Mesnevi Şerhi

174. Mesnevi Şerhi (1202. Beyit)

Mesnevi Şerhi (1202. Beyit) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (1202. Beyit) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. inşâallah ya kaldığımız yerden devam edeceğiz inşâallah 2202 Bate olması lazım Konu başlığı Aynı zamanda da kaza gelince Aydın Gözlerin bile bağlanacağını bildiren Süleyman hikayesi bu Süleyman’ın büyükdivan çadırı kurulunca Bütün kuşlar huzuruna geldiler Süleyman Aleyhisselam ha Sen beni İsrail peygamberlerinden birisi bu Davut Aleyhisselam’ın oğlu ama her ikiside babalı oldu aynı zamanda peygamberlik yapan Bu enteresan bir hal Evet Ee yeryüzünün komple hakimiyeti verilmiş olan bir kimse kâfirlerden firavuna verilmiş Ha bir de müminlerden bu Süleyman’a ve zekerya verilmiş Evet Ee Süleyman Aleyhisselam Davut peygamberin Sağ ol oğlum ve o malum o büyük Süleyman mabedini ve a Sarayı’nı yaptıran kimse Ya ben Süleyman Aleyhisselam’ın alakalı böyle bir kısacık bir şey söylemiş olayım siz Sonra teferruatlı bir şekilde okursunuz ama Okuduğunuz kaynaklar ne ne Yahudi kaynaklar olsun neden Hıristiyan kaynakları olsun Bununla alakalı okuyacaksınız İslam tarihinden peygamberler tarihinden okuyabilirsiniz Süleyman’ın büyükdivan çadırı kurulunca Bütün kuşlar huzuruna geldiler tabi Süleyman Aleyhisselam aynı zamanda Kral peygamberlerden birisi ve hatta hem devletin başında hem de peygamber kendisi ve Süleyman Aleyhisselam muhteşem orduları var bu ordularıyla imana gelmemiş olan beldeleri iyi bu davet edip onların imanlarını vesile olan ve cenab-ı Hak’kın dinini yaymaya çalışan bir peygamber onu kendilerinin dilini çadırı kurulunca Bütün kuşlar huzuruna geldiler onu kendilerinin dilini anlar sırrını bilir bir zat bulup huzuruna canla başla bir bir koştular Bütün kuşlar cikcik ötmeyi bırakmışlar sar kardeşini seninle konuşmasından daha fasih bir surette Süleyman mı konuşmaya başlamışlardı Süleyman Aleyhisselam sefere çıkacağı zaman bütün ordusunu toplardı tabi Ordu sadece insanlardan oluşuyordu kuşlardan rüzgardan Ondan sonra hayvanlardan cinlilerden şeytanlardan oluşan en büyük bir orduya sahip T Neml suresi ayet 16’da da Süleyman’da Davut’a Valisi oldu ve dedi ki ey insanlar bize kuş dili öğretildi ve bize Herşeyden bolca verildi doğrusu bu apaçık bir lütuftur Süleyman’ın cinlerden insanlardan kuşlardan ordular toplandı hepside topluca gidiyorlardı nemi lait 16 o yüzden ve kur’an-ı Kerim’de bize Süleyman Aleyhisselam’ı an Süleyman Aleyhisselam’ı verilen nimetlerden bahsediyor ve Kuran’ı tabirle onu kuş dilinin öğretildiği ve bolca Herşeyden verildiği ve cinlerden insanlardan kuşlardan ordularının olduğu söyleniyor ve Süleyman Aleyhisselam sadece Kuş dilini bilmezdi diğer hayvanların dillerini de bilir normal insanlarla konuşulur gibi hayvanlarla da konuşurdu aynı şekilde cinlileri de emrine verilmişti Tabii dinlerde bölüm bölümdür bu dinler dediğimizde hepside girer burda denizde suda yaşayan cinler ayrıdır karada yaşayan cinliler ayrıdır havada yaşayan gökte yaşayan cinler ayrıdır farklı farklı gezegenlerde yaşayan cinler ayrıdır insanın vücudunda dolaşan cinliler ayrıdır Bunların hepsi de farklı farklı kavim kavim dir bunu böyle tahsilatı bilmezler dinler deyince hani böyle bir cimri topluluk verip çıkarlar Normalde denizlerde yaşayan cinler ile kararlarda yaşayan cinler aynı değildir Bunu da bilmiş olun işte Süleyman’a bütün bu cinli tarifesine tamamıyla denizlerdeki okyanuslardaki cinlilerden Tutun bir kat Gökteki iki kat köfte ki cinlilerden tutun yeryüzünde dolaşan yeryüzünde yaşayan cinlilere varınca ama hepsini de ne yapıldı Süleyman’ın emrine verildi ve aynı zamanda da şeytan Süleyman’ın emrine verildi Ama bu bir Allah’ın lütfu ikramı ihsanı Süleyman bir yere ordusu yola çıkınca ne kadar kuş varsa bilhassa büyük kanatlılar Süleyman’ın ordusunun başında Tabiri caizse böyle nasıl söyleyeyim imkan atlarını böyle birleştirirler hepside kanat kanalda Kanat kanadı birleştirirler bulut gibi olurlar ve Ordu çölde hiçbir zaman güneşin altında kalmazdı hiç ya hani bir uçan halı var ya hikâyelerde de değil mi okuyorsunuz değil mi uçan halı nereden geldiğini biliyor musunuz onu Hintlilerin zannediyorsunuz değil mi bu uçan halı Süleyman Aleyhisselam’ın Iğdır bu Süleyman Aleyhisselam’ın böyle bir halısı var o kocaman ama yüzünden değil mı böyle Sazlıklardan böyle ağaçtan yapılma bir halı ve hatta bugünkü dile çevirirsek platform gibi birşey nereye gidecek savaşa Örneğin beş yüz kilometre öteye gidecek değil mi Ne kadar takım taklavat savaş aletleri hayvanlar fiiller ne var ise insanlar hepsi de onun üzerine biniyor bu Süleyman Aleyhisselam’ın verilen bir mucize de ürüzgara emretmek rüzgarda Süleyman Aleyhisselam’ın emrinde bu ve rüzgara emrediyor Rüzgar o platformunun altına giriyor onu havalandı your havalandıktan sonra Havalandıran rüzgarın işi ayrı havalandıktan sonra onu gideceğim menzile götüren Rüzgar ayrı ayrı ve öyle ve rüzgar Onu nereye gidecek Örneğin işte ebabilden Şam’a gidecek o rüzgarla beraber o platform hızla Şam’a gidiyor bu ve düşünün orada bir ordu var o ordunun Süleyman Aleyhisselam’ın bu ordusuna karşı gelmesi mümkün mü değil o Süleyman Aleyhisselam belkısa haber gönderiyor bu ve Belkıs O yüzden bütün alimlerini topluyor savaşçılarını topluyor Çünkü Süleyman’ın şanı şöhreti bütün dünyaya yayılıyor var yani bir rivayette tabi Belkıs Onun eşi oluyor İyi o zaman için 4 eş sınırlaması yok o Kuran dört eşli sınırlar ben kendimi net sanki Kuran dört eşe müsaade etti diyorlar ya değil Kur’an sınırladı aşağı indirdi ve 4E indirdi var yani yoksa Örneğin Mekke’de 180 tane 100 tane yetmiş tane 50 tane zenginliğine göre durumuna göre 20 tane 30 tane eşi olan Müşrikler zamanında Mekke’deki erkekler mevcut bu Süleyman Aleyhisselam’ın rivayetlere göre 25-30 tane işi var ve hatta böyle onun su kendisinden sonra gelecek olan Kralları vasiyeti var Yani çok Kadınla evlenmeyi insanlara zulmetmeyin paralarını kullarını almayın diye böyle Krallık vasiyeti var ilk Krallık vasiyetleri nden birisidir Süleyman Aleyhisselâm aittir Elhamdülillah Süleyman Aleyhisselam’ın böyle mucizeleri birçok işte yine böyle bir Süleyman anne Selam yine Ordu kurup savaşa gideceğiz zaman hayvanların hepsi de kuşların hepsi toplandılar ve hepside Normalde kendilerince be onunla Konuşmaya başladılar ve fasih bir şekilde iki insan bu kadar rahat konuşamaz ama Süleyman Aleyhisselam ve kuşlar ve hayvanlar rahat konuşurlardı Sağ de aynı deli konuşma hısımlık ve bağlılıktır insan Yabancılarla kalırsa mapusa benzer nice Hintli Nice Türk vardır ki dil değiştirirler nice iki Türk de vardır ki birbirlerine yabancı gibidirler birbirleriyle sohbet eden konuşan insanlar birbirlerinin dillerini anladık larından birbirlerini Normalde fikirleri de kolayca anladıkları için birbirleriyle çabuk kaynaşır lar hemen öyle olur ya tanışıyorsunuz durum ama Selâmün aleyküm Aleykümselam vay Nasılsın iyi misin sen nereden geldin Bursa’dan Ya sen nereden geldin Yozgat’tan bu böyle Hasta falan çok meşhurdur ya Türkler birbirlerini tanırlar hasta en fazla konuşanlar türklerdir var ya Beytullah’ın içinde onun anasını da anasını karısını ne iş yaptığını nerede oturduğunu kaç çocuğu olduğunu torunlarına varıncaya kadar mahallesine sokağına kadar soracak adam ya Beytullah tasın değil mi Metin Beytullah’ta böyle oturmuşum Beytullah’ın izliyorsun Allah’ı zikrettiği mi Beytullah’ı izle yani sana ne adamın Nerede oturduğundan ne iş yaptığından çoluğundan çocuğundan torundan tombal anda yok Bizimkiler soracaklar bize cevap alamazsa da canım kızı sıkılıyor kızıyor konuşacak ya Beytullah konuşma yeri değil Orada gayet az konuşacaksın Allah’ı zikret içeceksin ibadet edeceksin orası zikir yeri ibadetleri yok orada konuşacak illaki Hele bir de kılarsın seni lafı laf lazım Birisi yandı Keten Helva de yandı ki yandı sen ibadetten alıkoyan tavaftan dalı koyar Herşeyden alıkoyar seni ama biz de bu hastalık aynı şey dergahta da vardır onun sohbet var yanıbaşındaki sonra ondan sonra onunla konuşacağım diye uğraşır Ya bırak elleme Sen Dinlemiyorsun hiç olmazsa başkasına engel olmak konuşma mata Hari kat adabında bir sohbet eden bir kimse varsa konuşmazsın soru sormazsın yanındakine Bu sadece vazifeler vazifelerini yaparlar Ama geri kalan konuşmaz cuma da hutbede konuşulmaz o hutbe adam yayılıyor tatile geldi camide değil tatilde de hutbee Cumanın farzıdır namazda oturur gibi hutbeyi oturup geleceksin bu namazda oturur gibi oh oh oh hutbede orada İmam okuyor öbürüde emekli maaşlarının kaç para olduğunu onu çektiğini çekmediniz oluyor Ben şahitliği mi söylüyor bu çektin mi maaşı yok Çekmedim ya Benimkinin torunu alıyor da o da İmam hutbede ama ha ha hutbede ne okuyor ne okuyor ne söylüyor Ne söylemiyor ayrı mesela Bir de imamlarda da enteresan lık var yani çık Hut beni oku in sünnet olan bu Oh dedikodular cami ile alakalı dedikodular dernekle alakalı dedikodular yok işte tuvaletin temizliği ile alakalı laflar yok yapraklar dökülüyormuş son cumadan alıntılar buna var yani hutbe mi Ne belli değil var yani konuşsan da kızıyorlar Bir de hutbedeki bir kimse müdahale etmek yasak Sakın ha görev başındaki memurun görevini engellemekten soruşturma geçirirsiniz Sakın hutbedeki bir kimseye görevli bir memur a karışmayın Sakın ha memurun yap görevini engellemekten dava açılır ya o yüzden müdahale etmek yok mı Böyle konuşacaksan da kendi kendine konuşacağım ben bu diyecekler ki deli bu kendi kendine konuşmuş yani hutbeye bakarak Tanya bu ne alakası var Böyle konuşuyorsun demek yok yasak suç Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre o yüzden müdahale etmek mümkün değil zaten onların da yapacak bir şey yok hutbe Ankara’dan yayınlanıyor var yani hutbe Normalde İl müftülüklerinde değil direkt Ankara’da var yani bir imam orada mahallede orada köy değil de acil bir mesele var orada bir durum olmuş onunla alakalı hutbe irâd edemez böyle bir şey yok bu imamlarda bu konuda Özgür değil işte aynı lisanı konuşan insanlar çabuk anlaşırlar birbirleriyle çabuk kaynaşır lar hemen birbirlerinden böyle ayrılmak istemezler ama lisan olarak farklı bir lisan daysan Konuşacak kimse yok düşünsene bu mahsus gibisin kimseyle konuşamıyorsun o kimse meramını anlatamıyorsun yani ancak Hani diyorlar ya tarzanca konuşur diye öyle konuşuyorsun Şu halde mahremlik dili bambaşka bir değildir Gönül Birliği dil Birliği’nden daha iyidir o zaman bir kimsenin mahremlik deli dedi birbiriyle mahrem olmuş tanışmış muhabbet etmiş iyice birbirlerini tanıyorlar onların diline oluyor bambaşka bir daha samimi oluyor ama diyor Gönül Birliği dil Birliği’nden daha iyidir Gönül birliğine insanın birbirlerine muhabbet beslemesi birbirini sevmesi ve Gönül Birliği aynı hedefe koşmak aynı felsefeye sahip olmak aynı fikre sahip olmak aynı heyecanı sahip olmak aynı hemen hemen birbirine yakın duygulara beslemek o Duygu Coşkun unu veya o Duygu dinlen bu dinginliğini tatmak aynı gönülden gönüle Hanım yol vardır derler ya iki Gönül’ün birleşmesi iki Gönül’ün birbirinden manevi olarak birbirini tanıması birbirini sevmesi birbirini muhabbet beslemesi ve bu çoğaldığı zaman gönül Birliği oldu burası şimdi gönül Birliği herkes tek noktada birleşti Mesele ne Allah rızası için Allah sohbeti dinlemek Allah’ı zikretmek para vermek yok pul vermek yok Herhangi bir makam mevki Zobu yok hiçbir şey yok Biz Allah için buradayız Ama yok işte Gözümüz kadınlara kayarsa o zaman nefsimize uyduk ve yatak kadınların gözümüze kayarsa onların nefislerini uydu Biz Allah için buradayız Yok yok Oğlumuza kız beğenme yok kızımıza damat beğenmeye gelmedik Para istemiyor para toplamaya dergi satmaya kitap satmaya gelmedik vakfımızın ihtiyacı var para toplayacağız değil biz Allah için buradayız var bunun dışında bir düşüncesi olan varsa buyursun çıksın kız mayız ayrılmayız Allah için buradayız biz bu gönül Birliği iyi bakın bu gönül Birliği da aynı fikirde aynı hedefe koşuyor Aynı yolda bu gönül Birliği burada dilbirliği olmasa dahi Önemli olan bu gönül Birliği o gönlü ya kalacak insanla da evinizde Gönül birliğini ya kalacaksınız işyerinizde Gönül birliğini ya kalacaksınız dergahta Gönül birliğini ya kalacaksınız aynı minval Üzerine aynı daire üzerine gideceksiniz aynı hedefe koşacaksınız da aynı heyecanlı takacaksınız Gönül Birliği bu Eğer bu heyecanı bu duyguyu bu hissiyatı bu maneviyatı göremiyorsa bir kimse Gönül Birliği değil o zaman burada olmuş olsa dahi yemen’de Bu hz.pir sözü var ya Kimisi diyor yanımızda görünür ama yemendedir Kimisi de diyor yemendedir ama canımız dadır yanımızdadır Gönül Birliği bu aynı şeyleri paylaşmak Aynı duyguyu aynı frekansta durmak hani Allah Hz Ebu Bekir radıyallahu anh Hazretleri bir şey söylerdi Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri aynı şeyi söylerdi Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir şey söyledi Hazreti Ebubekir Allah’ın Hazretleri de aynı şeyi söylerdi Gönül Birliği İyi o zaman o gönülden gönüllü olan yolu bulmak bulabilmek o bağlantıyı kurmak o frekansı ayarlamak ve müridim Mürşid ile Gönül birlikteliğini sağlaması o zaman mürşidin kalbindeki ilham müridin kalbine de gitti o zaman mürşidin kalbindeki Zikrullah veya tecelliyât müridin de kalbine gitti Erol Gönül birliğini sağladı ysa o Gönül birliğini sağlayamadı ysa o zaman Normalde dilbirliği oldu Fikir Birliği oldu ama aynı şekilde de Hay bir yolu olmalı var yani bize kulahta üstadın gördüğü hali o da görecek ve belki de bazı şeyler derece açısından mümkün olmayabilir ama bazı şeyleri görebilmeli hal Birliği hal olarak hal birliği ve ata bir Derviş kardeşinin gördüğü hali görmek hal birli sufilik budur o görünen on gördüğü hali Sen de görürsün aynı aynı hali yaşarsınız ve birbirinin haberi olur aynı hali yaşamaktan Gönül Birliği iyi bakın Gönül Birliği Önemli olan bu neymiş Gönül Birliği imiş Hz pirden bir beyit yine Mesnevi’den dilde eşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi bile olsa dilsizdir Gül solukta mevsim geçince Bülbül’den name duyamazsın o zaman dilde eşinden ayrı düşen Yani aynı dili değil aynı makamda aynı manada Duran o Gönül birliğini oluşturan o Gönül frekansını oluşturan bundan ayrı kaldı mı insan yüz tane bin tane dil bilsin yüz tane bin tane name bilirsin o zaman onun haliyle halletmem bir kimse yalnızdır asıl yalnız odur onun halini anlamıyorsa bir kimse Onun haliyle hallenen yok ise asıl yalnız olan o mı yoksa binlerce insan olmuş olsa Ama onun halini yakalayamaz sakonun halinden bir haber olsa o yalnızdır eşler arasında da aynıdır Bir Kadın kendi halinden anlayan bir erkek Arar Bir Erkek kendi halinden anlayan bir kadın araba evlidir herkes Ama eğer ki hal Birliği yoksa birbirlerinin halinden anlamıyorlarsa Karı koca da olsalar yabancıdır lar iyi bakın yabancıdır lan sıkıntı buradadır ailelerde Ya anne baba çocuklar var ama gönül Birliği yok ise hal Birliği yoksa Çocuk babasının halinden Uzaksa Çocuk annesinin halinden Uzaksa anne-baba çocuğun halinden Uzaksa o aile zahiren beraberler ama mânen dağılmış ozetler manevi bir birlik yok manevi bir de olmuştuk var su filit aynıdır orada Gönül Birliği gereklidir yoksa herkes bir yerdedir ama üstadının çizgisinde durmuyorsa üstadının dairesinde durmuyorsa üstadının haliyle halen mi yoksa aynı mı dairede değil ise o zaman o dervişle ne yaptı Gönül birliğini kıramadı gönülden sözsüz işaretsiz yazısız yüz binlerce tercüman Zuhur eder bu gönülden sözsüz Sözde kelime ve insanların anlaşabilmesi için birbirlerini anlayabilmesi için üç dil vardır bu birisi nedir söz ile anlaşma din ile anlaşma ikincisi nedir ikincisi ima ile işaret da anlaşma hani var ya işaret dili işaretle Anlaşma ve hatta bizde işaret ederiz ya karşımızdaki kimse bizim işaret imizi alma ama hani yaparız yapma veya kak oradan işaret Bu da bir dildir öbürkü nedir yazma Bu yazım ve Bu üçünü insanların arasında iletişim kuran hz.pir diyor ki gönülden sözsüz bakın sözsüz işaretsiz yazısız yüz binlerce Tanrı tercüman zora da o zaman insanlar Demek ki meramını anlatabilmesi için üç tane dili var bir söz ikincisine işaret dili öbürkü ne yazı o zaman işaretsiz yazısız sözsüz gönülden yüzbinlerce name a car bu işte o gönülden frekansı yakalayan gönülden frekansını bitiren bir kimse o zaman o yüz binlerce nameyi dinler Duyar görür işitir ve o sağır lardan değildir ya o kör lerden değildir Gönülden düşen nağmeleri dinler ve görür ve sufilikte budur zaten ve Normalde bu Ama bazen de insanın o Gönlünden geçeni sır Tutar o kimse ne mimiklerine sevk eder Ne dile sevk eder ne de yazıya sevk eder asıl sür odur eğer o Gönül birlikteliği oluştuysa işte o kimse o sırra Vakıf olur Allah cümlemize onlardan eylesin kuşların hepsi bütün sırlarını hünerleri ne bilgi ve işlerine ait şeyleri Süleyman’a birer birer apaçık söylüyorlar kendilerini bildirmek ve tanıtmak için övünüyorlar the Yok ya ne yapıyordu Kuşlar geldiler Süleyman’a Herkes kendi maharetini Herkes kendi yapabileceği şeyleri anlatıyorlardı Bir de övünerek anlatıyorlardı işler mesela Aslan çıkıyor övünerek anlatıyor Ben diyor binlerce Can alındı bir pençemle diyor ortalığı yakarım yıkarım Ben senin yanında durayım senin koruma halıyı Aslan dile geliyor işte fil Geliyor Dile Geliyor diyor ki benim üzerime istediği yükle Ben senin yüzünü götürürüm istersen tahtını da benim üzüm üzerime yükle ben onu götürürüm Hatta diyor diğer fiillerle beraber hep beraber seni koruruz senin bütün ordumu taşırız bütün hayvanlar teker teker Süleyman Aleyhisselam’ın neleri yapabileceklerini kendilerini Mete demekten kendilerini bi en o özelliklerini meydana çıkar ırktan söylüyor ve o devasa Kuşlar bütün dünya üzerinde ne kadar kuş biliyorsanız tanıyorsanız ki o zaman için daha büyük kuşlar var bu akbabalar gibi Kartallar gibi onların Daha büyükleri de olabilir Onların da hepsi geliyorlar ne yapıyorlar Hepsi de kendilerini anlatıyorlar bars üleyman aleyhisselâmı bu ölmek kibirden varlıktan dolayı değildi her kuş onun huzuruna varsın yakınlarından olsun diye övünüyor du bunların övmesi Neden ki birden değil bir kibirden Ölmek var bir de bir kimsenin bir işte maharetli o maharetin öne sürmesi var bakın maharetini öne sürmesi maharetin ortaya koyması farklı bir şeydir o maharetiyle ölüp kibirlenmek farklı bir şeydir hani Peygamber sallallahü ve sellem Hazretleri savaşa gideceğiz zaman cihadı çıkacağı zaman iki tane genç sahabe vardı çocuk hükmünde onlarda savaşmak istiyorlardı ama Allah bu sallallahü ve sellem Hazretleri onlar çocuk diye onları götürmek istemedi birisi dedi ki ve o küçük sahabe için dedi ki Ey Muhammed ya resulallah sallallahü ve sellem butilli çocuk güzel ok atarlar hedefine vurur hedefine isabet TEOG atış yapar dedi Allah resulü döndü ona dedi ki sen bu konuda iyi misin Evet dedi Bunu da alın o zaman dedi orduya yazıyor bu sefer öbürkü dedi ki Bursa ağabey genç çocuk dedik ya resulallah ben de çok iyi güreşelim iyi bakın kendi özelliğini ortaya çıkardı kendi özelliğini ortaya çıkarınca Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ona kibirlisin demedi o zaman güreş tutun dedi Onlar güreşçiler dikkat edin ölüme gidecekler güreşi olan ben gideceğim diye de ve o güreşçi okçu hala şairi verdi O benim hali Karadağlı şahidim gibi söyleyeyim artık yani Ali kararında güreşçi ama Ha bir de hava atıyor bazen yok işte Hüseyin’e de ben yendim Simya yok şunu beğendim yok Bunu beğendim Hüseyin Avrupa üçüncüsü Oğlum senin bir derecen var mı yok ama Hüseyin’i denmiş burada mı Hüseyin mı yok yoksa bir güreş tutturdum buradan araba bu Ali burada ama değil mi Ben de beğendin mi Hüseyin mi çok soru söyle O ne Ben Hüseyin seni hiç yenemedi hiç yok bu Mehmet Karadağ nerede Ya Hacı Mehmet öyle mi bu şu seni hiç yenemedim Evet efendim Anlamadım hiç ha güneşlikleri görmediysen ne var mı gören Mehmet sen gördün mü sen de görmedin Ali hep öyle diyor ama değil mi he Ali’den duydun Hüseyin’den değil yani Bu senin Güneşli arkadaşı burada daha aynı kiloda değiller bu ko6 siklette Baba aga kilosu hafif demiyor alt Fikret Ben Hüseyin yok ki Burada şimdi artık söyleyin artık Aman abi benim üzerine burada o bensiz birleştireceğim ya Bu bir gözümle göreyim ben bilgi Normalde mu bu aynen bu 30 yıldır bana aynı şeyi söylüyor Ben Hüseyin 41 kilodu Sen 57 kilodu bak Evet o güreşi de böyle işte hani bana Ben iyi güreştim deyince Allah Resûlü güreşlerde onları güreşi ta bunu attı bakın onun iyi güreşin demesi kibirden sayılmadı veya Hz Ali radıyallahu anh Hazretleri Hayber’in fethinde olsun şeyde savaşlarda bir çıktığında böyle onun meşhur bir nağmesi vardı bütün önceden savaşa çıkanlar tek tek karşıdan şey istedi rakip isterdi ve her çıkan kendi yaptıklarıyla ömürdü ve Hz Ali radıyallahu anh Hazretleri de çıkar böyle savaş meydanında ateş gibi ömürdü bir gün Allah resulü arkadan dedi ki eğer dedi Ali savaş meydanında değil de bunu normal zamanda söyleseydi helak oldu dedi E tabii buradaki övünmek ki birlikten değil düşmana korku verme ve bakın düşmana korku verme bu kibirlilik olmuyor Bir de bir kimsenin kendisine ait bir özelliğini ortaya çıkarması ya ben bu işi yaparım ben bu işi iyi yaparım ya ben bu işin uzmanı Yok ya ben bu işin ehli ve bu ölmek olmuyor burada ayırt etmek için söylüyorum Buna bazen Şimdi arkadaşlar ifraz Tevhit noktasında duruyor kardeşim bu işi Yapıyorsan söyle de ki ben bu işi yaparım ben bunun ustasıyım bak falan diğer de bunu ben yaptım şunu şurada Ben yaptım bunu böyle böyle ben yaptım bu ilmek değil bu o kimsenin kendi İşiyle alakalı özelliklerini söylemesi şimdi sayı görünce Bizim Kasap sa için dine adam adam Kasap kendisi hayvanı tanır bu Eşin hangisi kapak atmış hangisi kapak atmamış ve açmış mı Ne diyorsunuz Acısız ona kafa kaçmış açmamış o biliyor işi onun o adam daha hayvanın boynuzundan tutmayan korkuyor kapak açıp açmadığını bilecek benim gibi işte odaya deme Ben biliyorum deme Ya ben bazen kurban keserken soruyorum Hadi kapak atmış başkasını kapak açmıyorsun lan açmamış diyor adam kurban diye kesiyor Onu ya ibadet ediyorsun O yanında birbirlerine al götür verme adamın hakkını bilen bir insan alsana hayvanı yok Kendileri çok bilecekler ya bir de bir bilen kimse para vermek zoruna gider insanı E tabi işler böyledir Ondan sonra aldanır sonra saçını başını yolar sonra telefon açıyor bizim hayvanın kapağı açmamış Ne yapmamız lazım ya derslerde Bangır Bangır bağırıyoruz yanınızda bilen götürün diye sen bana ne soruyorsun sonra hayvan kesildikten sonra bunun gibi o bir kimse bir işi biliyorsa onu ben biliyorum deme sitebirlik değil bununla alakalı sizden hani böyle bir şey olduğunda Yusuf Aleyhisselam ne dedi Mısır Kralına dedi ki beni hazine ne hazine’nin başına Ata beni Hazinedar et O bende de bu işi iyi bilirim ben bu gelecek olan belaya gelecek olan müsibeti gelecek olan kıtlığı Bu nasıl Dizayn edecek nasıl organize edecek iyi bilirim dedi Yusuf Suresi ayet 55 O yüzden o bir kimse bir şeye ihtiyaç var ise o ihtiyaç Olmayan şeyle alakalı bir şey biliyorsa o konuda Ehil s bu kendisini bu noktada Ben bu konuda İyiyim ben bu konuda da kendi çapımda Ordu nevüs profesörün demesi kibirlilik değil bununla büyüklük tasarsa ki bir Allah muhafaza eylesin bir kul bir Efendi’ye kul olmak dilerse hünerleri nden bir miktarını onu arz eder Fakat o Efendi tarafından satın alınmayı istemezse kendisine hasta sağır Çolak ve topal gösterir Yani bir kimse Eğer ki bir kimsenin beraber olmak onunla çalışmak Onunla beraber yol yürümek O da ne yapar kendi hünerlerini Onun önüne serer yan bir eleman alacaksınız iş yerine o eleman patron hoşuna gitti işleri Hoşuna gittiyse orada çalışmak için ne yapacak hünerlerini dökecek ortaya da patrondan memnun olacak çalışanlar ondan memnun olacak Demek ki o kimse patronu sevmiş işvereni sevmiş ve iş yerinde özelliklerini sevmiş canhıraş orada çalışıyor O iş yerini ve patronu kaybetmek istemiyor Eğer patron hoşuna gitmediyse işyeri hoşuna gitmediyse ayakları bir iki adım ileri gidiyorsa beş adım geri gidiyor çünkü patronun sevmediği iş yerini sevmedi ve hünerini göstermiyor ve hatta işçi psikolojisi öyledir Yani oradaki O patron hoşuna gitmedi veya çalışma şarttır hoşuna gitmediyse performansını düşürür aslında kendi kendini kendi ayağına da performansını düşüren bu çalışanlar performansınızı en yüksek noktaya getireceksiniz ve o patron sessiz Yapamayacak Ama siz oraya bıraktığınızda sizin Bulunduğunuz servis sizin Bulunduğunuz ortam çok çek de böyle çalışacaksınız ve o bir Bülent Ersoy’un sözü çok hoşuma gitti dedi Ama ben öyle şarkıyı okurum ki benden sonra kimse öyle okuyamaz dedi bu söz hoşuma gitti beni Bende de bir şarkı öyle okurum ki benden sonra kim söyle okuyamaz dedi Bu bir evet Hani Övünme iyi biliyor o kimse sen öyle bir şarkı oku Senden sonra kimse onu okuyamazsın seni taklit etsinler ama sen öyle oku ama sen öyle zakirlik yap Senden Sonra Kimse o Zakir li yapamazsın sen öyle bir Çavuşluk yap Senden Sonra Kimse Çavuşlu yapamazsın sen öyle bir dervişlik yap Senden sonra kim söyle dervişlik yapamazsın sen öyle bir şeyhlik yap Senden sonra kim söyle şehri yapamazsın sen öyle bir babalık yap sen vefat ettiğinde çocuklar desinler ki babam Allah’ın lütfu uymuş Sen öyle bir annelik yapyap ortadan kaybolunca ve hatta başka bir şeyle karşılaştıklarında çocuklar desinler ki annem Allah’ın mutluymuş Sen öyle bir evlat ol öyle bir evlat ol seni evlendirdikten sonra anne baba saçını başını yolsun Bu nasıl bir evlatmış desin iyi bakın Bu insanın Sen kendince kendisini Kemale erdirme si ile alakalıdır ve bu böbürlenmek için kibirlenmek için değildir ama sen öyle bir şey yap zirvede Bırak o Zirve kimse ulaşamazsın ama sen öyle yap ama sen öyle çalış öyle gayrete öyle gözyaşında sen Öyle ses senden sonra hep senin bahsettiğin lero şöyle aşıktı diye sen öyle sev ama Bu nasıl Mansur Hala da milletin dilinde ise Bu nasıl Beyazıt Hala da milletin dilinde ise nasıl Mevlânâ Hala da milletin dilinde ise bakın bunların hepsinin ile alakalı küfürü ne fetva veriyor Han kafalılar bu münafık gönüllüler bunların küfrüne fetva veriyor bakın ama bırakın İslam dünyasını bırakın Doğuyu batıda iyi tanıyor batıda mecnunu risaleleri var ve batıda Halıcı risaleleri var ve batıda Beyazıt konuşuluyor Uğur Batı üniversitelerinde Mesnevi Mevlânâ türküleri var Londra Üniversitesi’nde Mevlânâ Gürsu var ve bu fakir bunu bağıra bu memlekette Hala da bir Konya’da dahi bir Mevlânâ kürsüs yok deyince Konya Üniversitesi Mevlânâ Kürsi açtı Daha yeni ama ondan önce Çanakkale’de Halit Hoca açtı Mevlânâ kürsüsünün Konya’da şeyde Çanakkale’de de Konya’daki Onlardan önce açtı bu ama batıda Londra Üniversitesi’nde niye orta bu önemli üniversitelerde Mevlânâ turşuları var arkadaşlar bu önemli üniversitelerde Arabi kürsüleri var abi iyi oturmuşuz Biz Anadolu’nun bağrından çıkmış bu değerlerin bu değerleri Biz kendimiz götüreceğiz diye uğraşıyoruz kendimiz boğazını sıkacağız diye uğraşıyoruz devlet yobaz kafalılar münafık gönüllüler devletle El Ele verip Kültür Bakanlığı denilen Kültürsüz bakanlık El Ele verip boğazını sıkacağız diye uğraşıyorlar ya evet o Londra’da Mevlânâ turşusu var Londra Üniversitesi’nde Çünkü o kürsünün başındaki Profesör ile tanıştım bu adamlar bir de uluslararası Mevlânâ kürsüsü kurmuşlar bu fikirlerini tartışıyorlar felsefesini tartışıyorlar ama biz burada semaya saklayacağız diye bu ajanda arması polisi Valiliği Emniyeti alarma geçiyor İmamlar onların müezzinler müftülere alarmı geçiyor üç tane Sema Sema dönecektir Ama biz kendi kültürümüzü kendimiz boğazını sıkıyor öldürecek ya yer alıyoruz biz Allah Allah muhafaza eylesin bu Aman Batı the ve Doğu bu irandan Mevlânâ kürsüsü var bu Pakistan’da mı mi Evet bir anda en büyük Mevlânâ araştırmacılarından birisi İran’da Sen beni düşünüyor biliyor musunuz Mevlânâ ile alakalı en önemli araştırmaları yapan bu Anadolu’dan önce Nicholson ya Var mı böyle bir şey ya o ilk çevirilen Nicholson lan ya var ya bunu görünce insanın böyle geçip parçalanıyor bu içi parçalanıyor insanı var ama suyu çekti laf yok Allah muhafaza eylesin mi Evet konumuza dönelim fazla yaymayalım bir kimse bir yeri sevdiyse orada hünerini ortaya koyar o orada günlerini arttırır ama bir kimse bir şey sevmediyse orada günlerini göstermez orada dur ucu değildir orada dur ucu olan Hüner üzerine Hüner sergiler orayı seven Hüner üzerine Hüner sergiler o örnek veriyorum bir kimse ney üflemeyi sevdiğimi Hüner üzerine Hüner yayar O bir kimse işte ben diri sevdiğimi Hüner üzerine Hüner ya Ya ben de onun elinde cilve raşka gelir ne onun dudağını gördüğünde kendinden geçer çok güldüm ona vurdukça her sesi Allah diye göklere vurur Bu o kimsenin ona kendisini vermesiyle alakalı sevmesiyle alakalı ya yine Sema edeceğiz şimdi ya işte yani ne ve sırası bendeymiş ne yapacağım değil ya ben bu semada Allah’la Cemal edeceğim diyorsa Sema Sema olur ya ben bu akşamki semada cemâle erişim diyorsa Sema Sema Iğdır ya ben bu akşam üflerken dinleyecek olan o diyorsan Ey ne olur ya o masada vururken q düğme vururken dinleyecek olan o diyorsa o zaman o zaten aşka gelir aynıdır o zaman onun nağmesi aynı şey bir insan ha ben burada elemanım 8 saat çalışacağım gideceğim diyorsa o işten hayır bekleme Ne o geliver Ayvazım gidiverdin gözüm öyle o ya Ondan bir cacık olmaz hiçbir şey olmaz onunla Ya o kimse aşkla sarılmalı işine da o kimse ciddiyetle işine bakmalı ve o rafı Dizayn ederken ilk gibi yapmalı aşkla yanmalı konuşmalı raftaki malzemelerle konuşmalı bu sevmeli onu Ya sen neden satılmadığını yavrum demeli öpmeli 10 Bu sevgiyle yürümeli ya hani sufilerde ki böyle bazı mütü elleri Dışarıdan görenler şey yaparlar ya böyle küçümserler ve bunlar şirk ediyorlar falan hani aslında ritüeldir bir Kimse derken kapısından girerken Hani bazıları eşi öpmüştür ama ben onu çok hoş görmem kapının bu kilit tarafı var ya hani açtığımız ya Burayı veya da kendi boyunu ölçün öper de geçer ne der ki ben bu kapıdan öğrendim her şey Ve bilmediklerimi ben yine bu kapıdan öğreneceğim Aslında orada kapıyı hürmet İçerdeki Hikmet’e hürmettir Bu bir kimse derse gelirken aşkla gelir koşarak gelir uçarak gelir süzülerek ten gelir Bu Yol kısalır Ona neden zikrullaha gidiyor sohbete gidiyor ne derse gidiyor bu ayakları geri geri gitmez onu Yok canım sohbet var a Başka bir şey de yok hayır Yok böyle bir şey düşünülemez ve O sohbete süzülerek ten gitmeli O sohbete koşa koşa gitmeli büyük bir aşkla yapmalı işini Ben yemek yapıyorum aşkla yap o zeytin yağını karıştırırsan dahi şifa bulur herkes lezzet bulur bu ütü yapıyorsun aşkla yap bu öyle bütüne bozulmaz o akşama kadar aşkla ütülü Ama sen onu Ama sen evine bir şey götürüyorsun aşkla götür İstersen bir simit götür eve aşkla götüremem muhabbet de götür Merak etme o simit bütün hane halkına yeter ve herkes lezzet bulur tatlı olur onunla bu derlerken bizim aldığımız simit böyle olmuyor olmaz sebep aşk yok sende çünkü Ama sen aşkla götür kuru simitten lezzet alır herkes Ama sen aşkla kuru ekmeği karıştır İçine biraz şeker dök biraz da sıcak su dur tanıştır bu karıştır kuru ekmeği karıştı ben onu yiyen var ya manası açılır o kimsenin Sen aşkı karıştır Sen aşkla yap Yapmazsan yiyen bakar şimdi Çünkü her yen aşkla yemiyor alıp ya bu tadı olmamış değer Yiyen de aşkla yiyorsa sen istersen Onun önüne ne koyarsan koy koy hepside lezzetli gelir ona neden sevdiği yapmış Çünkü sevdiği yapmış O aşk olursa İşte o zaman o kimse efendisinden de razı mürşidinden de razı dergahından da razı O Herşeyden razı her şeyini seviyor öbür türlü Dervişler bahane söylenenler bahane şu şunu dedi de bunu dedi de onu yaptı bunu yaptı da bu böyle oldu da şu şöyle oldu da gidecek Ona bahane çok kalacak ona da kalma malzemesi çok bunun gibi a daha fazla eylesin Ama bu düğün hünerini arz etme sırası geldi ben sana altını ve düşüncelerini bildirme nöbeti erişti dedi ki ey padişah ve en küçük bir hüneri mi kısaca arz edeyim çok kısa söylemek daha iyidir Teddy ve en küçücük önerini söylüyor yok En küçücük günlerimi söyleyeyim yani bu dedi uzun söze gerek yok kuzun lafa da gerek yok Süleyman da dedi ki E tabi bu kısa sözü biraz daha açayım büyüklerin önünde çok söz söylenmez bu burada Hudut Dün üzerinden hz.pir bize bir hedef gösteriyor Ne diyor ki büyük önünde Kısa konuş çok uzun konuşma cümleyi çok uzatma sözü çok uzatma var ama kısa konuşma kaz kelimelerle meramını anlatmak edepli insanların işidir erdemli insanların işidir hikmetli insanların işidir Bu öbür kötü bir şey anlatmak için bir sayfa konuşur bu anlatamaz yine var ama öbürkü iki kelime konuşur mu meramı anlatır o Hikmet ehlidir Bu bir başkasının on sayfada anlatamadığını iki cümlede bitirir Bu iki kelime de bitirir bu Hikmet ehlidir işte hz.pir hürdür üzerinden diyor ki bize kısa söylemek daha iyidir bir mümin suresi Müminler onlar tümüyle boş şeylerden yüz çevirenler den dir o zaman boş konuşma uzun konuşma büyüklerinin önünde uzun konuşanlar boş konuşanlar sevilmez bir üstadın önünde uzun Konuşma boş konuşma Bir devlet büyüğünün önünde uzun Konuşma boş konuşma bir makam sahibinin önünde uzun Konuşma boş konuşma kısaca bitir ve Allah Resûlü sallallahu ve sellem Hazreti diyor ki bana sözün özü verildi ama Allah’a yalvar o sözün özünden Hiç olmazsa az bir şey de sana da verirsin Çünkü çok konuşmak insana afata götürür çok konuşmak kime aittir Kur’an ve sünneti tebliğ ile doğruyu anlatan hikmetli konuşanlar sözünü uzatabilirler sebep çünkü onu dinleyenler konuyu anlasınlar diye öyle konuyu Aşina olsunlar konuya hukuku fiyetleri artsın diye onlar çok konuşabilirler Ama öbür türlü O da boş konuşmayacak O da boş anlatmayacak Allah muhafaza eylesin dikkat edin Müslüm’den hadisi şerif dikkat edin derin sözlere dalıp gereksiz yere lafı uzatanlar helaka uğramışlardır o zaman dervişlik taslit kendi kendine derin sözler söyleyip insanları helak bu bırakma bu sufilik Tasvip insanların anlayamayacağı kavramaya cağı kelimeler ve cümleler kurma kendi kendine derin süsü verip de insanların anlayamayacağı sözler söyleme ne ve çok konuşma boş konuşma sözü kısa kes sözlü konuş o özlü konuş hele bir de de bu Allah Kur’an ve Sünnet tarihinde bir şey sohbeti yapıyorsan dinleyiciler var ise boş kelama düşme Allah muhafaza eylesin Evet bu Normalde son kelam şeyden ee ee ve Kutadgu Bilig ten ve bu okuyacaklarım şimdi söz bilerek söylenirse bilgi sayılır bilgisizin sözü kendi başını yer çok sözden fazla fayda görmedim ama söylemek de faydasız değildir sözü bilerek söyle sözün gözsüzlere körlere göz olsun ara ve Süleyman Ondan sonra ne yaptı Dedi ki Söyle bakalım O hangi günlerdir dedi hüthüt Dedi ki gayet Yükseklerde uçtum zaman havadan bakınca ta yerin dibindeki suyu görürüm bu olsun nerededir derinliği ne kadardır rengi nedir topraktan mı Kaynıyor taştan mı Hepsini görür bilirim Hey Süleyman Ordu kurulacak yeri tayin etmek üzere beni sefere beraber götür dedi bu Süleyman’da eyi yoldaş Susuz ve uçsuz bucaksız Çöllerde sen bize arkadaş ol bu surette subulur seferde yoldaşlara Saka olursun dedi Ve böylece Hudut kuşunu Süleyman Aleyhisselam yanıma aldı ve Engin Çöllerde o böyle kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde derde su var ordugah nereye kurulmalı ordugah an kurulacağı alan neresi olmalı nerede yırtıcı hayvanlar fazla nerede çok rüzgar esiyor nerede etmiyor nerede tehlike var nerede tehlike yok Nerede su var nerede su yok bunların bilgilenmesi için ne yaptı Süleyman hür düdüklü yanına aldı Sen ne yaptın süleymanhüyüğü dün yanına aldı Şimdi herkes bir üstadın yanında durmak ister o herkes Üstada yakın olmak ister O zaman hüdür gibi hünerin olsun Su nedir bu su manevi attık bu su manevi attı İyi o zaman sen Hiddet gibi ol nerede manevi attık kişi var Onu tespit et onu bul onun Derviş olmasına sebep ol vesile o Eğer öyleyse Sen evet o zaman padişahın koluna yakışır bir Doğan olursun Evet Ee padişahın oy koluna Doğan olacaksa bu ne olması lazım Onun Avcı olması lazım Öyle değil mi Avcı olursa ancak padişahın koluna yakışır bri yi Avcı olması lazım avını görüp Ta uzaklardan ve o Allah ağlayıp padişahın önüne getirmesi lazım ki oo sarayda Yaşasın onu hak eder ama yok O iyi bir avcı Doğan değil ise o padişahın koluna yakışmaz o padişahın sarayını nerede yakışmaz İyi o zaman o ne yapar o dışarıda dolaşır gider herkes Doğan drama bu padişahın sarayında yaşayan padişahın kolunda yaşayan hayrı eğitimi ayrı özel bir do andır o zaman Süleyman’ın yanında duracak sanh ücret gibi hünerin olmalı bu hünersiz sufi sufi değildir Bu hünersiz Yol Arkadaşı yol arkadaşı Bir insanın bir hüneri olmalı Bir insanın bir öneri olmalı sufilikte veya bir toplulukta ve Abi evde veya bir iş yerinde senin farklı bir hünerin olmalı Allah cümlemizi Hüner sahiplerinden eylesin İnşallah bugün soru yok herhalde Evet Hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun Rabb’im cümlemizi affetsin İnşallah her Fatiha mesela hat o Amin ecmain Allah razı olsun inşâallah.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.