Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Veliler ·

Velilerin tasarrufu

Ve hilafet kaldırılmasıyla evliyadan tasarruf alınmıştır demiyor buna katılıyor musunuz. Hayır velilerin tasarrufuyla hilâfetin kaldırılması. Aslında ne alaka var mıdır diye sormuş herhalde. Ben bir a...

Velîlerin Tasarrufu — Mânevî Yetkinin Sınırı ve Mâhiyeti

Velîlerin tasarrufu, tasavvufun en derin mes’elelerinden biridir. Tasarruf, bir mânevî yetkilendirme demektir: Allâh, sevdiği kuluna izin verdiğinde, o kul tabiat üstü hâdiselerde bir rol oynayabilir. Ama bu tasarruf, asla velînin kendi kudretinden değildir; her zamân Allâh’ın izniyledir ve Allâh’ın kudretine bağlıdır.

Tasarruf Allâh’ın İznine Bağlıdır — Velînin Kendi Kudreti Yoktur

Velînin tasarrufu, kesinlikle kendi kudretiyle değildir. Hattâ peygamberler bile mu’cize gösterdiklerinde, bunu kendi kudretleriyle değil, Allâh’ın izniyle gösterirler. Velîler de aynı şekilde: Onlar Allâh’ın araçlarıdır. Allâh dilerse onlardan bir hâdise zâhir olur; dilemezse hiçbir şey olmaz. Bu yüzden velîlere «kudret sâhibi» demek yanlıştır; «izin sâhibi» demek doğrudur.

Tasarrufun Çeşitleri — Hayât, Şifâ, Hidâyet

Velîlerin tasarrufu üç ana kategoriye ayrılır: Birincisi maddî dünyâdaki tasarruf — şifâ vermek, hastalardan dert almak, sıkıntı dağıtmak. İkincisi mânevî dünyâdaki tasarruf — kalbe ilhâm vermek, mürîdin nefsini terbiye etmek, hidâyete vesîle olmak. Üçüncüsü berzâh ve âhiret tasarrufu — vefâttan sonra da şefâat etmek, mürîdleri kabir azâbından korumak. Her üç çeşit de Allâh’ın izniyledir; velînin keyfine bağlı değildir.

Velînin Tasarrufunda Edep — Kâimakâmlık Şuûru

Gerçek velî, kendisini hep Allâh’ın bir kâim-i makâmı olarak görür. Yâ’nî kendisi hiçbir şeydir; sâdece Allâh’ın bir vekâletiyle bir iş yapar. Bu sebeple velî, tasarrufundan kendisi için bir gurûr çıkarmaz; aksine her zamân «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» der. «Benim hiçbir gücüm yok, hiçbir kudretim yok; her şey Allâh’tandır.» Bu edep, gerçek velînin alâmetidir. Tasarrufunu sâhiplenen, gerçek velî değildir; nefsî bir aldanış içindedir.

Mürîd Velînin Tasarrufuna Sığınır — Ama Allâh’a Tevekkül Eder

Mürîd, velînin tasarrufuna sığınabilir; ondan duâ ister, himmet bekler. Ama bu, Allâh’a tevekkülün yerine geçmez. Mürîd asıl olarak Allâh’a tevekkül eder; velînin tasarrufu, Allâh’ın izniyle çalışan bir araçtır. Anne ile çocuk gibi: Çocuk annenin sevgisine sığınır; ama anne, çocuğun Yaratıcısı değildir. Sevdiği için Allâh’tan onun için ister. Velî de aynı: Mürîdini sevdiği için, Allâh’tan onun için ister. Mürîdin asıl bağlılığı Allâh’adır.

Tasarrufun Sınırı — Ezelî Hükme Müdâhale Etmez

Velînin tasarrufunun bir sınırı vardır: O da Allâh’ın ezelî hükmüdür. Eğer Allâh bir hükmü ezelî olarak kararlaştırmışsa, hiçbir velînin tasarrufu o hükmü değiştiremez. Velînin tasarrufu, ancak hükmü ortaya çıkaran sebeplere müdâhale eder; hükmün kendisine değil. Bu yüzden bâzen velînin tasarrufu görünür; bâzen görünmez. Görünmediği yer, Allâh’ın hükmünün apaçık çalıştığı yerdir. Allâh muhâfaza eylesin; bizi velîlerin tasarrufuna sığındırsın; ama her şeyden önce Allâh’a tevekkül ettirsin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Tasarruf, Muhabbet, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü