Dergah Sohbetleri Serisi

29. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


inşâallah. Geçen hafta soru sordum yanlış anlaşıldı alimler peyg efendimizin. Varisleri değil mi. O dostlar. Resulullah’ı her yönüyle sevdirmek zorunda değil mi ve iman eden kişi sevmek zorunda değil mi buna bağlı olarak. Nedensiz bir sevgi nasıl olur sevgide zorunluluk olmaz. Bir kimse bir şeyi zorla sevmez zorluk ve. Sevgi birbirine zıt kutuplarda seven zorluya katlanır ama birisini. Zorla sevdiremezsin ut beye sevdirdik beye sevdirdik kafirlere sevdirirdin sevgi insanın kalbi bir duygusu bu aklın duygusu değil mesela akıl birisinin sevme

gerekliliğini sevme zorunluluğunu hissetse dahi duyguların üzerinde. Hakimiyet kuramaz sizin soruyu soran kardeşin. Sevgi anlayışıyla benim. Sevgi anlayışım arasında fark olabilir bu illaki. Benimki doğru demek noktasında değilim ben. Bu benim. kendi hissiyatım zorla bir kimse bir kimseyi asla sevdiremezsin sevimli de kılamaz eğer böyle bir olmuş olsaydı iman edenlerin. Hepsi de. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerini öyle severdi öyle severdi ki aşık olurdu. Hepsine de veyahut da aynı noktadan. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri ashabını hepsini de

en yüksek dereceden seviyor severdi mesela. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri muaza demiştir radiyallahu anh. Hazretlerine ya. Muaz. Vallahi seni çok seviyorum. Yeminle söylemiş ama neden bir başkasına söylememiş. Muaz bir an çıldıracak gibi olmuş. Peygamber sallallahu aleyi ve sellem hazretlerin o sözünü duyunca. Benim. Bütün vücudumun her hücresinde dolaşır bu ne büyük müjde bu ne büyük mutluluk derim kendi kendime oturur ağlarım aklıma gelir benim. Gecenin. Yarısı düşünebiliyor musunuz. insan dağlara çıkar. Mecnun olur kendinden geçer böyle bir

hayal edin. O peygamberler. Peygamberi o insanlığın. Kemal noktasını. Zirve noktasını yaşayan ve. Allah’ın sevgilim dediği kimse ve o kimse size. Yeminle diyecek ki vallahi ben seni çok seviyorum insanlar hayatlarını ruhlarını geleceklerini feda ederler ama. Peygamber sallallahu aleyi ve sellem hazretleri bu sözü bütün ashaba söylememiş. Demek ki sevgide ayrı bir hassasiyet ayrı bir incelik var. Biz sevgiye zorunluluk yükleyemez. Sevgi zorunluluğu kaldırmaz ve insanlar zorunluluğu kaldırmış olsaydı peygamber sah ve zorla sevdirmeye. Kalkarlar böyle bakın. Dinde zorlama yoktur

var bir. Siz bir kimseye dini dayatıyor. Allah’ın dinini dayatıyor nasıl. Biz sevgiyi dayat acağı ki insanlara sevgiyi dayat amay. Muhakkak ki. Allah yolunda giden. Resulullah. Sallallahu aleyi ve sellem. Hazretlerinin. yolunda giden insanlar. Allah’ın ve. Resulullah’ı sevdirmeye çalışacaklar bu sevdirmeye çalışmak işidir. Biz aklımızla ve aklın üzerinde içine duygularımızla kataraktan. Allah’ı ve. Resulullah’ı sevdirmek için uğraşırız bizimi sadece ve sadece bir çabadır asıl sevgiyi tecelli ettirecek olan. Allah’tır. Eğer. Allah dileseydi bütün insanlar. Allah’a. Aşık olurlardı. Allah dileseydi. Bütün.

Müslümanlar. Allah’a. Aşık olurlardı. Allah dileseydi bütün ehli tasavvuf. Allah’a. Aşık olurdu ama bu. Allah insanların sevmesini dilemiyor manası da çıkmasın burad. Ama bu duygu meselesi insanın kendi iç dünyası ile alakalı siz birbirinize muhabbet edersiniz birbirinizi. Öyle sevgi noktasında. Yüksek derecede zorla sevebilir misiniz. Hadi. Hepiniz de birbirinizi zorla. Sevin sevemezsiniz. Hadi üst adınızı zorla sevemezsiniz. Hadi. Ashabı zorla. Sevin sevemezsiniz. Bu mümkün değil. Çünkü zorlama girince sevgide sıkıntı doğar. sevgi su gibidir nefes gibidir ha. Sevgi emek ister.

Eyvallah. Sevgi çile ister eyvallah. Ama bunların hepsi de sevgiyi sevmekle alakalıdır bir kimse. An. Gelir sevmeyi sever birisini seversiniz bu farklı bir şeydir. Bir de sevmeyi seversiniz birisini seversin o sevdiğimizden gelen sıkıntılara dertlere problemlere kah her şeye göğüs gerersin. Çünkü siz birisini sevdiniz. Bir de o sevmenin getirdiği ayrı bir çile vardır insanlar sevmeyi severler ve sevmeyi sevdikçe onların imtihanları dertleri çileleri kahırlar artar sevdikçe hem. Kemale ererler hem de problemleri çoğalır sevmeyi sevdikçe hem yalnızlığın belki de

en uç noktasına karanlığın en uç noktasına kadar yürürler ama sevmeyi sevmekten yine vazgeçmezler sevmeyi sevmek. Duygulardan insanları sevmekten daha farklıdır birisini sevmekten daha farklıdır bir müddet gelir insan sevmeyi severler. Artık insanları severler zaten de ayrıyeten sevmeyi severler farklı duygulardır. Bunlar ve bunlar zorla olacak olan bir değildir. Bu benim kendi tezim. Hakkınızı helal edin. Her peygamberin ümmeti vardı. Adem. Aleyhisselam ümmeti var mıydı bunun kendi çocukları da ümmeti oldu. Kendi çocuklarının çocukları kendi çocuklarının çocukları bir rivayette. Adem.

Aleyhisselamın 900 yıl yaşadığı bir rivayette 1100 yıl yaşadığı. Tabii bu yıllar bu takvimler hangi takvime göre olduu da tartış öyle söyleyeyim. Mısır takvimine göre mi işte hangi takvime göre bazı takvimler var 6 ay bir sene bazı takvimler var 3 yıl bir sene bazı takvimler var 2 yıl bir sene. Tabii bununla alakalı yıl noktasında bazı kitaplarda bazı eserlerde değişik şeyler okuyabilirsiniz. Şimdiden söyleyeyim ve. Adem aleyhisselam da ömrü uzun. olduğu belli ve. Adem. Aleyhisselam uzun ömür neticesinde insanlar

hızla çoğaldılar ilk zamanlarda insanlar 6 ayda bir doğum yapıyorlardı bunu da unutmayın 9 ayda değildi ve. Havva validemiz bir batımda iki çocuk doğuruyordu bir erkek bir kadın ve bir müddet insanlar böyle doğum yaptılar her doğum yapan bir kadın bir erkek doğurdu ve. Böylece hızla çoğalmaya başladılar onlar da. Adem. Aleyhisselamın ümmeti oldu gününde. Ama bu noktada bütün insanlar. Adem aleyhisselam’dan zahiren geldikleri için. Hepsi de onun ümmeti bir de şunu unutmayalım bazı peygamberler var kendilerine iman eden çok

az olmuş onlar öyle bir topluluk dahi iman etmemiş. Hatta bazı peygamberler bazı peygamberlerin şeriatını devam ettirmişler. O yüzden bazı peygamber. Her peygamberin ümmeti diyemeyiz bazı peygamberler var hayatları boyunca bir. kişi iki kişi iman etmiş onlara bazı peygamberler var hayatları boyunca onlar kendilerinden önceki veya kendilerinin zamanındaki peygamberin şeriatına uymuşlar onun hükmüne göre riayet etmişler. O yüzden. Her peygamberin ümmeti var diyemeyiz. Mahalle sorumlusu arkadaşların görev ve sorumlulukları nelerdir arkadaşlarımızın görevli arkadaşlara karşı davranışları nasıl olmalıdır mahallelerde ne gibi

çalışmalar yaparsak çoğalır ve gelişir öneri ve görüşlerinize ihtiyacımız var. Allah razı olsun ik. Efendim. Sevgi itaat. İhlas samimiyetten bahseder misiniz. İmtihan ne demektir kişi hizmet yolunda. Üstadı ve. Derviş kardeşleri imtihan olur aslında tasavvuf tarih boyunca yaşadığı topluluklara göre hizmet ve strateji geliştirmiş bir düşünce biçimidir yaşayış biçimidir bir haldir ve tarih boyunca ehli tasavvuf. Ama içeride kendi içerisinden ama dışarıdan devletler tarafından ama toplum taraf an değişik baskılara değişik. zorlamalara değişik inkıtaa uğratılmış mış bir manevi hareket kah

hem devlet erkanı ve toplumun ileri gelenleri ve toplum ehli tasavvufu ve. Tasavvuf düşüncesini baş tç etmiş oturtur yer bulamamışlar kah hem devlet tarafından. Hem de toplum tarafından ötekileştirilmiş itilmiş. Kakılmış tarih boyunca her ikisin sadece. Peygamber sallallahu aleyi ve sellem hazretleriyle bağlantılı değil 1400 yıllık bir hareketten bahsetmiyorum tasavvuf ta. Adem. Aleyhisselam’a kadar dayanan bir manevi içsel bir harekettir bir haldir ve tarih boyunca çile çektiği baş. Tac edildiği hor landı ayaklar altına alındığı gönüllere. Sultan olduu başa tac

olduğu zamanlar olmuş. Her ikisini de yaşamışlar. Hatta bazı zamanlar her iki ahali de aynı zamanda yaşamışlar ve içinde bulundukları toplum içinde bulundukları sistem ı ekonomik ı devlet ama askeri ı. siyasi sistem ehli tasavvufu etkilemiş etkilenmiş ehli tasavvuf her ne kadar iç dinamiklerine bağlı olmuş olsa dahi. Sonuçta zahiri bir dünyada yaşamakta insanlar ve o zahiri dünyada yaşarlarken dış dünyadan etkilenirler insanız hepimiz etkileniriz ehli tasavvuf da etkilenmiş gün gelmiş hepsinin de mekanları olmuş tekkeler. Olmuş dergahları. Olmuş orada

hizmet etmişler. Orada insanlar. Allah’ı sevdirmeye. Resulullah’ı sevdirmeye gayret etmişler gün gelmiş bu tekkeler yıkmışlar kapatmışlar perişan etmişler yeniden yep klm miş ayağa kalkmış bir müddet yine hüküm sürmüş toplumun içerisinde sonra yine yıkılmış değişik zamanlarda değişik şeyler olmuş ben onların hepsinde bir hikmete bağladım. Musa aleyhisselam’la. Hızır aleyhisselamın arasındaki kıssayı unutmam. Hani. Hızır. Aleyhisselam abdest aldıkları su künkü başlamış ya kırmaya. Abdest aldıktan sonra. Musa aleyhisselam demiş ki ya. Allah. seni. Munzur olarak mı gönderdin sen demiş abdest aldık.

Ne güzel su künkü su yolu. Neden bunu kırıyorsun deyince demiş ki ya. Musa. Yolumuz burada bitti burada sona erdi demiş bu su kökünü. Su yolunu yapan getiren tamir eden bunu tadilat eder baktım ki demiş. Hepsi de ehli cennet olmuş hepsi de demiş cennetin 8 katında. Cennet seiz katlı 9 katlı değil gidecek bir yeri yok. Bunları kırdım ki demiş arkadan gelenler bir başkası gelecek bu köylüler. Etraftaki zenginler. Cömertler bunu yine tamir ettirecekler onlar da cennetlik olacak onların

zürriyetler de cennetlik olacak geçmişleri de cennetlik olacak sen bunu göremedin ya. Musa demiş bir kırılır bir düzen bozulur o kırıldığında o düzen bozulduğunda insanlar üzülürler üzülürüz. Öyle değil mi deriz. ki. Emek heba oldu gibi gelir bize ya bir kurduk yıkıldı. Biz yıkmadı. Ama birileri geldi yıktı hatta yıkanlar kend kendi dairelerince. Allah rızası için yıktıklarını dahi söyleyebilirler. Allah için insanları katlettikleri gibi. İslam dünyasında. Bunlar çok üstatları. Allah için katletmişler velileri. Allah için katletmişler velileri. Allah için. Bunlar

fitne demişler. Sürgün etmişler şehirlerinden insanlar bunu bunları yaparken kendi dairelerinde. Hatta biz bunu. Allah rızası için yapıyoruz dahi diyebilirler yapılanı yıkarlar. Öyle değil mi bunu bir bina olarak görün bunu bir yol olarak görün bunu bir işte bir tarikat olarak görün bunu bir şahıs olarak görün hiç önemli değil yapanın birisi gelir yıkar bunu bende çok örnek vardır mesela. Siz bir arkadaşı ele alırsınız ona uğraşırsınız didinir namaza alıştırırsın oruca. alıştırırsın zikrullah’a alıştırırsın yola yordama alıştırırsın o alıştırdınız kimseye

birisi gelir onun kulağına der ki bırak şu adamları ya yaptığınızı yıkar sizi üzülürsünüz öyle değil mi. Ben ne derim ki inşâallah birisi gelir bir daha yapar o da sevabını alır. İşte ehli tasavvuf gün gelmiş yıkılmış yıkanlar yıkarlar. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Ken. Allah rızası için diye yıkmışlar. Ama şunu unutmuşlar. Allah’ın velileri kıyamete kadar eksilmeyecek. Allah’ın dostları kıyamete kadar eksilmeyecek ve. Allah’ın o dostları. Allah’ın o velileri. Allah’ın yeryüzünde dininin direkler. Allah mademi ini kıyamete kadar

ayakta tutacak bunu vaad etmiş bu vaad ettiği şeyi. Allah kendi dostlarıyla velileriyle ayakta tutar nasıl ki dünyayı mevcut dağlarla ayakta tutuyorsa nasıl ki bir binanın temelinin üzerinde bu direkler varsa binayı ayakta tutuyorsa. Cenâb-ı. Hak da. dinini dostlarıyla velileriyle alimleri le tutar ve bu ayakta tutuşunu kendi dairesinde örgütler. Allah örgütler hadis-i şerifte. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri der ki bir mahallede bir kişi vardır o mahallenin iman etmesine sebep olur der o mahallenin unaa sebep olur bir

ailede bir kişi vardır o ailenin kurtuluşuna sebep olur. Allah birisiyle bir kasabayı bir kazayı helaktan kurtarır. Allah bir kimseyle. Bir ilin bir bölgeni bölgeyi helaktan kurtarır ve dinini onunla orada tamam ettirir yaşatır. Allah’ın yeryüzünde 40 tane. Abalı vardır hem. Tirmizi de geçer. Hem imam-ı hanbel de geçer imam-ı hanbeli’nin zühdü de vardır. Bu imam-ı haneli msud unda da vardır ve bu 40 tanenin içerisinde 7 tanesi. İbrahim gönüllüdür bir rivayette bir tanesi. İbrahim gönüllüdür ve. bu 40’ı da.

Allah’ın. Abdal kullarıdır. Hatta sayı da verir der ki bunun işte 20 30 tanesi. Şam bölgesindedir bir kısmı da. Arap yaramasa. Medine de o bölgededir. Şam bölgesi dediği. Anadolu’nun içi de dahildir buna. Şam bölgesi. Anadolu da dahildir. İşte o şeye kadar bir kısım. Türkiye cumhuriyetlerinin bir kısmı. Ondan sonra işte. Şam bölgesidir kocaman bir bölgedir. Eski tarihlerde o bölgede yaşadığını söyler. Bu bir hiyerarşik yapılanmadır bu hiyerarşik yapılanmanın sahibi. Allah’tır onun sahibi. Allah ise her sahibine göre hareket eder

şimdi yukarıdan aşağı doğru yapılandırmaya indireceğim madem ki her mahallede. Her bölgede. Allah’ın. Allah’ın dinini yaşatması için direkleri var ise sizin mahallenizdeki görevli de. Allah’ın yeryüzünde mahalleye diktiği bir görevlidir. Allah onunla o mahallede dininin yaşanmasına sebep. olur evde birisi namazını kılıp orucunu tutup dinini tebliğ ediyorsa etrafa o evin dini temeli odur direği odur. Allah o direkle evin dini hassasiyetini sağlar ve o direkle evi helak kurtarır. Dikkat edin kendinize üzerinizdeki misyonun ne olduğunu tanımlayın bir. Derviş kendi kendisine

dersi aldı bitti değil. Hayır o misyon sahibi. O evinde misyon sahibi o. Mahallesinde misyon sahibi o iş yerinde misyon sahibi ında misyon sahibi görevli olup olmaması şart değil. O Allah’ın yeryüzünde dinini yaşattığı yaşattığı dinini koruduğu muhafaza ettirdiği dini insanların içerisinde ahkamı yla tutturduğu bir direk manevi direk o zaman hiçbir. Derviş. Kardeş kendi kendisini hevaya hevese katma noktasında hakkı yok. Eğer ki kendisini görüyorsa kendisini bu noktada vazifeli görmüyorsa bizde de işi yok. Niçin vazifeli. bu size ucup

bir sohbet gibi gelir gelebilir vazelin bizim kardeşlerimiz vazifeli manevi vazifeli. Evet manevi vazifeli. Hepiniz de. Allah’ın dininin yaşanması ve yaşatılması için manevi vazifeli benim nazarımda çavuşu on başıydı sakir şeyhti üstattan tespih dizilirken birimiz önce dizilmiş önceki dizilen sondaki dizilen arasında bir fark var mı. Yok vazife olarak aynı vazifeyi yapıyorlar ama tesbihin bir tane imamiye var mı var imamiyyenin bir tanei bir tane solunda tespihler dizilmiş mi dizilmiş. Ama bunun toplamı ne tespih. İmam öbür çekirdekleriyle ondan sonra

birbirinden ayıran gruplandırması yla bir tespih bir bütün biz bir bütünüz kendi. İçimizden. Biz büyük bir bütünün içerisinde. Biz de belki de ayrı bir tespih tanesiyiz ama biz de bir bütünüz senden öncekiyle senden sonrakinin vazifesi de. bir değişiklik yok veya 33 taneden sonra gelen bu yarım imaminin öbür. Erden bir farkı yok. Kendini farklı görme kendini üstün görme kendini alçak da görme herkes manevi vazifeli. Ben tasavvuf hayatım boyunca şuna inanmışımdır dışarıda ayakkabıları düzelten kardeşle burada sohbet eden kardeşin

arasında bir fark yok ikisi de hizmet ediyor birisine demişler ki sen burada hizmet edenlerin hizmet başısın. Ya sen daha fazla hizmet edeceksin manasında. O sen bunlara emredecek manasında değil ya sen bunlara daha fazla hizmet edeceksin. Sen bunların ayakkabılarını temizleyeceksin üstlerini temizleyeceksin hürmet edeceksin hizmet edeceksin yedireceksin içeceksin arkaların. Sıvaz caksın sen bunlara öbür günlerden daha fazla hizmet edeceksin emreden sevmezler hizmet edeni severler. Kim daha fazla hizmet ediyorsa o daha fazla sevilmeye layıktır ve hepsi. de tespih. Tanesi

gibidir hepsinde kendi dairesinde manevi sorumlulukları vardır hepsinin gücün nispetinde görevleri vardır ve ve. Herkes bu noktada. Kur’an ve. Sünnet dairesinde edep dairesinde vazifeli mahalledeki. Kardeşler sorumlu olan. Kardeşler mahallenin sevk ve idare ederler arkadaşlar bugün perşembe. Bugün dersimiz var nerede kendi yerimizde kaç kişiyiz mahallede 15 kişiyiz 15’ini de getirecekler onu 16 yapacaklar 17 yapacaklar kendi gelmiş. Etrafta kimse yok. Hayır sen hizmet etmedin ya cimrisin ya. İnsanlara tepeden bakıyorsun ya insanlara sert konuşuyorsun ya da insanları. Sen bir

şekilde rencide ediyorsun. Hata senin insanlar seni sevmiyorsa sen orada biz tayin etmiş olsak da gel de ki insanlar beni sevmiyor nedense bir kan uyuşmaz oldu hakkını helal et. Ben geri çekileyim di kendi kendini gör sorumlu. olan kardeşlerin bu noktada vazifeleri ve sorumlulukları daha fazladır oradan bir tane eksilirse hesabını ondan sar. Ben hesabını ondan sorarım ben orada bir kırıklık varsa hesabını ondan soralım orada 20 kişi 19’a düştüm hesabını ondan sorarım önceden zakirin döneminde bir yeri tamamlar bırakırdım

birisine illerde de oldu ilçelerde de oldu efendinin zamanında veya kendi içinde bulunduktan sonra bıraktığım yerler oldu oradan göçtüğüm yerler oldu işte kaç kişi bırakmışım 60 kişi giderdim bir bakardım 20 kişi kalmış nerede bunlar. Yok bir ara. Reyhan olduydu bir arkadaş böyle işte iki tarafta diyormuş ki ben. İmam. Hatip mezunuyum. Asıl benim. Çavuşluk yapmam lazım arkadaşlara hep öyle söylemiş etrafa ben de duydum. O Arkadaşa dedim ki oraman için kaç kişi vardı o zaman saydığımızda. 60 kişi vardı

herde değ mi 607 kişi var burada. Saydım. Sayın. Buray dedim. Herkes saydı o arkadaşa omuzuna vurdum dedim bu kadar insan var ay sonra mı 3 ay sonra mı ne dedim bu kadar en az bu kadar göreceğim senden ben duyuyorum. Günden güne eksiliyor eksili ek eksiliyor en son. Adnan dedim. Adnan kaç kişiydi son ders dedim ben geçmiş küş yalan olmasın 20 kişi falan toplanmış iyi dedim müdahale etme zamanı gelmiş. Haftasına gittim dersin ben 152 kişi var dedim

ki nerede geri kalan. Tabi ben haberi alıyorum şimdi diyormuş ki arkadaşlara. Ben de içeri girdiğimde. Mustafa. Abi. Mustafa’ya nasıl ayağa kalkıyorsanız. Bana da ayağa kalkacaksınız diyormuş ona nasıl hürmet ediyorsanız. Bana da hürmet edeceksiniz onu nasıl. seviyorsanız beni de seveceksiniz tabii arkadaşlara itici geliyor bu. Tab bitti mahallede adet azalınca dedim ki bundan sonra dersleri. Adan kardeş yaptıracak burada. D değiştirdik sonra. Adnan. Allah razı olsun derledi toparladı ortalı yine şimdi sorumlu olan. Kardeşler kendilerini. Eğer belli bir noktada

görürlerse hata yaparlar dervişlik kendini bir noktada görmek değildir görülecek. O cemaatin içerisinde en aşağıda olan o kimsedir şuradan kapıdan içeri giren bir kimse şunu demeli. Ben buranın en kötüsüyle geldim. Beni buradan temizlenmiş olarak gönder dışarı çıktığında da evet inanıyorum ya. Rabbi sen beni temizledin ama ben şimdi burada sokağın içerisinde. Kapıdan dışarı çıkarken kirlenir. Sen beni bir dahaki haftaya kadar temiz tut. Ya. Rabbi eksiğim yediğim olmuştur benim bir dahaki haftaya tamamlarım. İnşallah. Derviş ve. sorumlular hepsi de

bir bütündür ve kendilerini hep hizmet noktasında görecekler. Eğer birisine bir şeyi emrettiğini anda bu kim olursa olsun ve. Dervişler. Denizi kullanıyorsanız ve emrederken dergahın içerisindeki hiyerarşik yapılanmadan dolayı o hiyerarşik yapılanmanın gözünüzün önüne getirerek söylüyorsanız yanıldığınız yeridir o zaman mahalledeki arkadaşlar birbirlerine muhabbet besleyecekler birbirlerine hizmet edecekler birbirlerine tepeden bakmayacak birbirlerini kollamaya çalışacaklar birbirlerinin sırtını kaşıyacak. Hatta kimse. Onun sırtını kaşıma dahi o herkesin sırtını kaşıyacak ve şunu düşünmeyecek ya ben bu adama ne hizmet edeyim ki. Bu kim

ki ben buna hizmet edeyim. Bu ne ki ben buna hizmet edeyim veyahut da mahalledeki arkadaşlar. Mahalle sorumlusuna karşı şöyle davranmaya hakları. Yok ya bu kim ki ya ben şeyhimi tanırım. Ben seni tanımam. Kardeşim ben üstadımın. tanıdım ben seni dinlemem. Kardeşim ben. Üstadı dinim. Sen bana bir. Söyleyemezsin kardeşim bana bir söyleyecek. Üstat söyle. Bunların hepsi de haddi. Aşan sözlerdir dervişiye yakışmaz o. Kardeşler de şunu demeyecek sen kalk şunu şunu şöyle yapacaksın ya ben yapamayacağım müsait değilim yapacaksın

benim dediğimi hayır yok bizim. Bizim. Yolumuz deok bizim işimiz sevgiyle bizim işimiz nefretle değil bizim işimiz zorunlulukla değil hangi kardeş mahalledeki sorumlusunu beğenmiyorsa şikayeti varsa terk etsin. Evet. Dergahı terk etsin hangi mahalledeki arkadaşta arkadaşlardan şikayeti varsa o da terk etsin zorla. Kimse kimseyi çekmesin bir kimse bir kimseyi zorla kaldırıyorsa zorla götürüyorsa zorla onu dinliyorsa gün gelir geriye döner kendisinden. İntikam alır o adamdan intikam aldığını zanneder kendisinden. İntikam alı kendi psikolojisi yıkar kendi psikolojisini. yok eder kendi

psikolojisini. Ezer kendi kendine intikamcı olur bir kimse bir. Üstada intisap eder bağlanır üstadın dergahın içerisinde halifeleri vardır zakirleri. Vardır çavuşları vardır. Üstat der ki bu. Dergah bunlarla hep beraber yürüyor onlara da itaat edeceksiniz hürmet edeceksiniz onlarla beraber bu işi götüreceksiniz bir adam o kimseye itaat etmek istemiyorsa üstadı söylediğinden dolayı zorunluluktan itaat ediyorsa bir gün gelir döner kendinden. İntikam alır o adamdan da intikam almaya çalışıyor milletin benden intikam almaya çalıştığı gibi dergahın başında. Mustafa. Özbağ var. E

Mustafa. Özbağ sız yürümeyeceğini göre. Mecburiyetten bana boyun eğiyor mecburiyetler bir boşluk buldukları anda dönüp benden intikam aldıklarını zannediyorlar kendilerinden. İntikam alıyorlar. Neden. Çünkü onlar zorunlu olarak bana boyun eğmek zorunda kaldılar ben böyle bir istemiyorum hayatım. boyunca istemedim hayatımda hiç kimseden istemedim zorla bana boyun eğmesi ve şimdi de arkadaşlara kardeşlere diyorum hiç kimseye boyun eğmek zorunda değilsiniz zorla hiç kimse hiç kimse boyun eğmek zorunda değil birbirler seviyorsanız buradayız herkes. Allah’ı seviyordur herkes. Resulullah’ı da seviyordur herkes beni

sevmek zorunda değil. Herkes sizi sevmek zorunda da değil ben de sizi sevmek zorunda değilim değilim seviyorsanız geleceksiniz seviyorsanız sohbeti seviyorsanız beni seviyorsanız. Buradaki arkadaşları seviyorsanız geleceksiniz bunu çok samimiyim. İnsanlar bir şeyi severlerse kendi içlerindeki kurguladı duvarları ve engelleri kendileri kaldırırlar ve o kimse seviyorsa sohbeti dinler. O kimse sevmiyorsa sohbeti dinlemez o kimse sevmiyorsa zikrullah’a kendini bırakmaz. Oysa kendisini zikrullah’a bırakacak ki. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti Zikrullah ona tesir etsin. Zikrullah la hemhal olsun erisin içinde

o kimse sohbet. eden. Üstadı zakiri çavuşu kardeşi sevecek ki kendine ona karşı bir duvar örmes onunla ilişkisi ilintisi sağlam olsun zorunluluk girerse işin içerisine bunu dinlemez ki nefret etti kimseyi. Neden dinlesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri buyurur ki hadis-i şerifinde siz insanların başına zorla. İmam olmayınız sizi sevmeyenlerin başına. İmam olmayınız hadis-i. Şerif birisi mahallede seni çavuş olarak. Görevli olarak kimse sevmiyorsa hata yapmışımdır. Ben tayin ederken olabilir gel de ki beni burada hiç kimse sevmiyor. Ben

buradan ayrılmak istiyorum der veyahut da sen burada hiç kimseyi sevmediysen zorlama kendini. Allah yolunu açık etsin tasavvuf adam toplama yeri değildir bakın tarikatla tasavvufa ayırıyorum tarikat adam cemaat adam x cemaat adam topla x tarikat adam topla ne kadar çok kelle var. o kadar kendini kuvvetli hisseder ne kadar çok kalabalık kendini o kadar egosunu yüksek tutar ne kadar çok kalabalık. Adam der ki bu. Üstat o kadar çok. Kamil üstadın kamilliği kalabalıktan belli olmaz üstadın kamilliği kal olabilir

yetiştirdiği. Derviş önemli kaç tane. Derviş hangi esmayı almış hangi manevi hali yaşamış hangi tecelliyatı yaşamış ne yapmış manevi olarak hangi noktada manevi olarak bu önemli kalabalık önemli değildir tasavvufta. Ama bu tarikatta ise kalabalık önemlidir cemaat kalabalık önemlidir benim için kalabalık önemli benim için kalabalık önemli değildir. Benim için gelen kardeşlerin ahlakı güzel yaşamaları önemlidir dini iyi yaşamaları önemlidir dini kaliteli yaşamaları önemlidir benim için kardeşlerin beni anlamaları algılamaları dini anlamaları algılamaları önemlidir çok kalabalık olmuş o dinin ince

ahlakını yaşamamış çok. kalabalık olmuş birbirinin arkasından tiftik dememiş didik dememiş arkasından konuşmuş çok kalabalık olmuş birbirinden haberi yok manevi bir derinlik yok manevi bir gelişme yok manevi bir yükseklik. Yok hayır tasavvuf bu değil tarikat olması için kendine göre mekanı kendine göre giysisi kendine göre ritüelleri kendine göre belirmiş belirtilmiş oturtulmuş hal ve hareketler olması lazım. Var mı yok zaten. Benim nazarımda. Türkiye’de tarikat yok. Var olduğunu söyleyen var ise çıksın karşıma nesin mevlev isin. Hani kıyafetin. Tekken nesin.

Kadirin. Hani. Tekken. Hani kıyafetin. Hani ritüellerin nesin rufa isin. Hani. Tekken. Hani kıyafetin hani ritüellerin nesin sen rufa isin. Hadi çık meydanda sen rufa sen bir şiş buhranı yap seni götürüyorlar mı götürmüyorlar mı neyin sen kadirsin. Hadi yavrum bir ateş buhranı. yap seni götürüyorlar mı götürmüyorlar görelim yalnız buhranı yaptıktan sonra. Dergah şeyhi ben değilim filanca demeyecek. Evet ben kadirim ben. Ateş buhranını yaptım diyecek. Ben. Kadiri. Üstadı. Ben. Kadiri şeyhiyle. Evet ben. Rufai şeyiyim şiş buhranını. Ben

yaptım diyecek çıkacak meydana alacak şişini gidecek. Mahkeme meydanına. Hakime diyecek ki gel uzat yanağını zıplayacak şişi on evet diyecek. Ben. Kadir. Ben. Kadiri şeyhim yakın fırına. Ben. Kadiri şeyhim kaynatın suyu. Ben gireceğim çıkacağım içine diyecek var mı. Türkiye’de yok. Ben. Nakşibendi şeyhim getirin zehiri. Bismillâhirrahmânirrahîm la pişecek zehiri diyecek gel evladım dervişim benim. Canciğer iç bakayım senen göreceğim dervişi de ben o zaman. Türkiye’de tarikat yapılanması yok adı var. Kendi yok tasavvuf o farklı bir şeydir tasavvuf in

istemez tasavvuf ritüel. istemez tasavvuf kıyafet istemez tasavvuf. BT bu tip şatah hatlar da istemez ehli tasavvuf kendisini gizler saklar ahlakıyla öne çıkar dini yaşamasıyla öne çıkar sarıyla sakalıyla cübbesiyle şalvarı la değil ahlakıyla aşkıyla muhabbetiyle sevgisiyle hizmetiyle öne çıkar. Biz ehli tasavvuf olmaya çalışıyoruz o zaman. Kardeşler ehli tasavvufta hiyerarşik yapılanma o kadar çok önemli değildir. Hazret-i Mevlânâ Ne demiş evlat toprağın altında usta da bir çırak da bir sizin en hayırlınız en takvaca. Üstün olanlardır dinin özünü yaşamaya

çalışın gösterişlere bakmayın şatafata bakmayın tant tanaya. Bakmayın insanların sizin önünde eğilmeler bakmayın insanların size teveccühüne bakmayın. Allah teveccüh etsin insanların size eğilmeler bakmayın melekler size eğilsin. Allah’ı sevmeye gayret edin. Allah’a hizmet etmeye gayret edin. Resulullah. Sallallahu. Aley ve sellem. Hazretlerini sevmeye. gayret edin. Sevginizi arttırmaya gayret edin üstadını. Sevin. Derviş kardeşlerinizi. Sevin eşlerinizi. Sevin çocuklarınızı. Sevin anne babalarınızı. Sevin akrabalarınızı. Sevin. Etrafınıza. Hizmet edin kimseyle etmeyin kimseyle dövüşmeyin kimseye zulmetmeyin kimsenin parasına malına mülküne eşine dostuna karısına kızına

çoluğuna çocuğuna bakmayın kendi elinizdekini dahi güvenmeyin. Bunlar tasavvufun kaideleri olmazsa olmazları gönlünüz kıpır kıpır olsun bir. Derviş kardeşinizi gördünüz heyecan duyun. Onunla sohbetin lezzetini yaşayın. Onunla sohbetin tadını yaşayın onu görmek için can atın özleyin dünyadan sıyrılın. Allah’ı sevdiniz gibi. Allah diyenleri de sevin sakın kimsenin tarikatına şeyhine cemaatine yoluna yordamına. Camisine mescidine yaptığına ettiğine karışmayın kimsenin arkasından konuşmayın dedikodu etmeyin. Gıybet etmeyin kimseyi arkadan çekiştirmeyin söylüyorum. Allah için söylüyorum. Bunlar dervişliği yıkan şeyler edebi yıkan şeyler ümmetin arasında

fitne çıkaran şeyler. size laf söylesinler sizin yolunuza laf söylesinler sizin şeyhinizi laf söylesinler sizin gidişatını laf söylesinler yanlış yere gidiyorsunuz desinler. Siz. Eyvallah deyin yürüyün gidin. Allah’ı zikredin yürüyün gidin. Hasbinallah deyin yürüyün gidin ya. Rabbi bu kardeşe hidayet eyle deyin gidin gıybete düşmüş iftiraya düşmüş eksikliğe yanlışlığa düşmüş duaya ihtiyacı var yıkılmış. Sen dua et yap tatlı bir şekilde. İrşat et tatlı bir şekilde anlat tatlı bir şekilde onu. Bu noktadan o gıybetten dedikodudan uzaklaştırmaya çalış bırak çok

da uğraşma başına dert al alırsın uyuyanı uyandırmayın demiş gaflet uykusunda uyandırmak istiyorsun tatlı bir şekilde hu diyorsun dinlemiyor. Eme. Allah muhafaza eylesin. Amin amaama. Siz yapmayın mahalleler cıvıl cıvıl olması lazım peşin hükümlü olmayın birbirinize bir kardeş bir kardeşinizin hakkında. Sizin hoşunuza. git bir söylüyorsa on tatı tat. Tat. Bir kardeş ya bana. Adnan için bir söyleme ya. Kapat ya bana. Kadir için bir söyleme kapat bize ne ya. Ya bana filanca için bir deme kapat bize ne bitti

ya kardeşim. Söyle. Hakkını helal et. Haz. Ali efendimiz. Gıybet edilen yerden kalkmış gitmiş. Kalkın gideyim mi buradan bitti. Allah muhafaza eylesin. Amin ehli tasavvuf gözünü. Allah’a. Diker ehli tasavvuf gözünü. Resulullah’a. Diker ehli tasavvuf gözünü üstadına diker ehli tasavvuf gözünü namaza ibadete zikrullah’a tövbeye. Diker gaflete gözünü dikmez. E şimdi o zaman mahalledeki kardeşlerin de bu noktadaki görev ve hizmetleri üç aşağı beş yukarı çıkmış oldu bu karde mahalledeki sorumlulardan beklemeyin. Hepinizde sorumlusunuz ben meşhurum ya şeyde bir gün

e. İsmail. Hakkı. tekkesinde hepiniz çavuşun dediydim. Ben. Tabii sonradan bazı arkadaşlar ya kendimizi. Çavuş yaptı tek. Kedi demiş hepimiz de. Çavuş. Biz. Evet ne demektir biliyor musunuz bir yerde birisine. Çavuşluk vermek demektir o kimse orada yeni bir oluşumun başlangıcıdır etrafındaki insanlara. Kur’an ve sünneti. Etrafındaki insanları tasavvufu dervişliği anlatır. Sen eğer birilerine hükmetmek için böyle bir çalışmanın içerisine giriyorsan bir müddet sonra yapayalnız kalırsın. Ama yok birilerine gerçekten hizmet etmeyi düşünüyorsan gerçekten bir yol açmayı düşünüyorsan herkes senin

peşinden gelir ama senin hizmet ehli olman lazım. Sen şimdi bakarsan mahallede. Arkadaşlar kim alacak ders evine ses yok veya birine dersen senin evine geliyorsun olmadı adamın evi müsait değildir hanımın. Çoluğu çocuğu müsait değildir kendisi müsait değildir. Arkadaşlar bu akşam bendesin hepinizden. birisi derse. Ya arkadaş geçen hafta da sendeyim ya bu hafta bende olsun tamam bu hafta filanca kardeş deyiz kendisi alıyor. Bak kendisi istiyor. Arkadaşlar bu akşam yemeği bendey arkadaş ya. Geçen hafta da sende oldu ya

bu hafta bende olsun yemek tamam bu hafta yemek filanca. Kardeşler bu hafta sohbet filanca kardeşte o kardeş davet ettim davetlere icabet edin toplantılara icabet edin kardeşlerinize icabet edin kardeşliğiniz artırın birbirinize olan muhabbetinizi artırın peşin hükümlü olmayın in hakkında. Siz bir dinlerseniz onun hakkında peşin hükümlü olursunuz biri gelir der ki. Ya adnanın bırak ya. Adnan önceden şöyleydi böyleydi. Ne oldu. Onu dinledin. Adnan hakkında peşin hükümlü oldun. Adnan’ın öyle olduğunu gördün mü yok. Duydun mu kulağından yok yanında

mı oldu. Yok. nereden. Adnan hakkında hükme vardın boş boğazın gıybetçi iftiracının birisi geldi sana söyledi sen de dinle ded. Şimdi. Adnan hakkında peşin hükümlü sün bitti dinlemezsen peşin hükümlü olmazsın. Adnan’a karşı duvar örmez siin neden dinledin hakim misin. Yok. Alim misin. Yok. Amir misin. Yok neden dinledin. Gıybet için dinledin. Allah muhafaza eylesin. Amin. Allah’ı seven kendi kusuruna bakar. Resulullah’ı seven sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kendi kusuruna bakar üstadını seven kendi kusuruna bakar başkalarının kusurlarını araştıran kimse

kendi kusurlarını göremez tasavvuf insanların kendi kusurlarını önde tutmaları onlara bakmaları dır yoksa başkalarının kusurlarını araştıran başkalarının kusurlarına bakan asla ve asla tasavvuf ehli olamaz ilahe illallah ilahe illallah ilahe illallah. Allah hak. Muhammed resah millah rabbil alemin elati salavat. Amin destur ya. Allah. İlgili Sohbetler 505. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 336. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 238. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah

Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.