Dergah Sohbetleri Serisi

139. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Ama insanlar şu anda böyle moda gibi takip ediyorlar ya bunu. Moda gibi takip ettikleri için ahir zamanda siz adım adım onlara benzemedikçe kıyamet kopmayacak. Onlardan kasıt kim ya. Resulallah? Hristiyanlar ve. Yahudiler mi? Evet. O yüzden bir. Müslümanın çene sakalı bırakması sünnet-i seniye. noktasından uygun değil. Ama bırakanlar var. Ne yapacağız? Sünnet sevabı almıyor. Kesenler nasıl sünnet sevabı almıyorsa, nasıl göbeğine kadar sakal bırakanlar sünnet sevabı almıyorsa onlar da sünnet sevabı almamış oluyor. Bazı alışveriş merkezleri birçok esnafın işini

öldürdüğü gibi kurumsallaşarak kazandığı paralar da maalesef iç piyasada dolaşmıyor. Örneğin. Carrefour’dan alışveriş yapan bir kimsenin kasiyere para ödenir ödenmez para repoya yatıyor diyorlar. Efendim. Peygamber. Efendimiz bu tür alışveriş merkezlerinden alışveriş yapmamamızı ve böyle alışveriş merkezlerinin açılmasını sizce uygun buluyor muydu? İslam’da ticaret helal, faiz haramdır. Bir kimse bu noktada ticaretin bu manada malı satanın veya malı alanın dini kimliği önemli değildir. Medine-i. Münevvere’de çok yerden müşrikler de gelirler. Mallarını orada satarlar da. Medine’de ilk kurulan ilk kurulan. Medine

pazarıdır. Medine pazarı. Mekke’deki. alışveriş ticarete karşılık kurulmuş bir ticaret merkezidir. Müminler ticarette önde olmalılar. En hayırlı kazanç. Birinci de cihat. Cihattan elde edilen ganimetler. Ticarettir. Bakın. İkincisi ticaret. Şimdi. Müslümanlar ticarette önde olmaları lazım. Ahir zamanda siz sapanın ve ineğin kuyruğunu tuttuğunuzda zeliliği bekleyin der. Bu hem cihadı terk etmekten hem de ticareti terk etmektendir. İnek hayvancılıktır. Sapan da tarımdır. Bunun yerine ne alıyor? Cihat ve ticaret. Cihat ve ticaret erbabı olacağına. Müslümanlar ziraat ve hayvancılık erbabı oldular. Şimdi

bir kimse. Karfurmuş işte şuymuş buymuş. Yabancı sermayeli alışveriş merkezlerinden alışveriş edip etmeme hakkı o kimseye ait. Ben etmem. Etmiyorum da. Ama. Müslümanlar için acı bir. Neden. Müslümanlar çok ortaklı şirketler kuramıyorlar? Kursalar dahi birileri o paraları iç edip götürüyor. Asıl çok ortaklı şirketler. kurup çok çok ortaklı ticarethaneler kurup. Müslümanlar bu noktada dünya ticaretini ele almaları lazım. Ama. Müslümanlar kadar bölmeye, parçalanmaya müsait bir inanış yok. Neden? Hepsi de horoz. Hepsi de biliyor. Hepsi de akıllı. Hepsi de bütün

her şeyi biliyor. Hükümeti yönetmeyi biliyor. Başbakanlığı biliyor. Cumhurbaşkanlığı biliyor. Kanun çıkarmasını biliyor. Askeriyi biliyor. Savaşmayı biliyor. Ordu yönetmeyi biliyor. Devlet yönetmeyi biliyor. Bir ailelerini yönetemiyorlar. Ama bir ailesini yönetemiyor. O kadar çok biliyor ki bütün herkes, herkes her şeyi çok biliyor. Yapamıyor o yüzden de. E şimdi bunların paraları repoya gidiyor. Kimin parası repoya gitmiyor? Vergi dairesine yatırdın para gitmiyor mu? Su parası diye yatırdım para gitmiyor mu? Elektrik parası diye yatırdım para gitmiyor mu? Doğalgaz diye mu? Dünya

üzerine bir faiz sistemi. var. Senin sen faiz almasan dahi alışveriş ettiğin yerler, yaşadığın yer faizle iştigal ediyor. Acı bir. Eyvallah. Acı bir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri işte böyle yerlere gidip alışveriş eder miydi? Büyük bir ihtimal etmezdi. Ne kurtaracağız? Ne geçecek elimiz öyle demekle? Müslümanlar gitmesin diyeceğiz. Ondan önce o kadar çok var ki. Ha o kadar çok var deyip de o sahayı terk mi edelim? Hayır. Ama sonuçta o sahanın içine giriyor. Müslümanlar. O deccaliyet sisteminin

içerisindeyiz hepimiz de. Hepimiz. Allah bizi affetsin inşâallah. Resmi nikahla resmi nikah yok. Bu lafızları yerli yerinde kullanın. Nikah dini bir terminolojidir. İbadettir. Resmi evlenme akti dini bir terminoloji değildir. İbadet. Müslümanlar nikahlanırlar. Nikahlanmakla dinlerinin yarısını tamamlarlar. Müslümanlar nikahlanırlar. Nikahlarıyla ibadet etmiş olurlar. Nikahlanan. bir kimse hem farzı hem vacibi hem sünneti hem nafile ibadeti yerine getirmiş olur. O yüzden resmi evlenme akdidir. O sözleşme gibi. Onun adı nikah denmez. Devlet nikah kıyamaz. Devletin nikah kıymaya hakkı yoktur. Laiktir. Laik

bir devletin üzerinde birisi resmi nikah dediği anda. Cumhuriyet savcıları ona dava açar. Eğer ibadet noktasından bakarsan. Tabii. Türkiye’nin hukuk sistemi öyle bir enteresan ki bir tarafta biz laik demokratik hukuk devletiyiz. Öbür tarafta laik demokratik hukuk devletinin. Diyanet. İşleri. Başkanlığı var. Laik, demokratik, hukuk devletiyiz bir tarafta. Öbür tarafta birisi bir kadını ben bu kadının nikahımı aldım derse o da ben nikahlandım derse bunu normalde işte giderdi. Cumhuriyet. Savcısının bundan haberi olursa siz ne yaptınız derse biz de imam

nikakıydık derse. Cumhuriyet savcısı. isterse laik demokratik hukuk devletinin temellerini değiştirmekten dava açar gider yargılanır o kimse. O yüzden sorularınızı sorarken kullanacak olduğunuz kelimeleri düzgün seçin. Evlenen bir çift belli bir zaman ayrılıyor. Mahkeme erkeğe belli bir tazminat ve nafaka ödenmesine karar veriyor. Kadınla erkek arasında belli bir miktar altın mehir konuşulmuş. Bu kişi bu mehiri vermek istiyor. Ailesi izin vermiyor. Maddi durumu da iyi değil. Böyle bir durumda mehiri vermek zorunda mı? Yok. Hükmü yok. Hükmü yok mu? Vallahi

kim kimden boşanmış? Kim kimden mehir alacağı var? Ben tam anlayamadım onu. Ya da kafam yerinde değil. Mahkeme erkeğe belli bir tazminat ve nefaka ödenmesine karar veriyor. Kadınla erkek arasında belli bir miktar altın mehir konuşulmuş. Bu kişi bu mehiri vermek istiyor. Ailesi izin. vermiyor. Erkek mehrini verecek. Normalde resmi mahkemeler erkeğe nafaka ve tazminat ödenmesini gerektiriyorsa kadın o erkeğe ödenmesi gereken nafakayı ve tazminatı ödeyecek. Boşanma talebi kadına aitse ve boşanma talebinde kadına ait kadın dini hukuki din dini

hukuka uygun boşanmıyorsa dinen bu hukuk noktasında boşanmaya haksız bir boşansa o zaman normalde mehir almaya yetkisinin olmaması gerekir. Almış olduğu mehri geri vermesi lazım. Ama buradaki boşanma sebebi ve boşanmayile alakalı kimin haklı, kimin haksız olduğunu görmemiz lazım. Bunun üzerinden bizim kalkıp da bir söylememiz mümkün değil. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Boşanma hakkaniyeti, boşanma hakkı haklı olan kim? Erkek evlendi. Erkek evlendikten sonra mehrini de verdi. Kadın hiçbir şeri dini hakkı olmadan adamı boşuyor. Mesela zaman hukuk

farklı fıkhi hükmü farklı veyahut da adam evlendi hiçbir suçu. yok kadının adam boşuyor. O zaman hukuk farklı. Bu dini hukuk açısından resmi hukuk da zaten şimdi böyle bir yapıyor. Önceden tazminatı kadınlar alıyordu. Şimdi erkekler de tazminat alabiliyor. Erkekler de bu noktada nafaka alabiliyor. Kadına mesela annesinden babasından yüklü miktarda mal geliyor. Bu adamın kahrını mı çekeceğim diyor. Adamı vuruyor tekmeyi. Adamın bu sefer kadından alacak olduğu nafaka olması lazım. Resmi hukuka göre ödemesi gereken bir tazminatın olması lazım.

Resmi hukuka göre. Kadın kendisini bir müddet baktırmış. Çoluğunu çocuğunu büyütmüş. Ondan sonra adama serkeşlik yapıyor. Ondan sonra boşuyu atıyor. Nasıl olsa adam lazım değil ona. Aslında buna bir müeyyidile uygulanması lazım. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sahabelerin bütün sorunlarını dinler ve ilgil ilgilendirir miydi? Peygamber sallallahu aleyhi ve. sellem hazretleri gücünün yettiğince ashabının bütün problemleri ile ilgilendi. Bu sünnet. Kim gelip ona bir problemini aktardıysa, bir problemini anlattıysa onun problemini problemiyle gücünün yettiğince ilgilendi. Gücünün yettiğince. Hatta meşhurdur

ya ben sizin hepinizin babanız mesafesindeyim der. Kimin derdi, borcu varsa gelsin bana der. Bu tabii ağır bir mesuliyet ama. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri insin ve cinin peygamberiydi. O peygamberliğin kemal noktasındaydı. O yüzden. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabın her şeyiyle ilgilendi. Bu sünnet ehli tasavvufa kaldı. Ehli tasavvufun içerisindeki hiyerarşik noktada duranlar da bu noktada ümmetin bütün işleriyle ilgilenmek zorundalar. Kim gelip o kimseyle bu bu noktada o kimseye bir derdini, bir sıkıntısını üstat

seviyesindeki bir kimseye derdini, problemini anlattıysa, aktardıysa üstat da elinden. gelen bu noktada gücü nispetinde o da o sorumluluğun yerine getirecek sünneti işlemek için. Hadis-i şerifte kendisinden istifade edilen alim bin abitten daha hayırlıdır buyuruyor. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Bir alimden nasıl istifade edilir? Normalde alimler ümmetin içerisindeki kandiller gibidir. Allah dini alimlerin sayesinde ayakta tutar. Buradaki alimden kasıt. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin halifesi noktasındaki olan ilmiyle amel eden alimler. Bu alimler yeryüzünün direkleri gibidir.

Onlar yeryüzünde dinin neşi neva olmasına, dinin yaşanmasına sebep olurlar. O yüzden onlar eğer toplumun içerisinde bulundukları müddetçe ve insanların içerisinde dinin yaşanmasına ve yaşatılmasına sebep oldukları müddetçe ama sohbetleriyle ama yazdıkları kitaplarıyla ve risaleleriyle ama hal olarak yaşantılarıyla bu noktada durdukları müddetçe evet evlerine kapanıp camilere kapanıp dağlara çıkıp. hücrelere kapanan itikaflara giren, halvet eden, insanlardan uzak bir hayat sürerekten din yaşamaya çalışan abitlerden çok çok fazla ehemmiyetli ve önemlidir. Çünkü insanların içerisinde insanların hayrına, insanların içerisinde durup insanların

eziyetlerine katlanan ve insanların hayrına sebep olan kimseler peygamber varisleridir. Onlar insanların en faziletlisidir kendi yaşadıkları zamanda. Kim ki arife günü bin kere ihlas okursa kendi nefsini. Allah’tan satın almış olur. Hadiste nefsin. Allah’tan satın alması nasıl olur? En aşağısı. Allah’ın affına uğramaktır. Tasavvuf ehlinin mübah konularda nefsinin yap dediklerinin yapmaması ne kadar doğrudur? Helal dairesi bir kimsenin nefis mücadelesi yapacağı yer değildir. Helal dairesinde nefis mücadelesi yapmak nefistendir. Bir kimsenin kendi kendisine helali haram etmesi nefsindendir. Bir kimsenin kendi

kendisini helalini yasaklaması nefsindendir. İnsanlar bunu tasavvuf adı altında yapmaları. caiz değildir. Bu ancak kalbi bir ilimle, ilahi bir emirle söz konusu olursa olur. Bu dervişin kendi nefsinden olmaz. Üstad ona hayvansal gıda yemeyeceksin bir müddet derse üstadı ikinci bir müddet koyuncaya kadar hayvansal gıda yemez. Bu üstadın terbiyesi altında olması gerekir. Yoksa bir kimse kendi kendisine ben hayvansal gıda yemeyeceğim diyorsa. Allah’ın helal etini kendi dairesinde haram ediyor. Bu az önceki söylediğim de. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem

hazretlerinin. Hazret-i Ali efendimizin. Fatımatü. Zehra annemiz de nikahlıyken başka bir kadın ona teklif edildiğinde. Hzreti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gelip. Hazret-i Ali efendimize o nikahlanmayı yasaklamasına benzer. Ayet-ti kerimede 4e kadar eş nikahlamaya hakkı var iken. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Hzreti. Ali efendimize. Hazret-i Fatıma’nın sağlığında ve kendi sağlığında bunu yasaklamıştır. Demek ki bazı mübah olan şeyler belli özel emirlerle geçici olarak yasaklanabiliyor. Bu sufi ıstılahta dervişin terbiyesi için gerekli olabilir. Ama bunun gerekçesi.

Kur’an ve sünnet olması gerekir. O kimsenin nefis terbiyesi olması gerekir ki öyle sufi çok az bulunur. Küçük bir. Derviş. Herhangi bir derviş için diyorum ki herhangi birisine, “Filancayla sen takışma.” Ü gün sonra takışıyor. Birisine diyorum ki, “Sen kimseyle tartışma.” Daha aynı gün tartışıyor. Aynı gün tartışıyor. Bu o sufin üstadın vermiş olduğu ilacı, üstadın vermiş olduğu reçeteyi uygulamayışından kaynaklanıyor. Tembel veya küstah gevşek gaflet içinde gaflet. Oysa sufi önce gaflet uykusundan uyanmalı. Suvilin birinci edebi, birinci adabı, birinci

erkanı, birinci hukuku, birinci kanunu, birinci merhalesi gaflet uykusundan uyanmak. Gaflet uykusu ise haram helal tanımadan hayatı öyle yaşamaktır. Sufinin gaflet uykusu ise üstadı dinlememektir. Gaflette uyuyor. Uykuda. Sufi nasıl uykudadır? O namazını kılıyordur, orucunu tutuyordur. Üstadı dinlemiyordur. Uykudadır o. Sufi namazını kılar, orucunu tutar, dersini de yapar. Buraya zikrullah da gelir. Söylenen sözü dinlemez. Uykudadır o. Sufinin uyku hali budur. Ve insanlar uykudadır. Öldüklerinde uyanırlar. Gaflettedir o kimse namazı gafletledir. Orucu gafletledir. Zikrullah’ı gafletledir. Onun onun ibadet ve taatleri

gafletledir. Gaflet uykusunda o ibadete alışkanlık olmuş. Namaza alışkanlık olmuş. Oruca alışkanlık olmuş. Onun zikrullah’a alışkanlık olmuş. Çektiği ders alışkanlık olmuş. Gaflet uykusunda söz dinlemiyor o. O kendi kafasında, kendi bildiğince gidiyor. O gaflet uykusunda. İşte o gaflet uykusundaki sufi yapar bunu. Neyi yapar? Kendi kendine helallerini kısıtlar kendisine. O. gaflet uykusundadır. Ona bir demezler ama o yapar. Ona dememişlerdir. Sen hayvansal gıda yememezlik etme diye o kendince hayvansal gıda yemez. Nefsi oradan der ki sen hayvansal gıda yemiyorsun. Öbür

taraftan gıybetten, dedikodudan, iftiradan oluk oluk gider. Ondan onu görmez. Gaflet uykusu budur. Alır tespihi eline bir taraftan televizyon seyrederekten bir taraftan. Allah’ı zikreder. Kendince dersini çekiyordur. Bu şu manada. Ya sizin alacağınız bir ders var. Ben de dersi çekiyorum. Vay ya gol oldu mu ya? Dersi çekiyor. Vay gördün mü? Yumruğu vurmadı ya. Televizyon dizi seyrediyor. Muhteşem yüzyılı bizim dervişten dinle. Bir de ertesi gün not almış dükkana gelmiş. Muhteşem yüzyıldan bana soru soracak. Gafleti görüyor musunuz? Bir de

söylediği çok enteresan. Efendim akşam izlediniz mi? Neyi dedim ben? Muhteşem yüzyılı dedi. Kaldım ben böyle ya. Benim o film, o diziyi izleyeceğimi düşünüyor. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti Neden? Kendisi gaflette. Ya kendisi gaflette olduğundan herkesi gaflette görüyor. Kendisi oturmuş muhteşem seyretmiş ve oturmuş. Muhteşem yüzyılı seyrettikten sonra bütün herkesin de seyredeceğine inanmış. Gaflet uykusunda da değil bu. Dalmış, derin uykuda artık. O böyle baktım bir de eline kağıt almış gelmiş. Husisi gözünün içine baktım. Baktı anladı o

zaman. Özür dilerim dedi. Niye özür diliyorsun dedim. Niye özür diliyorsun? İçimden üzüldüm kendi kendime bir demedim. Hadi kalbi kırılmasın diye. Durdum durdum içim içime sığmadı. Dedim yazık ya. Yazık dedim. Bir de oradan soru çıkardın. Onu onları mı bana sormaya geldin buraya dedim. Yeni moda çıktı. Bir de yaz soruları dükkana gel. Kadını erkeği. Şurada. vakit kaldığı müddetçe sorulara cevap veriyor muyum? Evet. Yukarıda veriyor muyum? Evet. Dükkanın kenarına bir oda daha açacağım. Orada da başlayacağım artık. Kendinizi önemli

görmeye çalışıyorsunuz. Çok iyi. Ama karşınızdakini de düşünün. Geçen gün. Hacı. Remzi’ye dedim, “Neden gelmiyor ya? Nereye geleyim?” dedi ya. Nereye gelsin ki adam? Saate. Her geldiğimde 3 be kişi başımda var. Şükür hamd olsun. Bundan bir bıkkınlığım yok. Öyle bir şikayetim de yok. Ama. Allah rızası için muhteşem yüzyılın sorusunu mu getiriyorsun bana? Olsa da gece namütenai bir gece yaşasa, muhteşem bir rüya görse, bir hal yaşasa, işin içinden çıkamasa, sabahı uyanık karşılasa, kafası secdeden kalkmasa ve halden hale

geçse ve dese ki bu kendi kendisine ekmekten, sudan, yemekten kesilse, gözüne kan otursa ve dese. ki benim muhakkak görüşmem lazım. Yemin ediyorum vallahi de, billahi de, tillahi de feda olsun zamanım. Feda olsun bütün zamanım. Feda olsun. Desin ki baktığım yerde seni görüyorum. Desin ki baktığım yerde. Muhammed. Mustafa’yı görüyorum. Desin ki baktığım yerde. Hazret-i Ebubekir’i görüyorum. Desin ki baktığım yerde. Abdülkadir. Geylani’yi görüyorum. Yemekte, suda, çayda. Çayı içemedim. Geldim kapına desa. Eyvallah. Sufi bu. Dese ki benim elimden

tuttuğu filanca şuraya kadar götürdü. Orada kaldık. Oradan yukarı geçemedik. Oradan gidemedik. Eyvallah. Allah bizi affeder. O yüzden kıymetli dostlar helal daireyi kendinize haram etmeyin. Bu sufilik değil. Bu. İslam değil. Haramlardan uzak durun. O zaten size yetecek. Bugünün müslümanına yetecek yetecek. Haramlardan uzak durun. Yeter size. Sünnetleri uygulayın. Yeter bu size. Günde iki sefer yiyin. Pazartesi, perşembe oruç tutun. Ayın üç gününü oruçlu tutun. Yeter. Yeter. Dilinizi tutun. Yeter. Allah bizi affetsin inşâallah. Şimdi bu burada bir soru var.

Kenara koydum. Okumayacaktım. Okuyayım yine de. Bu tip meselelere meselelere fetva vermek için karşılıklı konuşmak lazım. Soru sormak lazım. Bunu böyle söylüyorlar. Mesela yazmış. Erkek eşine vallahi seninle aynı çatı altında yaşamam derse iki üç kez farklı yerlerde bunlar boşama hükmüne girer mi demiş. Sonra da pişman oluyorsa yemin ettiği için oruç mu tutmalı? Sağlık durumu elverişli değilse maddi olarak birilerine yemek mi yedirmeli? Durumu buna uygun ve bu durum karşısında kadın nasıl veya ne yapmalı? Beni aydınlatır mısınız? Demiş.

Erkek bunu söylerken şimdi ona. Diyaneten şu soru sorulacak. Erkek seninle vallahi de billahi de bir. çı altında bir daha durmam dediğinde bunu boşamak kastıyla mı söyledi yoksa sinirlendi de mi söyledi? Buna cevap verecek olan erkek kadın değil. Şimdi o yüzden bu tip sorular, fıkhi sorular sorulurken böyle eğer bir kimsenin özel bir şeysi o bununla bitmiyor. Şimdi o erkek bunu hangi sinir halinde söyledi? Deli miydi söylediğinde? Psikolojisini bozmuş muydu? Bunların hepsi de y boşanma sebebi olacaksa bunların

hepsinin de bakılması lazım. Yok. Sadece yemin etti. Ben bir çatı altında seninle oturmam dedi. Ondan sonra döndü geriye. 3 gün oruç tutacak. E 3 gün oruç tuttu. Ondan sonra diyelim ki boşama kastı değil ya bu. 3 gün 3 gün oruç tutmaya mukhtedir değil. O zaman 10 kişinin karnını doyursun atsın. Ama bunu ikide birde. yapıyorsa 100 kişinin karnını doyursun. Bunu böyle alışkanlık haline getirdi. Hali vakti yerinde. Ona diyeceksin ki 1000 kişinin karnını doyur. Sen bir daha böyle

bir yapma. Adam hali vakti yerindeyse üç kişinin karnını doyurdu. Bitti adamın işi. Ertesi gün bir yemin etti daha gene ü kişi. Olmadı. Ceza deyince caydırıcılığı olması lazım. Ona decen 10.000 kişinin karnını doyur. Örnek içtihat adam kalacak çökecek bir söz konusu olan onu ondan geri döndürmek. Çünkü. Şu mektubu yazan kardeş benimle irtibata girsin. Son gelen soru. İnsan öldükten sonra kendi selasını duyar mı? Ve öldükten sonra x sualleri nedir? Öldükten sonra ne hale gelir? Selasını duymuyorsa boşuna yaşamış

zaten. Ya kişi sadece derslere gelip zikrullahını yapsa üstada sevgi bağlayıp hedef ve ahlakını düzeltebilir mi? Düzeltir. Yoksa ders almalı mı? Ders almak bu yolun hangi basamağında? Düzeltebilir. Ne düzeltmesin ki? Devam etsin o. Sufi zihnindeki kötü düşüncelerden ne zaman bertaraf olur? Bizim gibi insanlarda o kolay kolay bertaraf olmaz ama terbiye olur. İşimiz de onu terbiye etmek. Allah bizi kötü zandan muhafaza eylesin. Malum bir dahaki hafta değil mi. Şebarz? Bir dahaki hafta cumartesi. Bu cumartesi değil. Bir dahaki

hafta cumartesi. Kapalı spor salonunda şebe arız var. Bütün kardeşler var güçleriyle çalışacaklar inşâallah. Cuma günü. İzmit’te var. İzmitliler zaten biliyorlar. Pazar gününe de. Gelibolu’da var. İnşallah bu seneki programlar da böyle bitirmiş olacağız. Tabii arada. İstanbul’da var. Hem. Üsküdar’da hem. Beyoğlu’nda var değil mi? İnşallah. Ayın 20’sinde salı günü. Üsküdar’da. 27’sinde. Beyoğlu’a değil mi? Tamam. İnşallah. Cenâb-ı. Hak inşâallah bu sene de sağ salim programlarımızı yapmayı nasip ve müyesser eylesin. Cenâb-ı. Hak. Üç ihlas bir. Fatiha şerife amin. Hasul

olan sevaplar evvelen bizzat fari kainatül esasai mevcudat. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve gelmiş geçmiş bütün peygamber zişan efendilerimizin ruhlarına ayrı ayrı hedelidik vasıl ve sedar eyle ya rabbi amin haberdar eyle ya rabbi featlarını himmetlerini şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya rabbin cihari yar güzün ebubekir sıddık ömeri faruk nuri al murtaza radıyallahu an efendimizin evlad. Ev. Resulullah, zevcat-ı. Resulullah, şühedai. Resulullah, ashab-ı. Resulullah’ın ruhlarına, İmam-ı. Azam, Ebu. Hanefi, İmam-ı. Şafii, İmam. Malik, İmam-ı. Hanbeli hazretlerin ruhlarına ayrı

ayrı hedik vasıl ve sedar eyle ya. Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya. Rabbi. Feyzatlarını ve himmetlerini,. şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. Üç ihlas bir. Fatiha. Amin. Pirimiz. Seyid. Abdulkadir. Geylani, pirimiz. Seyid. Ahmed el. Rufai, pirimiz. Seyid. Ahmed el. Bedevi, pirimiz. Seyid. İbrahimi. Dosuki, pirimiz. Şehhebül. Esani, Şazeli. Şahınak. Şuendi, Muhammedi, Bahaddini, Şah-ı. Mevlânâ Celalettin. Rü. Hacı. Bektaş. Veli, Hacı. Bayram-i. Veli, Mehmed-i. Muhittin. İftada. Hazretlerinin ruhlarına ayrı ayrı hedirdik vasıl ve sırar eyle ya. Rabbi. Amin. Haberdar eyle

ya. Rabbi. Fevzatlarını, himmetlerini, şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. Amin. Üç ihlas bir. Fatiha. Amin. Geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına şeyhimiz, üstadımız, mürşidimiz, canımız, cananımız, sultanımız. Bayındırlı. Hacı. Mustafa. Efendi. Hazretlerinin ruhaniyet-i küseylerine, ced ve cedadarın ruhlarına, Mehdi. Ale. Resul’ün ruhaniyet-i küseylerine, yaşayan mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhani küseylerine, turik. alemizle gelmiş geçmiş. Osman-ı. Aliye’den gelmiş geçmiş akraba-ı talukatlarımızdan gelmiş geçmişlerin ruhlarına, ruhaniyetlerine ayrı ayrı hedeledik. Vasıl ve sedar eyle ya. Rabbi. Amin. Haberdar

eyle ya. Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. Amin. Estağfurullah. Estağfirullahelim kerimellezi. La ilahe illa hu el hayyül kayyum ve e billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Eftal zekirnahu la ilah illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Hak muhammeden resullah mselhamdülillahi rabbil aleminati amin dur. İlgili Sohbetler 669. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 361. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 263. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ

Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.