Mesnevi Şerhi

293. Mesnevi Şerhi (2090. Beyitten)

Mesnevi Şerhi (2090. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2090. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. amin EC Bir önceki haftadan Çalgıcı ne yapmıştı yaşlandı Yaşlanınca sesi kötüleşti insanlar eskisi gibi ona ilgi ve alaka göstermemeye başladı Öyle olunca çalgıcı dedi ki ben bundan sonra dedi Rabbime çalıp söyleyeceğim aldı Tabiri caizse çalgısını omzuna gitti bir Benz alığın köşesine orada çaldı söyledi ağladı sızladı Ondan sonra bir uyku geldi uykuya daldı Çalgıcı yı uyku bastırdı Can kuşu kafesten kurtuldu çalgıyı da bırakıp sıçradı uyku bastırdı bazen Hani şimdi genelde Kardeşler söylerler ya işte Zikrullah yapmaya başladığımızda uykumuz geliyor diye böyle bir kimse Allah’a yaklaşmaya çalışınca Ona uyku bastırır Bazen bu uyku hani hoş bir uyku değildir o kimse direnip uyumaması gerekir dersini bitirecek virdini bitirecek ama An Gelir böyle bir yakaza hali Yaşar böyle bir gözleri kapanır içi gider o zaman da bir şey görecekse görür o yakaza hali o içinin geçmesi ona bir hoşluk verir ve çalgıcıya da böyle bir uyku bastırdı uyku bastırınca O da ne yaptı uykuya teslim oldu uykuya teslim olunca farklı bir hal yaşadı 2090 beyin saf bir aleme Can asına vararak Tenden ve Cihan mihnetinden kurtuldu Çalgıcı dertli ya sıkıntısı çok o güne kadar çalmış söylemiş herkes dinlemiş eğlenmiş Hep insanları mutlu etmek için uğraşmış fakat bir gün elden ayaktan düşünce o mutlu ettiği insanlar artık onun yüzüne bakmaz hale gelmiş o mutlu di insanlar Tabiri caizse kapının önüne bırakmışlar onu Onun Yüzüne bakmaz olmuşlar insan B vesiye vefasızdır Çünkü unutur insan unutan demek yapılan iyilikleri unutur yapılan fedakarlıkları unutur kendisine yapılan hizmeti unutur kendisine verilen değeri unutur unutur İnsanoğlu Çalgıcı da bu hali yaşıyor ve artık o unutulmuş eskimiş atmışlar kenara ama işte öyle Virane olan unutulan vefasızlığa uğrayan hançerlenen kapının önüne bırakılan beğenilmeyen bu hani öyle insanlar vardır beğenilmez yani onu kimse itibar etmez bir kimse bir topluluğa geldi oturdu yani hiç kimse önemsemedi Ondan sonra kalktı gitti yine onu kimse önemsemedi cennetlik birini görmek istiyorsanız ona bakın sizin beğenmediğiniz unuttuğunuz vefasızlık gösterdiğiniz yüz çevirdiğiniz kimse Allah dostu olabilir işte o böyle bir yakaza bir uyku hale gelince saf bir aleme Can sahrasına vararak Tenden ve Cihan mihnetinden kurtuldu uyku bir vesiye baktığımızda insanoğlu için nimettir bir kimse uyuması gerekir fiziki yeterliliğini yürütebilmesi için yetecek kadar uyuması lazım Hani Allah Resul sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ü kişi kendi kendisine söz veriyor birisi ben hiç uyumayacağım diyor ya hiç uyumayacağım diyen için diyor ki ben uyurum da işte birisi hiç oruç tutacağım iftar etmeyeceğim demiş ona da diyor ki ben iftar da ederim birisi de diyor ki ben hiç cima etmeyeceğim ona diyor ki ben cima da ederim Bunlar insanların kendi üzerlerindeki fıtratları fıtratla savaşmak yok şimdi Öyle olunca da eee kur’an-ı Kerim’de de Cenabı Hak Ey insanlar uykunuzu sizin için sbat yani rahatlık kıldık diyor Demek ki uyku Cenabı Hakk’ın bize vermiş olduğu bir nimet ve bundan bir rahatlık duyuyorsun ha rahatlık duyuyoruz deyip de pasa uyumak yok işte yani böyle çok uyumak da Eee meth edilmemiş yerilmiş çok uyumak çok konuşmak çok yemek İslam’ın şiarın değil Az konuşmak az yemek az uyumak İslam’ın şiarı bu ama bir kimse günaha giriyorsa uyandığında Gıybet ediyor devamla o uyusun uyandığında kötülük yapıyor onun uykusu hayırlı Ama öbür türlü çok uyumak hoş değil ama bazen de uyku sonuçta e Fıtrat ya o fıtratın da insan üzerinde tecelliyâtı var hani bir zannediyorum e yanlışsam düzeltin Hayber dönüşü böyle Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Bütün Gece boyunca yol aldılar Gece boyunca yol alınca yoruldular Hatta sahabelerin bir kısmı dediler ki bir dinlenelim o dinlenmedi yürü Ondan sonra gece de yol yürüdüler Böylece Bütün herkes yol yürüdü Hani sabaha karşı varacakları yere vardılar suyla alakalı bir aklımda kalanı söylüyorum suyla alakalı suya yetişmek le alakalı bir problem vardı o bölgeye geldiler o bölgeye gelince istirahat edecekler uyuyacak Hatta Eee yolda giderken bineğinin üzerinde uyudu Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem yorgunluk Galebe çaldı bineğinin üzerinde uyudu Hatta yanı başındaki sahabe o böyle bir tarafının üzerine yan geldi onu böyle tuttu korudu hani Sonra bir ara hatta düşmeli oldu düşmeli olurken de yandaki sahabe onu korudu Hatta Allah resulü dedi ki peygamberini koruyan Hani bu kimse Allah da onu Korusun diye dua etti Böylece Tabii bunlar o şeye ne Eee konaklayacak varı Mola yerine geldiler bu da bir ölçüdür konaklayacağınız varmak yolda lavlı etmemek nerede işin var şurada saat kaçta olacaksın Şu saatte o saatte orada olacaksın yolda vakit geçirmeyeceğiz şuradan şunu da alayım buradan bunu da yiyeyim böyle bir şey yok Allah rahmet eylesin şeyhe Efendi böyle bir daha onun yanında götürmezdi şeyhe efendinin yanında yok içecek alacaksın yok işte yiyecek alacaksın yolda yiye yiye içe içe gideceksin öyle bir şey yok nereye gidiyoruz şuraya hızla gideceksin menziline öle yavaş da gitmeyi sevmez şey Efendi rahmet eylesin birisi götürüyordu Mustafa Efendi senin gibi kullanmıyorlar Oğlum yavaş ondan sonra kını gibi gittik diyorum oğlum bas bu bu kadar mı gidiyor diyormuş efendim sizi üzmeyeyim sizi incitmeye Hani yavaş oğlum daha fazla kavga ediyormuş Ah Mustafa Efendi Ah ne andım seni ne andım seni diyor sen uçuruyordu oğlum diyor Tabii o kadrana bakmıyor Ben Allah ne verdi basıyorum 150 180 200 220 Allah ne verdiyse o zaten tespih çekiyor bassana işte o şey değil yok tabii millet Neyse Tabii menziline varıyorlar vardıkları zaman konaklıyor sabah namazına vakit var dah herkes de bu yorgun on sonra uyuyacak Bilal haşi diyor ki Ya Resulallah ben seni uyandırırım o da devesine yasanıyor oturduğu yerde yatmıyor yani oturuyor deveye yasanıyor sırtını deveye veriyor deveyi çökertiyor Sabah namazının vaktini bekliyorlar Ama herkes uyuyor Allah resulü de dahil tabii şey de uyuyor milal aşi de uyuyor Tabii bir uyanıyorlar ki gün çıkmış zaten sıcaklıktan uyanıyorlar ıyor ortalık Tabii Eee Ebu kede radıyallahu anh Hazretlerinin oğlu naklediyor bunu sefer dönüşü Hepsi de uyu yakalıyorlar Resulullah şöyle buyurdu Yüce Allah dilediği zaman ruhlarınızı alır dilediği zaman da geri verir nesai de geçiyor bu Tabii bu mesele eee bu dedim bir e savaş dönüşü oluyor ve dilediği zaman hani ruhlarını alır dedii uyutarak Tan bu ruhun geçici olarak alınması yani o Allah dilediği anda senin ruhunu alır katına uyursun ve uyanamazsın daha ve Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kalktıklarında biraz daha yürüyorlar Ondan sonra sabah namazını hem sünnetini kılıyor hem de normal sabah namazının farzını kılıyor Buradan da bunu şey yapalım O yüzden Normalde Eee kur’an-ı Kerimde uykuyla alakalı birkaç 34 tane daha ayet-i Kerime bununla alakalı hadis-i Şerifler de bulabilirsiniz Yani bu noktada uyku fıtrattır fıtridir normaldir ama bizi ilgilendiren şey şu Hazreti pier’in çalgıcının saf bir alemle tanışması saht bir aleme ulaşarak Tan Eee o kimsenin bedenden kurtulması Çünkü Tenden ve Eee saf bir aleme Can sahrasına vararak Tenden ve Cihan mihnetinden kurtulması yani o kimse saf bir aleme yani battini manevi bir aleme bir perdeye kavuştu bir Tabiri caizse rüyasında Allahu alem Çünkü ileri doğru Rüya olarak söylüyor beyitte Demek ki Rüya saf bir aleme ve Tenden ve Normalde bu Cihanın mihnetinden kurtuldu yani canlı sahrası dediği zaman o kişinin Eee iç dünyası ve Ruhi tefekkürü öyle diyelim o can sahrası dediğinde ruhların toplandığı yer ruhların uyuduğunda gitmiş oldukları mekan bunun şimdi farklı tecelliyâtı var bir tecelliyâtı şu yattın uyudun ruh gitti kendi menfezine kendi menfezinden Tabiri caizse Hani o da dinlence çekildi Eyvallah Bir de uyudun uyuduktan sonra değişik perdeler açıldı sende Rüya şimdi Rüya dediğimizde rüyanın da üç türlüsü var şeytani var bir şeyde etkilen etkilenme olarak gördüğün var bir de ne var rahmani Rüya var o zaman Normalde o kimse dünyevi sıkıntılardan dünyanın çilesinden dünyanın derdinden gamından kasetinden ruh uçtu gitti ayrı bir aleme o aleme geçince hem dünyevi meşakkatler kurtuldu hem de ayrı bir alem kapısı açıldı neyle tekrar dediğim gibi ileriki beyitlerde rüya olduğunu söylüyor ve Normalde bedenin ve dünyanın yüklerinden kurtulması mecazi O esnada o rüya halinde ve o bugün bugünkü Hani yenilerin tabiriyle metafizik bir olgu bu Tabii Eee metafizik dediğimiz şey bugünkü insanların gençlerin kullandığı dil bizim için o manevi alem Biz onu metafizik olarak nitelendirmek istemiyorum manevi Alem manevi o yani o böyle Eee bilinmeyen bir yer değil olmayan bir yer değil ve çalgıcının bu manada o uykusunda öyle bir aleme ne yaptı geçiş yaptı o tarafa doğru yürüdü canı orada mecrasını şöyle terennüm etmekteydi canı yani o kimsenin ruhu terennüm ediyor konuşuyor canı orada macerasını şöyle terennüm etmekteydi yani orada gördükleri var orada yaşadıkları var orada Normalde bir tecelli var bunu terennüm ediyor bunu söylüyor dedi ki o canı dedi ruhu dedi ki beni burada bıraksalardı Canım bu bahçede bu Bahar çağında ne hoş bir hale gelir bu ovanın bu gayp lalel dinin Sarhoşu olurdu orada o tecelliyât ruhu kendince orada durmak istiyor geri gel mek istemiyor ve oradaki macerasını anlatıyor bu bahçede bu Bahar çağında bu bahçede diyor bu Bahar çağında ne hoş bir hale gelir benim ruhum benim canım bu bahçede bu Bahar çağında çok hoş bir hale gelir bu ovanın bu gayp lalel nin Sarhoşu olurdu yani bu Hazreti Mevlânâ’nın çalgıcının üzerinden bir manevi yolculuk anlatıyor Hazreti Pir ve o çalgıcının ruhaniyeti konuşuyor diyor ki ben burada olsaydım Burada bu Bahar bahçesinde güller derer burada o Laleli o manevi güzelliğin Sarhoşu olurdum ve buradaki bir de şimdi Eee macera bölümü var macera ne bir anlık yaşanan bir şey değil demek ki orada o manevi tecelliyâtı farklı farklı tecelliler yaşadı ki farklı farklı tecelliler yaşayınca O bir macera haline geldi şimdi bazen Rüya anlatır Arkadaşlar İki sayfadır şimdi ona sorsak o Sani in bilmem kaç bölün bilmem kaçında görmüştür onu veyahut da bir hal Yaşar bir kimse zikrullah’a çok uzun bir hal yaşamış gibi gelir bir macera gibi olur hatta bazen Rüya yazarlar Roman gibi olur Oku boyna Hatta Rüya içerisinde Rüya onun içinde bir daha rüya görür macera Olur öyle bir rüya görür insan Rüya biter ikincisi başlar o biter üçüncüsü başlar o biter dördüncüsü başlar o biter beşincisi başlar kendince der ki ben sabaha kadar Rüya Gördüm hatta kalkar işte bir uyanır Ya yeter artık Gördüğüm Rüya der gider bir elini yüzünü yıkar Ondan sonra Ya Rabbi görmek istemiyorum diyenler var böyle görmek istemiyorum der yatar kaldığı yerden sinemaskop gibi devam eder O bu bir macera olur anlatacağım birçok şey olur Oysa gördüğün şey bir dakika tutmamıştır ama orada zaman farklı tecelli eder zaman farklı tecelli ettiğinden bakın zamanın farklı farklı tecelliyâtı vardır dünyaya tecellisi ayrıdır göğe tecellisi ayrıdır zamanın meleklere tecellisi ayrıdır rüyadaki tecelliyât ayrıdır haldeki tecelliyât ayrıdır Normalde veyahut da bir peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazret in üzerindeki zaman tecellisi farklıdır diğer peygamberlerde farklıdır velilerde farklı farklıdır zamanın kutbunda zaman farklı tecelli eder bir velide farklı tecelli eder düncü Esma D akında farklı tecelli eder beşte alıda 7de farklı farklı tecelli eder Oysa zaman aynı zamandır Ama insanların derecelerine göre zamanın tecelliyâtı vardır başlangıçta Kün dendiğinde zaman tecelliyâtı ile yaradılışın devam ettiği zaman tecelliyâtı aynı değildir Hatta varlığın derecelerine göre zamanın tecelliyâtı vardır varlığın derecesine göre ve varlığın içerisindeki yaratılmışların da derecelerine göre zaman tecellisi vardır Hepsi de zaman dediğimiz ama bizim bu noktada Cenabı Hakk’ın sıfatsız e herkes bunu bir ölçüm birimi olarak söyler ölçüm birimi Ama bu maneviyatta ölçüm birimi değildir bunu Normalde bir hız olarak belirler birileri bu maneviyatta hız da değildir ama sonuç itibariyle bu zaman sıfatı varlığın derecelerine ve Eee var olan yaratılan varlıkların derecelerine göre değişken bir şeydir şimdi böyle olunca o Az zamanda ne kadar bir zaman birimi olursa olsun görülmüş olan Rüya ve haller manzumesi bir macera olur anlatılacak bir hikaye hikaye olur uğraşırsın Sen kendince sanki sabaha kadar uğraşmış gibi olursun Aslında sabaha kadar uğraşmamış sındır o normal küçücük bir zaman birimidir Ama sen o kadar çok ş işle uğraşmışsın ki uyandığında Kanter içinde kalırsın Hatta etkisinde kalırsın O etki devam eder Senin vücudunun üzerinde Hatta aklının üzerinde de devam eder kalbinin üzerinde de devam eder Kalbin durmaz mesela o esnada ritmi bozulur veyahut da bozulur demeyelim hızlanır o ritmin hızına ulaşamazsın Aslında o normalde o Eee Rüya veya halde yaşamış olduğun tecelliyât la alakalıdır Tabii bunların hepsini derleyip toparladığımız da o kimsenin maneviyatı çıkar ortaya re manevidir o Yani normalde bir kimse böyle bir rüya hal gibi bir şey gördüğünde o kendi manevi durumuna konumuna göre onun macerası Yani onun suresi veya durumu değişir Öyle olunca orada bir sanki uzun yıllar kalmış gibi de görebilirsin Bunu uzun bir zaman orada durmuş gibi de gelebilirsin Hatta böyle bu yakazada saysa dervişliğin ilk zamanları olur böyle ondan çıkmak istemezsin orası tatlı gelir insana o kadar öyle hoş hoş gelir ki yani hatta yakazada böyle kah aklın da çalışır dersin ki ya Şurada ölü vereyim ben ne güzel Evet bu böyle Çünkü orada Mihnet yoktur hani tabiri caizse Bahar bahçesi Gül derer gül koklarsın böyle enteresan bir Hani tecelliyât Yaşar insan o tecelliyâtı yaşayınca oradan çıkmak istemez orada kalmak ister O halin de bitmesini istemez Hatta böyle bir kendine geliyor gibi olsa Özler Orayı tekrar o tarafa yönelmek İster şimdi o dervişliğin acemiliği Ya ben kendi acemilikleri anlatıyorum size şimdi öyle bir şey yaşarsın tam çıkıyorsun ya la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la il illallah Bitmesin yani o orada o macera son bulmasın çünkü tanımadığın bilmediğin o güne kadar koklamadın o kadar o güne kadar duymadığın ayrı bir alem ayrı bir perde dünyayla bağlantısı yok alakası yok O zaman o kimse dünyaya dönüp bakmaz dünyaya bağı kopar o kimsenin yani o işte ertesi gün iş varmış Eyvah yine dünyanın mihnetine düştü yok çek ödendi yok senet ödendi yok ödenmedi yok acak yok satılacak yok Onun derdi yok bunun derdi yine dünyanın mihnetine düştü amama velakin orada Mihnet yok orada ruh memnun sır memnun vücut memnun Orası ayrı bir alem ayrı bir tecelliyât Öyle olunca o kimse o halden hiç bitmesin ister Hatta zikrullah’a bile böyle bir perde açılmış olsa o kimse böyle yayılır böyle oh ne kadar güzel Orada kalsın o yani Gitmesin ama dervişlere bazen yeni olan kardeşlere şimşek gibi çakar geçer o o arkasından koşar onu yakalayacak yen o yakalayamazsın öyle değil o o bir tecelliyât vurdu geçti böyle şimşek çakar gibi bir anda Geylan Hazretlerini gördü Ay tamam görmesin ne gitmesi bir oldu Allah’ım arkasından Mümkünse koşacak onu yakalamak için öyle değil ama oradan o hal dışarı çıkmak istemez insan bu rüyada da bitsin istemez bu rüyada da aynı yani o böyle Eğer herkesin aklı rüyada çalışmaz bazılarının aklı rüyada da çalışır rüyada da çalışınca der ki ya bu Bitmesin Bu Rüya mı bitmesin bu kendi rüyasında kendi kendisine bitmemesi için dua eder Der ki bitmesin işte Çalgıcı da böyle bir aleme kapı açılınca Canım bu bahçede bu Bahar çağında ne hoş bir hale gelir bu ovanın bu gayp lalinin Sarhoşu olurdu diyor Böyle olunca o kimse ayrı bir aleme kapısı açıldı ayrı bir Uyanış yaşadı ayrı bir Diriliş yaşadı bu alemden koptu Bu alemle bağı kesildi farklı bir manevi alemde farklı bir pencere açtı Bunlar Sufi sohbeti bunu dışarıdaki bir Kimse buna inanmaz Hatta der Bunlar kafeyi yemiş doğru kafeyi yemiş insanlarız Biz öyle ve o kimse Normalde artık oraya karşı bir özlem duyar Derviş Sufi artık o manevi aleme doğru bir özlem Duyar O yüzden ibadetleri değişir O yüzden Zikri değişir O yüzden bakışı değişir düşüncesi değişir artık o zahirden kopuyor yavaş yavaş o bir an önce tekrar o alemle bağlantı kurmak ister biraz yalnız kalmak ister evin içinde de yalnız kalmak ister Neden or la bağ kuracak Tabii erkek orayla bağ kuracağım diye uğraşır kadın öbür taraftan der artık beni sevmiyor artık beni istemiyor bak çekiliyor odasına odasında yaşıyor çolukla çocukla Biz de bağı kesti Hatta o kimse böyle eş Çoluğun çocuğun yanında dahi gönül olarak içsel olarak bağ kurar öbür tarafla bu sefer orada Konuşulanlar ona yavan gelir eş ve çocuklar der ki bizden eskisi gibi ilgilenmiyor aynı şey kadınlar için de geçerli kadın öteye bağ kurmaya başlıyor aynı şeyi erkek söyler der ki bizimle eskisi gibi benimle eskisi gibi ilgilenmiyor gerçekten bağ kuruyorsa Kimisi de böyle öyle kadın vardır soğuktur hiçbir bağ kurmaz öyle erkek vardır O da soğuktur O da böyle manevi bağı olmadığı halde kadınla ilgilenmek istemez kadın da erkekle ilgilenmek istemez benim dedim heva ve hevesini ilah edinen kadın ve erkekler için değil manevi bağ kuranlar için o böyle kalbi olarak bağ kurmaya çalışır hep Zikrullah içinde Zikrullah devam eder O böyle devamlı bağ kurmakla çalış uğraşır çünkü onun için o manevi bağı kurarsa Orasının orayla irtibat kurarsa ona orası çok hoş gelecek çok tatlı gelecek dedim ya oradan çıkmak istemez diye ve işte gayp Laleli dinin Sarhoşu olmak bu artık o orayla bağ kurup orayla haşır neşir olmak ister Tabiri caizse Orada yaşamak ister bak Orada yaşamak ister he de bir de orada bir kadın ona gösterirlerse o dünyadaki kadına da böyle bakar Hani o mu bu mu karıştırır kadına da bir erkek gösterirlerse benim buradaki adama hiç benzemiyor böyle tenakuz da yaşanır o ilk zamanlarda olur bu o zaman sakın Hani bu işleri karıştırmamak fayda var o yüzden hani Eee bu gayp demişler burada haz ama biliyorsunuz Ben Eee gaybı kabul etmem bir şey yaratıldıysa gayp değildir o görmemiştir o tanımamıştır o bilmiyordur o vardır O yüzden Tabii Lale de burada böyle hani bir Lale değil o alemi nimetleri güzellikleri o hani manevi pencere açıldı manevi pencere açılınca oradaki manevi perdelerde manevi alemlerde yaşadığı gördüğü öğrendiği tattığı lezzetler O yüzden Ama tabii buraya ulaşmak için de evet çalışıp gayret etmek lazım yani Öyle işte ben de günlerce çalgı çalayım Ondan sonra yaşlanayım gittiğimde bir mezarlığa Ben de yaslanayım öyle de değil Bu bir Çalgıcı hikayesi böyle bir ders alacağımız bir hikaye şimdi Vuslat Ali de Vay böyleymiş de o Çalgıcı değil şarkıcı da hani ben de gideyim bir mezarlığa yaslanayım bundan sonra Allah’a şarkı söyleyeyim Bana da böyle bir pencere açılsın gayp açılsın Orada naatlar okuyayım Bu öyle değil İnşallah olur da severiz Ali’nin atlarından Evet Tabii bunlar için o kimsenin arınması saf hale gelmesi veyahut da gerçekten o arınmayı o safiyeti yakalamayı istemesi lazım ona niyet etmesi lazım bu böyle Tabii akılla eee yönetilecek bir şey değil bu Ama bu niyet samimiyet İhlas o kimseleri O noktaya götürür şimdi öte alemden çalgıcının canı söylemeye devam ediyor Başsız Ayaksız seferler eder dişsiz dudaksız şekerler yedim Felek sakinleriyle zahmetsiz Mihnet zikre dimağ sız fikre dalar onlarla latifeler ederdim o çalgıcının Tabiri caizse ruhu diyor ki bu alemde kalsaydım Ben Ayaksız seferler ederdim Evet o alemde ayağın ayağınla bir şey yapamazsın yapıyormuş gibi görünürsün ama Zahir değildir o senin oradaki yürüyüşün batındır bir bakarsın bir anda Hani normal kilometre değil milyon kilometre yol almışsın uçsuz bucaksız bir deryaya düşmüşsün uçsuz bucaksız bir yola çıkmışsın ve sana ne lazımsa Tabiri caizse etrafında artık hangi varlıklara Onları tanımlamaya dahi senin zamanın kalmaz işte burada bunun yemen lazım derler senin ağzına atarlar bir şey hap gibi Küçücük küçücük Sen ne olduğunu bile sormazsın bunu yemen lazım yerler yedirirler sana Sen bir şey yersin sende müthiş bir Eee farklı tecelliyât olur sen nereye kadar yürüdüğünü bilemezsin Bir bakmışsın içecek getirmişler Ondan sonra içecekleri içersin Bir bakmışsın farklı bir pencere açılmış farklı pencerede farklı varlıklar seyredersin o varlıkların konuşmalarına o varlıkların zikrine Aşina olursun bir bakarsın ki seni Geylan Hazretleri tutmuş elinden tutmuş seni varlık aleminde dolaştırıyor bir bakarsın ki üstadın seni dolaştırıyor o ilk önce üstattan zaten o kimse Ayaksız seferler eder Ayaksız o Hatta öyle bir hale gelir ki perdeden perdeye perdeden perdeye geçilir ve tanımadığın bilmediğin varlıkların varlık aleminin içerisinde varlık derecelerinde farklı varlıklara Aşina olursun ve bakarsın ki hiç adı sanı duyulmamış bir varlık penceresi ve oranın da şeyhi var Mürşidi var oranın da Zikrullah yapanları var Bir bakarsın ki sen de orada Zikrullah yapıyorsun onlarla beraber zikrullah’a katılmışım o Zikrullah yaparken ayrı bir perde açılmış sen farklı bir perdeye geçersin o farklı bir perdeye geçtiğinde orada farklı varlıklar Derece olarak bunların hepsinin de dereceleri farklı farklıdır orada Zikrullah alakasına otur bir bakarsın ki oranın şeyhi Mürşidi dervişleri orada da bakarsın ki manevi alemde de yol devam ediyor ve orada da o hal devam eder bunlardan çıkmak istemezsin Amma ve lakin aynı zamanda da orada sana lazım olan hani böyle Aklına bir şey getirmezsen onlar ikram ederler sana değişik ikramlar görürsün değişik yiyecekler görürsün değişik içecekler görürsün Hatta kendine geldiğinde dersin ki ya Ben 10 gün yemeyeyim 15 gün yemeyeyim ama yine dünya seni yakalar Akşama Hatun yemeğe bekliyor seni sen gideceksin o Yemeği yiyeceksin ya dün akşam ne yiyordun şimdi ne yiyorum dersin kendi kendine işte 2i ü çorbadan 2i ü de yemekten yesen Benim yemeğimi beğenmedin mi olur dön Dünyaya yine o ye posa olan yemekleri posa ama orada yediğini içtiğini Unutamazsın tadını da Unutamazsın oradaki gördüklerini de Unutamazsın etkisinde kalırsın ve gerçekten hiç dönmeyi istemezsin ama daha nefes vardır Bu dünyada daha nefes olduğu için mecburi istikamet sabah olur veyahut da uyanırsın dersin ki ya Nereden bitti ki nereden bitti ki kendi kendine bu konuda geri döndüğüne Üzülürsün hele Gittiğin yerlerde tanıdıkların var ise işte gittin 4ün gökte Zikrullah var Aa baktın tanıdık Dervişler de var mutluluğun artar dersin ki ya ben bunları tanıyorum evet tanıyorsun Aa filanca ama etrafında başkaları var onları tanımıyorsun Evet oranın perdesi ayrı dersin ki ya Hani öbür günler nerede öyle ya Cenabı Hak bahşeder al der olmuş olacak ne varsa gözünün önüne serer senin Çünkü o 4ün gökte 4 ESM hepsi mutmain ya Gönül ister ki bütün deriş kardeşleri mutmainneye gelsin Amin E onları da öyle görünce oradan yine geri dönmek istemezsin ne güzel yer işte bir de hani dişsiz dudaksız yemekler yemek oranın tadını almak bu manevi yok yoksa şekerle ne işin var senin ama bu böyle dünyevi zevklerden arınmaktır geçer o dünyevi zevk ehline yabancı gelirsin ama hani gidecek g taş görecek Deniz görecek yeşillik görecek gitmesi lazım Onun sen dersin ki ya Ne yapacaksın dünyadaki dağı taşı Yeşilli öteyi görmüş olsan buraya dönüp bakmazsın içinden dersin onu Hani öteyi görse o dönüp bakmaz bile buraya orak bir tat alsa küçücük bir şey ağzın atı verseler ben Bazen diyorum teknol çok yeri İnsanoğlu küçücük minnacık böyle tırnağının ucundaki böyle en küçücük bir hap düşünün Allah affetsin binlerce sene yeter sana çünkü o perdeden perdeye geçerken ayrı bir manevi hal ayrı bir atmosfer orada ayrı bir Eee Nur nurun ayrı bir tecelliyâtı Siz ona elektrik diyorsunuz ya biz ona Nur diyoruz orada onun o ayrı tecelliyâta dayanabilmesi için ona bir farklı bir Eee ilaç verilmesi lazım O normalde İşte o kimsenin durumuna haline göre Üstadı verir Piri verir peygamberlerden birisi verir O yürüyüşte makama bağlı o o böyle hani o yüzden şeyhi olmayan şeyhi mürşid-i Kamil olmayanlara Bunlar açık açık konuşulacak şeyler değil hani bir kimsenin şeyhi Mürşidi Kamil değil ise o o Şeyh mürşid-i Kamil değilse bunları bilmez seyri suluku Yoksa bunları bilmez O daha yolun başında başlar o kimsenin sey suluku tam olarak ciddi ciddi başladıysa ona manevi Tabiri caizse Eee rızık verilir manevidir o o böyle istekle olmaz ona derler aç ağzını açar o ağzını Tıp ağzına bir şey koyarlar ama o rüyasında ama halinde o Evet yol yürüyecek ona lazım yolda onun üç ayrı versiyonu vardır mesela ilmel yakında ü tane ilmel yakının böyle üç tane rızkı vardır Aynel yakının böyle ü tane rızkı vardır hakkel yakinin böyle üç tane rızkı vardır rızık olarak nitelendirir Onlar lazım olduğunda teker teker verirler onlara görürsün ikinciyi üçüncüyü ama ikinciyi üçüncüyü vermez birinciyi verir çok Ender olanlara maneviyatı yüksekse üçünü bir üçünü birden verirler Hani bir de derler bunu herkese vermeyiz görürsün başkalarına teker teker verirler toplanırlar herkes rızkını alacak Onun ağzına bir tane öbürüne 3 tane sen dersin ki ya 3 tane Ha o ayrı bir yol yürüyecek ona 3 tane Bunlar manevi tecelliyât Öyle olunca o kimse dilsiz dudaksız şeker yer bir de sonra nedi Felek sakinleriyle Mihnet zikre Felek Sakinleri Felek Sakinleri dediğimizde Felek burada Gökler gezegenler Felek sakinleriyle zikir Az önce dedim birinci kat Gök ikinci kat Gök 3 4 5 6 7 Gökler bitti ondan sonra ondan sonra semavat başladı semavat ehlinin Zikri Çünkü Eee Allah yerin de göğün de nuru Allah’tır ve zannetmeyin ki boşluk değil her semavatın kendince ehli zikir olanları var ve onlar Allah’ı zikrederler melekler Allah’ı Zikreder Müslüman cinliler Allah’ı Zikreder varlık lar Allah’ı Zikreder tanımlayamadı böyle Kimisi kargacık burc adık bir şeye benzetemem öyle varlıklar var Ve hepsi de Allah’ı zikrederler ve Mihnet seiz bir perdeden bir perdeye geçersin orada farklı bir Esma okunuyor orada farklı bir Zikrullah yapılıyor hatta hiç duymadığın Esmaları duyarsın orada hiç duymadığın zikrullah’ı duyarsın hiç duymadığın Biz burada zikrullah’a işte 34 Esma okuruz öyle değil her feleğin ayrı bir zikrullah’ı her makamın ayrı bir zikrullah’ı her varlığın ayrı bir zikrullah’ı vardır o ayeti kerimeyi O zaman anlarsın Yer Gök Allah’ı Zikreder sizin bundan haberiniz yoktur der yerdekiler Göktekin bütün varlığın içerisindeki varlıklar Allah’ı zikrederler ama sen görmedin ya sen duymadın Ya sen görmediğinden duymadığından dolayı haberin yok senin işte o zaman o felek Sakinleri dedi o seyri sülük devam eder seyri Sülü devam edince Sen hangi makama geçtiysen O makamdaki felekleri hangi esmayı aldıysan o esmayı çeken o derecedeki olanlar olanların o varlıklarla beraber bir an senin gözünün önüne gelir Sakın korkma çek inme sıçrama korkarsın çekinir de ama ben yine korkma çekme Hani böyle bir bilgi olsun diye söylüyorum Yoksa korkarsın çekinir oranın zikrullahın katılmaya başlarsın Çünkü o hani Hatta konuşursun sohbet edersin Burası kaçıncı Gök bilmiyorsan Burası neresi bir bakarsın ki A filanca Pir yanında evladım veya kardeşim durumuna göre ona evladım diyorsa farklı kardeşim diyorsa da farklı onun da manevi ayrı tecelliyâtı var nefsine uyma anlatır Burası şurası der sen dersin ki ya Ben Allah’ın alemi mi biter Hani Bazen diyorum ya 18.000 Alem deyince saymışlar mı Nasıl Saydın onu oturdun da sayamazsın Allah’ın Alemleri sayılmaz saymakla bitmez Allah’ın isimlerini saymakla bitiremezsiniz bize Tirmizi toplamış 99 tane Hani Allah’ın ismi olarak hadis-i şerifte beyan etmiş tirmizi’nin beyanıyla Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem naklettiğine göre Evet 99 ana ismi biz öyle diyelim Ama onların açılımları var sayısız sonsuz ismin içinde ismin perdenin içinde ayrı perdesi var alemin içinde ayrı Bir Alem Var araladı kalktıkça önün açıldıkça sonsuz bitecek tükenecek bir şey değil bitireceğim tüken tüketeceği tabi ol O yüzden hani dimağ sız fikre dimağ sız fikre dedii akla akılla fikretmek Çünkü normal akıl maddeden anlıyor maneviyattan ne kadar anlatırsan anlat Onu al masanın karşısına al aklını almas sanın karşısına anlat ona maneviyattan susuyor ama kalbi Akıl onu idrak ediyor kalbi Akıl onu fikreder ettiği Algıladığı o meseleyi sen dünya kelimelerine döndürüp anlatamıyorsun Çünkü dünya kelimeleri ona yetersiz kalıyor Lügat yetersiz kalıyor ona Hazreti pir’in yaptığı gibi sen o zaman diyorsun ki dimağ sız fikre dalar onlarla latifeler ederim dimağı yani akılsız fikreder düşünür onlar da latifeler yani buradaki Latife şakalaşmak değil onlarla hoş konuşmak orası şaka Dünyası Değil orası laylom Dünyası değil buradaki latifeden Allahu alem benim anladığım onlarla hoş görüşme onlarla hoş konuşma ve o Eee ince zarif duygulu kılı kırk yaran konuşmalar bakın kılı kırk yalan konu o kılı kırk Yarcan orada kılı kırk yaranlar tanışırsın orada o ince Latif konuşanları tanışırsın ve onların O lügatın öyle bir beğenirsin ki yani dünya kelamı çok kaba kalır dünya konuşanları çok çok kaba kalır ve oradaki o latifli o inceliği o nazikli ararsın dünyada da ama burada hayal kırıklığı Yaşar insan kendince Çünkü oradaki konuşmalar oradaki görüşmeler oradaki davranışlar oradaki Zikrullah çok farklı bir boyutta çok farklı bir tecelliyât Adır bunu kelimelerle anlatmak mümkün değildir o yüzden çalgıcının ruhu haz ir onun üzerinden konuşuyor bunları tam olarak anlatabilecek noktada değildir zaten Çalgıcı kederlidir zaten Çalgıcı dertlidir kendince zaten Çalgıcı yaşadığını yaşamış Mihnet lere düşmüş Hani Hazreti pir’in deyimiyle Ben her mecliste oturdum konuştum ağladım her mecl iste derdimi anlattım ama beni anlayan olmadı demiş ya bu da onun gibi bir şey onu anlayan olmayacaktır hiç onu anlayan olmayacağından dolayı o kimse bunu kendince dünyevi kelimelerle anlatabildiğin yere kadar anlatacaktır ve ilk defa bedenden ve bedenin aklından kurtulup özgürlüğün tadını almıştır artık Çalgıcı onu o özgürlüğün tadından vazgeçirecek hiçbir şey yoktur artık o tekrar beden ve bedenin aklına uymayı kabul etmeyecektir Çünkü ona farklı bir Alem farklı bir perde açılmıştır 2095 gözleri kapalı olarak bir alem görür elsiz avuçu güller reyhanlar devşirir diim der çalgıcının ruhu söylüyor ben burada kalayım ben burada kalınca gözleri kapalı olarak alemler görürüm elsiz avuç güller reyhanlar devşirir Yeter ki ben burada kalayım ve Yeter ki orada kal orada kalınca An be an ayrı alemler görmek an ve an ayrı alemlerin tecelliyât RAM olmak an ve an her alemde farklı varlıkları tanıyıp onlarla latifşah onlarla sohbet etmek tanış olmak Hani Yunus Emre demiş ya gelin tanış olalım diye herkes de onu düny ve insanlar olarak zannediyor avama göre Evet gelin tanış olalım hasa göre değil o gelin tanış olalım dedi öte gelin tanış olalım Evet Çünkü orada her herhangi bir zorluk yok Herhangi bir zahmet yok orada latifeli en incesi sözlerin en incesi anlayışın en incesi davranışın en incesi var dünyanın Harara garası yok dünyanın zulmü zahmeti yok Tenin zahmeti yok aklın zahmeti yok O yüzden alemden aleme geç o yüzden perdeden perdeye geç buraya dönüşün yok ve geçerken elsiz avuçu geç Ayaksız geç Mihnet geç Mihnet geç Buradan Bir kapıdan bir kapıya geçeceksin bir sürü Mihnet orada Mihnet yok kimseye el avuç açmak yok kimse ne der diye düşünmek yok kimse ne yapar diye düşünmek yok hiçbir şey düşünmek yok hiçbir şey sadece tecelliyâta raham olmak var sanki sen sende değilsin ki Gerçekte o sen Seni bırakmışsın dünya alemine ayrı bir alemde Kula Ç atıyorsun farklı bir pencerede farklı bir perdede dünya aklının ucuna bile gelmez aklının ucuna bile gelmez ve orada güller demek her Gül ayrı bir sır her gülde ayrı bir koku her Gül ayrı bir sırdır ve her Gül ayrı bir kokudur ve sen gül bahçesinde kendince burada dünyevi olarak hiç gül bahçesi Görmemişsindir orada bir bakmışsın ki gül bahçesinde ve Her gülün yaprağında ayrı bir Esma Her gülün yaprağında ayrı bir koku Bahçeden bed diye dolaşırsın Burası cennetteki Bilmem hangi e zatların bahçesi Hadi burada dolaş melekler sana eşlik eder oranın hurileri sana eşlik eder orada hizmet edenler sana eşlik eder ama senin kalbinin bir köşesinde bir sızı Sen bilirsin o son bulacak o hal de geçici olacak bunu da böyle ince bir sızı olarak yaşarsın o sızıyı içinde hissedersin ne kadar tecelli edecekse o halden ayrı bir hale o halden ayrı bir hale o dereceden farklı bir dereceye bitmek tükenmek bilmeyen bir gece bitmek tükenmek bilmeyen bir an gibi yaşarsın ve dersin ki Ben oradaki fısıltılar Gönlümü kaptırmışım beni bir daha geri götürmeyin ben bu fısıltılar gönlümü vermişim dersin Ve o fısıltıya kendini kaptırırsın o küçücük bir fısıltı o küçücük bir kelimeler Dağcı bile değildir ama sen Ne o güllerin kokusunu Unutursun ne de oradaki fısıltıyı Unutursun an ve an hep gözün kulağın Tabiri caizse oradadır Ne o Fısıltıları kulağına fısıldayan gönlünü fısıldayanlar Unutursun ne de oranın tadını tuzunu Unutursun orayı asla unutamazsın ve sen perdeden perdeye geçerken kendini de tanımlarsın işte asıl kendini bilmek o zaman başlar kendini bilmenin manevi tecelli ıdır Sen sendeki Cevheri görürsün Sen sendeki saklı bulunan seni görürsün oradaki Fısıltıları duyduğunda Aslında duyan sen değilsindir oraları görürken de aslında Gören de sen değilsindir Senden farklı bir sen çıkmıştır O işte varlığın kendi içindeki Cenabı Hakk’ın sana bahşettiği varlık cevheridir sen o Sendeki Cevheri o zaman tanımlarsın ve İşte o zaman kendini bilen Rabbini bilir s de tecelli etmeye başlar ve Gönül dünyan da aydınlanır artık ve Gönül dünyan aydınlandık Asır sen Seni bilmen sen Seni tanıman O zaman o aydınlıkla başlar o aydınlığı yakalayamadı isan o aydınlığı göremedi isen Henüz daha bu olmadı Çalgıcı bir su kuşuydu Bu alem de bir bal Denizi bu bal Eyyüp peygamberin içtiği ve yıkandığı pınardı Eyyüp o yıkanarak tepeden tırnağa kadar Doğu nuru gibi bütün hastalıklardan arındı pürü Pak oldu su kuşu deyince kuştur ama suda yaşar hep Hani böyle çok yıkananlar için Annemin meşhur tabiri di su kuşu gibi sudan çıkmıyor derdi çok yıkanan söylenir Bayındır dili bu su kışı gibi diyorsa o çok yıkanıyor demektir çok yıkanan su kuşu Hani sudan çıkmıyor O yüzden su kuşu meşhurdur bizim halkımızda Evet Çalgıcı su kuşuydu yani manevi aleme Müştak idi su kuşuydu yani o Aslında manevi Alem içindi Hani şemseddin-i Tebrizi hazretleri babasını anlatıyor ya diyor ki beni diyor tavuğun yumurta olarak tavuğun altına koymuşlar ama diyor sen babasın Hani civcivleri gezdirirken diyor bir tanesi diyor gider göle atlar ya diyor İşte o benim diyor çünkü onun fıtratı yüzmek Sen ördek yumurtasını tavuğun Altına da koysan O yumurtadan çıkınca su Arcak çünkü onun istidadı fıtratı Deryada yüzmeye aşinadır manevi alemin erleri manevi deryaya aşinadır o yeter ki deryayı görsün deryayı görünce içindeki o fıt fıtri duruş o içindeki haz maneviyata karşı lezzet o maneviyata karşı iştiyak onu karada tutmaz O kendini deryaya atar o Çünkü deryaların insanıdır Siz bir kimseyi zorla deryaya atamazsınız korkar çekinir der ki Ben yüzme bilmiyorum der ki korkunç geliyor bana o görse uçsuz bucaksız Okyanusu desen ki burada yüzeceksin burada yaşayacaksın ona korkunç gelir apartman boyu dalgalar rüyanızda görseniz ürk eliniz Bir bakarsınız ki 30 metre 40 metre dalgalar vurduğu yeri yıkıyor Deseler ki burada yüzeceksin yaşayacaksın verir o kimse işte maneviyata Aşina olmayan Tabiri caizse fıtratında yüzme olmayan kimse deryayı görünce ürker bazılarının zikrullah’ı oturtur ilk zikrullahtan yavaşça kaçar gider o o ürker orada korkar Yani der ki ya bunlar delirmiş Evet deliririz o çünkü oraya istidadı Yok onun onu zorla oraya getirmeye çalışsan gelmez o ama öbürkü manevi istidadı var o su kuşu o maneviyat kuşu onu uzaklaştıran dahi gelir o onu ürkütsün gelir ben derim bazen bizim işimiz zor şöyle sıkıntılıydı Bir de bağırırım herkese deli miyiz Herkes deliyiz der şimdi bile diyecekler bak şimdi öbürkü bakar K lan bunlar harbiden Deli ya der Bir de dalga geçerler onlar Evet bilmez Çünkü neden o maneviyatı bilmiyor maneviyata karşı istidadı Yok onun istidadı olan suyu gördüğü anda atar kendini neden onun istidadı yüzmeye onun istidadı uçmaya Onun istidadı hem denizde yürüyecek hem uçacak hem kar çıkacak Evet kimisinin istidadı vardır Sadece denizde yüzer kiminin istidadı vardır Sadece Uçar kendine gel istidadı kuvvetli olan havada da Uçar denizde de güzler denize de dalar karada da dolaşır Deniz gördü dalar kaldırır kafaya semalara kaldırır kafasını olmadı Karaları da dolaşır Bir bakmışsın üçe bölünmüş denizde karada havada aynısı Bir bakmışsın 5 olmuş 7 olmuş Bir bakmışsın 18 olmuş Bir bakmışsın 36 olmuş Bir bakmışsın 70.000 olmuş onu durduramaz hiçbir güç ve kuvvet Allah hariç O her perdede Yaşar her perdede istidadı vardır onun o Hem hüseyin’dir Hem zamanın kutbudur çift kanatlıdır Onun için perde yoktur ama Çalgıcı bizim su kuşuydu ve bu alem de bir bal Denizi bu bal Eyyüp peygamberin içtiği ve yıkandığı pınardı Hani Eyyüp Aleyhisselam çok zengindi malı mülkü sayılamayacak kadardı atları develeri hayvanları sayılamayacak kadardı çok zengindi şimdi Eyyüp aleyhisselamı normalde hani böyle bir 10 yıl kadar hastalık yaşadı ya herkes bunu attı sattı öyle erlerin büyük velilerin imtihanıdır Ne yaptılar Eyyüp Aleyhisselam böyle bir hastalık ulaştırın şehirden uzaklaştırdılar çöplükte yaşamaya başladı şehirde istemediler attılar onu evden parktan şehirden de attılar çöplükte yaşamaya başladı çöplükten de attılar Sen dediler çöplüğüm de de durmayacaksın sonra o bir mağaraya gitti bir mağarada yaşamaya başladı çok vefalı bir eşi vardı benim eyübüm derdi gelir giderdi şeytan defalarca onu aldatmak için yoluna çıktı çok zengin bir şekilde tecelli etti Dedi ki bırak şu eyim çok zenginim dedi ki ben eyyübü bırakamam bir gün büyük devlet başkanı komutan gibi geldi bakın dikkat edin ne olarak geldi çok zengin olarak geldi Ne olarak geldi çok büyük devlet başkanı büyük bir komutan mış gibi geldi bırakmadı Bir gün de onu böyle çok büyük alimmi gibi geldi dedi ki benim eyyübü var bırakmadı Her gün ona yiyece ekmek yiyecek içecek getirip getirdi halkı onu terk etti insanlar onu terk etti yüzünü görmek istemediler yaşlandı çöktü hastalıktan dolayı ve en sonunda dua etti Dedi ki Ya Rabbi hastalıktan şikayetçi değilim ama dedi sana ibadet etmekte zorlanıyorum artık bana şifa ver çilesi doldu çile dolmayınca dua tecelli etmez duanın ve çilenin bitimi tecelli etti ve Cenâb-ı Hak dedi ki Saad Suresi ayet 42 ayağını yere vur ayağını yere vur bakın Cenabı Hak bir mucizeyi gerçekleştirirken bile zahiri bir tecelliyât söylüyor Allah isterse o suyu çıkaramaz çıkarır ama ona dedi ki ayağını yere vur Burası benim çok hoşuma gider ben döner dolaşır derim ki ya ayağını yere vur Hani bana bir ölçüdür bu Mustafa özba ayağını yere vur su altında Ama sen ayağını yere vurmak zorundasın ayağını yere vurmazsan o su çıkmaz önüne ayağını yere vuracaksın sebepler dairesi Burası ayağını yere vuracaksın Hani Meryem’e de dedi ya Meryem’e ne dedi Şu hurma ağacını dedi kendine doğru silkele hurma ağacını kendine doğru silkele yani o zaman kendine doğru silkele yani sen o hurma ağacını kendine doğru silkele bu sebep sen o sebebe yapış ayağını yere vur demiş ayağını yere vur hani Sonra da yerden su fışkırdı yerden su fışkırır Hem kendisi içti sudan hem de Yıkanmaya başladı çünkü vücudunda da hastalıklar vardı derisinde hastalıklar vardı içinde de hastalıklar vardı vücuduna su dökmeye başlayınca sular Biler Altın Kelebek oldu sular Altın Kelebek olunca Eyyüp Aleyhisselam da o Altın Kelebek i yakalamaya başladı Hatta enteresan ya Cenabı Hak dedi ki ey Eyyüp sana o kadar mal verdim sana o kadar hayvanlar verdim sana o kadar mülk verdim sana bu kadar mal mülk hayvanlar vermişken bu hırsın niye dedi O da ne dedi ya rabbi Senin verdiğin lütfu ikramı hamd etmeyeyim mi daha fazlasını istedi Cenabı Hakk’ın lütfu ikramı Çünkü Hazreti Pir çalgıcının üzerinden diyor ki o Eyyüp o bal pınarından yıkandı ona doğunun nuru gibi bütün hastalıklarından pürü Pak oldu işte sen de öyle bir aleme açılırsın öyle bir aleme açılınca maddi manevi bütün hastalıkların sende olmadığını görürsün çünkü orası bal deryasıdır sonra şarap deryası var sonra süt deryası var E o bal deryasında kalıcı değilsin Orada kalkıp da kendi kendine Ben burada kalıcı Yım diy düşünme Oradan da sıçrayıp gideceksin sonra bir bakacaksın ki şarap deryası oy oy gelen sarhoş giden sarhoş orada da kalıcı değilsin Sonra asıl süt deryasını varacaksın ki süt deryası İlm L Dündür o İlm ledun de dalıp çıkacaksın O zaman işte vazife başlıyor demektir artık o seni boşuna oraya kadar çıkarmadılar o hali Sana boşuna yaşatmadılar O tecelliyât boşuna değil o zaman sen artık vazifeli demektir dön insanlara o vazifeyi anlat ve böyle olunca sen artık perdeden perdeye kanat çırpmaya alemden alemden kanat çırpmaya gideceksin oradaki gökyüzü sonsuzdur oradaki Deryalar sonsuzdur oradaki tecelliyât sonsuzdur oradaki fısıltılar sonsuzdur oradaki dereceler sonsuzdur orada her şey Sonsuzluğa doğru açılır ve şeyde ayrı bir fısıltı ayrı bir makamın ayrı bir Hicaz perdesi makamda ayrı bir melodi ayrı bir Esinti ayrı bir derece ayrı bir makam tecelli eder ve hiçbirisi hiçbirisine benzemez hiçbirisi ve hiçbir şey seni doyurmaz bu dünyada sen hep öteye doğru hep öteye doğru düşünürsün ve kendince dünya artık sana bir mapushanede dünya ayrı bir zindandır artık senin için bu haller Hani cezaevinden mahkumlar izinli çıkarlar ya mahkumlar izinli çıkınca bir tarafı Sevinç bir tarafı hüzündür Sevinç şudur cezaevinden çıktı sevdiklerini görecek Hüzün şudur yine aynı yere dönecek o sevinci tam tadıyla yaşayamaz Çünkü yine dönüş vardır cezaevine o dönüşün olduğunu bildiği için tam sevinemez tam bir mutluluk yaşayamaz o manevi haller ve tecelliyât onun dünya cefası ve sıkıntısında bir anlık Bayram Sevinci gibidir dünya Bayramı 3 gündür dör gün de Kurban Bayramı vardır ama oradaki bir anlık binlerce bayrama bedeldir O yüzden senin bayramın da bayram değildir dünyevi olarak Çünkü Bilirsin ki tekrar dönüş Zindan Adır o zindanı yaşamak zorundasındır o Zindan bilinen zindanlar gibi değildir etsin normal yazmamış Hazreti evet çalgı bizden mi seviyoruz Çalgıcı Başsız Ayaksız sefer eden Herkes bizden 98’den devam edeceğiz.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.