Kurban kesmek Kur'ânı Kerîm'de açık âyetlerle sâbittir; Hac sûresi, Kevser sûresi, En'am sûresi gibi müteaddit yerlerde kurbanın şükür ve takvâ ifadesi olduğu beyan edilmiştir. Bu sohbette kurbanın Kur'ânî mesnedi, Hz. İbrâhim kıssasındaki yeri, şükür ibadeti olarak manası ve günümüz mü'mininin bu sembolden istifâdesi ele alınmaktadır.
Kevser Sûresi ve Doğrudan Emir
Kur'ânı Kerîm'in en kısa sûresi olan Kevser sûresi (108/1-3), kurbanın Kur'ânî emir olduğunu en açık şekilde belirtir: «İnna a'taynâke'l-Kevser. Fesalli li-Rabbike venhar» (Şahîden biz sana Kevser'i verdik. Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes). «Venhar» emri, kurban kesmenin doğrudan ilâhi emirden olduğunu gösterir. Müfessirler bu âyette «nhar» kelimesinin töreseli kurbanı, hayvanın boğazından kesilmesini ve daha geniş manada Hakk'a teslim olmayı ifade ettiğini belirtmişlerdir. Bu sûre bütün bir ümmete kurbanın ilâhi bir emir olduğunu beyan eder ve şeâiri islâmiyye bağlamında kurbanın asla terk edilmemesi gereken bir ibadet olduğunu sergiler.
Hac Sûresi'nde Kurban
Hac sûresi (22) kurbanın hac ibadeti içindeki yerini ve manasını açıklayan en çok âyetin yer aldığı sûredir. «Onları sizin için Allah'ın şeâirinden kıldık… Allah'a onların ne etleri ne de kanları ulaşır; sadece sizden olan takvâ ulaşır» (Hac 22/36-37) âyeti, kurbanın asıl maksadının et veya kan değil, kalpteki takvâ ve ihlas olduğunu beyan eder. Yine aynı sûrede «Bu (kurban) hayvanları sizin için Allah'ın şeâirinden kıldık; onlarda sizin için hayır vardır» (22/36) buyurularak, kurbanın bireyin ve toplumun manevi ve maddi yararına bir ibadet olduğu zikredilmiştir. Hac yapanlar için kurban vâcibtir; hac yapmayanlar için de Hanefî mezhebine göre vâcib, diğer mezheplere göre müekked sünnet derecesindedir.
Hz. İbrâhim ve Kurban Hatîrası
Kur'ânı Kerîm, Hz. İbrâhim aleyhisselamın oğlu Hz. İsmâil'i Hakk'a kurban etmek üzere yatırdığı, oğlunun da râziyeden «Babacığım emrolunduğun şeyi yap» diyerek teslim olduğu sahneyi Sâffât sûresinde (37/100-111) tasvir eder. Cenâbı Hak baba ve oğlun teslimî kabul etmiş, «Biz onun yerine büyük bir kurban için fidîye verdik» (37/107) buyurarak ilâhî rüşvet üstüne küllî bir sünnet tesis etmiştir. Bu kıssa, kurban ibadetinin bir hatîratıdır; her mü'min kurban keserken Hz. İbrâhim'in teslimiyeti ve Hz. İsmâil'in râziyetini kalbinde anar. Kurban manevi olarak bir teslimî ifadesidir; bedendeki bir hayvanın kesilmesinden çok kalbin Hakk'a teslim olmasıdır.
En'am Sûresi'nde Hayatın Vakfedilmesi
En'am sûresi (6/162-163) mü'mininin hayatını bütünü ile Allah'a vakfetme ifadesi olarak şu âyeti getirir: «De ki: Şahîden benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbı olan Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu; ve ben müslümanların ilkiyim». Bu âyetteki «nüskî» (ibadetim) kelimesi özellikle kurban anlamına gelir. Mü'min, kurban keserken bu âyeti içselleştirir; sadece bir hayvanın kanını dökmediğini, hayatını ve ölümünü Allah'a vakfettiğini ifade eder. Bu yönüyle kurban, mü'minin hayatını ilâhî bir programa adamasının ve kendi nefsindeki hâkimiyet iddiasını terk etmesinin sembolüdür; o sebeple kurban yalnız bir teamine bir gösterilen ibadet değildir.
Kurbanın Maksadı: Takvâ
Hac sûresi 37'deki «Allah'a onların ne etleri ne de kanları ulaşır; sadece sizden takvâ ulaşır» âyeti, kurbanın esas maksadını çok açık ortaya koyar. Kurban et veya kan için değildir; takvâ içindir. Takvâ, Allah'a karşı sorumluluk hissi, O'nun rızai şerîfine ulaşmak için haramdan kaçınma ve helâl yönde çaba sarfetme şuurudur. Kurban kesen mü'min bu şuuru kalbinde diri tutarsa, kurban manasını bulur; aksi hâlde sadece bir hayvan etinden ibarettir. Bu sebeple büyüklerimiz kurban kesmeden önce abdest alınmasını, dua edilmesini, mahallin temiz tutulmasını, hayvanın kabeistikâm'e doğru yatırılmasını, «Bismillâhi Allahu Ekber» diye kesilmesini tavsiye etmişlerdir. Tüm bunlar takvânın somutlaşmış süretidir.
Kurbanın Sosyal Boyutu
Kur'ânı Kerîm kurban etinin paylâşılârak yenilmesini de zikrediyor: «Onlardan hem kendiniz yiyin, hem fakire ve isteyene yedirin» (Hac 22/28). Bu âyet kurbanın ferdî bir ibadet olmadığını, ümmetin temîn bir ibadet hattîndeki yerini gösterir. Kurban ailenin, akrabaların, kom'şuların, fakirlerin sofrasına ulaşmalı; kurban et'i vesilesiyle aileler ve toplum kuvvetlenmelidir. Geleneksel olarak kurban etinin üçte biri eve, üçte biri akrabalara, üçte biri fakirlere dağıtılır. Bu yönüyle kurban, ümmet bilincinin bir yükümleyici sembolüdür; refah sadece kendi hanende kalmaz, ümmetin diç sıkıntısı çeken parçalarına da ulaşır. Bu içtimâî boyutu, kurbanın şükür ibadetine yücelik kazandıran yönüdür.
Bibliyografya
- Kur'ânı Kerîm, Kevser 108/1-3; Hac 22/28-37; En'am 6/162-163.
- Sâffât 37/100-111; Mâide 5/2-3; Bakara 2/196.
- Buhârî, Edahî, 1-12; Müslim, Edahî, 1-43.
- Ebû Dâvûd, Edahî, 1-22; Tirmizî, Edahî, 1-23.
- Nesâ'î, Edahî, 1-39; İbn Mâce, Edahî, 1-17.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, Kevser ve Hac sûreleri.
- Taberî, Câmiu'l-Beyân, kurban âyetleri.
- Râzî, Mefâtihu'l-Gayb, kurban tefsirleri.
- Kurtubî, el-Câmi' li-A'hkâmi'l-Kur'ân, Kevser sûresi.
- Beyzâvî, Envâru't-Tenzîl, Hz. İbrâhim kıssaları.
- İmâm Gâzalî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Hac ve kurban bahisleri.
- İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, Edahî faslı.
- İbn Kudâme, el-Muğnî, kurban babları.
- Kâsânî, Bedâius-Sanâi, Edahî bölümü.
- İmâm Nevevî, el-Mecmû', kurban kesim özellikleri.
- İbn Hacâr el-Askalânî, Fethu'l-Bâri, kurban hadisleri.
- Mahmud Sami Ramazanoğlu, Mukaddes Günler ve İbadetler.
- Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, kurbantakvâ bahsi.
- Bediuzzaman Said Nursî, Mektubat, kurban mektubu.
- Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Kurban serisi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, kurbanın Kur'ânî mesnedini Kevser, Hac, En'am ve Sâffât sûreleri üzerinden ortaya koymaktadır. Kurbanın Hz. İbrâhim'in teslimî sembolü, takvânın somutlaşması, ümmetin sosyal boyutu olarak nasıl idrâk edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kurban serisinde Kur'ânî mesnedi açıklayan temel sohbet niteliğindedir.
Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Kurban