Hakîkat Kapısının Beşinci Makâmı: Kimseyi İncitmemek
Dördüncü kapı olan hakîkat kapısının beşinci makâmı, bazı eserlerde “tüm insanları bir görmek” olarak geçer; Ahmed Yesevî Hazretleri ise bunu “kimseyi incitmemek” şeklinde adlandırmıştır. Anadolu’daki Bektâşî Tarikatı bu öğretide bazı farklılıklar yapmıştır; isimlendirmelerde ve madde sıralamasında yer değiştirmeler vardır. Ancak mânâ itibâriyle arada büyük bir fark yoktur.
İnsanlar, insan olarak değerlidir ve makbuldür. Bu hususta din, dil, ırk ve renk hiçbir şey ayırt etmeksizin bütün insanlar insan değerinde eşittir. Ehl-i sûfî bu meseleye özellikle ihtimam gösterir; gerçek bir sûfî dergâhında ırkçılık kesinlikle yoktur. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: “Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü yoktur; beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur.” Cenâb-ı Hak Hucurât Sûresi’nde buyurmuştur: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık; birbirinizi tanıyasınız diye sizi kabîlelere ve milletlere ayırdık. Allah katında en değerliniz, en takvâlı olanınızdır.”
Kaynaklar: Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât Sûresi, 49/13; Tirmizî, Sünen, “Menâkıb”, 73 (Vedâ Hutbesi hadîsi: “Arabın Aceme üstünlüğü yoktur”); Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/411; Ahmed Yesevî, Fakrnâme, Dört Kapı Kırk Makam bahsi.
Vedâ Hutbesi ve İnsanlığın Eşitliği
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke’nin fetih gününde ve Vedâ Haccı’nda bütün insanlığa seslenerek buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah sizden câhiliye kibrini ve atalarla övünmeyi kaldırmıştır. İnsanlar iki sınıftır: Allah katında değerli olan takvâ sâhibi iyi kişiler ve Allah katında değersiz olan günahkâr kötü kişiler. Bütün insanlar Âdem’in çocuklarıdır; Âdem’i de Allah topraktan yaratmıştır.”
Câhiliye Araplarında bir âdet vardı: Hac yapanlar Beytullâh’a geldiklerinde kendi kabîlelerinin iyiliklerini ve kahramanlıklarını yüksek sesle haykırarak insanlara ilân ederlerdi. Cenâb-ı Hak bunu yasakladı: “Artık geçmişte atalarınızı andığınız gibi değil, ondan daha şiddetli bir şekilde Allah’ı zikredin” buyurdu. İşte bu sebeple “Lebbeyk Allâhümme lebbeyk” diye hacdaki zikirler cehrî olarak yüksek sesle yapılmaktadır.
İnsanlar yaratılış itibâriyle eşittir; hiçbirimizin birbirimize yaratılış bakımından üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâya bağlıdır. Takvâ ise îmân edip farzları yerine getirmek, haramlardan uzak durmak, Allah’a şükretmek ve Allah’ı sevmektir. Bilhassa bu zamanda, haramların serbest olduğu ve herkesin kolayca harama girdiği bir dönemde, bir kimse îmân edip namazını kılıp farzları yerine getirip haramlardan uzak duruyorsa, günün velîsi odur.
Kaynaklar: Tirmizî, Sünen, “Tefsîr”, 49/4 (Vedâ Hutbesi); Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi, 2/200 (“Hac ibâdetlerinizi bitirince Allah’ı zikredin”); Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/361.
Sûizandan, Tecessüsten ve Rekabetten Uzak Durmak
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: “Zandan sakının; zîrâ zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun!” Bu hadîs-i şerîf, toplumun kendi içindeki sosyal ve insânî hastalıklarını sıralıyor.
Bir kimsenin üzerinde sûizan beslemeyin. Bugün kötü gördüğünüz kimse, o akşam tövbekâr olup ağlayabilir; bugün iyi gördüğünüz kimse, ertesi gün nefsine uyup ayağı kayabilir. Rüyânızda veya hâlinizde birini kötü gördüyseniz, bunu kendi nefsinize atfedin: “Ben bir hatâ yaptım ki bu kardeşi kötü gördüm” deyin. Hükmetmeyin, kendi nefsinize hükmedin.
Tecessüs etmeyin; insanları soruşturmayın, “nereye gittin, ne yaptın, ne ettin” diye araştırmayın. Rekabet etmeyin; bir kimse kendine bir yol tutturmuş, sen de Allah’a yalvar, kendi yolunu bul. Rekabet hastalığı yalnız ticârette değil, dînî cemâatlerin içinde de vardır. Birisi Kur’ân-ı Kerîm öğretiyor, beş kişi toplanıyor; hemen orada rekabet edecek. Bırak, sen de kendi alanında hizmet et.
Kaynaklar: Buhârî, Sahîh, “Edeb”, 57; Müslim, Sahîh, “Birr”, 28 (“Zandan sakının; zîrâ zan sözlerin en yalanıdır”); Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât Sûresi, 49/12 (“Zandan çok sakının”).
Hasetten ve Buğzdan Arınmak
Haset, rekâbetin arkasından koşturarak gelir ve kardeşliği bozan en büyük hastalıklardan biridir. Bir kimse haset ediyorsa, hemen o kişiye duâ etmeye başlasın. Onda var bende de olsun diye değil, “Allah mübarek etsin, Allah yolunda kullanırsın” diye duâ etsin. Cenâb-ı Hak bahşetmiş, ikram etmiş, ihsân etmiş; sen de yürü, kendi yolunu tut.
Sûfî kardeşlerine karşı asla kin tutamazsın, kardeşliğini tesis edeceksin. “Ben bunun yürüyüşünü sevmiyorum, sesini sevmiyorum” dersen, Allah da seni sevmez. Allah’ı zikredenleri seveceksin. Hatâsı var, kusuru var, eksikliği var; sana ne, bana ne. Ama sen bin sefer “Lâ ilâhe illallâh” de, içindeki nefret ve sûizan varsa o zikir dilde kalır, kalbe tecellî etmez. Kalbini karşına koy, kime buğzediyorsun, kime sûizan besliyorsun; bu hesaplaşmayı yap ve kalbini temizle.
Kaynaklar: Kur’ân-ı Kerîm, Felak Sûresi, 113/5 (“Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden”); Nesâî, Sünen, “Zekât”, 65 (“Haset etmeyin; zîrâ haset, ateşin odunu yediği gibi iyilikleri yer”); İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, “Kitâbu Zemmi’l-Hased”.
Müslüman Kardeşliği ve İhânet Etmemek
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona ihânet etmez, ona zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkîr etmez.” İhânet ağır bir vak’adır; ne kardeşliği bırakır, ne evlâtlığı, ne anne-babalığı. O yüzden kardeşlerinize ihânet etmeyin, sırtınızı dönmeyin.
Bir kardeşinin hatâsını, kusurunu, yanlışlığını, eksikliğini yüzüne vurma; tahkîr etme. Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem, zinâ eden câriyi de tahkîr ettirmedi, içki içen sahâbîyi de tahkîr ettirmedi. Sen de hiç kimseyi tahkîr etme; ört, “Rabbim affetsin” de, duâ et. Bu zamanda Müslümanların, mü’minlerin sâhibi yok; birbirimize destek çıkacağız.
Hiç kimseyi mahrum bırakma; var olanı paylaş. Fikir olsun, akıl olsun, tecrübe olsun, para olsun, çevre olsun; paylaş, mahrum etme. Birisi nâçâr kalmışsa elini uzat, dilini uzat, duâ et, yardımcı ol, yanında dur. Eşiniz, çocuklarınız, anne-babanız sizi hissetsin; onların yanında durun, kimseyi hiçbir şeyden gücünüz nisbetinde mahrum etmeyin.
Kaynaklar: Müslim, Sahîh, “Birr”, 32 (“Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz, onu tahkîr etmez”); Buhârî, Sahîh, “Edeb”, 57; İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, “Kitâbu Âdâbi’l-Uhuvve”.
Her Müslümanın Malı, Kanı ve Irzı Haramdır
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: “Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini tahkîr etmesi yeterlidir. Her Müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer Müslümana haramdır.” Bu hadîs-i şerîf, İslâm kardeşliğinin temelini oluşturmaktadır.
Maalesef bugün İslâm dünyasında bu kardeşlik zedelenmektedir. Selefî-Vehhâbî zihniyeti, önüne gelen Müslümana küfür fetvâsı vererek kardeşliği yok etmeye çalışmaktadır. “Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh” diyen bir kimseye kâfir damgası vurmak, o insanın malını, ırzını helâl saymaya kapı açmak demektir. Bu büyük bir tehlikedir; İslâm dünyasının içine atılmış bir fitne bombasıdır. Ehl-i Sünnet, bu tehlikenin farkında olmalı ve birlik-berâberliğini korumalıdır.
Kaynaklar: Müslim, Sahîh, “Birr”, 32 (“Her Müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer Müslümana haramdır”); Buhârî, Sahîh, “Îmân”, 3 (“Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların selâmette olduğu kimsedir”); Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, 4/93 (“Kim bir mü’mini kasten öldürürse…”).
Küsmemek ve Kardeşliği Tesis Etmek
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: “Bir Müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helâl olmaz.” Bir sûfî ise hiç kimseye küsmeyecektir; eş, çocuk, arkadaş, herkes dâhil buna. Allah buyurmuştur: “Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini hakîr görmesi yeterlidir.” O hâlde sûfî, kalbindeki hastalıkları temizleyecek, sûizandan, hasetten, buğuzdan, rekabetten arınacak ve kardeşliği hakîkî mânâda tesis edecektir.
Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Allah sizin sûretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.” Takvâ, kalptedir; Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem göğsüne işâret ederek “Takvâ şuradadır” buyurmuştur. O hâlde herkesin takvâsı kendi arasında; Rabbimiz cümlemizi takvâlı eylesin. İnsanları bir görelim, kimseyi incitmeyelim; bu hakîkat kapısının beşinci makâmıdır.
Kaynaklar: Buhârî, Sahîh, “Edeb”, 62 (“Bir Müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helâl olmaz”); Müslim, Sahîh, “Birr”, 33 (“Allah sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar”); Müslim, Sahîh, “Birr”, 32 (“Takvâ şuradadır” — göğse işâret etti).
Rabbimiz bizleri ve cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışıp yaşama ve yaşatma mücâdelesi verenlerden eylesin. Hakkınızı helâl edin, bizden yana da helâl olsun. El-Fâtiha.