Arar bunların Ak delillere de ihtiyaç yoktur Bunlar Çünkü Sebat barıyla dağları bile hayran eden sebat etmek yani Kur’an ve sünnetin hakikatinde Sıra Dağlar Gibi Durma hassasiyeti ve özellikleri vardır öyle Onlar Esen Yele göre evrilip çevrilmez öyle baskıyı güçtü kuvvet o tarafa dönelim bu tarafa dönelim yok hükümetten şunu alırız yok belediyeden bunu alırız bunu konuşmayalım bunu edelim şuna yalakalık yapalım şuna yalamalık yapalım bunlardan bulamazsın Bunlar Çünkü gerçek manada manevi Kemale ermiş Allah’a teslimiyete tam bağlı bir kimsedir Bunlar Tabiri caizse tabirim hoş görün direkt Allah’a tabidirler direkt Çünkü hakikatine tabidir onlar ve Hazreti pir’in dediği gibi Basiret sahibi olan zamanın kutbu yani onlar Basiret sahibidir kalbi gözleri Ve kalpleri ilhama açıktır kalpleri ilhama açık olduğu için Kutup dediğinde zaten tasavvufta veyahut da bu sufilik dalında Normalde bir kimsenin gelebileceği son makamdır kutupluluk makamı Bunlar be tanedir Aslında Bunlar 7 tanedir 7i Kutup vardır bunların en önemli Üçler üçlerden birisi vefat edince Beşler bir tanesi oraya geçer yediler bir tanesi beşlere geçer kırlardan bir tanesi 40’lara girer sonra 80’lerden bir tanesi 40’lara girer sonra 160’lı bir tanesi 80’lere girer Bunlar O yüzden Basiret ehlidir kalpleri Harekete geçmiş kalpleri ilham alandır O yüzden onlar asla sarsılmazlar o yüzden onları bir rüzgar devirmez O yüzden onları bir çakıl taşı devirmez O yüzden yok yokuş yaşamış yok yokuş Yukarıyı yok orada zorluk varmış yok orada Darlık varmış Onlar akçak havak yaprağı gibi Dönmezler onlar istidlal değer vermez Hazreti Pir öyle diyor O yüzden onlar istidlal değer vermezler Yani akıl yürütmeye delil arayıp bulmaya delillerle uğraşmak bunlarla işleri yoktur kalbi olarak o ilhamı alırlar kalbi harekete geçmiştir onların Çünkü otururken yatarken ne her halde Allah’ı zikirle uğraşırlar Allah namazdan namaza hatıra gelmez her daim onların hatırında Kalır çünkü Böylece onlar bu hali yakalarlar onlarda zahiri ilim halkın içerisinde halkın içeris de zahiri ilme uyarlar ama normalde hakikatleri nedir kalbidir Onlar tavır ve davranışlarında sözlerinde Allah’ı bilme noktasında kalbi bir yol yürürler onlar kalbi ayaklarıyla gider çünkü onların Basiret gözleri açılmıştır o yüzden ebdal dırlar yani O yüzden velidir mürşid-i Kamiller Allah bizi onlardan eylesin cümlemizi Amin 2030’da devam edeceğiz haklarınızı helal edin Helal olsun Bizden yana da helal olsun Elf Fatiha Selavat Amin.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.