Cenâbı Hak celle celâlühû Bakara sûresinin 159. âyeti kerîmesinde «Şüphesiz indirdiğimiz açık delîlleri ve hidâyeti, kitâbda insânlara açıkladıktan sonra gizleyenler var ya, işte onlara hem Allâh la'net eder, hem de bütün la'net edenler la'net eder» buyurmuştur. Bu âyeti kerîme dînî bilgileri gizleyenlerin Cenâbı Hak indindeki hâlini açıkça gösterir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette 'yasaklı âyetler' mes'elesini, yâni günümüzde toplumun, siyasî sistemlerin, ve hattâ bâzı dînî kurumların gizleme veya yumuşatma yoluna gittiği âyeti kerîmeleri îzâh etmektedir. Cenâbı Hak âyetlerinin tamâmı mü'mine bildirilmiştir; lâkin günümüzde bâzı âyetler ‘münâsebetsiz’, ‘çağa uymayan’, veya ‘ilgi çekici olmayan’ gibi sebeplerle ya hiç bahsedilmez, ya yumuşatılarak anlatılır, ya da bağlamından koparılarak çarpıtılır. Bu, gerçekte âyetleri gizleme demektir; ve bu da Cenâbı Hak la'netini celb eder.
Yasaklı Âyetlerin Mâhiyeti
'Yasaklı âyet' mefhumu hukukî bir kavram değildir; bir hâli ifâde eder. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bir âyetin gerçekten yasak olması düşünülemez; Cenâbı Hak âyetleri kıyâmete kadar bütün insânlar için indirmiştir. Lâkin uygulamada bâzı âyetler bahsedilmez hâle gelmiştir; toplumda, medyada, ve hattâ bâzı dînî kurumlarda. Bu, fiilî olarak bir 'yasaklama'dır; resmî değil, lâkin etkili» demektedir. Bu hâl mü'mini bilgisiz bırakır; çünki mü'min sadece kendisine bahsedilen âyetleri öğrenir, ve bahsedilmeyen âyetlerden haberi olmaz. Halbuki Cenâbı Hak âyetlerinin tamâmı mü'min için kılavuzdur; bir kısmı da diğeri kadar mühimdir. Bu sebeple mü'min Kur'ân'ı baştan sona okuyup, bütün âyetlerinden haberdâr olmalıdır; sadece sosyal medyada veya cuma hutbelerinde duyduğu âyetlerle yetinmemelidir.
Gizlenen Konular
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette günümüzde gizleme eğiliminde olunan bâzı konuları sayar. «Birinci olarak cihâd âyetleri; bu âyetler 'yumuşak' bir İslâm imajı çizmek için yumuşatılmış veya bağlamından koparılmış. İkinci olarak velâ ve berâ âyetleri; mü'minin mü'minlerle dost, kâfirlerle ise muhâlif olması gerektiğini bildiren âyetler. Üçüncü olarak şerî hadler âyetleri; hırsızlık, zinâ, kazf gibi suçların cezâlarını bildiren âyetler. Dördüncü olarak kıyâmet ve azâb âyetleri; mü'mini âhirete hazırlayan âyetler. Beşinci olarak fâiz âyetleri; modern ekonomik sisteme aykırı düştüğü için bahsedilmeyen âyetler» demektedir. Bu âyetlerin gizlenmesi, mü'minin Cenâbı Hak emirlerinin bütününden mahrûm kalmasına yol açar; ve bu mahrûmiyet manevî olarak büyük bir kayıbtır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Bugün size dîninizi tamamladım» (Mâide 5/3) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme dînin bütününün indirildiğini gösterir; bütünden bir kısmının çıkartılması, dîni eksik kabûl etmek demektir.
Yumuşatma Tehlikesi
Âyetleri yumuşatmak, gizlemek kadar tehlikelidir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bâzı âyetler yumuşatılarak anlatılır; lafzı verilir, lâkin asıl mânâsı verilmez. Meselâ ‘cihâd’ sadece ‘manevî mücâdele’ olarak anlatılır; halbuki cihâdın sadece manevî bir mânâsı yoktur, askerî bir mânâsı da vardır. Bu yumuşatma, mü'mini âyetin gerçek mânâsından mahrûm bırakır» demektedir. Bu yumuşatma genelde «modern hassâsiyetler» için yapılır; sözde bir grup dinleyiciyi rahatsız etmemek için. Lâkin asıl mâksat ya siyasî, ya ekonomik, ya da sosyal bir baskı altında olmaktır. Hangisi olursa olsun, bu yumuşatma Cenâbı Hak âyetlerine sadakatsizliktir. Mü'min âyetleri olduğu gibi öğrenmeli; lafzıyla, mânâsıyla, ve bağlamıyla. Eğer bir âyet kendisini rahatsız ediyorsa, bu rahatsızlığı incelemeli, ve neden rahatsız olduğunu anlamalıdır. Bu, manevî terakkînin bir parçasıdır.
Bağlamından Koparma
Bir başka yöntem âyetleri bağlamından koparmaktır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bâzı âyetler tek başlarına alınıp, asıl bağlamlarından kopartılarak anlatılır. Meselâ ‘Dînde zorlama yoktur’ (Bakara 2/256) âyeti, çoğunlukla ‘mü'min başkalarını dîne dâvet edemez’ gibi yanlış bir mânâ ile anlatılır. Halbuki bu âyetin asıl mânâsı ‘İmân kalpten gelen bir hâldir, zorla îmân ettirilemez’dir; tebliğ vazîfesini engellemez» demektedir. Bu bağlamdan koparma yaygın bir yöntemdir; sosyal medyada özellikle çok kullanılır. Bir âyetin yarısı çekilir, diğer yarısı atılır; ve böylece âyetin gerçek mânâsı çarpıtılır. Bu, gerçekte yalan söylemekten farklı değildir; çünki âyetin gerçek mânâsı saklanmış, ve uydurma bir mânâ verilmiştir. Mü'minin vazîfesi âyetlerin tamâmını bağlamı içinde okumak, ve müfessirlerin açıklamalarına başvurmaktır.
Tefsîr Geleneğinin Önemi
Klâsik tefsîr geleneği, âyetleri doğru anlamak için zarûrî bir kaynaktır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Cenâbı Hak âyetleri Resûli Ekrem efendimiz tarafından açıklanmış, sahâbe tarafından öğrenilmiş, tâbiîn tarafından aktarılmış, ve klâsik müfessirler tarafından kayıt altına alınmıştır. Bu geleneği gözardı edip, kendi başına âyet yorumlamak çok tehlikelidir; çünki kişi kendi nefsî yorumlarını âyete giydirebilir» demektedir. Klâsik tefsîr külliyâtı çok zengindir: İmâm Taberî'nin Câmi'u'l-Beyân'ı, İbn Kesîr'in Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm'i, İmâm Kurtubî'nin el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân'ı, İmâm Râzî'nin Mefâtîhu'l-Gayb'ı, İmâm Beyzâvî'nin Envâru't-Tenzîl'i, İmâm Nesefî'nin Medâriku't-Tenzîl'i, ve daha birçoğu. Bu kaynaklar mü'mine âyetlerin gerçek mânâsını öğrenme fırsatı verir. Modern devirde bu kaynaklar Türkçe'ye tercüme edilmiştir; ve mü'min isterse bu kaynaklara kolayca ulaşabilir.
Halvetiyye Yolunun Tefsîr Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu klâsik tefsîr geleneğine sıkıca bağlıdır. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda Kur'ân âyetleri klâsik tefsîr kaynaklarına göre anlaşılır; modern yorumlara ihtiyatla yaklaşılır. Çünki klâsik tefsîr ümmetin bin yıllık birikimini taşır; modern yorumlar ise sadece son birkaç on yılın ürünüdür» demektedir. Halvetiyye dervîşi günde bir Kur'ân okur; ve bu Kur'ân okumasını klâsik tefsîr okumasıyla destekler. Bu birleşim onun Kur'ân anlayışını sağlam bir temele oturtur; ve modern çarpıtmalardan koruma sağlar. Pîr Şâbânı Velî hazretleri kendi devirinde de tefsîr ilminde derinleşmiş, ve dervîşlerine bu ilmi öğretmiştir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ı yazarken klâsik tefsîr külliyâtının bütününden istifâde etmiştir. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen klâsik tefsîr kaynaklarına bağlı kal; bu kaynaklar ümmetin bin yıllık altın hazînesidir. Modern medya gürültüsüne kulak verme; klâsik kaynaklara güven, ve âyetlerin gerçek mânâsını oradan öğren» diye nasîhat eder. Bu, Halvetiyye yolunun tefsîr mîrâsıdır.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/159, 174, 256; Mâide 5/3, 67; Âli İmrân 3/187; Nahl 16/89.
- İmâm Taberî, Câmi'u'l-Beyân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Beyzâvî, Envâru't-Tenzîl.
- İmâm Nesefî, Medâriku't-Tenzîl.
- İmâm Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr.
- İmâm Şevkânî, Fethu'l-Kadîr.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü't-Tefsîr.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü't-Tefsîr.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, ilim bahsi.
- İmâm Gazzâlî, Cevâhirü'l-Kur'ân.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, İ'lâmü'l-Muvakkı'în.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Deccâlî Sistem ve Mü'min Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet yasaklı âyetlerin mâhiyetini, gizlenen konuları, yumuşatma tehlikesini, bağlamından koparmayı, tefsîr geleneğinin önemini, ve Halvetiyye yolunun tefsîr mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Deccâlî Sistem ve Mü'min Sohbetleri