Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Güzel Ahlak ·

Kur’an sünnet dairesinde sevdiriniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaştırmayınız 04.06.22

Kur’an sünnet dairesinde sevdiriniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaştırmayınız 04.06.22. Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinden — Güzel Ahlak.


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette «Sen onlara sâdece bir öğüt vericisin; onlar üzerinde bir zorba değilsin» (Gâşiye 88/21-22) âyeti kerîmesi etrafında dînin gönüllülük esâsını tafsîl eder. Cenâbı Hak Resûlüne dâhi zorlamayı yasaklamış iken, onun yolunda olan bir mü'minin kendi etrâfını dîn adına zorlama hakkı yoktur. «Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, sevdiriniz nefret ettirmeyiniz» (Buhârî, İlim 11; Müslim, Cihâd 6) hadîsi şerîfi bu hakîkatin Sünnet'teki tezâhürüdür. Sohbette aynı zamanda mürşidi mucizevî gibi takdîm etmenin yanlışlığı, dervişlik yolunun gönüllülüğe dayanması, ve Allâh'tan başka kimsenin gözetleyici olamayacağı vurgulanmıştır.

İslâm'ın Hoşgörüsü ve Hürriyetçi Mâhiyeti

Mustafa Özbağ Efendi sohbete âyeti kerîmenin kendi gönlündeki tesîrini paylaşarak başlar: bu âyeti kerîme çok hoşa gider; İslâm dîninin ne kadar muhteşem bir hoşgörüsü vardır, ve ne kadar hürriyetçidir. Cenâbı Hak Peygamberine bizzât «zorlamayacaksın» demektedir; aynı zamanda «sen onların başında bekçi de değilsin, gözetleyici de değilsin» buyurmaktadır. Bu beyân ile mes'ele kapanır: ortada gönüllülük vardır, zorlama yoktur, bekçilik yoktur, ve bir kimseyi bıktırmak yoktur. Çünki kâinâtın efendisi sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri böyle bir vazîfeyle vazîfelendirilmemişken, ümmetin herhangi bir ferdi bu vazîfeyi kendisinde görme hakkına sâhip değildir.

Sevdiriniz Nefret Ettirmeyiniz Hadîsi

Mustafa Özbağ Efendi Resûli Ekrem efendimizin meşhûr hadîsini hatırlatır: «Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz» (Buhârî, İlim 11; Müslim, Cihâd 6). Hadîsi şerîfin manâsı bellidir: bir kimse dîni severse yaşayacaktır; sevmezse yaşamayacaktır. Tasavvuf yolunda da aynı kâide geçerlidir: bir kimse üstâdını severse sûfîliği yaşar; sevmezse yaşayamaz. Bu sebeple oturduğun yerden «Şeyhim bana at da derse uçaktan atlarım» gibi boş kelâmlar etme. Boş konuşma, boş kelâm etme, yanlış kelâm etme. Çünki böyle abartılı sözler hem kendine hem de etrâfa zarâr verir; ve insanları nefret ettirir. Halbuki Resûli Ekrem efendimizin emri sevdirme istikāmetindedir.

Şeyhini Mucizevî Gibi Takdîm Etmemek

Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir uyarı yapar: şeyhini uçuyormuş gibi gösterme. «Bizim şeyhimiz her şeyi görür» deme. Senin şeyhin Allâh mıdır ki her şeyi görsün, her şeyi bilsin? Bu üslûp tasavvuf adına yapılan en büyük yanlışlardan biridir. Şeyhe ilâhî sıfatlar atfetmek hem dînen, hem de aklen kabûl edilemez bir tavırdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Gaybın anahtarları O'nun katındadır; onları O'ndan başkası bilmez» (En'âm 6/59) buyurmuştur. Mü'mîn şeyhini Cenâbı Hakk'ın izniyle kendisine doğru yolu gösteren bir rehber olarak tanır; lâkin onu Allâh'ın sıfatlarına ortak etmez. Sevdirme istikāmetinde olmak demek doğru bilgi vermek, mübalâğâya kaçmamak, ve insanları gerçek bir tasavvuf anlayışına yöneltmek demektir.

Kolaylaştırınız Zorlaştırmayınız Düstûru

Mustafa Özbağ Efendi dervişlik yolunda zorluk anlatmanın da bir nev'i nefret ettirme olduğunu açıklar: «Sen biliyor musun bu dervişlikte ne zorluklar var? Sana mı düştü zorluğu anlatmak?» gibi sözlerle insanların gözünü korkutmak, hoşgörü ve toleransa yakışmaz. Belki onun yolu kolay olacaktır; seninkisi zor oldu ise onunki kolay olabilir. Niçin etrâfına karışıyorsun? Sen dergâhın şeyhi misin? Sen Allâh mısın? Sen kaderi mi okudun? Sen Levhi Mahfûz'dan o kimsenin ne yaşayıp ne yaşamayacağını mı gördün? Bu sorular her dervişin ve her mü'minin kendine sorması gereken sorulardır; ve nefsi tezkiyenin başlangıcıdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Kim zerre miktârı hayır işlerse onun karşılığını görür» (Zilzâl 99/7) buyurmuştur. Herkesin yolu kendine; ve mü'mîn kendi yolunu yürürken başkalarına nasîhat ile yetinir.

Bekçilik Değil Nasîhat

Mustafa Özbağ Efendi âyeti kerîmenin manevî hülâsasını şöyle ifâde eder: «Dînde zorlama yoktur» (Bakara 2/256) hükmü burada da geçerlidir. «Burada öğüt veririz, sâdece nasîhat ederiz; biz hiç kimsenin başında bekçi değiliz, biz hiç kimsenin başında gözetleyici de değiliz.» Bu üslûp Resûli Ekrem efendimizin sünnetinde de tezâhür etmiştir; ve mü'minin günlük hayâtında bir düstûr hâline getirilmesi gereken bir hakîkattir. «İşimiz gücümüz yok da sabahtan akşama kadar dervişleri mi rabıta edeceğiz?» Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri böyle bir vazîfeyle vazîfelendirilmemiş iken, hangi şeyh kendisine bu vazîfeyi yükleyebilir? Cenâbı Hak Peygamberini gözetleyici kılmamış; kim ki kendini ümmetin gözetleyicisi gibi görür, küstahlık etmiş olur.

Sûfînin Bütün Dervişler İçin Duâsı

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muhabbet ile gözetlemek arasındaki farkı şöyle ortaya koyar: «Biz bütün dervişlere duâ ederiz, kabûl ederiz» demek başkadır; «biz bütün dervişleri gözetliyoruz» demek başkadır. Birincisi mü'minin diğer mü'mînlere olan muhabbet ve şefkatinin tezâhürüdür; ikincisi ise küstahlık ve haddi aşmaktır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Mü'mînler ancak kardeştirler» (Hucurât 49/10) buyurmuş; bu kardeşliğin gereği duâ etmek, hayır dilemek, ve nasîhat etmektir; gözetlemek değildir. Mü'mîn duâ ile âlemi kucaklar, lâkin gözetleyici olmaz. Bu, dînin hem hoşgörüsünün hem de hürriyet anlayışının en temel düstûrudur.

  • Kur'ânı Kerîm: Gâşiye 88/21-22; Bakara 2/256; Hucurât 49/10; En'âm 6/59; Zilzâl 99/7-8.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlm 11.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Cihâd 6.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Edeb.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Birr ve's-Sıla.
  • Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Îmân.
  • Süneni İbn Mâce, Kitâbü'z-Zühd.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, da'vet ve nasîhat bahsi.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
  • İmâm Kuşeyrî, Risâle.
  • İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
  • Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
  • Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Güzel Ahlâk Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet İslâm'ın hoşgörü ve hürriyetçi mâhiyetini, sevdiriniz nefret ettirmeyiniz hadîsini, şeyhi mucizevî gibi takdîm etmemenin gereğini, kolaylaştırınız zorlaştırmayınız düstûrunu, bekçilik yerine nasîhat etmek vazîfesini, ve sûfînin bütün dervişler için duâ etmesini tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Güzel Ahlâk Sohbetleri