Dergah Sohbetleri Serisi

184. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


TV’de hadislere ilave yapıyor. T sahibi. Ajan dedim. Daha sonra insanlara bu tvyi seyretmesini ised o. Gıybet y hakkınızı helal hadislere ilave ediyor tespitiniz doğruysa söylecek ruhla. Can aynı mı değildir. Eğer ruhla. Can aynı olmuş olsaydı. Cenâb-ı. Hak ana rahmine üler üflemez ruhu da yükledim derdi ana rahminde huya cenine 40 gün olunca. Pardon 4 aylık olunca 120 günlük olunca ruh üflendiğini beyan eden hadis var o yüzden ruhı aynı noktada değerlendiremez ayırmakta fayda var. Eğer bazı ulemalar ayırmam

ama ehli tasavvuf hemen hemen hepsi de ayırmış. Ben de o ayıranlardan yanayım ha işlev açısından diyebiliriz ki hepsi de ruh o ayrı bir meseledir ama velakin tecelliyat açısından farklı dervişlik nedir adapları nelerdir demiş dervişlik. Allah’ı. Sevmek resulünü sevmek. Allah’a itaat etmek habibine bu noktada edep ve adaba uygun davranmaktır. Biz dervişli insanlar ehli tasavvuf genelde bu noktada değerlendirmez değerlendirmem işler dervişlik. Allah’a itaat. Resulüne itaat. Allah ve resulünü sevmektir itaatten sonra sevmeyi koydum bazıları. Sevdiğini söyleyip itaat etmiyorlar

bakın bazıları. Sevdiğini söyleyip itaat etmiyorlar bir kimse birinci derecede itaatten sorumludur. Çünkü itaat ederse. Bir de üstüne severe. Nur hala. Nur olur ama bir kimse birinci derecede itaat etmek zorunda. Allah’ın sınırı var ne haramlar. Allah’ın sınırı var ne ibadetler ey ey. Habibim de ki eğer beni eğer. Allah’ı seviyorsanız bana. Uyun kime. Resulullah’a o zaman dervişi kategorize edeceksek bir yere oturtur. Allah ve. Resulüne itaat. Allah ve resulünü sevmek. Kur’an ve sünnetin ahlakıyla ahlaklanmak yolun başı da sonu.

da ortası da varca. Menzil de budur. Tekrar söylüyorum. Allah ve. Resulüne itaat. Allah ve resulünü sevmek. Kur’an ve. Sünnet ahlakıyla ahlaklanmak bunu genişletmek mümkündür çoğaltmak mümkündür insanlar bu tasavvuf ulemalar bunları çoğalmış tafsilat inmişler şimdi tafsilatı zaten derslerin arasında tafsilatı anlatılıyor ama aklınıza koyacağınız birinci derecedeki bu itaat. Sevmek ve ahlaklanmak tekrar söylememe gerek yok herhalde öyle değil mi değ mi. Allah bizi onlardan eylesin. Sabır mı daha faziletlidir. Çünkü normalde bu noktada. Bazı yerlerde insanın sabrı gerektiren yer

vardır orada o kimsenin sabrı faziletlidir başka bir yerde. Şükrü gerekir orada da şükür faziletlidir o yüzden şu mu faziletlidir bu mu faziletlidir ikisinin arasında. Normalde belli yerlerde tercih yapmak zorlanabilir. Ama muhakkak ki insan bütün her şeyde hamd etmeli. şükretmek tense hamd etmeyi tercih ederiz bana deseydiniz ki sabır mı. Şükür mü hamd mı hangisini tercih ederdiniz ben. Hamdi tercih ederdi. Hamd etmek sabrı da. Şükrü de içine alır. Ama şükürle sabır birbirlerini içlerini almazlar ama hamd hem sabrı

için alır hem de. Şükrü içine alır. O yüzden elhamdülillahi rabbil alemin o alemlerin. Rabbine hamd ederim hamd bütün hepsinin üstünde gelir ya ve. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri darlıkta zorlukta sıkıntıda bollukta felaha kavuşmada hep. Allah’a hamd etmiştir. Allah’a hamd edenlerden olmaya çalışın niyetin. Bela kar ındaki fazileti nedir beladan buradaki kasıt müsibet farklı bir şeydir ama beladan kasıt imtihansa bu farklı bir şeydir. Bela imtihan demektir. O zaman zaten. Mümin devamlı imtihanın içinde zikir namazdan daha mı.

üstün geliyor zikir namazdan daha faziletlidir imam-ı. Gazâlî hazretleri. Allah’ı zikretmek en büyük iştir ayet-i kelimesini tefsir ederken ihyasında ve zikir babında ihyanın zikir babında. Allah’ı zikretmenin namazdan da faziletli olduğunu söyler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri cihattan dahi faziletli gördüğüne göre o zaman. Zikrullah namazdan da faziletlidir imsak vakti gelince sabah namazı kılınabilir mi yoksa. Ezanı mı beklemeliyiz. Selamünaleyküm. Aleykümselam imsak vakti sabah namazının kılınabileceği ilk vakti. Cebrail. Aleyhisselam namazların vakitlerini öğretmek için. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.

Hazretlerine bir gün sabah namazının ilk vaktinde imanın girisinde girişinde. Ertesi gün de sabah namazının son vaktinde şeyde kırılmıştır. Güneş doğmaya. Az kala tam böyle haram olan vakit kerahat vaktine yakın sabah kerahat vaktine yakın kıldırmıştır. O yüzden imsak vaktinin. başlangıcında 5 kerek geçer mi şimdi kaç kaç 520 geçe 521 geçe 22 geç sabah namazı kılınır bebeklik. Selamünaleyküm. Aleykümselam bebeklikten beri dişlerim sarı renkli sağlık yönünden ağrı ve sızı çekmiyorum ama görünüş açısından sıkıntı çekiyorum sadece gülecek kadar 16

dişini kestirip kapıma yaptırsam olur mu bu noktada. Eğer sağlık söz konusu değilse sağlık söz konusu değilse bir rahatsızlığınız. Yoksa bunu çok uygun görmeyiz. FI Fırati olarak temizl mümkün temizle temizlet mümkün değilse öyle kalsın sağlık dişleriniz sağlıklıysa insanın kendi dişi gibi. Cenabı. Hakk’ın verdiği katen verdiği gibi olmal ha. Normalde bir kimsenin yüzünde yar olur burnunda yar olur bu tip tıbbi estetik müdahale edilmesi gerekir. Bunlar katı bozmak değildir normaldir veya dişleriniz fıtrata uygun değildir birisi fazla uzamıştır birisi.

az uzamıştır değişik böyle fıtrata uygun olmayan bir şekli şemali vardır o zaman onları fıtrata uygun getirmekte bir mum bir sıkıntı yoktur ama dişlerin. Sırf fıtri o da kirlilikten de değil fıtri olarak sarı olduysa onu bozmamak da fayda var. Sevgililer. Günü ve bunun gibi günleri kutlamak dinimizce caiz. Bunları normalde sormanıza gerek yok bu bu tip meselelere caiz veya caiz değil deme noktasında değiliz bir kimse herhangi bir günün sevgili günü kutlamış. Normalde ha bu bir. Eğer ahlak adap.

Erkan. Bu bir gelenek görenek kültür olarak dışarıdan alındıysa bu uygun değil ama hadis-i. Şerifi hep bu tip şeyler hadisi şerif aklıma gelir peygamber şeyde bu fev okumuştum. Sizler diyor. Yahudi ve. Hristiyanlara adım adım uymadıkça her hareketinizi uydurmadan. Kıyamet. kopmaz diyor. Bu ne demektir. İslam ümmeti her haliyle her haliyle ne yazık ki gayrimüslimlerin. Örf adet ahlak ananeler uyuyor uyuyacak da y şimdi düğünlerimiz nişanlar kıyafetlerimiz hal ve hareketlerimiz davranışlarımız işte mübarek günlerimiz kutsal günlerimiz hep değişti şu anda.

Türkiye’deki insanların büyük bir çoğunluğu bunda daha önce daha kötüydü. Şimdi ben. Ümit var olmaya başladım yavaş yavaş değişiyor artık bir yılbaşı geliyordu bundan 5 yıl önce 10 yıl önce insanların gelmiyordu hiçbir gelmiyordu. Bunlar değişiyor inşâallah ümit ediyorum bu. Diriliş bu. Uyanış devam etsin bu çekirdek patlasın neş. Neva bulsun meyve versin ağaç olsun sarsın sarmalasam edeceğiz çalışacağız koştura bineceğiz hem. Kur’an’ı anlamakta sünneti. Resulullah’ı anlamakta ve ve yaşamakta ileri adımlar atacağız adet gelenek göreneklerimize sahip olacağız herkes. Sevgililer.

Günü birisine işey alırken. Biz almamayı biz. Hatta kutlamam biz. Hatta bu tip kutlayan insanları tatlı bir şekilde. İrşat ederek de bunların. Bir hristiyan geleneği olduğunu. Bizim her gün sevgililer yaşamamız gerektiğini bir insan seviyorsa sevgilisini yılda bir gün mü hatırlar. Bu nasıl sevmektir ki yılda bir gün hatırlanacak bu nasıl sevmektir ki sevenin sevgilisi gönlünden aklından çıkar mı ki seven sevgilisinden uzakta mı ki. Hatırlasın sevmek deyince onun içini doldurmamız lazım altını doldurmamız lazım ama insanların bugünkü. Man sevgi

ve sevginin tecelliyat ina bakarlarsa. Evet onlar yılda bir gün hatırlayacaklar onlar. Çünkü hakiki manada sevgiyi hakiki manada sevgiyi tatmamış lır hakiki manada sevgiyi anlamamışlar hakiki manada sevginin tecelliyi on onlarda tecelli etmemiş. Batı felsefesi. Batı düşüncesi gördüğü şeyi sever. dokunduğu baktığı şeyi sever ellediği şeyi sever. Batı felsefesi cebinde isse sever batı felsefesinin sevgisi budur materyalist ama doğunun ve doğunun kültürünün içerisinde en önemli ağırlığa sahip olan. İslam’ın sevgisi müminlerin sevgisi ve bu noktadaki felsefesi aynı değildir. Biz g

biz dokunmadığım ellediğimiz severiz biz cebimizde olmayanı severiz. Batı felsefesinde sevdiğini boynuna kolye yapar. Batı felsefesi sevdiğini kutunun içerisine koyar cebine koyar bir tarafını. Asar evinin bir tarafına koyar ama. İslam sevgi felsefesi öyle değildir biliyor musunuz. Binlerce yıl yüzlerce yıl yüzlerce yıl bunun edebiyatı yapılmış. Leyla’yı tarif edecek hiçbir kimse yoktur. Hiç kimse. Leyla’ya dokunmamıştır hiç kimse. Leyla’nın eline dokunmamıştır hiç kimse. Leyla’nın gözüne bakmamıştır hiç kimse. Leyla’nın dudağını dudağına yapıştırmaması. Leyla’nın eline değmemiştir ama o kadar mecnunu vard.

ki o kadar mecnunu vardır ki ama hiçbirisi de. Leyla’yı görmemiştir hiç kimse keremi görmemiştir keremin resmedilmiş bir şeysi yoktur aslının resmedilmiş bir yoktur şirinin resmi yoktur. Şirin resmi yoktur bizim topraklar ızda yaşadığı rivayet edilir ama gidin. İran’ın da şirini vardır. Azerbaycan’ın da şirini vardır. Tacikistan’ın da. Özbekistan’ın da şirini vardır gidin. Afganistan’ın da vardır gidin her tarafın leylası vardır ve her tarafında mecnunu vardır ama hiçbirisi de o. Leylayı resm etmemiştir. İslam sevgisi. İslami noktada dini noktada. Duran.

Sevgi batılıların anladığı anlamda sevgi değildir o yüzden batılılar bizim sevdamızı anlama noktasında da değillerdir anlayamazlar boyları yetmez kalpleri yetmez yürekleri yetmez kültürleri yetmez algılamaları. Yetmez onlar. Sevdaları yüzünden aç kalmazlar susuz kalmazlar. Sevdaları yüzünden çöllere düşmezler dağlara çıkmazlar dağları. derzler onlar onlar. Sevdaları yüzünden sevgilisini hayal edip sevgilisinin hayalinin peşine düşmez onlarda. Kaf. Dağı düşüncesi yoktu bizde kaah. Dağı vardır ki herkesin sevgilisi kaah. Dağıdır. O yüzden onların böyle bir. Sevgililer. Günü. Anneler günü. Babalar. Günü yok işte. Kardeşler

günün şu günü bugünü yapmaları gayet normaldir normaldir onların. Çünkü akıllarına gelmez hatıralarına. Gelmez onlar hatırlamak için böyle bir düzenlerler. Dizayn ederler ama bizim sevgilimiz bizim yüreğimizden dışarıda değildir bizim sevdiğimiz hücrelerimizin dışında değildir. Biz sevdiğimiz de yeriz sevdiğimizle içeriz sevdiğimizle yürürüz sevdiğimizle yürürüz. Biz kah kuyuya düşer sevdiğimiz için. Yusuf oluruz kah. Ateşlerde. Yanar. İbrahim kokarız kah denizlere dalar denizde bir balık yutar. Yunus oluruz kah mağaranın içinde sevdiğimizden dertlenir eyyü oluruz ve bunları yaşarken de asla ve asla.

yüzümüzü ekşitme yüzümüzde acı sancı sıkıntı numunesi göremezsiniz ondan lezzet alırız tat alırız ve batılı felsefeciler buna bakar. Sizler moziz der. Onlar bizim sevdamızı anlayamazlar veya. Batı felsefesiyle. Batı düşüncesiyle bakanlar. Bizim sevdamızı anlayamazlar ve bakarlar anlayamadıkları için reddederler hangi dişi kırıldı deyip 32 tane ini kırmayı hangi akıl ve mantık hangi felsefe bunu anlayabilir ki bu dişi mi kırıldı diı uhudda bu dişi mi kırıldı dı. Uhut da bu dişi mi kırıldı dı deyip de 32 dişini birden söken

32 dişini birden söken kıran parçalayan sapa sağlam dişlerine kenara atan bir aşkı nasıl anlayacak ki. Batı felsefesi o açken o aç durmuşken ben nasıl tok olurum o hayatı boyunca karnını doymamış ken ben nasıl tok yaşarım deyip. de hayatı boyunca doğmamayı kendine distur etmiş bir felsefenin. Çocuklarıyız. Biz. Batı bizi nasıl anlasın ki. Tabii ne yazık ki bunlar tarihte kaldı bizim içimizde de düşünebiliyor musunuz sevdada sevgide o kadar ileriye gitmişler ki. Resulullah’tan sonra gelenler hep 63’e vefat etmiş.

Hatta o kadar ileri gitmiş p efendilerden birisi 63’ten sonra bu dünya. Muhammedi. Mustafa’ya. Haram. Oldu görmedi ben nasıl görür deyip. Toprağın altına mağara kazdır kendini oraya hapsetmiş oraya atmış ve 63’ten sonra orada yaşamış bu sevdamızı nasıl anlayacak ki o yüzden onlar sevgil günü diye kendi kendilerini aldatacak kandıracak. Babalar. Günü. Anneler. Günü değil kendi kendilerini aldatacak kandıracak kendilerine dinler tahsis edecekler ve aynı. Batı felsefesi gibi kısır bir döngüye. Batı felsefesindeki o kısır sevdalara maddesel. Sevda. Demeye utanıyorum

onlara kısır menfaat duygularına menfaat düşüncelerine kısır materyalist beğenmeler materyalist bu noktada sahip olma duygusuna sahip olanlar da böylece işte yılda bir sefer sevgilisini yılda bir sefer annesini yılda bir sefer babasını hatırlama ihtiyacı duyacak. O yüzden üzülüyorum o kısa sevdalılara o gönlü olmayanlara gönlü taşlaşmış olanlara üzülüyorum acıyorum dua ediyorum onlara ve ne yazık ki onların kırıntıları onların kalıntıları onların değişik versiyonları hem çok kötü versiyon olarak bizim doğu kültürünün veyahut. İslam kültürünün içerisine giriyor uyumuyor. Aslında oturmuyor uyumuyor

oturmuyor. Biz kaf dağının ötesindeki sevdalara alışmış. Biz görmediğimizi kendi hayalimizde resmetmeye. Alışmış o kadar. Engin hayali olan ufku olan bir kültürün çocukları olmamız gerekir. Allah bizi onlardan eylesin. Amin garip geldi garip gidecek buradaki gariplik nedir şu. an. Müslümanlar garip mi yoksa korkak mı fısırık mı çok güzel. Müslümanlar garip şu anda. Evet. Garibiz bugün dini yaşayan insanlar. Öz manada ahlaki manada davranış olarak. Hani başta söyledim ya. Allah ve resul itaat. Allah ve resulünü sevmek. Kur’an ve. Sünnet

ahlakıyla ahlaklanmak gerçekten garip ve bu garipliği. Hepinizde yaşıyorsunuz gerçekten yaşıyorsanız anneniz babanız sizin felsefenizi kabullenemiyor. Sizin gece namazınız onlara görünüyorsa gözlerine sizin. Pazartesi. Perşembe oruçlarınız etrafınızda. Yadırgı ki yadırgıyor sizin. Haftada bir gün iki gün böyle derslere gelmeniz zikrullah’a gelmeniz onlar tarafından. Yadırgı ki yadırgıyor ben de aynı toplumun içerisinde yaşı sizin haram helal çizgisine sıkı sıkıya bağlı olmanız etın tarafından. Yadırgı garip değiliz de nekis ki neyiz ki. Evet. Müslümanlar pısırık mı. Evet pısırıklık var. Ben. bunları sizin

için söylemiyorum y. Evet kendi dini hayatını kendi dini ahlakını kendi üzerine elbise olarak giymekten korkan pısırık var düşünce olarak kabul ettiği sistem olarak düşünce olarak iman ettiği kabul ettiği dinini kendi üzerinde tecelli ettirememe. Korkak ve fısırık üzerine taşıyan insanlar vardır muhakkak tarihin her döneminde olmuştur. Bu zamanda da vardır ama ben bunu sizler üzerinde konuşamayacağım. Ben sizin üzerinizde böyle bir olduğuna inanmıyorum böyle bir de görmüyorum. Bu sizin nefsinize de. Paye olmasın hakkınızı helal olsin. Çünkü ehli zikir

cemaatin içerisinde durmak ve ehli zikir bir cemaat devam etmek ve orada o derse devam etmek orada o dersin gerekliliğini gerektirdiğini yapmak her babayiğidin değildir herkesin harcı değildir. Bu 20 yıllık tecrübemle söylüyorum bunu patinaj eder insanlar insanların. aileler patinaj eder anne babaları patinaj eder kendi etrafları patinaj eder. Her taraf patinaj eder bunu götürmek kolay değildir onu sürüklemek onu taşımak kolay gerçekten kolay değildir ve bazıları sapar bazıları patinaj eder yoldan çıkar kayar gider evinin köşesine oturur veyahut da

bırakır ben normal karşılarım diyeceksiniz ki. Ya neden normal karşılıyorsun her bab her babin işi değil ki bu iş her mangal yüreklinin işi değil ehli zikir olmak orada devam etmek bir yıl 2 yıl değil ölümüne kadar devam etmek herkesin işi değil size bu tuhaf gelebilir yıi kad. B bir şeyin içerim 20 yıldan beri neler. Kimler geldi kimler geçti 17 yıldır. Bursa’dayım ben 17 yıldan beri. Bursa’da. Normalde benim devamlı etrafımda kalan 100 kişi kaldıysa kalmıştır 200. kişidir 300

kişidir yoktur bile diiz. Ya neden ya. Her babcı değil kardeşim ya bu tuhaf gelebilir insanlara şimdi yeni arkadaşlar var ya böyle söylüyorsun sizin gözünüzü korkutmak için söylemi içeriden şeytan ve nefis uğraşır dışarıda şeytanlaşmış. Vek kafasını beynini aklını gönlünü şeytana kiraya vermiş insanlar uğraşır ehli zikirle her uğraşır cinliler uğraşır şeytan uğraşır dışarıdaki iki ayaklı şeytanlar ve cinliler uğraşır herkes ve her uğraşır ehli zikirle uğraşır gerçekten. Kur’an sünnet noktasında giden bir cemaatle ve bir şahısla uğraşır. Deccal bırakmaz.

Deccal’ın askerleri bırakmaz. Süfyan bırakmaz. Süfyan’ın askerleri bırakmaz bırakmazlar yolda giderken birisi bulur onu iğneler yolda giderken. Birisi onu denk getirir ona kusar şeytan iki ayaklısı da var tek ayaklısı da var. Ayaksız da var gerçekten zordur. Bu. Bu noktadan bakılırsa garip değil miyiz. Garibiz. Elhamdülillah garipliğimiz de ya gariplik açıldı şimdi. Es geçmeyeyim artık. Allah beni affetsin itikafta böyle kendi kendime düşündüm dedim ya. Garibiz hepimiz de dedim ya. Şuradaki şu insanlara bak dedim kendi kendime yaklaşık işte 300

kişiye yakın ya. Bursa’nın 1 bu5 milyar nüfusu var mı 25 milyar 25 milyar nüfustan kii 250 kişi 300 kişi oturmuş tekkede. Dışarıda. Kar. Yağıyor lafa lafa insanlar tekkede. Allah’ı zikrediyor kalbim patlarcasına böyle yüreğimi patlatınca. Bunların hepsi de garip. Bunların hepsi de garip diye vuruyor boyna dedim ki. Evet hepsi de garip hepimiz de. Garibiz. Biz. Allah’ın garipleriyiz dedim kendi kendime. Senin garibin dedim başkasının garibi değiliz ki dedim. Senin garibin malın garibi değiliz dünyanın garibi değiliz. geçici. Sevdaların

garibi dedim. Ahmed’in. Mehmed’in garibi değiliz. Allah’ım o sevgililer sevgilisinin garbiy onun misafiriyim onun özeli ydik o gün. Allah’a. H ettim dedim ya rabbi başka şeylerin garibi etmedin ya dedim kendi. Garibin ettin ve düşündükçe kendi kendime diyorum ki böyle bir zamanda 21 yüzyıla girerken 300 kişi oturacak bir gün. Mütemadiyen 24 saat. Allah’ı zikredeyim 24 saat. Meleklerle beraber. Gök halkıyla beraber manevi ruhaniyet ellerle beraber. Nebiler le peygamberlerle velilerle beraber mezarda havada yerde yurtta nerede ne varsa onunla beraber

böyle garipli de can kurban. Ha evet. Garibiz hiç kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceği kadar garip hiç kimsenin. Başar başarmayı göze alamayacağı kadar garip hiç kimsenin uygulamayı aklından geçemeyeceği kadar. Garibiz. Elhamdülillah. Evet gerçek. Müminler insan. Allah’a kulluğa onun. Hidayet vermesiyle mi iman sahibi olur iman sahibi olduktan sonra. Allah hidayet vermeye devam etmesiyle gerektirdikleri yerine getirir her ikisinde doğru deriz ama vaktin ehli tasavvuf bir müddet sonra şöyle düşünür. Sen. Hidayet etmeseydin. Biz. Hidayet olmazdık. Sen lütf etmeseydin. Biz de

o lütfa o ikrama sahip olamazdık. Hidayet onundur. Allah dilediğine. Hidayet eder ve dilediğine. Hidayet etmekte serbesttir o yaptıklarından sorumlu değildir bunu böyle ul orta herkese söylerseniz o kimsenin cüzi iradesini ortadan kaldırmış olursunuz ki onu öyle yorumlar anlamaz. Ama biz kalbi olarak beyin gerimizde böyle inanırız biz deriz ki hidayete erdiren sensin hiei artıran sensin hidayetle. Buluşmamıza vesile olan. Buluşmamıza yardım eden. Buluşmamıza önayak olan yin. Sen çünkü dilediğini hidayete. Er verirsin. Bu kulun kalbi halinin belli. bir zamandan

sonra kalbi halinin belli bir halden sonra geldiği noktadır eles meclisinde neler yaşandı. Ahde vefa gösterme ölmeden önce ölmü hadisi şerifinin nasıl anlamalıyız eleti çok basit bir şekilde şöyle algılayabiliriz. Allah bütün ruhları yarattı ve bütün ruhlardan ahit aldı. Ben sizin rabbiniz değil miyim ve bütün. Ruhlar da o. Ahli verdi. Evet sen bizim rabbimizsin bu noktada bu kadar bilmemiz bizim için kurtuluşum muza yeter. Biz eleste ruh olarak o ahdı yerine getirdik o ahdi söyledik o sözü verdik o

sözle sözlendik biz onunla nikahlandı biz buraya o şahitliğin sırası geldi şahitliğim yerine getirip yeniden. O noktaya geçiş yapacağız o zaman bu dünya şahitliğim yerine getirme. Dünyası. Ahde vefa da o elest sözündeki o elest halindeki hali yakalam. o vefayı göstermek ölmeden önce ölünüzü de nasıl istiyorsanız öyle algılayınca yaptırabilirler özel haller. Zikrullah yapmaya ve yaptırmaya mani teşkil etmez kur’an-ı. Kerim okumazlar ihlas ve cinsel ilişk korunmak için meni dışarı bırakılabilir mi bu noktada kadının hakkıdır meni kadının kadından helal

alınması gerekir kadının ona müsaade etmesi gerekir erkekler bu nokt. Bun k kafalarından uygulayamaz. Üstat. Dervişler hangi hallerde s sünnetullah soğuma ile ilgili bir şeyler var mı var normalde peygamber sallallah veem. Hazretleri. An. Gelir yüzünü asardı ashaba örnek. Hazret-i Ömer efendimiz eski ahit bir kimseyi bir yapar tevrat’tan bir ahit. Bulmuşlardır o tevrat’tan. Pardon incil’den ahit bulurlar incil’den buldukları o ahidi haz. Ömer efendimiz başka bir ashap beraber. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin yanında bunun lafını. eder sözünü

eder ve oradaki. Ashab. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin ona kızdığını hisseder. Hazret-i Ömer efendimiz de hisseder yüzünü asmıştır ve. Hazret-i Ömer efendimiz hamdolsun. Rabbime ki bizi kendisine ve. Muhammed’e ulaştırdı. Biz ona iman ettik deyince peygamber sallallah aleyi ve sellem. Hazretlerinin yüzü düzelir. Hatta bir rivayet. Musa aleyhisselam’la alakalıdır. Onunla da olabilir bu. Belki de tam hatırıma gelmedi. Şimdi. Musa. Benim zamanımda olsaydı o da bana iman ederdi der ve ben peygamberlerin. Evveli ilkiyim diye. Söyler. Peygamber sallallahu

aleyhi ve sellem. Hazretleri de. Kur’an ve. Sünnet dairesinde bir isteği yerine gelmezse isteği getirilmezse ona üzülürdü kızardı veyahut da ondan soğurduğu. Kur’an ve. Sünnet dairesindeki bir dileğini emrini yerine getirmiyorsa veya kendi nefsi üzerinde bir der i. ölçüye uygun hareket etmiyorsa muhakkak. Üstat da soğuk o da insan sonuçta insanlar. Allah ve resulünün sevdiklerini sevmek zorundadırlar bir kimse. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin sevdiğini sevmekten sorumludur. Buna da zorunludur. Mümin. Allah’ın sevdiğini sever. Resulullah’ın sevdiğini sever der. Kur’an

sünnet ölçüsü çizgisi dairesinde üstadının sevdiğini ve muhakkak ki üstat. Allah ve resulünün ölçüsünde duran bir dervişi de sever ama kur’an-ı sünnet dairesinde durmayan bir dervişi üstadın sevmesi düşünülebilir mi o zaman her. Üstat soğur da. Dervişler. Sevdiği. Gibi. Sevmek varsa onun zıttı da soğumaktan soğur da muhabbetin zıttı soğumaksan soğuran. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri selmanı. Farisi ensardan iki kişiye hizmet ediyordu karın topluluğa. İlim öğrenmek için o ensardan iki kişi selmanı. Farisi e odun toplamaya. işte iş

yapmaya gittiğime arkalarından. Gıybet ettiler selman-ı farisi’nin haberi yok. Tab tekrar geldi onların yanına gelince. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem o iki kişi dedi ki bir kaf verdiler. Hadi git de dediler. Muhammed’e. Sallallahu. Aleyhi ve. Sellem’e bize yiyecek bir şeyler versin selman-ı. Farisi elinde kap gitti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin yanına dedi ki senden yiyecek istiyorlar. Allah resulü de yüzünü asarak dedi ki onlar yiyecekler yediler üzgünler geldi koşa koşa dediler ki yemin olsun ki. Allah’a biz

bir yemedik. Ya. Resulallah. O da dedi. Siz. Mümin kardeşinizin gıybetini etmediniz mi az önce kardeşinizin gıybetini ezerekten ölü etini yediniz daha ne yemek istiyorsunuz ki dedi yüzünü asarak daan söyledi bunu kızarak. Tan söyledi dedi ki kardeşiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında helallik isteyin ondan özür dileyin. Evet. Allah’ın haram ettiği bir şeyi devamlı yapan bir kimseye nasıl muhabbet besleyebilirsiniz ki. Allah’ın sevmediği bir şeyi yapan bir kimsenin. O ahlakını siz sevebilir misiniz o ahlakı üzerinde taşıyan bir

kimseye. Siz o ahlak üzerinde duran bir kimseye muhabbet besleyebilir misiniz o zaman dinin ölçüsü kalmazdı dinin. Kaidesi kalmazdı. Allah muhafaza eylesin muhakkak ki şahlar ö hepsi hın özü sevilmeye layıktır. Müminler kim iman ettiyse onlar sevilmeye layıktır ama üzerlerinde. Eğer ki bariz bir şekilde gözümüzün içine soka soka. Allah’ın haram sınırını aşıyor varsa o zaman dikkatli olmamız lazım. Allah bizi affetsin. Amin. Allah’ın rahmeti üzerine olsun cümlenin ümmeti. Muhammedin. İnşallah becerem esek de dervişin üstadını nasıl sevmesini biraz anlamaya

başladık sayenizde. Estağfurullah üstadın. Derviş karşı sevgisinden biraz bahseder misiniz muhakkak ki bunun da iki veçhesi var bir vei. Derler ki üstat. Derviş. Bir. Adım atacak üstadı sevecek ama. Hazret-i Mevlânâ Der ki üstat seni sevmedikçe. Sen. Üstadı. Sevemezsin. Tabii burada otomatikman müridin iradesi ortadan kalkar ve bunu böyle düşünenler insanlar çok hata yapmaya açıktırlar bu hali zevk edip yaşayıp insan bu hal. Aslında o kimsenin kendi sevgisi görmemesi açısından kendi nefsine uymaması açısından güzel bir haldir. Allah’ım ben seni

sevdim. Sen beni öyle sevdin demektense burada nefis giriyor. Ben seni sevdim sen beni sevmeseydin ben seni sevemezdim demek kendi sevgini de ona bağlamaktır. Aslında tasavvuf açısından nefsi yere vurmak açısından çok hoş bir şeydir. Hazret-i Ali efendimizin dediği gibi. Sen beni zikretmesin ben. seni. ZD zikredeyim kendisini helak eder kendisini yok görür kendisini o hali yapmamış gibi görür. Üstadı severken de sen beni sevmeseydin ben seni sevemezdim noktasında tutar kendini ki kendi sevgisini görmemiş olur. Ve böylece yol alırken

nefsine uymaz veyahut da. Allah’ım sen beni sevmeseydin ben seni sevemezdim ki sen beni zikretmesin ben seni zikredeyim başıma okşamasını bilemezdim ki sen kokunu tanıtmasına nasıl tanırdım ki burada o kimsenin kendi mahiyeti gelir o mahiyeti yakalama açısından çok güzel bir şeydir ama cüzi iradeyi kaldırma noktasından buna bakılırsa burada insanların ayakları kayar. O zaman o kimse hiçbir hareket etmeden. Sükun dairesinde durarak. Tan işte bir de gayret göstermez oa. Cenâb-ı. Hak hadis-i. Kutsi. Bana bir adım gelene ben 10

adım gelirim diyor bize. burada gayrete sürüklüyor bizi burada hareket etmeye sürüklüyor bize burada bir işaret veriyor. Diyor ki bir adım at beni zikredin ki. Ben sizi zikredeyim o zaman bir adım at biz onu zikredeyim çocuklarımızı etrafımızı. Biz seveceğiz bir adım atacağız bu işin en zor kısmıdır nefse ağır gelen şeydir. Hem bir veiz de bir adım atacaksınız yürümeye koşmaya çalışacaksınız hem de bir veniza budur aslında bir veç senizle de diyeceksiniz ki beni koşturan sensin. Ben koşturamazlar 100

adım gelmeseydin ve bir tarafımızla da koşmak için mücadele edeceksiniz bu dervişin durması gerekli olan yerdir. Aslında bu ince çizgiyi takip edenler. Bu ince perdeyi aşmayanlar. Yollarında. Selametle giderler bir tarafında gayret tecelli eder bir adım atmaya çalışır öbür tarafında da mahviyet tecelli eder. Der ki benim adımım sendendir benim yürüyüşüm sen benim konuşmam sendendir benim tutuşum sendendir benim dikiliş sendendir benim istikametim sendendir. Sen olmasaydın ben ne yolumu bulabilirdim ne gidebilirdim. Ne yürüyebilirim o yüzden hazre. Mevlânâ benim dinim

de. Sensin. Allah’ım da sensin. Peygamberim de sensin sensin ayım. Şems günüm. Şems hayatım. Şems demiş aslında bir ve yürüyen koşan kendisidir ama mahviyet içerisinde onu dahi üstadının boynuna takar bir madalya gibi bir yıldız gibi der ki sensin beni koşturan. Resulullah’ın göğsüne takar. Sırma gibi der ki. Ya. Resulallah. Sen olmasaydın nasıl koşardım ki sen elimden tutmasaydın nasıl yürürdün ki bir vesy der ki. Sen ancak sen hidayete erirsin ancak sırat-ı müstakim. Sen yürütsün ancak dos doğru istikameti. Sen

gösterirsin ancak sen beni. Zikrullah halasında nasipsin. Sen benim rızkımı oraya tayin etmeseydin ben nasıl giderdim ki. Çünkü manevi zikir de manevi rızıktır sen o manevi rızkı bana tayin etmeseydim benim orada rızkım olmasaydı ben nasıl gidebilirdim deyip bir ama bir tarafımızda da hiç unutmayacağız o bize böyle tokmak gibi vuracak beni zikredin ki ben sizi zikredeyim dua edin duanıza icabet edin af dileyin affedin. Tövbe edin affedeyim. O zaman biz bir tarafımızda hep böyle tabiri caize. Hani bir perçe

vardır ya bizde onunla tutulmaya onunla tırmalamaya onunla yapışmaya onunla yürümeye gayret edeceğiz evimizde oturabilir şimdi diyebilirdim sen bizi. Zikrullah ettir seydin ettirirdim bizi oraya gönderecek olsaydın gönderirdim y bu basmadı bak. Ayak yere böyle değil biz bir adım atacağız biz buraya gelmeye gayret. edeceğiz ve diyeceğiz ki buraya geldikten sonra sen lütf etmeseydin biz gelemezdik seni ikram biz seni zike sen. Hidayet etmeseydin. Biz. İslam olamazdık insanlar zikrullahtan uzak yaşarken. Biz zikrullahın ortasında yaşayamazdık. Bugün sabahleyin. Pardon. Dün akşam

bir hadis-i. Şerif okudum ya imamı. Hanbel’in. Müsned olacak orada okudum. Herhalde. Kim günde 50 tane ihlas-ı. Şerif okurken ölürse diyor 50 tane ihlas-ı. Şerif okurken ölürse günde 50 tane cennette ona. Köşk evler diyor gece saat 2.30 muydu 2 miydi neydi bunu okuduğumda. Kendi kendime düşündüm. Elhamdülillah dedim y dedim. Sizler adına çok sevindim dedim ki. Her gün en az 100 tane. İhlas okuyorlar ve böyle devam ederse dedim. Cenabı haka hamd. Sena olsun. Hadisi şerifte var cennette köşkleri

hazır bir adım. Biz. atacağız. Allah bizi affetsin. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Günlük kullandığımız kelimeler var bu ev benim bu araba benim bu. Han hamam benim bu eş çocuk benim bu sahiplenmede şirk var mıdır yok bunda bir beis bu noktada bir yok muhakkak ki. Biz şöyle düşünüyoruz bütün mü kavanın sahibi. Allah’tır evinde barkına malında mülkünde. Çoluğun da çocuğun da sahibi. Allah’tır gerçek sahibi. Biz emanetçiyiz yeryüzünde herkes yeryüzünde her şeyin emanetçisi bu noktada. Biz kalıcı ymış gibi kendimizi görürsek. O

zaman çok uygun değil üstatlar dervişlerin haline. Vakıf mıdırlar muhakkak ki. Vakıf oldukları noktalar da vardır. Vakıf olamadıkları noktalar da vardır bu böyle şatahat noktasında üstatlar bütün dervişlerinin bütün hallerine vakıftır deme noktasında değilim. Ben öyle bu her ne kadar böyle denilse de ya. Ben öyle değilim. K ki böyle bir şeyin olmadığına da inanıyorum böyle olduğum için o yüzden inancım öyle değil. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden hadis-i. Şerifler var o yüzden ashabın kendi hal ve davranışları var

o yüzden ve bunu kim üstadının üzerinde söylerse ona tecdidi iman gerekir hiçbir üstat bu kim olursa olsun hiçbir dervişinin tam olarak bütün dervişlerinin bütün hallerine. Vakıf değildir. Eğer böyle bir kim söylüyorsa olsa ona tecdid iman evli isse tecdidi nikah gerektirir bu o zaman. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerini aşmıştır o kimse y peygamberin hanımlarından birisi çok güzel bir sütlü unlu tatlı yapar. Resulullah’ın bu çok hoşuna gider. Hazret-i Ayşe validemiz bunu kıskanır haz. Zeynep’le beraber komple düzenlerler.

Derler ki yanımıza uğradığında. o tatlıyı yediğinde diyelim ki. Ya. Resulallah ağzın kötü kokuyor. Zeynep’in yanına gider der ki ağzın ne yedin ya resulallah ağzın kötü kokuyor hemen misvak çalkalar mübarek ından. Ayşe’nin yanına gider. O da der ki ya. Ya. Resulallah neydin ki ağzın kötü kokuyor tekrar misvakla tekrar. Çalkala ve o tatlıyı. Bir daha yemeyeceği söyle sonra haz. Cebrail. Aleyhisselam gelir hanımların ona komple düzenlediğini söyler öyle söyleyince de çok üzülür. O zaman o. Üstada şu sorulur. Sen.

Resulullah’tan daha mı ileris veya. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin bu noktada bu noktada insani veen bakarak bunlar aslında öyle olup olmaması önemli değildir ama bize bir ölçüdür din ölçüsüdür. O yüzden hiçbir kimse hiçbir üstadın peşinden veya hiçbir. Üstat hiçbir zaman kendi. halini öyle göstermemesi gerekir. Evet öyle haller yaşanır. O esnada o dervişin. O esnada değişik hallerinize hallerine. Vakıf olabilirsin. Vakıf olurken de senin isteğine göre de değildir ki. Allah gösterecek lazım olanı. Allah lazım olanı gösterir

lazım olanı bildirin bütün hepsinin haline. Vakıf oluyorum. Ben hepsinin haline vakıfım derse bir kimse şat etmiştir. Allah bizi affetsin. Amin ama. Dervişler bunu böyle kendi kendine. Tefekkür etmeler y bizim hallerimiz 3 aşağı be yukarı vak. IR diye. Tefekkür edip düşünüp kendilerini o noktada tutmalarına bir beis yoktur ama motomot üz halimize vakıftır noktasında tutarlarsa bu da uygun değildir. Allah muhafaza eylesin. O da uygun değildir. Allah bizi muhafaza eylesin huzur. Aleyhisselam sağ mıdır yaşıyor mudur beşer mi. Tabii.

Beşer. Es sağ mı. y sizin anladığınız noktada sağ değil ama başka noktada sağ gayrimüslimlere benzeme konusunda niye bu kadar çaba gösteriyoruz hadis ve ayetler çok açık söylüyor. Mümin görünüşü nasıl olmalı görünüşe bakmıyoruz. Biz müminin içi nasıl olmalı ah düşüncemizi. Hayat standartlarımızı yaşantımızı bir benzetmek görüntüyü atacağız kenara sizin kendi gönlünüzdeki. Allah ve. Resulün sevgisini anlatır mısınız anlatabildiğim kadar anlatabiliyor bu kadar. Demek ki anlatabildi geçen dersiniz. Mehdi nesli çıkıyor dediniz bu nesil. Tarikat ve cemaatlar mensup olacak mı

yoksa. Mehdi. Aleyhisselam bekleyecek mi. Evet dediğimi biliyorum illaki tarikat mensubu olacak diye bir şart yok. Mehdi neslin kim. Kur’an ve sünneti. Sen yapışır o uğura mücadele ediyorsa o. Mehdi neslinden dünya ehline bir hadis-i şerifte ahiret dünya ehline dünya ahiret ehline ve her. ikisi de. Allah ehline haramdır diye buyuruyor buradaki haramdır dediği o zaten yapışmaz ona ahiret ehline dünya yapışmaz dünya ehline de ahiret yapışmaz yapışmaz ona o haramdır dediği o yoksa bir kimse dünyadan eline et çekecek

manasında değil banka kredisiyle araba alınabilinir mi bazıları. Müslüman ile. Müslüman olmayan arasında faiz yoktur kullanabilirsiniz diyor. Doğru söylüyor hanefi’ye göre kafirlerle. Darül harte. Müslümanlarla kafirlerin arasında yoktur faiz yoktur. Efendim. Tarikat ve tasavvuf yolunda. Görevli olarak bildiğimiz. Şeyh halife. Zakir mbal ve çavuş olarak bildiğimiz kişilerin görevleri manevi olarak mı verilir sorumluluk ve görevleri nelerdir. Bu görevlilere karşı yaklaşımımız nasıl olmalıdır cemaat olarak büyüme ve gelişme stratej nelerdir. Allah razı olsun. Ya normalde bu noktada en aşağıdan başlayayım. Çavuşlar

iki şekilde tayin edilir. bir. Üstat bakar kaşına gözüne hareketlerine davranışlarına haline ahvaline. Sen der buranın. Çavuş o kimse. Onun altını üstünü doldurursa oranın çavuşu olur. Bir de. Üstat hiçbir şeye bakmaz gelin. Pir efendilerden birisi veyahut da velilerden birisi veya peygamberlerden sahabelerden kim geldi ise bunu sevdik buna. Çavuşluk var der veya onun sevdiğini söylerler ona onu desteklediğini onu bir noktada başını okşar işte ona karşı muhabbetlerin olduğunu söylerler veya. Derler ki bund da. Çavuş tayin et oradaki manevi

sorumlulu da onu. Çavuş tayin eder o kimse yine altını üstünü doldurmak zorundadır o kimse yine içini dışını doldurmak zorundadır. Bu böyle devam ederken zakirlik ayrıdır. Nakip ayrıdır her. Nakip. Zakir değildir her. Zakir de nacip değildir ama bir zakirlik tayin edilecekse o böyle. edilir manevi olursa muhakkak ki yine aynı şekilde tecelli eder ama manevi değil ise. Üstat tayin ediyorsa onu. Her iki şekilde de o yine altını üstünü dolduracak doldurursa zaten hata yapmaz doldurursa fazla kusur işlemez yürümeye

devam eder halifeliğe gelince ardından n kabalık gelir nikab balık da aynıdır ardından halifelik gelir halifeli. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir halife olan kimsenin seyri sülükü başlamıştır seyri suluk yürümüştür zaten naiplik verildiğinde o kimsenin seyri süluk var ise. Nur hala. Nur olur aslında naipliği seyri süluk başlayan kimseye verilmesi gerekir. Ama tarikatlarda ne yazık ki seyri süluk hemen başlamadığı dervişlerin. Nakip liği biraz böyle şeyden veriyorlar daha gelişmeden veriyorlar gelişmeden verildiği için de onlar zamanla dökülüyor bunu bir

yerleri eleştirmek için söylemiyorum. işte. Sivas’ta 89 tane. Nakip tayin etti. Ahmet. Duran abi işte. Nevşehir’de 45 tane. Nakip vardı işte başka yerlerde de nakipler vardı o gün için n noktasında. Duran. Kardeşler efendi. Dedi ki. Ed. Herkes kendisi nakipler tayin etti olanın nakit. Çavuş. Zakir tayin etmeye manen yetkisi var tarikatın içerisinde. Hiyerarşik olarak. Hepsi de yazdı yazıyorlar. Biz odanın içerisindeyiz. O zaman efendinin evindeydi eski evinde şeyin. Caminin yanındaki değil de onun aşağıdaki evdeydi herkes aşağıda. Dergah aşağıda

alt katta odanın içerisini tayin ediyor. Efendi bana dedi. Oğlum sen de tayin et dedi. Siz kimi diyorsanız ben onu yazacağım. Efendim di oradaki n gaba arkadaşları bu noktada sorgulamak için söylemiyorum onların tayin ettiği nakipler fazlaydı bizim arkadaşlar o zaman için. Ben hiçbir. demedim. Dedim ki. Kim neyi kimi efendim siz kimi tayin ediyorsanız. Siz tayin edin. D Şeyh efendinin orada söylediği söz çok manidardı. Orada herkesin içerisinde bana dedi ki. Tabii orada olunanlar. Şimdi bunu inkar ederler vey

da kabul etmek istemezler evladım. Sen de naini tayin et. Bursa da pilav ver. Bütün herkesi topla orada da icazetleri yaz ver dedi bana. Ben onun ne manaya geldiğini biliyordum tabii. Ben dedim. Estağfurullah efendim siz zaman istiyorsan gelin kendiniz yazın kendiniz verin. Efendim. Hatta ondan sonra efend. Hollanda’ya gitti. Hollanda’dan da bana telefon açtı mustafendi yaz oğlum beni bekleme dedi. Ben sizi bekleyeceğim efendim ded siz gelin kime yazılacaksa onları yazalım verelim sonuna gelim o arkadaşların. Nakip verdiği arkadaşların

hemen hemen büyük bir. çoğunluğu dergahtan ayrıldı veyahut da. Nakip liğin gereğini yerine getiremedi. Hatta biz kendi kendimize oturduğumuzda. Ne oldu nakipler derdim. Ben onlarla böyle biraz şakalaşırdı o. Biz öğle bir gabbar tanıdık kendi dergahımız biz efendiyle buradan gidiyorduk o kimsenin bölgesinde gidiyorduk efendiyle yemeği yiyorduk orada yiyorduk içiyorduk. Efendi yatıyordum ben orada bir evde misafir ediyordum ertesi gün adamın haberi oluyordu. Bunun adı ne dolım. Adnan. Hüseyin. Cafer işte gitmişlerdi hastalık döneminde demişler. Efendim. Sizden sonra kime. İnece

şeyi arkadaşlar demiş ki evladım. Mustafa abinizden. Başka hiç kimsenin dergahta sey sül yok yanlar. Sivas’tan da mı. Vardı. Kim vardı. Sivas’tan sonadan geld. Tokat’tan. Mı. Vardı y k vardı. Hüseyin abi vardı neş oğlu damı bir şe demiş ki bir tek. Mustafa abinizin. seyri sülükü var oğlum demiş bitiriyor muu. Peygamber. Efendimiz durdurdu. Dedi son noktay mı geldi. Ne dedi o zaman a dedin bana evet abi devam eden bir 12 vardı. Şu durduruldu ama ileride inşâallah devam eder

10.000 tane dervişin içerisinde bir tane seyri süluk olan. Derviş var o kadam da nakim gabba da vardı. Nakip de vardı. Çavuş da vardı. Zakir de vardı. Hadi ben orada olmuş olsam diycek ki hani beni polem için söyletti benim o zaman. Herkesin benim dökülü dedikleri zaman. Allah affetsin bizi manevi olan geçerli olur. Eğer maneviye onu top atsalar yıkılmaz o manevi değilse bir üflenti de gider. Nakip tayin etmişsin. Nakip o. Nakip liğini yerine getirmemiş o görevi yerine getirmemiş

hiç tayin etmenize gerek. yok. Zakir tayin etmişin onun vazifeyi yerine getiremiyorsa o hali almıyorsa hiç tayin etmenize gerek yok ve onların. Nakip olarak tayin. Bir de tayin ettiğin zaman o kimse. Onun altını üstünü dolduramazsın o kimsenin sonu gelir adam onu kaldıramaz nefsi kaldırmaz. Ben. Nakip oldum deyip de solun başka yerlerde alanları biliyorum ben. Allah muhafaza eylesin. Efendim 20 yıl boyunca. Abdullah babanın halifesi olarak. Tarikat ve tasavuf yolunda hizmet ettiniz. Yok öyle değil canım 20 yıl boyunca.

Halif değil. Allah bize affetsin biz onun hizmetçisi babanın vefatından sonra yolunuzun. Nübüvvet olduğunu söylediniz. Nübüvvet yoluyla alakalı babanın haricinde bağlı bulunduğunuz zahiri ve batıni bir. Üstada tabi misiniz yoksa kendi tercihiniz mi. Bunlar özel meseleler. Ya evet 20 yıl boyunca ben şeyh efendinin. emrinin altında gücümüzün yettiğince. Kur’an ve. Sünnet tesinde tarikat-ı. Aliyye hizmet etmeye çalıştık ben bunları konuşunca dışarıdan sonra farklı anlaşılıyor. Çok konuşmak istemiyorum sanki bir dönemi böyle eleştiriyor musu şum gibi algılanıyor anlaşılıyor. Allah muhafaza eylesin

amacım eleştirmek değil. İnsanlar yaşadıkları dönemlerden hayattan hadiselerden ders almalılar. Efendi. Hazretlerinin yetişme yerinin. Çorumlu. Hacı musta efendi olduğunu zannedersiniz. Şeyh efendinin ilk şeyhi. Çorumlu. Hacı musta efendi değildir o ilk önce. Nevşehir’de. Bir kimseden ders alır. Ondan sonra. Nevşehir’in dışında bir zat vardır ondan ders alır. Ondan sonra. Antep. Nadir hazretlerinden ders alır. Siz şimdi. Antepli bil. Nadir. Hazretlerini de çok tanımazsınız veyahut da. İnsanlar öldükten sonra başka türlü tanıtılır arkasından giden. Dervişler için bunu bir eksiklik bulmak için

söylemiyorum meseleyi anlamanız için. için bir örnek vereceğim. Antepli. Bilal. Nadir. Hazretleri bak. Bilal. Nadir. Hazretleri diyorum tekrar bak ha dikkatinizi çekerim kadınlarla beraber. Zikrullah yapardı kadınlar sohbet ederlerken söyle kızım hacca bir ilahi söyler. Kadınlar da. Zikrullah yapardı. Antepli. Bilal. Nadir. Hazretleri. Cumhuriyet döneminde irticadan cezaevine girip yıllarca cezaevinde ceza yapmış bir zat. Yalnız aynı zamanda hali açık maneviyatı açık kerameti açık bakın hali açık maneviyat açık kerameti açık bir zat ve. Veli bunu sizin birleştirmen çok zor efendinin

temeli. Burası ardından. Şeyh efendinin temeli. Çorumlu. Hacı. Mustafa. Efendi. Hazretleri. Çorumlu. Hac. Mustafa. Efendi. Hazretleri nübüvvetten giden bir zat bütün hal hareketleri tavır davranışları ölçüsü. Kur’an sünnet ve imamların içtihadı dairesinde tut tutan bu noktada çok sıkı bu noktada çok. Gayretli ve çok. sert bir zat. Çorum mausta efendinin dergahında böyle bir şeyin olması mümkün değil kadınlarla kendisini. Zikrullah yapması. Kadınların kendi önünde ilahi söylemesi mümkün değil kadınlara sohbet ediyor kadınlar dergaha gelip gidiyor. Kendisi de sohbet ediyor. Kendisi

de gidiyor ama yanında. Öyle kadınların. Zikrullah yapmaları kadınların ilahi okumaları mümkün değil ama. Bilal. Baba bunu yaptırıyor arasındaki farkı görün diye söylüyorum. Efendi hazretleri bu noktadan. Bilal. Baba’dan ilk eğitimini almış temelini onun üzerine kurmuş. Hacı. Mustafa. Efendi. Hazretlerinin üzerinden değil tabii. Normalde. Arkadaşların kardeşlerin sonradan. Derviş olan kardeşlerin bu farkı ayırt etmeleri mümkün değil. Kafaları da bu noktada bulanmasın karışmasın diye bu mevzular konuşulmuş mevzular değil ama sonuçta efendiyle. Biz hasbel kadar 17 yıl beraber yaşadık velayetle nübüvvetin

arasındaki farkları acizane. Ben. iyi tespit ettim kendi halimce ve dedim ki ben kendi dairemde. Zahire. Ben bu yolda gitmeyeceğim dedim. Tabii manevi dairede de bu noktada bunu da söyleyeyim de artık iş rayından çıksın biraz daha. Bayındır da ilk itikafa girdiğimde. Çorum. Hacı musta efendi hazretleri itikafın ilk gece inden itibaren geldi manen işimiz bitti işte ilk onunla ben onu zahiren hiç görmediyse gidiyordum ve bana gerekli olan şeyleri de söylüyordum. T Ben bunu efendiye söyledimde oğlum bir olmaz

o da bizim. Üstadımız şeyhimiz onun söylediklerine de tabi olunur itiraz etme d deil o da öyle söyledikten sonra biz de itiraz etmedik. Çorum. Hacı musta efendi kalmadı sonradan aynı ekolden aynı stratejiden ddan giden kimseler zaman içerisinde manevi olarak bu noktada bizim üzerimizde. müdahaleleri oldu bizim üzerimizde bu noktada tabiri caizi dokunuşlar oldu bunu birilerini eleştirmek için söylemiyorum. Torun musta efendinin bir çavuşunun bir zakirin arkasından birisi konuşacak veya gidecek. Onu. Çorumlu. Hacı. Mustafa efendiye şikayet edecek haksız bir

yere o dervişin parçası bulunmazdı ve. Çorum. Hacı mustaf efendi hiç kimseyi yalnız olarak dinlememiş ve hiçbir dervişinin arkasından konuşmaz. Çorum. M efendi bir diyecek çağırır ona söyler veyahut da der git şuna şunu söyle o da gider onu ona söyle der ki bunu. Üstadım söyledi bunu böyle böyle yapacakmış velayetle nübüvvetin arasındaki çizgi çok keskindir ya velayette bu şeyler bu kadar. Kur’an ve sünnete uygun tecelli etmeyebilir dervişin birisi gider işte çok rahat bir şekilde başka bir. Derviş kardeşinden.

Şikayetini şeyhini anlatır o. kimse yokken. Şeyh de onun sözünü dinleyerek fetvayı basar veyahut da kararı verir. Nübüvvet de bunu böyle yapamaz. Üstat. Nübüvvet. Üstat peygamber sallallah ale ve. Hazretlerinin bu noktadaki hükmüne hukukuna sünnetine uygun davranıp herkesin çağırması gerekir hükm edeceği zaman bir şeye hükmedecek her ikisini de çağırıp her ikisini dinleyip huzurda. Herkesin önünde hükmetmesi gerekir nübüvvete tavır budur. Ama velayette bir. Üstat bunu böyle kendisine yapma zorunluluğunda hissetmez ben kalbi davrandım der benim kalbime böyle geldi der

böyle davranır gider arasındaki farklar zahirde olduğu gibi maneviyatta da çoktur nübüvvete giden bir. Üstat çok inceleyip çok sık dokunmak zorundadır. Kur’an ve sünnete çok iyi. Tabi olması lazım. Çok iyi dikkat etmesi gerekir bakın çok iyi dikkat etmesi gerekir haram noktasında işte haramlardan. uzaklaşma uzak durma noktasında iyi dikkat etmesi gerekir gücünün yettiğince nefesinin yettiğince bu noktada mücadele etmesi gerekir velayette kimse onu aşka vurdurabilir sevdaya vurdurabilir. Ben seviyorum hallederim der. Öyle götürebilir. Ama bu insanın kendi dairesinde isse

bu algılanabilir bu normaldir ama bir başkasının hukukuyla alakalı. İsa bu normal değildir. Nübüvvet işte. Adnan’ın hukukuyla alakalı ben. Adnan’a kendi kafamdan böyle ya bunu da böyle ben derim o da böyle olur. Ben bunu deme noktasında değilim eğer. Adnan’ın. Hüseyin’le bir problemi var ise ve bu problem. Dergahı ilgilendiriyorsa her ikisini bir dinleyip. Her ikisinin huzurunda. Ben onun fetvasını vermek zorundayım ve verdiysem hükmetti isem her ikisi de uymak zorunda da uymuyorsa uymayan adamı da atmak zorunda bu bir

çizgi. Bunlar. Normalde velayet. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti dergahlarında çok dikkat edilmeyen şeylerdir velayet dergahlarında birisi aşka gidip bağırır o en. Safa geçer birisi ağlar biraz fazla o ön. Safa geçer normaldir. Nübüvvet öyle değildir. Nübüvvet bir kimseyi ön. Safa geçirecek olan peygamber. Sallallahu. Aleyhi ve. Sellem hazretleridir veya geçmiş peygamberlerdir veya sahabeler deir veliyullah tır ve veliyullah da bu noktada ayrılırlar nübüvvete gidenler velayette gidenler diye ve nübüvvete gidenler velayette gidenlerin üstündedir fevkindedir onlar. Çünkü sünnet-i. Resulullah’ın

yaşaması sünnet-i. Resulullah’ın yaşanması. Kur’an ve sünnetin tam olarak anlaşılması ve algılanması için mücadele ederler. Evet. Bir tarafları ilme dayanır. Bir tarafları aşka dayanır çift kanatlıdır ama velayette gidenlerin bir tarafı fazla ilme dayanmaz biraz. Tabiri caizse aşka dayanır ki tek kanatlı kuş gibi olurlar bazen istikamet bazen tutturulması gereken. Hedef tutturulmalı o kimse bunları biliyorsa fark eder bunları bilmiyorsa fark edemez bunları okuyorsa fark eder bunları okumuyorsa fark edemez bunlardan manen bilgisi varsa fark eder manen bilgisi. Yoksa bunlardan

fark edemez ama sonuçta. Ben asla ve asla. Şeyh. Efendi. Hazretlerini böyle küçük görme gibi küçümseme gibi veyahut da işte eleştirme gibi noktasında değilim. Ben bunu açıklıkla söylüyorum yol farkını söylüyorum şeyhimi konuşmuyorum bunu defalarca söyledim eğer şeyhimi konuşacaksan. Ben konuşurum 17 yıl yanında durmuşum hatasıyla kusuruyla eksiğiyle fazlasıyla. İçinizde. Benden iyi. Hatta ve hatta daha iddialı konuşayım dergahta. Benden iyi tanıyacak olan bir kimse de yok eşi ve çocukları dahil eşi ve çocukları dahil bu noktada iddialı konuşayım. O

yüzden asla ve asla şu noktada değilim ben çünkü biraz. böyle kendim kalbi olarak olayların zamanında zemininde. Kendi bulunduğu ortama göre yargıladım bundan 5 yıl öncesini bugünden yargılamak kolay 5 yıl önce o o gün için doğruydu bundan 5 yıl öncesini 10 yıl öncesini sen bugünkü akılla bugünkü beyinle bugünkü ilimle bugünkü geldiğin noktayla yargılamaya kalkarsan hata edersin o günkü düşünce buydu. Hayat buydu tarz buydu. Ben o gün için ş. Efendi buldum gördüm tanıdım sevdim yürüdüm peşinden ve ona

bir söz verdim. Dedim ki senin kabre koyunca kadar sana ve. Dergahına hizmet edeceğim. Efendim gücümün yettiğince dedim. Benden bir şikayette bulunmayacak. Ben sana ihanet etmeyeceğim dedim o zaman için ihanet edenler oldu vefasızlık yapanlar olduydu kede çok üzüldü dü. Efendi bana ben o zaman ona bunu söyledim benden bir. ihanet görmeyeceğim benden bir vefasızlık görmeyeceksiniz. Efendim dedim sizi dedim kabre konunca koyunca kadar size ve. Dergah dedim hizmetim devam edecek kabre koyduğum anda. Efendim dedim size sizi kabre koyduğum

anda. Allah şahit ahirette. Hepiniz de göreceğiniz duyacağınız size ve dergahını hizmetim bitecek. Efendim. Mustafa efend ağır konuşuyorsun dedi hani böyle dedim efendim biz şimdi bayındırlı böyle bir nefis vardır. İzmirliyiz demezler bayındırlı derler her yerde böyle kazalar ilçeler olur ya bizde de biraz bayındırlık var biraz böyle aaltonen. D de dururum. Efendim ben ölünceye kadar dedim size ve dergahını hizmet edeceğim. Efendim dedim ve hatamla kusurum da eksiğim ne yanlışımla yapabildiğim yere kadar belki de daha mükemmel olabilirdi bu

da olabilir elimden gelen buydu kalbime kalbimin yettiği gücümün yettiği. buydu yaptığıma inanıyorum ben ve kabre koyduğum anda da orada da söyledim. Benim vazifem bitti benim görevim bitti. Bu. Dergah ve bu şeyhime. Herkesin. Allah’ı yolunu açık etsin dedim öyle demedim mi benim bitti her şeyim dedim bu dergahla ve bu. Üstat olan bağım burada bitti dedim bitti derken. Dergah ve size. Hizmet etmeyeceğim. Efendim. D ondan öğrendiklerim var ondan yaşadıklarım var onun bana vasiyetleri var tavsiyeleri var. Ben bunları

da üzerindeki vasiyetler tavsiyelerini arkadaşlar da anlattım. Bana dedi ki evladım kahvede dedi bana. Biz vefat ettikten sonra sakın ha dedi ben oldum deyip de insanlara ders verme istiharesi yapsınlar herkesi serbest bırak herkes istihare yapsın bütün dergahda söyler herkes istihare yapsın tanesinde kimi görüyorsa ona gidip bağlasınlar. Emredersiniz. Efendim. Sakın ha. Mustafa. Efendi ben oldum deyip de ilan etme. Emredersiniz. Efendim. Beytullah şahit olsun şahit olsun efendim. Ben bütün. Dergahı söyledim arkadaşlar şeyhimin böyle vasiyeti var herkes istihare yapacak

rüyasında kimi görüyorsa. Ona gidecek bağlanacak ve bunu dergahta ilk söyleyen bendim. Bütün herkes dedi ki bekleyin işte şunu yapın bunu yapın ben efendinin benim üzerime verdiği vasiyetleri yerine getirdiğim inanıyorum bu ayrı bir mesele. Evet velayetle şimdi. Efendi konuşmak bu noktada. Çünkü insanlar. Siz buradan. Bu sohbeti gayet masumane bir başkasına anlatıyorsunuz onlar da diyorlar ki bak. Şeyh efendiyi eleştirmiş ve ona laf söylemiş dışarıdan böyle söylüyorlar zaten söylemeler. Korktuğumdan çekindiğim değil öyle bir derdim de yok y kargadan

korkan tarlasına dara ekmez demiş kargalardan hiç korkmadım hayatım boyunca. korkmadım. Kendimi. Bildim. Bileli kargalardan korkmam var kargalara teneke de çalmam gitsinler diye karga benim danem ihtiyacı var gelsin. Yesin benden geçinecek o karga çünkü kovmam. Ben kargaları zayıf kişilik onlar o yüzden bu lafı dışarıda üstüne. Siz değil sizden dinleyenler buna 3 5 10 katıp dışarıda kargalık yapacaklarını biliyorum. Ben onların hiç önemli değil doğru neyse gerçek neyse onu söylemeye çalışıyorum o yüzden şeyhimin eleştirilecek yanları da vardır benim

vardır. Bütün velilerim vardır ama eleştirilecek yüzüne kalkıp konuşmak gerekir ve zamanında konuşmak gerekir şimdi konuşmanın bir anlamı yok. Hatta o o gün içerisinde onlar doğru da kabul edilebilir her olabilir bunları konuşmanın anlamı yok. Önemli olan. İnsanlar yaşadıkları hayattan olaylardan içinde bulundukları dünyadan gerekli olan dersini alıp ileriye doğru. yürümesi ben kendimi öyle düşünüyorum. Mustafa. Özbağ dün gitti bugün. Kur’an ve. Sünnet noktasında. Sen ne yapıyorsun hangi noktadasın. Neredesin. Ne yapman gerekir. Ben ona bakarım. Allah bizi affetsin. O

yüzden. Evet benim yolum. Nübüvvet bu yeni değil bunu da söyleyeyim. Bu yeni değil. Eski dergahım içerisinde ilk hadis için fıkıh kitabını ders okumak için rahleye koyan benim. Bunu böyle şatla benim derken konuşmak istemiyorum. Ben arkadaşlara. Bayındır’da. Ödemişte fıkıh ve hadis okurken dergahın içindeki arkadaşlar beni eleştiriyor lardı. Sen alim mi oldun. Alim mi olacaksın diye. Evet eleştiriyor lardı okunması gerektiğini. Kur’an ve sünnetin anlaşılması gerektiğini ve bu noktada insanların bilinçlerinin artırılması gerektiğini savunan insandım. Allah affetsin dergahın içerisinde

ilk kitabı bastıran. Bursa’da biz olduk ilk dergiyi çıkaran biz. olduk insanların okuması açısından olmadı uymadı gitmedi yetersiz kaldı işte ne bileyim olabilir düşünce olarak. Mantık olarak durduğumuz nokta olarak gayet güzeldi doğruydu. Hala da aynı noktadayım ilk önce işte bir 100 yü 40 kişilik ardından işte 100 12 kişilik bir eğitim semineri gibi. Arkadaşların kardeşlerin. Kur’an ve. Sünnet noktasında eğitilmesi gerektikçe bütün sadece. Bursa’da değil. Nereye gidersem gideyim muhakkak yanında bir hadis kitabım. Vardır muhakkak hadis yoksa fıkıh kitabım

vardır. Arkadaşlar orada. Kur’an ve. Sünnet noktasında hadis noktasında fıkıh noktasında sohbet etmeye çalışırım onlara hadis okumaya çalışırım onlara sünneti. Resulullah’ı sevdirmeyi peygam. Peygamberi sevdirmeyi. Allah’ı sevdirmeyi. Kur’an ve sünneti anlayıp yaşanılması gerektiğini çabası içerisindeyim. Nübüvvet bu. Nübüvvet yoksa ü tane evliya menkıbesi dinleyip öğrenip insanları oturup işte iki oğlu. varmış da birisi sarhoşmuş da birisi alimiş de. Kırklar oradan geçiyormuş da o. Alim oğlana at oğlum. Buradan kırlara katıl demiş de o katılmamış da öbür sarhoş atlamış da kendini

de o kurtlara katılmışlar yok işte. Kırklar toplantıya giderken toroslara çarpmış da bir tanesi düşmüş de bunları da anlatabilirdim yok hayır tasavvuf bu değil benim anladığım tarikat bu değil benim anladığım tarikat. Kur’an’a uygun sünnet-i. Resulullah’a uygun imamların içtihatlarına uygun benim anladığım tarikat bu. Kur’an sünnet imamların. İçtihat mantığına uygun bu dairede. Allah’ı. Sevmek. Resulullah’ı sevmek ve onların ahlakıyla ahlaklanmak benim anladığım tasavvuf benim anladığım tarikatın adabı erkanı çerçevesi bu dervişlerin arasında gıybetin olmadığı dedikodunun olmadığı birbirine vurmadıkları birbirlerini hançerlemek

mümkün olduğunca o ashabın birbirini sevdiği gibi tuttuğu gibi muhabbet. beslediği gibi dervişlerin de birbirini tuttuğu muhabbet besledikleri kardeşlikler ilerlet ird ikleri perçinleştirmek için bana şikayet etmeye geldiler onu da alım getirin dedim isim vermek istemiyorum şikayet edilenin ismini verin birisi. Cafer’i şikayet etmeye geldi dedim. Cafer’i de alacaksın geleceksin bana nasıl dedi basmaya dedi ya durdu dedim bana dedim. Cafer’i. Şikayet edeceksen onu da alacaksın geleceksin. Şu anda. Dergah bıraktı terk etti gitti hiç umrunda değil. Biri adanı şikayet

etmeye geldi adını daac gce dedi ben birisini sorabilirim dedim ki. Adnan. Hüseyin ne yapıyor. Hüseyin bana. Adnan’ın ne yaptığını söyleyecek ama. Hüseyin’in. Adnan’la bir. Problemi varsa bana. Adnan’ı tek başına şikayet etmeye gelmeyecek eşlerini şikayet etmek isteyen kadınlar oluyor hükmetmiş istiyorsanız kocanızı alın gelin diyor erkekler telefon açıyor diyorum. ki hükm etmemi istiyorsan hanımını al gel yanıma. Nübüvvet bu tarikat bu suizanla gıybetle dedikoduyla başkasını gazlayn takmayla hançerlemek de tarikat yürümez bu tarikat değil. Allah bizi affetsin. Amin. Herkes

bir boncuklar. Sen de haklısın sen de haklısın sen de haklısın. Herkes. Haklı mı ya hayır. Üstat hükmedecek çağırır der ki bunu böyle yaptın mı yaptın sen de bunu böyle yaptın. M yaptın kardeşim sen böyle yaptın attım. Seni attımsa atmış işte benim hakkımda diyorlar ki atıyor dergahtan. Evet atıyor. Evet atıyorum gece saat 2 mesaj çekiyorum çat seni bir daha dergahta görmek istemiyorum dersini dal aldım diyorum atıyorum evet veya yüzüne söylüyorum. Bir daha buraya gelmeyeceksin diyorum. Evet kendim

olsam kendim atarım arkadaşlar kendimi kendim var ya. kendim kendimi. Day ayatar. Eğer kendimi bu tarikata. Kur’an’a sünnete tarikatın adabına erkanına uygun olmayan bir halimi kendi kendime görürsem hem. Vallahi atarım kendimi hem billahi atarım kendimi derim ki. Mustafa özba sen buraya. Layık. Değilsin git dağın kenarında otur orada derim. Giderim dağın kenarında otur. Evet evet bu noktada. Ser görebilirler arkamdan dedikod edebiler hiç önemli değil çorun. Hacı. Mustafa. Efendi. Hazretleri. Erzurum’daki zakiri. Demirel’e oy atacaksınız demiş demişler ki efendim.

Bu sizin sözünüz mü. Demirel’e mi. Oy atacağız demişler açıkça söylüyorum bakın. Erzurum’daki. Zakir müteahitlik yapıyormuş. Bir de evinin altını. Dergah yapmış kocaman müteahit ya evinin altında. Dergah yapmış orada. Zikrullah oluyormuş orada toplanıyorlar mış millet yiyormuş içiyormuş orada. Efendi gittiğinde orada kalmış filan seçir zaman demiş ki. Demirel o yatacaksınız. Çorum bı. Mustafa. Efendi de o zaman için ilk ne. Milli milli nizamı atacaksınız diyormuş. Çorum macı. Musa. Efendi. Hazretleri. O da demiş ki demir demir atacaksınız dervişlerden. Birisi

demiş ya olmaz. Şeyh efendinin tarzı bu değil. Bunu ben demiş babaya bir danışayım mı. Danış demiş ya. Sen bana karşı mı çıkıyorsun deo git şu dergahtan demiş onu kovmuş şeyden dergahtan o adamı. O adam da telefon açmış demiş. Efendim hakkınızı helan edin. Burada böyle böyle dur ne böyle tam. Anlayamamış da trene bin gel demiş binmiş adam trene gitmiş. Çorum’a. Selamünaleyküm. Aleykümselam sabah saat 10 demiş. Efendim hakkımızı helal edin. Sizin mi böyle bir görüş bu düşünce sizin

mi onu öğrenmeye geldim. Beni de dergahtan attı. demiş. Ne oldu böyle böyle oldu oğlum demiş bakın musta. Efendi’nin cevabı çok enteresan oğlum daha demiş. Hakkı hakikati batılı. Hakkı ayırt demeyen benim nasıl. Zakir. Olur demiş bir mektup yazmış senin. Zakir liğini de aldım dersini de aldım dergahtan bir. Kovdum bu adama da. Çavuşluk verdim demiş ve oradaki dervişlerin hepsini attım oğlum demiş bir tanesi. Ney hepsini de attım. Orada ne kadarsa hepsini attım. Oğlum onlar şeyhlerini de tanımıyorlar demiş

bir tek sensin orada yeni. Derviş. Sen de çavuşun. Orada demiş git orada. Yeniden. Başla. Anladınız mı farkı atmış hepsini de. Mustafa. Efendi atmış atar mıyım hepsini de atarım bir mahalle bir şehir bir il kepengi kapatır mıyım kapatırım orayı kurarım orayı yeniden kuralım hiç kimsenin. Ben dahilim. Kur’an sünnet imam onarın içtihadın dairesinden çıkmaya hakkı yok tarikat adına çıkmaya hakkı yok. Hiç kimsenin. Yok hiç kimsenin hiçbir çavuşun hiçbir zakirin hiçbir naibin hiçbir nanın hiçbir halifenin hiçbir şeyhin dervişlerden

para toplayarak. Tan işini aşını düzeltmeye ev. Han hamam yaptırmaya hakkı yok atarım kim. Tarikatı geçip kap yaparsa atarım kim tarikattan para toplamaya kalkarsa atarım kim benim adıma para toplamaya kalkarsa atarım adamı kim benim adıma bunu şeyhime götüreceğim bunu üstadıma götüreceğim deyip de sizden bir talep ederse vereni de alanı da atarım. Evet atarım hediyeleşmek sünnet söyleyecek bir sözüm yok ama hiç kimse benim adıma bir talep etmeye benim adıma borç almaya. Benim adıma bir istemeye benim adıma bir

yapmaya hakkı yok atarım attığımızda tutuyorlar. Merak etmeyin. zaten yapıyorlar. Evet benim attıklarım bir yerlere. Şeyh de olur halife de dolur çalış da olur. Zakir de olur olur hepimize de söylüyorum zaten. Siz buradan giderseniz kesin. Şeyh olursunuz bir yerde. Allah bizi affetsin. Evet belki de bu çizgim sert gelebilir size ben çizginin sert değil köşeli olduğuna inanıyorum dışarıdan başka türlü beni anlatabilirler benim hiç uğruma değil ben kendi hanımının. Zakir liğini alan bir insanım. Dergah için. Allah rahmet eylesin.

Efendi aldın mı aldım. Efendim tık yok birinin alınması gerekir alırım birinin satılması gerekiyormuş satarım onun çekilecekse varsa bir ceremesi çekerim çekerim hiç hiç geceler boyunca patinaj ederim. Ağlarım sızlarım orada yeniden çalışırım kapı kapı dolaşırım yapılacaksa bir yaparım ama yaparım. Allah’ın izni benimle beraber. Allah için yanan. kardeşlerimin olacağına da inanırım. Beni anlayacak insanların olacağına da inanırım ve derim ki. Mustafa. Özbal sen. Yürü doğruysa. Allah senin yanına yardımcı gönderecek nasıl ebubekir’i. Ömer’i. Osman’ı. Ali’yi gönderdiyse nasıl. Ebu hureyre’yi.

Enes’i gönderdiyse nasıl o bahadırlar onların yanına gönderdiyse nasıl onun yanına zenginin de fakirin de alimin de. Cahilin de kuvvetlisin de zayıfı da verdiyse. Sen doğursan senin yanına da verecek. Mustafa. Derim. Yürürüm yürürüm. Allah da verir. Allah da verdi bugüne kadar sağlam. Metin kaleler gibi verdi hem dökülen döküldü yıkılan yıkıldı ama kalanlar kale gibi oldu. Sağlam oldu. Allah nazardan saklısın. Amin yürüyecek herkes mangal gibi yürekle yürüyecek yürüyecek dağlar gibi sağlam. Çetin gövdeyle yürüyecek lafta söyleyecekler küfte söyleyecekler

taşla atacaklar her yapacaklar. Kargalar kargalık varını tilkiler. tilk iliklerini yapacak. Aslanlar aslanlarını yapacak hiç kimsenin bugüne kadar ne dergahında gözüm olmuşt ne makamında ne malında ne mülkünde hiç ilgilendirmez beni daha bir kişiye dememişim başka bir dergahtan ders alan bir kimseye gel. Bizden ders al diye demem dilim kopsun dersem daha bir tane bir başkasının yetiştirdiği bir kimseye ne. Çavuşluk ne. Nakip ne. Halifelik ne bir vermem dilim kopsun kendim koşarım orada. Kendim uğraşırım didinir. Allah yardım eder bana

orada yetiştiririm onu da dikerim oraya başına ne dış kendi dergahımız içinde dahi dersi dahi başkasına vermem arkadaşları da derdim. Ben mahallenizde ders var mı var siz yapacaksınız dersi. Siz yaptıracaksınız dersi kimse kim. Elhamdülillah kendi kazandığımı yedim bugüne kadar hem madden hem mane ailemin 5 kuruşu yoktur. bende hanım tarafından 5 kuruş değil 3 kuruş daha yoktur borç alırım ödeyemem öderim yan yatarım çamura batarım batarım ticarette batarım kendimi dergahta da hiçbir kimseye mihnetim olmamıştır tek başıma. Efendi göç.

Olum. Ödemiş göçtüm. Ödemiş sıfırdan kurdum göçüyor buradan dedim bıraktım orada gittim ödemişim sultanıyım sultanı o zaman çevrede ne kadar. Şeyh halife. Derviş. Ne. Varsa. Hepsi de ödem işe toplanıyor lardı. Hepsi de halifelik vereceğim diye uğraşıyorlardı bana. Efendi. Rüyamda da gördüm kendim. Bursa’ya göçmüşüz da böyle. Camdan bir mekan. Kendi iş yerim gibi bir yer içerisinde kur’an-ı. Kerim okuyorum ben masada. Bursa’ya göçmüşüz göçüyorum dedi. Her bıraktım geldim sıfırdan kurduk sıfırdan. Hüseyin var ilk kuruluşlardan. Ali var orada arkada.

O dik kaldırımın ilk şeylerdir onlar çilekçi or. dah yeni misafir yapmadık değil mi. Adnan. Sen geld yeniydi daha değil mi ilk mis. Adnan var ilklerden. Cafer var il çileklerden. Evet hiç kimse yoktu. Vallah. Cenâb-ı. Hak yardım etti kurduk her tarafa hiç yüm. Allah yolunda değil mi kurduk bıraktık kurar bırakırız yine kendimize kendime bir kurmuyorum yine ha kendime bir kurmuyorum kurmuş olduğum her şeyi bırakıp gideceğim ve sağlığımda bırakacağım. Allah izin verirse sağlığımda bırakacağım diyeceğim ki. Kardeşler bedenim

yürümüyor. Artık beynim yürümüyor kalbim yürümüyor. Ben şurada kenarda oturacağım. Hadin diyeceğim ihtari yapın kime bağlanıyorsun bağlanın sağlığında ve ölürsem. Cenâb-ı. Hak nefesimi alırsa. Size yine aynı şeyi tavsiye ediyorum istihare yapacaksınız kimi görüyorsanız ona bağlanacaksınız. Evet bu yol böyle oturacak tasavvuf böyle oturacak tasavvuf manevidir kalbidir. Çünkü. tasavvuf zahiri değildir adam rüyasında görecek adam halinde görecek adam muhabbet edecek muhabbet besleyecek ondan beslenecek ondan sömürecek onu sevecek ondan hoşlanacak ki. Yol yürüsün. Hiçbir. Zaman tarikat babadan oğula geçmez yetişirse

büyürse. O da olursa çıksın meydana. Meydan. Er görsün rüyasında görsünler gitsin on da bağlasınlar sakın kafanızdan geçirmeyin ya bu adamın oğlu var da biz. Budan sonra oğluna bağlanırız böyle bir düşünmeyin şimdiden söylüyorum. Yok böyle bir o da oluştursun. O da yetişsin. O da çekecek babasının mirasına konmasın. O da çile çeksin. O da gitsin sıfırdan kursun milleti alttan alsın millete yalvarsın milleti okşasın şeyhim gelecek şimdi desin şeyhim geldin de burada 3 kişiyi görse ben ne yaparım desin.

Allah’ım ben burada bir kişiyle mi ders yapacağım. iki kişiyle mi ders yapacağım deyip. Gecelerce ağlasın par harcasın zamanını harcasın yolunu harcasın hanımından fedakarlık etsin çocuklarından fedakarlık etsin parasından malından mülkünden hayatından canından ruhundan sırrından fedakarlık etsin yürüsün kim yürüyecek. Meydan boş sevsin. Allah’ı sevebildiği kadar kim seviyorsa. Meydan boş kim seviyorsa. Resulullah’ı sonuna kadar sevsin meydan boş sevsin ki onlar da onu sevsin onlar onu sevince. Hadi. Şerif tecelli etsin meleklere de sevdirsin hadis-i. Şerif tecelli etsin melekler. Mümin

kulların kalbine ilham etsin üflesin bunu. Allah seviyor. Siz de onu sevinsin onlar da onu sevsin tasavvuf bu tasavvuf. Al sikkeyi başına gey cübbeyi sırtına çık meydana. Bu değil. Bu değil tasavvuf. Allah bizi affetsin. Amin. O yüzden dönüm onu arz ediyor öyle bir tasavvufu bir kurum öyle. bir tasavvuf topluluk hayal ediyorum. Kur’an’a bağlı sünnet-i. Resulullah’a bağlı imamların içtihatlarına bağlı. Allah’ını seven resulünü seven müminleri seven birbirlerini seven birbirlerini birbirlerinin koluna girmiş birbirleriyle desteklemiş. Omuz. Omuza vermiş bir topluluk

hayal ediyorum. Bunu göreceğim inşâallah bunu şimdiden de görüyorum açık konuşayım görüyorum çok mutluyum bu noktada. Şuradaki bizim. Kardeşliğimiz anlayışımız muhabbetimiz. Burada bulunmaktan kardeşlerin arasındaki bu hukuktan. Çok mutluyum çok memnunum 20 yıl sonra kafam selamet selamette kendi kendime. Allah nazardan saklasın. Allah’ım. Bugünlerde varmış diyorum ve. Yalvarıyorum size bu kardeşliğimizi muhafaza edin. Birbirinizin elinden tutun. Birbirinizi sevin birbirinize muhabbet besleyin birbirinizle. Allah için. Sevin birbirinizi. Allah için. Birbirinizin arkasından konuşturmayın birbirinize çelme taktırmayın birisi. Birinizin arkasına laf söyleyecekse susturun

onu isterse o adam konuşulan adam mendeburun teki. olsun o mendebur dahi konuşturmayın. Siz yanınızda mendebur bir adam konuşma kardeşim onun hakkında yanında bitti. Biz onunla kalbinizde şunu düşünün ben onunla. Perşembe gün yüz yüze geleceğim yine ve. Perşembe gün halanın bir tarafında olacak halanın bir tarafında ben birbirimizin gözünün içine bakarken la ilahe illallah diyeceğim de nasıl diyebilirsiniz başka türlü aün arkasından konuşamaz konuştuğu zaman onun. Ceremesini çekerlerdi haz. Ömer efendimiz. Bilal habeşe. Bilal söyledi gitti kapının önüne koydu

dedi ki ey. Bilal yanağımın üzerine basmadan geçme buradan yana üzerine bastı. Geç bu kadar basit birbirinizi öyle. Sevin öyle tut adam ne diyorum bakın kötüdür adam yanlışlıkları. Vardır vardır kardeşim konuşturmayın başkasının yanında siz de konuşun bin git kardeşim. Dükkanı burada adam. Burada şu şurada bak işine. Benim yan ol köt bana telefon açıyorlar benim. Derişim bana mı katılıyorsun di susuyor adam bu sefer benim kardeşim benim arkadaşım bana kölem ben perşembe günü tekrar yüz yüze geleceğim burada la

ilahe illallah diyeceğim. Allah bizi affetsin bir hadis okuyayım biteceğiz parçalanınca kadar. Ok mu geç. He yok kere kere yarda kıyamet gününde kulların hangisi. Allah yinde daha kıymet ve daha yüksek mertebeler diye. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerine sordu. Allah resulü. Allah’ı çok zikredenler denildi ki ey. Allah’ın resulü. Allah yolunda savaşan da anlamı daha kıymetlidir kılıcı parçalanıp kana bulanınca kadar savaşsa dahi. Allah’ı zikredenin derecesi onun üstündedir. İçinde. Allah’ın anıldığı ev ile içinde zikredilmiş bir hadis-i şerifte bir

kimse. Allah’ı zikir için. Allah’ı zikret. Cihat edenle. etmeyen arasındaki zikredenin arasındaki farkı diyor ki üç tane kılıcı bir kılıcı. Kırılsa ikinci kılıcı. Kırılsa üçüncüsü de. Kırılsa. Allah’ı zikredenler diyor eşittir denktir. Allah’ı çokça zikredin. Kardeşler derslerinizi çekin ayrıyeten. Nafile olarak bol bol. Allah’ı zikredin. Tevhide devam edin bir insan manevi kuvveti. Zikrullah ile ahlakıdır sevdasıdır bu içi oldu mu insanda hiç kimse dolduramaz. Onu o yüzden. Allah’ı zik ve bol bol zik devamlı dilinizde kalbinizde yüreğinizde. Allah’ın. Zikri olsun.

Allah olsun hakkınızı. Helalin. Ya. Allah. İlgili Sohbetler 491. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 334. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 235. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.