Dergah Sohbetleri Serisi

111. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


inşâallah. Okuduğum bir kitapta. Seyid. Ali. Nevu. Evet. Süük günlerinin her aşamasında 1000 Kur’an atım der olmuştur. Bir gün bir gecedeyse 3.000 hatı indirmiş. Öğrencisi. Şarani hocasına soruyor. Kur’an hacmini sesli okuyordu. Evet. Resulullah. Resulullah’ın etbahından olduğumuzdan. Allahu. Teâlâ bana zamanın genişletir. Başka bir kitapta ise insan manevi boyutta yol aldığında zaman bile şuurlanır ve insan ashab-ı keyf gibi mağaradan çıkarmış. Bu fikir örneğindeki zamandan kasıt nedir? İkisi de aynı anlamda mıdır? Ne anlatılmak istenmiştir? Bunlar seyr sülükte yaşanan hallerle

alakalıdır. Seyrü sülühte yaşanan böyle harikülade hallerin dervişlerin arasında konuşulması, muhabbet edilmesi çok hoş bir değil. Çünkü bu meseleden anlamayan birisi. Kur’an’ın en az bir hatminin. en az kısa gününün üç gün olduğunu söyler. Böylece yapılan şeyin sünneti. Resulullah’a olan aykırılığını öne söyler. Sünnetle. Resulullah’a olan aykırılığından dolayı insanın içinde. Yolda sıkıntı olabilir. Evet, normalde bu tip harikülade haller yaşanır ama dervişlerin arasında amaç seyri sülukta o kimsenin bunu söylememesi, bunu dile getirmemesi gerekir. Bu söylenilecek, dile getirilecek şeyler değildir.

Çünkü zahiri bunun. Kur’an’a uygun değildir. Pardon zahiri. Kur’an ve sünnete, fıkıhıma uygun değildir. Bir şeyin yol olabilmesi için, edep olabilmesi için sünneten. Resulullah’tan geçmesi gerekir. Bu noktada okunan, yazılan eserlerdeki olan şeyleri reddetme derdimiz değil. Allah bizi muhafaza eylesin. Ama bunlar eğer ki dinin fıkıhına uymaz, zahiri manada, çerçeve noktasında uymaz ise buradan sıkıntı da. Allah muhafaza eylesin. Olur. Cenâb-ı. Hak hani meşhurdur ya evliya. menkules. İsmail. Seva hazretleri bir gün eşi odadan içeri girmiş. Odadan içeri girince bakmış

ki 70 tane. İsmail. Hakkı. Mürseli. Kur’an-ı. Kerim’in tefsirini yazıyor ve her birisi ayrı bir ayet-i kerimeyi tefsir yazıyor. Geçmişe aynı ayet-i kerime değil, aynısı değil. Bunu şimdi biz insanlara din olarak anlatırsak ayağımız yere basmaz. Buna inanmadığımızdan dolayı değil ama bu din değil. Evet. Keramet haktır. Cenâb-ı. Hak velilerin üzerinden keramet zuhurettir. Ama insanlar dinlerini keramet üzerinden öğrenip keramet üzerinden anlatamazlar. Dinin anlatılma noktası, tavsiye edilme noktası, dinin tebliğ edilme noktası. Kur’an ve sünnettir. Ve her zamanın kendi içerisindeki

seyrü süluku vardır. Her zaman aynı seyri süluk yaşanmaz. An gelmişler. Ehli tasavvur kendi müritlerini aylarca, günlerce, haftalarca bir dehzee, bir hücreye, bir küçük odaya katmışlar. Oradan dışarı çıkarmamışlar. Orada 40 gün durmuş. Kimisi 120 gün durmuş, kimisi 120’yi bitirmiş. Üzerine bir 120 daha çıkarmış. Bunu kitaplarda okumanız mümkün. Veyahut da işte değişik haller yaşamışlar. Bunları kitaplarda okumanız mümkün. Ama bunun seyrü sülük noktasında algılanacaksa seyrü sülük noktasında böyle bir şeyin algılanması hoş bir değildir. Yol bu benim kendi şahsi

kanaatim, şahsi duruşum. Adına her ne dersek diyelim. Kur’an ve sünnete uyması gerekir. Muhammed. Mustafa’nın izine basılmayan bir yol yol değildir. Hedep, adap, ahlak, irfan, hikmet, ibadet, anlayış, tefekkür, tecelliyat, marifet, marifetullah hepsi de. Muhammed. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izine uyması gerekir. Uymuyorsa biz onu reddetmeyiz ama veelakin alıp kabul etmeyiz. Allah bizi affetsin. Evet. Meşhur bir sözde damdan düşenin parçası bulunur. Tarikattan düşenin. parçası bulunmaz. Böyle söylemişler büyükler. İşte damdan düşenin parçası bulunur. Tarikattan düşenin parçası bulunmaz

diye. Tabii normalde bunu söylerlerken insanlara bir edebe, bir erkana, bir vefaya, bir bağlılığa, bir sıdete sevk etmek için söylemişler. Eğer tarikattan kastımız insanın. Kur’an ve sünnet dairesindeki yaşantısıysa, bu yaşantının dışına çıkıldığında evet o kimse ya çıktığı noktaya göre küfre veya şirke düşmüştür ya da günah-ı. Kebaire düşmüştür. Ama şunu unutmayın. Böyle diyerekten insanları tarikattan soğutma, böyle diyerekten insanları hizmetten soğutma, böyle diyerekten insanları böyle hizmet edemez, hareket ettiremez hale getirmek. Böyle diyerekten tarikatı amacı gibi göstermek, korkulan bir

şeymiş gibi göstermek. Böyle diyerekten eğer yapamazsam ben işte benim parçam bulmaz. Eğer bir hata yaparsam ben perişan olurum noktasında insanları tutaraktan yol gidilmez. Tarikattan düşenin. parçası bulunmaz. Tövbe kapısını ne yapacağız? Tarikattan düşenin parçası bulunmaz. Allah’ın affını nereye koyacağız? Tarikattan düşenin parçası bulunmaz. Allah zalim mi? Tarikattan düşenin parçası bulunmaz. İnsanlar hata yapamayacaklar mı? Tarikattan düşenin parçası bulunmaz. Günah kebair işlemek insan için açık bir kapı değil mi? Hani. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri demişti ya bize, “Tövbe

eden hiç günah işlememiş gibidir diye. Bu söz peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözünün önüne geçmedi mi?” Şimdi hani. Allah peygamberden için bize bahsederken demişti ya ayet-i kerimede. Ey habibim eğer sana gelecek olsalardı müşriklerden bahsediyor. Kendileri için tövbe eden bir peygamber bulurlardı. Hani şefaati peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ümmetinin büyük günahkarları kimdi? Yok. Evet. Bir edebi, bir adabı, bir disiplini anlatmak için. kullanılmış bir sözdür. Tarikata olan bağlılığın o noktada insanları böyle işte disiplin etme, insanları

o noktada daha ciddiyete sevk etme noktasında söylenmiş bir söz. Ama. Muhammed. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin öğretisini geçmemesi gerekir. Hani geçen hafta derste anlatmıştım ya birisi hafire içki içiyordu, namaz da kılıyordu veyahut da işte içki içiyordu demeyeyim de böyle işte yanlışlıklar, eksiklikler yapıyordu. Hatalar, kusurlar işliyordu. Günahlar işliyordu. Her seferinde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gelip şikayet ettiklerinde. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki namaz kılıyor mu? Evet. Ya. Resulallah, “Namazı kötülüklerden alıkor.”

dedi. Gene geldiler şikayet ettiler. Allah. Resulü dedi ki, “Namaz onu kötülüklerden alıkoor.” Yine gelip gelip şikayet ettiler. Allah. Resulü yine dedi ki onu namaz kötülüşlerden. alıp koy. Yol uzundur. İnsanlar iniş ve çıkış yaşarlar. Hata yaparlar. Gaflet işlerler. Günah işlerler. Evet. Allah muhafaza eylesin. Bunu belki de bu söze böyle atıfta bulunma, bu sözü böyle reddetme olmasın da yumuşatayım. Belki de bu şöyle bir olmuş olabilir. Allah’ın bir velisine, Allah’ın bir dostuna savaş açma. Allah’ın sevdiklerine savaş açma. Böyle

bir yaparsan evet senin parçan bulunmaz. Eyvallah. Ama bu vefasızlıkla alakalıdır. Nankörlükle alakalıdır. Lokman. Aleyhisselam oğluna hitap ederken der ki nankörlerden olma. Bu farklı bir şeydir. Ama tarikattan düşmek derken bir kimsenin tarikatın içerisinde dururken günah kebir işlemesi ise bunu tarikattan düşman olarak yorumlamıyor. Bir k bu sizi günahkar olmaya, günahlara sevk etmeye, gevşetmeye yaramazsın. Ama öğreti yol. Muhammed. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin öğretisine. uygun olması gerekiyor. Evet. Normalde insanlar kendi bulundukları noktayı inkar ederler. Kendi bulundukları noktaya

vefasızlık ederler. Kendi bulundukları noktaya nankörlük ederler. İhanet ederler. Hainlik ederler. Bu farklı bir şeydir. Bakın bu farklı bir şeydir. Ama tarikattan düşmek, günahi kebar işlemek işte ne bileyim değişik günahlardan birisini işleyip işte bu tarikattan düştü, bunun parçası bulunmaz, bu perişan oldu, bu gitti cehennemlik oldu deniliyorsa. Allah muhafaza eylesin. Bu biraz tehlikeli bir. Ve ehli tasavvufa ve tarikata yakışmayacak bir söz. Ehli tasavvuf ki insanların affolması için, insanların. Allah’ı sevmesi için, insanların cennete girmesi için ve insanların cehennemden

kurtulması için mücadele etmesi, savaşması, bu noktada cihat etmesi gerekirken ve nefsin ve şeytanın pençesine düşmüş. Nefsin ve şeytanın pençesinde inim inleyen insanları. onların pençesinden kurtarıp. Allah’a ve. Resulullah’a götürmek için uğraş verirken kendi mensupları bir hata bir kusur işledi diye eğer tepe tsak onları atıp tepe tasak onları satıp heder edip onları yolun dışına atmak veya onları dergahtan uzaklaştırmaksa. Allah muhafaza eylesin ben öyle bir yol tanımıyorum. Kardeşlerinizi bundan korkutmayın. Kardeşlerinizi bunlarla incitmeyin. Kardeşlerinizin önüne bunları koymayın. Bizim yolumuz

bu değil. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Yolumuz bu. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Yolumuz bu. Yolumuz. Muhammed. Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayak izlerini takip etmek. Yolumuz. Muhammedi. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin nefesini hissetmek ve takip etmek. Hiçbir kimseye düşmez. Bu tarikattan düştü. Bu heder oldu. Bu kalktı. Bu yattı. Bu yan yattı. Bu çamura battı. Bu nefsine oldu. Bu gitti. Bu battı. Bu. önceki çok affedersiniz çok özür dilerim sünnet-i. Resulullah’ı bilmeyen okumayan, Kur’an’ı bilmeyen okumayan, kulaktan dolma, kulaktan dolma,

sokak menkıbeleriyle, şehir efsaneleriyle ondan ona devşirilmiş, uydurulmuş menkıbe dahi olduğu tartışılır boş sözlerle tarikat eğitimi almış kimselerin sözü. Tarikat düşürdüğü zaman parçası bulunmayacak bir olgu değildir. Ben neden gireyim ki o zaman tarikata? Buradan düşersem parçalım bulunmayacaksa ben hiç girmeyeyim. Düşmeyecek bir yerde durayım. Bir yerden düşmek demek bir şeye yükseklik izafe etmek demek. Bir yüksek oradan düştü. Nedir bu yükseklik olan tarikat? Neden yüksekliği? Neyden yüksek? Bir kimsenin düşmesi için çıkması lazım. Bir kimse çıktım diyorsa nefsine uydu.

Hani tevazu nerede? Bir şeyden düşmek için o şeyin yüksek olması lazım. Tarikat bir yükseklik alameti mi? Tarikatı bir yükseklik alameti olarak görmüyorum. Tarikatı bir tevazu alameti olarak görüyorum. Alçak gönüllülük alameti olarak görüyorum. Kibirden uzak, döbürlenmekten uzak, ululanmaktan uzak bir yol olarak görmek istiyorum. Tarikat. Muhammed. Mustafa’nın izinde yürümek olarak görüyorum. Düştüysek. Muhammedi. Mustafa’nın izinden düşmüşüzdür. Tövbe ederiz, aynı ize gideriz. Kulah işledi ve rabbisini hatırladı. Dedi ki, “Ya. Rabbi beni affeyler.” Allah dedi ki, “Kul günah işledi ama

kendisini affedecek olan rabbisini hatırladı ve. Allah onu affetti. Kul yine günah işledi.” Hadis-i kutsi bu. Kul yine günah işledi. Yine kendisini affedecek olan rabbisini hatırladı. Allah onu affetti. Kul yine günah işledi ve ya. Rabbi beni affeyle dedi. Allah kendisini affedecek olan rabbisini hatırladı diye o kulü affetti. Hadis-i kutsi. Ve affedici bir. Allah var iken ve tövbe ettiğinde hiç günah işlememiş. noktasına getirecek o kudreti, kuvveti elinde tutan zat mutlak hakim kendisini böyle beyan etmişken tarikat adına düşenin

parçasının bulunmulacağını söylemek benim işim de. Allah bizi affetsin. Amin. Biz kardeşlerimize affla yaklaşılmasını, kardeşlerimize bu noktada tövbe etmeyi, tavsiye etmeyi ve her ne günah işlerseniz işleyin tövbe ve zikirle ve devamlı namazla. Allah’ın huzuruna çıktığınızda aff olacağınıza ve kemale ereceğinize inanıyoruz. Yolda dir süçmeleri olacaktır. Hani. Allah’ın resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Hazret-i Hudeybi anlaşmasını yaptı. Hazret-i Ömer efendimiz gitti dedi ki bu anlaşma vahim mi? Değil. Bu. Müslümanların aleyhine nasıl imza attın ya. Resulallah dedi. Küstahlığından mı dedi.

Edepsizliğinden mi dedi. Haşa hayasından hayasızlığından mı dedi? Haşa. O düştü mü şimdi? Parçası bulunmadı mı? Ve bu. Hazret-i Ömer efendimizdi. Ve şerh. koyduğu kimse. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriydi. Hiçbir şeyh, hiçbir üstat, hiçbir veli, hiçbir hoca, hiçbir alim, hiçbir lider, müfessir, müderris adına ne derseniz de peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üstünde bir kimse değil. Hiç kimse hatasız, kusursuz, günahsız değildir. Ve bu. Hazret-i Ömer efendimiz bunu söyledi mi burada durmadı ki. Resulullah sallallahu aleyhi

ve sellem hazretlerinin son döneminde hastalığında tayin ettiği komutana da dedi. Gitti şart düştü. Dedi ki ya. Resulallah başka birini tayin etseydiniz bu gencecik oğlanı tayin ettiniz. Düştü mü? Yolumuz. Kur’an ve sünnete dayanacak. Evet. Hata olur. Evet. Kusur işleriz. İşleriz. Yanlışlık yaparız. Yaparız. Bunun tövbe ise otururuz tövbe kapısında. Allah’tan ah dileriz. Allah muhafaza eylesin. Amin. Yola hainlik yaparsa o kimse yola. ve o yola ihanet içerisindeyken biz deriz ki kardeş sen ihanet içindesin. Yola hainlik yapıyorsun. Kendine dikkat

etmezsiniz. Senin bunu yapmaya hakkın yok. İkaz ederiz. Evet. Bu noktada onu irşat etmeye çalışıyoruz. Evet. Ama o tarikattan düşü demeyiz. Ben demem. Allah bize affetsin. Amin. Biz onu diyenlerden değiliz. Ve hiçbir kardeşin hiçbir kardeşe sen düştün, sen helak oldun, sen bittin, sen yerlerde sürmüyorsun demeye hakkı yok. Hiçbir kardeşim, hiçbir kardeşim bu noktada birisi birine böyle söylerse onunla helallik alması lazım. Allah bizi affetsin. Karşılaştığı din kardeşleriyle selamlaşmayı kasten iman eden mesuliyeti nedir? Biz. Peygamber sallallahu aleyhi ve

sellem hazretlerinin sünnetini yaşayanlardan olacağız. Kasten bir kardeşinizi gördüğünde selamlaşmayı kesmeyin. Aranızdaki bir sıkıntı olabilir, bir problem olabilir. Selamlaşmayı kesmek sünnet. Resulullah’a uygun. değil. Ancak bir üstat, bir ilim erbabı alim, bir devlet erkanından bir kimse, komutan, imam böyle bir söylerse sünnete uygundur. Bununla selamlaşmayı kesin diye o zaman o sünnete uygundur. Ama öbür türlü bir yoksa hepsinizden birbirinizle selamlaşmayı kesmeyin. Bu tarikat öğretisine, adabına, erkanına uygun bir değil. Selamı yayınız. Hadis-i şerif. Selamı yaymak için mümkün olduğunca selamlaşmaya gayret

edin. Birisi selam vermediyse size siz selam verin. Onl gaflettedir kardeş. Kafası yerinde değildir. Bir şeye takılmıştır. Sizi fark etmemiştir. Görmemiştir. İyi niyetli davranın. Sizam dabbetül arz ve. Harut ve. Marut hakkında bilgi rica ediyorum demiş kardeşim. Dabbetül arz kıyamet alametlerinden bir alamet. Kıyamete yakın bir zamanda topraktan çıkacak olan bir varlık. Öyle diyelim. Harla. Marut bu uzun bir hikaye işte bazıları melek. olduğu söylenir ve yeryüzüne inip büyüğü yaydıkları söyledikleri söylenir ve hikayesi ta. Babil hikayelerine kadar dayanır. Eski

tarihçesi vardır. Değişik rivayetlerde değişik şekilde anlamış. Kesin bu noktada kati bir bilgiye sahip değil hiç kimse. Herkesin o rivayetlerin bir ucundan almış. Sigara teriyakesi olan. Müslüman tarikat ehli olduğunu söyleyebilir. Söyleyebilir. Bu noktada bir kimse sigara kullanıyorsa kendi kendisine de ben tarikat ehliyim diyorsa biz ona sen hayır tarikat ehli değilsin deme noktasında değiliz ki. Birisi ben şuradanım diyorsa kim ona sen buradan değilsin diyecek. Neresi? Ben müslümanım diyor. Sizin ona da sen. Müslüman değilsin deme hakkınız var mı?

Birisi ben. Muhammediyim diyor. Sen hayır değilsin diyebilir misiniz? Birisi ben ehli tarikatım diyor. Siz ona hayır değilsiniz diyebilir misiniz? Adam sigara da. içer. Hatta içki de içer. Her türlü böyle günah kebir işliyordur. Ben ehli tarikatım kardeşim der. Gönlüm orada seviyorum ben orayı da. Siz ona hayır değilsiniz diyebilir misiniz? Hatta belki de o sevgisiyle, o muhabbetiyle, ihlaslı bile samimi. Cenâb-ı. Hak ona kurtuluş verecek. Cenâb-ı. Hak ona belki de affedecek sevgisinden dolayı. Gözlüğü orada hani diyor ya bir

kimse bir yerde bulunamaz. O amelde işleyemez ama kalbi gönlü onlarla der. Sever onları. Cenâb-ı. Hak diyor onları sevdiği için onlarla beraber halk eder onu. Onlarla beraber eyler. Hatta oradaki yapılan ibadete onu ortak eder diyor. Orada bulunamaza dahi hadis-i şerif. Hani bir hadis-i şerif daha var ya. Öyle bir zaman gelecek ki insanlar diyecekler ki benim dedemin dedesinin dedesi. Muhammed ümmetindenmiş. Peygamber. doğuranım gibisinden. Benim şefaatim ona vacip olur diyor. Had şifte genişletelim daraltmayalım ya. Birisi iç geçiyormuş. Tarikat

ehliyim diyormuş. Allah razı olsun kardeşim. Devam etsen. Bir gün gelir o sigarayı da bırakır. Pardon o sigara içiyormuş. Bir gün gelir o sigarayı da bırakır. Birisi içki içiyormuş. Diyor ki ben tarikat ehindenim. Devam et kardeşim. Sen keşke şurası hep içki içenlerle doğsa. Bu benim meşhur tezim ya. Canı sıkılır ya insanların biraz. Evet. İsterdim ki. Türkiye’de ne kadar sarhoş var meyhaneye giden hepsi de bizim kardeşimiz ve arkadaşımız olsun. Bunu canı yürekten, gönülden isterdim. Diyeceksiniz ki ya nereden

bu cömert olurlar hepsiler. Cesaretli olurlar hepsine yürekli olurlar. Sevdikleri zaman tam severler. Hepsi biraz arabesk olurlar. Gence. Bay. Misali bir görüşte aşık. olurlar. Yürür giderler, akar giderler. Döv dersin döver. Vur dersin vurur. İndir yere indirir. Kaldır kaldırır. Koş koşar. O eli titremez, yüreği titremez, gözü titremez. Bu size tuhaf gelebilir. Veyahut da şöyle düşünebilirsiniz. Ya kendi oradan gelmiş ya o yüzden metediyor. Y pasaport alacağım dediler ki. Bayındır’da burada pasaportun başında dediler imam hatipli birisi var. O hiç

pasaporta almama engel teşkil edecek hiçbir yok. Buradan. Bayındır’a gittim ben. Tanıyor mu polis beni? Pasaporttaki kimse. Gittim uzattım böyle baktı etti. Tanıyor ya beni. Bursa’ya da telefon. Bursa’da pasaport verme işlerinin sebebi gittim yurt dışı yasağım kalktı. Nasıl kalktı diye bakıyorlar. Hacca gideceğimiz zaman pasaport amiri dedi ki sen. Mustafa. Özbağu bana kanıtlaman lazım dedi. Dedim ya nasıl bir bu? Mahkeme karı. getir. Ben. Mustafa. Öbağ olduğuna dair sana pasaport vereyim dedi. Benim kanuni hakkım pasaport almaya vermiyor bana

pasaport. Yurt dışı çıkış yasam kalkmış. Nasıl kalktı diyor bana. Biliyor yurt dışı çıkış yasağının kalktığını. Nasıl kalktı diyor. En sona dedi ki bana. Mustafa. Özbağ olduğunu kanıtlayacaksın. Diyor ki tabiri caizse ben sana pasaport vermeyeceğim. Bir yerden bir telefon geldi bana bir emir geldi. Dediler ki. Bayındır’da bir arkadaş var. Seni de tanıyor. Gel buradan alalım. Gittik sisteme girdi. Mustafa. Özba çıktı. Pasaport anlamayı engel teslim edecek hiçbir yok. Girdi içerilere bir telefon görüşmeleri filan yaptı. Geldi. Ben pasaport

veremem size. Dedim dedim ya bu benim hakkım mı? Hakkım ama. Bursa size vermemiş. Gidin. Bursa’dan alın dedim. Çıktık. Nuri dedi ki gel. ya dedi. Tre dedi bir arkadaş var dedi. Benim oğlanın dedi sınıf arkadaşının babası. Şimdi yanlış anlaşılmasın böyle başbakan atıfta bulunuyormuş gibi olmasın. Kasımpaşalı dedi. Gittik. Oradaki o polis memuru, o imam hatipli olan arkamızdan oraya telefon açmış. Demiş muhtemelen sana gelecekler. Kapının önünde konuşuyorlardı. Ben vermedim demiş. Sen de verme. Gittik. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Uzattım kimliğimi. Pasaport

istiyorum dedi. Girdi sistem. Şimdi 20 dakika sonra gelin dedi. Fotoğrafları verdik biz. 20 dakika bile geçmedi orada. Biz gittik keçecilere. Mevlevi sikkesi filan bakıyoruz. Telefon açtı telefonumuzu aldıydı. Gelin pasaportunuz hazır dedi. Lan inanamadık. Şaka mı oluyor acaba? Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Bastım imzaları pasaportta aldım. Pasaportu verdi bana. Bana dedi ki, “Hacı kardeş” dedi, “Seni tanımıyorum ama senin hakkında sen buraya geldiğinden beri” dedi, “6. tane telefon geldi dedi. Baktım” dedi sisteme dedi pasaport vermeye engel

bir durumun yok dedi. Böyle yaptı. Beni dedi, “ka al” dedi. “Bem kim amirmiş” dedi. “Bem kim dedi. Bilmem neymiş dedi. Ben bakarım sisteme” dedi. “Vatandaşın hakkı mı değil mi dedi.” “Vatandaşın hakkıysa veririm” O dedi bayındırdaki dedi imam hatipli olacak dedi. Bilmem ne oğlanı dedi. Bakmış bana telefon açıyor dedi. Verme diye dedi. Nereye gidecek bir adam dedi. Hacca gideceklermiş dedi. Utanmıyor musun sen? Demiş. Hacca gidecek bir adama böyle demez demiş. Bu kim? Vermeyen imam hatipleri kötülemek için

söylemiyor. Müslümanlar dünya üzerindeki. Müslümanlar, dünya üzerindeki. Müslümanlar sarhoşlar kadar cesaretli ve cömert olsalar. İslam hakim olur her yerde. Adam verdi pasaportu bana. Dedim ki yapacağımı dedim sana söylemek. istemezdim. Senin için bu sistem yapacağım dedim. Allah razı olsun bu yeter. Hacı bana. Allah yolunu açık etsin. Git. Allah mübarek etsin demiş. Şimdi. Allah muhafaza eylesin. Insanların üzerinde hükmetmeyin. O işte sigara içiyormuş, o içki içiyormuş, o şunu yapıyormuş, o bunu yapıyormuş. Evet. Ve onun üzerinde bu eksiklik var. Bunlar

normal makul şeyler değil. Bunlar ehli tasavvufun göreceği şeyler değil. Etrafınızdaki insanların, yanınızdaki arkadaşlarınızın eksik ve kusurlarını görmeyin. Onların yanlışlıklarını görmeyin. Bu sizi kibre götürür. Bu sizi büyüklenmeye götürür. Allah bizi muhafaza eylesin inşâallah. Çene sakalı bırakanların dinen ve fuken sorumluluk derecesi hakkında verir misiniz?” demiş. Evet sünnet-i. Resulullah’ta öyle bir sakal yok. Eyvallah. Sünnet-i. Resulullah’ da komple kesmektir. İşte çene sakalı bırakanlar neye benziyor? Ei sakalını komple kesenler. neye benziyor? Ayırmayın insanlar. Boş. Evet. Bir sünnete eksik. Niye onun

üzerine bina ediyorsunuz ki? Etmeyin. İnsanların eksikliklerinin üzerinden bir bina etmeyin. Allah bizi affetsin. Bakın bunların hepsi de sizi geri götürecek şeylerdir. Ehli tasavvuf etrafındaki insanların eksiklikleriyle uğraşmaz. Ehli tasavvuf onları iyiliğe emreder. Kötülüklerden nehyettirmeye çalışır. Ama bu nasihat noktasındadır. Allah bizi affetsin. Ölüm korkusu iman zayıfında mıdır? Zikir ehli kişinin son nefesine şeytan imanını çalar mı? Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle diriltirsiniz. Zikir ehli neden imanını çaldırsın ki şeytana? Veya zikir ehli neden ölümden korksun ki? Allah

bizi muhafaza eylesin. Bir erkeğin bir bayana namaz kılmayı öğretmesi caiz mi? Öğreten muhakkak olacak. Eğer hiç kimse öğretmiyorsa orada bir erkek varsa ona da birisi namaz soruyorsa ona. namazı neden öğretmezsin ki? Nefise uymak şeytandan mıdır? Evet. İnsan nefsine uymayı şeytanın vesvesesi olarak gördü. Mivata adetlerinden olan saç üzerine saç bağlamak, kuş oynatmak, alkış tutmak, parmak çıtlatmak maddelerini açıklar mısınız? Evet. Bunları normalde hem sahabenin sözleridir bunlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin e saç üzerine saç bağlatmanın haram

olduğunu işte kuş uçurtmak var ya hani güvercin mvercin besleyip uçurutturuyorlar ya onların caiz olmadığını alkış tutmanın caiz olmadığını parmak çıtlatmanın da caiz olmadığına dair hadis-i şerifler var ama livvatayla alakalı livvatalık adetlerinden diye bunları toplamışlar. Bunların hepsi de livvatalık adetlerinden olduğuna dair sahabenin söylediği sözler var. Hani o kadınsı erkeklerin kadınlar gibi oynadığı oynaması orada parmak çıt atmaktan kastı o. Hani o kadınsı erkeklerin kadınlar gibi kırıtması, kadınlar. gibi oynaması. İşte var ya. Türkiye’de sanatçı adı altında çıkıyorlar ya

meydanlara. Bunun gibi. Allah muhafaza eylesin. Kadınsı elbiseler giyinmesi, kadınsı böyle işte kıyafetler tercih edilmesi, kadınsı makyaj, kadınsı kremlenme, kadın kadınsı bakım. Şimdi bundan 1000 yıl önce o kadınsı yaşayanlar ellerini kınalarlardı. Şimdi mesela desek ki biz kadınlar erkeklerin ellerini kınalaması livata hareket edir. Şimdi bizde erkekler evlenirken kına yakıyorlar. Askere giderken kına yakıyorlar. Orada kına yakması askere giderken kurban ettik. Allah’a, vatana, millete manasında. Ama şimdiki gelenek o. Ama bundan 1400 yıl önce erkeksi kadınsı erkeklerin elleri kınalarlardı onlar.

Bu konuda hadis-i şerif de var. Ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazret-i Onları. Medine’nin dışına sürdü ve yolda kırıta kırıta giderlerdi. Onlar kadın gibi saçlarına saç eklerlerdi. Kadınların. da saçlarına saç eklemesi caiz değildir. Kadınların da peruk takmaları caiz değildir. Erkeklerin de peruk takmaları, saçlarına saç eklemeleri caiz değildir. Ama hadis-i şerifte de işte erkeklerin böyle saçlarını saç eklemeli, eklemeyi livatalık hükmünden görmüşler. Bu hadis-i şerif derken sahabelerin sözü bu. E şimdi bugün için livata hareketleri değişti. Şimdi hiç

kimse ellerine kına yakmıyor. E şimdi hiç kimse saçına saç da eklemiyor. Livatalar. Şimdi onlar daha değişik davranışlı hareketler içerisinde bulunuyorlar. Bu daha da değişebilir. Bundan 100 yıl sonra daha da değişebilir. Her türlü kadınsı hareket, her türlü kadınsı davranış, her türlü kadına benzeme livatalık hareketleri içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Şimdi birisi elini çıtlattı diye livatasın diyemezsin adama. O kalkmış şu anda veya birisi eline kına yaktı diye sende livatalık. hareketi var diyemezsiniz ona. Şimdi neden? Kalkmış. O şu anda öyle

bir kalmamış. Ve ama birisi örneğin işte kadınlar gibi etek giyiyorsa işte kadınlar gibi süslenip boyalanıyorsa kadınlar gibi kendisine padiikür, manikür, el, ayak bakımları, yüz bakımları yaptırıyorsa, saçını, kaşını, gözünü aldırıyorsa, sakal çıkmasın diye hormon tedavisi uyguluyorsa hormon tedavisi uyguluyorlar sakalımız çıkmasın diye. Hormon tedavisi uyguluyorlar. İşte vücutlarında, göğüslerinde kıl, tüy çıkmasın diye erkekler yapıyor bunu. Erkekler göğüslerini ağda yaptırıyorlarmış. Şimdi bunları açık açık konuşuyorum ki bilin erkek göğsünü ağda yaptırıyor. Tertemiz yapıyor. Mal erkek adam göğsünü ağda mı yaptırır?

Bir de açıyor ya düğmelerini buradan önüne kadar. Evet. Divati hareketi. Bakın bunu hiçbir hadis-i şerifte, hiçbir sahabe sözünde bulmanız mümkün değil. Göğüs kıllarını erkeğin aldırması. Livata ya. Şimdi. bakacaksın adam göğsünün düğmelerini açmış. Böyle body gibi bir tane de daracık bir gömlek giymiş. Göğsünü de açmış. Biraz da kırıtıyorsa. Tarkan gibi yürüyorsa tamam. Şimdi böyle isim zikrediyor mu? Gıybet değil. Neden? Adam televizyona çıktı. Senin dedi. Amerika’da hangi eşcinsel yerlere gittiğini dedi ispat ederim. Öldü ya. Neydi. MHP milletvekili.

Mehmet? Neydi o? Mehmet. Gül seni dedi bir de doktora gitmek zorunda kalırsın dedi. Bir de dedi doktora götürürüm seni. Ondan sonra sustu. Dedi ki ben tartışmak istemiyorum. Bu çatışmayı da yürütmek istemiyorum. Pes etti. Deseydi ki yok öyle bir. Lan istediğiniz doktora da kendimi gösteririm. Eyvallah demedi. İnsanın böyle bir sesi varsa diyecek. E şimdi öyleyse o zaman bakın sistem değişti. Livata bakmak için kuş oynatacak. Ondan sonra. parmak çıtlatacak. Yok işte kına yakacak. Yok kalmadı. Şimdi onlar kuş

da böyle oynatmıyorlar. Kuş mu uçuracak şimdi? Hangi luti, hangi homoseksüel kuş uçuruyor ki? Şimdi kuş uçuranlara desek ki sizdealık var. Adam vurur bize. Şimdi kuş uçuranların %80’i yandan çarptı. Külan. Bey bizim orada öyleydi. Buradakları bilmiyorum. Bizim oradakları tanıyorum ben. Adam kuş için adam bıçaklar. Vay lan benim kuşumu senin kuşu indirmiş ha. Ver benim kuşumu. O da vermez. Para ister. Haydi bir bakmışın bıçaklanmış adam. Kuş yüzünden. Mahalle kavgaları çıkmış. Taşı sopaya alan çıkmış diyor. Öbür tarafa adamın

kümesini dağıtmay. Nerede şimdi? Hangi lihat kuş uçuracak ya? Şimdi kalmamış. Demek ki onu böyle klişeleştirmek yanlış. Bundan 100 yıl sonra belki de daha farklı çıkacaklar önümüze. Adam bıyıklarını. palabıyık. Adam bıyığını vuruyor. Çıkmış. MTV’de ben öyüm diyor. Bizim gençliğimizde livvatalar bıyık filan bırakmazdı. Şimdi. Livatan’ın livata yapanın bıyıklısı da var. O post bıyıkları görünce adam postpıyı bırakası geliyor. Kesesi geliyor postpuya. Adam dese ki ulan demek ki bunların hepsi de post bıyıklı oluyor. Yandı post bıyıklı dolaş. Bir tane.

Erzurumlu vardı ya kıvırıyordu böyle. Allah bizi affetsin. O ölçüler değişiyor zamana göre. Cenâb-ı. Hak muhafaza eylesin. 16 ZT418 Kartal 16 BTO03 Şahin 16R 200910 Kango arabalarımızın üzerine deve çökecek. Hemen arabalarımızı çıkarın. Öyle mi desem? Demek ki reşlerine gittiğinde adama diyorlar ki işte plakalı araba arabanı deve çökmüş. Ömer bin. Hayyam’ı sormuşlar ama ikide birde soruyorlar. Ömer bin. Hayyam bir şair. Bir sürü üzerine rivayet var. O rivayetlere. bakacak olursak bizi gıybete düşürebilir. O yüzden şiir yazmış. Artık oradaki

şiirlerindeki sarhoşluktan kasıt, meyhaneden kasıt, meşkten, aşktan kastı ne? Kendisi biliyor. Hazret-i Mevlânâ hakkında deseniz onun namaz kıldığına, oruç tuttuğuna bir veli olduğuna dair evet şehadet edeceğiz. Ama. Ömer. Hayyam için şehadet edemeyeceğiz. Şems-i. Tebrizinin. Kurt kuralına 22. Kural hakiki. Allah ağaşı bir meyhaneye girdim orası namazgah olur. Ama. Bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yapsak yapalım niyetimizdir farkı yaratan suret ile yaftalar değil ya. Bunlar sözler böyle çok güzel çok hoşlar çok tatlılar.

Bize lazım olan. Kur’an ve sünnettir. Ömer. Hayyam’ın ne dediği önemli değil, ne yaptığı önemli değil. Beni ilgilendirmak insanlar. Ömer. Hayyamı tartışacaklar. Tartışsınlar bize. Ömer. Hayyam neymiş? Sonu yok. Ey oğulcu, Hazret-i Lokman’ın oğluna vasiyeti et. Kur’an-ı. Kerim’den, “Ey oğulcum, işlediğin amel bir hardal tanesi kadar olsa da bir taşın içinde bulunsa yahut semalarda olsan yahut arzda bilinmedik bir yerde olsan. Allah onu getirir mizana koy.” Hakikaten. Allah latiftir, haberdardır. Ey oğlum, namazı devam üzere kıl. Maruf ile emret, münkerden

nehyet ve sana isabet edecek kötülüğe sabret. Cidden bunların hepsi azmedilecek işlerdendir. Nasa surat asma insanlara surat asma. Yerde kasılarak yürüme. Hakikaten. Allah övünen, gururlu kimseyi sevmez. Yürüyüşünü orta, yürüyüşle yürü. Sesini yükseltme. Çünkü seslerin en çirkin, en hoşa gitmeyeni eşeklerin sesidir. Arka taraf duyuyor mu beni? Yaklaşın biraz daha bu tarafa. Gelin. Tabii bu ayet-i kerimelerden önce. Hazret-i Lokman. Aleyhisselam oğluna şirke düşmemesini, küfre düşmemesini, annesine babasına hürmet. ve hizmette etmesini tavsiye ediyor. Ardından diyor ki hardal tanesi kadar

bir iyilik veya kötülük de işlesen ve bunu hiç kimsenin görmeyeceği yerde yaptığını zannetse. Allah latif ve habirdir. Onu görme ve bilir, haberdar olur. Rivayet edilir ki bunları. Hazret-i Lokman oğluna vasiyet ederken oğlu diyor ki babacığım ben hiç kimsenin görmediği bir yerde hiç kimsenin olmadığı bir yerde bir amel işlesem. Allah’ın bundan haberi olur mu? Cenâb-ı. Hak buna bunun üzerine. Hazret-i Lokman’a bunu söyletiyor. Sen semaya çıksan, gökyüzünde herhangi bir yer tutsan ve gökyüzünde herhangi bir yaratık, herhangi bir

varlık orada bir kötülük işlese veya orada bir iyilik işlese veya yeryüzünün en bulunmaz, en hücra köşesinde, denizin dibinde, kayalıkların içerisinde, mağaralarda, evin içinde, evin dışında, gecede, gündüzde. Nerede. olursa olsun birisi bir amel işlese. Allah latiftir onun üzerinde hükmü vardır. Onu görür ve bilir. Habir haberdar olur. Latiftir. Her şeyin üzerine tecelli eder. Her şeyi bilir. Her şeyden haberi olur. Sen bir iyilik işlesen de. Allah ondan haberdardır. Hiç kimse görmese dahi mizanda senin önüne getirir hiç kimsenin görmediği

ameli. Allah habirdir ve latiftir. Hiç kimsenin, hiç kimsenin görmediği, bilmediği bir günah işlesen mizanda. Cenab-ı. Hak getirir senin önüne tövbe etmezsen ve affetmezse seni. O zaman burada müminler bilhassa ehli tasavvuf şuna dikkat edecek. Allah habirdir. Her şeyden haberdardır. Allah latiftir. Her şeyin içerisine tecelliyatı vardır. Ve bütün günahlardan da hayırlardan da. Cenabı. Hakk’ın tecelliyatı vardır. Ondan haberdardır. Onu. Allah’tan saklayamazsınız. Onu. Allah’tan gizleyemezsiniz. Onu. Allah’tan habersiz işleyemezsiniz. Onu. Allah’tan izinsiz de işleyemezsiniz. O muhakkak ki ondan haberdardır. Bu

noktada eğer haberdar olmaz diye düşünürsen şirke düşersin. Bu noktada eğer. Allah bunu görmez bilmez diye düşünüyorsan şirke düşersin. Şirk ise en büyük küfürdür. En büyük hatadır. En büyük günahtır. Affedilmesi mümkün değildir. O zaman sen hangi kapalı dehlizlerde ne konuşursan konuş, sen hangi karanlık noktalarda ne yaparsan yap, sen hangi dağın tepesine, hangi ovanın ortasına, hangi denizin kıyısında, hangi denizin dibinde ne yaparsan yap, Allah ondan haberdardır. Bundan senin saklanacak, gizlenecek bir şeyin yoktur. O yüzden tez tövbe işlediğin

günahlara. Ve şunu unutma. Allah senin her haline vakıftır ve her halinde tecelliyatı vardır senin ve senin her şeyini bilir. Senin halde gördüğünü, yaşadığını bilir. Senin halde verdiğin cevabı. bilir. Senin rüyada gördüğün halden haberdardır. Rüyada gördüğünden haberdardır. Rüyada yaptığından da haberdardır. Sakın rüyadan ben sorumlu değilim deme. Rüya senin aksindir kardeşim. Rüya senin amelindir. Sakın halde gördüğünden sorumluyum deme. Hal de senin aksindir amelindir. Ve ağzından çıkan ve sözüne dökülen ve diline dökülen deme. Benim haberim yoktu. Ben bilmeden

ağzından çıktı. Kalbinin içindekinin eseridir. Kalbinde ne varsa dilinde o vardır. Kalbinde ne varsa elinde o vardır. Kalbinde ne varsa gözünde o vardır. Kalbinde ne varsa kulağında o vardır. O yüzden bir şeyi saklamak, gizlemek, örtmek, bir şeyi, herhangi bir. Evet. Biz iyiliklerimizi saklarız. İyiliklerimizi örtmeye çalışırız. Kusurlarımızı, hatalarımızı ise. Allah’tan özür diler affederiz ama onları örtmeye çalışmayız. Sanki iyiymiş gibi görünmeyelim diye. Bir kimse iyi görünmek için uğraşırsa. Allah muhafaza eylesin tasavvuf açısından bizim için sakıncalıdır. Biz iyi görünmeye

çalışmayız. Kardeşler sakın kendinizi iyi göstermeye çalışmayın. Sakın kendinizi yükseklerde, yukarılarda göstermeye çalışmayın. Sakın dervişlik çalımı atmayın. Sakın ben oldum bittim noktasında kendinizi tutmayın. Allah muhafaza eylesin. Ve devam ediyor. Oğlum namazı devamı üzerine kıl. Çünkü namaz seni kemale erdirecek. Çünkü namaz seni kötülüklerden alıkoyacak. Çünkü namaz seni. Allah’a yaklaştıracak. Çünkü namaz seni eğitecek. Çünkü namaz seni olgunlaştıracak. Çünkü namaz seni. Allah’a kul olduğunu her daim hatırlatacak. Namazı devamlı kıl. Beş vakit namazı devamlı kılacaksın. Dahi namaz kılmak. Allah’ın huzurunda

durmak demektir. Allah’ın azgahına çıkmak, Allah’ın namazgahına çıkmaktır. Namaz kılmak demek. Allah’la alışveriştir. Onu hatırlamaktır. Devamlı namazı kıl. O zaman sen beş vakit namazını, farz namazını kıl ve sünnetlerini. kıl ve kendini devamlı namazda tutma gayretinde ol. Devamlı nazargahta, devamlı namazgahta, devamlı huzurullahta olduğunu hatırla. Allah habir seni devamlı görüyor. Allah latif senin her haline tecelli ediyor. Ve sen namazını arttır. Ve sen namazını birbirine ekle. Ve sen namazını devamlı tutmaya çalış. Ve bir namazdan bir namaza kendini odakla. Bir

namazdan bir namaza kendini niyetle. Bir namazdan bir namaza kendini odaklar ve niyetlersen ikisinin arasında namaz kılmış gibi gün sevaba gireceğim. Ve ikisinin arasında yaptığın küçük hataları da. Allah affetti. Namazını devamlı olmaya çalıştır. Ehli tasavvuf beş vakit namazı kılar ve abdestli dolaşır gün içerisinde abdestli evden çıkar ve namazdan namaza abdestli durur. Abdestli bozulduğunda tekrar abdest alın. Abdesti bozulduğunda tekrar abdest alın. Kendini terbiye eden abdestle ve kendini. terbiye eden namazla derviş abdestin var mı diye sorulduğunda şimdi alayım

demeyecek. Abdestin var diyecek. Tekrar söylüyorum derviş abdestli var mı diye sorulduğunda var diyecek ya. Şimdi alayım olmamış. Hayır, sen devamlı abdestli dolaşacaksın. Ne dedi. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri? Abdestli ölen kimse şehit hükmündedir. Neden? Abdestini almış namaza niyet etmiş. Abdestini almış devamlı namazda gözü. Abdestini almış devamlı gözü. Allah’ta. Ben abdest tutamıyorum. Terbiye edilirsin abdest tutarsın. Ya ben çok yelleniyorum. Az yerlenmezsin. Azıyor. Uykudan gözlerin şişmesin. Yemekten göbeğin şişmesin. Garıldayı kuruldama derviş. Garıldayın kuruldamaz. Derviş öyün

yemek yemez. Öyün yemek yiyen arkadaş olmayacak. Terbiye edecek kendini. Terbiye edecek. Abdest tutamadı. Yoksa abdest tutacak. Bu demek değildir ki abdest tutacağım deyip de abdestini tutup da öyle. sıkışık namaz kılacaksın. Hayır terbiye edeceksin kendini. Az yiyeceksin. Abdestin sıkıştırmayacak seni. Çok yemeyeceksin. Allah rahmet eylesin. İkide birde tuvalete giden birisi olursa efendi derdi ki, “Oğlum bu çok iyi herhalde. İkide birde tuvalete gidiyor. Mübarek konu dahi dikkat ederdi. Oğlum şurada namazı kılalım dediğinde abdest almaya koşmayacaksın. Onun yanında abdestli

olacak.” İkide birde dedi ki oğlum benim arkamda dolaşıp durmasın birisinden haçtayız. Kaldım ben neden diyemedim. Oğlum ne zaman ded baksam dedi boyna kola içiyor, gaz içiyor, fanta içiyor dedi. Derviş adam dedi yolda giderken böyle şeyler içer mi oğlum dedi. Yolda dedi. Beytullah’tayız yanıyor ortalık aç zamanı. He dedim demek ki yanında etrafında giderken ayakta yenilik içilmeyecek demektir. O arkadaşa dedim ya sen biraz böyle uzak dur. Yüzden. canı sıkıldı. Uzak durdu. Hayır. 92’de hacca gittiğimizde. Allah rahmet eylesin.

O böyle ikde birde fantusen öyle çok makbul değil. Yolda giderken böyle o normalde işte bir ara prostatı vardı çok sık tuvalete giderdi veya o tuvalete gidinceye kadar senin abdestin yoksa o tuvaletten çıkıncaya kadar sen abdestini alacaksın hazır olacak. İkinci seyahatta eğlenirsin., azceyecek ve derviş abdesti olacak. Neden? Devamlı namazda olacak. Gözü devamlı namazda. Gözü devamlı namazda bunun batıni olarak, bunu kalbi olarak, içsellik olarak arttırın arttırabildiğiniz yere kadar. Ama şu değil düşüncemiz. Hani bazı böyle kendisine ehli tasavvuf

gösteren değişik melam diyenler var. Biz hani bu ayet-i kerime örnek gösterirken biz devamlı namazı deyip zahiren namazı terk edenler var. Bu ayeti kerime o değil. Allah bizi affetsin. Bir kimse namazını ne yapacak? Beş vakit namazını kılacak. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kıldığı gibi. Bakın namazı kıl. Ardından diyor ki maruf emret. Doğruyu anlat insanlara. Namaz seni kemale erdirecek. Bu kemale erdirmesiyle böyle durma. Sen kemale erdin kenarda oturma. Seni namaz, bu iyi ahlak, iman, güzel nokta seni

dini yere getirecek. Senin kenarda durmaya hakkın yok. Senin kenara çekilmeye hakkın yok. Sen insanlara iyiliği emredeceksin. Sen insanlara iyiliğe nasihat edeceksin. Sen insanlara iyi olmayı, ahlaklı olmayı, imanı, namazı, abdestli, orucu, sünneti anlatacaksın. Bu emir kadınlar, erkekler, dünyaya geliş amacınız han hamam yaptırmak, çamaşır bulaşık yıkamak değil. Kemale ermek, kemale ermek, hikmete rağ olmak, hikmeti öğrenmek. Hazret-i Lokman. Aleyhisselamda hikmet deryasıydı. 12.000 hikmet kapısı vardı kendisinde. Günün en. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti hikmetli insanıydı ve. Habeşli bir

köleydi kendisi. Köle köle. Hazret-i Lokman. Aleyhisselam köleydi. Bir kısanatı vereyim kapatayım. Ve sahibi çok zengindi. Sürüleri vardı. Bir gün. Hazret-i Lokman’a dedi ki, “Bana bir koyun kes. Bir hayvan kes. Koyun kes ve onun” dedi, “En güzel tarafını getir bana.” Hazret-i Lokman. Aleyhisselam gitti bir koyunu kesti. Koyunun kalbiyle dilini aldı getirdi önüne koydu. Baktı onun sahibi patronu dedi ki koyunun en kıymetli yeri bu mu? Evet. Dedi. Dedi ki bir koyun daha kes bana. Dedi. En kötü tarafını

getir. O bir koyun daha kesti. Kestiği koyunun kalbiyle din getirdik masanın üzerine koydu. Dedi ki en kötü tarafı da bu. Hikmet ehli. Bakın hikmet. Bu tip hikmetler anlatılır. Peygamberlerin üzerinden hikmet fışkırmıştır. Peygamber kıssaları. anlatılır. Bu ayet-i kerime ile sabittir. Hani diyor ya sen geçmiş peygamberlerin başından gelenlere anlat. Peygamber ne diyor? Emir bunlar anlatılır. Bunlarda hikmet vardır çünkü. Ama öbürkü bir gecede 3.000 tane hatim okumuş. Değil. Hikmet insanları ahlaka yönlendirir. İnsanları. Resulullah’ın yoluna yönlendirer. İnsanları. Allah’ı sevdirmeye

yönlendirer. Demiş ki bu ne küstahlık? Her ikisinde de aynı huzurları getirdin. Hikmete bak. Cevaba bak. Diyor ki, “Efendi, eğer bu iki uzu güzel olursa, iyi olursa bütün vücut güzel olur. Eğer bu iki uzun güzel olmazsa” diyor, bütün vücut kötüdür. İyi de budur, kötü de budur. Hazret-i Lokman’ın hikmeti tavsiyesine bakın. Kalp vei. Eğer kalbinde iyilik varsa dilinde de iyilik olacak. Ve kalbindeki iyilik dilini akseder. Senin kulağını akseder. Senin gözüne akseder. Elini akseder. ayağını akseder. Eğer kalbinde kötülük

varsa diline, eline, ayağına, kulağına, gözüne kötülük aksedecektir. Kalbinde katılık varsa diline katılık, eline, ayağına, gözüne katılık aksedecek. Kalbinde karaltı varsa bunları aksedecek senin. Kalp her şeyin yeri. Güzelliğin, çirkinliğin, iyiliğin, kötülüğün, doğruluğun, yanlışlığın, edebin, adabın, edepsizliğin, hayatsızlığın yeri. Kalp kalp. Önemli olan orası. Allah bizi affetsin. İşte o lokman diyor ki kötülüklerden de insanları sakındır. Sen kemal ehlisin. Sen hikmet ehlisin. Sen müminsin. Sen ehli tasavvu namazı dostu kıl ve namazı devamlı kıl. Ve insanları kötülükten nehyet. İnsanları iyiliğe

emret, nasihat et. Ve sen iyiliklere emretmeye, kötülüklerle nehyetmeye başladığında insanlar sana eza ve cefa verecek. İnsanlar sana sıkıntı verecek. İnsanlar senin yolunu engellemeye çalışacak. İnsanlar seni engellemeye çalışacak. Seni anlamayacaklar. Seni kavramayacaklar. Senden usanacaklar. Senden bıkacaklar. Seni istemeyecekler. Ağır geleceksin, zor geleceksin. O sünnet diyeceksin, bu hadis-i şerif diyeceksin. Bu haram diyeceksin, bu helal diyeceksin. Ve insanlar sana sıkıntı verecek. Annen seni eskisi gibi sarıp sarmalamayacak. Baban seni eskisi gibi sarıp sarmalamayacak. Sen o haramdan uzak durmaya çalıştıkça, sen

helala yönlenmeye başladıkça eşin sana eskisi gibi davranmayacak. Sen başını örtmeye çalışacaksın. Annen baban sana düşman olacak. Sen namaz kılmaya çalışacaksın. Annen baban düşman olacak. Sen namaz kılmaya derse gitmeye başlayacaksın. Ailen sana düşman olacak. Ve bu sıkıntılara sen sabredeceksin. Bunlara sabretmek. Allah’a şükrettiğine işaret. İsyan yok. Evet. Ağır geleceksin. Eşin bağıracak sana. Çocuğun bağıracak sana. Annen baban bağıracak sana. Akrabaların seninle ilgiyi ve ahlake kesecek. Selamı sabahı kesecek. Sen bir topluluk, bir düğün, dernek. yapmaya kalkacaksın, hiç kimse gelmeyecek.

Sofusun diyecekler, çağırmayacaklar. Dervişsin diyecekler, çağırmayacaklar. Annen baban diyecek ki, “Sen işte şeyhini daha fazla seviyorsun git sen onun yanına. Eşin diyecek ki sana, “Sen eşini daha fazla seviyorsun. Git ondan yat.” diyecekler. O noktaya getirecekler seni. Ayağına taş alsa diyecekler ki, “Git şeyhini kurtarsın. Musta. Efendi. Batsan diyecekler ki. Mustafa. Efendi batırdı. Çıksan diyecekler ki. Mustaf. Efendi para verdi sana. Bu tarikata gitti baktı. Bu tarikata gitti çıktı. Sen böyle değildin. Tarikata girince böyle oldun. Sen önceden daha iyiydin.

Düğünde dernakta oynuyordun, zıplıyordun, içiyordun. Ya şimdi böyle oldun ya. Böyle iyi olmadın. Bunlara sabredeceksin ve acı tarafı. En sevdiğin insanlar, en merhamet ettiğin, hiç üzmek istemediğin, el üstünde tuttuğun etrafındaki insanlar seni üzecekler, seni. hançerleyecekler, seni parçalayacaklar. Gamlamak deriz derim ben. Gavlamak budur. Böyle bir şeyi böyle gamılarsın. Bunu gamladı derler. Böyle adam tutar böyle çeker gamladı onu. Vahşi bir şekilde. Evet. İnsanlar vahşi bir şekilde seni gammallayacaklar. Yaracaklar yüreğini, kalbini, gönlünü. Senin parçalanacaklar. Ellerindeki kanı görmeyecekler. Ağızlarındaki, dişlerindeki

kanı görmeyecekler. Kanını içecekler senin. Evet. Hunharca katletecekler sen maddi ve manevi en yakınından, en başından ağır geleceksin veyahut da çekilmez geleceksin. Bağırılacaksın, çağrılacaksın, hakarete uğrayacaksın. İkinci sınıf vatandaş muamelesi göreceksin. Bunlara sabredeceksin ve kemalin artacak. Senin olgunluğun yapacak ve devam ediyor. Sakın ha sen bunlara ulaştığında bakın enteresan noktası sen kemale yerdin de ve bu noktaya geldiğinde ve bu noktalara bunlara şükrederken sakın ha kibirlenme. Devam ediyor. Ne diyor? Bakın en bir de bunlar. azmedilecek şeyler. Ha bunlar böyle

azmedilecek şeyler. Ne? Mücadele edeceksin. Bunlara sabredeceksin. Bu akılla alakalı. Şunu demeyeceksin. Allah nasip ederse olurum. Sen buna azmet, buna yürü. Buna sabret. Buna şükret. Bunun mücadelesini ver. Bunun mücahitliğini yap. Bunun cihadını. Bunun mücadelesini vermek zorundasın. Azmetmek, kararlı olmak, yürümek, disiplinli olmak, mücadele etmek, dimdik durmak, yıkılmamak, geri adım atmamak, gevşememek, bozulmamak. Azmet gevşeme, bozulma. Etrafındakınlar ne yapılırsa olsun herkes yıkılır, sen yıkılmazsın de. Herkes bozulur, sen bozulmazsın de. Herkes dağılır, sen dağılmazsın de. Hiç kimse kalmasa sen kalacaksın

ayakta de. Yürü, azmet. Yalnız kalsan daha azmet. Şunu unutma. Muhammed. Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dünyada ve ahiret tek başıaydı. Yalnızdı. Akrabalığını topladı, arkadaşlarını topladı, kavmini topladı. Hiç kimse iman etmedi. Hazret-i Ali. efendimiz müstesna. Beldende yalnız olabilirsin. Şehrinde yalnız olabilirsin. Sülalende yalnız olabilirsin. Sokanda yalnız olabilirsin. Gurbet dünya. Bu dünya zaten gurbet. Hangi şehirde olursan ol gurbetin değişmez. Hangi beldede, hangi memlekette olursan ol, hangi paraya nail olursan ol, hangi pula, hangi makama nail olursan ol, gurbettesin

unutma hiç. Ve sürgündesin. Gurbet demek sürgün demektir. O yüzden azmedeceksin, azmedeceksin, mücadele edeceksin, yürüyeceksin ve korkulacak şeyler ve dikkat edilmesi gereken şeyler devam ediyor. A surat asma, insanlara surat asma, insanları yüzüne çiltme, insanlara tepeden bakma insanlara kibirli bakma insanları böyle beğenmemezlik etme. Surat asma insanlara sen bunları piştikten sonra, bu yolu geçtikten sonra birisi içki içiyor diyor ona surat atma. Birisi sigara içiyor diyor ona surat atma. Birisi sana bir sormaya geldiğinde ona. surat atma. Birisi sana elini

uzattığında sen ona elini uzatmamazlık etme. Surat atma. Kibirlenme. Onu beğenme. Mezlik etme. Yapma. Yapma. Helak etme kendini. Perişan etme kendini. O devamlı namazda olan halini koru. Ve birisi sana gelmiş. Sen ona surat yapma. Birisi sana selam vermiş. Sen ona selam vermemezik etme. Birisi sana tebessüm etmiş. Sen ona tebessüm etmemezlik etme. Surat asma asla. Asla surat asma kimseye. Derviş tebessümlü. Tebessüm eden sadaka vermiş gibidir. Devamlı sadaka ver. Tebessüm et. Devamlı etrafına tebessüm et. De ki bunun sağında

ve solunda melekler var. Ya. Rabbi bunu insan olarak yaratmışsın. Ne kadar günahkar olursa olsun sen bu günahkar kuluna dahi melekler verdin. Günahkar kuluna dahi. Bu isyankar kuluna dahi melek verdin. Hürmet ettin ona. Hürmet. ettin. Surat asma. Onun üzerine bir kötülük olabilir. Ondan sana bir kötülük gelebilir. Onun üzerine bir eksiklik yanlışlık olabilir. Ve sana ondan bir eksiklik yanlışlık bulaşmış olabilir. Surat asma ona. Hayır. Bunu yapmaya hakkın yok. Tepeden bakma. Hani dedi ya peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem

hazretlerine sen onlara dedi yüzünü eşittir. Ona yüzünü eksittir. Ne büyük ne büyük ikaz. O dedi, “Senden beni sor. Sen ona yüzüne iç dedi.” Allah. Allah. Sakın sakın kardeşler dervişliğiniz, sizin alimliğiniz, çavuşluğunuz, nakipliğiniz, dükkaballığınız, abiliğiniz sizin derganın içinde bulunmanız, bir makamda, bir mevkide bulunmanız veyahut da bulunmamanız. Siz sakın surat asmaya hiç kimseye hakkınız yok. Paran varmış, pulun varmış, mevkin varmış surat asma. Yanına gelen işçiymiş, yanına gelen çalışanmış. Orada elemanmış surat asma sakın. Bu kibirlilik alameti. Eşine surat

asma, çocuğuna surat asma. Kibirlilik alameti. Allah muhafaza eylesin. Devam ediyor. Yerde kasılaraktan yürüme. Kasılma. Yolda yürürken kasınma. Hani. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ya, “Tevazu halinde yürü.” Hani diyor ya, “Çok çabuk yürüme. Koşuşturma, hızlı yürüme. O seni hafif eder diyor hadis-i şerifte. Çok ağırla yürüme. O da seni kibirli eder. Yürüyüşün orta hal olsun diyor. Hadi şerif. Orta hal yürü. Ne çabuk ne çok aşek yürüme sakın. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar yürürlerken dikkat edecekler. Yürüyüşüne dikkat

et. Çok hızlı pıt bir yerlere giderler ya insanlar. Hafif insanlardır bunlar. Hafiflik yapma. Yolda vakarını koru. Kimsenin evine bakma. Kimsenin penceresine bakma. Kimsenin bahçesine bakma. Kimsenin dükkanına bakma. Alışverişine bakma. Müşterisine bakma. Kimsenin arabasına bakma. Arabasının içine bakma. Kimsenin evinin içine bakacağım diye bakma. Kimin dairesinden kim çıkıyor bakma. Kimin dairesine kim giriyor bakma. Vakarlı ol. Bu seni. Allah’tan uzaklaştırır. Jandarmalık yapma insanlara. Sokakta kim kimin evine giriyor? Kim kimin evinden çıkıyor? Kim kimin apartmanına girmiş? Kim nerede şu

anda? Seni ilgilendirmez. Bakma. Bakma. Araştırma. Bu kim olursa olsun inceleme. Kim olursa olsun projektör koyma o insanların başına. İnsanların özel hayatı var. Takip etme. Görsen dahi ben gördüüm filanca. Cumhuriyet. Caddesinde yürüyordu deme. Deme özel hayatı insanları ben gördüm yanımda da filanca vardı. Deme sanı ne vakarını koru. Demek ki sen avanak avanak bakına bakına gidiyorsun. Demek sen embesiller gibi böyle seyrede seyrede gidiyorsun. Neden? Sünnet-i. Resulullah o değil. Sünnet-i. Resulullah. Önüne bakacaksın diyor. Önüne bak. Adam sokağın öbür

tarafından gidiyormuş. Görmüyorum ben onu. Sokağın öbür caddenin öbür tarafından gidiyormuş. Bundan yaklaşık 89 yıl önce piş pışt yapıyor birisi. Ben yürüyorum. Piş pışt yapıyor gene birisi. Ben içimden diyorum ki. Allah diyorum. Kime sesleniyorsa diyorum. Ne hakaret edici bir diyorum içimde. Bak kalbime bak işte. Düşünme değil öyle. Adam önüme geldi dedi. Sana sesleniyorum dedi. Duymadım dedim. Ha böyle baktı şimdi kalbime geldi. Pişit pişit diyenmuş demek dedim. Adını mı söyledin? İşte hayır abi dedim. Pişit pişt yapan sen

miydin dedim lan. O kaldı şimdi. Allah dedim ya bana mı dedin piştit yapayalım dedim. Ha bu kaldı şimdi. Geldini gelmişini pişman oldu. Çöktü şimdi önünde böyle. Ben kaldım ben baktım. o baktı dedim kaç yıldır sohbetlere geliyor. Sustum. Allah seni de beni de affetsin dedim. Görmedim. Sen öbür taraftaymışsın ama ded biraz bakar körüm dedim. Görmüyorum. Yolda dost yürü evinde dostudur. Sokağa gir dostudur. Apartmanda kim kime giriyormuş lan sana ne bakma. Adam oturmuş en alt kattaki. Ramazan’da bize

kaç kişi geldiğini saymış. Bana diyor ki hacı abi. Ramazan’da kaç kişi geldi biliyor musun? Diyor bayramda böyle kaldım. Bilmiyorum dedim ben 500 kişiyi geçti dedi. Saydın o zaman dedim aşağı yukarı dedim. Allah. Allah. Adam. Ramazanın birinci gününe oturmuş. Kaç kişi geldiğini saymış. Dondum kaldım. Hayatım boyunca kim kime gelmiş bakmamışım. Hayatım boyunca yapma. Bu. İslam ahlakı değil. Allah muhafaza eylesin. Vakarını koru. İnsanlara tepeden bakma. İnsanlara tevazulu davran. Ama. insanların boynunu bükme. Boyun bükme insanlara. Yok. İnsanlardan bir

isteme. İnsanlara el açık el açma. İnsanlara uç açma. İnsanlara yanağını uzatma. Bu yok. İslam’da. Bir de öyle diyorlar işte. Yanağını uzatacaksın, gelen geçen vuracak sana. Yok böyle bir. İslami terbiye. Müslüman vakarlı. Vakarlı. Kimliksiz, kişiliksiz, şahsiyetsiz değil. Tevazu ehliyse şahsiyetsiz değil. Tevazu ehli kimliksiz değil. Tevazu ehliyse dinlenen bir insan değil. Hayır. Hani var ya. İsa hakkında söylerler işte bir tokat bir yanağına vurdun da öbür yanağına çevir. Hayır biz iyi sevi. Biz sevi değiliz. Biz mümin kardeşlerimize karşı

tevazlı, şefkatli ve merhametliyiz. Kafirlere karşı şedidir. Müşriklere. Böyle bir yok. Ha tevazu ehliyiz. Gelen giden bir takas kıracak bize. Yok böyle bir. Gelen giden bize ezecek suyumuzu çıkaracak. Yok öyle. bir. Savaşmak farz. Böyle bir anlayışım yok benim. Allah bizi affetsin. Hayır yok. Bizim hakkımızı kimse gaspedemez. Biz kendimiz yediriz zaten. Ay mesela bizi kimse kafamıza silahı dayıp hakkını helal et dedirtemez bize. Biz kendilerimizden hakkımızı helal ederiz. Bu vakarlı korumak. Vakarı koruyacak. Müslüman vakarlı olacak. Dilenmeyecek istemeyecek. Ele

uçacak yanağını uzatmayacak. Vakarlı çalışkan olacak. Disiplinli olacak. Mücadele edecek. Azmedecek. Ama tevazu ehli olacak. Birisi gelmiş ona surat asmayacak. Ona surat yapmayacak. Onunla konuşmamazlık etmeyecek. Ona elini uzatmamazlık etmeyecek. Bu en günahkar insan olsa dahi. Allah bizi muhafaza eylesin. Amin. Ve yürüyüşümüze dikkat etsin. Aman yollardaki davranışlarınıza dikkat edin. Ehlinizden girerken çıkarken dikkat edin. Ahlakınıza dikkat edin. Şunu hiç kimse sizden duymasın. Filanca yerde ya öyle şöyle öldü diyor. Hay. yok ya sana ne ya? Sana ne var? İnsanların

özel hayatı çarşıya çıkar, yola çıkar, bacaya çıkar, dayısı gelir, emisi gelir, halası gelir. Özel hayatı projler altına almamış. Adam terbistle hayatını satın almadın ya. Adama aynı tarikatta onun hayatını satın almadın ya. Bugün sana kim gelecek? Sana ne ya? Nereye gidiyorsunuz? Sana ne kardeşim? Sana ne? Beni de götürün oraya ya. Seni götürmek zorunda mı herkes? Sana ne? Orada sohbet varmış. Orada yemek varmış. Oraya bir davet varmış. Neden götürmek zorundalar seni de? Derlik yok böyle bir şeyler. Allah

bizi affetsin. İyi ahlaklı olmak, güzel ahlaklı olmak. Allah muhafaza eylesin. Övünen gururlu kimseyi. Allah sevmez. Övünme. Şunu ben yaptım. Evi ben yaptım. Bu arabayı ben aldım. Nasıl aldım ama? Bu. benim araba gibi araba yok. Benim ev gibi evim yok. Övme. Benim ilim gibi ilim yok. Övünme. Ben dervişim. Övünme. Gururlanma. Kibirlenme canım satma. Yok. Kendini metetme. Ben şöyle bir insanım. Ben böyle bir insanım. Şöyle iyiyim. Böyle yiyim, böyle cömertim, şöyle güzelim. En güzel şarkıyı sen çaldın. Yok

yok öyle bir. Övünmek, gururlanmak, kibirlenmek, insanlardan kendini üstün görmek. Allah muhafaza eylesin. Amin. Ahlaki sakatlık. Bunlardan uzak duracak. Ehli der yürüyüşünde orta yürüyüşte yürü. Sesini yükseltme. Çünkü seslerin en çirgini, en hoşa gitmeyeni eşeklerin sesidir. Dikkat et. Sesini yükseltenleri eşeklerin sesiyle eş derdi tuttu. Allah bağırıp çağırma, fevan etme. Hanımına, eşine, dostuna, çocuklarına çınç gibi bağırma. Kadınlar çocuklarınıza bağırıp durmayın. Adamlar eşlerinize bağırıp durmayın. Kadınlar kocalarınıza bağırıp durmayın. Bak. Allah. eşek ve eş değerde tuttu sesinizi. Sesini yükseltenler. Ben

şimdi sesimi yükseltiyorum arkadakiler duysun diye. Birine hakaret etmek için küçültmek için değil. Sonradan bana da yazıyorlar. Ya hocam senin için başka türlü diyorlar ama çok işte böyle yüksek ya yüksek sesle konuşuyorum sesin duyulsun diye diyor. Biz öyle çok zengin değiliz ki. İyi ses tertibatları kuralım fısıldadımız oradan çıksın. Ekol ekolu. Biz olayı yaşıyoruz ama insanlar birbirlerine bağırıyorlar, çağırıyorlar, seslerini yükseltiyorlar. Kadınlar çocuklarına yükseltiyor, eşlerine yükseltiyor. Erkekler eşlerine seslerini yükseltiyorlar. Eşeklerin sesiyle eş değerde sesini yükseltenler. Sen eşek değilsin,

sesini yükseltme. Karşındakiner de değil, sesini yükseltme. Güzel güzel anlat. Tatlı tatlı anlat. Yumuşak yumuşak konuş. Sert konuşma. Tepeden konuşma. Bağıraraktan konuşma. Ahlaklı ol. Edepli ol. Terbiyeli ol. Hayalı ol. Vakarlı. ol. Yanında çalışan işçiye bağırıp çağırma. Ne sesini yükseltiyorsun adama? Hayatını mı satın aldın adamın? Ne yanında çalışan bayana sesini yükseltiyorsun? Hayatını mı satın aldın? Ne? Altındaki elemana sesini yükseltiyorsun. Bağırıyorsun, çağırıyorsun, hakaret ediyorsun. Hayatını mı satın aldın onun? Ne derviş kardeşine bağırıp çağırıyorsun? Hayatını mı satın aldın? Ne

kocana bağırıp çağırıyorsun? Adamın hayatını mı satın aldın? Ne hanımına bağırıp çağırıyorsun? Adamına hayatını mı satın aldın? Çocuğunun hayatını mı satın aldın? Bağır, çağır. Bu dervişlik değil. Derler ki şimdi ya bizi kattın eşekten eş değerde tuttun. Kardeşim benim sözüm değil. Allah’ın sözü. En kötü ses diyor. Eşeklerin sesidir. Neden biliyor musunuz? Bir bir hadis-i şerif daha var ya. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki bütün hayvanlar. Allah’ı tesbih. ederler kendi lisanlarıyla. Hani ötmen kuşun ötmesi. Allah’ı zikirdir.

Hani bülbül oturun cik öter. Allah’ı zikirdir. O işte sertçe öter. Allah’ı zikirdir. Kumru öter. Böcekler yılan çiyan hepsi de öter. Allah’ın zikridir. Veya bağırırlar seslenirler. Allah’ın zikridir. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki eşek müstesna. Allah. Allah işe bak. Diyor ki o şeytanı gördüğünde bağırır, çağırır. Tabiri caizse anırır. Eşek anır çünkü şeytanı görürse eşek anılmaya başlar. Bizim orada eşeğin bağırmasını bağırdı demezler. Bağıran insandır ya eşek anırdı derler. Ama böyle çok bağıran çağırana da ya

anırıyor derler eşek gibi. Neden? Onun ahlaki onunlaş değer oldu. Bir adam bağırdu, çağırdı ne gelene sinirli. Yüksek seste bağırıyor, çağırıyor, hakaret ediyor insanlara veya konuşurken bir. söylerken bağıraraktan, çağıraraktan söylüyor. Eşek sıfatlı o esnadaki hali ağır gelir bu. Şimdi kafalarınızı eğmeyin. Tövbe edin. Tövbe edin. Allah cümlemizi affetsin. Amin. Cümlemiz bakın çok ağır bir. Cenâb-ı. Hak ayet-i kerimenin sonuna eklemiş bunu. Demiş eşek sesi. Seslerin en kötüsüydü. İnsanları bağırıp çağırmayın. İnsanlara bağırıp çağırıp hakaret edilmez. Onlara tepeden davranılmaz. Onlara

sert davranılmaz. Müminse onlara sert davranmak, tepeden davranmak, onları böyle kibirli davranmak, onlara karşı bağırmak, çağırmak yok. Çocuklarınıza, eşlerinize, annelerinize, babalarınıza, kardeşlerinize, arkadaşlarınıza, derviş kardeşlerinize, yanınızda çalışanlara bağırıp çağırmak, hakaret etmek, tepeden davranmak yok. Eşek sesine eşde yerde tutmuş. Bu ne demek? Sen bağırıp çağırmaya başladığında şeytan seni bağırttırıp çağırttırdı. Sen eşekler gibi şeytanı gördün bağırıyorsun. O zikir değil ya. Kuşlar kuşlar cik öttü zikir. Güvercin geldi pencerede öttü zikir. Sertçe geldi pencerede öttü zikir. Horoz öptü zikir. Tavuk öptü

zikir. Ördek öptü zikir. Böcekti kurttu kuştu. Ya ne ses çıkarı zikir. Eşek bağırırsa şeytanı gördü. Zikir değil. Allah bizi affeder. Evde bağırıp çağıranlar, çocuklarına bağırıp çağıranlar, sokakta bağırıp çağıranlar derviş ahlakı değil. Adam geçen gün hanımına bağırıyor yolda. Derviş yol. Hanımına bağırmaya hakkın yok yolda senin. Dervişlik o değil. Ne diyor ayeti kerimede? Allah senin görür nerede ne yaptığını. Allah evinin içerisinde gizlediğini de görür. Sokakta yaptığını da görür. Gecenin yarısında yaptığını da görür. Allah seni görür. Özür diler.

Ah diler. Allah cümlemizi affetsin inşâallah. Amin. Haklarınızı helal edelim. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Muhammeden resulullahillahi rabbil alemin. İlgili Sohbetler 588. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 349. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 251. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.