Şu an iyi mi benimki? Amikum. İnsanların başında balık tutmaları hakkında bilgi istiyor. Veya sağ sara çıkmak reis sohbetimizde balıkların hicretini verin demişti. Evet. Eğer bir kimse boş vakini değerlendirmek için balık tutamaz. Bal hayvanları. Müslümanların ihtiyaçlı olanlarına cahittir. Avlanmak spor değildir. İslam’da insanlar şimdi spor yapmak için avlanıyor. Öyle değil mi? Adam boş vaktini değerlendirecek. Şim eğer şu anlayış sahip olmuş olsa herkese bütün avaya ihtiyacı olan bakıp bu karar ya tahsis edilmiş olsa ya bu ücret ücret karşılığında
satılmamış olsa ve sadece fakat fara hav hayvanlarından faydalanacak olsa hayvanları çoğalmaz mı fakir. Fukalarda bu noktada et ihtiyacını işte normal doğal ihtiyaç karşılamaz mı? Karşılar. Adam şimdi balık tutmaya gidecek. Balığın kilosu kaç para? 10 lira. Örneğin adamın zaten. yol parası 10 liradan fazla tutuyor. Doğru mu? Doğru. Git oradan al bir kilo et. Hanefiler demişler ki bir kimsenin avacığı para aldığı etten fazlaysa o caiz değil demiş. Anlaşıldı. Adam işte bir yere avlanmaya gidecek. Harcadığı parayla işte karşılığında
eti alabiliyor mu? Alamıyor. O caiz değil. Mehdi ala resul mü önce gelecek, deccal mı önce gelecek? Çevşkide kalmış. Tam bilmiyorum aydınlatır mısınız? Tespih tanesi gibi arı ardına gelecek. Kişi hayatında hiç namaz kılmamış olsa da hasta olduğu zaman ziyaret etmemiz gerekir. Ziyaret edilebilir. Bunda şu be kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltemiyorsanız dilinizle onu da yapamıyorsanız kalbiniz. Imanın en zay noktasıdır. Bazen böyle oluyor ki insanın hakkında. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem müşriklere karşı mücadele etmiş ama biz müminlere karşı.
bir şeyler anlatıyoruz ya da umuz yapıyoruz. İnanan bir söylediğimizde mücadel konuda çeliş. Bu noktada biz kötülüklerle mücadele etmek farklı bir şeydir. Şahıslarla mücadele etmek farklı bir şeydir. Biz kendi etrafımızda şahıslarla mücadele ediyoruz. Kötülüklerle mücadele etmiyoruz. Biz kötülüklere karşı mücadele edeceğiz. Sıkıntı bu. Karşımızda bizim bir kötülük var. Biz kötülükle mücadele edeceğiz. Şahıslarla değil. Bir de. Müslümanların, müminlerin birbirlerine, birbirlerine karşı konuşurlarken, birbirlerine karşı bir şeyi tavsiye ederlerken, birbirlerine bir şeyi tebliğ ederlerken dikkatli olmaları gerekir. Azemin dikkat gösterecek
insan. Onu kırmamak, üzmemek, incitmemek, onu böyle ürkütmemek, onu böyle nefrete sokmamak için mücadele ettik. Biz müminlere karşı şefkatli ve merhametli olmamız lazım. Bizde o yok. Biz müminlere karşı aşırı derecede gıybetçi, dedi aşırı derecede yüzüne iğnemeyen, aşırı derecede arkasından. konuşan ve aşırı derecede kırıcı konuşan insanlarız. Allah rızı affetsin. Allah rızı affetsin. Amin. O yüzden önemli olan müminlerin kendi aralarında şefkat, birbirlerine şefkatli, merhametli, birbirlerine muhabbetli yaklaşmaları ve namaz kılmayan kimseye, etrafımızda dini duyarlılıkları eksik olan insanları da biz
müşrik görüyoruz, kafir görüyoruz. Bu da sıkıntı. Öyle bir sıkıntı da görmeyeceğiz. Allah muhafaza eylesin. Peygamber efendimizin sözü kalbinde kibir olan cennetin kokusunu alamaz. Bu hadise göre insanın kibirli olmaması için tavsiyeleriniz nelerdir? Fazla gönlü kibrinde olmasın. Fazla gurur kibrin olması. Gurur da kibirden kaynaklanır. Zaten sebep olur mu? Bir kimsenin kibri yetmesinin en güzel yolu karşısındaki insanı kendisinden faziletti görmesi. Eğer bunu becerebilirseniz gönlünüzce zerrece kemir kalmaz. Sen kim olursa olsun bu bu kim olursa olsun karşındaki bir kimseyi,.
yanındaki bir kimseyi sen kendinden faziletli görüyorsan mesele bitmiştir. Konu kökten çözümlenmiştir. Eğer derviş kardeşlerinden birini beğenmiyorsan, eğer derviş kardeşlerinden birisinden kendini daha faziletli görüyorsan, eğer etrafındaki, yanındaki, karşındaki insandan kendini daha faziletli görüyorsan sende kibir var. Allah bizi muhafaza eylesin. Babam, dedem ve amcamla ayrı olmasına rağmen maddeme manen 14 senedir destek vermektedir. Babam dedem ve amcamla ayrı olmasın maddem 14 senini destek vermektedir. Yeni gelir gelir bizde olmasa bile borç bulur ama her defasında inkar eder ve koronu
çok bir şekilde suçlar. Korumun bundan sonra destek vermemesinin günahı vardı. Bir kimse babasına, erkek evlat babasına. Bakın babasına bakmak zorunda. O yüzden ha babasına borç vermek zorunda değil. Bakmak zorunda. Gücünün yettiğince bakacak. Babası için borç bulmak zorunda değil. Ama bir erkek evler. Örneğin benim babam sağ olmuş olsaydı ben ona bakmak zorundayım. Benim annem sağ ben ona bakmak zorundaydım. Erkek evlat anne babasına bakmak zorunda. Makul daireler. Ona borç para olmak zorunda değil. Onun etrafıyla olan ilişkilerini işte
veya işte baban amcasına borç para istiyor, amcasına da bilmem bir yapmak istiyor. Ona mecbur değil o. Ama bir erkek evlat anne babasına bakmak zorunda. Makul dairede. Ben evliyim. İki kardeşime babaannen, evli olan kız kardeşim dedim. Biz veriyoruz. Babamla kazan kurmak kaidiyle. Babanız çocuğun parasını kendi babasına vermesi uygun değil. Kendi kendine alabilir. Kendi babasına. Baba evladın parasından alabilir. Baba der ki evladın yiyeceğinden, içeceğinden yiyip içebilir. Evladından sorgusuz sualsiz. Evladının parasına tasallir. Sorgusuz sualsiz. Ama normalde evladının parasını.
bir başkasına veremez. İslam dininde, İslamında keramet var. Başka bir din kerameti de yok. İslam’da yaşayan yer yaşadığından keramet olan doğamıyor. Bir kimse dinini yaşıyorsa yaşatma mücadelesi de varsa bunun için keramettir. Encaya glde balık havlama ve avlanı yemek. Ne bu ara balık çok ne balıktan avlanta geç namazdan secdeye giderken pantolonları biraz yukarı çekmek namazı bozar mı? Hanefi’ye göre mekruh. Dervişe imtihan etmesi diye bir var mı? Varsa nasıl imtihan eder? Bu imtihan etmesi diye bir yok. Bir kimse,
bir üstat. Allah mı ya dervişini imtihan etsin. Bir mesele olur. Bir görev verilir. Bir hizmet verilir. Bir ortaya bir problem çıkar. Bir herhangi bir hadise çıkar. Bir olur. Derviş onunla imtihan olur. Yoksa onu da duyuyorum ben. Geçenlerde başka. bir yerden de sordular. Neymiş de işte üştemiş de ondan sonra öyle olmuş da böyle olmuş da ondan sonra demiş ki ben seni imtihan edeceğim. Tasavvufta böyle olmaz. Şimdi ben kalkacağım edeceğim ki namazın dışındaki farzları say. Sayamadı ben seni
imtihan ettim. Sınıfta kaldı diyor. Böyle bir. Veyahut da birinize diyeceğim ki gidin o şeyden. Ulu. Uludağ’dan bakacaktan at kendini. E atamadın e imtihan et dedim. Sen sınıfı geçemedin. Böyle tasavvuf. Böyle bir yok. Allah bizi affetsin. Amin. Bir meselede evet dermiş imtihan olur, zorlanır. Mesela bir vazife verin üstadı. O vazifede zorlanır adam veya o vazifede nefsini uyar. Yapmaz. O vazifeyi yerine getirmez. Bu dervişi imtihan etmek için değildir. Normal günlük hayattır. Örneğin ben. Mehmet’e dedim ki. Mehmet sen.
işte. Kestel. Gürsü o bölgede sorumlusun. Kester’e de git dedim. Mehmet şimdi. Kest’e gidiyor. Mehmet şimdi kalkar da kendi kendine derse ki ya ben. Kestep’e gidemem arkadaş. Nereden bana. Kestere’e gittin derse bak burada imtihanı kaybeder. Örnekleme olarak söylüyorum. Ben onu imtihan etmek için de söylemedim onu. Bu bir vazife. Bir derviş vazifeyi yerine getirip vazifeyi yerine getirdiği zaman kendiyle alakalı. Allah yolunda yol alır. Her vazifeyi yerine getirdiğinde yol alır dermiş. Her dersinizi çektiğinizde dahi yol alırsınız. Her derse
geldiğinizde yol alırsınız. Imtihan mıdır? Yoksa üstat kalkıp da şeyh kalkıp da ona olmayacak bir söyleyip de ben seni imtihan ettim deme noktasında değil. Öyle bir yok. Üstat imtihan olsun diye de bir söylemez. Var mı söyleyenler? Var. Onlar. Kur’an. ve sünnetin içerisinde değil. O hareketler peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinde yok. O asla onu böyle şeylerle imtihan etmedi mi? İmtihan eden. Allah’tır. Çünkü düşman geldi kapıya dayandı. Bütün hepsi de birden imtihan oldu. Çıktılar savaştılar. Yokluk geldi
kapıya dayandı. Hepsi birden imtihan oldular. Çıktılar yoklukla mücadele ettiler. Başlarına gelen belalarla, musibetlerle, sıkıntılarla, problemlerle imtihan oldular. İşte imtihan olur. Annesinden olur, babasından olur, ailesinden olur, işinden olur, bergahta olur, başındaki adamdan olur. Olur sıkıntılar yaşanır. Bunları aşacak imtihan. Yoksa şeyh kalkacak da ondan sonra üstadını bir üst tadını imtihan edecek. Böyle bir yok. Allah muhafaza eylesin inşâallah. Seferi olan birisi cemaatla namaz kıldırabilir mi? Şayet kıldılar kıl cemaatle namaz kılabilir mi? Kılabilir. Şayet kılabilirse farz namazlarda imama oy.
dört rakı tamamlamalı ki yoksa ikinci yok. Dördü tamamlayacak. Seferi olan bir kimse mukim olan bir imama tabi olursa normal mukim gibi 4 dört rekatlık namazları 4 iki ya iki üçü olarak kılar. Ben seferim de imam daha ikinci rekata kalktığında selam verip namazdan çıkarsa namazı fasit olmuş olur. Yeniden namazı iade etmesi gerekir. Belli bir süre ibadetlerini yerine getiren ama daha sonra çalıştığı ortamın çevresindeki arkadaşlarınla arkadaşlarından dolayı gaflete düşük ibadetlerini bırakma ne gibi tedavi önersiniz? Yeniden başlayacak. Demirci
dükkanına gider iç kokar. Dükkanına gider ıtır kokar. Hadis-i şerif. Bir kimsenin etrafında namaz kılmayan insanlar var ise orada namaz adamın aklına gelmez. Etrafında ibadetle, Allah’la, peygamberle, İslam’la, din ile irtibatı olmayan insanların orda kendilerini irtibatta tutmaları çok zordur. Hazret-i Ebubekir efendimiz, “Bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim. Başka bir rivayete, senin dinini söyleyeyim diyor. Bana arkadaşını söyle. Senin dinini söyleyim. Söyleyim. O zaman biz etrafımızdaki arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi, etrafımızdaki insanları iyi seçmeliyiz, iyi analiz etmeliyiz. Bir kimse eğer ki
dini noktadan kendisini sağlam görmüyorsa, sağlam tutmuyorsa, ibadet noktasından kendisini sağlam tutmuyorsa o kimse böyle namazdan, abdesten, oruçtan, işte ibadetten, zikirden haberi olmayan ve bunlara karşı olan insanlarla oturup kalkmayacak zamanla yozlaşır. Yozlaşma der bizim orada. Yoz, yozlanmış bu derler. Mesela işte deve çok güreşkendir. Yanına bir kancık deve koyarsın. Deve yozlaşır, güreşmemeye başlar. Veyahut da işte böyle yanına bir kimsenin o hayvanın yanına bir yoz bir hayvan gelir. O şeyler var. Tavuk horozlar var. Şeyler güreşen horoz, dövüşen horozlar.
O dövüşen horozların yanına dövüşen horoz koyarsan sabahtan akşama kadar dövüşürler. Ama onun yanına bir tane yoz horoz dövüşmeyen. O ikide birde kaçıyor ya önünden. Onun önünden kaçtıkça o horozla yozlaşır. Yozlaşma denir buna. Bu hayvanlarda da görülür, insanlarda da görünür. Allah aşkı gümbür gümbür olan bir insanın yanına gidin. Sizin de. Allah’a olan aşkınız artar. Bir böyle. Resulullah’a aşık bir insanın yanına gidin. Etkilenirsiniz. Resulullah’a aşık olursunuz. Üstadımı, üstadıma aşık olan bir dervişin yanına git. Üstadınıza aşık olursunuz. Hatta
bir de ona bakarsanız bu ne biçim ya bu sevgi yok canım. İslam’da dersiniz. Kendinizce onun sevgisini eleştirirsiniz. Eleştiren insan yozluğundan eleştirir. Yol bir dervişin yanına gidin adam dervişle yozlaşır. Nasıl yozlaşır? Derviş yok ya. Ondan sonra bakış arasında bu. hata var. Burasında bu hata var. Burasında bu kusur var. Burasında bu yanlış var. Bu böyle sevilmez ya. Yok canım. Allah mı ya? Peygamber mi ya? Der yozlaşır dermiş. Dermiş de yozlaşır. Herkes ve her yozlaşır. O yüzden normalde siz
de günlük hayatınızda yoz bir insanın yanına gidin. Siz de yozlaşırsınız. Ticarette de böyledir, evlilikte de böyledir. İşte de böyledir, evde de böyledir. Dergahta da böyledir. Her yerde böyledir. Mesela böyle hiç hanımını dinlemeyen aslı asık kestik kestik bir adamla arkadaşlık kurur. Evliliğiniz yıkılır. Siz de öyle yapmaya kalkarsınız. Perican olursunuz. Y neden o evdeki sizin alışın değil? Ben bazen dedemi anlatıyorum herkes boşturuyormuş. E benim dedem gibi yapmak istiyormuş. Hayır yapamazsınız. O bitmiş. Geçmiş o. Dedem eline sabun almadan.
banyoda lif almadan tas sabun almadan öldü gitti adam. Yıkanmadı zannetmeyin. Yıkanıyor hiç eline sabun almıyor. Anneannem yıkıyor. Anneannem parça olduydu. Annemler gidip yıkıyordu. Anneme sordum. Ne yapıyor dedim. Ben bacak bacak üstüne atıyor. Banyoda dedi. Bir sandalyesi var dedi. Öyle oturuyor dedi. Ne sabunu ediyor ne tas ediyor. Hadi yapın. Oakkale’de kalmayanların son kırıntılarıydı. Ya normalde şimdi bunu yapmak mümkün mü? Mümkün değil. Ne oldu? İnsanlar gün geçtikçe, gün geçtikçe, gün geçtikçe yozlaştı adamla. Şimdi kadınlar mesela gitsin bir
adamın arkadaşı olsun. Onun hanımı hiç kocasından izin almıyor olsun. Kadın da onunla arkadaş olsun. Kadın başlar evde. Filancaya bak ya. Ne kocasından izin alıyor, ne bir oluyor. Ondan sonra istediği zaman çarşıya gidiyor. Sen nasıl herifsin de sen neden. böyle bizi sıkıyorsun da bir mi olacak da o kadından etkilenmiş o yozluk bulaşıyor ona. O bıdı bıdı diye dayanamazsan sen de dersin e ya tamam git sen de ondan ber. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Tamam bitti. Hatun
arkaya gitti belli. İnsanlar birbirlerinden etkilenirler. O yüzden insanlar etraflarından da etkilenirler. Namaz kılmayan bir insanla arkadaşlık edersen namazdan soğumaya başlarsın yavaş yavaş. Dergahtan soğumuş, dervişlikten soğumuş, tasavvuftan soğmuş bir kimseyle arkadaşlık yapın. Siz de soğursunuz. Siz de uzaklaşırsınız gidin bir abiniz anneniz babanızla iyi geçinmesin. Siz abinizle samimi olun. Sen de annen babanı suçlamaya başlarsın. Sen de düşündün çekilirsin. Yok canım doğru ya. Abim doğru söylüyor veya kardeşim doğru söylüyor. Babam böyle davranıyor, annem böyle davranıyor demeye başlarsınız. İnsanlar
sonuçta etkilenirler. Aşksızlık hastalıktır. Aşksız insanın. yanına giden de etkilenir, eşekleşer. Allah affetsin. Çocuklarda blue çağına ermesi yaş sınırıyla mi yoksa meni gelmesi ve adet görme başlaması ile mi başlar? Sonuçta bu blue çağı normalde illaki meni veya ayle bağlantılı değildir. Aklı ermesi önemlidir. Bu akıl ermesi çocuğun olgunlaşması, kendine gelmesi, bir şeyi bilmesi. 8 yaşındadır bir kız çocuğu ay hali görür ama blue değildir o. Çocuk suysa hala daha oyu değildir. Veya bir çocuk 10 yaşında menesi gelebilir. Ya
10 yaşında menesi geldiğinde de evlendirince bir kadını idare edebilir mi? Buyurun değildir o tarih. Burada bu önemlidir. Ayet ve hadislerden deccal ve yecüc mec ile ilgili bilgilerle ilgili olarak yaşantı. O şimdi konu deccal bu akşam. Cami ve dergah yaptıracağız diye. Deretepe hazine aramak boş. iş değil midir? Hem de nasıl boştur ya? Ne alakası var? Millet kendi kendini aldatıyor. Bundan insanlar daha farklı olsun. Farklı vakit geçirmeleri onlar için daha hayırlı olmaz mı? Evet. Hele bir bizim dergahta
asla olmaz öyle bir. Aman ha arkadaşlar ne cami istiyorum ne dergah. Aman ha sakın ha. İnsanın nefsi onu yaptırır. Adam kendi kendine şunu zar tamam mı? Hazine çıksın bir dergah yapacak. Çıkar. Derini bile unutur. Şimdi o der ki, “Bok ben unutmayacağım. Ben çok gördüm onu daranları. Sakın ha ne cami ne dergah. Böyle bir derdim yok. Allah birine bir veriyorsa gerekli olan malzemeyi de verir. Hani bir abimiz diyordu ya kırbaç verdi mi yok çengel verdi mi yok
muka verdi mi diye. Allah birine. bir verirse mekanını da verir. Merak etmeyin. Sakın ha. Hiç öyle bir derdim yok. Sakın aklınızın köşesine dahi geçirmeyin. Birbirinden bir güne gelip de sizden şuraya cami yaptırıyoruz. Para verin diye hiç istemeyeceğim. Şuraya dergah yaptırıyorum. Bana para verin de demeyeceğim. Merak etmeyin. Allah muhafaza eylesin. Sakın ha milleti öyle yapa kandırdılar. Dervişler hare üstatlarına ev yaptı. Hab zakirlerine ev yaptı. Altı dergah olacak, üstü ev olacak. Herkes gidecek dergahta. Allah’ı zikredecek. Hep üstatların
evlerine ev, hanlarına han, hamamlarına hamam katıldı. Adamların apartmanları var, evleri var, otelleri var, yatları var, katları var. Zakirlerin desen ona keza. Aman ben kiracıyım. Ben kiracılığından memnunum. Bir sıkıntım yok benim. Ne ev, ne han, ne hamam, ne otel, ne dergah hiçbir. istemiyorum. Aman. Allah muhafaza eylesin. Siz yapacaksanız kendinize yapınız. Bir günden bir güne gelip de dilimi dahi açmam size. Allah muhafaza eylesin. Allah kabul etsin. Bir tane yaptık şeye neşeye yaptırdım bu cemaat neşer c yeter. Allah
kabul etsin. Mürit üstadını hangi hallerde dinlemez? Kur’an ve sünnetin dışında bir şeyse müriti kitadını dinlemez. Bazen siz bir söylüyorsunuz biz muhalefet etmiyoruz ama yapamıyoruz. Bazılarında duyuyoruz ben bunu yapmam diyor. Bu insan biat etmiş midir? Bir kimsenin üstadın sözünü yerine getirememesi, yapamaması, ona güç yetirememesi farklı bir şeydir. Bir şeyi yapmaması farklı bir şeydir. Ben bunu yapmam demesi farklı bir şeydir. Adam hiçbir yokken, ona gücü yeterken ben bunu yapmam diyorsa onun müritliği kalmamıştır. Kur’an ve sünnet dairesinde eğer
ki üstadın söylediği,. üstadın söylediği, üstadın dediği bir. Kur’an ve sünnet dairesindeyse, dergahla alakalıysa, hizmetle alakalıysa birisi ben onu yapmıyorum dediyse onun dergahla hizmetle hiç alakası yoktur. Allah muhafaza eylesin. Biz hiç öyle bir düşünmedik. Üstadımıza hizmet ederken böyle ben bunu yapmam. İlk duydunuz mu benim ağzıma? O mühitlik değil o. O dervişlik değil. Ha burada zikrullahı gelir gider. Zikrullah’tan ibadetten feyzini alır. Allah’ın 99 ismi olduğu biliyoruz. Zikirde hennam, mennan, deyyan, burhan diye. Allah’ı zikrediyoruz. Bu isimler 99 isim
içindey. 99 isim içinde yok. A gerçekten ya iyi baksın bu arkadaşa ya. Bir hadis var ya onlar her normalde bu. Allah’ın isimleri denirken. Allah’ın sıfatlarıyla alakalı bu. Ya hannen, ya mennen, ya deyan, ya burhan. Burhan mesela delillendiren demek. Ya burhan deyince. Allah’ın. Allah her şeyi delillendirir demek onlarla alakalı. O yüzden bu isimler öbür isimlerinin açılımlarında var. Öyle söyleyeyim. İslam toplumunda. Kafkaşçıların cezası ne? Bakmamız lazım kitaba. İş yerlerinde faturla konuşmak mümkün değil. Hakları geçer. Amillerden helallik almak
yeterli midir? Yeterlidir. 12 imam kimlerdir? Bu inanç bize. Şiadan mı gelmiştir? Bu 12 imam inancına. Şia sahip çıkmış. Şia’nın inancıymış gibi görünüyor. Bütün. İslam’da 12 imam inancı vardır. Abdestliyken insanın kendi elinin kendi cinsi organlarını deyim abdesti bozar mı? Bozmaz. Bir kimsenin eli nereye değerse deysin amesti bozulmaz. Hay hay eski defterleri açtık sene bu fit ortalığı karıştıralım istersin. Hajcjal. Hiçbir kimse benim sorduğum kadar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine deccalden sormamıştır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri
bana deccal sana. zarar vermeyecektir. Buyurdu. Nure ibn. Şube sormuş buna. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Resulullah ben ya. Resulallah ondan korku vardır. Çünkü insanlar onun beraberinde ekmek dağı nehri vardır diye söylüyorlar dedim. Yanında ekmek dağıyla su nehri varmış. Müminlerin sapıtmasına sebep olacak bu neviden bir yapmak. Allah’ın üzerine pek kolaydır buyurdu. Demek ki deccalın yanında su nehri ve ekmek olacak. Ekmek insanların karnını doyurur. Su da susuzluğunu getirir. Bu noktada susuzluğunu giderme noktasında bunu genişletmek, e karnını
doyurma noktasını ekmeği genişletmek mümkündür. O zaman bir kimse. Deccal onun önüne gayet muntazam bir şekilde, muntazam bir şekilde hayat şartları koyabilir. Karşılığında dini alır. Onun önüne muntazam bir şekilde hayat koyar. Karşılığında imanını alar. Şimdi oturacaksınız. Kendi kendinize düşüneceksiniz. Dolaplarımız dolu mu? Dolu. Evlerimiz dolu mu? Dolu. Rahatımız dolu mu? Yerde yerinde mi? Dolu. Ama imanı yaşantımız zayıf mı? Zayıf. Şunu unutmayın kardeşlerim. Bu benim, bu fakirin yıllardan beri söylediği bir var. Deccal şahıs olarak, birey olarak, yaratık olarak
işin sonunda çıkacak. Ama deccal’den önce deccaller çıkacak ve bu her devirde bu deccal var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin devrinde bile var. Hazret-i Resulullah kendi devrinde bir kimsenin deccal olduğunu söylemiş. Bu deccal yalnız vaadedilen ahir zaman ahir zamanda gelecek olan deccal değil. Ve bu deccallar bitmeyecek. Kim, hangi sistem, hangi kurum, hangi kuruluş, hangi devlet olursa olsun eğer ki o insanları. Kur’an ve sünnetten uzaklaştırıyorsa, insanları dinden uzaklaştırıyorsa bu uzaklaştırma argümanları, uzaklaştırma sebepleri, uzaklaştırma dayanakları ne olursa
olsun o deccal. ve deccaliyete hizmet eder. Deccal insanları bir can korkusundan alalım. Bir de ekmek korkusundan, rahat korkusundan alalım. Bugün ekmek su için günlük hayatımızda rahatımızı kaybetmemem kaybetmemek için dinimizden fedakarlık ediyoruz. İmanımızdan fedakarlık ediyoruz. Ediyoruz. Hep beraber ediyoruz. Bu bir decaliyet. O zaman. Decan’ın yanında bir dağ ekmek vardır. Bir de su ne vardır. İnsanlar kendilerini tarih boyunca ekmeğe ve suya ihtiyaçlı görmüşlerdir. Herkes kendince ekmek ve suya ihtiyaçlı görür kendisini. Ve kendisini bozan ekmek ve su ihtiyacıdır.
İnsanlar bir midelerinden bozulurlar. İki perşlerinden bozulurlar. Cinsel organlarından. Tarih boyunca insanlar bu iki şeyden bozulmuşlardır. Karnını doyurmak için dinlerinden fedakarlık ederler. Ahlaklarından, namuslarından, dünya görüşlerinden, hayatlarından, felsefelerinden fedakarlık ederler. Perşlerinin yerine cinsel organlarının emirlerini yerine getirmek için de feda ederler. İşte deccal. Allah bizi muhafaza eylesin. İnsanların imanlarını yok eder. İmanını ince ince tatlı tatlı ama kimisini bir anda kimisini ince ince alır götürür. Deccal’ın en büyük vazifesi bu. İnsanların imanlarını yok etmek. İnsanların imanını kaldırmak. İnsanların imanlarını bozmak,
ifsat etmek. Tarih boyunca bütün peygamberler bütün ümmetlerini deccalle korkutmuşlardır ve deccalı anlatmışlardır. Ama en açık bir şekilde özelliklerini. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri açıklamıştır. Hatta ashaf der ki bize bir gün sabah namazından itibaren bir başlattı anlatmaya. Öğleye kadar öğlen namazlarını kıldık anlatmaya devam etti. Ikindiye kadar. İkinci namazını kıldık anlatmaya devam etti. Akşama kadar akşam namazını kıldık anlatmaya devam etti. Geç vakte kadar yatsının sonuna kadar bize anlatmaya devam etti. Bununla alakalı ahır zamanda olacak olan
ve deccalla alakalı. meseleleri anlattı bize derler. Ve. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin decalle alakalı söylediği meselelerin büyük bir çoğunluğu o gün anlatılan meselelerdir. Ve deccal’ın işte şimdi belki de hadisi şerifler de gelecek devam edecek. İşte. Deccal’ın sol gözü şaşıdır. Sanki onun gözüinden dışarı doğru fırlamış üzüm tanesi gibidir. Ha demek ki sol gözü şaşır, bir gözü şaşır. Burada zahiren deccal çıktığında evet bir gözü şaşı olacak ve dışarı çatlak patlak bir şekilde çıkmış olacak. Siz bunu şimdi
aramayın. Bunu bugüne yorumlayacak olursak evet dine şaşı bakacak, insanlara şaşı bakacak, olaylara şaşı bakacak, fıtratı bozmaya çalışacak, fıtrata şaşı bakacak. O zaman fıtratla uğraşanlar var mı? Var. Evet. Onlar deccalın askerleri ve fıtratıyla oynuyorlar mı? Her şeyle oynuyorlar. Onlar deccalın askerleri, deccalın. komutanları. Onlar günümüzün deccalı. Ve dine kim eğikip büküp bakarsa. Şimdi dine eğip büküp bakmak nasıl? Herkes diyor ki biz. Kur’an ve sünnete iman ettik. Öyle değil mi? Ama adam diyor ki kardeşim bu sünneti. Resulullah bu
kadar çok fazla. E işte üç tane hadis yeter. Zaten üç tane doğru hadis vardır. Geri kalan hadisler boştur yalandır dediğinde o zaman şaşımış oldu mu? Şaşımış oldum. Tarih boyunca ümmeti. Muhammed her gözü patlak çatlak, gözü kör bir insanı şaşı olarak görmeye başlıyor. Kardeşim gözün dışarı çatlak da olsa yaratılıştan veyahut da gözü ama da olsa, kör de olsa o deccal değil. Sen imanın rükünlerini göremediysen, Kur’an ve sünnetin rükünlerini göremediysen ve öyle iman etmediysen sen. Deccal’ın askerisin. Kim
seni imandan uzaklaştırmaya. çalışıyorsa o deccal başka deccal aramaz. Sizin dininizle kim savaşıyorsa, sizin dininizi kim gerici diyorsa, kim yobazlıyorsa, sizin dininizi kim alaşa etmeye çalışıyorsa, dini inanışlarınızla alay ediyorsa ve dini inanışlarınızın üzerinde eksik inanış koyuyorsa o deccal başka deccal aramaz. Deccal arıyoruz. Harol harıl. Bütün insanlar oturmuş deccal arıyor kardeşim. Deccal var ama bu manada deccal her yerde var. Deccal’ın askerleri de her yerde var. Kadınlar karınlarını doyurmak için etlerini satıyorlarsa, kadınlar çocuklarına bakmak için namuslarını satıyorlarsa ve
bu satılan namuslardan insanlar para kazanıyorsa ve bu satılan namuslardan vergi alınıyorsa ve bu satılan namuslardan insanlar müreffeh bir hayat yaşamazusu içindeyse deccalı orada burada aramaz. Bir lokme ekmek için hırsızlık yapıyorsan, bir bardak süt için hırsızlık yapıyorsan, insanların emeklerini çalıyorsan, insanların emeklerini. kandırıyorsan, insanların namuslarını, dinlerini, imanlarını, hayatlarını, çocuklarını, eşlerini çalıyorsan daha ne deccalan diyorsun ki? Deccalın yapacağı o zaten. Deccal her yerde var bu noktada. H şimdi deccal’ı tarif ederken hadis-i şerifte. Allah. Resul diyor ki o bir
anda işte 40 ülke dolaşır, 40 belde dolaşır. Şimdi insan düşünüyor. Bir varlık düşünün. Bir anda 40 tane ülke dolaşacak, 40 tane bölge dolaşacak, 40 tane şehir dolaşacak. Bu haberleşme. Bu haberleşme sistemi. 40 tane ülkeyi bir anda istediği haberi gönderiyorlar mı? Gönderiyorlar. Ve herhangi bir. Müslümanı terörist olarak ilan ediyorlar mı? Ediyorlar. Ve 40 tane ülkede de o. Müslümanlar terörist olarak biliniyor mu? Biliniyor ve bütün. Müslümanlar da ya gerçekten ya bunlar terörist diyor mu? Diyor ya. Irak’ta. Amerikalılar,
İngilizler bütün devletler,. kefereler toplandı. Irak’ı bombalıyorlar. Müslümanlar diyorlar ki ya lazım onlara canım. Onlar da çok aztmışlardı. Deccal düşüncesi değil mi bu? Deccal imanımızı aldı götürdü. Deccal aldı bizim gözümüzün önünde bir hayal dünyası kurdu ve gözümüzün önündeki hayal dünyasına biz kendi kendimize kaptırdık. Doğruymuş gibi kabul ettik. Ve doğruymuş gibi kabul ettiğimizden dolayı imanımızı aldık götürdü biz. Ve biz. Irak’ta çocuklar bombalanırken, kadınlar bombalanırken, evler bombalanırken, yerle bir edilirken her insanlar. Amerika’ya, İngiltere’ye komet kefere toplumuna alkış tuttular.
Lazım bunlara dediler. Hangi. Müslümanın kafasına bir bomba düşüyorsa ve bir başka. Müslüman buna lazımdı diyorsa o deccana sattı beynini ihmal ettirdi. Siz hangi. Müslümanın arkasından konuşuyorsanız, gıybet ediyorsanız, hangi. Müslüman topluluğunun arkasını kazıyorsanız. Deccal’a hizmet ettiniz. Arama orada burada. Deccal’ı. Deccalam. Bu. manada deccal kalbimizde, gönlümüzde, dışarıda, alışveriş ettiğimiz yerde, devlette, hukukta, ekonomide, siyasette, her şeyde, her şeyde deccalın bizlerini bulmak mümkün. O zaman ilk önce içimizdeki deccalı katledin. İçinizdeki deccal’ı katletecek olan kim? Deccal’ı katletecek olan. İsa. Eğer.
İsa gönlüne inmediyse. Deccal senin gönlünde harıl harıl dolaşıyor. Sen gönlündeki deccalı katlet önce ve deccalın katli tevhit ilerir. İsa. Aleyhisselam. Deccal’ı tevhitle katletecek. Onun üzerine öyle tevhit okuyacak ki, onun üzerine öyle tekbir getirecek, öyle tehlil getirecek ki deccal su gibi erimeye başlayacak. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti En son erimeye başlarken mızrağı ucundan tutacak. Küçücük bir kanını görecek insanlar. Deccal çünkü o tevhidin, tehlilin, tekvirbirin, zikrin karşısında duramayacak, dayanamayacak. O zaman o deccalı önce gönlümüzdeki deccalı tevhitle,
zikirle, aşkla, muhabbetle erit, yok et. Ve bir kafiri,. bir müşrii, bir kafiri, bir müşrii, bir. Kur’an ve sünnet dışındaki bir kimseyi kendine yakın görür. Mümin kardeşini, mümin cemaatı, İslam’ı kendinden uzak görüyorsan sen. Deccal’ın askeri olmuşsun. Deccal senin içine yerleşmiş. Deccal sana hakimiyetini kurmuş. Hem de ekmeksiz susuz kurmuş. Kimisine ekmek verecek, kimisine su verecek. Ekmek de gaflet eder insanın su da gaflet eder. Ekmek de su da insanı zikrullah’tan geri tutar. Eğer suyu çok fazla içerseniz gece uykunuz
gelir. Su insanı uyutur. Ekmek gaflet eder insanı. Uyutur. Geceleri uyanık tutturmaz. Çok yemek yemek. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tarafından yasaklanmıştır. Eğer sen ekmeğe ve suya daldıysen doktorlar bol bol su iç. Eğer ekmeğe ve suya daldıysan, doktoru dinleyeceksen gideceksin doktoru dinleyeceğim. Ekmeğe ve suya daldıysan senin. içine gaflet çökmüş. Senin gaflet içine çökmüş. O zaman. Deccal’ı dışarıda arama. Deccal içimizde. Deccal her yanımızda. Rabbim muhafaza eylesin. Peygamber şöyle buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem. Deccal gelecek nihayet. Medine’nin
bir tarafına inecek. Sonra. Medine üç kere sallanacak. Orada bulunan her kafir ve münafık ona doğru çıkıp gidecek. Evet. Medine’nin yanına kadar gelecek. Deccal ve oraya oturacak. Ve. Deccal. Medine’nin yanına geldiğinde depremler başlayacak, sallanmaya başlayacak. Ve. Medine’dekiler bütün hepsi de korkup gidecekler. Kimler? Medine’nin içerisinde bulunan münafıklar, müşrikler. Medine’nin içerisinde bulunan şu anki. Medine’ye yakışmayan insanlar. Ve o gün kurtuluş günü olacak. Medine’deki müminler o günü kurtuluş günü olarak ilan edecekler. Diyecekler ki bugün bizim için kurtuluş günü ve.
Deccal her şehrin kenarına gelecek. Her toplumun kenarına gelecek. Her ümmetin, Muhammed’in içerisindeki toplulukların kenarlarına gelecek ve her topluluklarda bu depremler olacak manevi olarak. Ve her manevi depremin arkasından içerisindeki müşrikler, eksikler, noksanlar, yanlışlar o cemaatleri terk edecekler. O topluluktan terk edecekler ve terk ederlerken kendi müşrikliklerini, kendi eksikliklerini, kendi haksızlıklarını görmeyecekler ve gidecekler. Bu aynı zamanda gün geçtikçe daha da çoğal. Daha da çoğaldı ve herkes kendince, herkes kendince her. İslam ümmetinden, ümmetin içerisinden çıkanlar ve ümmetin içerisindeki cemaatlerden,
kurumlardan, kuruluşlardan çıkanlar dinlerini muhafaza edemeyecekler. Kalpleri eksik olan, noksan olan, bu noktada yanlış olanlar. Allah muhafaza eylesin. Yıkılıp gidecekler. Ve evet o deccal çıktığında, gerçek deccal çıktığında gerçekten. Medine’nin yanına kadar gelecek. Medine’nin yanına kadar gelecek ve. Medine’nin içerisini boşalacak. Ne yazık ki boşalacak. Ne yazık ki bu. cemaatler de boşalacak. Sizin bağlı bulundunuz, devam ettiğiniz, takip ettiğiniz evet bunlar da boşalacaktır. Size şimdi tuhaf gelir bazı örnekler verirsem 28 Şubat’ta boşalmadınız mı? Her zorluk boşaltır insanı. Allah bizi
affetsin. Devam ediyoruz. Medine’ye. Mesih. Deccal’ın değil kendisi korkusu bile giremeyecektir. O fitne günlerine. Medine’nin yedi kapısı olacak. Her bir kapıda muhafız iki melek bulunacaktır. Medine’nin içine. Demek ki asla ve asla deccal girmeyecek. Çünkü. Medine’nin içerisinde. Muhammed. Mustafa var. Çünkü. Medine’nin içerisinde. Hazret-i Ebubekir var, Ömer var, Osman var. Çünkü. Medine’nin içerisinde aşere-i mübeşer eden zatlar var. Sahabeleri vardır. Eğer gönlünüze. Muhammed. Mustafa’nın muhabbeti, Muhammed-i. Mustafa’nın sünneti, Muhammed-i. Mustafa’ya bağlılığınız, Muhammed-i. Mustafa’nın aşkı oturdu ise deccal’ın korkusundan emin olun.
Deccal ona bulaşamaz. Eğer o sünnet-i. Resulullah’a bağlılık, Muhammed-i. Mustafa’ya aşk, Muhammed-i. Mustafa’ya sevgi, Muhammed-i. Mustafa’ya bugünün diliyle, tabiriyle ölümüne bir bağlılık, ölümüne bir muhabbet, ölümüne bir aşk var ise deccaldan korkmayın. Deccalın size etkisi olmayacak. Hani hadis-i şerifte. Allah. Resulü buyurur ya, “Bir kimsenin şeytan kalbinin üzerinde durur. Ne zaman ki zikrullah’ı bıraktı, şeytan oraya tecelli eder di” diyor. Hemen başlar orada şeytan tecelli eder. Kalbin içine girer. O zaman ne zaman ki. Zikrullah başladı, şeytan çıkılıyorsa oradan siz
de. Muhammed. Mustafa’ya öylesine sevdalanacaksınız ki, Muhammed. Mustafa’nın sünnetine öyle sımsıkı yapışacaksınız ki, Muhammed. Mustafa’nın izine öyle düşseniz ki deccal sizin yanınızda, içinize giremeyecekler inşâallah. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri insanlar içinde hutbe için ayağa kalktı. Layık olduğu sıfatlarla. Allah’ı sena etti. Sonra. Decalı zikredip şöyle buyurdu: “Ben. sizleri kati olarak ondan korkutuyorum. Peygamberlerden her bir peygamber ümmetini muhakkak deccalden inzar edip korkutmuştur. Lakin ben sizlere onun hakkında hiçbir peygamberin bilsinler diye kendi kavmine söylemediği bir vasfını söyleyeceğim. Deccal
şaşıdır. Allah ise şaşı değildir. Deccal şaşıdır. Deccal düzgün bir kılavuz değildir. Deccal şaşı olduğu için gideceği yolu karıştırır. Deccal şaşı olduğu için peşine giden insanların da yollarını karıştırır. Deccal şaşı olduğu için insanların kalplerini de karıştırır. Deccal şaşı olduğu için biri iki görür, ikiyi 3 görür, beş görür. Deccal şaşı olduğu için. Allah’ı tekleyemez, birleyemez, vahdete ulaşamaz. Deccal şaşı olduğu için tevhide ulaşamaz. Deccal şaşı olduğu için. Kur’an ve sünnet çizgisinde yürüyemez. O anlatamaz. Deccal şaşı olduğu için kötü
kılavuzluk eder. O ne kötü bir kılavuzdur ki insanların. yollarını şaşırttırır, yollarını sapıttırır. O ne kötü kılavuzdur ki insanları sapkınlığa götürür. Ne kötü kılavuzdur ki insanları dinden, imandan, İslam’dan ayırır. Kur’an’dan, sünnetten ayırır. Ne kötü kılavuzdur ki insanların dinlerini, imanları yerle ihsan eder, helak eder. İnsanların doğru bildiklerini eh gösterir. Ehri bildiklerini doğru gösterir. Başka bir hadis-i şerifte. Allah. Resulü diyor ki onun bir tarafında ateş, bir tarafında su vardır. Müslim’de geçiyor kardeşlerim. Onun ateşi sudur diyor. Ateşi sudur. Su
ise ateştir. Sakın o size su ve ateşini gösterirse ve suyuna davet ederse siz onun ateşine atın kendinizi diyor. Hadis-i şerifle bağla. Ahir zamanda iman ateşten bir kor olacak. Kim elinde tutarsa eli yanacak. Kim atarsa dinden imandan olacak. İşte deccal imanı size ateş gibi gösterecek ve ateş gibi. gösteriyorlar. Allah iman etmek ateş gibi, namaz kılmak ateş gibi, zikrullah yapmak ateş gibi oruç tutmak ateş gibi, gece namazına kalkmak ateş gibi toplanıp. Allah demek ateş gibi, Allah yolunda yürümek
ateş gibi, geceler ateş gibi, gündüzler ateş gibi, nefesler ateş gibi. Her kolu kalışta verişte. Ama o ateşin içinde, ateşin içinde yüz bahçesi var. İbrahim’i düştüğü ateş gibi o ateş nasıl. Nemrud’u attı? Nemrut attı. İbrahim’i ateşe ve o ateş. İbrahim’i yakmadı. Ve. Sare validemiz de içine girdi ya. Dedi ki annesine, “Anneciğim gel. Senin gördüğün gibi değil. Vallahi burası gül bahçesi. İşte. Deccal öyle bir ateş kurmuş. Öyle bir ateş kurmuş önümüze. Hayal mi? Hayal. Öyle bir ateş kurmuş
önümüze. Aldatmaca mı aldatmaca? Öyle bir ateş kurmuş önümüze. Büyük volkanik dağlar gibi görür önümüzde. Ama onun içi gül bahçesi. Onun içi umman, deniz, rahmet deryası, şefkat deryası, merhamet deryası. O iman. At kendini onun içine. Hiçbir şeye gerek yok. Çık televizyonu seyret ve televizyonların büyük bir çoğunluğunun doğru gösterdiğini yanlış gör. Yanlış gösterdiğini doğru gör imanını kurtarırsın. Az günlük hürriyetmiş, milliyetmiş, cumhuriyetmiş, postaymış, ustaymış neyse al onları bak. Onların doğru gösterdiğini, yanlış, yanlış gösterdiğini doğru gördün. Din noktasında vallahi
dinini kurtarırsın. Git sokaktaki yobazlara. Din bilmez, iman bilmez, İslam bilmez, cemiyet bilmez, cemaat bilmez. Bir kimseyi yetiştirmemiş, bir kimsenin elinden tutmamış, bir kimsenin kolundan tutmamış, bir kimseye hizmet etmemiş, imanı anlatmamış, İslam’ı anlatmamış, Kur’an’ı anlatmamış, elini taşının altına koymamış. Git onu dinle. Onun tersini yap, imanını kurtarırsın. Ben. derim ya adam hayatında hiç eşek bakmamış ki. Eşek bakmamış ki adam hayvanın kıymetini bilsin. Onlar cemaat görmemişler ki. Bir kimseyi yetiştirmemiş ki. Bir kimsenin elinden tutmamış ki. Bir kimseyi derse
götürmemiş ki. Koluna girip bir tarafa götürmemiş ki. Onu hizmet etmemiş ki. Diş çökmemiş ki, para kıtmamış ki. Bir mücadele etmemiş, bir kaçığa bağlanmamış ki. Ağıra geçmiş ömür önce. Deccal senin topladığını dağıtmaya çalışır. Senin yaptığını yıkmaya çalışır. Deccal hem yıkarken. Kur’an ve sünnet adına yıktığını zannedersin sen de. Deccal. Abdülhamit. Han’ı devirenler. Kur’an ve. Sünnet çini devirmişlerdir. Abdülhamit. Han’ı devirmeye çalışan insanlar şeriat isteriz diye devirmişlerdir ki altlarında kalmışlardır. Osmanlıyla beraber onlar da devrilmişlerdir. Ne yazık ki ümmeti. Muhammed’in
içerisinde böyle ahm, salak, aptal, o kadar decala asker. olmuş, deccala yem olmuş müminler vardır ki mümin görüntüsünde salak ve aptallar. Yapılan hizmetleri yıkarlar. Deccal onların içlerine işlemiştir. Çünkü o zaman da. İstanbul sokaklarından nümayiş yaparlar. Şeriat isteriz diye. Şeriat isteriz diye nümayiş yaparlar. İstanbul sokaklarında. Ve ne yazık ki içlerinde dönmeler vardır. Ne yazık ki içlerinde onun bunun çocukları vardır. Ondan sonra da. Bedüzzaman. Said. Nursi de. Allah affetsin o eski. Saidi yıllarca. Aynı şekilde. Mehmet. Akif de ağlar.
Allah bizi affetsinler. Amin. Neden? Çünkü onlar şeriat ister isteyip şeriatı yıkan insanlar. Deccal adamın kalbinden tutar. Deccal adamın burnundan tutar. Deccal adamın en sesinden tutar. Seni doğru yapıyorum zannettirir. Ve ne yazık ki gıybetle, dedikoduyla, iftirayla, yalanla, dolanla çökertir. Seni çökertiğinle kalmaz. Bağlı bulundun cemaatı, cemiyeti, topluluğu da. çöker der. Doğru yapıyorum diye. Ve gidip ona sorduğunda doğru yapıyorsun o. Acı bir. Mekcal kötü bir kılavuzdur. Kötü bir kılavuz. Kim hayrı ve hayrı yeliyorsa, kim. Allah rızası için yapılan
bir mücadeleye çomak sokuyorsa, altını kasıyorsa, vallahi deccalın askeridir. Billahi deccalın askeridir. Oturun şimdi. Diyeceksiniz ki ya bu nasıl bir deccalmış? İşte bu böyle bir decal. Oturun şimdi. Hepiniz de cemaatlerin hakkında konuşmuyor musunuz? Hep cemaatlerin eksikliklerini görmüyor. Hep arkasından örmüyor musunuz? Hani. Muhammedi olmak kardeş olmaktı ya. Deccalı aranıza ayrı koydurmuş. Kötü kulusluk yaptınız çünkü şaşı doğruyu eğri gösterdi size. Allah bizi affetsin. Amin. Bunları böyle söylüyorum. Kulağınızın dibine, kulağınızın içine yazın. Kalbinizin içine yazın. Ve birisi size ki
sokakta işte orada burada. Kur’an ve sünnetin dışında bir. söylüyorsa bilin ki o deccalın sesi. Ve diyor deccalla alakalı bir başka bir hadis-i şerifte diyor ki. Buhari’de geçmiyor bunlar da başka bir hadis-i şerifte diyor ki o bir seslendiğinde bilmem kaç tane beldeye seslenir duyurur diyor. İnsanlar da oturmuşlar. Deccal seslenecek diye bakıyor. Ya sesleniyor her gün ayaklı gastı gibi. Allah bizi affetsin. Amin. Abdullah ibn. Ömer nakletmiş. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurmuştur. Ha ayırmıyorum ha. Bakın
hadisler baştan sona doğru amen hiç atladığımı zannetmeyin. Benim içinde yorumlarım var. Doğru kabul etmeyebilir insanlar. Belki bu yorum doğru değil. Eyvallah. Onu da söyleyecek bir sözüm yok. Bir defasında uyumuştum. Rüyamda. Kabe’yi tavaf ediyordum. Allah. Resulü bunu anlatıyor. O sırada esmer salı verilmiş düz saçlı bir kişi gördü. Başı su döküyordu. Yahut su akıtıyordu. Ben oradakilere bu kimdir diye sordum. Onlar. Meryem oğludur. Dediler. Sonra ben ona yönelmek üzere ilerledim. Burası bu sırada bir de kırmızı yüzlü, uzun boylu,
başı kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat, börtlek, sanki salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibi bir adam gördüm. Onun kim olduğunu sordum. Bu deccaldır dediler. Ona benzerlikçe insanların en yakını. İbn. Katand’dır ki bu zar bu zar kabilesinde bir adamdır. Demek ki başı kıvırcık saçlı. Kırmızı yüzlü, kırmızı yüzü. Uzun boylu, kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat, börtlek dışarı doğru çıkmış üzüm tanesi gibi bir adam. Gözü üzüm tanesi gibi börtlek dışarı çıkmış bir adam. Deccalın zahiri zahiri olarak
temsili resm bu. Evet. Bu ahir zamanda son zamanda. Mehdi ala resulla başa baş aynı zamanda veya birisi bir önce birisi bir sonra hadis-i şeriflere göre değişiyor. Çırkçak olan deccalın tarihi. Allah muhafaza eylesin. Deccalın beraberinde bir su ve bir de ateş bulunacaktır. Fakat onun ateşi soğuk bir sudur. Onun suyu ise yakıcı bir ateştir. Son-i şerif bitti. Ümmetini sakat gözlü ve pek yalancı olan deccalden sakındırmadık. Hiçbir peygamber gönderilmedi. Haberiniz olsun ki o sakat gözlüdür. Rabbiniz ise sakat gözlü
değildir. Şüphesiz. Deccal’ın iki gözünün arasında kafir yazılıdır. Evet. Deccalın en önemli özelliklerinden birisi iki kaşının ortasında. İki kaşının ortasında. Bakın annında değil. Bunu her yerde normalde bazı yerlerde bazı kitaplarda anında kefere yazacak. Annında kefere yazacak. Bunu bütün herkes anında kefere yazacak diye yazıyor. Hayır. İki kaşının ortasında. yazacak kefere. Alın. Allah’a aittir. Allah’ın nuru bu alındı olur. Bir kimsenin manevi nur yatağıdır alnı. Bu anlı insanı manevi nur yatardı. Kafirlerin kefere yazıları iki kaşının ortasındadır. Anında değildir. Deşyanın
da anında kefere diye yazacak. Bunu kim okuyacak? Bunu ancak müminler okuyacak. Müminler gönül gözü biraz açık, kalbi biraz harekete geçmiş, ilham alan, Allah’ı zikirle tanımış, tanıtmış. Onlar ancak bunu anlayamayacaklar. Allah rızetsin inşâallah. Hakkınızı helal edin. İhlas. Fatiha şerif amin. Allah imamımız imam imam biri bir an geçmiş yaşayanlar sadyle ya. Amin. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Hak muhammeden resullahambi rabbilemin amin. İlgili Sohbetler 684. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 379. Mustafa Özbağ Efendi Dergah
Sohbetleri 280. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.