Pazartesi, 29 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dervişlik, Sufilik ·

Sufilerin her an manevi hallerini artırmaları lazım

Meyven günden güne daha tatlı olması lazım. İp eğrenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok. Siz ip eğrenleri de bilmezsiniz. Şimdi urgancılık mesleği kalmadı çünkü. Şimdi karşıda bir mekanizma va...


1. «Meyven Günden Güne Daha Tatlı Olması Lâzım»: Hz. Pîr’in Beyti

Meyven günden güne daha tatlı olması lâzım. İp eğirenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzumu yok.


2. İp Eğirenler Misâli: «Şimdi Urgancılık Mesleği Kalmadı»

Siz ip eğirenleri de bilmezsiniz. Şimdi urgancılık mesleği kalmadı, çünkü. Şimdi karşıda bir mekanizma vardır, böyle dâiremsi. Kendirler çuvalın içindedir, heybesinde. Onu böyle geri gelir, o mekanizma döner, dönünce eğirir; bildiğiniz ip meydana gelir.

Şimdi onlar habire geri geri gelirler ipi eğirirken. Sonra ipi dolar, başa gider; tekrar geri geri gelir, başa gider; tekrar geri geri gelir.

Hazret-i Pîr diyor ki: «Senin meyven günden güne tatlanması gerekirken, senin meyvan bozuluyor; ve ip eğirenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzûmu yok» diyor.


3. «İki Günü Müsâvî Olan Zarardadır»: Hz. Peygamber’in Hadîsi

İp eğirenler gibi — Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri «İki günü müsâvî olan, eşit olan zarardadır» diyor ya Müslüman.


4. Sûfîler Her An Manevî Hâllerini Arttırmalı: Zikir, Ahlâk, Sabır

Eee, her an, bilhassa sûfîler manevî hâllerini arttırmaları lâzım. Bunun için zikirlerini arttıracaklar. Bunun için ahlâklarını arttıracaklar; ince ahlâka sâhip olacaklar. Bunun için sabırlarını genişletecekler, derinleştirecekler.

Bunun için ne yapmaları lâzım? Merhametli, toleranslı olmaları lâzım. Kur’ân ve Sünnet’ten taviz vermemeleri lâzım. Yollarının âdâbından, erkânından taviz vermemeleri lâzım.


5. «Bugünün Dünden İyi Olması Lâzım, Bugünün Dünden Daha İyi»

Senin bugünün dünden iyi olması lâzım. Bugünün dünden daha iyileri olması lâzım. Eğer bugünün dünden daha iyileri olmuyorsa, senin meyvan olgunlaşmıyor. Sen geriye geriye gidiyorsun.


6. Dervîşlerin Şikâyeti: «Eskisi Gibi Güzel Rüyâlar Göremiyorum»

Hep böyle dervîşlerden gelen mesajlar şöyledir: «Ben dervîşliğimin ilk zamânlarında ne güzel rüyâlar görüyordum. Şimdi göremiyorum.»

Dervîşliğin ilk zamânlarında aşkla, muhabbetle dört elle sarıldıydın. Şimdi kendi kendine bir benlik geldi sana; bir dervîşlik böyle elbisesi giydin kendi kendine. Geriye doğru gidiyorsun.


7. Sabah Namazını ve Dersini Kaçıran Dervîş: Geri Geri Gidiyor

Önceden sabah namazı vaktinde «Aman namazı kaçırmayayım, dersimi de kaçırmayayım» diyordun. Şimdi sabah namazını da kaçırıyorsun, dersini de kaçırıyorsun. Dersine sıkı sıkı bağlıydın, çekerdin. Şimdi dersini de çekmiyorsun.

Geriye doğru gidiyorsun. Ondan sonra da aradan bir yıl geçiyor, iki yıl geçiyor. Diyorsun ki: «Yâ, bu adam nasıl Peygamber Efendimiz’i görür? Ben dahâ görmedim.» Sen dahâ görmezsin. Neden? Geri geri gidiyorsun.


8. «Yolda Durduğuna Hamdet, Şükret»: Hatâyı Kendinde Görmek

Yolda durduğuna hamdet, şükret. Bir de geri geriye gittiğini görmez, yolda hatâ görür. Geri geri gittiğini görmez, şeyhte hatâ görür. Geri geri gittiğini görmez, zâkirde hatâ görür. Geri geri gittiğini görmez, dervîşlerde hatâ görür.


9. Geri Geri Gittiğini Görmeyenin Evdeki Hâli: «Hârt Hûrt, Tekme, Yumruk, Küfür»

Geri geri gittiğini görmez. Evde hanımına kızar; çoluğa-çocuğa kızar; beyine kızar; çoluğa-çocuğa kızar. Ona hârt-hârt, buna hûrt-hûrt; ona tekme, ona yumruk, ona küfür.

Ondan sonra bir de Peygamberi görmek istiyor. Onun kibirlenir; öbürkünü ötekileştirir; ona tepeden bakar; ona sanki çok matkapla şey yapıyormuş gibi kızar.


10. «Sonra Bir de Peygamber Efendimiz’i Görmek İster»: Dedikoducunun Gariplikleri

Sonra bir de Peygamber Efendimiz’i görmek ister. İşin en ilginci bu: Dedikodu yapar, gıybet eder; onun-bunun özel hayâtına karıştırır; burgaları inceler. Sonra benden fazla Peygamber Efendimiz’i görmek ister.

Nasılsa ne yapıyor? Geri geri gidiyor.


11. «Gökken Yedin»: Meyve Olgunlaşmadan Sabırsızlık Yapma

Ne yapıyor? Meyve olgunlaşmadan «bizim orada göklü yedin» derler. Gökken yedin; olgunlaşmadın. Olgunlaşmadın, sabırsızlık yaptın.

Sen daha kanatların çıkmadan uçmayı denedin. Kedi-köpeğe yem oldu yuvada duruyor. Yuvada iyice kanatlanacak, serpilecek; ondan sonra uçacak. Anne kuş veya baba kuş, onun yuvadan uçma zamanını bilir. Yuvadan uçma zamânı geldiğinde yuvadan kendisi kovar onu, atar aşağıya.


12. «Kendi Kendine Oldum Davası»: Yuvadan Atan Dervîş, Kediye Yem Olur

Bu anne-babaya tâbi değil; kendi kendini olgunlaştırma havasında, yuvadan atıyor kendini. Yuvadan atınca zâten aşağıda kediler bekliyor, yukarıda martılar bekliyor. Çünkü ahmağın birisi atacak kendini «Ben uçuyorum» diye; atar atmaz kapar onu kedi, veyâhut da martı dolaşıyor — martı kapıyor onu.

Ben ilk önce dedim: «Lan, bu martılar ne dolaşıyorlar şehrin içinde dolaşıyorlar?» Yavruları dolaşıyorlar.


13. «Dervîşin Çok Affedersiniz Aptalı»: Şeytân ve Kurt Yer

Şimdi dervîşin de — çok affedersiniz — aptalı olur. Kendi kendine «oldum» davası güder. Kendi kendine oldum davası güdünce, atar kendini yuvadan dışarı, «uçacağım» diye. Uçar uçmaz onu şeytân kapar. Dahâ uçuyorum derken, yuvadan dahâ dışarı çıkıyorum derken onu şeytân kapar; kurtlar kapar onu, yerler bitirirler çatır çatır.

Normalde o kimse geri geri gidiyor, ziyândadır. Ziyânda olduğunun da farkındadır; ama kendisini aldatmasını seviyor.


Kaynakça

Hadîs-i Şerîf — Eşit Günlerin Zararı: «İki günü birbirine müsâvî olan zarardadır. Bir günü diğerinden hayırlı olmayan zarardadır. Hayrı azalan ise lânetlenmiştir.» — ed-Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, no. 7378; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V/259

Mesnevî Beyti — Meyvenin Olgunlaşması: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî: «Senin meyven günden güne tatlanacak yerde, ip eğirenler gibi gerisin geriye gitmenin lüzûmu yok.» Tasavvuf yolunda sürekli ilerleme zorunluluğu. — Mesnevî, II. cilt, ip-meyve beyti

Tasavvuf İlmi — Hâl ve Makāmda İlerleme: Sûfî hayâtının asıl gâyesi: Her hâl ve makāmda öncesinden daha ileri olmak. Sabit kalmak — geri gitmektir. Bâzı sûfîler şöyle der: «Allâh ile olan vakitten Hızr aleyhisselâm gibi koşmayan dâhi geride kalır.» — el-Kuşeyrî, er-Risâle; İmâm Gazâlî, Minhâcü’l-Âbidîn

Hadîs-i Şerîf — Hatâyı Kendinde Görmek: «Sizden biriniz başkasının gözündeki çer-çöp görmeden önce, kendi gözündeki kütüğü görsün.» — Buhârî’ye benzer ifâdeler: Müslim, Birr, no. 2589

Tasavvuf Geleneği — «Yuvasından Erken Uçan Yavru»: Tasavvufî terbiyede sâlikin mürşîd-i kâmilin denetiminde yetişmeden ortaya çıkmaması, kerâmet iddiâ etmemesi, müstakil olmaması gereği. «Oldum» davası ile yola çıkan kişinin şeytâna kapıldığı klasik dervîş metaforu. — Aziz Mahmûd Hüdâyî, Mecmûatü’l-Hüdâyî

Mesnevî — Sabırsızlık Tehlikesi: Mevlânâ Mesnevî’de defalarca «pişmemiş ham» olarak sâlikin sabırsızlığını ele alır. «Hâm idim, piştim, yandım» beyti olgunlaşma sürecinin sembolüdür. — Mesnevî, I. cilt, ney-ham beyti

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin «Sûfîlerin Her An Manevî Hâllerini Arttırmaları Lâzım» başlıklı sohbetinden tam detayla derlenmiş ve tez kalitesinde yeniden düzenlenmiştir. Kaynak video: YouTube

Ek kaynaklar:

  • Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.
  • Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, velayet, mürşidlik ve tasavvufi terbiye bahisleri.
  • Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif, sohbet, zikir ve şeyh-mürid adabı bahisleri.
  • İbn Ataullah el-İskenderi, el-Hikemü’l-Ataiyye, tevhid, teslimiyet ve kalp hikmetleri.
  • İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi ve tasavvuf adabı bölümleri.
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara 2/261; Allah yolunda infakın kat kat karşılığı.
  • Kur’an-ı Kerim, Tevbe 9/34-35; malı biriktirip Allah yolunda harcamama uyarısı.
  • Kur’an-ı Kerim, Haşr 59/9; kardeşini kendine tercih etme erdemi.
  • Müslim, Zühd, kulun gerçek malı ve infak rivayetleri.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, cömertlik ve infak bölümleri.