«Son Mürşid Şeyhimizdi; Ondan Sonra Mürşid Gelmeyecek» — Yanlış İddiâ
«Son mürşid şeyhimizdi. Ondan sonra bir mürşid gelmeyecek» — bâzı tarîkat mensûplarının söylediği yanlış bir iddiâdır. Bu iddiâ doğru değildir. Çünkü Allâh ümmetten mürşid-i kâmilleri eksik etmez. Her dönemde Allâh bir veyâ daha fazla mürşid-i kâmil yetiştirir. Kıyâmete kadar bu silsile devâm eder. Bir grup «bizim şeyhimizden sonra mürşid yok» derse, kendi tarîkatlarını mutlaklaştırıyor demektir. Bu, dar görüşlü bir yaklaşımdır.
Allâh Mürşidleri Eksik Etmez — Hadîs
Allâh ümmetten mürşid-i kâmilleri eksik etmez. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Ümmetimden bir grup hak üzerinde galip kalmaya devâm edecek…» Bu hadîs ümmetten hidâyet ehli bir grubun her zaman olduğunu söyler. Bu grup kıyâmete kadar devâm eder. Bunlar mürşid-i kâmiller ve onların mürîdleridir.
Bizim Şeyhimiz Sonuncu Sapması — Dar Görüşlülük
«Bizim şeyhimiz sonuncu» düşüncesi dar görüşlülüktür. Çünkü bu mü’mini başka mürşidlere kapatır. Şeyh vefât edince, mü’min hâlîfeye veyâ başka mürşidlere yönelmesi gerekir. Aksi takdirde mâneviyât akışından mahrûm kalır. Tarîkat taassubu olarak adlandırılır bu hâl. Sağlıklı tasavvuf anlayışı değildir.
Silsile Devâm Eder — Halîfeler
Silsile devâm eder. Bir mürşid vefât ederse, halîfeleri silsileyi taşır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem vefât ettiğinde sahâbe «Peygamberlik bitti, bizimle kim ilgilenecek?» düşüncesine kapılmadı. Hz. Ebû Bekir halîfe oldu; ve silsile devâm etti. Aynı şekilde her tarîkatta halîfeler vardır. Mü’min onlardan istifâde edebilir.
Tarîkat Taassubunun Zararı — Ümmete
Tarîkat taassubu ümmete zarar verir. Çünkü bir grup «sâdece bizim şeyhimiz doğru» derse, diğer grupları reddeder. Bu, ümmetin birliğini bozar. Halbuki bütün hak tarîkatlar Muhammedî nûrdan beslenir. Bir tarîkat diğerinden üstün değildir; sâdece farklı bir yöntem kullanır. Mü’min bu farklılığa saygı duymalı.
Modern Dönemdeki Mürşidler — Hâlâ Vardır
Modern dönemde de mürşidler hâlâ vardır. Türkiye’de, Suriye’de, Mısır’da, Hindistan’da, Pakistan’da, Endonezya’da ve diğer İslâm ülkelerinde yetişmiş mürşidler bulunur. Bâzıları tanınır; bâzıları gizli yaşar. Mü’min «mürşid yok» demek yerine «mürşid arıyorum» düşüncesinde olmalı. Aramak farzdır; bulmak Allâh’ın lütfu.
İmâm-ı Rabbânî’nin Öğretisi — Devâm
İmâm-ı Rabbânî kuddise sırruh — Müceddid-i Elf-i Sânî (ikinci binin tecdîdcisi) — ümmette tecdîd silsilesinin olduğunu öğretir. Her yüzyılda Allâh tecdîdciler gönderir. Bu silsile kıyâmete kadar sürer. «Son mürşid» düşüncesi bu öğretiye aykırıdır. Mü’min bu öğretiye sâdık kalmalı; ve her dönemde tecdîdcileri/mürşidleri aramalıdır.
Niyâz — Yeni Mürşidlere Açık Kalmak
Niyâz: «Yâ Rab, beni «son mürşid bizimkidir» dar görüşlülüğünden koru. Her dönemde mürşid-i kâmiller gönderdiğini bilmemi nasîb et. Modern dönemde de gerçek mürşidlere kavuşmamı nasîb et. Tarîkat taassubundan beni uzaklaştır. Bütün hak tarîkatlara saygı duymamı sağla.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi açık görüşlü mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Silsile, Tecdîd. → Tasavvuf Sözlüğü