Mesnevi Okuması 02.08.2025 konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir. Bu sohbette Mesnevi Okuması 02.08.2025 hakkında derinlemesine bilgiler paylaşılmaktadır.
Geçen hafta yine o cömertlik de alakalıydı konu Dört maktan dolayı elinde mal kalmasa Allah’ın inayeti seni hiç ayaklar altına çinetir mi? Buraya okumuştuk. Ondan önceki bey de şunçin arın yaprakları dökülürse Allah ona yapraksızlık azıru mu alışlar. Demanda Dört maktan dolayı elinde mal kalmasa Allah’ın inayeti seni hiç ayaklar altına çinetir mi? Buraya okumuştuk. Bir adam ekin ekin canları boşalılar ama bu işin iyiliği tarlada belli olur. Fakat tuğumu anlara korbüriktirirse zaman geçtikçe bitler fareler o tuhumu iyi bir terrella. Normalde çiftçilik olarak düşünün bir kimse normalde mevsimil gelince anlarında kalan tuhumları tarlasına eker. Bir an çiftçiler bunun daha iyi bilirler. Bu idah eden harpekler ve o tam mevesebize genelde sevdiye etiştirenler tuhumluk ayırılar bazı şeyleri. Mesela bir kimse bu da eker bu da in tuhumluna ayırır. Ve yordum ayarlayınlar, yordum bir maya ayırırlar. Bunun gibi bir adam normalde amları boşalır yani tuhumu saçar tarlaya ama bu işin iyiliği tarlada belli olur. Yani Allah başaklara bir eidi bir eidi yüzü riz yani. Bir tuhumu. Bunu onunla alaklo yüzden bu muhana da tasoğum fimhanada ekin ekmek malı infak etmek. Ya da sadaka vermek iyiliği harcamak Allah yolunda harcamak. O noktada o kimse, dohumun saçıyor yere. Yani ama tabi doğru yere. Bunu doğru yere vermek önemli. Doğru yere vermiyorsan o zaman bataklayı tuhumat bak gibi oluyor. Bir çiftçik gidip da bataklayı tuhumatmaz. Normalde çift bakar toprak tuhumundan değil mi? Toprak tuhunda değilse de tuhumatmaz. Tavunu bekler onun. Sürer, tırmıklar, hızgaradan geçirir. O tavagelince atarttuğumu. Mesela tuhumatlıktan sonra bir yağmur yağsa tuhumu çürütür yine. O yüzden çiftçi onu bekler zamanını bekler tuhumatmak için. Ve ambarın boşanması o kimse infak etti infak edince o kimse eninde metah azaldı. Normalde hani o tarlada belli olur diyor. O tarlada yaşarmesi de o zaman ayret ve dünyada onun karşılığını meyvasını toplamak. Tavui sufi, noctasını sufi, noctasında
bir kimse tuhumatarken karşılık beklemez. Bu karşılık beklemez ne demek? O zaman sen bir karşılık amacıyla o tuhumatlığın. Hayri hasen etişseden karşılık bekliyorsun. Ve ata bir iyilik yaptığın karşılık bekliyorsun. Biz sufi olarak karşılık sızdığı övreneceğiz ve hayatımıza bunu atıp beyeceğiz. Karşılık sızdığı yani biz bir iyilik yaptığımızda onun karşılığını beklemeyeceğiz. Bir hayri hasen etişseden biz de onun karşılığını beklemeyeceğiz. Onun karşılığını bekliyorsa biz ucuz ameleli kediyorum. Sufi bu noktada karşılık beklemez. O yüzden Norma’yıde herkes, ecli, awam, kendine karşılık bekler. Bir iyilik yaptığınızda karşısında iyilik bekler o. Bu awam için Norma’yıdır. Hani adış herifte de size bir kimse de bir hediye de bulunursa iyilik de bulunursa siz de ona misliyle veya aynı iyile karşılık veriniz. Ama Norma’yı de veremiyorsunuz da onun iyilini söyleyiniz. Arkasında onun iyilini söyleyiniz. Yani onun iyilini söyle ki işte iyiler artsın, iyilikler artsın. Ama onu Norma’yı de ona karşılık vermedi, misliyle veya aynı iyile karşılık vermedi. Arkasında da onun iyiline dua etmedi. Iyilini söylemede onun ona ankörlerden oldu. Allah muhafaza eylesin, ne ankörlikten. Öbür türlü ne ancak o kimse Norma’yı de bu Müslümanların kendi içerisinde awamın işi. Ama bir sufi iyilik yaptığında karşılığında iyilik beklemeyecek. Bir sufi hayır hasan etiştirdinde karşılığından bir şey beklemeyecek. Bunu Fise Billillah yapacak. Karşılık sız yapacak. Tebeçsün karşılık sız olacak. Iyilik karşılık sız olacak. Bu sufi ahadabı. Bu sufi ahadakı. Bu sufi ölçüsü. Avam karşılık bekler. Bunun Norma’yı de sufiler. Karşılık sız sevmeyi, karşılık sız vermeyi, karşılık sız hizmet etmeyi kendilerine şahar edincekler. Sohbet ediyorsun, karşılık sız. Zikrullah ediyorsun, karşılık sız. Birine bir lokma yediriyorsun, karşılık sız. Birine bir hediye ediyorsun, bir şey, karşılık sız. Tebeçsün mü diyorsun, karşılık sız. Bakın sufi bu muhanada hiç karşılık beklemeyecek. O yüzden, tohum anbara koymak ne? O zaman o kimsen maddi olarak malını saklıyor. Tohum anbara koymak. Sufi’ce manevi olarak o kimsen bilgisini
saklıyor. O kimsen tecrübesini saklıyor. O kimsen ilmini suaranla cevap vermiyor. O konuda bir bilgisi var, o konuda bir tecrübesi var. Bilgisi ne ve tecrübesini yaymıyor. Cömert değil, cimri. O kimsen bilgisini ve tecrübesini yayacak. Anlatacak ki o biriktirenlerden olmasın. Hani o ilmörenmiş işte hadis, halimi hadis, halimi, ama ona bir şey soruyorsun. Ben ona kitabımda yazdım diyor. Filancı eserinde var oluyor. Onu anlatmıyor orada. Anlat sana sorumuşlar orada fiyse bilillah. Ver onu. Ama yok, saklıcak, ya da onu paraya çevirmeye çalışıyor. Metayaya çevirmeye çalışıyor. Allah muhafaza elisin. O da torumu, torumu, ambara saklamak. Toumam, ambar da sakladı. Ne olacak bir mütte sonra böceklencek o. Bimütte sonra kurtlanacak bir mütte sonra çürücek bir mütte sana işe yarama sahale gelecek o. Nasıl torum bir mütte sonra işe yarama sahale gelirse senin metanda bir mütte sonra işe yaramayacak. Sen onu zekatını vermedin, sadaka sana vermedin. Hayır hasan etişsemedin o mağnevi olarak o para kurtlandı. Mağnevi olarak o mal kurtlandı. Mağnevi olarak o kendince kendi kendini tıkandı. Sen tıkattın onu. Sen zekatını vermedin, sen ondan sadaka yapmadın. Sen ondan hayır hasan etişsemedin. Bu sefer sen mağnev kendince diyorsun benim şükatar paran var. Ama senin paran kurtlu. Mağnevi olarak kurtlu. Sen şükatar malın var diyorsun, malın mağnevi olarak kurtlu. Allah muhafaza elese. Orada hani hazreti bir bitlenir, faragir arıyor ya. Bitlenir, faragir ar farren nedir, orsızlıkdır. Faragirdiği yerde hırsızlık yapar, talan eder orayı. Yar içer orada, pistar ortalıyor. Bitlenir, bitlenir zaman o bir elbise düşünder. Elbise bitlenir, şeye yaramaz. Yoradan yatak, bitlenir, şeye yaramaz. O kimse de bitlenir, şahıst da bitlenir. Bitli elbise geldiği zaman o da bitlenir. O zaman mağnevi olarak de bitlenir o kimse. O zaman mağnevi olarak da bir faragir arona. O kimse rüyasında görür bakar ki işte evinden fareler girmiş, bir şeyler iyi olarak. Bir şeyler götürüyordu şere. Rüyasında görür
mesela işte onun mallım ülke ev bir bitlenmiş, üstü bitlenmiş. Rüyasında görürse aala hala dermiş o. Rüyasında böyle iyi kazanırsa o iyi dermiştir. Ve atar rüyasında bir peygamber onu gider ika zeder, bir sahibi onu ika zeder, bir bir peygamber onu ika zeder rüyasında. O iy dermiş, Cenab-ı Hak onun mallını korumak istiyor. İkaz ediyor onu, ilşade ediyor. Sen zekatını doğru yere vermedin diyor. Sen zekatını doğru yere vereceksin diyor. Bu enteresandır. İnsan zekatını dost doğru yere vermesine malını yere verir o. Kendin cevabıya cevay yaptı, havacı vaya paraktan, etrafa kendinca işte havala cümalı bir şekilde. Hesaptı zekatlı yaptı ama yerli yerine vermedi. Yerli yerine vermedi ise onun malı yere gider. Onun malı fareye bitip bir bite böceği gider o. Kurda kuşaya emolur, Allah muhafaza elesin. İnsanın kendisi de kurda kuşaya emolur. İnsan doğru istikamette yürümmez, istikametini kaybederse o da kurda kuşaya emolur. Çünkü insan hevasını o yer nefsine o yer doğru yerde doğru zamanda doğru hareket yapmaz. Nefsine o yumuştur, heva evesine o yumuştur o da kurda kuşaya emolur. O da elindeki nimeti kaybeder. O da elindeki nimeti onun Cenab-ı Hak uçurur gider neden? O kimse çünkü heva hevesine oydur. O çünkü nefsine oydur. O hevasını ilah edin de o kendi çizgisini unuttu. Kendi dairesini unuttu. Nasıl davranması gerektiğini unuttu, gaflete kaldı. O gafletten dolayı ne oldu kendini kurda kuşaya emetti. Kendi şeytik kendisini şeytanın yemedi kendisini nefsine yemedi Allah muhafaza elesin. O yüzden Cenab-ı Hak kim Allah’a güzel bir borç verirse Allah’ını kat kat fazlasıyla öder dedi. Allah borç alır mı olmaz. Sen Allah için bir şey verirsen Allah için bir şey veriyorsun. Bak karşılık siz vermek bu. Karşılık siz beklemek sizin vermek bu. Sen Allah için bir şey veriyorsun. Sen Allah için bir şey yapıyorsun. Allah için tebesi mi diyorsun? Allah yok ya paran olması şart değil.
Allah için tebesi mi diyorsun? Allah için bir yetimin başını okuşuyorsun. Paranlarken değil bunu. Sen paran var sen yetimin başını okuşamayacağım. Yetimin cebine okuşacağım sen. Sen paran varsa senin gücüm varsa yetime tebesi mi etmeyeceğim? Yetimin cebine tebesi mi etmeyeceğim? Sen yetime tebesi mi etmeyeceğim? Parası olmayan gisin yetime tebesi mi? Senin paran var senin gücüm var. Sen yardım etmeye mukdedirsin. Sen yetime tebesi mi etmeyeceğim? Öbür künün gücü yok kuvvet yok, kudret yok yok. O tebesi mi? Ağla. Esem paran var sen tebesi mi etcem diyor ulaşıyorsun. O zaman sen paran olunca hane zenginler geldiler yallar resumlede. Diddiler ki yaresi ol Allah. Hani bu zenginler tasatlık ediyorlar. Bizden öne geçiyorlar. Biz ne yapalım? Allah Resulü salılalı veselamanları dedik ki namazdan sonu 30.000 çotu 30.000 bunları çekin. Tekrar geldi fukar Allah. Diddiler ki yaresi ol Allah. Bu zenginler bunu da öğrendiler bunu da yapıyorlar. Bunu öğrenmişler bunu da yapıyorlar. Cenab-ı Hakk’ım taktiri bu dedi. Yapacak bir şey yoktu da Allah Resulü salılıl오 veselaman. Ondan sonra Cenab-ı Hak bir ütvetmiş dedi. O yüzden o kimse gücü yerinde ise ilmi yerinde ise o kimse karşısındaki yetimi tebesi mi ettirecek. Öyle olunca sen Allah için verdin ya. Allah için verdin Allah güzel bir borç verdin. Ayet-i kerim’e bu bakar ayet-i kıyüzgür beş. Allah borç alır mı? Almaz ama o kimse canını verdi. Ama malını verdi. Ama güzel ahlaklı davrandı tebesi mi ettin. Yapması gereken iyi yaptı. O zaman o kimse Allah güzel bir borç verdi. Allah diyor onu kat kat fazla sığl. Öder. Bakın burada birye yedi yüz yok. Kat kat fazla sığl öyle. Burada normalde bir kimse bir oğun bekler verir. Bir oğun gelir ona. O gider ki birye yedi yüz bekler verir. Birye yedi yüz gelir onu. Dey. Suvi hiçbir karşılık beklemek sizin verir. Hiçbir şeyde karşılık beklemez. O zaman ayet-i
kerime onlüzendi tecelledir. Allah ona kat kat verir. Sayısız verir. Fazla sığl öyle der. Hani bu ne oluyor çift çiriktenle fahştık ya ekmek gibi. Sen bir oğuş tohumatıyorsun. Bir oğuş tohumatın yerden kaç çuval burada yalıyorsun. Bu onun gibi bir şey çiftciler bunu iyi bilir. İşte iki kilo normalde. Bu da bir dönüm yere kaç kilo buğuday gider. Tohumuları. Arpa. Kim dedi 25 kilo. Eyvallah ya ya. Asıl büyük çift çağırkada ya. Bir dönüm tarlaya 25 kilo buğuday. Normal şartlarda bir dönümden kaç tutan alıyor. 25 kilo atıyor. 25 kilo atıyor. 250 kilo alıyor. 5.6 kilo. Düşünün. Allah bunu daha fazla veriyor. Yani normalde eklin tohumum. 25 kilo ama aldığınların 5.6 kilo. Bu onun gibi bir şey. O kimse fiysebirlillah. Verdi karşılık beklemek sizin verdi. Bu tohumek diyeni. Cenab-ı Hakkona kat kat veriyor. Daha fazla veriyor. O yüzden normalde baktığımızda hani yine çift çirikten gidelim. Azeti bir tohumdan anbardan bahsetmiş. Anbardan çıkardı 25 kilo tohumekti. Ama anbara 6 kilo koydu. 7 kilo koydu. Yani 10 günse harika hesa 7.5 kilo koydu. Ben orma de son rakamları ondan almak için sordum. Bizim bayindirde, yer, nehab böyle önceden mündmüti. Yaklaşık dönümünden 8.9 kilo, 9.9 kilo. Bazı yerlerden bir tonanlarla da doğru mu? Evet. Ama tabii güngesi ki bu gübreller ilaçlar şeyin toprağın verimini yok ediyor. Topraklar kızırlaşıyor. Allah bizi iyi esin. O yüzden evet, normalde biriktirlenmal. Yani okyumuz biriktirlenmal zekatı verilmeyen. Sada kası verilmeyen. Onun hayır hasanati yapmayan kimse. Biriktirlenmal. Yani okyumuz seni andı bilgi aldı aldı. Aldı, aldı, o bilgi, havatmak için kullandı. O bilgi parası, dini bilgiler olarak söylüyorum. O kimse normalde para kazanmak için. Onun madde çevirmek için böyle konuşmuyor hiç. Ve o da yanında tindere etrafında kınları anlatmıyor. Öğretmiyor. Kendince bilgi saklıyor. Allah muhafaza eleseyelim. O yüzden tövbe süres, ayağı, toz, dört bunları söylüyor. Diyor ki altın ve
gümüş biriktirip, dalla yolundanca mayanları, acı bir azapla müjdelen. Bu ayağı tekerimeleri, zahir olarak baktığımızda altın ve gümüş biriktiren. Yani okyum ise zekatını vermedi, sada kasaını vermedi. Hayır hasanatını vermedi. Maliy olarak, madde olarak. Ama bu paradır, ama bu ekindir, ama bu meyvadır, neyse, ama bu hayvandır. Zekat verimesi gereken, mallardan zekat vermedi o kimse. Bu kendin söyledi. Hani ben kazandım bunu. Burada kimsenin hakkı yok. Onlar da çalışsaydı kazansaydı, fakir bu karay için söylüyor. Ha, onlardı, onu diyor bir azapla müjdelen. Öbür küne altın ve gümüş biriktiriyor. Altın, Allah’a aşıklık bir gesedir. Altın, Allah’a tanıma bilme bilme bilgisidir. Gümüş nedir, gümüş, normade, bu manada o Allah’ı ve tanımanın altında kalan, fakir bilgisidir, hadis bilgisidir. Tevşir bilgisidir. Vay o altın ve gümüş biriktirenlerin hâline. Vay o ilmilledüne sahibolup da ilmilledünü kendisine saklayanlara. Vay o Allah’ı bilme tamıma bilgisine sahibolup da kendisini kenara çekip, kebirlenip insanlara bir şey anlatmayanlara. Vay o ilim ehli olan hadisçiler, fakırçiler, pevşirciler, kendi kendilerine ilim ehli olup da bir köşede oturanlara. Vay ki onlara vay. Onlara Cenab-ı Hak ilim kapısını aştı hâlde ilmini insanların hizmetine yaymayanlara. Onlara Cenab-ı Hak bir ilim kapısa açmış o ilim kapısını onlara açmış. Ama onlar ilmi saklamışlar, ilmi gizlemişler. Ilmi insanlara yaymamışlar. Evlerinde sıcak yataklarından kışın sıcak yatandan soğuk, yazında serin soğuk odasında dışarı çıkmayanlar. Bir de ahkan kesenler. Hem evinde rahatım. Bakacak, kendin etmeye sütle, dokummayacak ne bu hade sahalemi, evinde rahat rahat yatacak uyacak, bu ne tefsir alemi, öbürküne fıkıhçı, ne yapıyor bu kimse, evinde özel bakıyor hayatını yaşıyor. Allah sana o ilmi verdi onun hesabını soracak senden, o hades ilminin hesabında soracak senden, o fıkı ilminin hesabını soracak senden, o tefsir ilminin hesabını soracak senden, o hades, sen ezanlar okunduğu ne istilsen imamsın, oradan parallıyorsun, sen bunun ilmini yapmışın insanlara bunu yaymiyorsun, insanlara bunu tebli Vietnamese, Allah bunu
ne sabunu soracak senden, sen altım ve gemişi biriktiren hainlerdensin, başka bir şedeysin. İnsanlar uyuşturucuya müptelah olurken, eczki kumara hırsız diye koşarken gençler helak olurken, bilmem kaç tane dil ahya tocası, profesörü bilmem kaç tane cami imamı bilmem kaç tane müftü, akşam olunca kıl beşi bitirişi git evinde otur ya Allah bunun hesabını soracak herkese. Anneler babalar bu sohbeti dinleyenler siz Kur’an ve Sünneti öğreniyorsunuz Kur’an’ı öğrendiniz Kur’an ve Sünneti çocuklarınızda ve eşlerinizda aktarmiyorsunuz tebiliye etmiyorsunuz kendinizin buraya getiriyorsunuz çoluk çocuğunuz erke buraya gelmiyor da oraya buraya gidiyorsa yanlış yere gidiyorsa, why sizin ağlınızı? Siz çünkü ilmi yaymiyorsunuz. Siz çünkü iyiliği yaymiyorsunuz. Ünmet olarak bundan sonra unutma bütün ünmet. Siz iyiliği yaymaklamı kellefsiniz. Siz doğruyu yaymaklamı kellefsiniz. Siz ünmetim muhahmmet olarak ev kuşu alamazsınız. Evinizde koltuk olamazsınız. Evinizde sepa olamazsınız. Siz evinizde bilmem işte vizonese sepa olamazsınız. Evinizde televizyon olamazsınız. Siz eve şahısı değilsiniz. Siz müslümansınız. Siz müinsiniz. Siz evinizde bir sepa gibi orada otramasınız. Bunu yapamazsınız. İman ehli, yangın var ortalıkta evinde otramas. Oturuyor solukim sevinde o İman on da kemale ermemiş. İman ona tecelletmemiş. Sen evladına eşine akrabalarına anlene babana etrafına tebli edemiyorsan sen en yakınına tebli edemiyorsan ona anlatamıyorsan o ay senin haline. Vell asrinalin sahneli fihusrin bütün insanlar hüsrandadır. Ancak İman edip iyi amelişyen hakkı ve sabrı tavsiye edenlermiştesna. Sen bununla eğer kendini design etmezsen, vayseninde haline. Sen de altın ve gümüş biriktiriyorsun. O ne kadar güzel dervişsin güzel oturdun Allah’ı zikrettim. Kim ne zikrettim? Oluyanında mı? Kızın yanında mı? Gelinin yanında mı? Damadın yanında mı? Nerede bunlar? Bunlar nerede? Sen o zaman iyi bir baba değilsin çocuğun senin yolundan gitmiyoruz ha. Sen iyi bir annede değilsin çocuğun senin yolundan gitmiyoruz ha. Sen o o zaman çocuğuna farklı davrandan. Eksik davrandan’ın çocuk dedeki kim bu babam? Ya böyle mümüşsüm an olacak. Bunun gittiği yerde hayır yokmuş
dedi. Kız ve olan bakta annesine böyle mümüşsüm an olunacak. Böyle müdermiş olunacak dedi gitmedi onu yolundan. Anneler babalar siz de altın ve gümüş biriktirmişler gibi ağzı abla müjdelence eksiniz. Anlatmadınız ilmi yaymadınız. Etrafa anlatmanınız. Yanı başınızdaki komşuya anlatmanınız. Anlatamadınız. Çünkü iyi bir komşuluk teyrisi setmediniz siz. Komşuluk sizden rahatsız. Anneniz babanı sizden rahatsız. Evlatlarını sizden rahatsız. Kayın bu alternız. Kayın pederini sizden rahatsız. Onlara anlatamadınız dostora. Siz de ağzı abla müjdelence eksiniz. Çok tövbedim. Çok zikredim. Etrafınıza iyi davranın. İyi davranın. Bu tasat tuku sadece paraya vurmayın. Birine nasılsın kardeşim demek dayı tasat dükdur. Ona selam verme o kim ki onnan konuşma. On ne ki sen nesın kardeş? Sen ne olduğunu söyley mi? Sen firavunsun. Başa bir şey de iyisin. Sen sınıf farkı gözetiyon. Makan farkı gözetiyon. İnsanlara yırıp kayırıyorsun. İnsanlara tepeden bakıyorsun. Bu cağil bul soru sorulurmuşum. Bu kim ki? Bu ne ki? Sen nesın? Bu halin nefri ravunsun başka bir şey değil. Allah muhafaza elisin. O yüzden mallarını Allah yolunda harcayanların durumu her başandı, yüstane olmak üzere yedi başak vereyim. Bir tanenin durumu ne benzer. Allah diledine kat kat verir. Allah lütü geniş olan her şeyi bilendir. Bakara ahet iki yüz yapmış bir. Sen matliği manevi her şeyini doldu. Matliği manevi vermen gereken ver. Sevgini yay. Yüt bunu ekranmanı yay. Güller yüzlülünü yay. Merhametini yay insanlara. İnsanları sanıflara yırman. İnsanları sanıflara bölme. Bu konu konuşulur. Bu ne konu konuşulmaz değil mi? Geniş yürekli ol. Geniş yürekli ol. Senin yüreğin iyi sağa kazanak gibi olsun. Senin yüreğinde yaşarsın kurutu olm. Senin yüreğinde yaşarsın. Yanlışlı al yüreğine o iyile sınır da. O bilmiyor. O öğrenme de çünkü ona tebli eden olmadı. Ona anlatan olmadı. Al onu yüreğine al ona anlat. Oğlunu kızın atma. O şöyle de o böyle de atma dışarı. Al onu yüreğinin içine al. Olunsa yüreğine al.
Kızınsa yüreğine al. Arkadaşınsa yüreğine al onu. Gelin yüreğine al. Damadın yüreğine al. İçine al onu. Ayırma. Yeşert onu. Onu yaşart. O bir kuruda sen al onu yüreğinde aşkla muhabbet de zikirle fikirle tatlılıkla yaşart onu. Dışlama. Atma. Allah muhafaza eleseyelim. Adış şerif Müslümden. Kul bu benim malımda halbuki ondan gerçekten ona ait olan sadece şimdardır. Bak kul benim malım dermiş. Adış herif. Yip tüketti. Gip eksitti Allah yolunda verip sevabını kazandı olmuş. Malın ne emisinin. Gip eksittiğim. Yip tükettiğim. Bir de Allah yolunda harcadığın senin malın. Allah yolunda harcadığın. Üç şey bakın. Üç şey senin malın. Üç şey. Dördüncu yok. Habis şerifler. Allah yolunda harcadığın. Gip eskittiğim. Yip tükettiğim. Gerek alanını dünyada bırakıp gideceğim için ki. Bırakçan. Yeri kalanını dünyada bırakıp gideceğim. Bırakıp gitmek kötü mü değil. Haticehr-i tallar Resul-u sallu lalvesi alamaz ettiniz. Habi ediyor ki sen çocuklarının arkandan dua etmesini istemez misin? O zaman çocuklarının biraz diyor mal bırak. Hani sahabeden bekimize diyor ya ben malımın tamamını infak etmek istiyorum olmaz diyor. Yarısını diyor olmaz diyor. Üçte birini olmaz diyor. Ondan sonra dörtte birini deyince bu da bile fazladıyor. Bu bile fazla ama diyor sen çocuklarının arkandan dua edecek bir mal bırakmak istemez misin diyor. O zaman şu var. Ölçük aldı. Ölümüze ölçük geldi bizim. Bir ölçü var. Ben senden yani Allah Resul-u sallu lalvesi alamaz ettiniz. Tabi ricaç şu şöyle diyor. Ben senin malının tamamını istemiyorum. Malının tamamını ezanam verilecek de o büyük savaş verilecek dururum var gelirken. Hazreti bu ekrefenimiz malının tamamını getirdi. Onları etletmiyoruz ama. Hazreti o merafendimiz yarısını getirdi. Onları reddetmedi. Onları reddetmedi. Çünkü rumlarla büyük bir savaşa hazırlanıyor. Ama o savaş geçti sahabediyor ki ben diyorlar malımın tamamını infak etmek istiyorum. O diyor ki hayır olmaz. O zaman burada infakın ölçü su çıktı. Sen malının tamamını Allah yolunduğu arcacağım diyor uraşma. Hani
bir inside çıktı öyle dedi ya televizyonlardan neydi o? El açık mıydı neydi? Evet. İyisan el açık. Ne diyor? Zehkat olarak sana neyi vereceklerinin söylüyorlar. Zehkat demiyor halbuki orada da ayetlikleriminde de neyse öyle deyesin. Manının tamamını duydü. İhti acınızdan fazlasını duydü. Allah Resul-u burada ölçüyü koymuş. Tamamı değil. Mesela ticaret manlarınından altından gümüşten kırtabilir. Bunu vermekle mi gelefsin? Onu verilkende Allah yolunda koşanlara Allah yolunda harcayanlara vereceksin. Allah yolunda vereceksin. Ve Allah çim özelceksin. Öyle kendinci kendi kafandan hem ahevesinden içki içine kumar oynayana. Bir gitmiş pavyonda batırmış pavyanda batıranı çıkaracağım diyor resmiyo. Kimi çıkarıyorsan gitmiş diyor, diyor, diyor, diyor, olur olmaz. Kredi kartını borçlanmış. İşte benim filanca var. Kredi kartını borçlanmış. Neye borçlandı kredi kartını? Nereye borçlandı? Ne aldı? Ne satlı? Ne yaptı? Hesabını kitabını bilmedi. Eline bir tane pilastik geçirdi. Var yok her yere cırtattı. E hayır onu değil. Gitti kumarda kaybettim. Ona değil. Gitti içki işte. Ona değil. Gitti o aradalık yaptı. Ona değil. Gitti Allah düşmanlarıyla beraber yedi işte. Ona değil. Allah Allah düşmanı. Ona vereceksin. Devraşıyor. Ona değil. Ona değil. Türkiye’deki Müslümanlar gerçek mananda. Allah yolunda koşan. Allah için fakir bu kara olan. Onlara normalde zekatlarını tamamlamıyla vermiş o salar. Türkiye’deki Müslümanlar güçlenir. Ha Türkiye’deki ne yazık ki fakara Müslümanlar da şunu yapıyorlar. Ona binler veriyor. Katınsa gidip boyalıyor kendine. Karnını doyurmaya düşünmüyor. Çoluğunu çocuğunu duyur. Doyurmaya düşünmüyor. Yani şimdi yaptığım diye söylemiyorum bunu ders olsun diye söylüyorum. Kadınca azı götürdüm. Akur’un içine bıraktım. Dedim alene acayk sen buradan dedim. Biz ateyi yaşadığım şey söylüyorum. Bu gidiyor oradan bir skivitaliyor. Gitti oradan çikolat alıyor. Gitti oradan atıştırmalıklarını oradan alıyor. Hadi canı istemiştir. Anları alabilir dedim. Yani yokluktan dolayı almamıştır. Hani pirince şeker ve fasulye e edinize manstara gerçekten. Bakıyorum. Ya pirinç fasulye on şeker bunlar almıyor kadın. Gitti kola oldu. Gitti gazı zaldı. Gitti
büzgü aldı. Gitti çikolat aldı. Bakıyorum herlada böyle uzaktan serediyorum. Ne alacak diye. Bunlar alıyor. Dedim senin iki tane çocuğu yok mu? Bak dedim kardeşim sen dedim. Tencereye girce oğlana. Sana önce dedim. Bu kaldı şimdi. Oranın çocuklar komple neydi? Adı fethimiydi. Perik. Perik. Perik. Şimdi onlar samimiz o ara bütün erzaktarı filan onlara yaptırıyor. Her şeyi onlara yaptırıyoruz. Şeyimizi yi. Dioluğumuz iyi. İşte ayıp söylemesi yapıyorum diye değil şimdi. Hani bir yere bir şeyler almalıyım. Gidin anlamına hesabımı yazdırım ben. Dioluk iyi. Baktım olmuyor. Çocuklardan birinin de dedim. Araba getirdim ben. Gitti. Kadını aldım. Yanım aşımdı. Dioluk’un önce tencereye gircek oğlana. İşte ayıp söylemesi ne olduğunu fasirli birinin çıkıp bulgur. Makarna sağ olacağı, ya peynir, çay, şeker kadın bakıyor. Dioluk kızım. Önce diyorum. Tencereye gircek oğlana. Bak sen. Bunlar diyorum. Bunlar da alt sıkıntı değil. Bunlar da al. Ama sen önce farzı yerine getirdim. Karını duyuyorumca. Biz de ki sıkıntı da bu. Yani bu. Ne bu? Fukara iyi güzel. Veriyorsun iki bin lira. Gidiyor bin beş yüz lira. O zaman tolıyor. Eskisini söylüyorum. Şimdi zaten mantaları bin beş yüz lira. O da bin lira. Dur bin beş yüz lira. Birini on da. Taç. Beş bin lira. Manto. Bismillahirrahmanirrahmanirrahim. Bir daha güzel bir şey. Bileaf söyleyeceğim şimdi uçça kurtalık. Susdu. Susdu ama için böyle patladı yok. Çok yok. Susayım mı? Beş bin lira. Allah muhafaza etsin. Ben eskide kalmışım o zaman. Ben hâlâ daha üstümde kıy�ne kıyza atmış. Dokuzdok sen ya. Ben heri de kalmış. Benim giydim pantolon. Dörtür doksan döküz nokta. Doksa. Manto beş bin lira. Söylecek laf yok. Biz manto da yaptıralım var. Mattbahaya. Nerede tek silden sorumlu? Yok mu orada? Mattbah’dalar. Onlar alt üst tık. Takımı kaçansa atıyorlar. Bin beş yüz lira. Mattbah’da bin beş yüz lira. Neyse toparlayın ben şimdi. Yani işte beş bin lira mı
iş ya? O kim ise, bak beş bin lira askerücretin dörtte biri. Kasparlaşık askerücretin. Yirmi iki bin dörtte biri. Gidip mantayı veriyor o sa. O kadını hesabım kitabım bilmiyordur. Allah muhafaza elese. Cum neyi korusun? Deriş kardeşlerimizi korusun. Durdu, normal değil bu. Bana normal gelmedi. Şimdi toparlayın şimdi. O kimse sen iki bin lira üç bin lira veriyor. O zaman için. Yani işte ihtiyacı var. Iki bin lira vermişiz. Gitmiş, ben beş yüz dört mantı olmayayım. Yapma ya. Yapma. Ve attı bir derviş kardeşse bir para veriyorsun. Atıka çık konuşuyor bunlar. Abbi duyo. Üç beş arkadaşını daha etyemeye götürmüş. Allah’ın biz sana onu evine çoluğuna çocuğuna yedresinde evvel. Bunlar tecrübe tabi onunla o sonra. Ve la talna min. Ne? Kimin evinde yiyecek yoksa bana telefon asıl. Hiç önemli değil. Gece gece gündüz gündüz. Hiç önemli değil bakım. Bunu açık konuşuyorum. Bunu açık ve ne söylüyorum. Bütün kardeşlere söylüyorum. Kimin evinde yiyecek yoksa Allah rızası için bana söylesin. Söylemezse sorumluluğuna o nay. Ben onun hesabını ahirette verme, vereceğim diyor ulaşamam. Bunu açık bir şekilde söylüyor. Bir kimsenin yiyeceği içeceği yok. Ondan sorumluluğluk hissediyorum kendimde. Ben ondan sorumluluyorum. Ben onun lütfenten sorumlu değilim. Ben onun boyasından da yaşından sorumlu değilim. Ben onun işte israfından sorumlu değilim. Bu dergan insanı, komşusu açıkken tok yatan bizden değilim. O yüzden değildim. Bu çok net. Bu çok net. Hani hadis şerifte de Allah rızluluğuluyor ya. Ben hepinizin de babasını mesavesinde. Kimin neye ihtiyacı varsa bana söyleyecek diyor. Bir kimse bir üstat sorumlu durumdan. Kendisini bundan sorumsuz kılamaz. Bu bir kimse dergâmbaşında sorumuşla o dergâmbaşında ise bu benim kendi inanacağım. O bundan sorumlu dur. Bir dervişim birisi, aç yatarsa o şey bundan sorumlu dur. Onu adet yatırımacak. Yoksa gitsin daha da taş olsun. Dalkabüle dersen. Bakın tekrar bundan altını çidiyorum. Öyle posto oturmak değil bu iş. Böyle
bir şey yok. Sen ondan sorumlusun. Nerede olur sonu? İsterse Fizand olsun. Fizandaki dervişin aç yatamaz. Sen ondan madden de manende sorumlusun. Lüksünten sorumlu değilim. Mantosundan boyasından da yazından ayakkabısından sorumlu değil. Kim aç yatarsa ondan sorumluyum. O yüzden bu konuda da bize söylemeyen kendi kendisini hesabını verir. Ben bunu açık bir şekilde söylüyorum. Sohbetlerde sorunu yumundan yoksa oturmayacaksın buraya. Bu kadar basit. Diceksin karka daşlar. Ben bu sorumlu o da yerine getiremeyeceğim. Hakkınızı helal edin. Kendinizi bir şey harayı. Bitti bu kadar basit bu. Allah muhafaza elisin. O yüzden mal o zaman neymiş? Yibtüketin, Gip, Exitin ve Allah yolunda Verdiğin senin malınmış. Diğeri senin değilmiş. O yüzden geri kalan ne? An bardaki tohum gibi. Bittlenecek kurtlanacak, fareller aşıracak. O olacak başka bir şey değil. Manen. Bir taraftan gidik açılacak o an bardan. Gilecek o. Normalde o, gediği de kapatamayacaksın sen. Sen soru düşüncen kendine kendine. Rüzgar esli yel aldı. Yamur yada sel aldı. Yandın olduğu afat olduğu aldı götürdü. Ha aldı götürdü. Doğru. Neden aldı götürdü acaba? Muhtar çok hayriyamanız lazım. Evet. Muhtarada burada biz oka ateyi. Millet toplamimiz, zikir yapmış. Bir şey onları da, kim yaptı zikirullah? He? Mikrofon verir muhtar? Köyekin geldi gecesi, kirlaha alakası kurdu ya. Beni bazı ayyormuş efendim ben gördüm. Azı ayyormuş. Nerede görmüş? Çamattı efendim. Çamattı. Ne yapıyorlarmış? Zikir yapıyorlar mı? Cihiri. Evet. Herkese duymuş yani. Yani bu yalılar duymuş. Duyanlar duymuş. Azı adıymuş ama. Evet. Azı abitün kaya ayaydı şimdi ha. Evet. Bütün köyçeniz zikir yapanların merak ediyor. Evet. Allah Allah. Bir de gençmiş. Demonlar. Sarıklı cüpbeli değil. Allah Allah. Cevde bu artıyor bunlar şey. Evet. Vay muhtarım var. Demek ki… Atıştalı götürmeyormuş. Götürmez. Ha intahın yaşacaktır insan yaşar. Cenab-ı Hakk’ın oradan sınıracaktır. Sana bu ayrı mı mesela? Hani geçmişten anlatırlar ya. Demişler ki… Bütün… …gemin battı. Bir büyük zaten de manu
varmış ki. Herkese üzülmüş o üzülmemiş. Demişler herkes üzülültü sen üzülmedim. Ben inanıyorum ki demiş. Benim malım helal. Ben onun zekatını bir tamam verdim. Benim malım of iş olmaz demiş. Aradan biz zaman geçmiş. Batan gemiden onun malı kurtulmuş. Başka bir gemi o malı almış üzerinde adres madres yazıyor ya. Dönmüş, dolaşmış, mal gelmiş ona. Herkese herhet etmiş demiş. Nasıl oldu? Demiş ki ben onun zekatını verdim. Bak ben onun zekatını verdim. Daha malın zekatını önden vermiş. Ben onun diyor zekatını verdim. Ha o zaman yelalmasın. Parelerüş işmesin. Börtü böcek üç işmesin. Sana da malına da. Allah yolunda harcan. Allah’ın muhafaza elesin. Ben hep şuna inanır. Sen verdin değil mi? Allah için mi? Merak etme. Senin elindeki bitanecık. Kuru tohumdan binlerce tohum verir Cenab-ı Hak sana. Binlerce seni verir. Sen böyle verdikçe Cenab-ı Hak sana daha fazla verir. Etrafında kınlar dedik o dünya baya başlarla. Bak bana para gelen yerler önce sudarmıştan veriyordu. Olmadı sonra yiran vermeye başladık mı? Olmadı son dönem kadar vermeye başlamış bana. Hani soruyorlar ya bu değirmenin suyun erden geliyor. Onu dağdan diyor mu? Çok uzak bir yerde değil Halbuki. Ama yok. O normal dedik o dünya başlar. Şimdi de herkes de nereden oluyor bu? Ya kardeş sen Allah yolunda harcadıkçe Cenab-ı Hak sana yardım edecek. Sen Allah için yap bunu. Sen Allah için yürü. Sen Allah için yürü. Dünya üzerinde korkulacak. Tek adam vardır. Tek insan vardır. Hayatını Allah’a adıyan insanından korkur. Hayatını Fisi Fisebillah Allah’a adıyan. Kadından herkesten çocuktan anneden babadan kork. Onun duası keskin kılıç gibidir. Onun nazarı ortalığı yakar yıkar. Ondan kork. Sen ona muhalefet edeceğim diye uğraşmak. Tejju ve ortus sekiz yıllık ben de ki. Ben dedim ki, dervişte uğraşma. Dervişte uğraşan devreler. Dervişe ters yapma. Dervişe ters yapma. Dervişe tepeden bakma. Dervişe tepeden bakanın altı üstüne gelir. Dervişe istismar etme.
Dervişe istismar eden perperişan olur. Perperişan olur. Dervişe aldatma. Dervişe dervişte inna aldatırsan. Helak olursun. Helak olursun. Çünkü derviş Allah için yola çıkmış bir kimseder. Derviş. Derviş. Allah için dervişsik yapma. Onu eleştiren de ters takılabilir. Onu ne alay eden de ters takılabilir. Onu tepeden bakandı ters takılabilir. Onunla uğraşanına ters takılabilir. İki yakası bir araya gelmez. İki yakası bir araya gelmez. Feezebirlillah Allah yolunda koşamdikimsela uğraşan bir kimsene. İki yakası bir araya gelmez. Bu tecrübe. Bakın bu tecrübe. Sakın an. Bu yola girdiysen herkese kendinden evlâbin. Herkese kendinin aracındaki herkese evlâbin. Gözünün önünde yanlışlığını görsen bile deki benim gözüm aldanmıştır. Yanılmıştır ben yanlış görmüşümdür. De. Kimseyi kütümseme. Heli bu zaman da. Din sizden arasızdığın hırsızdığın namosuzduğun işe röfsizdiğinde her türlü üç kağıtın kol gezdeme zamanda. Genç yaşlı kadın arkek. Her şey arkada bırakmış. Allah için Allah’ın zikretmeye gelmiş. Sohbete gelmiş. Onunla uğraşan yemin ediyorum ters takla gelir. O yüzden sen Allah için zikrullah’a git Allah için gönden ver. Allah için gönden ver. Allah’ın yemin ediyorum ters takla gelir. Ters takla gelir. O yüzden sen Allah için zikrullah’a git Allah için gönden ver. Allah için kanadını yay. Allah için insanlara gönden ver. Allah için insanlara ayırmak ayırma. Allah için sohbetine git. Allah için zikrullah’a git. Allah için Allah yolunda yürü. Merak etme. Cenab-ı Hak sana binlercesini ver. Sana sayıssız. Ve sana ters yapan yanlış yapanlarında. Cenab-ı Hak hepsini ters getirecek. Çünkü o en büyük işine işti galetiyor. Ne Allah’ın zikrı. Bir de karşılıksınız. O Allah’ın zikrediyor. Karşılıksınız. Karşılıksınız. Darbişlik yapıyor. Karşılıksınız seviyor. Muhteşem bir şey. O hiç bir bölgenin bulunmadığı mahşarda. Allah’ın gölgesinde gölgelenecek. Sen kim ne uğraşıyorsun ya? Sen kime tepeden bakıyorsun. Fira’ın gölülü. Sen kime beğenmemezik ediyorsun. Kimi beğenmemezik ediyorsun. Ancak Fira’ın gölülüler Allah’ı zikredenleri beğenmezler. Allah’ı zikredenleri kere gönülür. Onlar Fira’ın gölülür. Onlar ne mırut gölülür? Sen
onları İslam’ın zannedersin. Zahir’e İslam’dır. Hani diyor ya Yunus, Dışı Müslüman’ın çikre affir çok olur diye. Onlardan onlar. Allah bizi affesin. Bu cihantamamıyla faanidir. Aradının sebatlı kararlı, ağlendar, Suretin sıfurdan ibaretleri. Suretin sıfurdan ibaretleri. Dilediğini maan aleminde dile. Acı ve tuzlu canı kılıç önüne koyfeda ette tatlı bir deniz gibi olan cihanna. Bu alem bu cihanna faanidir. Geçecidir. Bu dünyaya geçecidir. Bu cihanna dediğini seyir. Bir auç bile değildir. Bir auç bile değildir. Bir auçlığınızı daid olduğumuz bu Kocaman evrendediniz şey. Bu Kocaman evrendediniz cennet cehennen dahil buna. Arçalla lefim avuz kürsü dahil buna. Bu cihanna dediğini sey insanın o ucuk kadar bile değildir. Ağucu bile büyük gelir ona. Sen bu cihanna varmış gibi gösterine tabi ol. Sen ona yönel aldanma. O yüzden senin su üretin sıfurdır. Toprak hatta bir damla beni. Bir damla da değil. Bir kıçıcık. Onu damla olarak ne terlendirmiş. Damla’nın içerisinde küçük bir hücüre. O yüzden senin su üretin sıfur. Exibir de değil. Ağartı bir de değil. Exibir olursa değil var. Senin varlığın sıfur dani var. Senin bu vücudun sıfur dani var. Sen kendi kendini vücudun var görüyorsun. Değil. O da senin de izat. O da senin de o zaman gerçek varlık olur. Gerçek varlık o o o ondan başka bir varlık yok. Sen varı var zannediyorsun. Sen o algıya o zannede kurban gidiyorsun. Sen şun nefsin bir bir feda et. Sen bir nefsin feda et. A sıfur varlığını göreceksin. Sen nefsin feda etemedin de ola’ya varlığını görmüyorsun. Sen nefsin ayağın altına alamadından dolayı. O cema’yla uğraşamıyorsun. Sen ben ben ben ben ben ben dedikçe batıyorsun. Ona buna herkes çemde arkan batıyorsun. Yürü bu fani, evrende bu faniye evrende. Dünya da da demiyorum. Durma geçici olan şeyler seni aldatmasın. Sen gerçek bakıyolan ona yönel. Her şeyimle. Vücudun’u kaşını gözünü düşünme. Öldüktan on gün sonra hepsi de
toprak olacak ki çek. Ölümü tadacak her şey. Ölümü tadacak. Sen burada mükaafat bekliyorsan. Burada nefsin’i düşünüyorsan. Burada heva vevesin’i düşünüyorsan. Burada makammanın evkini paranı bulunu düşünüyorsan. Hani kim götürdü. Benim annede demin. Benim babada demin. Dedah işte. Değişte. Beş bin dönüm yarım varmış. Hani ne götürdü giderken. Benim ailemin bizim sokakta altı tane evi vardır. Ne götürdü annem yanında giderken. Benim babam mahalenin en iyilerinden de. Ne götürdüler yanında. Bir bakkal düşündü. Günde iki bin de. Iki bin beş yüz arası ekmek satıyor. Kışın iki bin beş yüz ekmek satıyor. Yazın iki bin ekmek satıyor. Bir bakkal düşündü. Kışın. Şimdi benim de en market satmıyor. Böyle bir tane kara kapının devler var. Değişin dalacak doluydum. Dedem ölmezdüğün canlemedemiş gibi. Bunu mustrafeye ver. Arna madedim bunun bana mı bırak dedim. Ben evet de ateşini içine atı verdim ben. Sağ olun da bana faydası ile ne olmaya yaşaydı. Böyle de. Bir de. Bir. Böyle kalın devlerden bir tane keya geldi alacak. Onun da ne kadar borcun olduğunu bilmiyorum. Köyden birisi geldiği selam hala kim hala kimselam. Ben bakkal almada. Çocuklarından arıyorum. Ben torunum dedim. Bu çocuk yok başkadı. Ya benim de de de. Onu bu bir tane keyağı getirdim. Ben de yanayana elli alınsın dedim. Ve neyi gülendirmiyor dedim. Yalan olmasayam bir tane keyağı geldi. Anne medemiş burada demiş tuvarını içerisinde demiş altınlarım var. Onlara alt senin olsun demiş. Ben anneme sorumadım. Bilen ne kadar vardı ya. Hala da hiçbirimiz bilmiyoruz. Ne kadar altın var da orada diye. Ne oldu ne getirdi yanında. Altı tane yıkılın yıkılın yıkılacak. Abim satlı. Ben satlı. Ayşe başkıyordum. Hak verdik ona. Orada bir tane ev kaldı. Ben onu da satacağım zaten. Odayıkılıyor. Ne götürüyor insanlar yanında. Evet dünya hayatı uyundan eğlenceden ibaret. Biraz da sen oyna biraz da sen eğlen. Ben sizi malınız olmasın demiyorum
ha. Böyle bir şey yok. Allah yolunda koşacak sana. Parampulun olacak malın olacak. Buraya gelmenin bir bedeli var. Öyle değil. Böyle ham hayal noktasında değilim. Adım atıyorum para bugün Türkiye’de. Otobüs birletine kadar burası da kaç? Ocuz beş lira. Ben gece 12’den sonra benim kaç yetmiş beş lira. Ne oldu karajdan 12’den sonra. Var mı 12’den sonra karajdan? Termin aldan bittim. Yetmiş beş lira değil mi? Hâlâ da, çeksem kusur mu oldu? 12 yetmiş beş gen bilmişim. Tabii, termin aldan bittim herkes bana baktığı bu kocaman sak aldığını ağırıyor. O burada gecenin saatinler diye. Bir de ben de bileti yok. Dedim bileti yok. Nasıl yapacağım? Dedim kırık. Kardım var mı var dedim? O kut dedi. O kuttu, baktum orada iki yetmiş beş milyon yok. O han dedim. Parı? Vatandaşın kullanacağı bir şey toplut taşıma. Bu kadar pahalı olmaması lazım. Gerçekten. İnsanlar bu konuda protestetmeli. Doblu taşıma. Bu eletrik, doğalgas, pahalı olmamalı. Yok. Pahalı. Gerçekten pahalı. Belediyeller devlet bu konuda farklı bir davranış içerisine girmeyle. Su, pahalı olmaz. İstemde su paralı değildir. O şiakan da havadan da paralacaklarda böyle giderse Allah muhafaza ile seni. Evet, dünyaya at o gün eğlenceden ibaret. Buradan kasıt şu değil, bunu anlamayın. Ya biz hiç mal sahibi olmayacak. Değil canım kardeşim. Senin çolurunu çocuğunu barındıracak kadar bir evin olması, çolurunu çocuğunu barındıracak. Misafirini alırlayacak bir evin olması, senin bir bineğin olması, bu zamanda elze, elze, elze, asli ihtiyaç. Asli ihtiyaç. O yüzden dünyayı bu konuda reddeden nereden değiliz. Allah muhafaza ile seni. O yüzden ama aradığını bu faniy dünyada arama. Saat yeri mi iki kırk olmuş? Ben yine kendimi kaybettim. Hakkınızı elalini. Buradan kaldığımız yerden devam edelim. O yüzden uzatmışız bu beyitleri. Bu ararken indenden geçiyor mübarelli sohbeti derken. Saatı bakmaya. Hakkırma gelmiyor.
İlgili Sohbetler
- İslâm’da Tevessül (Vesile/Aracı Kılma) Caiz Midir? Kur’ân ve Sünnet’ten Delili Var Mıdır?
- Mesnevi Okuması (2275. Beyitten) 04.10.2025
- (NASİHAT/47) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 20.11.2025
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Mesnevi Okuması 02.08.2025 konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin bu değerli sohbetini dinlemenizi tavsiye ederiz.