Dergah Sohbetleri Serisi

130. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Selamm. Allah geceni etsin inşâallah gü hay üü nefesinizi. Hayır. Ey. A9 Adan harah is anlatırsanız sevinirim şahısların üzerinde konuşmamak şiarımız şahısların üzerinde konuşursak. İslam’ın şiarın uygun hareket etmemiş oluruz o yüzden fikirler konuşulmalı ölçüler konuşulmalı şahıslar konuşulmamalı. Allah bizi affetsin. İnşallah çalıştığım iş maaş almamız için bir. Bank ile. Anlaşıldı banka promosyon ücret diyor almamız caiz olur mu olur. Bugün. İslam dininin teviye mi yoksa temsile mi daha çok ihtiyacı vardır tasavvuf bu konunun neresinde olmalı. Burası önemli bir

mesele tebliğ mi temsil mi derken değişik zamanlarda. İslam’ı algılamaya ve anlamaya çalışan insanlar tebliğ ettiklerini söylemişler ama kendilerince yaşantısından uzak olmuşlar bir kere şunu yerli yer hiçbir kimse hiçbir kimse hiçbir haz. Resulullah. Sallallahu. Aley ve sellem hazretlerinden sonra. dinin değildir dinin temsilcisi noktasında bir tek. Peygamber sallallahu ve sellem. Hazretleri var o yüzden bir kimse dini yaşamaya çalışır temsil etmek bizim işimiz bizim değildir. Çünkü din ilahi bir şeydir herkesin o ilahi manadan anlamdan anladığı ve anladığı kadar

yaşadığı veya yaşamadığı hiç kimse dini temsilci dediğimizde o kimsenin eksik ve kusurları dinin eksiği kusuru gibi görünür. Mesela işte bir devlet veya biry sistem veya bir ekonomik sistem veya bir askeri sistem veya bir iş yeri veya bir ev veya bir. Üstat bir. Şeyh. Bir mürşit bir mürşid-i. Kamil biz bunun bir. Alim bir hoca bir medrese buna ne derseniz değil hangi kurum veya kuruluş veya şahıs veya işte hiyerarşik yapılanma olursa olsun orada bir kimse dinin temsilcisi değildir.

zaten. Hristiyanlık ve musevilikle. Muhammedin arasındaki en büyük ayrışmalar birisi odur mesela. Muhammedi inanışta asla bir şahıs. Allah’ın temsilcisi ve yetkilisi değildir dinin temsilcisi ve yetkilisi değildir ama mesela vatikan’daki. Papa. Hristiyan dininin temsilcisidir ve. Allah’ın yeryüzündeki onların inanışına göre dininin de temsilcisidir. Papa isterse bir hükmü kaldırabilir dinden veya bir yeni bir hüküm icat edebilir vaaz edebilir o dinin kendi içerisinde sonradan oluşmuş bir hukuku var. İslam dini tamamlanmış tamamlanırken. Hazret-i Resulullah diyor ki sallallahu aleyhi ve sellem. Size

iki bıraktım kim buna sımsıkı yapışırsa. Kurtuluş yara nedir ya. Resulullah. Kur’an ve. Sünnet bu manada çok hadis-i. Şerifler var. Cenâb-ı. Hak. Dini tamamlamış. Kur’an belli. Cenâb-ı. Hak. Dini tamamlamış sünnet dini bu noktada temsilcilik yok. O zaman bugün. İslam. dininin tebliğe mi yoksa temsile mi ihtiyacı var. İslam dininin yaşanmaya ihtiyacı var dinin değil kendimizin yaşamaya ihtiyacı var biz dini yaşayacağız din tartışılacak din temsil edilecek dinin temsil edilmeye herhangi bir eksikliği noksanlığı yok bu noktada ihtiyaç yok. Anak

ve yaşarken tebliğ edecek ehli tasavvuf tebliğini dil ile yapmaz tebliğini hal ile yapar. Yaşar. Siz sabahtan akşama kadar. Allah’ın zikredin deyin. Siz zikretme. Seniz sizin söylediğiniz tecelli etmez sizin söylediğinizi tesiri olmaz hani meşhurdur ya ayet-i. Kerime var ey. Habibim yapmadıklarını. Sakın ha tebliğ ediciler olma bakın. Allah peygamberini inaz ediyor diyor ki yapmadıklarını tebliğ ediciler olm o zaman dinin temsile mi tebliğe mi veyahut da işte sına mı hayır dinin ya yaşa ve yaşarken sen dini bir başkası.

için yaşama bir başkasına örnek olması için yaşama dini sen namazı kılarken camide başındakine. Örnek olsun diye kılma. Sen. Allah’ı zikrederken başındaki kardeşin. Allah’ın zikirde seni örnek alsın diye. Allah’ı zikretme. Sen cömertlik yaparken başındakine ona. Örnek olsun diye cömertlik yapma sen abdest alırken işte birilerine. Örnek olsun diye abdest alma bu dini başkasına göre yaşamak. Hayır sen hiçbir bilmiyorsan. Allah emretti için yap. Hiçbir bilmiyorsan. Hiçbir bilmiyorsan bu noktada bu noktada kendi kendine der ki. Ya. Rabbi sen böyle

bir emretmiş ben onun için yapıyorum hiç ben seni de sevmeye çalışacağım sana da aşık olmaya çalışacağım ama şimdi. Birinci. Adımı attım emrettiğim için yapıyorum inandığım için yapıyorum bir başkasına göre din yaşayan insanlar bu kalemin olurlar bir başkasın din. yaşayan insanlar yalancı olurlar bir başkasına göre din yaşayan insanlar münafık olurlar bir başkasına göre din yaşayan insan aslında inanmamıştır sen inandığını yaşa inandığını yaşa sen inandığını konuş sen inandığın hareket et. O seni kurtuluşa erdirecek bir başkasına göre yapmak

veya bir başkası için yapmak hep seni helak örecek durmayacaksın durduğun yerde. Çünkü. Allah bizi affetsin günümüzün bidatları nelerdir. Allah bize selamet versin amin. Bol bol hadis okuyun bol bol okuduğunuzu uygulamaya çalışın bidatları tespit etmeniz için. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin hadislerini okumanız lazım ve onları idrak edip anlayıp yaşamaya çalışmanız lazım. İnşallah bir mürit mürşitten ders aldığı zaman ona biat ederken neye söz vermiş oluyor bund. Onan sonra nelere dikr etmelidir bu eski tarikatlarda böyle bir hal.

vardır bir mürit bir mürşitten ders alırken işte belli şeylere söz verir çok basit bu ama. Ya normalde şimdi o eski ölçüye bakacak olursanız işte namazını kılacağına orucunu tutacağına be vakit işte 30 Ramazan orucunu tutacağına zekatını acağı hacca dinin emirleri. Bunlar. Ondan sonra günah kebirler sıralar şirke düşmeyeceğini adam öldürmeyeceğim. Gıybet etmeyeceğini dedikodu etmeyeceğini bunları sıralar işte. Tabiri caizse 10 emir vardır ya 10 kapı vardır bunun gibi 40 Makam vardır 10 kapının. Hepsi de. İmanın ve. İslam’ın gerekler

didir. Ondan sonra 40 Makam. Vardır onların açılımları dır bunların sözlerini almışlar hep müritler. Ama bu o günün disiplininin içerisinde tarikat disiplinin içerisinde normal. E şimdi de normalde bazı ehli tarikatlar var bunları söylüyorlar bu sözleri alıyorlar. Ondan sonra o. sözleri yerine getirmeye çalışıyorlar burada. Kardeşler arkadaşlar önemli olan bir kimsenin farzları yerine getirmesi haramlardan uzak durup haramlardan uzak durup tasavvufu böyle hani çok basit bir şekilde çok basit bir şekilde tanımlayacak olursak. Hani diyor ya kul farzları yerine getirir

nafilelerle. Bana yaklaşır ve beni sever üç merhale üç. Kula ait. Üç merhale var farzları yerine getirmek bu hem ibadet noktasında hem de haramlardan uzak durma noktasında nafilelerle. Allah’a yaklaşım bu ibadetle alakalı değil bu güzel ahlakla alakalı. Bu. Üstün ahlakla alakalı. Ve. Allah’ı sevm. Ve. Allah’ı. Sevme bu. Kula ait merhaleler bir kimse. Bir. Mürşide giderken bu üç merhale yaşamak için. Bir. Mürşide gider bu üç merhale yaşarken bilmediklerini öğrenecektir takıldığı yeri öğrenecektir. Hani ayeti kerimede der ya siz.

bilmediklerinizi zikir ehlinden sorunuz diye bu yaşayacak olan o kimse kimsenin kendisi ama o mürşit daha önce o yol gittiğinden dolayı rehber niteliğinde. O Yolu biliyor bunu ben örneklendiren hep derim ya kar yağdı bir kimse. Uludağ çıkacak daha önce i çıkmamış. Daha önce iş çıkmadığı için yolu bilmiyor rehbersiz çıkarsa. Kaybol ihtimali mı fazla kaybolursa ölme yırtıcı hayvanların kendisinin parçalaması riski donma riski fazla mı. Evet kardeş akılsızlık etme koca. Yunus dayı demiş rehbersiz gidilmez diye sen de bir

rehberle çık ama çıkacak olan sensin. Allah gözlerin ve yerin nurudur ayette anlatılan nur kalbi aks ederse kalp. Kandili yanar der. Abdülkadir. Geylani burada bahsedilen kalp kandilinin yanmasının yolu nedir kalp. Kandili yanıyordur da. Bizim haberimiz yok. Herkesin kalp. Kandili. yanar ama o kimse kalp kandilinin yandığının farkında değildir o farkına vardığında yeni yanmış gibi zanneder. Nübüvvet yolunu bilmek için velayet yolunda olmak şart mıdır. Hiç alakası yok. İlk cemaatten biri kardeş bir kardeş velayet yolu olmadan. Nübüvvet yoluna girilmez

demiş cahillerin her söylediğine cevap vermeye ksar. Ömür bitmez kim. Aşk hüs dür. H ü s n dür. Aynı hüs aşk sen rahl galatta eyledin meşk. Şeyh garimin sözü aşkın tanımı yoktur ancak tadılır tadan da. Aşkın ne olduğunu anlatamaz. Arabi. Aşk ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi. İbni haz. Öyleyse. Aşk ruhların mı yoksa huyların mı benzerliğ deir yoksa tezatlığı mı. Kim aşka. Hüsnü. Hüsn bir şeyin güzelliği iyiliği hoşluğu tatlılığı bir şeye bir şeyi güzel görmek hoş.

şeyi mastarı kökü bir şeyi iyi görmek bir şeyi güzel görmek bir şeyin üzerinde olumlu düşünmek pozitif düşünmek kim aşka karşı aşka karşı olumlu pozitif bakan kim aşka karşı. Hoş. Bakar güzel bakar aynı hü aşk ona aynı şekilde bakar. Aş da ona aynı şekilde bakar kim aşka olumsuz bakar aşktan olumsuzluk görür. Sen rah galatta eyledin meş. Sen. Kelamda laf söyledin aşka ulaşam. Meşk etmek kal söz biraz böyle kaba söz biraz böyle bir şeyi anlamadan hemen konuşmak bir

şeyi tam merkezini bulmadan anlatmak sen aşkın halinden anlamadın. Sen aşkı bilemedin. Sen aşkı anlamadığından aşkı bilemediğinde. Sen eksik noksan bir noktada konuştun eksik bir noksan bir noktada kaldın. Eğer ki sen aşka karşı. Hüsn niyet besey aşka olumlu baksaydın. aşkı güzel görmüş olsaydın aşk da seni bağrına basacaktır aşk da seni iyi ve güzel görecekti. Ey iman edenler siz. Allah’a. Hüsnü. Zan besleyin kim. Allah’a. Hüsnü. Allah’tan hüs ırsa. Allah’tan iyilik bulur kim. Allah’a su. Zan beslerse. O kendisini

suizan noktasına koyduğundan küfre bile düşebilir. Sen aşka karşı ve aşıklı karşı sakın kalbini bozma ve kalbini bozmazsa ve içini bu noktada temiz tutarsan ve bu noktada niyetini. Halis eylersen aşk sana bağrını aşacak aşk sana yolunu aşacak ve aşk da seni güzel görecek o zaman sen aşka bakarken kendini görüyorsun kendini aynada görüyorsun. Senin aşka verdiğin anlam. Senin içindeki anlam. Sen ne kadar aşka anlam verdiysen aşktan aldığın o aşkın da sana vereceği anlam o. Sen aşlığı ne kadar.

Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında büyük görürsen aşkın sana sunacağı aşıklık o kadar büyük. Sen aşkını. Yüce tut. Sen aşkını büyük tut. Sen aşkını derin tut. Sen aşkını aşkına karşı öyle hüs zan besle ki onun üzerinde sü zanla durma sen neye aşıksan onun üzerinde szam besleme onun üzerinde szam beslersen sen ona hanker vurmadın. Kendi aşıklı hanker vurdun sen onu katl etmedin kendi aşıklı katlettin ve kendi ellerinle katlettin ve kendi ellerinle boğdun aşk seni boğmaz dı aşıklık

seni bo olmazdı ama sen aşka ve aşıklı ihanet ettin ona szan besledin aşka ve aşıklı. Sen sırtını döndün. Aslında kendine sırtına döndün. Aslında kendine ateşler attın. Aslında kendini. Yalnızlığa attın. Aslında kendini hicrana ve hüsrana attın. Aslında kendini. Yalnızlığa attın. Aslında. Kendin kendini uzaklaştırdın. Aşk. Denilen ve aşıklık denilen o. Kutlu yolda o zaman. Sen hangi halde olursan ol gözünü hep aşıklık tut. Sen nerede olursan ol gözünü hep maşukta tut. Sen nerede olursan ol elini hep maşuğa. Ulaş

ulaştır ona uzat ve. Sen hangi halde olursan ol dilinde maşukun olsun. Sen hangi noktada olursan ol. Senin kalbinde maşukun olsun. Eğer dilinde ve kalbinde maşukun varsa sen aşka doğru. Kanat uç anlardın. Sen aşka doğru. Ayaksız koşanlardan. Sen. Aşka. Doğru vücutsuz yürüyenlerden sen züliyet gibi gölge gibi gölge gibi o zaman kim aşka. Hüsn niyetle yaklaştı kim aşka güzellikle yaklaştı ve baktı aşktan azca doğur o zaman sen şu aleme bakarken hep. Hüsnü niyet besle. Çünkü bu alemde aşkın

zerreleri var. O zaman sen etrafına. bakarken hep. Hüsnü niyet besle hiç suan besleme suan beslediğin her aşka ihanettir suizan beslediğin her aşike ihanettir gel. Aşk yolu aşk ve aşıklık ihaneti kaldırmaz aşk ve aşıklık. Hani kaldırmaz o zaman. Tövbe. Et de geri dön bir daha o hatayı yapma. Ve aşka ve aşıklı karşı hep hüs. Zan. Besler. O yüzden. Muhyiddin. Arabi haz. Mevlânâ aşıklık yücelere dolaşan insanlar aşıklık belli bir merhale gelmiş insanlar aşkın tanımını yapmaktan uzak. Durmuşlar an

gelmişler. Aşk benim demişler. O sarhoşluğun tecelliyatı aşığın öyle bir hali vardır ki maşukun bütün hallerini üzerinde görür aşıkın bütün hallerini üzerinde. Yaşar ve bir an sigortası yanar teller kopar. Aşkın çocuğuyum. Ben ben aşkım der sarhoşluğundan bu onun. Ayık olmadığındandır. O halde o ne söylese. beyatı bestam gibi var mı benim gibi şanı yüce demiş ya ne söylese onun hakkıdır. Çünkü aşk onun üzerinde tecelli etmiştir. Aşık. Aşk benim üzer de tam tecelli etti zanneder öyle sanar ve her.

Aşık maşukunu kendisini çok sevdiğini yapar neden. Hüsn zam. Besler der ki mahşuk en fazla beni seviyor vallahi de beni seviyor yemin eder billahi de beni seviyor yeryüzünde ayakta dolaşanların içerisinde maşukun sevdiği bir tek benim de burası biraz şata attır. Burası biraz çatamak ama. Aşık böyle kendisini. Sükun buldurur yoksa onun aşıklı yerli yerinde durmaz ve o aşıklı arttırmak için habre sever daha ve habire sever sevdikçe sevilir sevdikçe sevilir sevdikçe sevilir ve öyle bir hale gelir ki aşk

verin der. Ama onu anlatamaz aşıklık. anlatılır. Aşk asla. Dile. Gelmez birisi aşkı anlatıyorsa bilin ki hayali anlatıyor bilin ki yalanı anlatıyor bilin ki o. Gıybet ediyor. Gıybet. Eğer. Birisinin arkasından konuşulursa. O gıybettir kıymetli. Kardeşler birinin arkasından konuşuyorsanız o gıybettir. Eğer biriyle iç içe yaşıyorsanız. Eğer onu tarif ediyorsanız. Bu da büyük küş sanıktır. Siz sultanın huzurunda her daim duruyorsan sultanın hallerinden. Sultana nasıl bahsedersiniz. Siz sultanın özelliklerinden sultanı neye anlatırsınız. Ne dersiniz padişahım. Sen çok. Kerim misin dersin

sultanın önünde boynunu bükersin sadece. Sultana. Sultan anlatılmaz. Sultana. Sultan anlatılırsa büyük küstahlık ki onun cehaletini gösterir o asla ve asla aşıklık bir pay almamıştır. Eğer siz sultanın arkasından konuşuyorsan. Bu da büyük gıybettir. Aşık maşuku yla hemhal içindeyken onun arkasından bir konuşamaz onun önünden bir. konuşamaz. O her an ve an maşukunu gözlemekteyim. Allah’a ibadet etmem ama bu. Dile gelmez ama. Bu anlatılmaz. Ama bu aşk şudur denmez kim. Aşk şudur dediyse ne yazık ki ne yazık ki sınıfta

kalmıştır yayan olmuştur yayan kalmıştır bu şuna benzer bazen derim ya aşk eşittir. Allah’tır nasıl. Allah’ı zat olarak konuşamıyorsan. Allah’ı zat olarak anlatamıyorsanız. Allah’ı zat olarak. Tefekkür edemiyorsanız yasaksa. Aşkı da. Tefekkür etmek. Aşkı da. Anlatmak bu noktada yasaktır. Söylediğimiz her. Aslında sizin aşıklı. ZD aşk değildir o yüzden. Arabi gibi. Bu meselenin zirvesinde dolaşanlar hazre. Mevlânâ gibi zirvesinde dolaşanlar. Abdülkadir. Geylani gibi zirvesinde dolaşanlar. Ahmed. El. Rufai. Ahmet el. Bedevi gibi zirvesinde dolaşanlar aşktan hiç ama hiç bahsetmemiş. Hani

meşhurdur ya gelmişler demişler ki. Abdülkadir. Geylan. Hazretlerine. Efendi aşk nedir demiş hal ademe gidin ona soru hal zesi idin. Ahmed. Rufai hazretleri gelirer. Derler ki efendi bir sorumuz vardı. Buyurun sorun da aşk nedir derler on mübarek kalkar aşk ortadan kaybolur. Sema ede ede müritler. Derler ki yabancılar. Siz nereden geldiniz. Biz. Üstadımız da kayboldu n yeden soru sordunuz koşarlar. Geylan. Hazretlerine. Derler ki. Efendi bu ü tane yabancı geldi bu soruyu sordular. Üstadımız aç. AŞ diye ortadan gözden

kayboldu mübarek dervişleri anlatırım ya ben bunu hep size. Aşıklar. Gül suyunu çok severler der nereden kalktı buradan kayboldu oraya gül suyu döktürür bolca halayı kurdurur ve der ki. Aşıklar. Hay esmasını çok severler başlarlar. Hay. Allah. Allah’ı. zikretmeye bir mü ve sona. Ahmed. Rufai hazretleri aşk tekrar vücut bulur orada. Aşk haldir aşıklık aşıklık hal olduğu için aşık aşkı hal olarak görür o yüzden kıymetli. Dostlar bir kim size bir şeyin tadını anlatamaz tam anlamıyla tarif edemem burada çay

bardağı var içinde de çay var siz çayı görürsünüz veya çayı hiç görmemiş bir kimseye çayı anlatırsınız o kimse çay hakkında bilgi. Sahi olur çaydan içer görür çayı bir kimse gördüğünden de bilgi sahibi olur ier kadar. Hisset bu çayı hepinize teker teker içirsem ve desem ki bunun lezzetini anlatın hepiniz dersiniz ki ya çay lezzeti vard ama tam çay bunun lezzetini anlatamazsın anlatsanız dahi hepiniz karışıklık vardır daha önce su içmişsin daha. önce yemek yemişsiniz daha önce bir çiğnemiş

siniz daha önce bir çay içmişsin hep benzetirsiniz ve bunlardan etkilenirsiniz. O yüzden asla ve asla aşk aşk. Sadece. Aşıklar tatca bilme. İnan. Aşıklar tar ve. Aşıklara tattı aşkı anlatamazlar ancak aşıklı anlatırlar dışarıda olanlar. Bundan hiç tadını almamış olanlar da bunun. Yaparlar edebiyatını yaparlar gönlünüze bakın. Neye aşıksınız dilinize bakın ne söylüyor gözünüze bakın. Ne gördün. Eğer gözünüzün gördüğü dilinizin söylediği kulağınızın duyduğu ve kalbinizin hissettiği. Neyse siz ona aşıksınız onu görüyorsunuz söylüyorsunuz bu acı bir. Reeder tatlılarla işimiz

yok bu acı bir reen. Siz kuru fasulye yerken musakkanın tadını alacağım diye uğraşıyorsanız hayal ediyorsunuz hayalinizde onu yapabilirsiniz hayalinizde yapabilirsiniz. Allah bizi affetsin. İnşallah. Aşk ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi. demiş. İbn haz böyle diyeceğine şunu deseydi biraz daha yatkın gelirdi. Aşk yaratılmış olan her zerrede bir numunesi. Vardır zerresi vardır ve bu zerrenin tamamını topladığınızda tamamını tamamını topladığınızda aşka doğru bir yol almışsınızdır deseydi bir daha üst seviyeden olacaktır kıymetli. Dostlar kendince aklı olmayan ve kendince

aşıklı olmayan hiçbir zerre yoktur. Eğer bir zerrenin kendince aklı var ise. O zerrenin kendince de aşıklı vardır ve o zerre aşıklı iyile. Hayat bulur ve aşıklı. İy la yürür. Kainat kitabına baktığınızda aşıklık. Tan nasibi olmayan hiçbir yoktur şeytan dahildir buna şeytanın dahi aşıklık nasibi vardır şeytanın da ve lıktan nasip olmayan hiçbir varlık yoktur. Madem ki ilk yaratılan varlığa kendi ruhundan ve nurundan üfledi o zaman bütün yarattıkların hepsinde aşkını tecelli. ettirdi ama yaratıkların hepsini bir yere. Cem

etmiş olsak eşittir aşk değildir yine. Çünkü aşk hiçbir şeye benzemez. Biz bütün yaratıkların hepsinde aşktan bir tecelliyat görebiliriz aşıklı derecesi kadar ve derecemizi yükselt yükselt aşıklı ırs bütün zerreler. Aşkın cilve-i. Rabbini görürüz ama bütün yarattıkların hepsinde varoluşun he bir yere toplamış olsak o. Eşittir. Aşk denilir ve bu parçalı bulutlu kesreti insanlar kendilerince hepsi de değişik zamanlarda değişik aşıklık davasında bulunanlar kendilerince bunun toplamının. Aşk olduğunu söylemişler kendi zamanlarında. O günkü idraki doğruydu. O noktada doğruydu. O günkü

noktada insanlığın idrakinin üstünün bir idraki ve hep aşıkların idraki aşkta mevcut insanların mevcut insanların aşıklık. Tan nasibi olmayanların üstünde olmuştur. Çünkü aşıklık insanın idrakini sonsuz. Ufuklara. Ufuklara açar ve aşıklık. o sonsuz ufuklarda yürümektir ve aşıklık o sonsuz ufukları idrak etmektir. Ve aşıklık o sonsuz. Ufuk lardaki tecelliyatı müşahede etmektir. Ve aşıklık bu noktada insan kendince ve aşık kendince belki de o tecelliyat miktarını tecelliyat tamamı olarak görebilir işte bu noktada. Nübüvvet devreye girer ve. Nübüvvet noktasından aşıklı bakarsa

haz. Resulullah. Sallallahu. Aley ve sellem. Hazretlerinin sözü gözünün önünde mi dur hakkıyla sana kulluk edemedim ya ve müşahede ve hayretin ve tecelliyat sonu yoktur sonsuz bir varlığın sonsuz bir varlığı sevmek tecelliyat noktasında sonsuzdur ve sonsuz bir varlığı seven bir kimse bir şeyin sonunu görüyorsa o gördüğü. Aşık değildir gü kendisinin aşıklı dır nasibi o kadardır nasibini o kadar görür bu neye benzer tasavvufta. Seyr. Sülü noktasında fena bir şeyh. olan. Her gördüğü yerde şeyhini gören her baktığı yerde

şeyhini bak. Görer her içtiği suyun damlasında şeyhinin suretini. Görer her içtiği çayın damlasında şeyhinin suretini. Görer. Dağda taşta kuşta. Havada karada denizde bütün aleme baktığında alemin her tarafında üstadının mührünü gören. Derviş yolun sonuna geldiğini zannediyorsa o kendi yolunun sonuna gelmiştir orası yolun sonu değildir daha orası daha yolun başlangıcıdır ve dervişlerin yıkıldığı yerdir. Dervişler üstatların bu noktada soru sormalarını dahi gerek yoktur hep cevapları gelir gönüllerine ve. Dervişler bu noktaya geldiklerinde bütün cevapları alabilirler gönüllerince ve sufilik ve

aşıklı başlangıç noktasıdır. Siz ona ne sorarsanız sorun. Eğer ki tecelliyat devam ediyorsa o tecelliyat hep size cevap verecektir. Siz ona ne derseniz deyin. Siz ona istediğinizi sorduğunuzda. O hep tecelliyat. cevap verecektir ki. Örneğin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin. Miraçtan sonra o sarhoşluk anında develeri veya işte o. Kervanı görüp de metr leyem mediği veya ona bakamadığı veya bakmak noktasında olmadığı önemsemediği bir şeyi müşriklerin gelip ona sorduktan sonra develerin adresini bir müddet tefekkürden sonra söylemesi ve işte.

Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti Kudüs’ten mescid-i aksa’dan bahsedildiğinde bahsedilen metrelerin gözünün önüne tekrar getirilip tekrar onların metrel enmesi gibidir bunun ölçüsü odur. Siz ona bir sorarsanız bu nübüvvetten ölçüdür. Siz ona bir dediğinizde o. Gerçekten üstadına fena olduysa üstadının kalbindeki ilmi üstadının kalbindeki manevi ilmi üstadının kalbindeki hikmeti üstadının kalbindeki manevi nuru kalbinde hissedip oradan cevap alacaktır ama yolu bu noktada kendince ben. Noa geldim dediyse. Onun yolu bitmiştir. Yolun daha başlangıcıdır kıymetli. Dostlar bu. noktada kaybeden. Derviş

kardeşlerini görmüş bir kimse olarak söylüyorum bunu size bu noktada kaybeden kardeşleri gördüğümde çok üzüldü ve hala da üzülürüm. Hala da üzülürüm. Bu yolun başlangıcıdır daa bu seyri sülukun başlangıcıdır olar ki ben vefat ederim bu dünyadan. Göçer giderim böyle bir hali başka bir. Üstat da yaşayabilirsiniz. Bir mürşit bir mürşid-i kamilde yaşayabilirsiniz. Sakın ha yolu tamamladığınız zannetmeyin yolun daha yolun başlangıcı. Ondan sonra fena bir. Resul gelir ondan sonra fena fillah gelir ondan sonra. Beka billah gelir ondan sonra

ehadiyet gelir. Ondan sonra gelir. Bunların hepsine. Ama mürit bu noktada öyle bir ki mutmain noktasına gelir çay der ki beni iç içer su der ki beni içme. Ben senin için değilim içmez yemek der ki beni. Ye. Y giyisi der ki beni. Giyer konuş. Aşkın zerreleri dile gelir duvarlar dile gelir ağaçlar dile gelir ağaçlar dile gelmedi mi ağaçlar. Dile. Geldi taşlar dile gelmedi mi taşlar. Dile. Geldi aşığın eline geçince taş mücevher olur dile gelir aşın eline geçince

küçücük bir kuru ağaç dalı yeşerir meyve verir aşın eline geldi mi bir avuç toprak attığı zaman top olur gülle olur ama. Aşık bilir ki o kendisinin işi değil. Maşuk da zaten der. Sen atmadın. Ben attım sen tutmadın. Ben tuttum. Hatta der ki sen öldürmedin ben öldürdüm sen öldürmedin ben öldürdüm. Sen içirmiş sen açtın doyurmadın mı sen. Yetimin bakmadın mı mı sen kimsesizin. Senin kimsen olmadın mı. Maşuk da boynunu. Büker büyük bir tevazuyla beni. rabbim terbiye ettiler.

Ne güzel terbiye ettiler. Maşuk böyle söyleyince. Aşık boynunu. Büker beni o terbiye ettiler ve sorarlar o aşığın haline eşine. Derler ki onun ahlakı nasıldı. Siz. Kur’an okumadınız mı der onun ahlakı. Kur’an’ı der o zaman her aşığın yolu vardır. Her aşığın bir yolu vardır aslında aş aşıklık yolu bitmez ama o aşığın yolu biter o aşığın mesafesi o kadardır o aşığın gideceği yer o kadardır gidememiştir gidememiştir nees yetmemiştir gidememiştir gücü yetmemiştir gidememiştir bir takıntısı kalmıştır onun takıntısı kalmıştır.

Çünkü aşıklık hiç leke götürmez. Çünkü aşıklık hiç gaflet götürmez. Çünkü aşıklık asla durmayı istemez durmayı götürmez. Çünkü öylesine. Maşuk kıskançtır ki öylesine. Maşuk kıskançtır ki asla ve asla aşığının gözünü başka yere takm asla asla aşığının. elini başka yere açmasına asla ve asla katlanamaz asla dayanamaz böyle bir kesiver yolunu. Hani der ya. Aşıklar sultanı. Allah kıskançtır der evet. Maşuk kıskançtır kıskançtır kıskanırsın o kıskançlığı idrak edemeyen onu algılayamayan. Aşık yol gidemez bir nebze dahi olsa aşıklık da gözünü.

Şaşa etmek yoktur o yüzden. Evet bazıları demişler ki zerrelerin hepsinde. Aşkın tecelliyatı toplasak o aşk olur demiş hayır hayır bütün zerreler toplasanız bir yere eşittir o aşk değildir. Çünkü aşk. Ezeli ve ebedidir aş sınırsızdır bütün yaratılmışların hepsini. Cem etmiş olsak bir sınırı vardır. Ve yaratılmışların hepsini toplamış olsak bir mekanı vardır yaratılmışların hepsini toplasak bir düzlemi vardır. Aşkın zamanı mekanı düzlemi yoktur yeri hududu yoktur. Herkesin bir aşkı tanımlaması aşıklı tanımlaması vardır. Bu fakirin de. böyledir. Ama birileri

bunu kabul etmek zorunda da değiller. Öyleyse. Aşk ruhların mı yoksa huyların mı benzerliğ deir aşk hiçbir şeyin benzeri değildir. Aşkın eşi benzeri yoktur. Aşkın bazı hallerine bazı sıfatlarına benzemeye çalışanlar vardır. Aşıklar. Aşıklar maşukunun sıfatıyla sıfatlı maşukunun haliyle hallenmek isterler. Aşık hep gözünü maşa takar onun gözünde yaş var ise onun da gözünde yaş olur kalbinde. Hüzün varsa onun da kalbinde. Hüzün vardır hüznün içerisinde mutluluk yaşıyorsa o da hüznün içerisinde mutluluk. Yaşar. Aşık hep halini. Maşuka çevirmeyi ister

maşukun haliyle hallenmek ister ve bütün. Aşıklara baktığınızda. Siz maşukun hallerini görürsünüz onlarda bütün. Aşıklara baktığınızda hepsinde ayrı ayrı maşukun sıfatlarını görürsünüz bakarsınız birisinde farklı sıfat var birisinde farklı sıfat var birisinde farklı sıfat var ve. Aşıklara. bakan kimse yolun başındayken. Doğrudur. Aşıklara bakarak tan aşkı bulmaya çalışır aşıkları taklit ederekten aşık olmaya çalışır aşıkların yolundan giderken aşık olmaya çalışır aşıkların yolunda olmayan asla ve asla aşka bulaşması aşka ulaşması mümkün değildir. Muhakkak. Sen bir aşığı bulmak zorundasındır. Aşk arayacaksan

aşığın peşine düşersin. Aşık. Çünkü o maşın peşine düşmüştür. Aşık. Çünkü o maşın mahallesine gidecektir. Aşık. Çünkü o maşukun kapısına gidecektir. Aşık. Çünkü o maşukun haliyle hene. CK aşığın üzerinde. Çünkü o maşukun kokusu vardır maşuğunun rengi vardır ve sen aynı maşuğa gitmek istiyorsan muhakkak ki o maşın aşıklarından birisine yolun denk gelmesi lazım eğer onun yolum kesişmez sen saf cahilsin aşkı anlamaktan uzaksın aşıklı anlamaktan uzaksın ve onun peşine gidersin ve. Dışarıdan bakanlar aşıklı hallerine bakarak. bakarak tan. Derler

ki aşıkların halleri aşktır. Hayır aşıkların halleri. Aşkın değişik hallerinin tecelliyatı dır asla ve asla harç değildir ve onların o halleri birbirlerine benzeşir onların etleri birbirine benzeşir onların sakalları birbirine benzeşir onların sözleri birbirine benzeşir onların ahlakları birbirlerine benzeşir onların. Neyi değişik nerede. Neyi nasıl yaptıkları birbirine benzeşir. Siz. Bundan 1000 yıl öncesiyle 1000 yıl sonrasındaki iki aşıya baksanız birbirine çok benzerlik bulursunuz. Siz derinizdeki aşıkları görseniz bir birbirlerinde çok benzerlik bulursunuz. Siz o zaman eğer birbirlerine benzerlik bulmadıklarını var

ise. Yok onun benzemeyen o onlardan değildir onlardan değildir. Kimileri aşıklık kisesi giyerler onlar kisel erini. Aşıklara benzetirler onlar suretlerini. Aşıklara benzetirler aşıklık. Kıymet. Aşk kıymetlidir aşıklık da kıymetlidir ve aldatmak isteyen aşıklık kisvesine bürünür ve kandırmak. isteyen aşıkların takkesini sarını takar kandırmak isteyen aşıkların konuştuğu gibi konuşur kandırmak isteyen aşıkların suretine döndürmeye başlar bunu kerih görenler olmuştur dışarıdan. Ben asla kerih görmem. Hatta derim ki gelsin b aldatsın a şıklığıyla aldatsın gelsin bizi aldatsın sevgiyle aldatsın gelsin bizi kandırsın

seni çok seviyorum desin alsın neyimiz alacaksa götürsün sevgiyle götürsün seviyorum diyerekten götürsün ve gelsin suretini. Aşıklara benzetmiş olsun hürmet eder hizmet ederiz. Çünkü o yine de. Aşıklara kendini dışına. Aşıklara benzetmiş gelsin biz. Nereden sevdim o zalim kadını desin diğerimi alsın götürsün aşıklık. Bir payı var gelsin. Bu. Şehirde sensiz yaşanmaz desin alsın götürsün bizi alsın götürsün bizi bir şarkıyla aldatsın bizi bir türküyle aldatsın birisin gelsin. Karagözlü karlanma. Gül. Gayrı sütler kaymak tutar tutmaz oradayım. desin desin biz

kanmaya razıyız. Biz beklemeye razı kandıracak aşıklık kır. R Hani gelmiş ya çanın. Birisi demiş ya mevl dağ dolaşıyor sana selam getir bakmış akç yok demiş ki. Efendi hakkını helal et. Ben seni aldattım. Kandırdım biliyorum demiş kandırdığın için cübbemi verdin. Eğer gerçekten selamı. Bana göndermiş olsaydı canımı veririm demiş. Şemsi tebrizi’den. Selam. Getirdim demiş canımı verim bakın bazıları aşıklık suretinde olabilir. Musa aleyhisselam biraz göbekliyim miş y başında da saç yokmuş biraz da sinirlendiğinde dili tutulurmu peltekleşir mii tıkanırmı.

Ahmet diyecek. Ah dermiş kalırmış ya siz. Musa. Aleyhisselam’ı. İnşallah görürsünüz rüyanızda haliniz biraz. Celaliye fazladır. Musa. Aleyhisselam böyle hani padişahları güldüren soytarılar olur ya soytarının. Birisi karnına biraz yastık koymuş yün koymuş pamuk koymuş göbek yapmış. kafasına da çok özür dilerim. İşkembeyi ters geçirmiş saçsız kel gibi olmuş firavunun karşısında dilini de peltekleşir tık attırıp alay ediyormuş. Musa aleyhisselam tur sinaa gidince demiş ya rabbi şu. Soytarı var ya demiş benim taklidim kahreyle aldığı cevap çok muhteşem aldığı cevap

çok muhteşem bugünkü insanlara ders cevap geliyor ya. Musa o sana ben benzetti kendisini sana benzettiği için ben onu. Kahretmem kendisini sana benzettiği için ben onu. Kahretmem kendisini sana benzetti ne benim peygamberime benzetti alay etse dahi dikkat et. Birisi sizi aşıklık aldatabilir bezmiş ya ahlakına bakın. Allah’ın ahlakına bakın. Hayır o sizi kandıracaksın kandıracaksın sizi kandıracak sizin küenle kandırsın aşıklık kesiyle ve o yüzden. Aşıklar ola ki içine böyle sureten benzeyenler olabilir. Hiç önemli değil onları. ayırt edilen yer

ahlakıdır huyları dır aşıklarla. Aşık olmayanın ayırt edildiği yer huyudur ahlakıdır birisi seni seviyorum diyebilir. Seni seviyorum dediğinde. Eğer senin ahlakın la ahlaklanmak sen onu tebessümle karşıla sen ona muhabbet besle yine. Ama bil ki o seni sevmiyor seni sevmeye çalışıyordur. Seni seven senin ahlakına bürünür. Seni seven senin huyuna huylanır. Seni sevenin dili. Sana. Benzer. Seni sevenin bakışı. Sana. Benzer. Seni sevenin el ve kol hareketleri. Sana. Benzer. Seni sevenin attığı adım. Sana. Benzer erkek kadın değişmez. Seni seven

senin dilinden çıkana bakar. Seni seven. Senin gözünden çıkana bakar. Seni seven senin gönlünden seni sever sana bakar sana bakar der. K sevdiğim gibi. Ne demiş. Hazret-i Mevlânâ O gece sen değil o yüzden. Aşıklar hep birbirine. benzerler aşıkların huyları da birbirine benzerler ve aşıkların huylarını ve. Benzerliklerini gören. Aşkın onlara benzediğini zanneder değil onlar. Maşuka benzemeye çalışıyorlar ve o yüzden. Aşk ruhların benzerliği değildir. Aşıklar aşıklık kuyuların benzerler kuyuların benzerliği abdeste aynı alırlar ama abdestteki içilik abdestteki içlik aynı

değil. Allah bizi aff etsin inşâallah ve asla aşıklık tezatlıklar varmış gibi aşıkların arasında tezatlık varmış gibi görünse de. Asla tezatlık yoktur aşkla aşıklık arasında tezatlık yok aşıkların kendi aralarında da tez yoktur. Dışarıdan bakanlar tezat görürler. Allah bizi affetsin. İnşallah haklarınızı helal edin elati. Selam. Amin. İlgili Sohbetler 714. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbeti ve Zikir Meclisi 419. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 311. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını

ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.