Mesnevi Şerhi

21. Mesnevi Şerhi (124-130 Beyit)

O dışarıda da tektir Güneş fakat eşi dini düşünmek mümkün müdür bir fakat esiri vardın güneşin benzeri de zihinde vardır O ne zihinde vardır ne de dışarıda da düşüncede nerede 1 Bucak yolu düşünürsün de benzeri obuca sıl sın bu şemsettinin yüzünün bahsi Geldi De dördüncü kat Gökteki güneş bile başını çektik izlendi bu Madem ki adı anıldı lütfu lütuf larının nimetlerinden biraz Canada almak gerek bu solukta can eteğine sarılmış Yusuf’un Gömleğinin kokusunu duymuş yıllarca ettiğin sürdüğün sohbet hakkı için diyor oho şerlerden bir hala Olsun anlat açmaya söyle söyle de yerde gülsün gökte Akın’la cam ve görse yüzlerce kat daha fazla gülsün Sen beni külfete sokma sıkıştırma yokluktayım Çünkü ben anlayışların bile dilsiz bir hale geldi dövemiyorum bile onu ister üstüne düşsün ister güzel söylemeye çalışsın Ayık olmayanı söylediği söz yerinde yarışında bir söz değildir bu Güneş ve bu Samanyolu’nun içerisinde tektir eşi benzeri yoktur eşin benzerin olması da mümkün değildir belki de Samanyolu’nun dışında binlerce güneş vardır ama insanoğlu için Samanyolu’nun yaşayan da insanlar için güneş tek dünyada yaşayanlar için güneş tek eşi ve benzeri yok dünya çevresinde O zaman bu güneşin eşidi neşidin var olduğunu düşünmek bu manada mümkün değil bu ve mümkün olmayan bir şey düşünmek de mümkün değil düşünürse o kimse ham hayalet kapılmış gitmiştir o kimse kendi heva ve hevesine kapılıp gitmiştir 1/3 bu güneşin bir bu temsili de zihinde vardır Bu nasıl eşi benzeri olmayan bir güneş varsa dış alemde iç halinde de eşi benzeri olmayan bir güneş vardır insan için düşünce nerede 1 Bucak Yo düşünürsün de o benzeri o Bu cihazı ısınsın düşünce ve bu güneşi algılamakta anda uzaktır bu ve düşünce ve Belki doğum güneşi de güneşin içerisindedir ve o Güneş İnsanın bütün her şeyini sarıp sarmalamış tır ve düşünce ve belki de o alemin içerisinde bir bucaktır bir köydür bir dağdır 1tb gibidir bu ama odağı tepenin de içine alan nedir ve o güneştir işte içimizdeki o Güneş Bütün içimizin her şeyini sarıp sarmalamış tırnağı nasıl dışarıdaki gününüz bütün dünyayı ve gezegenleri etrafında peyk edip döndürüyorsa nasıl dünyada bu noktada güneşin bir bucağı gibi ise nasıl Ay nasıl Merih nasıl en büyük gezegenler 12 tane gezegen o güneşin etrafında pek Sasa nasıl o güneşin etrafında sayamadığımız milyonlarca milyarlarca Yıldız hepsinin de enerjisini hepsinin de aydınlığını o güneşten alıyorsa İşte insan dediğimiz varlığında içinde öyle bir güneş vardı ki Hz Mevlânâ’dan anladığım bu benim insan dediğimiz o varlığın içerisinde öyle bir güneş var ki o güneşte o insanın içerisindeki bütün feykleri bütün yıldızların ışığını vermekte ve güneşin söndüğünü düşündüğünüzde o güneşin Mesela bu güneşin Dünyadan Bu garip gezegenden ayrıldığını düşündüğünüzde Bütün her yer karanlık olacaktır ama hiçbir şey aydınlanacaktır ve bir milim dahi bir milim Bu Dünya Güneş’ten uzaklaşmış olsa buz haline gelecektir doncak tır bir milim yaklaşmış olsa yanacak kavrulacak dünyada yaşam denilen hiçbir şey kalmayacaktır Belki de bir milim ay güneşe doğru yaklaş Sak gidecek aynı bir şey kalmayacaktır Belki de yıldızlar biraz daha yaklaşmış olsalar ondan Işık alıp aydınlanıp gökte Zümrüdü Anka kuşları gibi süslü süslü dolaşırken bu yanıp yok olacaklar Belki de biminim uzaklaş salar karını kömür olup gideceklerdir işte de ikimizde de öyle bir güneş var ki onun misli yok içimizde de öyle bir güneş var ki onun şekli yok şemali yok içimizde de öyle bir güneş var ki bu manada şekli şemali vardı bu manada misali yok bir eşi Yok işte düşüncede o güneşin o dünyanın içerisinde bir şehir gibi bir tepe gibi Hz Mevlânâ diyor bu Şemsettin yüzünün bahsi Geldi De dördüncü kat köfte ki güneş bile başını çektik izledi Ha bir de Güneş var ki Şemsettin bu Şemsettin Hz Mevlânâ Celalettin Rumi Hazretlerinin şeyi üstadı ve o da öyle bir güneş gibi ve o da öyle Bir güneş ki o güneşin görenler gören bütün güneşler başlarını çekip Karanlığa gömüyorlar Öyle Bir güneş ki onun doğduğu yerde başka bir güneş kalmıyor ve Öyle Bir güneş ki ve güneşin makamı olan dördüncü kat gökte Güneş başını saklayıp gizliyor ve o güneşin aydınlığından kendi aydınlığı o tanır hale geliyor Bunu başka bir yöne çevirebiliriz dördüncü kat Güneş dördüncü kat semada olabilir dördüncü kat semada ayırın peygamberler zümresi vardır dördüncü kat semaya çıkan Şemseddin Tebrizi bazı peygamberler ondan saklanmış gizlenmiş olabilir hani ihyada bir hadisi şerif vardır ümmetimin öyle veliler vardır ki beni İsrail peygamberlerinden bu Eşittir Ben İsrail peygamberleri ne bir hadis tatlı derler Arabi bunu naklederken hadis ilminin ortaya koyarak Tan der ki ümmetin öyle verirler vardır ki beni İsrail peygamberlerinden evlâdır da bunu tabii ya da imam-ı gazali’den nakleder gazali’de bunun a kadar tirmizide nakleder bunu amma velakin bazı Veli düşmanları şu boğaz işleri Sahi görme bu hadislere karşı savaş açarlar Demek ki ümmetin içerisinden ölü Mürşidi Kamiller vardır ki o Mürşidi Kamiller gören diğer güneşler başlarını saklarlar yani şeyler onu görünce kendi şehrinden utanırlar başka mürşitler o Mürşidi Kamiller görünce kendi mürşitlik lerinden utanırlar başlarına saklarlar maneviyatta öyle Erler vardır kimani Hatta Öyle insanlar vardır ki onlar yeryüzünde insanlar gibi Yerler içerler görünürler Ama onların sofraları gökten dir onların yemeleri Cennetten dir içmeleri Cennetten dir insanlar Zannederler ki onlar da bizim gibi yiyip içiyorlar Hz Mevlânâ’dan öyle der Ey ahmak zannet peki der o pirler o veliler bizim gibiydik yiyorlar deyip de onu kendinden görme O da bu öyle görenleri ahmak da Hz Mevlânâ işte diyor Evet hop güneşi Hz Mevlânâ Şemseddin tebrizî affeder der ki o öyle Bir güneş ki Onu görenler onu gören diğer güneşler başlarını saklarlar utancından dar Mademki Adan oldu Biz bunu Hüsamettin Çelebi diyor Madem ki adı anıldığı diyor Madem ki sen o güneşten aldın getirdin sohbeti bu güneşe bağladın bu Mademki sen sohbeti Şemsettin tebriziye bağladım Mademki sen sohbeti o şeyin eve üstadına bağladım İyi madem ki sen onu Canlar Canına can olmuş o Canan’a bağladın ne diyor ki Madem kağıdı anıldı lütuf larının nimetlerinden birazcık ınanmak sınanmak da gerek ve Hz Mevlânâ cevap veriyor bu solukta can eteğime sarılmış ve bu nefeste diyor Hüsamettin Çelebi eteğime sarılmış mevli mi dervişleri ne Can denir O her mevlevi dervişi candır mevleviler birbirinden hitap ederlerken mesela iste Mesut’tan Halitcan salihcan derler bu hitap ederlerken da Onlarda bir adap olmuştur karşısındakine cam demek ve bütün canlılar birleşti derler yani Mevlevi dervişlerin hepside birleşti bütün canlar bir olalım Bütün Dervişler bir olalım Bütün sufler bir olalım Bütün Aşıklar bir olalım Bütün Allah diyenler bir olalım ve Mevlevi canları âşıklara işte diyor ki cam eteğime sarılmış ve Hüsamettin Çelebi eteğine sarılmış bir sufi eteği nasılmış Yusuf’un Gömleğinin kokusunu duymuş o Yakup nasıl Yusuf’a aşıktı ya Ah ah aşık O hep maaşının kokusunu Arar dırır ve aşık hep maaşının kokusuyla diriliriz ama bir an aşık maaş un un kokusunu duymamış olsa Sen kendi kendini senin küfürünün fetvasını verir bu Ah Aşık için maaşının kokusunun bir an kesilmesi ona ölümdür Ah ah Aşık bu noktada maaş un un kokusunu koklar hep ve o hep Allah Hz Resulullah tarya sallallahü ve sellem Hazretleri ne der ki sabah rüzgarlarının kokusundan alıyorum Rahman’ın kokusu geliyorlar o Yemen tarafından Rahman’ın kokusunu alıyorum darbe ara Aşık Ama şunun kokusunu alır bu eğer o kokuyor alamazsa ve o kokuyu korkulacak işte Yakup Yusuf’un kokusunu alırdı Mısır ellerinden derdi ki Yusuf’un kokusu geliyor ve etrafındaki Onlar ona derlerdi ki bu deli bunun adı Ben Yusuf yok Orta yerde bu Yusuf’un kokusunu alıyorsun aldığını söylüyor ve değerlerdeki inanmayan çocukları baba Sen yine bunadın bu Yakup’un eşi inanmazdı o Öbür bu çocuklarının annesi Yusuf’un annesi değil ne derdi ki bunun adı beybisi koku aldığını söylüyor her aşığı ya deli derler akıllılar bakar bu deli derler ama biz de deriz mağazaları bir kız sever her şeyini terk eder Herkes der ki bu çocuk bir kız yüzünden delirdi ama bazen bir kız bir adam sever Sen aklını yitirir Kızın annesi babası da ki mu delirdik bu adamı çok seviyor çok seven sevdiği için delirir bu Denizli için hep sevdiğinizi kadar ya zikredenler içinde deli derler da kalıpta Hz Allah der ki bir deli deyince kadar Zikredelim sizi Dışarıdan görenler Allah öyle zikredin ki sizi Dışarıdan görenler Bunlar Deli Olmuş desinler bu Eğer Dışarıdan görenler sizi deli demiyorlar sa Siz Allah’ı düzgün zikretme Deniz işte öyle bicanda eteğe sarılmış Yusuf’un kokusunu alıyor Hüsamettin üstadının eteğine sarılmış düşüste adından Yusuf kokusu almakta kendisini Yakup noktasına koyuyor Bakın inceleye bakın Hz Mevlânâ bu Derviş’in i Yakup noktasında görüyor ne kadar yüceltiyor onu ne kadar yükseltiyor ne kadar ince bir noktaya getirmiş onu onu diyor ki cam Yakup gibi Yusuf’un kokusunu almış yıllarca ettiğin sürdüğün sohbet hakkı için diyor o hoş hallerden bir hale Olsun anlat aç bize söyle Hüsamettin yalvarıyor Ne olursun diyor yıllardır onunla sohbet ettiniz yıllardır onunla muhabbet ettiniz yıllardır onunla gezdiniz tozlu muz yediniz içtiniz yıllardır onlarla ne haller yaşadığınız niceleri gördüğünüz nice memleketler gezdiniz nice haller yaşadığınız O kim bilir senin elinden tutup nerelere götürdü de nelerle tanıştırdık kimlerle tanıştırdı nelerle yüz değiştirdi seni seni nerede aldı seni nerede sattığın neler seni nerede Bir paraya sattın seni nerede yüz pa da atmadı ne olursun diyor onlardan bir hala anlat bize p.o.

21. Mesnevi Şerhi 124-130 Beyit Hakkında

yaşadıklarından bir nebze de olsun bir şey anlık bir kadr et olsun bir şey anlat Biz de o halinle halinin çok söyle de yar da göğsün gökte de söyle de diyor yandaki arkadaşlarımız kardeşlerimiz gülsün söyle de Gökteki melekler gülsün herkese bir neşe olsun o aşığın hallerinden anlat bize o aşkın hallerinden anlat bize ki biz de o Aşık lıktan birden yaşayalım o aşık lıktan bir şey anlat da biz de o aşıktan bir Katre yaşayalım o aşıktan bize bir nefes var da biz de o nefeste ne fesleğen gülelim bizde Gökteki Meleklerle beraber Bize Hayret edelim hayret imize hayret katalım bizde dersimize ders katalım bizde Aşkımız ağaç katalım öğüt elim bizimle ekmeğimiz Aşk olsun zeytin imiz Aşk peynirimizi Aşk olsun soğanımız aşk uykumuz Aşk olsun uykusuzluğu muz Aşk yediğimiz Aşk olsun içtiğimiz Aşk olsun attığımız o olsun tuttuğumuz Aşk sevdiğimiz Aşk olsun sevildiğimiz aşk bize bir nebze bu aşıktan bir şey anlattı diyor yar göğsün akılla cam ve göz s yüzlerce kat daha fazla gülsün akıl Gönül birbirine karışsın düşünce fikir zihin birbirine karışsın onlar yerde kilerdeki Göktekin lerden de fazla Kudüs’ün ithal emo hale gelsin ki güller açsın gül bahçesinde akıl Kemal Ersin öyle bir şey anlat Ki akıl dahi nasıl Kemal’e geldi Ne Hayret edip tebessümle karşılasın fikir gelsin aklın önünde el pençe divan a Dursun desin ki ben böyle birşey Fikret neye gücüm yoktu öyle bir âşıklık anlattı ki fikir denilen o Derya çöküverdi öyle mi âşıklık anlattı ki akıl denilen ona Mercedes söküp yok oluverdi öyle bir şey anlattı ki düşünce dayike o gün geçti düşünce olduğunu unuttu kendi yerine Aşık lı oturdu ve dedi ki ben dahi sana hizmetçi bundan sonra da öyle bir âşıklık anlat Ki iç aleminde ne kadar Yıldız varsa ne kadar dünya varsa ne kadar pek varsa ne kadar kendini güneşsan nedenler varsa hepsini halacığım ha mu attı gibi atılsın da hepside aşığın önünde gelsin diz çöküp buyum büyüksün ve bundan mutluluk duysun gülsün gül bahçesinde gülsün ki ebedi gülücükler olsun göz s yüzlerce kat daha da fazla gülsün hele göz daha da fazla gülsün O Aşık lı anlatırken görsün o Aşıklar anlatırken görsün ki aşığı yaşadığımız Yaşasın ki göz olduğunu anlasın o ağaca bakmaktan değil aşıklı ya bakmaktan göz olduğunu anlasın Bizimki göz aşığı Görmek İçin Yaratılmış bir zincir göz aşığı görürsem Ama şu görecek aşığı görmeyen göz maaş u nereden görecek aşığı tanımayan göz maaşı nereden tanıyacak aşığın dil destesi olmayan maaşın dilde sesi nereden olacak aşığım güldestesi olmayan maaşım güldestesi nereden olacak aşığım bahçesine girmeyen maaşı bahçesinde ne işin var aşığını de el pençe durmayan maaşını Delta önce durması mümkün değil huzura çıkması mümkün değil o yüzden Göz göz oldu mu anlasın Bir Aşık görsün bir Aşık gözü Görsün de kendi göz öyle bir gözü gördüğü için eve değil olarak gülsün Allah Hz bir cevap veriyor Sen beni külfete sokma Sen beni sıkıştırma bu yokluktayım Çünkü ben bu anlayışların bile dilsiz bir hale geldi mi ölemiyorum bile onu Ne İster üstüne düşsün ister güzel söylemeye çalışsın Ayık olmayanın söylediği söz yerinde yaşında bir söz değildir Beni külfetler e sokma benim aklım yerinde değil benim a benim aklımı Zorlama benim aklım kendinden geçmiş benim üzerime daha fazla gelme ben yokluğa geçtim ben denilen şey yokum Sen benim ettiğimden sarılmışsın şimdi diyorsun ki bana anlat ne yaşadın ben geriye dönüp bakarsam orada kalıyorum Ne o yüzden geriye dönüp bakamıyorum ama ben o aşkı heram içimde gün ve gün taze taze yaşıyorum yapma ben kendimde değilim kendinde olmayan bir güneşi nasıl tarif eder kendinde olmayan bir aşıkı nasıl tarif eder kendinde ol Bu aşıklığı nasıl anlatılır ne Anlatırsam anlatayım Ayık olmayan kişinin anlatacağı şey hiçbir zaman Hesaba kitaba gelmez Ben şimdi bir şeyler anlatırım Sen aklından Kur’an Öyle miydi dersin ben şimdi sana bir şeyler anlatırım sünnet böyle miydi dersin ben sana bir şeyler anlatırım şimdi böyle sevilmez Bunlar s**** dersin ben sana bir şeyler anlatırım şimdi aşıktan yana böyle âşıklık mı olurmuş abartı yalan söylüyor dersin beni alır kendi sığ kendi seviyesiz düşünce ne çekmeye çalışırsın Benim anlattıklarımı anlamazsın Benim anlattıklarımı yaşamaktan uzaksın Ey cam Sen de diyor bir gün benim gibi olduğunda beni anlarsın Ve benim gibi aşık olursan benim o zaman da beni unutursun zaten beni unuttuğun zaman yine beni anlayamazsın ve bu kelam bir Aşık hiçbir zaman anlaşılmadan Göçer gider bu dünyada Hz Mevlânâ diyor ki işte o Şemsettin öyle bir aşıktı ki dan ondan bana bir şey söyleme Ben kendimden geçmiş hazır ettim ondan bir şey anlatamayacağım beni sıkıştırma Benim aklım fikrim yok Sen git bunu Akılları fikirleri anlat Sen git Onları anlat ne diyor ister güzel değildir Aşıklar Ayık değildir Ayık olmadığından dolayı da söylediği sözler Hiç yerinde değildir kime yerindedir âşıklara yerindedir aşığı aşığın sözü bal pekmez Dirk bu aşı Aşık olmayanın sözü Zehir zemberek tir tir aşığım aşığım bir damla gözyaşı şu kibri yayı Ahmet’tir Cennet nimetidir Aşık olmayana bir damla gözyaşı ise Zehir zemberek Cehennem ateşidir O yüzden aşığı anlamak için aşık olmak gerek O yüzden aşıkların sohbetlerinde ne aşıkların gitmesi câizdir Aşık olmayanların aşıkların sohbeti sığınak atılması çok caiz görülmemiş O yüzden bu noktada demişler ki siz aşıkların sohbetine gidin siz öyle insanlarla dostluk Kırım ki öyle insanlarla arkadaşlık kurun ki onlar sizi aşıkı anlatsın onlar size Aşkan nasılsın onlar size aşık lığa Doğru yol gitmeye anlatsın dostlarınız olsun arkadaşlarınız öyle olsun demişler da gidebilen E biz onlardan alamadık Allah bizi affetsin 130.

birlikte kaldık Allah nasip ederse inşâallah 130’dan itibaren devam edeceğiz geceniz hayır olsun el-fatiha masala hot.

21. Mesnevi Şerhi 124-130 Beyit ve Önemi


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.