Cenâbı Hak celle celâlühû Mâide sûresinin 32. âyeti kerîmesinde «Bir cana karşılık veya yeryüzünde bir bozgunculuğa karşılık olmaksızın kim bir kimseyi öldürürse, sanki bütün insânları öldürmüş gibi olur» buyurmuştur. Bu âyeti kerîme bir mü'min canının ne kadar kıymetli olduğunu, ve haksız yere bir cana kıymanın bütün insânlığa kıyma kadar büyük bir günâh olduğunu gösterir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette son iki bin yılın en büyük soykırımının Gazze'de yaşandığını, dünyâ devletlerinin bu katliama sessiz kaldığını, ve mü'minin bu durumda nasıl davranması gerektiğini îzâh etmektedir. Bu zulüm karşısında ümmetin sustuğu, dünyâ ülkelerinin de menfaatleri için sustuğu bir gerçektir. Lâkin Cenâbı Hak susmaz; her zâlimi ve her sessiz kalan kalbi kıyâmet günü hesâba çekecektir. Mü'minin vazîfesi en azından duâ etmek, mâlî yardım yapmak, ve hakkını söylemekten kaçınmamaktır.
Soykırımın Tarîfi
Soykırım, lugatte «bir milleti, bir kavmi, veya bir grup insânı toplu olarak yok etmek» demektir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Modern devirde Gazze'de yaşanan, sıradan bir savaş değildir; bir soykırımdır. Çocuk, kadın, yaşlı, ve sivil ayrımı yapılmaksızın binlerce mâsum kişi öldürülmüştür. Hastahâneler, mektepler, mescidler bombalanmıştır. Bu zulüm tarihte eşi az görülen bir zulümdür» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onlardan bir kısmı insânların gözü önünde kötülük ettiği hâlde sustular ve nehy etmediler» (Mâide 5/79) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme zulüm karşısında susmanın da bir günâh olduğunu gösterir. Müslümân ümmeti maâlesef bu durumda yeterli bir refleks gösterememiştir. Bâzı ülkeler diplomatik açıklamalar yapmış, bâzıları yardım göndermiş, lâkin gerçek bir tepki ortaya konmamıştır.
Dünyâ Devletlerinin Sessizliği
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dünyâ devletlerinin sessizliğine değinir. «Dünyâ devletleri Gazze'de yaşanan zulüme menfaatleri için sessiz kalmıştır. Avrupa ülkeleri, Amerika, ve hattâ bâzı Müslümân ülkeler, kendi siyasî ve ekonomik çıkarları için bu zulümü görmezden gelmişlerdir. Bu, çağımızın en büyük utançlarından biridir.» Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh adâleti, ihsânı, ve yakınlara yardımı emreder; çirkin işleri, kötülüğü, ve azgınlığı yasaklar. Size öğüt verir ki düşünesiniz» (Nahl 16/90) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme adâletin Cenâbı Hak emri olduğunu gösterir; ve adâletsizlik karşısında susmak Cenâbı Hak emrine aykırıdır. Lâkin modern dünyâda devletler artık adâletten değil, çıkardan hareket ediyorlar; ve bu çıkar mantığı binlerce mâsum insânın hayâtına mâl olmaktadır.
Ümmetin Birlik Eksikliği
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette ümmetin birlik eksikliğine değinir. «Ümmet eğer birlik içinde olsaydı, bu zulüme dur diyebilirdi. Lâkin ümmet birlik değildir; her ülke kendi başına hareket eder, ve hiçbir kolektif aksiyon alınamamaktadır. Bu, ümmetin manevî zayıflığının bir alâmetidir.» Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Mü'minler birbirlerini sevmek, birbirlerine acımak, ve birbirlerine şefkat duymak konusunda bir vücud gibidir; bir uzvu hasta olursa, bütün vücud uykusuzluk ve hararetle yardıma koşar» (Buhârî, Edeb) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf ümmetin nasıl bir bütün olduğunu gösterir. Bir vücudun bir uzvu acıdığında bütün vücud bunu hisseder; aynı şekilde ümmetin bir parçası zulüme uğradığında bütün ümmet bunu hissetmeli, ve yardıma koşmalıdır. Lâkin günümüzde bu manevî bağlantı zayıflamış, ve ümmet birbirinden uzak yaşamaktadır.
Mü'minin Vazîfesi
Bu durumda mü'minin vazîfesi nedir? Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Mü'min bu durumda en azından üç şeyi yapabilir. Birinci olarak duâ etmek; çünki Cenâbı Hak duâları kabûl eder, ve mâzlumların duâsı arşa yükselir. İkinci olarak mâlî yardım etmek; mâlî imkânı olan mü'minler mâlları ile yardım etmelidir. Üçüncü olarak hakkı söylemekten kaçınmamak; mü'min sosyal medyâda, sohbette, her yerde bu zulüme karşı sesini yükseltmeli, ve hakkı söylemekten geri durmamalıdır» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde, onu eli ile değiştirsin; eli ile değiştiremezse, dili ile değiştirsin; dili ile de değiştiremezse, kalbi ile reddetsin; bu îmânın en zayıfıdır» (Müslim, Îmân) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf zulüm karşısında her mü'minin bir vazîfesinin olduğunu gösterir. Maddî olarak müdâhale edemiyorsa, sözle müdâhale eder; sözle de edemiyorsa, en azından kalben reddeder. Lâkin tamamen umursamazlık göstermek îmânsızlık alâmetidir.
Mâzlumların Duâsı
Mâzlumların duâsı çok güçlüdür. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Resûli Ekrem efendimiz mâzlumun duâsı ile Cenâbı Hak arasında bir perde olmadığını haber vermiştir. Yâni mâzlumun duâsı doğrudan arşa yükselir, ve Cenâbı Hak onu kabûl eder. Gazze'deki mâzlumların duâsı da arşa yükselmektedir; ve Cenâbı Hak onların duâsına bir gün cevâb verecektir» demektedir. Bu cevâb belki bu dünyâda olur, belki âhirette olur; lâkin mutlakâ olur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Sakın Allâh'ı zâlimlerin yaptıklarından gâfil sanma; Allâh sadece onları gözlerin yerinde dimdik kalacağı bir güne erteliyor» (İbrâhîm 14/42) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme Cenâbı Hak'ın zâlimlerin yaptıklarından gâfil olmadığını, sadece onlara mühlet verdiğini gösterir. Bu mühlet kıyâmet gününe kadar olabilir; lâkin kıyâmet günü mutlakâ hesâb sorulacak, ve zâlimler ebedî bir azâba dûçâr olacaklardır.
Halvetiyye Yolunun Mâzlum Görüşü
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu mâzlumların yanında olan bir yoldur. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda dervîş zulüme karşı duyarlıdır. Mâzlumların duâsında bulunur, mâlı varsa yardım eder, ve hakkı söylemekten kaçınmaz. Çünki bu yol Cenâbı Hak yolu, ve Cenâbı Hak adâletin sâhibidir» demektedir. Halvetiyye dervîşi mâzlumlar için duâ etmeyi vird hâline getirir; her gün bir vakit Filistin'e, Yemen'e, Suriye'ye, ve diğer mâzlum coğrafyalara duâ eder. Bu duâlar arşa yükselir, ve Cenâbı Hak indinde toplanır. Pîr Şâbânı Velî hazretleri kendi devirinin de zulümleri ile yüzleşmiş, ve mâzlumlar için duâ etmiştir. Mustafa Özbağ Efendi de aynı yolu sürdürmüştür. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen mâzlumlar için duâ etmekten asla geri durma; çünki onların duâsı arşa yükseliyor, ve onlar için yapılan duâ da kabûle yakındır. Mâlîn varsa yardım et; mâlîn yoksa duâ et; ne yardım ne de duâ yapamıyorsan en azından kalben acı, ve onları unutma» diye nasîhat eder.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/32, 79; Nahl 16/90; İbrâhîm 14/42; Hac 22/39-40; Şûrâ 42/40-43.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân, kötülük hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Edeb, vücud hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr ve's-Sıla.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 2, emri bi'lma'rûf bahsi.
- İmâm Gazzâlî, et-Tibrü'l-Mesbûk fî Nasîhati'l-Mülûk.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Taberî, Câmi'u'l-Beyân.
- İbn Teymiyye, es-Siyâsetü'ş-Şer'iyye.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, et-Turuku'l-Hukmiyye.
- İmâm Mâverdî, el-Ahkâmü's-Sultâniyye.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Deccâlî Sistem ve Mü'min Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet soykırımın tarîfini, dünyâ devletlerinin sessizliğini, ümmetin birlik eksikliğini, mü'minin vazîfesini, mâzlumların duâsını, ve Halvetiyye yolunun mâzlum görüşünü tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Deccâlî Sistem ve Mü'min Sohbetleri