Mesnevi Şerhi konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir. Bu sohbette Mesnevi Şerhi hakkında derinlemesine bilgiler paylaşılmaktadır.
inşâallah O geçen hafta Allah isterse bizzat Come Neşe bu ayakkabı ayak boğaz altlık ve hürriyet olur Bunu istemiştik buradan devam ediyoruz inşâallah Sesim için özür dilerim Hakkınızı helal edin Rüzgar toprak su ateş kölelerdir Sen benimle seninle ölüdürler hakla değerlidirler ancak onun emrini tutarlar bu Ateş Allah huzurunda daima Emre hazırdır bu aşıq gibi gece gündüz daima ama kıvranıp durmaktadır ne malum Eskiler 4 anasır-ı Erbaa derler ateş hava su ve toprak Ama bunlar varlığın hemen hemen temelini teşkil eden maddesel boyuttur O yüzden ben eskilerin hepside bütün varlığı bu anasır-ı Erbaa dan oluştuğunu söylerler Ve bu manada a hz.pir that there Rüzgar toprak su ve ateş kölelerdir diyerekten Onların hepsinin Allah’ın emrinde olduğunu Allah Emre edince bir yer Dedem olup insan olur bir yerde Cem olup hayvan olur bir yerde Cem olup ağaç olur bir yerde Cem olur denizler olur Dağlar oluşur Deryalar oluşur Yıldızlar oluşur gezegenler oluşur hepside Sonuçta bu dört anası ve erbatan oluşur bu ve bunların hepsi de bütün varlık Allah’ın emrinde olduğu gibi bunlar da Allah’ın elindedir Allah’ın emrinde olmayan hiçbir şey yoktur Hiçbir şey beyaz ayeti kerimede İsra ayet 44’te cenab-ı hak buyurur ki yedi Gök Allah yar ve onlarda bulunan varlıklar Allah’ı teşbih ve tenzih ederler Ya aslında hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah’ı tesbih etmesin Ne var ki siz onların teşbih ve tenzih devam etmesini anlamazsınız Şüphesiz ki Allah çok yumuşak davranan ve çok affedendir bir cenab-ı hak Bizi bütün göklere doğru bu seri llah yaptırıyor diyor ki bütün göklere doğru bakın ki dışarıdan yine çok gürültü geliyorum Bu sohbeti dinlemekte güçlük çekiyor insanlar bu dışarıda bir sessizlik olursa mutlu olacağız o cenab-ı hak kendi mülkünde seyru Allah yaptırıyor bize yiyor ki bütün göklerde orada olanlar bu göklerde Gökler ve orada olanlar Demek ki bir gök halkı var ve gökte yaşayanlar var ve meleklerin cinlerin haricinde de Gök halkı var var melekler var cinliler de var ve bunların hepsi de ve gökten ne var ise varlık noktasında bir gezegende dahil bunu her zerresinden küre kadar her şey Allah’ı zikrediyor bu ve baktığınızda Bu bir teşbih var benzetme bu ve bir de teyze var reddetme bu ve bütün bu varlıklar Allah’ı zikrederken hem teşbih ediyorlar Hem de teyze ediyorlar Bart teşbih ve tenzih bu Allah’ı tanıma bilme dairesi dir bir göktekiler marifetullaha erişmek için gayret gösteriyor bu çünkü teşbih ve tenzih ki insanı marifetullaha götür teşbih benzetme ya teyze benzettiğin şey değildir bir ikisinin arasında bir hayal perdesi vardır bir teşbih ve teyzesi ben sarkaç saatin sarkacı na benzetirim Titan Fatih tak tak teşbihte durursan kabız al olursun ilerleyemezsin tenzih de durursan yine kabız hal olur Yine ilerleyemezsin tesbih tezi teşbih terzi teşbih teyzi bu teşbihi için bir kimsenin görmesi gerekir Bir görmezsem ben teşbih edemezsin bu görmek şahit olmaktır bu şahit olmak bu gören kimse teşbih eder benzetir 12 kimseye gargan kimse Bu ne ya birşey görürse bir kimse be onu birşeye benzetir bu Deniz ki ki Kaşları Yay gibiydi bir kimsenin kaşığı ya ya benzetmesi için yayı görmesi gerekir Bu Yay görmemiş bir kimse yay neden ve o Çünkü yayın vermedi ben onu yayı tarif etsen yine bilmez tanımlayamaz bu onun yayı görmesi lazım yayı görecek ki Kaşlarının yay gibi intizam ne olduğunu görsek queue diyecek ki Kaşları Yay gibiydi o mesajları simsiyahtı bu ve koluma doladığım da saçlarını da ayrı bir bahar Kokusu geldi Ben bir baktım ki Bu sadece koku değilmiş gelen Ya ben Bahar bahçesindeyim işim bu onun bahçesinden başka bir bahçe mi var ki ki bu bahçe kimin diye sorayım bu onun mülkünün haricinde bir müzik mi var ki burası kimin diye sorayım bu Saçlarıma onun saçlarını dola saydım ne der miydim ki bu saçlar benim bu saçlar senin için birbirine dolanmış saçta Ha senin haberin İyi o zaman o Bahar bahçesini görmeyen kimsenin ve teşbih etmesi mümkün değildir Yok hayır ve sen her türlü Bahar bahçelerini üst üste toplasam Onları bile Çarpsam Ama sen muhakkak ki onlardan da güzelsin Çin dünyadaki en güzel kadınların saçlarını Saçlarıma dolaşsam Ben Bilirim ki sen ondan daha güzelsin bildiğim bilmediğim bütün kokuları Burnumun Ucuna sarsen bu ve bütün kokulardan ayrı ayrı Senin kokunu alsam Bilirim ki senin kokun hiçbir korkuya benzemez bu ey sevgili Ya ben günlerce Gecelerce Ağlasam ben seni teşbih etsem değil yetmez az kulak yetmez Kelimeler yetmez harfler yetmez ve bütün tesbihleri mi toplasam bir terzidere desem tenzih yetmez teşbih yetmez Hey Mustafa senin sözün kelimem bitter onun kelimesi bitme gel sen yolun kısasına bak tesbihten de geç benzinlikten de geç ya sen onu hamd ile zikret Evet Ee Hamdi ile Zikreder Sen bir gözün teşbih eder Bir gözünden zi ama ama o Senin Sırrın hepsi kadar bu işte tesbih bu akılcılar için o lazım olan bir şeydir o akıl delil ister ya teyze ay Hikmet ehli için lazımdır O zeker ise marifet ehli içiniz O her daim zikirde kalır işte yedi göre baksanız mı yedi göğü dolaş sana göktekileri görseniz bu ve göktekileri duysanız biz hepsini ayrı bir teşvikte görürsünüz ve aynı zamanda da ayrı bir tenzih de görürsünüz gözünüzü dikerseniz yar ve yerin içindekilere Bak sana bütün hepsi de tenzih TV teşvikte görürsünüz bu ve her şeyi bu tezi ve teşbih arasında gelir gider var ama ankabut ayet 45 en büyük iş Allah’ı zikirden ve en büyük iş Allah’ın zekidir ve Cenâb-ı Hak diyor ki siz onların tesbihini tezini göremezsiniz duyamazsınız be anlamazsınız da bu Şüphesiz kallah çok yumuşak davranan ve çok affedenler işte cenab-ı hak bütün mükevven atıp o kendi köylü iradesi altında tutar Baro kül iade tesbihle tenzih ve ayakta durur olur ve Ateş diyor ki hz.pir malum ateşi konuşturmuş to Ateş diyor ki Rüzgar toprak su ateş ama hepsinden Allah’ın emrindedir lera ve benimle seninle ölüdürler ölümü Onları hayat veren onları canlı kılan o Allah’tır a harfi f mana yükleyen Allah’tır sayıya mana yükleyen Allah’tır yoksa sayı sayıdır harf arttır hiçbir şey yoktur ateşe mana yükleyen Ben Allah’tır toprağa suya mana yükleyen Allah tırr Allah’a emanet ederse hepside Cem olur ev olur hepside Cem olur Ağaç olur hepside Cem olur Adem olur insan olur ve bütün bu dört anasır-ı Erbaa Allah’ın evinde hazır beklemektedir su Allah’ın emrindedir ne yaptın Oha Ey Arz ve suyunu bırak dedi bu dünyanın her tarafından su fışkırma ya başladı bu gövdedeki ya al yağmur ol gökten öylesine yağmurlar yağdı ki dünya su altında kaldı Şimdi siz onların işte bir bölge su altında kaldı dediklerine bakmayın bütün dünya su altında kaldı bu Nuh Tufanı bu ve Tufan bittikten sonra o cenab-ı hak bu toprağı emretti o cana bak suya emretti o dedi ki ey arze toprak suyu YouTube bu Hey Gök yağmuru dindir yağmurunu kes bu şakkadak durdu Yok yağmur yağmıyor Toprak hızla ne yaptı suyu yutmaya başladı bu sular çekildi İş olduğu bitti bu vakti saati gelince Nuh Aleyhisselam bir güvercin uçurdu bir güvercinin muştucu olması çok eskidir bir Müjdeci olması haberci olması çok eskidir Ve kadim bir meseledir bir güvercin bir gün gitti Uçtu Geldi bu Ayağında bir şey yok Bir iki gün uçtu Bu üçüncü gün geldiğinde bu Ayağında çamur tanesi gördüler ver demek ki Cenabı Hak üç gün içinde bu suyu yutturdu toprağa Toprak onun emrinde su onun emrinde Gök onun emrine ne İbrahim’i Nemrut Ateş atıyordu yaktı kocaman devasa abi Ateş ve ateşin yanına yaklaşmak mümkün değil rivayet edilir ki Tabii basra’dan Ateş görünüyordu ve o kadar devasa bi Ateş yaptı bu Gök günlerce kıl Kızıl göründü mü öylesine Ateş yaktılar bu ve Nemrut emrettigi İbrahim’i mancınıkla ateşe attılar İyi seyirler bu ateş Allah’ın emrinden razı olsun Rabbim Yok canım Bak ateşe dedik bu Hey Ateş Ben senin o selamet ol Ol dostumu yakıcı olması selamet ol dedi ki üşüdü de olmadı bu ateş İbrahim yakmadı O Allah’ın emri gelirse Ateş Yakmaz olur Bazen zaman zaman anlatırım kendimi kıymetlendirmek için değil Ya ben ateşi yapmadığını şahadet ederim bu ateş Burhan’ı bir tane kendi kızdırdım Demir ne yaptı benim elime verdiler yala dediler yaladım yapmıyor Ateş şey yapmıyor bu Şehadet bu ateş Allah’ın emrinde 31 karavan at onun emrinde Hamit bu Salih Aleyhisselam’ın kavmi vardı ya bu kalbi Gökten Bir ses geldi gökten bir ses gelince donakaldı bütün herkes de Sama Salih ve inananların Aa O Ses hiç bir zarar vermedi bu iman etmeyen Müşrikler donakaldı lar durdukları yerden gökten bir sesle o cenab-ı hak diyor ki gökten onlara korkunç bir çığlık gönderdik Çığlık ve kur’an-ı Kerim’de Çığlık olarak geçiyor en korkunç Bir Çığlık bu kıymetli dostlar o çığlığı o kafirler Müşrikler mürt etler o Çok affedersiniz inancı bozuklar var o çığlıktan nasibini aldı bu Salih Aleyhisselam ve inananların Aa o Çığlık dokunmadı en ucuz dokunmadı ne demek ki her şey O’nun emrinde her şey O’nun Kulu Hani cenab-ı hak hudâ Hud Aleyhisselam’a Rüzgarı vermişti ya emrini onu Hud Aleyhisselam İki eliyle rüzgara yön veriyordu o elleriyle bir tarafı gösteriyordu buz gibi olup parçalarını veriyordu doğuruyordu tozluoğlu gibi hepside bu ve Hud Aleyhisselam geliyordu bu Mümin evi evin etrafına bir çizgi çiziyordu o rüzgar ona dokunuyordu bir insanın etrafına bir çizgi çiziyordu Rüzgar o insana dokunmuyor Duo Hud Aleyhisselam Rüzgar ilk eline sevk ve idare ediyordu bunu da müşrikten istemişti ondan demişlerdi ki ey Hud biz sana inanacağız ama şu rüzgara gönderebilir misin sen o herkes istediğiyle imtihan oluyor ve Müşrikler bunu isteyince Hud Aleyhisselam secdeye kapandı Allah’tan yardım diledi dedi ki bunlar inanacaklar iman edecekler bana yardım et cenab-ı hak hudâ üzüm Rüzgarı Hood’un emrine verdi o Rüzgar unuttun emrinde da müşriklerin önünde rüzgara büyüyen verdi rüzgar esiyor Rüzgar durduruyor rüzgarın sağa Rüzgarı sola ve rüzgar arkeo rüzgarını elleriyle Rüzgar yönetiyordu ve Müşrikler dediler ki sen bir büyücüsün da inanmadılar bu ve Cenâb-ı Hak bak onların istediklerini onlara helak olarak felaket olarak gönderdi Ve onlar Bu Rüzgar ve o kimseye böyle Doğukan da hemen buz gibi oluyordu bildiğiniz buz tıkır tıkır buz mı Ondan sonra parçalama veriyordu bu hücrelere dağılır gibi dağılıyor lardı bu ve rüzgar Bu Hud aleyhisselamın şehrinde Tabiri caizse yılan gibi dolanıyor nerede kafir var Baran anında dondurup anında fırlatıyor du bu evlerinin içinden daha iyi evin içerisinde yemek yiyor ne yemek yiyor dikkat edin ekmek dolmuyor elindeki ama kafir doğru veriyor bu ve kâfir donduktan sonra bir rüzgar ufak oluyor Bu enteresan müthiş bir Şevko Ama bu öylesine müthiş bir şekil Ben bunu görenin Secdeden kafasını kaldırmaması gerekir öylesine müthiş bir şey bu o öylesine şahadet edilecek bir şey ve bu bölen işte rüzgarın Böyle işler yaptığını gören o kâfirler saklanacak yerler arıyorlar bu Kimisi odalara saklanıyor Kimisi Sandıklara saklanıyor Kimisi mağaralara saklanıyor Kimisi devasa villalarında hizmetçilerin arkasında bu öyle enteresan bir şey ki Rüzgar kapının deliğinden giriyor anahtarın deliğinden giriyor kapının altında küçük bir Aralık var ya Rüzgar o aralıktan giriyor süzülüyor rüzgar ve odanın içerisine girdiğinde Vahşi bir aslan gibi oluyor anında böyle çoğalıp köpürüyor da ve Rica etsen Adam Buz gibi oluyor ve vurduğu zaman duvara onu fa kılıyor bildiğiniz toz oluyor ya bildiğiniz toz bulutu oluyor bu insanın Gece bir taraftan uykularını kaçırılmış ya o Hood’un kavminin başına gelen helakı bir kimse görse bir şey şüphesi kalmaz bu günlerce azap bekler Bu öylesine muhteşem bir incelik var Öylesine muhteşem bir sanat var bu Allahım kudretinden kuvvetinden kurtulmak mümkün değil mı o bir şeye ol dediğinde alternatifi yok onu o Salih Aleyhisselam’ın kavmi ne gelen o Çığlık var ya bu seyretmek dahi büyük ürperti bu seyretmek o uçlu sadece kâfirler ve Müşrikler duyuyor sadece mürteda duyuyor çığlığı bu ve bir Müslümanla bir kafir çarşıda yan yana giderken birisi donup kalıyor bu birisinin annesi kafir oğlu Mümin annesi koçunu katılım kalıyor Oğlan Hayret ona bakıyor hani buna ne oldu diye ama Her şey Allah’ın emrinden sanki biçim var kodlanmış o Çığlık kodlanmış kime gideceğini biliyor Hani bievre hep illerini toparlayıp gelmişti ya bu ebrehe pillerini toparlayıp geldiğinde devasa bir orduyla Mekke’nin kapısına dayanmıştı ya ya ve ve bir Ebabil kuşunun ağzındaki küçücük çamur nükleer bir silah gibi olmuştu ve o devasa fillerin vuracağı yer beynine odaklanmıştı bir her Ebabil kuşunun bıraktığı çamur Toprak bir nükleer silah gibi difilin Tam beynine giriyordu beyninin tam ortasına girip infilak ediyordu içerde bu ve bütün fiiller bütün fiiller dışında hiçbir şey yok için infilak etmiş vaziyetteydi bu ve baktıklarında fiilleri dışarıdan gayet normal görüyorlardı ama fillerin içi infilak etmişti o Babil’in o kuşların ağzında taşıdığı Küçücük küçücük bu çamur tanesi nükleer birer olmak ip oluyordu bu çünküsü Toprak olan emrindeydi Çünkü Rüzgar bunun emrindeydi ve bütün her şey O’nun emrindeydi bu ve Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Bu nedir de bir avuç toprak alıp ya Lanet olasıcalar var namazımı kılamadım namazı için sen namazını kıl alamadığı için Çünkü gözünün Doğru namaz Tüh Çünkü Dinin direği namaz çünkü namazsız Bir müslüman düşünülemez bu namazsız bir mümin düşünülemez sabah namazını kılmamıştır o sormuştu Ömer’e Ama sen bakın Can alıp Can veriyorlar yok can alıp Can verirken Allah Hz Ömer radiyallahu anh Hazret-i-i ne sordu uyuyorlar Sen namazını kıldın Ya sen kaç kişi öldürdün sen nasıl savaştın Sen ne yaptın değil bu El Roman Namazını kıldın mı bu savaşın ortasında her yer kahve One iken ve o Ömer’e namazı soruyordu namazı kıldın mı Allah Hz Ömer enteresan dedi ki ben kızım Ey Muhammed İyi o zaman Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem Hazretlerinin canı sıkıldı bir anda takıldı davam Nova namaz ve bir avuç toprak aldı Lanet olasıcalar dedi namazımı kılamadım namazını kılamadım bu namaz kılmamıştır sabah namazını kılamadığı için bir avuç toprak hattı bir avuç toprak attı o bir avuç toprak tank oldu o top oldu Güllü oldu mızrak oldu ok oldu verme oldu Bu Rüzgar oldu fırtına oldu bu düşman karıştır hallaç mama kapatılır oldu Hepsi de geri çekilmek zorunda kaldı her birinin gözleri Korkmaz Oldu oldu çünkü Hz Muhammed Mustafa Aydın o ölmekten korktuğu için atmadı savaştan korktuğu için atmadı namazı için at namazım dedi namazın ve onun başka bir rivayette de elinden su akan bu Asap Naçar arasa psusuz asa Perişan bu ne yapacaklarını bilmiyorlar sonsuzlukta ve o sevgililer sevgilisinin sevgilisi a o elini uzattı Çeşme Oldu oldu bütün Asap su ihtiyacını gördü ve bütün ahsap ama su onun emrinde bu onun 50 doğdun emrinde ve herkes suyunu içmişti onun evinden ihtiyacını görmüştü onun evinden O ne Kutlu bir yer öyle dedi ya Kur’an’da onunla elini tutan gerçekten benim elime tutmuştur Ben onun elini tutan Annem adlı değil mi mi düşündüğü zaman insan Demir Rüyamızda tutsak yerinden bize Lütfen bize ikram o elbiseli neredeyse bu Gözümüz gözüne değilse yüreğimiz yüreğine de ise onu sana ah iki avucunun içine alıversen bu Elimizi yüreğimizi gözümüzü Bu on iki ucunun içindeyken nefesimizi veri versek bu ne büyük müjde ne büyük mutluluk işte onun Allah rahmet dağıtan Merhamet dağıta Allah rızık Dağı taneli Allah’ın ilmi izni keremiyle Bu bir anda o top tüfek oluvermişti Çünkü elde onun emrinde Toprak donana ömründe Euzu donana emniyette ve her şey onun lafını da ah Allah’ın kulları bu öyle bir Rabbim emrine girme Allah Allah bizi onun emrine gelen kullardan eylesin inş bu haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşâallah aramızda Güney Kore’den çekim yapan belgesel çeken kardeşlerimiz var bir İnşallah onları da arkadaşlar yardımcı olsunlar.
İlgili Sohbetler
- 144. Mesnevi Şerhi (888-895 Beyit)
- 78. Mesnevi Şerhi (535-543 Beyit)
- 197. Mesnevi Şerhi (1454-1460 Beyit)
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Mesnevi Şerhi konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin bu değerli sohbetini dinlemenizi tavsiye ederiz.