inşâallah. Ya. Allah. Dışlardan gerçek olan misafirler varmış. Onlarla alakalı bir söylemişler. Bu noktada bizim gelme gitme ile alakalı bütün nereden gelmek istiyorlarsa kardeşlerin hepsi de. Bursa’ya gelebilirler istedikleri zaman. Bütün dergahla alakal sevap işlemenin sınırı var mıdır? Yoktur. Namaz hangi hallerde bozulabilir? Herhalde bozulabilir. Zikrullah’ın kalbe inmesi için günlük yaşantımızı nasıl disipline etmeliyiz? Dilde tutmak için ne tavsiye edersiniz? Kalbiden bu ne demek? Benim bildiğim buz o kişiye karşı kine dönüşüyor? Bir hastalık bundan nasıl vazgeçilebilir? Şimdi kalbe mu
buur kötülüğe karşı siz bir kötülük gördüğünüzde eliniz de mümkün ise elinizle, eliniz de mümkün değil ise dilinizle, diliniz de. mümkün değilse kalben bu ederekten önlemeye çalışın. Kalben muruz etmek kötülüklere karşıdır. Kötülüklere karşı. Kötüye ise hidayet bulması için dua ederiz. Kötüyün iyi olması için dua edin. Bir arkadaşınızı, bir kardeşinizi, bir eşinizi, dostunuzu, akrabanızı etrafınızdaki bir kimsenin üzerine kötülük sudur ettiğiniz ettiğinde o kimseye dua ederiz. Şimdi iyilikler de kötülükler de bu biraz sizin tuhafınıza gidebilir. Hastalık, kötülük, iyilik
birer varlık gibidir. Varlık. Ben öyle gördüm. Öyle söyleyeyim. Varlık gibidir derken böyle kesin kati böyle inanın manası çıkmasın. Bunlar birer varlık gibidir. Ölüm varlık gibidir. Nefis varlıktır. Hastalık varlıktır. Benim inancım böyle. Bunlar dolaşır. Kötülük dolaşır. O dolaşırken sen onu satın alırsın. Sen onu istersin. Sen onu talep edersin. O sana tatlı gelir. O sana lezzetli gelir. O esnada. o seni yener o esnada. Ve sen elini uzatır alırsın. Elmayı alır gibi, armutu alır gibi, çaya dokunur gibi ona
dokunursun. Alırsın onu. Kötülük bir kimse üzerine keletirle dökülmez. Üzerine kovayla dökülmez. O kimse kötü yaratılmaz. Sen insansın. İnsansın. İnsan. Sen yaratılıştan imanlı da oldun. Yaratılıştan temiz oldun. Yaratılıştan mübarek de oldun. Yaratılıştan has yeryüzünde halife olarak yarattı. Halife olarak yarattı. Sen. Adem’in çocuğusun. Adem’in, Adem ise. Allah’ın bir lütfu, ikramı, keremidir. Adem. Cenabı. Hakk’ın kendisine halife olarak yarattığıdır. Sen onun oğlusun. O yüzden sen kötü yaratılmadın. Bakın kötülük yaratıldı. İyilik de yaratıldı. Ama kötülük de iyilik de birer varlık
gibi, birer latif cisim gibi aramızda dolaşır, önümüzde dolaşır, arkamızda dolaşır, yanımızda dolaşır. Devamlı iyilik de kötülük de etrafımızdadır. Biz. sol elimizde kötülüğü alırız, sağ elimizde iyiliği alırız. Ama kötülüğü biz talep ederiz. O yüzden bu noktada bizim bu huzumuz kötülüğedir. Kötüye değil. İnsanlar burada yanılgıya düşüyorlar. Mesela bizim buzumuz içkiyedir. İçki içene değildir. Bizim buzumuz esraradır. Esrar içene değildir. Bizim buzumuz o kötülüğü yapana değildir. O kötülüğe karşıdır bizim buzumuz. O yüzden kötülüğü önlemeye çalışın diyor. Siz bir kötülük
görürseniz siz o kötülüğe mümkün ise elinizle durdurun elinizle. Bu ne? O kimse kötülüğü ele almış. Kötülük yapacak. Onu kötülüğü yapmaktan men etmektir. El ile durdurmak. Onu el ile mümkün değil ise dil ile onu durdurmaya çalışın. Dil ile onu ikaz etmek, irşat etmek. Dil ile kötülüğü önlemek. O kimse kötülüğü almış eline. O kötülüğü eline almış. Biz onu dil. ile onu ne yapacağız? İkaz ve irşatta bulunacağız. Biz ona nasihatta bulunacağız. Aman bu kötülük senin elinde. Yapma. Eğer ki
diyor o da mümkün değilse kalben muz edin. Kalben muz ettiğimiz kötülüğedir. Kötüye değil. Kötülüğü işleyen insan o esnada kötüdür. Kötülüğü terk ettiğinde o insan iyidir. İçkiyi içen insan o esnada kötüdür. İçki onun üzerinden giderse o iyi insandır. O yüzden. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, “Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir.” Niçin? Kötülük ondan gitti. Çünkü artık o kötülükten uzak oldu. Kötülük bir varlıktı. O tövbe ederekten o varlıktan kurtulduk. Veyahut da bu karanlık hani cinni
taifeleri var ya işte cin ona musallat oldu diyor. Kötülük cinni taifesi gibidir. Varlıktır. Ona musallat olur. Onda yer tutar. Bir kimse devamlı gıybet ediyor. Kötülük onda devamlı var. O kimse kötü o kimse kötülükle dost olmuş. O Allah’ı bırakmış. Allah’la dostluk peyda edeceğine kötülükle dostluk peyda etmiş. Aslında batıni noktada şirk noktasında bir kimse hırsızlık o yüzden diyor iman üzerine hırsızlık yapamaz. Neden? Hırsızlığı kendi üzerinde adapte etmiş. Adam hare götüreceğim diye uğraşıyor. Habere çalacağım, çırpacağım, etraftan alacağım. Vahşi
o kimse o hal üzerine ölürse şirk üzerine öldü. Niçin? Kötülüğü üzerinde adapte etti. Kötülükle hemhal oldu. Kötülükle dost oldu. Kötülükle hususlat oldu. O kötülük de analı hale geldi. Kötülüğün simgesi oldu. Aslında o özünde temiz ama çamurun içine girdi. Çamura bulandı. Çamurla hemhal oldu. Çamurun içinde. Çamurundan çıksa ne dermiş? Adam çamura boyanmış ya. Adam çamura boyanmış ama içinde. insan var onun. Yıkarsak tertemiz insan olarak çıkacak. Bunu içsel batin olarak düşünün. Kalbi çamurlaşmış onun. Onun kalbine çamur girmiş,
pislik girmiş, necaset girmiş, kirlilik girmiş, gıybetlilik iftira. Onun bunun işini gücünü karıştırmak, onun bunu araştırmak, onun bunun eksini fazlasını didiştirmek, nereye gittin, nereye geldin? Kimle konuştun? Nereye gidiyorsun? Sana ne? Içindeki kötülüğünü döküyor. Bir bulmaya çalışacak. Neredesin? Sana ne? İçindeki kötülüğünü döküyor. Bakın küçücük sorulardır bunlar. Ama onun içerisinde kötülük var. İllaki araştıracak, illaki soruşturacak, gıybet etmeye, dedikode etmeye, iftira etmeye tırnak batıracak yer arıyor. Nefsi onun arıyor. Birisi neredeydin? Ne yapıyordun orada? Dedi mi hemen garnınızı alacaksınız. Ha
bu benim hayatımı araştırıyor. Neden araştırıyor benim hayatımı? Çok dostan öyle değil mi? Ben açtım telefon. Adnan neredesin ya? Nereye. gidiyorsun? Allah. Adnan’la bir işin varsa. Adnan selamünaleyküm. Aleykümselam. Bana bir takım koltuk gönder filan diye. Sana ne. Adnan’ın nerede olduğundan belki de mahrem bir yerde konuşamayacağı bir yerde nereye geldin sana ne? Neden geldin sana ne? Neden gittin sana ne? Bakın o kötülük içine işlemiş onu dolaşıyor. Gıybet edecek olan, iftira edecek olan insan karşıdaki kimsenin nerede nasıl bir
hayat yaşadığını araştırır. O gıybetin içerisinde, iftiranın içinde o uzak durur. Kötülük yalıyor. Kötülük onu yalıyor. İşte bizim buzumuz ehli tasavvufu buzu kötülüğe edecek. Biz yoksa insanlarla bu noktada işimiz yok. Ölüm dolaşır. Varlıktır. Azrail’in emrindedir. Hastalık dolaşır. Varlıktır. Bu benim kendi inanışımdır. Dolaşır. Hastalıktan ölmez hiç kimse. Ha biz hastalığa kafa aralarız. Alırız. Elimizde biz onu kapar alarız. Resulullah. sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ölüm sebebi. Yahudi kadının kuzu bununda yedirdiği zehirdir. Ölüm sebebini. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretleri kendi eliyle aldı yeri ölüm sebebi. Hazret-i Ayşe validemize böyle nakletmiştir. Onun ateşler içerisinde kıvranması, bayılması o. Hayberin fethinde yediği devrimes sebebi odur. Bakın o sebebi kendi eliyle aldı. Kendi eliyle aldı. Evet o bir kaderdir. O bir takdirdir. Ama onu kendi eliyle aldı. Kendi cüz iradesiyle aldı. Evet. Aldattı. Yahudi kadınını kandırdı. Bu manada zehri terk etti, verdi ona. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu yedi. Ama bu noktada ölüm sebebi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini
kendi aldı. O zaman hastalığın sebebini biz kendimiz alırız. Bellidir. Senin terli bir şekilde soğuğa çıkarsan üşütteceğin bellidir. Sen hastalığı. kendi elinle alırsın. Bellidir. Sen çok yersen hasta olacaksın. Hastalık bellidir. Kendi elinle alırsın. Hayatımızda ne bir sıkıntı geldiyse kendi elimizle alırız. Evet. Perdenin gerisinde kaderi ilahidir. Takdir ilahidir. Cenâb-ı. Hak. Allah’ın yaratmasıdır. Bunlarla alakalı bir işimiz yok. Mesela bir kimse hırsa bürünür batar. Sebebi kendisidir. Sebebi kendisidir. Bir kimse tembelliğe düşer batar. Sebebi kendisidir. Bakın o kendi eliyle alıyor
onu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, “En kıskancınız benim.” bir erkek eşini kıskanmazsa, çocuğunu kıskanmazsa sonucunu kendisi hazırlar. Sebebi kim? Kendisi kadınlara diyor ki, “Kocalarınıza itaat edin.” Kadın kocasına itaat etmezse itaatsizliği kendi eliyle alıyor. Boşanma sebebi kendisi. Erkeklere diyor ki siz eşinizin, evinizin geçiminden, iyaşesinden, ondan sonra evliliğin yürütülmesinden sorumlusun. Adam o sorumluluğu yerine getirmiyor. Kendi. eliyle kendi elini yıkıyor. Biz kendi elimizle al bir şeyiz. Yüzü irademiz var. Aklımız var. Tasavvuf anlayışımız aklı reddetmek değildir.
Bu manada bizim dini anlayışımız aklı reddetmek değildir. Bu manada akıl sahipleri. Allah’ı bulurlar. Allah’a ruhsat olurlar. Akıl sahipleri. Allah’ın emirlerini dinlerler. Akıl sahipleri. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini tanırlar ve onun sünnetine tabi olurlar. Akıl sahipleri bir üstada bağlanılması gerektiğini bilirler ve tabi olurlar. Akıl sahipleri ancak. Allah’ın zikrini anlayabilir, algılayabilir ve. Allah’ı zikreder. Akıl sahipleri o zaman biz kendi aklımızla alırız bir şeyi. Kendi aklımızla. Biz kendi aklımızla buraya geldik. Evet. Allah lütfetti, ikram etti, ihsan etti.
Cenâb-ı. Hak hidayet etti. Ama ehe diyen biziz. Elhamdülillahi rabbil alemin. Sana hamdedelim ya. Rabbi. Sen alemlerin rabbisin. Akıldır bu. Bu akıldır. Akıl alemlerin. Rabbi olan. Allah’ı hamdetmeyi gerektirir. Akılsız olanlar. Allah’a hamdedemezler. Alemlerin. Rabbi olarak. Allah’ı kabul etmezler. Errahman rahimi malikiemmittin akıldır. Sen hem rahmansın hem rahimsin hem din gününün sahibisin. Bunu kabul eden akıldır. İyyake nabudu ve iyyake nastain akıldır. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Ancak sana ibadet ederim. Akıl. Ancak senden yardım dilerim. Akıl. Aklın tam
ortası, tam merkezi aklımızda. Sakın ehli tasavvufuz deyip de bu aklı inkar edenlerden, olanlardan saymayın kendinizi. Zındıklaya düşersiniz. Bizim inkar ettiğimiz akıl bundan sonrakidir. Sıratine enam aleyhim. Akıl yok burada. Ya. Rabbi bizi sırat-ı müstakim de eyle. Bu bizim aklımız değil artık. Bu. Allah’ın aklı, Allah’ın vermesi, Allah’ın istemesi. Bu. Allah’ın lku, ikramı. Bunda bizim ciz irademiz yok. Bunda herhangi bir şeyimiz yok. Gayrü mağdur aleyhim. ve amin. Bizi o men ettiklerin var yac delalete düşenler, deccaliyete düşenler, şeytaniyete düşenler
bizi onlardan eyleme. Teslimiyet var burada. Biz geldik, geldik. Geldik, geldik bir yere kadar orada ona teslim olduk. Dedik ki kul olarak bizim yolumuz buraya kadar. Kulla bizim gelişimiz buraya kadar. Bundan sonra bundan sonra sana teslim olduk. Ya. Rabbi burada bizim aklımız yok artık. Biz seni zikrederiz. Sen kaçıncı göğe çıkarırsan çıkarırsın. Biz seni zikrederiz. Sen bize ne ihsan edersen edersin. Biz seni zikrederiz. Bakın zikredinceye kadar akıl dizay et. Hani var ya. Ankı suresi kaç 49. Ayet miydi?
49. Ayet diyor ya namaz sizi kötülüklerden alıkoyar ama. Allah’ı zikir en büyük iştir. Siz cemaatlerle beraber olun. Enteresan bir. Öyle değil mi? Namazsız kötülüklerden, fahşiyetten,. her türlü yanlışlıklardan sizi koruyacak. Neden? Namaza kötülük yaklaşmıyor. Kötülük bir varlık. Sen namazda gözün var ise o kötülük sana yaklaşmayacak. Bir namazdan bir namaza gözünü diktin. Kötülük sana yaklaşmayacak. O namazın maneviyatı, namazın nuraniyeti, namazın kutsiyeti, namazın o noktadaki manevi varlığı kötülüğü kovulacak, kovacak. Hani geçten bir sahabe vardı ya çok uçarı kaçarıydı.
Allah. Resulü gelip şikayet ediyorlardı. Diyorlardı ki ya. Resulallah filanca var ya evet o işte hiç. İslam’a uygun bir hayat tarzı yaşamıyor. Allah. Resulü de diyordu ki o namaz kılıyor mu? Evet. Allah bize diyordu ki o onun kıldığı namaz onu kötülüklerden alıkoyacak diyordu. Ruhayat bir bölüm daha böyle devam etti. Namaz insanları kötülükten alıkor. Çünkü eğer beş vakit namazı, beş vakit namazı hiç terk etmeden. yaklaşın bu tarafa. Öbür taraf takımlar da gelsin bu tarafa doğru yaklaş. Şu şu
tarafa doğru yana. Şu arkada olur. Arkadakiler duymuyor diye bağırmak zorunda kalıyorum. Ondan sonra diyorlar ki ya bu adam çok sert bir adam. Yanaşın dövecek gibi konuşmayayım seni. Yanaşın biraz egemilikte var ya efelikte damarımızda basarlarsa damarımıza zaten o da ayağa kalkar. Mehet gel yerine git. Ayağa gş geç. Yanaş yanaş yanaş. O taraftan bu tarafa. O genç böyle bir müddet daha o hayata devam etti. Bir müddet. Bir müddet sonra o bütün her tövbe edip geri döndü. Dediler ki.
Allah. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, “Ya. Resulallah, o kimse bütün yapmış olduğu yanlışlıklardan tövbe edip geri dönüyor.” Allah. Resulünün cevabı çok manar. Dedi ki,. “Namaz insanı kötülüklerden alıkır.” Bakın bir hangi eğer bir kimse hani bir sürü ayeti kerime var ya namazı dostu kılın. Bu ayeti kerimenin bir öncesi namazı dostu kılın herhalde öyle olması lazım. Öyle mi? Allah başka nece? Kitabı oku. Evet. Namazı doktor kıl. Namaz senin kıldıklardan alı. Evet. Kitabı oku. Namazı tost. Kitabı oku.
Kur’an-ı. Kerim. Buradan böyle bazıları bu kitabı okuyor. Böyle dolaştırıp döndürüp dolaştırıp bunlarla da ben biraz tartıştım. Böyle felsefe ruhları var. İşte kitabı oku. Bu ne? Bu alem. Bu alemi oku. Işte bu alem kitap. E bu kitabı okumasan da olur. Hayır kardeşim. Sen bu kitabı okumazsan bu alemi okuyamazsın. Bu alemi okumak istiyorsan kitabı okuyacağım. Sen eğer insanı okumak istiyorsan yine kitap okuyacaksın. Kur’ansız bir. din, Kur’ansız bir felsefe, Kur’ansız bir inanış yok. Işte onlar laf salatası. Biz o
alemi okuyoruz. Kitap olarak bu alemi okuyoruz. Bu alemi. Allah yaratmadı mı? Biz onu okuyoruz. Hadi gel birinci gökten bahset bana. Alemi okuyan arkadaş. Hadi gel ikinci gökten bahset bana. İkinci göke çıkma. Allah rızası için. Birinci gökten bana bahset. Birinci gökteki meleklerin zikrinden bahset. Bana alemleri okuyorsun ya. Hadi gel. Birinci birinci kökteki mahlukattan bahset bana. Yaratıklardan bahset bana. Alemi okuyorsun ya. Bir tane bahset bana. Bir tane. Lafzır. Siz biliyor musunuz? Bak kardeş ben bildiğimi söylesem sen anlayacak
mı ki? Sen madem yok bir tane bir söyle bana. Yok. Alemi okumak. Kur’an’dan geçiyor. Öyle pasapı yok. Evet. Kitabı oku. Namazı toz doğru kıl. Ha. öyle yok. İşte. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri namazı zaten öyle kıldı avam için. Eğer o has o arşada kılıyor arkadaşlar. Yok böyle bir. Namazı dost doğru kıl. Tadili erkanıyla. Evet. Namazın üzerine sade manalar yükleyebilirsin. Bu farklı bir. Ama tadiler, erkanını, rükusunu, kıyamını, secdesini terk etmek yok. Devam ediyor. Namazı dostları kıl.
Namaz seni kötülüklerden alıkoyacak. Ve devam ediyor. Allah’ı zikretmek en büyük iştir. Devam ediyor. Bakın bu kulun üzerine akıl bu. Sen otur. Allah’ı zikret. Bu akıl, bu senin yapacağın iş ve bu zikir seni de kötü, bu zikir seni komple iyiliklerin içerisinde bulunduracak. Şöyle de görme. Ben. Allah’ı zikrediyorum. En büyük işi yapıyorum deme. Ondan daha büyük iş var. O ne? Allah’ın seni zikretmesi. Sen nasıl. o büyük işi görama düşme, yanlışa düşme. Kendi kendine ben en büyük işi yapıyorum
deyip gururlanma. En büyük işi yapan kim? Allah. O da seni zikrediyor. Beni zikredin, ben de sizi zikredeyim. Bak beni zikredin, ben de sizi zikredeyim. Beni zikredin. Emir. Kime? Akıl sahibine akıl sen onu zikredeceksin. Senin aklına emrediyor. Senin ruhuna, sırrına, vücuduna, bedenine, varlığına emrediyor seni. Diyor ki beni zikret ve akılsızlardan olma. Ahmak olma. Geri zekalı olma. Embesil olma. Dinsizlerden, müşritlerden olma. Geri dönenlerden olma. Allah’a döndürülenlerden, Allah’a dönenlerden ol. Onu zikret ve o da seni zikredecek en büyük
iş bu. Bakın onun sizi zikretmesinde sizin bir ihtiyarınız yok. Hani bir adım atana 10 adım atanın var ya hadis-i kudsi. Akıl bir adım sen atacaksın. Akıl 10 adım sen atacaksın. Akıl 100 adım sen atacaksın. 100 adım sen atarsan o sana koşacak. Bu aklı biz reddetmemiz mümkün değil. O yüzden kötülüklere bu etmek, kötülüğe bu etmek. Kötüye değil. O kimse döner oradan tövbe eder, aff olur. Bakın döner aff olur. Bir kimse ne kadar büyük günah işlerse işlesin, ne
yaparsa yapsın ya. Rabbi beni affeyle der affede. Bu farklı bir. Onu sen öyle kıyaslama. Onu öyle nitelendirmedi. Kötülük dolaşır ona buz et. Kötülüğe. İçki dolaşır, kumar dolaşır, fuhuş dolaşır, hırsızlık dolaşır, kursuzluk dolaşır. Ona buz et. Şahsa değil, şahsa dua et. Ya. Rabbi sen bunu affeyle. Sen buna hidayet eyle. Sen bunu muhafaza eyle. Sen bunu koru. Ama o kötülüğün emrine girmiş olanlar vardır. Kötülüğün. emrine girer. O esnada hırsızlık yapıyor. Kötülüğün emrine girmiş. O yaptığı işle, yaptığı sıfatla
sıfatlanır. O sıfatla sıfatlanıyor. O kötülük onu bürüş o esnada ve o kötülük ondan uzaklaşmadığı müddetçe o halin üzerine ölürsün kü halinde ölür. Neden hırsızlık? Çünkü o sıfatla sıfatlandır. Nasıl. Allah’ı zikrederken bir kimse. Allah’ın zikir sıfatıyla sıfatlar ölse direkt cennetlik şurada zikrullah alakasında sorun sual yok. Neredeydin. Allah’ı zikrediyordun bitti. Ne. Allah dedi gitti. Eğer amacı zikirse bun gitti. Biz 92’de hacca gittik. Sabah namazını kıldık. Yan tarafta adan beri sol tarafımızda. Esselamünü aleyküm ve rahmetullah. Esselamünaleyküm ve rahmetullah.
Küt dediler. Öldü adam da daha yeni selam verdik. Adam selam ver. Oturdum. Oturduğu yerde adam öldü. Sabah namazında oluyor bu. Hemen etrafına bir tane böyle. şerit ama polisler nereden görüyorlar? Nereden buluyorlar? Sanki şeyin ne o. Beytullah’ın yarısı sivil polis sanki ya anında oradalar sanki adamlar sanki çeter ellerinde şiş saftaki kimse ölecekse bekliyorlar sanki anı bak dikkat edin umreye gidenler hacca gidenler birisi ölsün anında hemen sivil polis etrafında duralım anında haında sabahde hanın etrafına bir tane kırmızı
bir şerit çizdiler. Dedim ya ne güzel bir öleim adam. Beytullah’ı seyrederken hem dedim tam. Beytullah’ı seyredecek ya biz. Allah rahmet eylesin efendi o altın karşısında bize mekan eyle dedi 92’de hemen altın karşısında sol tarafta adam öldüm dedim ki kendi kendine. Beytullah’ın kapısı önünde ondan sonra. Altın olup önünde. İbrahim makamı önünde hepsi önde stratejik arkadaşlar. Beytullah’ı değil. En stratejik yeri mübarek bize en stratejik. yerleri tutturmuş. Allah rahmet eylesin. Oturduğun zaman ne o? Hacerül. Esvet orada. İbrahim. Aleyhisselamın
makamı orada. Beytullah’ın kapısı orada orada. Ne? Hicir orada. Tamam mı? Stratejik. O zaman orada vefat etti. Sabah namazından sonra namazı kılar kılmaz ne kadar tatlı. Ne kadar güzelim değil mi? Ben hep böyle niyaz ederim. Sikulla alakası ölelim diye layık olursak inşâallah. Var mı sorunu sıral? Allah dedi. Gitti adam. O zaman iyilik de bir varlık gibidir. Zikir varlık gibidir. Küstürme. Cömertlik varlık gibidir. Küstürme. Güleryüzülük varlık gibidir. Küstürme. Hayır olmak varlık gibidir. Küstürme. Aman sıkı tutun. Gitmesin senden.
Bakın gitmesin. Tatlı dillilik varlık gibidir. Küstürme. Cömertlik iyilik yapmak. İnsanların iyiliğine koşmak, yardımcı olmak, bir kat yemek götürmek birisine, bir tas çorba götürmektir hastaya. Bir. yetimin başını okşamak iyilik gibidir. İyilik varlık gibidir. Dolaşır. Herkes yapamaz bunu. Herkes bunu eline alamaz. Herkes hastanenin kapında kapısında bekleyemez. Herkesin telefonu açık olmaz. Öyle gece sabaha kadar. Bu iyiliğe elini uzatmaktır. İyiliğe uzatmaktır. Herkese demezler benim şuna ihtiyacım var diye. Bu iyiliğe elini uzatmaktır. Bunu kürttürme. Nankörlerden olma, olma, hayırsızlardan olma. Sen.
Allah’ın halifesisin yeryüzünde. Allah’ın halifesi gibi davran. Kimsenin malında, mülkünde, evinde, barkında, işinde, aşında, parasında, pulunda gözün olmasın. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti Kimsenin üzerinde gözün olmasın. Sen halis olma bu noktada sen hasis olma. Sen bu noktada insanların üzerinde hiçbir şekilde hiçbir şekilde ne elin olsun ne gözün olsun merak etmez. Sana ne lazımsa. Allah gönderir. Gönderir. Allah ne lazımsa gönderir sana. Hani var ya. Allah’ı zikretmekten dolayı benden bir. istemeye zamanı olmayan veya işte benden bir istemeyi
unutan, gücü yetmeyen veya benden bir istemeye bu noktada inkıtaya uğratan diyor ki. Allah onun. Allah ona ne lazımsa verir. O sana ne lazımsa verir. Sen otur onu zikret. Neden? Sen onu zikrettikçe o seni zikredecek. En büyü. Otur zikretler. Hani meşhur hikaye var ya baykuşla leyle konuşuyormuş. Dervişin birisi gitmiş bir harabede huzur ediyormuş. Akşam olmuş. Üstat onu seyahate çıkarmış. Seyahat esnasında demiş. Seyahate seyahate çıkan bir derviş yiyecek yatacak harcanacak bir istemez. Dervişler, semazenler, mutban ekibi, başka yerlere
sohbete giden kardeşler, zikre giden kardeşler sakın ha gittiğiniz hiçbir yerde hiçbir istemeyin. Hiçbir. Nerede yemek yiyeceğiz? Nerede su içeceğiz? Nerede yatacağız? Nerede kalkacağız? Hayır. Soracağınız bir tek bir var. Zikir nerede. kardeş? Sen bana zikrin yerini söyle. Başka bir lazım değil bizler. Derviş o. Bakın derviş o. Sakın ha kendinize yatacak, yiyecek, içecek, yer ayarlıyorsanız dervişlikten uzaksınız. Bizim yolumuzdan uzaksınız. Bakın işte eski sufilerin hayatı bu. Eski sufilerin hayatı. Bunu şimdi bu yüzyıla adet edeceğiz. Sakın bir yere gittiğinizde
a kalacak ya. Nerede yatacağız kardeş ya? Dilimden çıkmamıştır daha. Kendimi övmek için söylemiyorum. Dilinden çıkmamıştır. Daha kendi annemin evinde ne yiyeceğiz diye sormamışımdır. Kendi annemin evinde daha kendi annemin daha dolabını açıp da içinden bir tane meyve almış adam değilimdir. Bir tane zeytin almış adam değilimdir. Kendi annemin evinden bir tane zeytin sakın ha. Bir şeyden birisinden bir istemek yok dermişti kadına. İşte o derviş de gitmiş oturmuş yıkıntılı bir yer. Huzur ediyor. Allah’ı zikretmeye başlamış. Hal alemi açılmış.
Leyrekliyormuş ki baykuşa, “Hey baykuş, ne kadar tembel adamsın diyormuş. Ben gittim o kadar. Allah. Cenabı. Hakk’ın rızkını aradım. Baktım ettim. Karnımı doyurdum geldim. Sen hala daha oturuyorsun çalışmıyorsun. Neversin demiş ona. Bakmış açmış gözünü kaldırmış ses daha yok. Indirmiş gözünü. Gene gene leylek laklaka. Ya öyle laklaka insanlar da vardır. Bana az önce sordum ya neredesin? Nereye gidiyorsun? Kimin nesi? Ne ama geldin? Ne ama biliyor? Laklakadır o da. Neyse bir iki daha laklaka yapınca lekş kafasını kaldırmış. Seyret
ona. Bak. Leylek bakmış ona ne yapacak diye. Derin bir nefes almış. Bakmış demiş. Tabii derken böyle geriye doğru kayılmış kendinden geçmiş. Abi bir laf vardır onu söylemeyeyim arkasına düştü derler ya. şeyinin üzerine öyle kendinden geçmiş bir kendine görmüş sallamış üç tane serçe kuşu çik çesini almış bir tanesini indirmiş yere kanadın. An ikisini de salmış, itmiş. Biz. Allah’ı öyle zikrederiz demiş. Cenâb-ı. Hak bizim rızkımızı önümüze getirir. İhtiyacımız kadar malı geri kalanı azat edermiş. Zikir senin dilinde demiş.
Sen çok zikretsin dersin. Lak lak geçirirsin ömrünü gidersin demiş. Yılan çıkacan ararsın demiş. Biz ise demiş hamdolsun demir rızı. Kur’an demiş. Sen zikredersen. Allah senin ihtiyacını önüne getirir. Lazım olan. Ama sen razı ol ona. Sen ona razı ol ona. Sen. Allah’tan gelene razı ol. Sen aklına uy, aklını yerine getir. Ama ama razı ol, şikayet etme. Sen en merhametlii merhametsizlere şikayet ediyorsun. Sen zalimlerden intikam alanı zalimlere şikayet ediyorsun. Sen. hastalığı yaratanı, hastalığı yaratanı derdi yaratıp da devasını
yaratanı sen gidiyorsun derdin içinde bu olanlara şikayet ediyorsun. O zaten derdin içinde. O derdine derman bulsa kendine bulacak. Ve. Ahmak ne yapsın onu? Derman sahibini ona şikayet ediyorsun. O zaman şikayet etmez. De ki ya. Rabbi bu hastalık senin. De ki ya. Rabbi bu bela senin. De ki ya. Rabbi bu hürmet senin. De ki bu sıkıntı senin. De ki bu dert senin. Ama şikayetin yok da sen. Allah’ı zikret. O yüzden kötülüklere buzdan çıktı. Biz kötülükleri buz ederiz.
Kötülere kinlenmeyiz. Kinlenmek yok. Derviş birisine kinlenmez. Derviş kimseye kinlenmez. Dervişin kini yoktur. Dervişin kini yoktur. Ne dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri? Sevdiğini ölçülü sev. Bir gün düşmanın olabilir. Düşmanına. ölçülü düşmanlık yap. Bir gün senin sevdin olabilir. Sen sevdiğini ölçülü sev. Nefsinden seversen bir gün onun düşmanı olursun sen. Evet. İnsan nefsine uydu mu düşmanı olur sevdiğinin. Seni çok seviyorum diyen bir gün elinde hançer senin karşına çıkar. Seni çok seviyorum diyen insan bir gün elinde silah
senin karşına çıkar. Senin için ölüyorum, yanıyorum, bitiyorum, aşıkım diyen bir gün gelir hiç ummadığın anda hançeri basarsan. Neden? Çünkü sen seni çok seviyorum diyene tebessüm edersin. Ondan hiçbir beklemez. Teslim olursun. Teslim olduğun an südü bozsa gelir umur sana. Südü bozsa gelir hançerler seni yaralar de seni. Bir bakmışım ki seni çok seven düşmanın olur. Senin sen düşmanlık yapmazsın. O sana düşmanlık yapar. Südü bozuk olanlar yapar bunu. Südü bozuk olmayan. yapmaz. O sevginin kabuğuna aşık olmuş. Sevginin özüne
değil. O sevmenin özünü yakalayamamış. Onun sevgisi zahirde kalmış. Bu neye benzer biliyor musunuz? Çaydanlık patlar, kadının yüzü yanar. Adam onu terk eder. Adam kadının yüzüne aşıkmış. Adam iflaz eder, kadın onu terk eder. Kadın onun parasına aşıkmış. Adam boylu olsun, yakışıklı. Bir hastalık gelir. Kadın onu terk eder. Kadın onun zahirine aşıkmış. Bu sevmenin zahiri kabu sen özüne gir. Sen sevdiğinin üzerindeki süse bakma. Sevdiğinin elindekine bakma. Sevdiğinin şatafatına bakma. Bir gün o gidebilir. Sevdiğinin şataatına bakma. Bir gün
ondan şata gidebilir. İnsani manada söylüyorum. Allah’ın şatafatı hiç bitmez. Allah’ın şatafatı hiç bitmez. Allah’ın nimetleri hiç bitmez. Ama hani var ya ayeti kerimede darlığa düştüklerinde. Allah’a dua ederler, ibadet ederler. Allah. onları darlıktan kurtardıktan sonra geri dönerler. O sen bunlardan olma. Darlığa düştüğünde, hastalığa düştüğünde, borçluluğa düştüğünde, sıkıntıya düştüğünde, yokluğa düştüğünde, burnun kıstında. Allah deyip de gevşediğinde. Allah’ı unutanlardan, geri dönenlerden olma. Vefasızlardan, nankörlerden olma. Ya sevginin özüne gir. Sana verse de vermese de onu sev. Seni darlığa da
katsa, ateşlere de atsa. İbrahim gibi, Yunus gibi balın karnına da atsa, Yusuf gibi seni kuyuya dağıtsa, Eyyüp gibi seni hastalıklara da düçar etse, Musa gibi. Firavun’u senin başına musallat da etse sen. Allah demekten vazgeçme. Vazgeçme. İbrahim ol. Ateşlere düştüğünde o beni görmüyor mu der. Sen. Eyyüp ol. Sakın şikayet etme. Sen kerimsin. Sen. Allahsın. Sen rabbimizsin de. Sen. Yusuf gibi ol. Kuyuya atıldığında neden kardeşlerim beni kuyuya attı deme. Otur. Allah’ı zikret. Kuyunun içinde de ki benim sahibim
sensin. Malikül mülk sensin. Sen. Adem gibi ol. Neden yeryüzüne atıldım deme. De ki ben nefsime zulmedenlerden oldum. Ben günah işleyenlerden oldum. Ben kusur işleyenlerden oldum. Ben işleyen edenlerden oldum. Beni affet be. Sakın beni buraya neden attın deme. Dervişlik uzun yok. İnsanlık uzun yok. Hayat bu noktada kısa ama uzun yok. Halden hale seni katabilir. Yangından yangına, ateşten ateşe, dertten derte seni uğratabilir. Sakın ben bunu elim uzatmalıydım. Bundan şikayet etmem. Ne dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri?
Bilerek veya bilmeyerek yaptığım her ne var ise beni affet. İsteyerek istemeyerek her ne yaptıysan beni aff. Aman efsarak aman yanlışlığımı oyarak aman kusuruma uyarak ama duygularıma yenilerekten ne yaptıysan beni affet. de. Nefsine düşmek etmek yok. Bu noktada karşı gelmek yok. Razı olmak var onda dermiştir. O işte. Allah’ı zikredersen senin razılığın da olur. Allah’ı zikrederse ve akıl insanı zikrettirir. Akıl insanı zikrettiriz ve onun zikretmesi. Allah’ın lütfi ikramıdır ki. Allah onu daha büyük bir zikirle zikreder. Dedi ya
hadis-i kutside kul beni kendi nefsinden anarsa ben de onun nefsinden anarım kul benimi cemaat içinde anarsa ben onu daha hayırlı bir cemaatin içerisinde sekreterim dedi onlardan. Amin. Olan sevaplarız padişahı sayat. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem iş geçmiş bütün peygamberimiz şan efendilerimizin ruhlarına ayrı ayrı hediyelik vasıl ve sı eyle ya rabbim aminlar eyle ya rabbim fevzatlarını himmetlerini şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya rabbim amin yarimizin efendilerimizin ruhlarına hideyik vasil. ve sedar eyle ya rabbim amin imamlarımızın ruhlarına
hideyik vasıl ve eyle ya rabbim. Rabin hazinuzlarına ayrı ayrı batıl ve seda eyle ya. Rabbi. Rabin mürşid kamillerin ellerin evliyaların dervişlerin müminlerin ruhlarına hilik vasıl ve sedar eyle ya. Rabbi. Amin. Üstadımız mürşidimiz canımız cananımız kurbanımızı. Mustafa. Efendi hazırın ruhanet kelerine hediyeik vasıl ve sedalar eyle ya. Rabbim. Ya. Rabin resulası ve eyle ya. Rabbi. Ya. Rabbi kamillerin velilerin evliyaların dervişlerin müminlerin ruhin kelerine hediyeleri vası ve sedar eyle ya. Rabbi. Amin. Alemize gelmiş geçmiş. Osman aley gelmiş geçmiş
akrabai talikatlarımızdan gelmiş geçlerin ruhlarına ruhaniyetlerine ayrı ayrı vahid basır ve eyle ya. Rabbi. Rabbin eyle ya. Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. Amin. Estağfurullah. Estağfirullah. Estağfirullahelim kerim. La. ilahe ill hayyül kayyum ve billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Muhammedahillahieminat. Amin. Suy. İlgili Sohbetler 696. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 396. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 292. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf –
Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.