Cenâbı Hak celle celâlühû Bakara sûresinin 41. âyeti kerîmesinde «Âyetlerimi az bir paha karşılığında satmayın, ve sadece benden korkun» buyurmuştur. Bu âyeti kerîme Cenâbı Hak âyetlerini dünyâlık çıkar için satmanın ne kadar büyük bir günâh olduğunu açıkça gösterir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Müslümânların içinde asıl tehlikeli olanların menfaatleri için Cenâbı Hak’ın âyetlerini satanlar olduğunu, bu kişilerin nasıl tanınabileceğini, ve mü’minin onlardan nasıl korunabileceğini îzâh etmektedir. Açık kâfir veya münâfık olanlar daha az tehlikelidir; çünki onların kötülüğü açıktır, ve mü’min onlardan kolayca korunur. Lâkin görünüşte Müslümân olup, kendi menfaatleri için âyetleri satan kişiler çok daha tehlikelidir; çünki onların kötülüğü gizlidir, ve mü’min farkına varmadan onların etkisine girebilir.
Âyetleri Satmanın Mâhiyeti
Âyetleri satmak, lugatte ve ıstılâhta «Cenâbı Hak âyetlerini dünyâlık menfaat için kullanmak, çarpıtmak, gizlemek, veya bağlamından koparmak» demektir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Âyetleri satan kişi Cenâbı Hak emirlerinden, kendi menfaatine uygun olanları öne çıkarır; menfaatine aykırı olanları da gizler veya yumuşatır. Böylece dîn anlayışı çarpıtılır, ve mü’minler yanlış bir dîn ile karşı karşıya kalırlar» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şüphesiz Allâh’ın indirdiği kitabı gizleyen ve onu az bir bedele satanlar; işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar» (Bakara 2/174) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme âyetleri gizleyen ve satanların azâbının ne kadar büyük olduğunu gösterir; karınlarına ateşten başka bir şey girmez. Bu, çok güçlü bir uyarıdır; ve dînî bilgi sâhibi olanların bu uyarıyı dikkate almaları gerekir.
Açık Kâfir ile Gizli Sahtekârın Farkı
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mühim bir farka dikkat çeker. «Açık kâfir veya münâfık tehlikeli değildir; tehlikesi açıktır, ve mü’min onun tehlikesini görür. Lâkin görünüşte Müslümân olup, içte âyetleri satan kişi gerçek tehlikedir; çünki mü’min onun tehlikesini göremez, ve onun etkisine kolayca girer.» Bu kişiler genelde dînî bilgili görünürler; tafsîlatlı tefsîrler yaparlar, hadîsleri ezberlemişlerdir, klâsik İslâmî ilimleri bilirler. Lâkin bu bilgilerini Cenâbı Hak rızâsı için değil, kendi menfaatleri için kullanırlar. Bu menfaat siyasî olabilir, ekonomik olabilir, sosyal statü olabilir, veya şöhret olabilir. Hangisi olursa olsun, bu kişiler dîni bir araç olarak kullanırlar; ve dîni araç olarak kullanan kişi, dînin asıl maksadından sapmıştır. Mü’min bu kişileri tanımak için onların hâline değil, sözlerinin tutarlılığına ve hayâtlarının istikâmetine bakmalıdır.
Tanıma Alâmetleri
Âyetleri satan kişileri tanımak için bâzı alâmetler vardır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Âyetleri satan kişinin alâmetleri şunlardır: birinci, sözleri kendisinin menfaatine uygun düşer, kendisini eleştiren mes’eleler hep yumuşatılır. İkinci, dînî hayâtında tutarlı değildir; bir mes’elede haram der, başka bir mes’elede aynı türü helâl der. Üçüncü, mâlî olarak zengindir, lâkin bu zenginliğin kaynağı şüphelidir. Dördüncü, devlet ve siyaset eliyle koruma altındadır; tenkîd edenler susturulur. Beşinci, kendisini takipçilerine pohpohlatır, eleştiriye tahammülsüzdür» demektedir. Bu beş alâmet bir kişide bulunduğunda, mü’min uyanıklığını korumalıdır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Saparuya çağıran imâm gibi mü’mini etkileyen başka bir tehlike yoktur» (Tirmizî) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf, dînî bilgili görünüp saparuya çağıran kişilerin ne kadar tehlikeli olduğunu gösterir.
Menfaat Tipleri
Âyetleri satanların menfaatleri çeşitli olabilir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Birinci menfaat tipi mâlî menfaattir; kişi dînî bilgisini para karşılığında satar. Sözde fetvâ verir, lâkin asıl maksadı parayı kazanmaktır. İkinci menfaat tipi siyasî menfaattir; kişi siyasî bir gücün sözcüsü olur, ve onun menfaatlerine uygun fetvâlar verir. Üçüncü menfaat tipi sosyal menfaattir; kişi belli bir grubun popüler olmak için onların duyguları okşayan fetvâlar verir. Dördüncü menfaat tipi şahsî şöhrettir; kişi kendi şanını yaymak için tartışmalı fetvâlar vererek dikkat çeker» demektedir. Bu menfaat tipleri her devirde yaşanmıştır; lâkin modern devirde sosyal medyâ ile çok yaygınlaşmıştır. Sosyal medyâda her türlü ‘hoca’, her türlü ‘şeyh’, her türlü ‘müftî’ çıkıyor; ve mü’minler bunların gerçek niyetini ayırt etmekte zorlanıyorlar. Bu sebeple bilgili Müslümânlara danışmak, dînî mes’elelerde sahîh ehliyetli kişileri arıyıp bulmak çok mühimdir.
Korunma Yolları
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü’minin korunma yollarını sayar. «Birinci olarak mü’min kendi dînî bilgisini geliştirmelidir; bilgili mü’min sahtekârları daha kolay tanır. İkinci olarak ehliyetli ve takvâlı âlimleri tercîh etmelidir; tarih boyunca ümmetin kabûl ettiği âlimlere danışmalıdır. Üçüncü olarak bir fetvâyı sadece bir kaynaktan değil, birden fazla kaynaktan kontrol etmelidir; aynı mes’ele birden fazla âlimden sorulduğunda, gerçek daha açık olur. Dördüncü olarak hayâtının istikâmetini koruyarak yaşamalıdır; sünnete uygun yaşayan mü’min, sünnete aykırı fetvâları kolayca tanır.» Bu dört korunma yolu mü’mine güçlü bir koruma sunar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Bilenlere sorun, eğer bilmiyorsanız» (Nahl 16/43) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme bilenlere danışmanın gerekli olduğunu gösterir; lâkin «bilenler» ehliyetli ve takvâlı kişilerdir, sahtekârlar değildir. Bu sebeple kime danıştığımıza dikkat etmek mü’minin vazîfesidir.
Halvetiyye Yolunun Sahîh Bilgi Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu sahîh bilgi üzerine kuruludur. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr’ında, «Bu yolda bilgi sahîh kaynaklardan alınır; Kur’ân ve sünnet, sahîh hadîs külliyâtları, klâsik tefsîrler, ehli sünnet kelâm kitapları, ve dört mezhebin kabûl edilmiş fıkıh kitapları. Bu kaynakların dışında bilgi alınmaz; çünki başka kaynaklarda menfaat satışı tehlikesi vardır» demektedir. Halvetiyye dervîşi sahîh kaynaklara bağlı olduğu için, sosyal medyânın gürültüsünden etkilenmez; her gürültülü ‘hoca’ya kapılmaz, her sansasyonel fetvâya inanmaz. Çünki onun manevî hayâtı sahîh kaynaklar üzerine kuruludur, ve bu kaynaklar dakîk bir disiplin gerektirir. Pîr Şâbânı Velî hazretleri kendi devirinin de bilgi karmaşası içinde sahîh bir yol göstermiştir. Mustafa Özbağ Efendi de aynı yolu sürdürmüştür. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen sahîh kaynaklara bağlı kal; Kur’ân, sünnet, ve klâsik İslâmî ilimler. Modern medya gürültüsünden etkilenme; menfaat için âyetleri satanlardan uzak dur. Bu yol, mü’minin manevî güvenliğinin temel direğidir» diye nasîhat eder.
- Kur’ânı Kerîm: Bakara 2/41, 79, 174; Mâide 5/44, 63; Tevbe 9/9, 31; Nahl 16/43; Âli İmrân 3/187.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü’l-Fiten, saparuya çağıran hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü’l-İlim.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü’l-İlim.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn, Cilt 1, Kitâbü’l-İlim, kötü âlimler bahsi.
- İmâm Gazzâlî, el-Münkızü mine’d-Dalâl.
- İbn Cevzî, Telbîsü İblîs.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi’u li-Ahkâmi’l-Kur’ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm.
- İmâm Taberî, Câmi’u’l-Beyân.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, İ’lâmü’l-Muvakkı’în.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü’s-Sâlikîn.
- İmâm Şâtıbî, el-İ’tisâm.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi’u’l-Fadâ’il.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Deccâlî Sistem ve Mü’min Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet âyetleri satmanın mâhiyetini, açık kâfir ile gizli sahtekârın farkını, tanıma alâmetlerini, menfaat tiplerini, korunma yollarını, ve Halvetiyye yolunun sahîh bilgi mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Deccâlî Sistem ve Mü’min Sohbetleri