Mesnevi Şerhi (2098. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2098. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Amin nerede Ümmeti Muhammed’e Müslümanlara zulm ediliyorsa ümmetti Muhammed’in namusuna şerefine haysiyetine kanına ırzına tecavüz ediliyorsa Rabbim kompes inden İntikamım alsın Amin ecma en son Eyyüp o pınarda yıkanarak tepeden tırnağa kadar doğru nuru gibi bütün Doğu nuru gibi bütün hastalıklarından arındı pürü Pak oldu burayı okumuştuk Mesnevi hacim bakımından felekler kadar bile olsa yine Bu alemin hatta küçük bir cüzünü ihata edemezdi Halbuki çok geniş olan O Yerler Gök darlıktan gönlümü Paramparça etti Mesnevi malum Türkiye deki 3 aşağı 5 yukarı mesneviler 25.700 le işte 26.000 beytten oluşan ama bazı ülkelerde yani bazı bölgelerde daha fazla beyitleri olan bir kitap işte Hindistan’da 30.000 üzerinde 35.000 beyite yakın Mesnevi ya el yazması mesneviler var ilaveler olmuş olabilir veyahut da işte farklı Eee tezahürler olmuş olabilir bunun Afganistan’da farklı Mesnevi beyitleri var yani Adet olarak daha fazla Ama genel olarak Türkiye’deki el yazmalarına baktığımda 25.700 veya işte 26.000 beyitten oluşuyor bazıları çünkü bu konu başlıklarını da bir beyit olarak yazmışlar konu başlıklarını da beyit olarak yazınca işte beyit adedi artıyor konu başlıklarını beyit olarak yazmazsan işte beyit adedi azalıyor bunun gibi teknik meseleler yoksa beyitlerde Bir farklılık yok tabii Normalde işte toparlayacak olursak Mesnevi değişik basımlar la 35.000 veya 32.000 le işte 26.000 beytin arasında gider gelir Çünkü bazı yerlerde mesela 6 cilttir Bazı yerlerde 7 cildin olduğu söyleniyor ama işte eee Mesnevi araştırmacıları ne yazık ki Mesnevi ile alakalı en ciddi çalışma yapan Nicholson yani nicholson’ın araştırmalarına muhtaç kalıyoruz Bu da acı bir şey ve onun araştırmalarına göre çabuk Bu konuda bayağı Eee inceleyip sık dokunmuş bu tip beyitler vard Tabii Böyle olmasına rağmen Hazreti Pir Hani Mesnevi diyor bu kadar geniş bu kadar çok hani ince detayları anlatan ve belki de varlıkla alakalı hayatın tefsiriyle alakalı sufiliğin tefsiri ile alakalı bence yani yazılabilen en önemli eserlerden birisi Hacmi çok büyük Çünkü hemen hemen eee tasavvufla alakalı sufilik alakalı değinmeden Şu anda biz Eee 2000 kusur beyitte yiz kaçındayız şuradan Bakı vereyim 2000 kaç 95 mi 2095 Evet 2095 beyitte daha doğrusu 95’e evet 95’ten sonrayı da 2095 evet ve Normalde Böyle olmasına rağmen hala da devam ediyor Mesnevi Kendisinin üzerine bir hayranlık ve Hayret bırakıyor insanın üzerine Tabii bu hayranlık ve hayreti yakalayabilmesi için hep bunu söyleyeceğim size o kimsenin iyi bir Kur’an ve Sünnet bilgisi ve iyi bir manevi hal bilgisi yani o kimse o kimsede manevi hal olması lazım başka türlü Mesnevi idrak idak etmesi anlaması çok zor şimdi Mesnevi o kadar böyle geniş hacimli olmasına rağmen hazre Pir diyor ki Eee bu şeye Hani bu aleme Mesnevi zayıf kaldı diyor bu manevi aleme Mesnevi zayıf kaldı Eee buradan bedüzzaman Saidi Nursi Hazretlerine geçmek istiyorum Hani mektubatta 29 mektup 9 kısımda hep söylerim ya hani işte eee tarikat hakikat marifet namlarla öyle Nurani öyle bir şirin yol vardır ki denizler mürekkep olsa ağaçlar kalem olsa o deryadan bir damla yazamaz diyor bakın dikkat edin yani Hazreti bir Mesnevi hacim bakımından felekler kadar bile olsa yine bu Alim yani manevi alemin hatta küçük bir cüzünü bile ihata edemezdi diyor yani o manevi Alem o kadar geniş o kadar derin ki oradan küçücük bir cüzünü dahi ihate edemezdi bu minvalde bedüzzaman Saidi Nursa Hazretleri diyor ki tasavvuf tarikat hakikat namlarla manevi alemle alakalı denizler mürekkep olsa kalem Ağaçlar Kalem Olsa oradan bir damlayı yazmış olamaz diyor bir damla bakın bir damla o yüzden bu da diyor ki küçük bir cüzünü ihad edemezdi Demek ki Eee insanoğlunun Allah’ı tanım bilme Kur’an ve Sünnet senii tanıma ve bilme ne kadar kar derinlemesine ve genişlemesine olursa olsun ne kadar büyük olursa olsun Cenabı hakın ilminin önünde küçücük bir cüz bile değildir manevi ilim açısından baktığımızda da Deryada bir damla bile değildir bakın Deryada bir damla bile değildir bizim çok büyük mükemmel Alim gördüklerimiz mükemmel Veli gördüklerimiz gerçekten mükemmeller Ama o manevi alemde bir damla bile değillerdir o manevi alemi Çünkü idrak etmek böyle bir ucundan tutmak dahi o kimseyi fevkalade bir noktaya götürmesine rağmen o manevi alemin içerisinde zerre dahi olamaz O yüzden Eee o manevi alemi kategorileştirme ona sınır koymak ona sınır koymak o manevi alemden haberi olmayan Zahir cahillerin işidir Hani bazen zaman zaman şat hatari sözler duyarsınız onlar cahillikten kaynaklanır Hani bu böyle manevi aleme dalmış Sözde orada çok büyük Yollar katetmiş böyle şatahat vari söz olur çıkar eee bir kısım e sarhoş ehlinden öyle sözler çıkar insanlar da onları sarhoş ehli görür sarhoş ehli görür onlara da hani onların o sözlerini bir yerlerden böyle işte eee analiz edeceğim diye uğraşır değildir o manevi alemden bir damla bile içmemiş o kendince bir damla içtiğini düşünür ama bu Hazreti Pir mesnevide on bunları şöyle tanımlıyor Ayran içip Ayran içip sarhoş taklidi yapanlar Hani Kimisi çok özür dilerim Ondan sonra ayran içmiştir ama yıkıla yıkıla gider yani Çok içmiş filan gibisinden Halbuki ayran içmiş o aldatıyor ortalığı bunun gibi bu manevi alemden koku almayan Man manevi alemden dudağına bir yaşlık dahi değmeyen bir kimse de kendisini Mansur şarabı içmiş gibi gösterip yollarda sallana sallana gidip sayhar atar oysa o alem öylesine geniş öylesine Derindir ki onun ne kenarını bulabilirsiniz ne de Tab bulabilirsiniz ne de tavanını bulabilirsiniz oraya Normalde Eğer ki bir adım attığınızda bir adım o tarafa doğru bir daha ilk perdeden bir perde geçtiğinizde sonsuz bir aleme geçtiğinizi zannedersiniz ki o daha yolun başı bile değildir veyahut da ben bazen derim ya iki rüya görüyor adamı evliya kesiliyor o daha dur ya daha ii rüya gördün Yolun Başında bile değil daha daha gidilecek o kadar çok yol var ki yani sen 100 tane besmeleyi zor çekerken 100 tane tevhidi zor çekerken kendi kendine Arş alarda dolaştığını zannedersin o alem öyle değildir Çünkü hakikatin sınırı yoktur hakikatin sınırı da olması mümkün değildir herkes ikikati kendi istidadı kendi kalıbı kadar bilir o onun hakikatidir o gerçek hakikat değildir ve her Hakikat o kimsenin kendine aittir ve kendi kalıbı kendi darcı kendi aldığı kadardır kendi bildiği kadardır ama bir kimse kendince onu çok yüce çok yüksek gösterir bu hani aldatıcı zenginler vardır ya 3 be kuruş görür çok zenginmiş gibi hava verir etrafa Böylece o vermiş hav verdiği havayla iş yapar çünkü o Ama bir gün gerçekle karşılaşınca pıs diye Söner Bu hakikat alemi de öyle bir şeydir o kimse kendince hakikat aleminin padişahıyım gibi görünür öyle değildir Çünkü oranın kenarı yoktur ucu bucağı yoktur o meseleden dolayı Hazreti Pir diyor ki halbuki çok geniş olan O Yerler Gök darlıktan gönlümü Paramparça etti bu yerler Gökler çok genişmiş gibi göründü ama hakikat alemine bakınca bu yerler bu göklerin dar Benim gönlümü daralttı Demek ki o hakikat aleminden bu dünya göğüne ve yerine baktığında küçücük bir şey olmuş oldu ve Çünkü dünya ve dünyanın içindekiler Hepsi de sınırlıdır dünyanın bir sınırı vardır Dünyanın içindekilerin de sınırı vardır ağacın sınırı vardır hayvanatın sınırı vardır denizlerin dağların sınırı vardır hakikat aleminin sınırı yoktur öyle olunca o kimse Eee eğer o manevi aleme doğru böyle bir küçücük pencere açıldıysa Onun için yaşamış olduğu bu dünya perdesi ve dünya alemi küçücük bir şek alır oradan Dünyaya bakınca perdenin diğer tarafına geçip Dünyaya bakınca dünya onun gözünde küçücük bir şey olur amma V Lakin perdenin öbür tarafından hakikat alemine manevi aleme bakınca o zaman o alemin kenarı yok Ucu Yok bucağı yok uçsuz bucaksız bir manevi alemden kenarı olmayan bir hakikat aleminden kenarlı sayılı hesaplı kitaplı bir Dünyaya bakınca dünya onun için küçücük kalır hani bazıları demişler ya dünya Avucumun içi kadardır diye o o taraftan bakınca dünya onun avucunun içi kadar olur kimisinin tırnağının üzerinde su kadar olur Kimisi böyle küçücük bir zerre kadar görünür dünya ona Ama öbür taraftan bakınca öyle görünür buradan öbür tarafa bakınca sınırsız sonsuz bir alem oradan bu tarafa bakınca ise kimisine göre avucunun içi kadar kimisine kadar tırnağının üzerinde bir damla su gibi O yüzden Eee Hazreti Pir burada Eee farklı bir Pencereden bakıyor Hani ve Tabiri caizse o hakikat aleminin önünde mesnevisini diyor ki oradan bir damla bile değildir bakın mesnevisini oradan bir damla bile değildir hakikat aleminden bakınca ama normalde Biz buradan Mesnevi bakınca Diyoruz ki ya bize hakikat kapısını açan hakikatin penceresini aralayan bizde hakikatin perdesini aralayan bir Eee hakikat ilmini bize öğreten bir bilgi kitabı olarak görüyoruz ve Eee Mesnevi bu manada denilebilir ki bütün o yıldızların gezegenlerin döndüğü uzayın içinde bir nur böyle bir gezegen düşünün karanlıkta bütün gezegenler ve içinde bir nur var o gezegen nur bütün O gezegenleri aydınlatıyor Mesnevi öyle bir denilebilir Mustafa özbağcı ama hakikat aleminden bakınca o dahi hakikat aleminin yanında sönük kalır mesneviyi incelesin her bir beyiti derinlemesine baksanız her bir beyti farklı bir aleme perde aralar size Hani ben belki de biraz abartıyor olabilirim diyebilirsiniz abartıyorsunuz diye de benim hani Eee İslam’la tanıştıktan sonra okuduğum ilk kitaplardan dolayı fazlaca etkilenmiş olabilirim kabul ediyorum onu ama bu manada beni Allah’la barıştıran beni Allah’la Tabiri caizse kaynaştıran Allah’ı sevme noktasına beni yönlendiren önemli eserlerden Birisi benim nazarımda kargacık burgacık değil benim nazarımda hem tefsir hem hadis hem fıkıh hem akait hem de hayatı anlatan bir kitap ve sufiliği bilhassa maneviyatla alakalı manevi alemle alakalı anlatılabilecek her şeyi anlatan konuda örtmeyen ama V Lakin rumuzlar ve Tabiri caizse yolda kalanlara yolunu aydınlatacak bir kitap öyle bakınca o her bir beyit ayrı bir aleme kapı aralarken Eee kendi içerisinde öyle Sırlar oluşturmuş ki o sırları normal defter kitapla kalemle anlatmak biraz zor o kimsenin kalbinin çalışması lazım Yani o beyte kalbi Ak akılla bakması lazım Eğer o beyte kalbi akılla bakmazsa beyti normal manzum bir yazı olarak bir şiir olarak bir böyle şiir beyti gibi okur geçerse onda o kapı aralanmak ama Kur’an sünnet bilgisi Zikrullah ve manevi bilgiyle o beyitlere farklı bir mantıkla farklı bir akılla farı bir minval üzerine bakar ve o beyitleri inceledikçe ve şeyhi de varsa zikrullah’ı da var ise onun kalbinde farklı pencereler açacak kalbinde farklı ince detaylar yakalaco buna rağmen Mesnevi hakikat aleminde hakikat aleminde bir zerre bile Eee Bence yoktur E bu da Mustafa Özbağ yazmışım ya okuyayım o kadar o kadar geniş yerler ve Gökler gördüm ki ruhum aşk ile özgürleştiğini sanırken boynumda bir zincirin soğukluğunu hissetti boynumdaki bu bağ bu Darlık Bu sınırlılık gönlümü lime lime eden bir hasretti o sonsuzluk denizine bakıp da orada yok olamamak balı görüp de bal deryasına dalıp Bir yudum baldan mahrum kalmak gibiydi Gönlüm her daim bu Zahir aleminin yerlerinin ve göklerin ötesine geçmek istedi çünkü anladım ki genişlik dış alemde değil iç alemdeyim sınırlarının Ardında değil Gönlümün en derin perdelerinde gizliydi ve bu sır gönlün Paramparça olmasında saklıydı Çünkü her kırılan parça bir perdeyi aralar Her Acı insana hakikatin ışığını hissettirir ancak darlığın kederini tadanlar genişliğin ne olduğunu anlayabilir Eğer darlığın kederi sende yok ise yerler Gökler yaşadığın perde Sana Dar Gelmediyse Sen genişliğin ne olduğunu anlayamazsın okudukların yazdıkların yaşadıkların herkes gibi olur Göçer gidersin bu alemden bu bir alemdir ki bana rüyada göründü açıklığıyla kolumu kanadımı Açtı Açtı Bunlar Tabii Burası artık Hazreti pir’in sözü ama Hazreti Pir çalgıcının üzerinden konuşuyor Bu bir alemdir ki bana rüyada göründü Demek ki bu manevi Alem manevi Alem önce rüyalarda başlar Aslında rüya dediğimiz şey uyuduğumuzda gördüğümüz olaylardır hadiseler ama Hazreti Pir mesnevinin başka bir beytinde der ki bana ayakta yürürken yürürken rüya gören Dostlar lazım der Bu da nedir o kimse normal hayatına devam ederken biz buna Sufi dilinde hal diyoruz yani uyanıkken görülen rüya bu başlangıçta zikrullah’a başlar Zikrullah alakasına veyahut da o kimse kendince zikrederken Hani hafif bir uyku hali gelir yakaza deriz ya biz ona o uyku halinde uyur la uyanıklık arasında uyur la uyanıklık arasında Orada da bir rüya görür o kimse biz onların hepsinde hal olarak nitelendirir bir de Rüya var yattığında gördüğün Rüyadır ama o da Rüyada rüya olarak biz bırakıp gitmeyiz onu sebep Çünkü sahih Rüya peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür hadis-i Şerife göre o zaman o rüya sahih rüyaysa Tabiri caizse Yani bu peygamberlere olan vahiy gibi algılamayın O da bir vahiydir Çünkü peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür deyince o sahih Rüya vahiy hükmündedir peygamberlerde hadis-i şerifte Ebu Hureyre’den naklediliyor Buhari Müslim Tirmizi kıyamet zamanı yaklaşınca müminlerin rüyası hiç yalan çıkmayacaktır Demek ki Kıyamet yaklaştıkça Mümin bir kimsenin gördüğü yalan olmayacak yani görmüş olduğu rüyayı yaşayacak Rüya hak olacak bakın Rüya hak olacak bir rüya gördü Mümin Kimse o rüyası tecelli etcek onun Hatta rüyasında gördüğü gibi tecelli edecek Bazen rumuzlu olur rumuzlu tecelli eder bazen Rumuz olur direkt rüyasında gördüğü şekilde o rüya tecelli eder onda Bazen bu uyanık görülür O da Rüyadır o tecelli eder bu nedir Biz hal diyoruz ya işte Birazdan filanca kimse gelecek onu o kimse o böyle sureten de görür geleni de görür Bu konuşulmaz sufilikte o gelir teyit etti Evet böyle gördüğümde böyle oldu bu teyit etmektir bekler onun tecelli olmasına tecelli eder O tecelli edince der ki bu böyle oluyormuş demek ki bu demek ki Neydi bu müminin rüyası yalan çıkarmadı onu bu İster uyanıkken olsun ister uyurken olsun kse onu yalancı çıkarmaz hadis-i şerifte diyor ki hiç yalan çıkmayacaktır kıyamete yakın müminin rüyası rüyası en doğru olanlar sözü en doğru olanlardır O zaman o kimsenin rüyanın doğru olması için senin sözünün de doğru olması lazım senin ağzından yalan çıkmayacak hayallerini söylemeyeceksin yalan konuşmayacaksın sözün doğru olacak sözün hakikat sözü olacak Müslümanın rüyası peygamberlerin 46 biridir Müslümanların rüyası peygamberlerin 46’da biridir peygamberliğin Rüya üç çeşittir hadis-i Şerif uzun çünkü Salih rüya ki Allah’tan kuluna bir müjdedir Salih Rüya neymiş Allah’tan kuluna bir müjdeyi bunları bir kenara kendinizce not edin Salih Rüya Allah an size bir müjde Salih bir rüya gördü o kimse Allah onu müjdeledi şeytanın üzüntü vermesi şeklindeki kabuslu Rüya ve insanın günlük yaşantısına zihnini meşgul eden şeylerden kaynaklanan Rüya üç oldu bir neymiş Salih Rüya hadis-i Şerif Bu Hem aynı zamanda hadis-i Şerifi de şerh etmiş olalım ikincisi Ne o kim üzüntü veren kabuslu Rüya yani şeytani Rüya üçüncüsü ne günlük yaşantısında zihnini meşgul eden şeylerden kaynaklanan Rüya o zaman hadis-i Şerif devam ediyor sizden biriniz hoşlanmadığı bir rüya görürse Kalkın sol tarafına tükürsün ve O rüyayı insanlara anlatmasın Demek ki Hoşuna gitmeyen bir rüya gördün Hoşuna gitmeyen bir kabus gördün kabuslu bir şey gördün aldılar seni uçurumdan aşağı atıyorlar kabus karanlığın içine attılar kabus geldi senin Birisi boğazını sıkmak istiyor kabus Sen bağıracağım diye uğraşıyorsun bağıramıyorum boyuna sesinin çıkmadığını düşünüyorsun kabus böyle bir şeytani Rüya görünce kabuslu o k o rüya kimseye anlat atmayacak yok biz bu hadis-i Şerifleri söylediğimiz halde akşam 4’te gördü 4te Efendim ben çok kabuslu bir rüya gördüm şöyle oldu böyle oldu ya anlatma eüzü besmele çek sol tarafına tükür hadis bir hadis şerifte de öyle diyor Ey yüzü Besmele çekip yani şeytanın şerrinden Allah’a sığınıp sol tarafında tüküreceğin O normalde sol tarafına tükürsün hadis-i şerifte de var sol tarafına tüküreceğin onu anlatmayacaksın öbürkü etkisinde kaldın bir trafik kazası gördün trafik kazasının etkisinde oldun sen Ne Kaza yapıyorsun veya gözünün önünde trafik kazası oluyor bu etkide kaldığından Ha bazen trafik kazasını görürsün Gerçekten yaparsın bu da var ha ben baktım vurdum arabayı tamam A vurdum sonra vurdum hiç unutmadım bizim abdurrahim’in babasıyla alakalı yola çıkacağız kaza yapıyorum yolda İsmail ner de sert İsmail aradı sabahen yola çıkacaksınız zaman rüyamda gördüm dedi kaza yapıyorsunuz biliyor Mus İsmail dedim hatırlıyor Mus İsmail biliyor Mus İsmail dedim Ben şimdi arabayı Hacı Mehmet’e veriyorum Allah rahmet eylesin Hac Mehmet arabayı anahtarını bana atıyor Daha yeni aldıydım verdim anahtarı tekrar o biraz gitti ondan sonra durdu anahtarı gene bana verdi biraz daha gittim ben gene anahtarı ona verdim Bu biraz daha gitti anahtarı gene bana verdi iyi dedim Mustafa özba içimden kaçacak göçecek bir yer yok dedim ya sen bu kazayı yapacaksın dedim ben araba benim olsa ben hiçbir şey yapmayacağım vuracağım çekileceğim kenara Sıkıntı yok araba Mehmedim bizim Allah rahmet eylesin araba da sıfır da şimdi gidiyorum abi be bu bu kadar mı gidiyor be bassana be Mehmet abi gidiyoruz işte bir sıkıntı yok bas Allah bas İyi tamam basıyoruz bir tane gol p geçti önümüze Bu kim oluyor be dedi önümüze geçiyor Allah’ım dedim ya rabbi ya Resulullah ya Tabii bir de anlatmayacağım Ya ben rüyayı Tamam Mehmet abi ben golf’ü solladım yürüdüm tam Polat diye böyle aşağı doğru askeriyeden inerken virajlı bir yol var hala daha geçtiğinde hatırlarım orayı ben Normalde çift gidiş geliş yaptılar ama oradan virajlı dönüyorsun böyle sağ tarafta Topçular mop çuların de sağda bir benzinlik var ben Polatlı’ya giderken benim Mola yeri orası dı millet beklemesin orada şimdi başka yer var Orayı tespit ettiler Çünkü şimdi başka yerde kalıyor tam böyle ben tekrar Hani geçtim bu gene geldi O da oynuyor bizden bizim önümüze geçti bas Abi şunu ya Bu nasıl bizim önümüze geliyor İyi tam o virajlara geldik bu ani bir fren yaptı Ben de fren arkamdaki beni vurdu Ben de fren yaptım bana vurdu Ben de ona vurdum arkadakinin şeyiyle vurdum a Oğlan olu dedim ha aldım Oradan secda deyip bıraktım Arabayı orada geçtim yan tarafa Allahu ekber namazda durdum Allah rahmet eylesin İkisi de rahmet oldu annesi de annesi başladı oradan bir de namaz kılıyor dedi okuyor ben hiç oralı değilim Allahuekber namaza durdum ben Neyse bitti her şey ondan sonra gittik Polatlı’dan farlarını taktırdık farlar kırıldı yola devam gene şey efendiye gidiyor Çünkü oradan devam ettik Şimdi bazen rüyanda görürsün onu ondan kaçışın yoktur yalnız Eğer hakikate doğru sen kanat çırpacak San ondan kurtulmanın yolunu aramayacaksın Bu en zor kısmıdır en zor kısmı burasıdır paran gideceğini görürsün yürürsün paran gider en zor kısmıdır Birinin senden gideceğini bilirsin yürürsün en zor kısmıdır bile bile yürümek kadar insan nefsine ağır gelen başka bir şey yoktur Geylan Hazretlerini görmek kolaydır Allaha Allah oh Geylan Hazretleri de geldi V Tamam coş Uş içerisinde yürü iyi aynı Geylan Hazretleri dedi ki şu olacak göreyim senin C şu vuruşunu o zaman O zaman cuh şu vuruşun gerçeği hakikati çıkar hele bugünün Müslümanları için mal rahatlık para imtihanın özü bu o zaman göreyim senin ben coşu vuruşunu işte o normalde o zaman Rüya bu manada Uçsuz bıcak sızdır manevi halem ve o manevi alemin kapısı sana önce rüyada açılır Bir şey söylerler yerine getirecek mi getirmeyecek mi Üstat rüyasında görür bunu böyle yapacaksın der Kıyamet O Zaman kopar Sen rüyanda görürsün rüyanda Gördüğün gibi yap der Kıyamet O Zaman kopar birisi Şeyh efendiye anlattı Anlattı anlattı rüyasını böyle Şeyh Efendi kafasını salladı Ondan sonra en sonunda onu dedi Efendim ne Emredersiniz yaparım dedi evladım Sen riyazi yormuyor şimdi şey Efendi sen hayır Allah hayırlısını versin Oğlum sen işte Hani hayatına devam et 10.000 V üzerine bir şey söyledim Bir de böyle şeyhe kendisini yakın görenler yapar bunu Baba benim rüyam ne manaya geliyor ne derseniz razıyım Oğlum sen hayatına bak Boş ver Hani Allah hayırlısını versin dedi Bir daha ısrar etti benim gözümün önünde olan şeyler bunlar oğlum eşinden ayrılman lazım senin kadar içimden dedim dervişin ahmağı bırak tevil etmiyorsa etmiyor ne yapmı zorluyorsun Nasıl yani efendi baba oğlum sana Üçtür söylüyorum hayatına devam et diye sen de bana kalktın dedin zorladın dedi kaldı hareket edemiyor bu şimdi insan ağzından çıktığında imtihan oluyor bana dedi ki o arkadaş arabayı bana sat dedi şey Efendi ona demiş ki demiş o öylesine tabidir ki demiş arabasını Sat dedim yarım saat içinde sattı arabasını demiş herkes yapamaz demiş o da ona demiş ki efendim Ne Emredersiniz yaparım yapamazsın oğlum demiş ben yaparım efendim de yapamadı sonra hanımının ne olduğu çıktı meydana Per perişan oldu o zaman onu boşamak onun için cennet bahçesi olacakmış sonra Cehennem çukuru oldu dedim Ne oldu Biz bilememiş ik dedi dedim bilemediğini Şimdi anladın ama dedim her şey geçip gittikten sonra anladın işte bazen de üstatların o mürşitlerin sustuğu yerde susac ne manaya geliyor Allah ne manaya sus sebep rüya rüya kuşun tırnağındaki kuşun tırnağında durur gibi durur hadis-i Şerif Bu da hadis-i şerifte der ki kuşun tırnağında bir şey gördünüz değil mi orada duruyor o veya başka bir hadis-i şerifte der ki semada durur nasıl tevil edilirse öyle tecelli eder şimdi o mürşid-i Kamiller o veliler hakikati örtmez illaki tevil İstersen sana hakikati anlatır hakikati Anlatınca da o öyle tecelli eder susuyorsa seslenme ardına dü sana demiş ki hayırlısı olsun o da zannediyor ki rüyamı tevil edemedi ben ne kadar derin rüya gördüm He çok anlamlı rüya gördü o koca Veli o koca Mürşit de rüyanı tevil edemedi birisi de öyle dedi çünkü şey Efendi ile alakalı şe Efendi dinledi dinledi Dinledi Ben de yanındayım bazen endi tevil et der Ben tevil ederim geldiyse susuyor bir şeyhin yanında konuşulmaz Sen şahit olduğun da sende kalmalı sırdır bir Şeyh senin yanında telefonla konuşuyorsa sen o Sırrı saklayacaksın senin yanında birisini dinliyorsa sen o Sırrı saklayacaksın bu senin nefsinin hoş gitmese dahi saklayacaksın konuşmayacaksın onu ceey Efendi dinledi rüyasını Hayırlısı olsun bırak düşme üstüne üstüne düşüyor Allah muhafaza eylesin Amin şey Efendi gen hayırlısı olsun dedi Sustu bu Nevşehir’de Şeyh Efendi’nin dergahında oluyor eski dergahtan şeyh efendi çok böyle üstünde durmak istemedi müsaade dedi Kalktı 3 be kişiyiz orada dervişin ahmağı işte böyle bir kendince süs verdi hani şey Efendi dahi gördüğü rüyayı tevil edemedi O manada söyledi böyle döndüm sen gerçekten ahmaksın dedim şey efendiyi dedim böyle düşünüyorsun böyle düşündüğün için dedim ahmağın ta kendisisin ve edepsizsin sen de buna bir kimse şeyhin üzerind böyle düşünmez dedim o sustuğu için ben de susuyorum dedim ama sen gerçekten ahmaksın dedim muhabbet bu kadar herkes sustu ben öyle deyince ondan sonra o kalktı Ben bir çay katayım atır dedim senin çayını da içmeyeceğim ben bu oturdu şimdi Sanki şey Efendi sohbeti dinlemiş gibi Usta Efendi Buyurun efendim Çay hazır mı dedi hazır efendim dedi Hadi çay kat içelim dedi Ben kalktım çayları kattım getirdim bana konuşuyor ya Mustafa Efendi oğlum dervişlik böyledir bir kimse rüya görür Sen de susarsın tevil etmezsin hayırlı görmezsin o da benim rüyam ne Karışık kuruşuk ne derindi şeyhim daha işin içinden çıkamadı der Bu ne olur böyle Derviş Mustafa Efendi ahmağın tekidir Efendim küstahın tekidir Efendim mâşâallah Evet sen olsan ne yaparsın Mustafa Efendi onun dersini alır gönderirim efendim Hadi bana müsaade al da gönder o zaman senin dersini aldım her şeyini aldım Allah yoluna açık etsin Sen bu dergahın dervişi değilsin şimdi boşalt burayı seni gözüm görmesin Nasıl yani Bas baya dedim kafanı gözünü Yoksa senin burada dedim gözüm seni görmesin defol git dedim Sen zannediyorsun ki dedim Benim dersim alındı şey Efendi beni koruyor dedim senin kafanın gözünü çün Çünkü burada yavaş Şam yürüdü gitti bir daha hiç görmedim onu Çünkü sahih Rüya sahih Rüya bir kimse kendi aleyhine de sahih rüya görebilir susuyorsa şeyhin sus tevil etmiyorsa görmediğinden değildir Bazen de iyi rüya görür yine şey Efendi sus nefsine uyacak Bazen diyorsun ki hu esması çek sayısız öbür künün etrafına diyormuş ki senin esman var mı E ne oldu bana hu esması verildi vallah o o esnada düştün düştün O esnada O da dervişin düşmesine sebep oluyor Evet Allah bizi muhafaza eylesin Amin Demek ki o manevi Alem rüyada açılıyor rüyayla yürünüyor Rüya bunun için onun için mübeşşirat kapısı çünkü yani mübeşşirat nedir diye sordu sahabe Müjde dedi Müjde Hani velilerle alakalı ne Yunus suresinde de değil mi onlar Mahsun olmazlar mahcup da olmazlar sahabe sordu ya Ya Resulallah Hani ahiretteki müjdeyi biliyoruz dünyadaki Müjde ne onların gördükleri ve görüldükleri rüyalardır dedi bunlar ne olmuş oluyor mübeşşiran yani Müjdeci Rüya oluyor bu alemle Bu alemin yolu meydanda olsaydı Dünyada pek az kimse ancak bir lahzacık kalırdı bu alemde bildiniz dünya aleminde öbür alemin yolu meydanda olsaydı yani herkes görseydi bu dünya hayatında çok az bir insan kalırdı Herkes o manevi aleme doğru uruç etmek manevi alemin yoluna gitmek isterdi Böylece dünya Mağrur olmazdı dünyaya hiç kimse dönüp bakmazdı Siz öte alemden bir şey görseniz bu alemden hiçbir şeyin tadını almazsınız buna eş dahil çocuklar dahil buna dünya malı mülkü dünya dahil buna gözünüzün gördüğü görmediği her şey dahil buna Çünkü öteye doğru sana bir perde açılırsa sende bu dünyanın hiç hükmü kalmaz Sen dünyada Mecburiyetten yaşarsın bu da sana kabuz hal yapar Sen yaşıyormuş gibi görünürsün bu dünyada yaşıyormuş gibi görünürsün dünyayla alakalı senin bağın kalmaz ancak mürşid-i Kamiller bunu ölçüde götürebilirler 4 makamı geçtikten sonra ancak ölçüde götürebilirsin kadar da 4’ün sonuna kadar bunu ölçüde götüremezsin 4’ten sonra evet dünya senin için bir basamak haline gelir asıl öteye gözünü dikersin Sen normalde mürşid-i Kamil olunca o hale ulaşınca ise dünya senin için bir araç olur artık amaç olmaktan çıkar Senden sadece araç olur ama o araç olması Dünya ile ahireti senin dengelemenin cezb etmez hiç dünya seni cezb ediyorsa o kemalata varmadın daha dünya cezb ediyorsa seni dünyalık makam mevki para pul mal mülk seni cezb ediyorsa dünyaya aitsin daha yok Bunlar seni cezbetmiyor Bunlar birer eşya hükmünde takım götürüyorlar şimdi ellerinde takım taklavat var eşya hükmünde bir şeyi tamir edecekler bir şeyle uğraşacak Dünya böyle bir şey dünyayı normal eşya hükmünde gördüğün anda dünya senin için basamak yok dünya seni cezb ediyorsa Dünya seni peşinde koştur duruyorsa O zaman dünya senin araç olmaktan çıktığı amaç sufilikte ise amaç ötesidir yani manevi alemdir Onun amacı manevi alemdir ve o yol Ancak o yola girenlere kendini açar Yani bir kimsenin Mürşidi Kamile intisap etmesi lazım ki o yol ona açılmış olsun Eğer bir Mürşit de Kamile intisap etmediyse o manevi aleme doğru yol ona açılmamıştır veya o yolda yürüyor o mürşid-i Kamil onu dergahtan attı dersini aldı gönderdi onun o yolda Tamam bitmiştir meselesi o yol bir daha ona açılmaz Oysa öbürkü hata yapmıştır yanlış yapmıştır eksik yapmıştır üstadın yapma dediğini yapmıştır ama yolda duruyorsa Onun için Ümit vardır daha o ümidini yitirmesinin Kimisi vardır ya böyle işte tarikata düşman şeyhe düşman maneviyata düşman tasavvufa düşman yol kapalı ona ona yol açık değil hatta düşmanlığı da artar onun Cenabı Hak’tan ümit kesilmez birisi gelir bir şey söyler kalbine dokunur Rabbim yolunu Açar O ayrı mesele Çünkü oraya doğru bir yol açılırsa ona o yol ancak kendine münhasırdır ve yol seçicidir yol seçicidir seçici olan yoldur Sen kendince k seçtiğini düşünürsün Cüzi irade noktasında Evet doğru değil zahiren öyledir Sen Aradım Taradım uğraştım Ben koşturdum gözyaşı döktüm tasadduk ettim oruçlar tuttum bir yola varayım diye sen öyle düşünürsün Oysa yol seni seçmiştir Çünkü o yol bildiğin İzmir İstanbul asfaltı değildir o yol Özeldir o yolcu da Özeldir bazen yolcu nankör olur nankör olur yolun kıymetini bilmez O zaman da o nankörlerden yazılır mahşerde nankörlerle halk olunur onların bayrağı da ayrıdır onlar yol nankörüdür o yol nankörü o yoll körü isse onun mahşerde bayrağı da ayrı onlar bütün yol nankörleri ayrı toplanacaklar mahşerde bir mürşid-i Kamil bir dervişin dersini kolay kolay almak istemez ama ona da Emir gelince o da alır O dersini aldıysa o yoll nankörüdür o mahşerde nankörlerle toplanacak onların bayrağı ayrıdır onların sancağı ayrıdır onların toplandıkları yer ayrıdır nankörler bir yerde toplanacaklar orada yol nankör onlar bir de nankörler vardır onlar Normal normal nankör onlar da ayrı toplanacaklar Allah nankörlükten bizleri uzak eylesin amin hali en perişan olanlar bir kimse günah işler ben derim ya günah işlerseniz arkadaşlar nankör olmayın Allah muhafaza eylesin Amin Çünkü yol n körünün iki yakası bir araya gelmez çünü nankörlerin hepsinde de kibirlilik vardır Her kibirli nankördür bakın her kibirli nankördür her nankör de kibirlidir onlar mahşerde Allah muhafaza eylesin bir nebze halleri görünse daha bu dünyadayken eceler toprağa gömerler kendilerini oraya Derler ki ya yaşamayın ben ev en tehlikeli hali budur Ben derim Hatta Mesela bir kimse bir Mürşidi Kamile intisap etmiş ondan sonra başka bir Mürşide gitmemiş eksik mi bunlar değil Sen rüyanda görmedin halinde görmedin Bir mürşid-i Kamil görmedin görmediğinden dışarıda kaldın sen o zata o zat sağken O yola nankörlük ettin O yüzden sen görmedin nankörlük etmeseydin Allah kapını aralarda senin sen nankörlük ettiğin için görmedin Bu kim olursa olsun 5 esmayı aldıysa ona Şeyh lazım değil eyvallah Eyvallah 5 esmay almadıysan sana Şeyh lazım Sen bir yol bulacaksın Allah muhafaza eylesin Amin dünya hayatı Hani ayet-i kerimede de der ya oyun eğlenceden ibarettir diye insanların Büyük bir kısmı bu oyun eğlenceye kanar Bu oyun eğlenceyi kendilerince hakikat alemi olarak görür Hatta bir kimse kafir olur ya mahşeri inkar eder ahireti inkar eder kafir olur hesabı kitabı inkar eder kafir olur Ama yok öyle değilse o zaman dünya hayatı oyundan oyuncaktan ibaret Sen bu oyun oyuncağa Aldanma Sen öteye kanat çırp öteyi hedefle Kur’an ve sünneti Seniye sımsıkı Yapı Allah’ın zikrine sımsıkı yapış yola sımsıkı yapış öte aleme kanat çırpacak San öteyi aralamak istiyorsan bu alemden öbür aleme bir pencere açılsın istiyorsan o zaman sen manevi aleme olan o yolu bul o yolu bulmuşsun o yolda devam et çünkü ancak gerçek manada Allah’ın varlığını birliğini Allah’ı tanıma bilmeyi Sen manevi o yolda yürürsen bunları tadarsın bunları görürsün eğer o manevi yolda yürümezsen Sen Allah’ı tanıma bilme yani Bu noktadan Sen uzak durursun yoksa çıksan bütün herkese desen ki ayet-i kerimede de öyle diyor ya onlara sorsanız her şeyi Allah yarattı derler ama maneviyatı yoktur manevi yoldan yürümez Çünkü onlar dünyanın eğlencesine oyununa kendilerini kaptırır maneviyata kör olurlar kör bakın maneviyata kör olurlar onlar maneviyata kör olduklarından onlar da mahşerde kör olarak halk olurlar Hazreti Ali efendimizin sözüdür rat Suresi ayet 28 Allah’a yönelenler iman edip Allah’ı zikrederek kalpleri huzura kavuşanlarda zikretmekle huzura kavuşur Sen öteye kanat çırpacak San manevi yolda yol alacaksan Allah’ı zikredeyim zikirle hemhal olacaksın Çünkü Allah’a yönelmenin Allah’a yönelmenin Sendeki tecelliyâtı Allah’ı zikir Allah’ı zikredin ki kalbin mutmain olacak huzura kavuşacak ve kalbin mutmain olur huzura Kavuşunca kalbi akıl harekete geçecek kalbin huzura kavuşması ardından kalbi aklın çalışması kalbi aklın çalışması o manevi yolda o manevi alemde bildiğiniz Zahir Akıl değil kalbi akıl orada hüküm sürüyor ve senin aklının almayacağı bir alem Çünkü o senin aklın sınırlı senin aklının erişmesi de sınırlı Senin aklın o aklının dışına çıkabilecek noktada değilsin zahiren soruyorum işte kaç sıfır diyorum kaç sıfır en son gelinen nokta 10 üzeri -43 O diyor ki nereden buldun diyor Ben onun daha fazlasını söylüyorum değil mi Nereden buldun diyor on Normalde zahiren normal zahiri Ak akıl 10 – 43 0 buldu değil değil yani matematiksel olarak en küçük birim Öyle değil mi 10 üzeri -43 Ben diyorum ki değil sen oraya -1 43 daha ilave etsen ben yine değil diyeceğim Sebep Sebep Çünkü orada Normalde matematiğe gelmeyecek olan bir hal var Onu İnsan aklı algılamıyor Çünkü sınırlı kalbi Akıl onu algılıyor çünkü hiçbir yere sığmadım Mümin kalbimin Mümin kulumun kalbine sığdım bu kalbi akıl bunu böyle söylerken sakınan kocaman kalbin içine sığdı böyle de düşünmeyin Ha o senin Gönül dediğin şeyde zerre o zerre Senin kalbinde zahiren de var o zerre kalbi aklın Senin kalbinde zahiri olarak küçücük bir zerre olarak tecelliyâtı var zahiri kalbinin içinde O zahiri kalbinin içinde şunu zerre derken ben hani eski dilde en küçük birim olarak Hani eki 0.
Mesnevi Şerhi (2098. Beyitten) Hakkında
-43 değil o daha da az ben onu Son Nokta Hayal diyorum geçiyor varlığıyla yokluğunu varla yok arasında gibi perde Çünkü o küçücük bir zerre onu matematiksel hesaplamanız mümkün değil boyutunu da matematiksel olarak hesaplamanız mümkün değil ağırlığı yok ağırlığını matematiksel olarak hesaplayamaz sınız ağırlığını matematiksel olarak hesaplayamaz sınız boyutunu matematiksel olarak hesaplayamaz sanız hesaplayamaz ama Alemleri oradan seyredersiniz bütün manevi Alem oradan seyredersiniz bu beyinden değil bu sadece onun seyrettiğini hafızaya alır dama der Tabiri caizse apışık kalır sadece hafızaya alıp seyreder sadece ona matematiğin kimyanın bütün ilimleri toplasan onu çözümleyemeyeceği seyredilir bir çit daha ileri desem ki hepsi de orada vardır daha da iş işin içinden çıkılmaz hale gelecek o hani bir ayet-i Kerime vardır hep söylerler ya Herkes onların kalpleri vardır görmezler der ya işte o düşünsen kendi kendine kalpleri var görmezler Allah Allah gözleri var görmezler demiyor ayeti kerime bak gözleri vardır görmezler demiyor enteresan bir şey bir uzun söylüyor diyor ki onların kalpleri vardır görmezler otur 100 b000 yıl bunu Tefekkür et kalpleri vardır görmezler Demek ki kalbin görme hususiyeti var kalbin görme hususiyeti var ise iş Rumuz durur o bir nokta kalbin görme hususiyeti varsa kalbin duyma hususiyeti de var kalbin düşünme hususiyeti de var kalbin Tefekkür hususiyeti de var göz Çünkü göz dışarı açılan bir penceredir kalp o zaman dışarı açılan bir pencere kalbin gözü dışarı açılan bir pencere o zaman kalbin gözü dışarı açılıyorsa O dışarıda gördüğünü görüyorsa aynı zamanda duyacak aynı zamanda dokunacak hissedecek E onun o zaman Zahir akılla ona sınır koymak da mümkün değil bakın ona Zahir akılla da sınır koymak mümkün değil o ona Siz kalple alakalı kalbin görmesiyle alakalı Siz Zahir bir sınır koyamazsınız ona bu göze Zahir bir sınır koyarsınız en iyi gören bir kimse 5 kilometreyi görsün 10 kilometreyi görsün iyi gündüz Bakın bakalım yukarıdan bir gezegen görebileceksiniz mi gündüz Bakın bakalım bir yıldız görebileceksiniz mi gözün görmesi sınırlı çünkü ama kalpleri vardır görmezler Burada her şey durdu bu ayeti kerimeyi herkes söyler mi söyler Bunu kimler için bu ayet-i Kerime söylenir kafirler için öyle değil mi Değil mi kafirlere değil mi Senin kalbin görmüyorsa sen nesin O zaman senin kalbin görmüyorsa sen nesin canım kardeşim benim otur Şapkanı önüne koy kalbin gör Ola sen nesin o zaman değil mi çıkar siyasetçiler alimler hutbeye çıkanlar vaaza çıkanlar kafirlerle alakalı söyler der ki onların kalpleri vardır ama onlar gerçeği görmezler Allah Allah ee Benim de kalbim var ben o zaman Zahir olarak La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah dedim gerçeği gördün mü görmezler diyor çünkü o yüzden Hazreti Ali efendimiz diyor ki bu dünyada Allah’ı bilmeyenler tanımayanlar mahşerde kör olarak yani bu dünyada kör olarak geçenler mahşerde de kör olarak halk olacaklar diyor ağır O zaman o aleme kapı Ar alacaksın o aleme ayak basacaksın o alemin yoluna ayak basacaksın ve yol seçicidir yol seçiciliği bileceksin dua edeceksin yalvaracaksın ve O yola girdiysen de yola nankörlük etmeyeceksin yola nankörlük etmeyeceksin Üstada nankörlük etmeyeceksin sözü yerine getireceksin ırgalanan sallanırsın burnunu sürter senin bilemezsin nerede yenileceğini yenilirsin yola Nankörlük yapma dost or ol ok gibi ol ok gibi ol eğri ok hedefine ulaşmaz doğru ok hedefine ulaşır hani var ya şimdi böyle eski tarihi filmler çeviriyorlar ok yapıyor bir kimse değil mi Oka bakıyor böyle doğru mu eğri mi diye neden ok eğri isse hedefine gitmez doğru ok hedefine gider bu ne demek sen ehri isen hedefe varamazsın ne dedi Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem iman ettim de ondan sonra Dost doğru ol dedi Ha Dost doğru olursan menziline gidersin hedefine gidersin dost Dor olmazsan hedefine gidemezsin Hazreti Pir Burada tabii hani pek az kimse ancak bir lahzacık kalırdı diyor dünyada ve o aleme doğru kanat Çırpan Kimse o zaman bu dünyada hiç istemez orada perdeden perdeye geçen halden hale geçen tekrar geri dönmek istemez bu en büyük acıdır kendine gelirsin dünyadasın dersin ki ya gene mi buradayım Uzun müddet bu tenakuz kurtulamazsın hem istersin o aleme kanat çırpmak oturursun ağlarsın tövbeler edersin zikirler yaparsın Ne güzel o harika bir an kendine gelirsin koltuğun üstünde oturuyorsun gene geri dönmüşsün Hatta Ölümü yaşatırlar kendince gerçek zannedersin onu hakikat zannedersin Tamam ben öldüm dersin öldün Hatta böyle iş daha da büyür sorgucular morgul Hepsi de gelir yaşananları bütün her şeyi görürsün dersin ki ya Elhamdülillah sonunda dünyadan kurtuldum öldüm ha harika Ah Bir bakarsın ki dünyadasın yatağa dokunursun yorgana dokunursun Evet gerçek dünyadasın dersin ki ya gene mi bu karanlık dünyaya kaldım gene kaldın bu böyle insanda uzun müddet tenakuz yaşatır Hatta böyle işte ne işte dükkan varmış falan yine dükkan mı açacağız ya işte yine şununla mı uğraşacağız yine Bunla mı uğraşacağız o böyle birkaç gün böyle yani baktığın bir şeyden tat almazsın lezzet almazsın yani ne olursa olsun dersin böyle savrulmaya o esnada Aa dünyadayım şım Ben işimi Vazifemi yerine getireyim diyeceksin bunu böyle söylüyor Ben bile beceremedim tam işin açıkçası 2i ü gün insan kendine gelemez gelemez gelir desem yalan olur ha yine o tarafa doğru meyl edersin ama hep gözün o tarafta olur ihtiyar çalgıcıya burada kalmaya tamah etme Madem ki ayağından diken çıkmıştır Haydi git diye Emir gelmekte Tabii Çalgıcı Sonuçta o yakazada o rüya bu halleri bu rüyaları gördü alemi değiştirdi öte alemi gördü Uçsuz bıcak sız sonsuz öte alemden ona tatlar aldı lezzetler aldı harika orada zikirler yaptı orada maneviyatla buluştu manevi kimliklerle görüştü konuştu peygamberler veliler sahabeler cennet cehennem her şeyi orada gördü o manevi alemin güzelliklerini gördü dedi ki herkes gibi şurada kalayım ben her şeyi görüyor ya böyle hatta atlay vereyim şu taraf bir böyle perde İncecik bir perde yürüdün böyle Zar Gibi o da seninle beraber geliyor aşamı musun zarı Esmalar okuyorsun bilmem neler yapıyorsun yürüyorsun tekrar incecik Zar Gibi Zar böyle esnek geçemiyorsun oraya o zaman hitap geliyor diyorlar ki daha zamanım var Sen feryat fat Ağla sızla tabiri caizi arkanı bile dönmüyorsun o tarafa öyle Mahsum bir şekilde sabah oluyor çalgıcıya da dediler ki yürü burada kalmaya tamah etme bu haldi bu geçti gitti bu bir rüyaydı geçti gitti olduğuna da inanmak istemiyorsun diyorsun ki ya bu hakikat Evet hakikat ama rüyaydı ya zamanını bekle zamanını bekle Hatta Can havliyle ne zaman diyorsun bir güzel tebessüm Zamanı var daha Hatta bir de Mihmandar varsa ne soruyorsan ediyor Sonra kalbine geliyor ne gelecekse Çalgıcı da dedi ki şuraya gideyim şurada kalayım bakın Bunların hepsi de yoldaki manevi haller Hazreti Pir öyle ince bir şekilde anlatmış ki bunu düz okursan ne bu ihtiyar Çalgıcı burada kalmaya tamah etme Madem ki ayağından diken çıkmıştır Haydi git diye Emir geldi bunu böyle okuyacak doğru mu okuyacak Evet ne anladın manevi Ayağında Madem ki ayağından diken çıkmıştır ayağından diken çıkmaktan ne anlayacaksın Evet Hazreti Pir çalgıcının üzerinden konuşuyor diyor ki sana manevi Alem gösterildi Sen manevi alemle alakalı bir pencere açıldı ve senin ayağındaki Diken de çıktı Yani seni bu manevi alemde alemde yürümen engel olan Ayağında diken olan yürür mü yürüyemez bu manevi yolda senin ayağına diken olan heva Hevesin nefsine uymaları Senin dünyaya müteallik sıkıntıların senin dünya sevgin senin ne varsa senin manevi yolda yürümen engel olacak bu manevi bir ameliyattı seni öteleri gösterdik sana öteleri izlettik sen bu manevi alemle alakalı bilgi sahibi oldun ve bu manevi aleme yürüyüşte Sana engel olacak olan dünya ve içindekiler Her neyse seni engelleyen bunları aş Bunların sana tedavisini gösterdik sen artık dön bu tedaviyi Unutma bu ilaçları unutma sen dön dünyada yapman gerekenleri yapmakla mükellef ol düne kadar namaz kılmazdı namazını kıl orucunu tut düne kadar dünyanın zevkine eğlencesine dalıydı bundan kurtul düne kadar kibirliyim düne kadar nankördür düne kadar kendini heva ve hevese kurban ettiydim Hatta olmadı başkalarının heva hevesine kurban ettiydim kendini ve Normalde Sen kendini düne kadar gayri meşru alemde kullandırdım Şimdi biz sana gösterdik hakikati dön bu hakikat yolunda yürü manevi dikeni çıkardılar Çünkü artık onun yürüyüşünde bir bozukluk olmayacak bir aksaklık olmayacak sebep Ayağında dik olan düzgün yürüyemez manevi alemde O dik çıktı canı ise orada Allah’ın rahmet ve ihsanı meydanında durakla bekle demekte eydi ruhun o kadar hoşuna gitti ki o alem Çünkü ona ait onun yaşayacağı yer onun özlediği yer ruh Çünkü bu aleme ait değil bu dünyaya ait değil ruh öbür mana alemine geçti maneviyat alemine geçti ruh artık bu dünyaya dönmek istemiyor ve ruh hiçbir zaman dünyaya Dönmek İstemez yeniden vücuda girmek istemez mevcut manevi alemi görmemiş olsa dahi vücuda girmek istemez vücut ruh vücuttan hızla çıkar zorla girer uyandığınızda uyku sersemliği deriz ya ondandır ama o beden ibadet ediyorsa o beden Allah’ı sevgi yolunda yorulduysa ruh Sükun Bulur çünkü o gelir hemen Sıkıntı yok ama o kimse günaha koşuyorsa o kimse günahla Aşır neşse isyanla Aşır neşir ruh Tabiri caizse hali lisanıyla şöyle den ben yine bu karanlık vücuda mı girmek zorundayım Evet öbür türlü ruh Allah’ı zikreden Allah’ı tanımada Allah’ı bilmede yürüyen bir ruhu kimse der ki ben orada huzur buluyorum rahat buluyorum Evet ve işte rüyada veya halde manevi aleme o kimsenin bir perdesi açıldıysa ruh Oradan geri dönmek istemez der ki ben burada rahatım Ama ne yazık ki onu da oradan döndürdüler Çünkü ruh En azından hep yaratılmış olduğu Ruhlar alemine dönmek ister kendisine Sebep nedir biliyor musunuz hitap elestü dedi hitaba Mazar oldu orada Onu duymak ister Oysa Cenabı Hak bütün varlığa her küçük zaman biriminde elüstü diye sorar ben sizin rabbiniz değ miyim Der bunu duymaktan uzak olanlar bunu duymaktan uzak olanlar buna kalbi kulağı tıkalı olanlar ne yazık ki gafletten dolayı bunu duymazlar bunu bilmezler ama o can kulağı devreye girdiyse sen her an elest düyü duyarsın eles duydu duyunca hiçbir zaman da gaflete kolay kolay düşmezsin dersin ki Evet sen benim rabbimsin Bela Evet Evet sen benim rabbimsin dersin Rabbim cümlemizi her anında sen bizim rabbimsin diyenlerden eylesin amin haklarınızı helal edin Helal olsun Bizden yana da helal olsun Geceniz mübarek olsun Önümüzdeki hafta hatif in rüyada Ömer’e Beytül Malden şu kadar mal al mezarlıkta yatan o adama ver demesi konu başlığımız bu 24’ten devam edeceğiz inşâallah Allah’tan bir şey gelmezse haklarınızı helal edin Helal olsun Elf Fatiha salavat Amin.
Mesnevi Şerhi (2098. Beyitten) ve Önemi
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.