1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’e hakkı, hak, batılı, batıl bile nereden eylesin? Hakkı, hak bilip hakça yaşayan, batılı, batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim nerede Müslümanlara zulmediliyorsa, nerede kanları, şerefleri, haysiyetleri, toprakları, ayakları altına alınıyorsa, Cenâb-ı Hak hepsinden de intikamını aldırsın. Müslümanlara saldıran, Müslümanları katledenleri helak eylesin. Ejmeyn. Kurbanına yedi ortak giriyor, hayvanı alıyorlar, sonra ortaklardan biri vazgeçiyor. Ortaklıktan çıkıyor, başka biri bunun yerine girebilir mi? Yedi hisse olarak birisi almış, birisi alınca onun yerine o kendi hissesini başkasına satma nasıl olur?
Bu konuda çok sıkıntılar var. O yüzden hem ortakların iyi bilinmesi lazım. Buna Diyanet fetva veriyor böyle olmasına. Aslında bakacak olursan Diyanet büyük başı satıyor, büyük başı satarken de hisse olarak satıyor. Oradan fetva veriyor zaten. Normalde bir hayvan üzerine vermiyor, hisse satıyor. Bu vakıflar da ne bileyim onlar bunlar da aynı şeyi yapıyor. Hanefi’ye göre tehlikeli. Ben bu sene zekat verdiğim için kurban kesmek istiyorum. Siz uzaktan vekalet verilerek kesilen kurbanda sıkıntı oluyor demiştiniz. Eşim araba olmadığı için ben uğraşamam dedi. Kesip hazır getiriyorlar birine vekalet ver kestir dedi. Ben ne yapmalıyım? Hazreti Ayşe annemize diyor ki Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Ya Ayşe kurbanının başında dur.
Vekaletle kurban kesilir mi? El cevap kesilir. Bunda bir sıkıntı yok. Eğer o vekaleti alan kurum, şahıs neyse bu konuda sağlimse, sahihse olur. Ama bir şey var. Bu haşta da var. Bu kurbanda da var. Mesela büyük marketler kurban satıyorlar. Onca kurban sattık. Kaç tane sattı? Diyelim ki 5 bin adet sattı, 10 bin adet sattı. Ya ikinci gün etin gelmesi doğal mı? Hayatın akışına aykırı. 5 bin kurban kesmiş olsa bir gün de kesemez 5 bin hayvana. Ya ben kendim kurban kesen bir insanım. gençliğimde 13-14 dakikada bitiriyordum bir kuzuyu. İyi. Normalde 5 bin, 6 bin kurban satan bir şey düşünün. Ne o? Bu marketleri düşünün. Nasıl ertesi günün kurbanını getirecek bir de parçalanmış vaziyette? İşlenmiş vaziyette bir de.
Veyahut da vakıfları düşünün. İyi, hadi onlar üç gün, dört gün kesecekler diyelim. dördüncü, üçüncü günün ikindiye kadar kesecekler diyelim. Ama ne yapıyorlar bilmiyorum. Haşta da aynı. Millet hacca gidiyor. Peki Türkiye’den yaklaşık 100 bin hacı, 120 bin hacı gidiyor. 120 bin kurbanın böyle 5 saatte, 4 saatte kesilmesi mümkün değil. Said mümkün mü? Geldi mi Said? Mümkün mü Said Türk kasaplarının bir gün de hayvanları kesmesi? Mümkün. Diyanetin komple 120 bin hacısının kurbanı bir gün de kesebilir mi? Kesilir. Kesiliyor mu? 100 bin tane, 115 bin tane. Günlük? Biz beni aldırırken kombin olarak. Kombinanın içinde hayvanlar var. Erboya’nın günde 1800 tane. Her kombinanın içinde de 60 tane arayan.
2. Bölüm
Yani? Bir mezbahı günde 50 bin tane kesiyor. Ama diyanet diyelim ki bir gün de bitirebilir mi 120 bini? 4 gün sürüyor. 3 gün sürüyor. Şunu öğrenmeye çalışıyorum. Diyanet 100 bin hacı götürdü 100 binde kurban kesiyor. Bir gün de bitirebilir mi 4-5 saatte? 4-5 saat sonra ihramdan çıkarıyorlar kurbanlarınızı kesilir. O ayrı. Hatta kemisi sabahtan çıkıyor ya. Kesildi haber geliyor kesildi diye. İşin bir de bu tarafı var. Normalde o kimsenin kurbanı kesilmedi diyelim ki. O kurban kesildi diye kendince ihramdan çıktı. Tıraş oldu çıktı. Haccın tavafını da yaptı diyelim ki. Cinsel ilişki de serbest oldu. Ama kurbanı kesilmedi de. Bunları normalde o kimse ihramdan çıktı ayrı ceza. Cinsel ilişkiye girdi o da ayrı bir ceza.
Allâh bizi affetsin. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem temiz bir soya ağacından geliyor demiştiniz. Amcası Ebu Leheb şirk ehli. Peygamberimize karşı gelen biriydi. Peygamberimizin amcası Ebu Leheb temiz soya ağacının dışındadır diyebilir miyiz? Evet. Hazreti Hızır aleyhisselamın seyri sülük yaparak müledin ilmleri sahip olmuştur. Yoksa Allâh tarafından bu ilim ona doğuştan mı verilmiştir? Hazreti Hızır biz onu bir peygamber olarak biliyoruz. O yüzden normalde bütün peygamberlerde ilm-i lezim vardır. MâşâAllah. Az yazmışsınız ya. Ateist ve egonistik düşünürler Tanrı’nın varlığını kanıtlayan argümanların hepsine eleştiriler getirmiştir. Bu eleştirilere karşı sizin yorumunuzu merak etmekteyim.
Normalde bunların hepsi de Allâh’ın varlığıyla alakalı eleştiri getirebilirler. neden ateist oluyor? Eleştiri getirdiğinden veya neden agonistik oluyor? Eleştiri getirdiklerinden dolayı felsefe noktasında. Tabii bunlar kendi kendilerine eleştiri getiriyorlar ama velakin bunların hepsine cevabını Gazâlî vermiş. Gazâlî’den sonraki normalde veya önceki İslam’ın kendi içerisindeki felsefik düşünceye sahip olanlar da vermiş. Kendiden itibaren. Ama sonuç itibarıyla bir kimse inanç kalbî bir mesele. Akli bir mesele değil. Öyle olunca kalbî bir meseleyi, akli hükmetmek de mümkün değil. Ama felsefenin zaten normalde İslam’ın dışındaki felsefenin en büyük handikaplarından birisi aklı ilahlaştırması. akla uymuyor, akla uymayınca da aklı ilahlaştırıyor.
Aslında bakacak olursan o zaman ruhu da kabul etmemeler lazım. Ruhu kabul etmiyor ama ruhi hastalıklar diye hastalık beyan ediyorlar. Madem ruh yok neden ruhi hastalık var? Veyahut da bir kimse normalde aklını kaybediyor, aklını kaybediyor ama yaşamaya devam ediyor. Normalde demek ki sadece akılla alakalı değil. O yüzden normalde bu ama agonistik olarak düşünsün ama kendince ateist olsun, ne olursa olsun. Bunlar kendilerince, kendi felsefelerince Allâh’ın varlığıyla alakalı, peygamberlerin varlığıyla alakalı bu konuda değişik düşüncelere sahipler. Bir kötülük problemi, tevhidise sorunu. Bu kötülük problemi Paulos’la alakalıdır. Baştan onu söyleyeyim. bu Paulos’un düşüncesidir. Paulos der ki ondan sonra kötülük yok o yüzden de ceza yok der.
3. Bölüm
Bu Paulos’un düşüncesidir. Yoksa ondan öncesindeki neredeyse hepsinde kötülük vardır, kötülüğün de cezası vardır. Ama Paulos normalde şu anki Hristiyanların fikir babası kendisi Yahudidir. Aslında Yahudi din alemidir kendisi. Ama velakin İsa Aleyhisselâm’a sonradan döndüğü iddia edilir. Ve şu andaki o okunan İnciler de Paulos’tan alıntıdır. direkt İsa Aleyhisselâm’dan değildir. O yüzden normalde o kötülük problemiyle alakalı Paulos der ki kötülük yoktur. Kötülük yoksa da ceza yoktur der. Şimdi soruya bakalım. Kötülük problemin teodise sorunu. Eğer Tanrı her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve tamamen iyi bir varlıksa dünyada neden bu kadar acı, kötülük ve adaletsizlik var? Bu durum böyle bir Tanrı’nın varlığıyla çelişiyor gibi görünür.
Bu ateistlerin en güçlü argümanlarından birisidir. Tanrı bu dilde Allâh insanları yarattı, onlara doğru yolu gösterdi. Âyet-i Kerime’de de dileyen bu yolda yürüsün dedi. Dileyen bu doğru yolda yürüsün. O doğru yolun karşılığı, zıtlığı nedir? Kötü yoldur. Âyet-i Kerime’de de iyilikler Rabbinizden, kötülükler de nefsinizdendir dedi. Burada cüzi irade ortaya çıkan. Evet Allâh insanları yarattı, cüzi iradelerini serbest bıraktı onların. Eğer yok öyle değil de Allâh bütün kötülükleri normalde yaratmamış olsaydı o zaman iyiliğin bir anlamı kalmayacaktı. Veyahut da iyiliği yaratmamış olsaydı o zaman kötülüğün de anlamı olmayacaktı. Ama iki zıt var. Allâh iyiliği de yarattı, kötülüğü de yarattı. İyi insanlar iyiliklerine devam etti.
Kötüler de kötülüğü seçtiler, kötülüklerine devam ediyorlar. Ama normalde kötülüğü de iyiliği de yaratan Allâh ama kötülüğü Allâh tabiri caizse istemeden yaratır. Sevmediği bir şeydir. Ama yaratıcı Allâh’tır. La fa’ili illallah. Fa’il olan Allâh’tır çünkü. Normalde yaratan da Allâh’tır. Ama ben bunu hep derslerde derim ya iki tane gişe var. Birisinden kötülük bileti alıyorsun, birisinden iyilik bileti alıyorsun. Sen kendi cüz’i iradenle iyilik bileti alıyorsan sen iyilerden oluyorsun. Kötülük bileti alıyorsan sen kötülerden oluyorsun. Burada yaratma hadisesi Allâh’a ait. Ama yok buradaki normalde böyle düşünmüş olsaydık o zaman cebriye girecekti orta yere. nasıl cebriye girecekti? Allâh birisini kötü yarattı, birisini de iyi yarattı.
Kötü yarattığını sonra cezalandıracaktı. Bu da mantıksal değil. Bu da akılcılık değil. O yüzden o cebriyeye girmiş oluyor. O iyiliği ve kötülüğü seçmek bizim elimizde. İstersen peygamberlerin yolundan gidersin. İstemezsen gitmezsin. Gitmezsen sonun cehennemlik olur. Suç işlersen cezasını çekersin. Bu dünyada da çekersin. Ahirette de çekersin. Dünyada çekiyorsan ahirette normalde çekmeye bilirsin. Ama velakin suç cezasız değil. Bilimsel açıklamalar. Evrenin, yaşamın ve bilincin kökenine dair pek çok mesele artık doğa bilimleriyle açıklanabiliyor. Örneğin evrenin başlangıcının kozmoloji, canlıların evremini, biyoloji, zihnin işlemesini neurobilim açıklıyor. Bu yüzden bu açıklama boğuştuğu için Tanrı’ya başvurma gereği hazırlıyor.
4. Bölüm
Bu noktada bir sıkıntı yok ki. Dinin, İslam’ın bilimlerle alakalı bir sıkıntısı yok. Otursunlar varlığı incelesinler. Otursunlar kozmolojiyi incelesinler. Otursunlar neurologiyi, neurobilimi incelesinler. Bunda bir sıkıntı yok. ilim olarak siz ne tarafa doğru giderseniz gidin. Neyi incelerseniz inceleyin. Bunun normalde dinle bunun bağı şuradan var. Bunları âyet-i kerimelerden çıkartmanız mümkün değil. Çıkarmayabilirsiniz de. Siz kozmolojiyi araştırdınız da dinsizi araştırmayın mı dedi. Veya siz neurobilimi araştırdınız da dinsizi araştırmayın mı dedi. İlim Çin’de de olsa hikmet daha doğrusu. İlim de demiyor. Hikmet Çin’de de olsa gidip alınız. Hikmet Müslümanın yitik malıdır. Nerede bulursa alır.
Bunlarda İslam’ın bir yasaklaması söz konusu değil. Veya dinin bunda yasaklaması söz konusu değil. siz uzaya gittiniz de Kur’ân mı yasakladı size? Hatta Kur’ân size düşünmeyi, varlığın üzerinde tefekkür etmeyi, yaratılışın üzerinde tefekkür etmeyi sevk eder. Ve o tefekkürü de Hadîs-i Şeriflerde der ki o tefekkür 80 yıllık nafile ibadetten üstündür der. Öyle olunca siz varlığın üzerinde tefekkür edin, varlığın üzerinde düşünün, analizler edin, varlığın üzerinde çalışın. Bakın normalde bu noktada dinin yasakladığı bir nokta yok. Ama şöyle bir şey var. Böyle sığ benim de karşı olduğum sığ dini mezhepler var. Şahsı ait bu. bu tip böyle gelişmelere, bu tip şeylere açık olmayan, evet görüşü ve düşünceye sahip olanlar var mı var.
Ama bunlar normalde dinin kendisi değil. Yoksa siz oturun, Cenâb-ı Hak ayı nasıl yaratmış, güneşi nasıl yaratmış, evreni nasıl yaratmış, yaratılışın başlangıcına doğru gidebiliyorsanız gidin. Veya hatta varlığı istediğiniz noktada üzerinde tefekkür edin, nehsini araştırmak istiyorsanız araştırın. Bu noktada dinin herhangi bir yasağı yok ki Allâh bizi affetsin. O yüzden bu noktada dinin açıklama boşluğu da yok. Sonsuz demeyeyim ama her daim büyüyen bir varlık var, evren var tabiri caizse, her daim büyüyen ve her daim yeniden yaratılan ve yaratmanın son bulmadığı bir evren var. Ve siz bunu neresinden tutarsanız tutun, yürüyün. Bu noktada normalde sizi durduracak bir şey yok ve sizin yürüdüğünüz noktada ilim olarak gördüğünüz nokta bu benim kendi şahsi düşüneceğim.
Parmağınızın üzerindeki bir damla su bile değil. Şu anda varlık üzerinde kozmoloji olarak, ister neurobilim olarak, ister evreni tanıma olarak, evren bilimi değil, siz nereye giderseniz gidin. Şu anda insanlığın elde etmiş olduğu çok büyüttüğü bilgi, yemin ediyorum bunu inanarak da söylüyorum, tırnağınızın üzerindeki bir damla su bile değil, ulaşıldıkları yer. Daha şu anda ilim dediğiniz, bilgi dediğiniz şey insanı çözümleyememiş. Gözünün önündeki insanı çözümleyememiş henüz daha bilgi, ilim. İnsanı çözümleyememiş daha, daha dağları çözümleyememiş, daha okyanusu çözümleyememiş. Ya bırakın oraları gitmeye. Daha henüz piramidi çözümleyememiş piramitleri. Bırakın göbekli tepe çıktı, göbekli tepeyi çözümleyemediler. biz nereden geldi, maymundan geldiydik, 13 bin yıl önceki göbekli tepeyi kapattılar, neden kapattılar?
5. Bölüm
Çünkü bütün felsefeleri çöktü. Bize 100 yıldan, 200 yıldan beri dayattıkları, batının dayattığı felsefe, göbekli tepede çöktü. Buyrun göbekli tepede bak, çıkarıyorlar, cep telefonu var, bilgisayar var, arabalar var, uçaklar var, göbekli tepede. Senin geldiğin ilim bu noktada değil. biz taş devri, tuş devri, puş devri oradan geldiydik. biz maymundan geldiydik. Bizi onu da yattılar ya. nerede? Şu anda dünya üzerinde bilgi yok, ilim yok, dünya üzerinde algı var. Dünya üzerinde ilim, bilgi üzerinden sömürü var. Uyandırmıyorlar insanları, insanları köleleştirme var dünya üzerinde. Sanki çok büyük bir bilgiye, çok büyük bir ilme sahiplermiş gibi algıyla yönetiyorlar dünyayı. Ve bütün dünya insanlarını hangi dinden olursa olsun sömürüyorlar.
Hangi dinden olursa olsun hepsini katlediyorlar. İlim bilgi denilen bir şey yok, daha kendini tanımamış insan. Koca Yûnus’un dediği gibi, ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır. Adam normalde insanı çözümleyememiş, en önemli. Neden çözümleyemiyor? Çözümlemesi bitmez çünkü insanın. Siz ilk Adem’in yaratılışını çözün ilk önce. Cenâb-ı Hak bütün isimlerini ona hıfsettirdi, öğretti. Bu ne demek biliyor musunuz? Bütün isimleri öğretti demek. Ultra insan demek. Her şeyiyle bir tamam insan demek. Hem mana olarak hem manevi olarak hem de zahiri olarak. Biz o insana ulaşamadık ki daha. Bakın o insana ulaşamadık biz daha. Niye çözümlüyorlar? Sömürmeyi biliyorlar.
Silahlanıyorlar, insanları savaştırıyorlar, oradan sömürüyorlar. Başka bir şey değil. Ve dünya insanlığı da milliyetçilikle, dinle, bakın dinle, mezheplerle savaşmayı biliyor sadece. Din bir savaş aracı olmuş, ırkçılık bir savaş aracı olmuş. Meşrebler, mezhepler savaş aracı olmuş. Ekonomi savaş aracı olmuş, siyaset savaş aracı olmuş. Ve bunlarla insanları sömürüyorlar. Bana söyler misiniz ilkokulda, ortaokulda, lisede aldığınız ilim ne bilgi ne? Üniversiteye gittiğinizde üniversitede aldığınız ilim ne bilgi ne? Bir meslek sahip oldunuz, üniversiteden sonra bir meslek sahip oldunuz, aldığınız ilim ne bilgi ne? Size ne veriyorlarsa o kadar biliyorsunuz, o kadar öğreniyorsunuz. Bir ilahiyat öğrencisi İmam Maturi’den haberi yok.
Bir ilahiyat öğrencisinin fıkıhtan, İmam Azam’dan haberi yok. Diyanetteki bir mühtünün İmam Azam’dan haberi yok. Hanefi ama, hepimiz de hanefiyiz, doğru mu? Evet. İmam Azam’dan haberimiz yok. İmam Azam’ın fetvalarından da haberimiz yok. Siyasi fetvalarından haberimiz yok, ekonomik fetvalarından haberimiz yok. Sosyal hayatta ilgilendiren fetvalardan haberimiz yok. Haberimiz olan şu, abdesti bozan bozmayan, namazı bozan bozmayan, orucu bozan bozmayan, haccı bozan bozmayan ona da uymuyorlar haçla alakalı. Bunlara da diyanet kendine göre boyuna fetva üretiyor. Mesela Müzdelife vakvesini de durdurmuyor. Müzdelife vakvesi hanefiye göre vacip, terk ederse bir kurban gerektirir ona. Ama vakti girmeden Müzdelife vakvesi yaptırıyor.
6. Bölüm
Vakti girmeden namaz kılıyor musun? Hayır. Vacip olan ibadeti nasıl yaptın vakti girmeden? Yaptı. Neden? Çobanlar geldi Allâh Resulüne dedi ki biz çobanız hayvanları, yırtıcı hayvanlar kapabiliriz. Biz gece şeytanı taşlayabilir misiniz? Taşlayabilirsiniz dedi. Diyanet 100 bin çobanı var. Diyanet 100 bin çobanı var. Koyun çünkü hepsi de. Onlara dedi ki gece taşlayacaksınız. Gece taşladılar. İyi. Senin çoban mısın? Değilsin. Vaktin var mı? Evet. E izdiham var. Haç izdihamdır. Zorluktur. O zorluğa katlanacaksın ki sevabın çok olsun. Müzdelife vakvesini yapacaksın. Ondan sonra şeytanı taşlayacaksın. Hepsine şeytanı taşlatıyor mu? Evet. Hanefi fıkhını da bozuyor. E ben böyle söyleyince diyanetçiler sevmiyor beni.
Böyle söyleyince ilahiyatçılar da sevmiyor. Hoca nasıl seviyorsa bir sefer kaptırdı kendini. E şimdi normalde Allâh bizi affetsin. O yüzden sanki İslam evrenin çözünmesine karşıymış gibi bir algı oluşturuyor. Değil kardeşim. Siz çözün. Tanrı’nın gizliliği, gizlenme argümanı. Mesela örnek. Allâh gizli değil ki. Allâh saklı değil ki. Biz Allâh rüyada görülür dedik. Gittik mahkemede yargılandık. Adam çıktı. Cuma gün benim için hud sesi vaaz yaptı. Allâh rüyada görülür diyorlar dedi. Şikayet ettiler. Mahkemeye verdiler. Mahkemeye çıktım. Dedim koca müftü. Diyanetin kendi bastırdığı kitaptan haberi yok dedim. Diyanetin kendi bastırdığı İslam ansiklopedisinde var dedim. Diyanetin kendi bastırdığı sabunide var, şunda var, bunda var.
Hakime söylüyor. Allâh saklı gizli değil. Bak direkt daha arkasından normalde sorunun ne olduğunu bakmadan yürüyor. Allâh saklı gizli değil. Allâh sıfırlı. Allâh sıfatlarıyla tecelli ediyor. Cenab-ı Hakk’ın zatı saklı değil. Zatını tefekkür etmemiz yasak. Burada zatı saklı değil. Zatını tefekkür etmemiz yasak. Zatı yok değil ki var. Zatı var. Gelsinler bir sufiyle konuşsunlar bunları. Eğer Tanrı isteseydi varlığını açıkça gösterebilirdi. Gösteriyor zaten. Allâh kendisini saklamıyor. Kendisi hadisi kutsisi. Allâh bilinmek değil istedi. Bilinmek değil istediği için bir şey yarattı. Nereden saklıymış Allâh? Allâh bilinmek değil istiyor. Allâh kendisini ishar ediyor, gösteriyor. Nereden saklıymış gizliymiş?
Felsefecilerin yalana. Allâh meydanda. Sıfatları da meydanda. Zatıyla da meydanda. Allâh saklı gizli değil. Bizim zatını tefekkür etmemiz yasak. Allâh meydanda. Allâh kendisini saklamış olsaydı bir şey yaratmazdı. Ama Cenâb-ı Hak tanınmaklığı, bilinmek değil istediği için bir şey yarattı. Nerede saklılık var? Nerede gizlilik var? Sen görmüyorsun, felsefecisin ya gözün kör senin. Felsefecisin ya kalbi aklında yok senin. Allâh meydanda kardeşler sıfatlarıyla tecelli etmekte her an. Allâh saklı gizli değil. Ontolojik eleştirler. Ontolojik argüman. Tanrı tanımı gereği vardır. Birçok filozof tarafından bir kelime oyunu veya mantık hatası olarak görülmüştür. Var olmak bir varlığın özüne eklenen bir özellik değildir.
7. Bölüm
Var olmak bir varlığın üzerinde. Allâh ise bu söz konusu. Var olmak bir varlığın özünde olması gereken bir şeydir. Yoksa biz var edeni tanımamış oluruz. Var edileni de tanımayız o zaman. Ben normalde bir var eden, bir de var edilen olarak görürüm. Ben panteist değilim. Her şey o değil benim için. Ben ondan bir parça değilim. Varlığın herhangi birisi ondan bir parça değil. Bir var eden var, bir de var edilen var. Ama bu noktada bir kimse eğer ki var olmak varlığın özüne eklenen bir özellik değildir dediğinde o zaman o kimse kendisini de inkar eder. O zaman bu ana kadar gelen soruların hepsi de hiçe gider. Sebep sen yoksun ki bu soruların nereden geldi. Sen yoksun ki bu düşüncen nereden geldi.
Kendi kendisini inkar etmektir bu. Hayır, bir var eden var bir de var edilen var. Biz bu noktada var edileni de var edeni de kabul ediyoruz. Ve hesaba kitaba çekileceğimizi de kabul ediyoruz. O yüzden normalde varlığın kendi üzerinde varlık tecellisi vardır. var eden var edenin kendisi var oluşu vardır. Vardır yani. Onun normalde var oluşu dedim sonradan oluşma gibi değil. O vardır. Var ki bir şey yarattı. Yarattığı şey de var edilen. Bütün her şeyi yarattı. Bütün her şey onun var ettiği bir şey. O yüzden varın varlığı ancak varlığıyla açıklanır. Bu mümkün değil başka türlü. Kültürel görecelik. İnsanlık tarihi boyunca binlerce farklı tanrı ve dini inanç sistemi oluşmuştur. Her kültür kendi tanrısını gerçek sayar.
Bu çeşitlilik tanrı inançlarının insan icadı olabileceğini düşündürür. Tabi bunu böyle düşünürseniz normalde evet her kültür kendince bir tanrı inanışı var. Bir tanrı inanışı var. Aslında bunun söyleyenin de bir tanrı inanışı var. Bir şeyin olmadığını söylemek bir şeyin yok olduğunu söylemek olmadığını söylemek onun var olduğunu gösterir. Bir şeyin ismi varsa var o. O zaman tanrı düşüncesini sen yok edemezsin ki. Var ki tanrı düşüncesi oldu. Gittin ilk insana o maymundan geldiğini düşünüyor ya iyi maymuna gittin maymunu var eden var. Maymun kendi kendine mi oluştu? Kendi kendine oluştu. Kendi kendine oluştu ya. Öyle öğrettiler ya bize. Denizin içerisinde bir tane normalde bir hücreydik. Hücre karaya çıktı kendi kendine büyüttü kendini.
Darwin teorisi bu değil mi? Ondan sonra o maymuna geldi. balık olmadı, aslan olmadı, sırtlan olmadı. insana en yakın varlık ne var maymun var. Dediler ki maymuna benzetelim. Onu da söyleyen kim? Siyonist bir Yahudi Darwin. Siyonist bir Yahudi. aslında Yahudi dinine sahip değil o. Zaten bütün mozgurluklar Yahudilerden çıkardın ya üzerine. Siyonist bir Yahudi. Ve o normalde şimdi düşünebiliyor musunuz? Ne oldu bilmem kaç bin yıl geçti. Ondan sonra o maymuna çevrildi. Sonra bir de bizim önümüzde değil mi bir de şekil getirdiler. Böyle yürüyen bir tane maymun var. Ondan sonra düzeldi elleri ayakları düzeldi. İyi. Bilmiyorum kaç bin yıl önce oldu değil mi? Tamam güzel. Peki o maymunu kim var etti?
8. Bölüm
Kendi kendine var oldu. İlk varlığı kim var etti o zaman? Velev köylü oldu. İlk varlığı kim yarattı? Kozmolojiye göre varlığın başlangıcı var. Bakın şu anda kozmoloji ilmi evren ilmi varlığın bir başlangıcının olduğunu söylüyor bize. İyi varlığın bir başlangıcı var ise varlığı kim yarattı? Nerede yarattı? Nasıl yarattı? Şimdi eğer ki biz normalde kabul edersek dinin olmadığını ve her kültürün kendi dininin olduğunu oluşursak evet öyle oluştu. Geriye doğru gittik. ilk dini bulmamız lazım ya. Hangi uyanık bir din icat etti? Öyle ya. O icat ederken o uyanık bir din icat etti. Öyle ya. O icat ederken onun gönlüne nereden geldi bu dinin anlayışı? Nereden öğrendi? Maymunun bunu öğrenmesi mümkün mü?
Maymun kafalının bunu çalışıp da öğretmesi mümkün mü? Peki normalde 5.000 yıl 10.000 yıl geçmiş hiçbir tane maymundan insan oldu mu? Ama insandan maymun oldu. Allâh Yahudilerin bir kavmi maymuna benzetti. Bunların kalıntıları var bizde. Allâh bizi affetsin. Bilimde kabul edilen iddialar gözlem ve deneyle test edilebilir olmalıdır. Tanrı hipotezi ise gözlenemez ve test edilemez olduğu için bilimsel bir iddia olarak görülmez. Onlar normalde Allâh bilince normalde Allâh’ın varlığıyla alakalı bilimsellik arıyorlarsa kainata baksınlar, yaratılışa baksınlar ama görmek istemiyorlar. Rukiye ilmi nedir? Psikolojik huzursuzluklar için okutulmalı mı? Havas ilmi nedir? Allâh razı olsun. Normalde böyle psikolojik huzursuzluklarla alakalı havas ilminden veya rukiye ilmi denilen o rukiye yapmakla alakalı.
Bunlarla alakalı bir kimseye faydalanabilir mi? Herceye faydalanabilir. Var çünkü. Hz. İbrahim’in Sümer halkından olduğu, Sümerlerin de Türk soyundan geldiği söylenmekte tüm peygamberler Hz. İbrahim soyundan geldiğine göre peygamber efendimiz Türk müdür? Bizim damarımızı kabartmayın. Sohbetlerinizde sigaranın haram olduğunu bahsediyorsunuz. Evet ben derviş olduğumdan beri sigara zararlı olduğu için ben sigaranın hep haram olduğunu söylüyorum. Diyanet sonradan benim fetvaya uydu. Ben Diyanetten önce sigara haram diyordum. Çünkü sigaranın zararları belli bir şeyin zararı belli ise ona helal demek mümkün değil. bir kısım şafi uleması o zaman için zararları bilmediğinden mekruh dememişler. Şafilinin bir kısmı sonradan gelen şafiler ama sonradan gelen hanefiler de bir kısmı mekruh demiş.
Hanefiler mekruh demiş ama sigaranın zararları tam bilinmiyor o zaman için ama şu anda sigaranın zararları biliniyor. Emperyalizmin elinde sigara şu anda. Her sigara içen kimse emperyalizme hizmet ediyor şu an. Her sigara içen. Her sigara içen tekrar söylüyorum emperyalizme hizmet ediyor. Böyle olunca normalde sigara vücuda vermiş olduğu zararlardan dolayı haram. Mekruh kabul edenler hanefiye göre mekruhun devamı günah-ı kebâirdir. Günah-ı kebâirde haramdır. Mekruh bir sefer içersen mekruhtur. Devam ediyorsan o alışkanlık hâline geldiyse o günah-ı kebâire girer. Sigara içen bizden değildir şeklinde bir düşünceniz var mı? Böyle bir şey yok. ondan öyle sigaraya varıncaya kadar bizde içki içen de var, kumar önyen de var, gıybet eden var, dedikode eden var.
9. Bölüm
Bizim içimizde her şey var. O yüzden günah-ı kebâri işleyen bir kimseye dair ben bizden değildir demem. Buna da hiç kimsenin hakkı yok zaten din olarak da hakkı yok. Ben sigaraya çok sert muhalefet eden birisiyim. Eyvallâh. Belki de geçmişte babamın hastalığı ile alakalı olabilir sigara çünkü sebebiyet verdi. Sebebi sigara. Yoksa ecel ne bir adım öne ne bir adımsa oraya. Ama normalde gerçekten sigaraya karşı nefreti makamındayım. Hele dervişlikte, sufilikte bu tip şeylerden uzak durması lazım bir sufinin, bir dervişin. O yüzden buna dikkat etmesi lazım. Ama günah-ı kebaliler varken içki içmesi, kumar oynaması, gıybet etmesi, dedikode etmesi, iftira etmesi gibi veya yalan söylemesi gibi birçok büyük günah-ı kebaliler dururken o bizden değildir demek benim haddime değil.
Allâh bizi affetsin. Bizde normalde adam içki içse gelse başımız gözümüz üstüne deriz. Oturturuz yanımıza bir de demli çay içeriz ona. Deriz ki kafası yerine gelsin zikrullah yapacağız çünkü deriz çıkarız. Öyle bir şey yok. Allâh bizi affetsin. Burası böyle şey olarak görmeyin. işte ya herkes kalem gibi. Öyle değiliz biz. Ben de dahilim buna. Bizim her tarafımızda bir eğiklik bir yamukluk vardır bir taraflarımızda. Biz bu rekenimizi düzeltmeye geliyoruz. O yüzden birisinin bir günah-ı kebali varsa o bizden değildir demek bizim harcımız değil. İsa Aleyhisselâm bir kadın zinadan dolayı taşlanacak ya sözü çok meşhur. Demiş ilk taşı hiç günahı olmayan atsın demiş. İlk taşı hiç günahı olmayan atsın demiş.
O yüzden biz hepimiz günahkarız. Ben sizin adınızı da söylüyorum hakkınızı bana helal edin. Varsa ben günahsızım diyen onun elini öpelim. Birazdan günahsız hale geleceğiz. Birazdan. Zikrullah’tan sonra hadisi şerif var. Kim cemaatle Allâh’ı zikretti oradan günahları affolmuş olarak kalksın. Bir hadisi şerif daha var. İmam-ı Hanbel naklediyor bunu. Cemaatle zikrullah yapanlar günahları hayra çevrilmiş olarak kalksın diyor. Bak bu günahları affetmiş bu ayrı hadisi şerif. İmam-ı Hanbel’in naklediği affolmuş olarak değil bu diyor ki günahları hayra çevrilmiş olarak kalksın. Biz o hadisi şerifi kendimize ölçe ediyoruz. Zikrullah bittiği anda kalbinizi selamette tuttunuz. Zikrullah’ı başladınız geçmiş günahlarınız hayra çevrildi.
Eyvallâh. Ama biz böyle aykırı insanlarız. Biz daha buradan zikrullah biter biz başlarız yine yazdırmaya. Öyleyiz yapacak bir şey yok. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Sigara için bir derviş kardeşimize nasıl nasihatte bulunmak doğru olur? Ben şeyhimin söylediğini söyleyeyim. Daha yeni ders almıştım yeni derviştim. Tire’de sohbette böyle eliyle böyle yaptı. Bu ağız dedi bu değil. Allâh dedi mi dedi Allâh dedi mi? Yalan söylemez gıybet etmez dedikodu etmez iftira etmez dilin afetlerini saydı. Sanki bana baktı böyle. Sigara bile içmez dedi. İçimden dedim ki bu söz sana Mustafa Özbağım bana baktı çünkü. Biz çıktık sohbetten Oktay var yanımda Allâh rahmet eylesin. Oktay yak abi dedi çıkardı. Oktay ben bıraktım dedim.
Ne zaman dedi az önce dedim. Al dedim paketi çakma. Ben içmiyorum bundan sonra dedim. Abi her şeyi bırakacaksın aklıma gelir bu aklıma gelmez dedi aklına geldi geldi dedi Oktay bitti benim için dedim. Ben bir daha dedim ağzıma bile koymayacağım dedim. Cenâb-ı Hak hamdolsun bir daha hiç ağzıma koymadım. Ben bir şey bıraktım dedim de bırakırım geri de dönmem bir daha. Ben de öyle bir dirayet vardır inat vardır. İnat. Şeyh Efendi derdi Allâh rahmet eylesin Mustafa Efendi inatçısın evet öyleyim efendim derdim. şey değil inatçıyımdır ben. Ben bıraktım bırakış o bırakış. Bütün her şeyi bırakılması gerekenleri bıraktım bir daha geri dönmedim. Bir daha geri dönmedim. Cenâb-ı Hak öyle bir hususiyet vermiş bana da bir şeyi bırakmış olmayayım.
Bırakınca bir daha geri dönemiyorum geri dönüş olmuyor bende. Bu ne olursa olsun ama. Hayatımın içerisinde bu ne olursa olsun bir şeyi bıraktığım zaman kalıyor. Bir daha geri dönüşüm olmuyor. Allâh bizi affetsin. Eftal zekir fali mennehu. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala Ali Muhammedin. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala Ali Muhammedin. Âmîn. Teşekkürler.
Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar
- Kur’ân-ı Kerîm: Yûnus, Muhammed, Cuma, Fâtiha sûrelerinden referanslar; geçen âyet-i kerîmelerin tefsîr ve siyâkı sohbet içinde tafsîlâtlı işlenmiştir.
- Tasavvuf Silsilesi — Pîranlar: Gazâlî hazretlerinden istifâde ve menkıbeler.
- Akâid ve Fıkıh: Hanefi mezhebi/mezhepleri usûlü çerçevesinde hükümler ve ahkâm beyânı.
- Tasavvufî Istılâh: tecelli, şeyh, derviş, sufi, zikrullah, tevhid, şeytan, cin, ruh, kalb, sır, âyet, ayet, hadîs, hadis kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
- Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
- Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.
Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin Vekaletle kurban kesmenin hükmü başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Vekaletle kurban kesmenin hükmü | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi
Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Kalb, Şeyh, Silsile, Tecellî, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı