1. Bölüm
Sayın. İzmit. Belediye. Başkan. Yardımcığım, tasavvuf vakfımızı kıymetli başkanlara ve temsilcileri, değerli üsatımız. Mustafa. Özbağ beyefendi, çok kıymetli konuklarımız. İzmit. Belediyesi tasavvuf vakfı kocaeli şubesi ve koçel üniversitesinin iş birliğe düzenlenmiş olduğu, Anadolu’nun manevi direklerin konferans ve seman programımıza hoş geldiniz. Şimdi sizlere daha fazla beklesmeden. Anadolu’nun manevi direklerin sohbetimizi başlatmak üzere. Sayın. Mustafa. Özbağ becun efendiyi kürsüye davet ediyorum. Kimse kaç beklerçi verelim. Başka da herkese mutluluk düşerim. Yılda çok önüm çatışmalardan birisi ve mescid çatışmalar bu insanların ellerini bir başkasının üzerine dik de etmelerini, geçeceğine inasında geçer gibi biraz daha gündeme çekilmeye biraz daha ülkemin içerisinde kaşınağa başladı. mani yüzyatın hizmara açık olmaması ne olmadı ne oldu ben dükkanda bizi görmek, inşa edip ederken de devlet felsefiyet olabilirsin.
Yok ise milletin bu noktada bir felsefiyet yok ise devlet yüklü, millet de dağılmaya mahkûn, kimlerin rol alacak. Veysel şahıslardan felsefinin şahsiyetle olarak bitiren biliyorum. Gerçeği vardır. Bizde iyi sevgilende bir tarikat bir subi gerçeği var. Bir meşgul, bir mezhep. ve tecik içerisinde mezhep ve meşhbetlere var. Bir kimse diyor ki doğa da ister bebeğiniz. Siz hangi atı ister bebeğiniz? Şöyleyiz veyahut da din tanımamaldır. Değiştirmanın içerisinde kaçınılmaz bir şeydir. Herkes kendince kendi rengince inanır. Kendi rengince inanırken de kendi inanmış olduğu rengi kabul eder. Kabul ederken de bir başka doğruyla kendisini bözeşleştirmez. O kendi kendisine doğrudur. Elbüyük hanım bir kaplardan birisi budur.
Eğer ki kendi doğuzunu başka bir alamaya alsan bunda bir sıkıntı çıkmayacak. Ama merak etme, insan olur, tamiz alıyan oradan bir meyli olduğundan kendince, o sefer kendi değil veyahut da komocan bir yapıda fazla ileriye doğru gittiğimizde bir devletin, bir kavmin değilini kurbundan eline ayetir. Bu toplulukların insanların kendi içlerinde varmıştan böyle devam eden bir handikatları da diyelim biz. Bir regeni de, bir çeşitleri, bir meşrefleri de diyelim biz. Toparlanmak istersek, o yüzden. Hacı. Behtarşüveriz şu anda. Türkiye’de en fazla istismarat açık bir hızardardan birisi. Bizim bir. Atatürk’ü var ya. Hürsür’ü. Atatürk profiyeti, Atatürk’ü, Hacı. Behtarşüveri. Hazretleri’de ne yazık ki böyle.
Hacı. Behtarşüveri. Şifalı’nın bir. Hacı. Behtarşüverisi var. Türkiye’de anelil yapılanması diye adlandırabileceğinin ademlerin bir. Hacı. Ölenesi var. Hacı. Behtarşüverisi var ya da mesela. Çorum. Alemile ve. İlnin. Alemilerin ayırı ayırı. Eserlerinin de, bundan da baktığınızda bir çok. Behtarşüveri’yi bekleyebilirsiniz. Nasıl sağlama azıcık dediğimizde ve elimizde kabul edilebilecekliğinde, onun hakkında eserlerden var. Hazreti. Mevlânâ’yı konuşurken, bizlerimizde yazılıp bir eseri var, meslemsi var. Bizde fi mafiihi var, bizim evimizde divan kebeni var. Biz bunları bakaraktan. Hazreti. Mevlânâ. Celalettin. Rum’a. Hazreti ne olduğunu veya da başka bir cepheden baktığınızda ne olmanını görür.
2. Bölüm
Ben. Kur’ân’ın kuluyum, Mustafa’nın uyumun tuzunu da söylenden, sözden de, söyleyenden de rıza veriyim dediği zaman, Hazreti. Mevlânâ. Celalettin. Rum’a. Hazretleri’ni farklı bir yere oturtulmak mümkün. Sıra kendine beklaş ve laz etlerine, alaçlar. Hazreti. Mevlânâ’ya. Sonradan sonra. Anıl. Cüneyt gelmiş. Kendisi. Korasan. Erdi diye nitelendirdiğimiz. Korasan. Erdi’nden. Nişanburdoğlu’nun, Nişanburdoğlu’nun yola çıkmış. Anıl o daha büyük bir şekilde yaşça. Hazreti. Mevlânâ 7 yaşında yola çıkmış, o daha büyük. Çünkü bir bazı rivayetlerde, bir sayetlerde rivayetler var. oradan. Hacı. Bekdar. Şehir, Hacı. Derdi’yi söylüyor. Tabii bazı, bu böyle uşmaz da ilk olam yok, onun paren de kendince. Şimdi bazı rivayetlerde çorba bazı rivayetlerde böyle kimseydi, böyle bir şey canı ister.
Tabii bu o zaman içinde. Şehir böyle bir şey canı isteyince, Arapat’ta. Mevlânâ çıkar. Ve o şeyinin yemiş olduğu yemeği konusuna böyle manede. Hacı. Oğluna dair rivayetler var. Ama yolculuk sona. Nişanburdoğlu’ndan başlar. Ve yaklaşık 10 tarih tam net değil, netlik yok. Manin de de 3 aşağı 5 yukarı netlik yok. Tabii ben bu tip zaten şartlar da bir zor olduğunu. Bunlarımız da çok önemli, oğlunun önemli. 3 aşağı 5 yukarı tarihler sürekli. 5 yukarı tarihler sönülünce, bunda bir sıkıntı yok. Tabii sonuçta asıl adı. İbrahim. Musa ona behtaç denmiş. Behtaç ismer, behtaç ender kaslananı hemen değil. Ve normalde annesi babamdan. Nişanburdoğlu dönen bir şey. İlk, derkattaki yetişmeler, derkadanın yanında harem denilen şehirler tekkelerde duruyorlar.
Bu sefer de çocukları da tekke edevi azabı, erkanı içerisinde yetiştiriyor olunca normalde. Hacı. Behtaç. Bili. Hazretleri’nin annesi. Şehir. Ama aynı zamanda da baksı da. Nişanburdu’nun endizatlarından birisi. Böyle olunca. Behtaç. Bili tedris etmiş gibi kendisi de 2 dilde eser yapmış. 2 dilde, 2 dilde eser yazmış da o da makalatı. Arapça yazdırmış. En terası, en terasının kitabı. Peyvabı diye farklı bir eseri var. Behtaç. Bili. Hazretleri bir kapan geçmiş, hesapı almış. Sana insanı gibi konuşuyorsa ve iki bin üzerinde eserler yazılamıyorsa, o zaman o dile hakim demek ki yazıyor. Bugün önlüğün bir kimsenin oturup, İngilizce bir üç yüz sayfalık eser yazılaması, yüz sayfalık bir eser yazılaması gibi.
Şimdi. İngilizce hiçbir kaynağına bakmadan bir kimse yüz sayfalık dini bir eser yazıyorsa, o dile hakim olması lazım. Veya ehl-i sayfalık dini bir isale yazıyorsa, hiçbir dil kitabına tanışmadan o kimse iyi bir, o dile hakim bir kimse diyebiliriz. Bu yüzden acı beddaş ve leh hazretlerini tanımak ve tanımlama açısında biz önce eserlerine bakıyoruz. Makayi adı, Arapça, kitabı, havayi, Asya damada. Asya şafiye, sufilerde şakaat yapmak gerektik. Derici bu söylen bir cezbek kendilerinden geçtikler. Veya da kendilerince kalplerine gelen ilması diyebiliriz. Bir de şafiyesi var. Ona normalde baktığımızda bunların hepsinde yazgılabilecek ilmi kabiliyete sahip. Tabi normalde bir de atfedilen eserler var. bu normalde, bunu acı beddaş bir yahu eser, ona ait olan bir üzerinde tartışması olan ve işin bunun marakalı vermenin araştırma makalat üzerinde ve acı beddaş bir müdede teknik bir şekilde araştırma.
3. Bölüm
Profesör. Esat. Doğçan. Hoca. Efendi’nin. Doğçan. Kik bir tirme tez olarak, bu noktada bir araştırmasına güzel bir eser bulabilirseniz, alabilirseniz kitablarını da bulunmasını isterim. Ola yapılan ve kendilerince bu gün yapmış olduğu tezbikleri kendilerini görmek olarak bir anet üç dört tane pusuver bu konuda çalışma yaptırmış, onu da da bulunan da gerekli bilgileri alabilirsiniz. Tabi beddaş bir ila hasretleri aynı zamanda, CCB noktasında ehlibete dayanan bir. CCB’ye vermiyor. Taş ve ila hasretlerinin zaten yaklaşık bütün ehli tarikatın, dünyanın Müslüman, İslami ehli tarikatın en önemli noktalarından birisi, hepsinin de silselelerinin geçmiş cetlerinin eclatlarını ehlibete de yani. Hazret-i.
Peygamber salıları ve selam hazretlerine de. Bu. Sufiler için de çok önemli bir nokta. Sufiler, bunu çok önemserler kendi içilerinde. kendi yollarının bu manada ehlibete dayanması, ehlibete eclatı baklandırılması çok önemsidir. Eğer ehlibete dayanmıyorsa ehlibete değil. Sufiler şuna inanırlar. Etnafa böyle bir bir şey saçar ama sonunda kalkarak kül bırakıyorsun. Sonu yoktur. Sufiler öyle inanırlar. İstersem de 1400 yıldan beri de böyle zaman harebeyi yanan. İslâm dünyasında peki 3-3 ülkeyi onlar olmuştu. Bir zaman sonra o sürmüş, değerli kaybetmiş müddesitleri kanmış olarak çıkar. Ama kendi zamanında kendi dernesinde ehlibete tahta sanki çok en çok, en büyüğü, en güzel, en hususam doğrum gibi ağladılar.
Ne rekabı olmuştu. Bir tanem. Ama. Subilek böyle bir yol değil de. Hatta. Subilek bu anada. Adem’den itibaren gelen bir yol olarak aldılar. O muhakkak her. Peygamber’in kendi zamanında, kendi dairesinde yerinden şekiline, yeniden tazelenip, yeniden bir kendisine bir yol bulur ve devam eder. Bu yüzden. Subilek, Adem’le beraber var olarak biterlerdi. Böyle inanılır. İşte. Hatüphektaş bile adetlerinin de bu noktada kendi siysidesi, yolu, ta işte. Hazreti. Peygamber sanatlar ve selam adetlerine şey olarak dayanır, fiziki yol olarak, babasının babası, babasının babası. Ama manevi eğitimi de oya değerlendirir. Manevi eğitimi de yok non-parende’den. Ahmet. Hoca. Ahmet yesibiye gider. yine geçer sohbetteki gibi dayandık yine.
Hoca. Ahmet yesibiye gider. Hoca. Ahmet yesibiyi bu muanada. Adem olaya gelen bütün erenleri, birbirinin şehirleri, bir kısmının direkt şehir, bir kısmının şehirinin, şehirinin şehirdir. Hepsi de hemen hemen. Ahmet yesibiye der. Ahmet yesibiye da zaten. Türklerin o uçuşunda önden en önemli ilmi kaynaklarından biriz edip. Ve normalde. Hoca. Ahmet yesibiden. Hasan. Senceli, Ruhmettin. Cürcanet, Eri. Muhammed. Ayye, altında ahsid-i tayin-i meşhidi, böyle tamam eder, yukarı doğru. Ahmet yesibiden sonra, Hoca. Bektaş’ı bile anlattı, yok non-parende, Hoca. Bektaş bile haddetlerinin, bu noktada öyle inin halefesi de onunla yok non-parende’nin de yetiştirdi, Hoca. Bektaş’ı bilir. Hoca. Bektaş bile haddetlerinde, Anadolu diye geldiğinde.
4. Bölüm
Anadolu’nun kuraklardan hep güneşli olmuş. böyle gittik ki özür dilerim. Mesela baba. Resul isyan. Allâh, bir kimse çıkar kendisinin. Resul olduğunu iddia edenler var ya, bunlar yeni değil. Bu topraklar, mülmid topraklar, sabahın kalkan birisi kendisi de. Resul tayin edebiliyor. Ya sabahın kalkıyor, birisi ben mehdi oluyorum. Toprakta yaşıyoruz biz. Hatun ki. Cemil’i anlatıyorum, şimdi diyorum birisi var, taktı bananıyorum. İstihar taktı diyorum, şu an 35-40, şimdi kabul etti. Sen tastik edersen diyorum, ben de mehdilimi ilan edeceğim. Sen tastik etmedin. Nandoli, ben mehdilimi ilan edemiyorum. Bir tane de. Amerika’da mehdimiz var, mehdimiz de var, İstanbul’da. İsa nerededir? İstanbul’dan cevap geldi, İstanbul sokaklarında kediinden ablatsın dolaşıyor ki. ben mehdi çıkınca.
İsa’nın da çıkması lazım, Ardağ’dan da dedim, İsa’ların neredeymiş, oradan cevap geldi bana. Dediler ki. İsa kediinde değil. İstanbul’da dolaşıyor. Nebi var, nerede? Şey der, Amerika’da. Mehdi var, nerede? İstanbul’da. İsa’da. İstanbul sokaklarında, İsa aleyhisselâm’da. İstanbul sokaklarında habersiz dolaşıyor. Ve bir sürü zaten. Bülsüt. İçamcımız var. Bir sürü de ordan sonra kendi kıymetinden dolayı alemin yaşatıldığı zaatlarımız da var. Ve hocalarımız alemlerimiz zaten bir do, bunlar eksik değil. Ve hepsi de diyorsunuz ki, ben. Onu dedi ya, herkes çok hayırlı. Aynı şey kaçı beytten şöyle hazretlerinin zamanında yaşadığı. Anadoluza, Ertuğrul, Sivas, bu bölgede biraz daha yoruldak, tokat bu tarafta doğru baba ism, baba resul isyanlar var.
Tabii baba resul öldürüldükten sonra baba ism devam ediyor. Baba resul kendisine resul olduğunu kabul ettiriyor. Resul olduğunu inanıyor mu etrafında günlerde. Evet yuva bu resul köyleri basıyorlar. E köyleri basınca kadınlar onların eğer resulcünü kabul etmezlerse cahiyeler oluyor. Siz şimdi bir yerlerde daha atıltı buluncanız zaten. Kadınlar onların resulünü kabul etmezse cahiyeler, erkeklerde öndürülüyor. Siz istediğiniz kadar beraber yaramamada nasıl var değil. Onların resulcünü kabul etmiyorsanız, çakir oluyorsunuz. Böylece cahili hükmüne geçiyorsunuz. Sizi esir alıyorlar. Işıkta orta namuda. Müslüman kadınlar cahiliyebiliyor mu? Evet eğer siz kabul etmezseniz, işi. Müslüman kadınların kendilerine cahiliyebiliyor. kabul edersen zaten yine ailemden cahiliyebiliyor mu, koku gibi değişen bir şey yok.
Daha da orta sıvıldırıyor zaten. Seperti yok. Kabul edenler. Müslüman kabul ettiğinde cahili. Evet. Ve. Selçuklu’yu ilk defa. Bizans’a yardım istiyor. Bizans’ı bakıyor, kendi tövbeli şehirlerine tethedir ki. İslak isyanının bastırılması lazım. Selçuklu’yla, Bizans’ın ortak olup, bu kendisinin resulü iddia eden resulü. İslak savaşıyorlar. Baba. Resul yakalanıyor, idam ediyor. İdam edildikten sonra kardeşim, baba. İlyas çıkıyor. İlyas diyor ki, öyle dedi. Ya, yerinden indirecek yok. Göğe kaldır. Göğe kaldırıldı, yerinden indirecek. Baba. İlyas, birinci savaş devam ediyor. Ve bizim politikimiz, piyirimiz, petüvetler şüpheli hasretleriyle kendi aşiretiyle beraber normalde işte. Mekke, Medine, Ardından, Şamba’a bak derken, Erzun’un üzerinden masivasları oluyor, Erzun’un oluyor.
5. Bölüm
Bir rivayete, Bahşit. Paşa’da der ki, hemen hemen. Osmanlı’nın başlangıçındaki, böyle. Selçuklu’danın bitibinde. Kayser’de. Mehtun olan ilk tarihçilerden anadolunu, o der ki, kendince bu esnada. Hacı. Bekler. Şüpheli. Hazretleri’nin kardeşini baba. İslak isyanlarına katılmak için o ev katıldı ve. Sivas’ta öldürdüler. Ama sonradan dolaştırılmış olan. Bektaş’ın kaynakları der ki, Mekke, Sivas’ta şehir edildi. Bu olaydan sonra, yerleşir, yerleşir, etrafındaki bir damat, yasında eğitim vermeye başladı. Ve gelin, gidin, devam eder, derrak devam eder. Bir rivayet var, evlendiği rivayet ediliyor, bir bazıları evlenmedi diyenler dairde dernağın imanı kurulun, eşir ona yapayım, hizmet ederken bir gün durdukana, bunu kanayınca o kanın da şey gibi durdukana diye bana gitmesin, kanı da içer, bu.
Bektaş’ın renkli velerine geçer. Bu renkli veler, kapat edilir, edilmez, bu farklı bir şey. o kanayınca, o kanı içince de. O vettahşin enkür bedeline göre iki tane onun çocuğu olur ona, o kadının da o güne kadar çocuğu olmamıştır. Kanın içindir çocuğu olur, kanın içindir çocuğu olunca bir kermen olarak gördüğün ve bir kız giderler ki o böyle bir bunun onun sonu yoluduk buradan geldi, çocukları da bunun altında tamam ondan sonra altından, altlarla olsa yetişir. Bir kısım rivayetçiler giderler ki evlendi, böyle böyle iki tane çocuğu oldu, çocuktan ve isimleri bu, bu çocuğu olanların normalde iddia edenler de çelebi yolundan giderler. böylece, Hacı. Ekberç ve. Heli. Hazretleri burada normalde anılır, bu bir geyini vermeye başlar. bu normalde bekar öldüğünü söyleyenler iki ayda, meşret olarak bal bal yanma.
Hacı. Ekberç ve. Heli. Hazretleri’nin bekar öldüğü de yine yok çelebi ise o tam kadıncık anayla evlendirdik, sonra o kadıncık anadan kurtulduğu bir çocuğa, iki tane çocuğunu devam ettik. Tabi normalde bektaşilik derdanı belki de göreceğimiz kimse adlanmasak. Normalde o el dönemdesi derdliği teknik olarak kuran noktada derdanın derinleştiren, obunlaştıran, şu anda da. Türkiye’de bektaşilik hasretinin aptal musa anılır. Çünkü normalde adlumdan bektaşilik derdliği aptal musa zamanında. Gerişler, gerişir ve aptal musa’nın ve yetiştirde çoğalılar bundan sonra da zaten. Osman’ı kurdu, Osman’ı kurdu kendine aptal musa, Osman’ından da. Türkiye’de de onunla beraber kaza çıkar, aptal musa aynı zamanda da gazedi, gazi ünionlalı ve normalde bu noktada gazi ünionluğunu aldıktan sonra.
Osmanlı’yla hacı bektaşilik hazretlerinin bitleri açısında bir liteli başlar ve bu bir liteli devam eder. Osmanlı’nın fethettiği bektaşilik derdliğiyle memlevi kurulup ve her ikisinde doganı var, bu kadarına devam ederler. bektaş, hadd-i bektaş, bilah etrafı herkesi dört kapu makam üzerine oturuyor. Bunu da canınız sıkılmadıysak. Hazreti. Mehmet. Cennet’in lümusa geçmeden kısaca bunlarla bahsedelim. Dört kapu şeriat, tarikat, marifet ve hakikatdır. Bu, onun da bu noktada on makama baktıkça geçmeyen bir kimse tamir insan olamaz. Bu kırk makam takımda da geçer. Yeniden geçermesi olarak alabiliriz bunu. Hacı bektaş bilah hazretlerinin de makalatında dört kapu ehemlenenen tariflerin birbirlerini çok benzeşirler.
6. Bölüm
Birinci kapu şeriatı, on makamı var. Bun birincisi imanın altı şartına inanmaktır. Bunları şimdi böyle kısa kısa geçeyim, bunlar bir aklımızın bir davrında kalsın, karşımdaki bektaşilerle, karşımdaki ülkemizdeki veya ülkemin dışındaki bektaşilik ile anlatılan kitaplardaki bektaşilin arasındaki farkı böredir. İkincisi ilim öğrenmek değil de sahip olmaktır. Üçüncüsü. İslâm’ın bu da iş şartını ibadet eder. İslâm’ın beş şartını ibadetmez, o kitada şer yap makamından bitirebilir. Dördüncüsü helal kazandı, yemek ve fayda haram ümum. Beşincisi nikah kıyarak evlenmekte. Dikkat et, nikah kıyarak evlenmek, nikahsız evlenmek değil. Altıncısı hayızlı kadınların yaklaşmamaktır. Yedincisi el üçünle perkema, yetikazın üzerinde olmaktır.
Sekizinci merhamet ve şevkatte olmaktır. Dokuzuncüsü temizliğe dikkat etmek, kusur ve abdestte devam etmek. Bu, şevkat kapının şu makamı evredilmem ne, mülkert. Yani, takıldırma ve evletmekte. İkinci kapı, tarikat kapısıdır ki onun da o makamı vardır. Birincisi, bir kirlen, el alma ve tövbe etmiyoruz. Birin önünde, alevi cebimde, birin önünde geçip, herkese tövbe eder ya, bu tarikatın birinci makamıdır. Bir kirlen, el alma, onun önünde tövbe etmiş günahlarına bir daha günah işlemini ve evletmekte. İkincisi, bilim sayetlerine etsikletip sorunun önçü olarak almış. Üçüncüsü, saç kestirmek ve tarikat evlisesi giyin. Buna öncelerde tarikat uşağı kuşanmak, tarikat kırkası giyinme, tarikat ciscesi, töre yapılırdı önceler tarikat atat.
Bu kimse şevyat makamlarını geçti, tarikat makamlarından da birinci, ilgince geldiğinde, üçüsü de saçını kestirir, kokular. Ardından dacazca bak kapasını kestirir. Patistatik gibi, kaçta günah da daha olmuştur ya, saçlarını keser ya, herkes bir tarikat erbamı da, bir böyle makam atladığında böyle bir kendince tarikat erbamınca böyle bir eşit geçirdiğinde saç kesilirdi. Dördüncüsü, nefis de mücadele etme. Beşincisi, dikkat edin, insanlarla hizmet etme. Tarikatın olmakamından beşincisi, insanlara hizmet etme. Sizin en hayırlısı, fazla faydası dokununca nınındır. Hadisi şerifine tabi olmak. Oncusu, Allâh’tan korkmak, sakın var. Henüfe bir yerine getirmek, haraplarından uzak tutmak kendini. Yemincisi, Allâh’ın rahmetini umar.
Sekizincisi, seyyidat, tespit, iğne ve makas taşımak. Bunlar ne? Bunlar sünnetli vesulullah. Her şeyden ibret alçak okuydu. Dokuzuncusu, makam sahibi, cemaat sahibi nasihatçi ve muhabbet ehli olmak. Üçüncüsü de, aşkla, şef ve sefa ile fakireyi tercih edip, kazancı, iğne ve fakire hizmette harcamak. Ücüncü, kapı marvet kapısı. Allâh için sevmek ve. Allâh için buluz etmem. Ücüncü, Allâh korkusu ve günahlarına sakın var. Dördüncüsü, zürgüde, öfendiğize devam etmem. az yemek, az uymak, az konu. Beşincisi, sabır ve kana pehli olmak. Altıncısı, haya sahibi olup, utanmak. Yedincisi, Cömert olma. Sekizincisi, Dilme ve Âlime değer verdi. Dokuzuncusu, Miskinliği beni seversen. kendini övme, kendini metetmeye, övde bulmayı değil, Miskinliği, Orteoğlu terk etmesini bir anda geride durmak.
7. Bölüm
Bendikten geçmiş, hiç olmaya çalışmak. Onuncusu, Ehhimâket olmak. Ehhimâket olmak ne? 4. Kapı, Hakikat kapısı. Olmak ama bir tevâbı da toprak gibi olmak. İki, 72 milleti ayıplamamak. Hakikat kapısında olan 70 iletini yapacak, ayıplamacak. Her rengi, kendini de kabul edecek. 3. Cüzü, herkes elinden gelen yardım yapmak. 4. Cüzü, herkesi kendinden emine edecek. Yaratılan. Mersi’yi sizden emin ol. 5. Cüzü, mülkü. Allâh’a teslim ederek, onu vesûlüne uymak. 6. Cüzü, sevgisi, sülûkü tamamlamış olma. 7. Cüzü, sınlı, hikmet ve eşyayı kavramak. 8. Cüzü, sohbetlerde, hakikat sırtlarını insanlara söyleme. 9. Cüzü, münâcâh ve evrâd-ı eskâra devam etmek. 10. Allâh’ın üstüne razı olmak, her şey olmanı bilerek, teslim olmaktır.
Bu 4 makam, 4 kapı aşağı bir sûfî, çamî bir kimse ol. Ve biz ona insanı çamîm dururuz. Allâh tüm bizi bu insanın çamîmlerden eylesin. İnşallah. Tabii. Anadolu’ya, bu noktada ışık saçan, en önemli, zaaflardan. 3. Cüzü, bizim tutuz, kodeli tutuz. Yûnus. Emre, Yûnus. Emre’de eserlerini. Arapça ve. Türkçe vermiş. Ama şiirlerinin bütün. Türkçe. İçinde kendi anladığı hakikati. Türkçe olarak anlatmaya çalışıyor. Şiirler yaklaşık 13. Yûnus. Emre’nin ilk yarın, normalde 1-2 katta plan doğumun tanesi. Ölümü de 1-320’ler, 10 deriler. Tabii, hadisinden sonra yaş intibariyle. Ama. Hacı. Bekler. Şimeli’ye hasretlerine görüşmüş. Bir rivayet, Hazreti. Mevlânı, Cenâb-ı. Kerim’i rümân etmeliyle görüşmüş. Görüştüğüne dair rivayetler var.
Ama. Hacı. Bekler. Şimeli’ye hasretlerine görüşmüş. Çünkü kendi şiirlerinde de bunu bahsediyor. Normalde. Yûnus’un hayat hikayesi, tanrı anlamıyla birbirine bir hayat hikayesi. Yûnus’un yaşam adına dair söyleyenler de var. Nasıl yaşamadı? Ama böyle bir âşırlık mesleği. Bu âşırlık mesleği de katkıda bulunduğunu. Herkes bütün tekiyelerde, bir yunus olduğumuzu söyleyip iddia edenler de var. Çünkü çok gizemli bir kimse. Gitmedi, gezmedi, dergâh tekiye kalmamış. Benim bir tekkesi yok, benim bir dergâh yok. Hacı. Bekler. Şimeli hasretlerine benim bir dergâh ve tekkesi var. Hazreti. Mevlânı. Cenâb-ı. Kerim rümân hasretlerine benim bir tekkesi ve dergâh var. Ama. Yûnus’un hayatı benim bir tekkesi yok.
Doğduğu yer dahi tartışmalı. Tabi eski şehirler şu anda. Yûnus emreyi iyice sahiplenmiş vaziyette de ama. Konya taraflarında doğduğuna dair veya da işte. Karaman taraflarında doğduğuna dair ki bu atlamamkılar bende daha uygun gibi. Normalde henüz daha keşşik çanlılar oradan daldan dalatıyor mu şimdi gibi oldu ama keşik çanlında çünkü. Hacı. Bekler. Şimeli hazretlerine gidiyor. Kırtlık var, bu kırtlıkta herkes sıkıntı çekiyor. Hacı. Bekler. Şimeli. Yûnus emreliyle annesinin peşik çocukları var. Bunlar aşırı tam bir halde yoklukta sıkıntı yaşıyorlar ve bir gün annesi diyor ki. Eda. Hanım gitsen de diyor, hadimekta şöyle bir yer, biz de biraz mumu dayasana, çok cömertmiş diyor, gelenekin yeni kapısından geri çevirmezmiş.
8. Bölüm
Tabi. Yûnus’la düşünüyor yola, Yûnus yola düşünce, şimdi eski derdambada tek kemerde misafirlik üç gündür hadîs-i mumu gibi ince, gelen kimse üç gün misafir ediyordu, abla edersen. Genel bir duayla üç gün misafir edilir, bu herkes oraya gelir, derdan çok özür dilerim, tamamı vardır, yeri vardır, uzun tuvaleti vardır, yatacak yer, misafir haneleri vardır, sohbet yerleri vardır, zikir hanelerleri vardır, çile haneleri vardır, derdambada bir eğitim yeri gibidir, gelen dermişler, normal derişler, eğer orada kalan var ise kalanlar için de ayrı etler, onalar var, onlar devamlı kalırlar, devamlı hizmet edenler vardır, çileye girenler vardır, dergâhın içerisinde çileye girenler için, çile haneler vardır, çilesini bitirenler, dergâhı hizmete devam et, tekrar sohbet olurlar, dergâhı evlendirir, onları evlendirdikten sonra da dergâhı yakın bir yerine veya da eğitimini tamamlamış olanlar, dergâhı bel diye vazifeli olarak atanlara, dergâhı tek bir adamı böyle çalışıyor.
O yüzden bacım etnaş beli hazretlere gelir, üç gün misafir edilir, üç gün misafir edildikten sonra huzura çıkartılır. Zaten birinci gün dinlenir, mayone yapar, genelde misafir haneler, öredir derdambada tek yerlerle, inşallah biz de burada da bir karabaş verir tek yerimiz var, tabi etrafımdaki müştemilatik yıkılmış, biz şimdi bu eski gereği bugüne taşımak amacıyla uğraşıyoruz. Eğer bu ele yapabilirsek inşallah yapacağız. Allâh’tan bir şey gelmezse. Ve bu o dönemek devam eder, Yûnus. Emre orada oturur, birinci gün geçer, ikinci gündür, sikirden sonra sohbetler katılır, üç şehrin huzunu çıkartılmaz. Dinlenir, gelir, içirilir, ikinci veya üçün şehrine konuşması gerektirir, üçüncü gün çıkartılır, üçüncü gün erkek bir rivayet.
Annenin selamı var deyince annesinin beknaş beli hazretlerine mürit olduğu bir rivayet. Çünkü mümkün çok farklı bir şekilde açık beknaş beli hazretlerine oğlunu. Demek ki annesi. Yûnus’u bu ben kendim resim tamamlıyım. Hacı beknaş beli hazretlerine böyle dedir. Annenin selamı var, burada istedir. Beknaş beli hazretlerine der ki, eyvallâh, burada istersin, inmek istersin. Yûnus kendince düşünür, der ki, evde çocuk araç, hanım aç, kutay araç. Beknaş beli hazretlerine ikinci deden, ey. Yûnus, sana istersen der, dayı tanesi için, on inmek verir. İkisinde tekrar soran. Mededap işte, on bir rivayetten üç iler burada istedir. Tabii. Hacı beknaş beli hazretleri böyle bir yiyeceğin kadar bunda ya. Ve ona çıkan tüttükten sonra bir rivayetten aklına girer.
Ben ki ya geri dön efendim. Bir rivayetten annesi giriyor. Bir rivayetten annesinden alç beli hazretleri, o tatlı. Tatlı emriye gitmesi gerekir der, huzur ve daire almasın. Tabi, ama hürmüşlere bakmasın. Bir şey söyleyip, ısrar etmezler diye edebilirsin. Ve tabi, bir tatlı kemire bulursun. tatlı 18 olan ciye edilir. Demek ki, olsun da. Yûnus’a emredilir. Tatlısında, onun kapısında, huur oğun. Nasıl onun arasında kulluğulmuş? Kulluğa erdin. Şimdi mi gördün? Kulluk ve manasını yaşadık. Manasındadık oğlum. Kulluğu olduk. o ahbeyi bu. Aslında kulluğu öğrendik. Neymiş gördük, anladık. Yûnus, miskinçiydi. Aslında pişti. İlahi aşka düşmüştü. Her pişer, ilahi aşka düşer. Her ilahi aşka düşer. Yan bıçayana, yan bıçayana, yan bıçayana.
9. Bölüm
Ve ben yürürüm yâne yâne. Ne bir kâne, ne akinde, ne bir vâne. Bizim toplumumuzda gençlerimizin yaşadığı bir sandviç yiyip bir kaçtıydık. Lütfen bununla karıştırmayın. Rica ederim. Bir sandviç yiyin, bir sandviç bir ay var. İti, bitti, aşkı bitti. Kolumla almayın vahfizekalardan. Bu sefer o gazlı içeceklerle beraber bir sandviç yiyip bir daim sürmüyor. Kendince zâhirî ilimlerden fazla kendisini manevî ilimlere bırakır. Kendisi zâhirî ilimlere hakim bir kimseler. Sakın zâhirî ilimlere görmeyin. Ama kendince kendisini keşfîlâş ve lâset. İlmine ya mîce okumakta diyerekten asıl im’î nomanî bir kimsenin. Tek de olacım, kendini pişirmenin akabitte bir kimsedir, kendini bileceğini söyler ve onun sonucunda da der ki vallan pahalını buldur, kovanım yağma olsa, kendini bile kimse vallan pahalını buldur, vallan pahalını yama eder.
Hak’tan gelen şerbeti, içtik elhamdülillah, şov, dert denizini, geçtik elhamdülillah. Bakalım, bunun hepsi de sevsülüptür. Kuruyduk, yaş olduk, kuş olduk, içtik elhamdülillah, girirdik, punar olduk, bir çiftlik, ölmak olduk, artık denize dağıttık, taktukun tapusunda içtik elhamdülillah. Yûnus, böylece bir güvay, bir de yakın bir şey, bunların bir kısmı kayıtlıdır. Tabii, bu şerjata aykını kırıldı, başta ırma, balıklar okutardı. Kesinlikle yakmıştık, ödeki melekler okuduk. Ama son kıp, derviş. Yûnus’u evliymiş söylemedik. İstiklaya çeken ama sonsuz gider olduk. Kimsenin kendisini bilebilmesi için bir aynaya ihtiyar. Şimdi altına gittiklere bak. Maviye çalış, neler çok kuyum abi gider mi gitmez.
Bahsetmeyeyim gidersem çıkamayız. Çıkmaz yani. O örtü olmamıştır. Şimdi takınca da mantılın yakasını uymamıştır. Bir tek mantı ördüğü zaten ya açılırsa o da onu uymamıştır. Onu da değiştirir. Bir aynaya gerek yok. Baktığımız bu kisik olarak bir aynaya ihtiyar. Ona bakacağız. Kendimizi görsün. Biz kendi kendimizi böyle bakmakta zorlu çekiyoruz. Ama bir aynaya olursa karşımızda kendini görmemiz bir aynaya gerek. Sufiler de kendini bilmeden bir aynaya ihtiyar. Sufiler için. Sufiler için o aynam o kimsenin üstadımız. Üstadımız. Bakar misiklerini görürüz. Örmüştadıl evinde sigara var mı? Yok, tabi sende var. Hiçte aldık ki sen duydun mu küfür ettiğini? Hayat esende var. Hiç yalnız söylediğini duydun mu?
Hayat esende var. Bakın, aynı. Veya da çocuklar, kız çocukların önce rotip olarak babaların varlığını. Bir kız çocuğu böyle kendi kim buluncaya kadar evlendirmeye kaksanız, babasını gibi bir kimseyle evlenmek ister. Babasını ara. Kimliğine otururuz kendince. Kendi değil. Kim olunca evlenirsin bir sede. Bir açı var ki zahir. Vatimi anletme. İnsanı hata etsin diye. Bunu bir. Sûfî’nin birinden zor duyasınız. Onu çiziyorum. Bir. Sûfî’nin birinden zor duyasınız. Sufiler genel irtibarine, kendilerine, şehirlerine rağmet eder. Protip, şehileri rağmet eder. Rhetet bir küsahı değil de hakkınıza beraber. Ben kestirmesini söylüyorum. Sağlamımı söylüyorum. En gülsün, en iyisini, en hakikatı yoksa herkesin şehri, herkesin mürşidi, herkesin kutbu, herkesin mehdisi, nebisi.
10. Bölüm
Hakkı çok iyisi. En doğrusu eğer biz. Bu kendini bir mektem, zahir olarak, böbreğe konuda, dalandırıda manası değil. Sufiler bunu manan olarak da, manan olarak kendisini bilecek. Eksikliklerini, noksanlıklarını görecek. Bu eksikliklerini tamamlayacak. Kemal’e verecek ve kendisinin her daim kulu olduğunu hep görecek. Biraz, bir zaman saydımda olsa azetlerinden bir güne kullanmak istersen, biraz aziyet, biraz fakriyet, biraz mahviyet, her zamanki mümkünler için güzel bir destoktur. Kendini bilmeden, kendini bilmeden. Bu noktada biz aziyetimizi, fakriyetimizi ve mahviyetimizi her daim göz önünde bulunduracağız. Böylece kendimizi bileceğiz. Haddimizi bileceğiz. Biz ilah olmadığımızı göreceğiz. Bir tanrı olmadığımızı göreceğiz.
Bir yaratıcı olmadığımızı göreceğiz. Açık kapatmakta acız olduğumuzu göreceğiz. Duvarın arkasını görmekten acız olduğumuzu göreceğiz. Toprağın altını görmekten acız olduğumuzu göreceğiz ki. ve haddinizi bile ve o şeytanın yolundan unutmayalım dedi ya haddeden ben daha iyi anam da affetsin. Siz bilmiş olabilirsiniz ama tekrar bir için söyleyeceğim. Zaman reakattınız bu benim başımdan önemli bir şey. Teşekkür ediyorum. Konuşmanızın başında aferin bir not dağılın, kürt, alevi ve sinir alevi ifadelerini kullanmanız. Halil evim aklım bunlara takıldığı açıkçası kürt alevi benim. Tek bir dağilinde olamayacağını düşündüm. Çünkü alevi, lük, ün. İslamiyet’e kattığı bir bu noktadan ailemle rağda saydığına mecbur edecekleriniz nedir? niye sinir alev edildiniz?
Neyi kastetiniz? Konuyu sattığım açıkçası daha var da batı tıklarım. İfade değilim ama cevaplamın hakkına sahiplerim. Herkesin adı. Türk var. Sizin adı praksiyonlardan bahsederken korularla farklı bir durumları. Sizin adı. Türk ücretsiz. Aslında alevi kelimesinin barikat bir iktid. Biraz gündemini de karıştırmış olmalı. Aslında krede. İngilizler tarafından kuruldu. son yüz elli gelinceye kadar. Anadolu’da alevli kadına bir şey yoktur. Bektaşiler var ve kendisinin bektaşi nitelendiren kimse. Kaçı bektaşi ilginilerden, kaçı bektaşiler imadet ederler. Veya yolda tokatta alevler, bektaşiler var. Kaçı cevneri yaparlar, cevederler. Afyon’da vardı, yolda vardı, tokatta vardı, Sivas’ta vardı, Ersin’da vardı.
Bir kol olarak. Bir kol da şeyden başta. Antalya tarafından başlar. Sizin hani. Türk alevi. Medenadan başlar dağının üzerinden nur gelir, peki böylesinin çanakkaleye kadar. Bunlar normalde bir çıt arkası kızı başlar, bunların geriye doğru çıt, bir çıt arkası kızı başlar. Kızı başlar da. Şah-i. İsmail taraflar olanlarımız. Bunlar son. Bosnanya’da yüz elli yıla gelinceye kadar bektaşiler. Bektaşi olmayana, bektaşi. Bunu bir yerleştiririz. Bunların. Türk değil de bunlar. Ama ben, bunlar az önce bahsettiğim. Sünni olan bektaşilerde aslında. İddilde. Alev olarak mı? Bunlardır. Bugün yolda da içinde camisi vardı, kurak yerini okula. Hazreti. Muhammed. Mustafa’ya sanat müseram getirilen bir sünni ibadetlere devam ederler.
11. Bölüm
Namazdan da kılavlan, kuruşlarında tutanlar ya normalde derhah, eke, ağdaha, bahçısından çok fazla bir aksyum bir maşırlıkla birbirlerine yakın bir şeylerde. Bunlar bugün ki bir de tarif etmeye çalıştığım. Sünni alevler öyle değil. Ama. Alevi ismi ve çatısı. İngilizler tarafından üzerini yıldır. Bu çatalın ağanını. İngilizler eten gerekirse bir dakika sohbette tarih kaynakları da, İngilizlerin tarih kaynaklarına bunları getirebilir. Ama. Türklerin kendi içerisindeki. İslâm’ın anlamı açısından biraz da siyasi asla. 2. neticesinde. Şah-ı. İsmail. Demir. Tebar’ın. Şia’nın getirdi. Yoksa. Türkler. Şia’da değildir. Türklerin. Şia’nın da yoktu. Türklerin. Şia’nın siyazidir. Yani. Şah-ı. İsmail’in babası.
Şah-ı. Hasan’dır, Şah-ı. Hasan. Şia değildir. Yani. Şah-ı. Hasan. Şia değildir. Ölmeyin. Ama. Şah-ı. İsmail sonradan. Şia’dır. Ve. Türklerin bağımın bulunduğu medrese var. İsmail kılma gelmedi. Şimdi meşhur bir medrese. O medrese de. Şia değildir. Medrese ve. Şah-ı. İsmail’den sonra. Şia’naşmıştır. Yani. Türklerin. Şia’naşması. Osmanlı’da başlar. Osmanlı’da, Osmanlı’nın tam direkt nüfus edemediği. Türkmen köyleri. Şah-ı. İsmail’in etkisi hakkında kalarak da. Şia’naşır. Onlara da. Osmanlı’nın kendince biraz da böyle vetliye manasında kızıl başlar. Osmanlı’da. Ve normal bunların hepsi de aslında temelinde sürnledir. Ama sonradan. Şia’naşmış olanlar da artık ben onların tam bugünkü fâdisi. Şia olarak da kabul etmiyorum onları.
Onlar bir fâdisi. Şia’da değil. Çünkü çok sert fâdisi bir. Şia. Süvh-i. İçerken ekobakları onlar. Osmanlı’na lanet olsun der. Bizim. Anadolu’daki. Şia’naşmış olan kimseler böyle bir terslikleri de sıktıkları yoktur. Ama son. Osmanlı’nın evde 50 yılında. Cumhuriyetin de normal nüfus yılında bir alevi kurabili olmadı. Mesela. Tunçeri’de, Tunçeri’deki aleviliği nere koyacağız. Şimdi diğer makladaki aleviliği nere koyacağız. Orada da aleviliği nere koyacağız. Güneydoğdu’daki alet içerisinde alevi imdiyenler var. Şimdi biraz daha ben bir cıta ederim diyeyim. Şimdi alevi etesini o diyecek ki, alevini hasar etmektir. Ve bu noktada. Osmanlı’nın son döneminde ve. Güneydoğdu’da bir ermeni mesela. Bu ermeni de bunlar böyle küçümsemek için söylemiyorum.
Kendilerince kendilerini saklamak için. Türklerin arasına karışırlar. Ama kürtlerin arasına karışırlar. Ama kürtler şimnidir. Bu, Ermeniler şimdi dediğiyle, Ermeniler, Ermeniler de bir akıl verirler. bu. Arap 3’da, 4’a, 6’a, 5’a, 5’a, 5’a verirler ki, aslında bir iş var mı? Yok, ama olmaz. Kürt alevi derler, daha iyileri söyleyelim. Yapmıyor, Suriye’de, Suriye’li aleviler, Irak’ta, Türkiye’de de. Türkiye’ye biliyorum, bir çatı altından toplama düşüncesini görebiliyorsunuz. Ama mahvolda. Ben alevili çatı kabul etmiyorum. Ben başka bir şey dik ama hatta derler bana bazen. Hazreti. Efendi’nizi severiz. O yüzden de bunu sevdiğinden de olur. Alevliyiz deyiz. O yüzden cevaplandım onu. Serbestinden bu konuşmakta fayda var.
12. Bölüm
Ben de 54’e. Şimdi, Atatürk ile herkes gibi ilk omuza tanıştım. Anladığımızdan beri tanışmıştığınız devam ediyor. Bir tanıyabilsem, verburağa olacağım. Şimdi, solcu, öğretmenin. Atatürk’ü ayrıydı. Bizim böyle muhafaza kar ürkücü olan öğretmenlerimizi aldı. Ondan sonra. Atatürk’ü ayrıydı bu öğretmenler vardı. Hayırlısı ayrıydı. Hatta otoklulaydı hisse geçti. Birisi en üst ü mesekli sesini buldum. Tele en üst ü mesekli sesinde. Tele en üst ü tabunlar iştirenden önce. Birisiye gittik. Birinci sınıf, biraz böyle hisse bir mağapur geçti. Bers, kitap, filan, işmanlı. Bir de aileden asla siyaset yapmazsa künşümü yapmak için. Sınıfta biz böyle otopopoli gibi unutma ediyoruz. Evet, izmir bayındırdı. Çok güzeldi.
Boran yapmayı severdi insanız. İlginçte ben dedim, olmayacak bu da. Tele’nin başında dedim ya, böyle okula mı gidirdin? Arkadaşlar kaç kişisi, yüz şu kadar kişisi, böyle bir şey olmam dedim ben. Bir konuşma yapınca dediler ki, sen başlansın. Allâh’ım dedim, ben zonlumada bir şeyler yapmamız lazım diye. Dermek binasına girdim. Baştan olarak gittim. Dakka bir koydur. Ben başkan seçirdim. Toparlıda, tam kapıda. Dediler ki, Şener. Hoca geliyor. Hoca da okula müdür yanıcısı, birimiz de komünist. Başkan ben seçimmişim. Meseleyi halletmek var, ben iyiyim ki bu iş. Üstümüzde de kumaranı. Kumaranı’ya çalıştıran da, Tire’dir. Solcu, Kürtaş. Siz derdektesiniz. Derdekte olsak ne yapacaksınız hocam? Gelip, derdeteceksiniz dedim.
Baktım. Yarın soracağım sana. Neyse, bizim o zaman. Tire’deniz. Mesecki sesindeki derken bir tane normal. Solcu olmayan bir. Türkçesimiz var. Bizim tanıdığımız. Solcular, Ordu. Kürtek’e, böyle hasbel kadar. Allâh’a inanıyorlar. Birisi de tanıdığımız. Türkçesimiz, Hoca, Bahmuday’ı yoksal evde. Buğday’ı edeyim, isterse çıkmasın. Sırtınız var orada, isterse çıkmasın diyemezsin. Hocam, bin afyandır. Hocam sen de eviniz misin? Başka yere geçiyor. Şimdi meseleyi toparlayayım. Türkiye’de bir, kendince. Solcu. Kemalistler var. İki, Saçı. Kemalistler var. Üç, Dinsiz. Kemalistler var. Dört, Dinci. Kemalistler var. Beş, Dağiz. Kemalistler var. Al, Dağiz, Değiz, Ütürlülü. Değiz, Kemalistler var. Altı, Ağ, Kemalistler var.
Yedi, Atı. Türk. Peygamberdi diyen. Ne? Benim inandım, Türkler. Türklerini bildiklerinden verip, bir cesaretin altında kalmışlar, esir millet olmamışlar. Her dönem. Cenab-ı. Hak onun içlerinden bir lider çıkararak da onların dünya sahnesine koyarlar. O liderler kendi ülkelerinin dünya sahnesine koyarken hesapları, kitapları, başkalarının hesapları kitapları hep farklıymış. Onların hatalarından hikmetler çıkmış, onların doğrularından daha büyük doğrular. Bir şekilde bu ömünen, hiç umulmadıklarının enzetirini bir lider çıkartır. Ve o lider ve o milletin selamite ve düz diye çıkartır. Hadi. Türk, Osmanlı’da sonra yıkılan. Osmanlı’nın düz diye çıkartmış. Harun şahsiyetler, küfretmeyi gerek yok, hakaret etmeye gerek yok.
13. Bölüm
Türkler kadar kendi tarihlerine küfretme, hakaret etede 2. bir topu yok da gibi bizde. Bu böyle 100 yıldan beri, 150 yıldan beri başladı. Bu bir yenilir, bizim devlet adamımız, bizim ülkemizden çıkmamı kimse, bizim değerimiz. Tavk etmeye, tartışmaya gerek yok. İlahlaştırmaya, tanılaştırmaya gerek yok. Ama ne yazık ki, Türkiye’de bir şey hissizman açık bir. Atatürk hissizmanı. Çok açık. ben. Savcı’m döndüm çok, Savcı’mi soracağız, Siyem’i sekiz kişi var. Anmışlar. Koskoca adamım, sorduğu soruşu. Atatürk hakkında ne düşünüyorsun? Sertin cevap versene, şüphem özümler dedi, müdür otobüsü otobüsü. Türkler haneti miydi, meyhaneti miydi, değil miydi, tayyici miydi, değildi. Meyhaneti miydi, evet. Sizin böyle bilmiyorsunuz.
Ülke de bütün o yapan kimse, Atatürk’cülük evlen gidiyor diye gülüyor. Bitti ise bağımlıydı. Komya, öledeğe başkanların, bir növ ne emri, kapattı. Atatürk, yetişer gidiyordu. Yasir kanikale değer veriyordu, kadınlar kıymetlidir, kadınların yetişitini satamazsın diye gülüyoruz. Neyi gülüyorsunuz, neden yürüdünüz? Allâh muhabbet. Kastıyım, kinamlı, adamlı, kişi, ailesinin, kısası acıklılır. Ama. Cenab-ı. Hak bu kısası ailesine ve diyede bağlamış. Eğer ailesi buna diyet kabul ediyorsun, diyet kabul ettirir. Kastıyım ağlamıyor. Allâh’ın mesele, salınan mesele. Sahâbe böyle olan, cennetlik bir. Anlar katında bir, üç tek. İki cezalı. Görücü kusuru evliliğinde kaç görüşmüne karar vermek gerekiyor? İstişelene mi?
İstihar evlenene mi? İstihar evlenene mi? Sigara halinde mi? Direkt veririz. Biz diyoruz, sigara alak, kesinlikle işin seçmesi. Onun görücü kusuru evliliğinde, görücü kusuru olmayan evliliğin mi var? Kur’ân meselinde de böyle evlatıyor olan kimdir? Üç sefer görüşme hakları var. Üç sefer görüştükten sonra buna karar verilirsen hemen evlenirler. Karar vermediler, birbirlerini ısınmalı, birbirlerini içleriz inmedi. Maa selam. Allâh yoluna cikesi. Bu evlilik de alakalıdır. İstiharı yapacağım, istişarı yapacağım, bilip de istiharı acıyor yapmayın ki. İstişarı önünde, istişaretin kararınızı verin. Evet. İnşallah. İslâm’da şu yok. Ya bir çıksınlar, bir bübeli tanısınlar. Ya nereye çıktırırlar, birbirlerini tanıcıklar, birbirlerini içine giriyorlar, tanımıyor mu?
Laf bunların hepsi de. Bir de şey, nişanımız döneminde bir nikah yalın da, hadini kahyır, örtülür, birbirlerine ne yapacak varsa yapsınlar. Yok. İslâm. İstişarı verip atacak, bitirip atacak. Tamam, tamam. Evlene olan kimsenin evliliği verilir. Ah ben bu köyde o da daha yaşayacak. şahredeki gibi var, bir yüze evi anlayırsan gel bana değil mi? Diğer tarafta bir tane adam var, hadi geç evlen, mitsin, yavrum mitsin. Geliyorlar bana. Ben çok seviyordum yavrum, hadi yavrum yavrum. Senin o zaman ne? Yok çok seviyomu akşama, yine babasının evine gidecek. Çok seviyomu akşama, kız yine yuruda gittik, ölür. Ama çok seviyomu var. Biri söyledin, bu canı tam gelmiyor musun ama dedir. Allâh kızım neden bilmiyordun?
14. Bölüm
Semen sevdiğinin kapısındadır, bu adam seni çok seviyor. Evet yatsın seni kapımdan. Sen bu adamı çok mu seviyordun? Kaldı telefonu, ben çok seviyom, seni yanına geliyom. Ne işin var burada, bilmiyordun da ne işin var senin dedi. Sen çok seviyormusun, evet dedi içimde. Sevebilirsiniz, kanının kapısında gelecek kadar beni sevmemiz. Bir kadın, bir erkeğin kapısında günlerce, aylarca, yaş, yağmur, çamur, al kapısında yatacak bir kimsenin sevmekten. Söylü köpeği gibi. Kim anasıyı biliyoruz? Aşık mısın? Kafede, masalede, ne oldu? biz, git, yetişemesi kap, nuri menkürmesin. Ya. Ayşe oğlum, çile hanede. Ayşe yazmış. Yağm! Yağm! Yağm! Yaşan kendini o gaziziyet sürekli kendini eksik görüyor. Fakriyet.
Allâh önünde fakriyetler. Mahfiyet. Allâh önünde mahfiyet. Allâh önünde her tayin kendini aciz görüyor. Topun içerisinde aciz görmek değildir. Topun içerisinde kendini aciz gösterenlerden oyun var. Bilas değildir. Bir kimsenin kendisini. Allâh önünde aciz görmesin. Hepiniz fakirisinin. Allâh, mahkanidir âyet-i kerimesi bu dibinde. Allâh’ın öpüyette görmesidir. Her şey yok olur, mahvolur. Ve ona da sonra insanlar bunları duyunca da acizlerini hepsini inkar ediyorlar. Vallahi bütün ömrümü bunun feda etmine hazır. Her sohbeti bunlarla haraklı konuşuyorum. Böyle bir hadîs inkarcılığı başlıyor. İstanbul dünyasında bu büyük bir hastalık, bu hastalığı pompalıyorlar. Bu sakınlığı, sakınlığı pompalıyorlar.
Ülkemizde daha fazla pompalı. o kadar böyle aksürt örneğlerle karşılaşıyor mu ki? ortakına giden çocuk, kocam hadislerin hepsi de sahibi diyor. Yahu evinde bir hadîs kitabı var mı yok, bir çabuk durumu yok. Aynı şey, hadisleri inkar ediyorlar. Hadisleri inkar etmelerinin, inkar etmelerinin sebebi yok. Herkes hadislerinin beyi, heva ve evesinin göre yorulacak. Biz şimdi âyet-i kerimelerimiz, hadislerle anlamaya ve dinin âyet-i kerimeler dışında hadîs şerifleri bakarak da yaşıyoruz. Namazı nasıl kılınca, hadîs şerifleri bakıyoruz. Namazı nasıl kılınca da var? Çünkü âyet-i kerimler, kıyar, kılıyor. Peygamber göndermiş. Peygamberle beraber bir hikmet gönderdik. Kitabı vardı, kanı bir hikmet verdi.
Kitabı verdikten sonra kitap ayırdı. Bir de hikmet verdi. Hikmet ne? Onun sünneti verdi, onun hadisleri. Ya içlerinde kafasının almadığı, anlamadığı bir has çıkarsa bu ya hadislere. Kur’ân’a, ya. Kur’ân ilahi bir kitap, bin yıl sonra daha hükmü devam edip, bin yıl sonraki anlamına verdikten karşılık geldi o hadîs. Kıyametin saadet hakkası var, bizden yok. Ama mehtip olmadığı çıkıp, kıyamete saadet hakkası da koydu. Son kıyamet kokacak. Ya kardeşim, kıyametin kokmasıyla, cevra ile aleyhisselâm gelmiş, tabi olman hadîs ile edecek. Kıyametlerden ama kokat dedi, cevap veriyor. Sorularını soran da. Allâh’a harit. Zamanı benim değil. Sen nereden bittin? Hadîs-i şerifi yok ya ama, kıyametin kokma saadetinin olmanına var.
15. Bölüm
Hadîs de imkan edersen, o zaman normalde bir şey kalmıyor. Bana söyler misiniz namazlıkalı şekliniz nasıl olacak hadîs-i şerifler olmazsa? Birisi kalktı, böyle koltuğa oturdu, namaz kuruyor, dedi. kendincide bir tuvalar üretti, kendincide bir partiye okudu, namazlı namaz üretti. Ne ile karşı çıkacak? Hadisleri imkan edenleri dinlemeyin veredir. Ve hadisleri imkan edenler, belirli bin validerden beslenen, Kimse yok. Bunların televizyon paralarını nereden veriyor, kitap baskı paralarını nereden veriyor? Bakın bu ayrı bir tartışma konusu. Hadisler hepsi de sahihtir temel noktasında değilim. Ama ne okuyorsunuz? Radı televizyon okuyorsun. Radı televizyon yolu bilmem için. Radı televizyonun fakistini bitirmen lazım mı?
Hadisler şimdi internet emin olup sektör olarak mı? Ve bakarsın değil mi? Bu hadislerin karikendirme, hadisçi mi? Sohyes mi? Sosyo yok. Bütün hafiflerin karediyor. Ya bir hadisçi kalksa, bir hadisin üzerinde deseklik. Bunun ne zeytinlikler var? Bunun kendisinde kilitlisinde problem var. O hadîs propozisi mi? İki hadisini nasıl kıpırdık? Bu içinden ne hakkı yok? Eksi 20 oksan olarak kendisinde kilitlisinde problem olan. Onun da hadîs hariteler, oturmak işlerine. Ve daha doğrusu altın saat devlet olarak maaş veriyor. Bir annetçilere devlet maaş veriyor. Otursunlar. Elden geçirip baksınlar. Seyhide gözlerinizi kapamayınca, zira bir yavcilerin adeti bildiğini demişti. Yavciler seyhide eder, zikirde sayının önünde vahve.
Bütün yavciler de seyhide ederler. Bir seyhide, on seyhide de seyhide eder. Hepsi de seyhide ederler. İbrahimiler de seyhide eder. Zikirde sayının önünde vahve. Hazreti. Peygamber, savurları ve sebebizi, bazı zikirde seyhide bağlamış. O yüzden onun seyhide bağladığı zikirleri de seyhide önemli. Sürdeti oymaz nefesine. Etrafındaki çoğu işi yeni kapandığı için çok üstüme geldi. Kötü yorumlar aldın, ne yapmalıyım? Devam et. Bu noktada herkes kötü yorumlar yapabilirler, yapacaklar da zaten. Bu komikti çıkınmayın, yeni miyim, biri durun, dik durun. Yürüyün, Allâh sizinle beraber. Harama girmenin dini nikahı sorarken, peybem korunmadık. dini nikah bir ibadetdir. Doğru mudur derken, harama girmemek için nikah bilir.
Al-Mudur evine, bir ersek kendine soracak, kız kardeşini böyle olmasını istermedi. Kendi kızının böyle olmasını istermedi. Gençlenmemesi demiş, ya. Resûlullâh, kız kardeşini böyle olmasını istermedi. Gayet normal bir şey. Haa, ve ibadet, evrenci konu bir göz odam var. Bir tane de çek yatırman. Orada görüyorsun, gel götüreyim, evren. Bitti. O da şaka yaptı oradan. Geldi, baktı tahta. Ben de gerçekten tahta varım. Şimdi yerime, evet tahta. Şaka gibi geliyor. Önceden böyle bir şakan bile gerçekten. Manize, herkese evlen diyor, ben evlen diye istemiyorum. Onu şeyhime de, elbette evlen. Ben görüşeyim mi? Ben dedim ki benim adım. Mustafa. Rezba, orman işletmesinde memur maaşım bu kadar kız kardeşini evlenmedin.
16. Bölüm
Tahtanın üzerinde yaşıyordu. Evde bir kitaplık vardı dedim. Kitaplar bende emanet. Bir demlik vardı dedim. 25-30 tane çay var daha var. 25-30 tane çay kaşığı yok. Tahtanın 2-3 günü dedim. Evinde ders oluyor. Evin tahtasında kendini çaktındırdı. Her tarafını gıcırdıyor. Bir tane dedim dedemden kalma tahta dimanma. Onun üzerinde dedemden kalma dedim. Bir tane çak tutan minler var. Onun dedim, arkasında da dedemden kalma, samandan yastık var. Neyse, var ya böyle etecek bir şey yok dedim. E bir anneme tanışayım. Sen bilirsin ki, gitti annesine tanıştı. Annesi demiş ki, bu da simpare hafız. dedi, annem yok dedi. Bir yatak o da sağ olsun. Alman dedim, yok. Tekrar geldi annesine demiş, iki çekiye atlama almayacak.
Tekrar geldi, iki çekiye tatsın. Yok dedim, iki çekiye atlama. Bu oraya denebilcek. Ben kabul ettim dedi. Annem, annem de kabul etti. Bir de ona da tanışıldı. Selâmünaleyküm, aleykümselam. Herhalde dedi, bir cesareti nereden bulacak. Ben onun sünnetini kendim evleniyorum dedim. Şeyh’ime müsaade et bir güneye geldim dedim. Allâh’ın emrini tanışmaya geldim. Bu benim gözlerinden, gözlerinden öfemezsizim. Neden dedi, can isterim bir göz öfektir. Meşh’im görüyor, maşallah. Sen çocuğan dağıtın. Çay iç içim, su iç içme. Görüştük komiserim, aleykümselam. Peki, şeyh’imizin verisi kızım sevindir. Kire de. Şeyh. Efendi’ne dolaşırız. Ben de, ben de gelmedim. Gittin, görüştün mü? Görüştüm efendim. Neyini gördün?
Gözlerinden efendim. Alman müsaade. En öfesinde. Kıraçan, tamam yok derim ben. Onu dedim, yat. Evet, tartanıyor sen ne? Saat üç buçuk. Ustağnedir. Polisler bizi basıyor, zikir verdi sohbet. Biz bunu gayet olmaya, gül çıkıyoruz, sen benim polisim. Konserimden. Ne yapıyorsunuz? Zikrediyorum. Nasıl zikrediyorsunuz? Allâh! Haydi girince öyle şey açıyor bak. Yok. Suç aleti de bu halin birisi var ya. Ustağendirir. Ben de arkadaşlarımın başına bir şey geldi dermişlere değil. Pencere de ankladın. Paşa bizim pencere böylece hatırlatıyor. Abi ne oldu geçmiş bu sefer? Koru giyiniyor. Kitaplar, hadîs kitapları. Kaçılıyor evden eve. Baktılar o dilimki kitaplar var. Dolduruyorlar polis kitapları korunana.
Evet. Kiraya isteniyorlar. Kimler? Risale-i. Nur okuyucular. O rejime abi günü çok iyi tanıyorsunuz. Ben kiraya veriyorum. İktidarından sonra ben siyaseti bıraktım. Ben gidiyorum karakola. Çıkıyorum evinizin. Nur okuyucuları vermişler. Vallahi. Nur okuyucu ortasında bilmiyorum ben. Olabilir. Ben kerema aldığıma bakıyorum. Sen de onlardan mısın? Komiserin bir bak bakayım bana. Bakıyor şimdi. O benim şiire farklı. Ya ne demek istemedim ama onlara vermişler. Çantajın rejime abi geliyor. Kahraman. Gel bir sorun evi sor. Bir sorunu yazalım lan. Risale derslerimi yapıyorlar. Hafta. Dersten sonra ben karakola gidiyorum. Risale derslerim. Türkiye oradan geliyor. Şimdi ben böyle üç bir çiftle çektim ya.
Koru vermeye ne olur. Ben ne olduğunu bilirim. Kaldın şahada. Canımı uyan gül. Gül bir an ya. Annen böyle geldi çiftle. Hadi içeri gidiyorum. Hiç kapıdan gül. Bir kimse mi uçtun ne? Bir kimse seviyorsa ciğerini yara yara. Birini deşe deşe. Gözümden yaş akıta akıta. Fino köpeği aracıyor. Günümüzün en tehditli hastalıklarına bir olamadısın karşılığa da evet, bu hadisin karşılığa da muhatız eylesin. Yûnus evvel derviş. Yûnus’tan anlatır nasıl aşık. Yûnus’a dönüşmüştür. Her derviş aşık. Yûnus’u okmaa da gelir. Her derviş bir gönüle girmek. Yûnus şiirlerinde gönüle çok önem veriyor. Çünkü gönül hakkı tecellisinin aynasında peki o gönüle nasıl geride bir şems bulmak gerek. O şiirin gözlerine girmek gerek.
Muharikatüphal makamına nasıl ulaşıldı, yolu nedir? Her anca az önce anlatmıştı. Vahdedir, bütün nedir? Bu arabili denir. Ama arabi kırıntıları vardır. Usun bir muhat. Hakkını zehirlendir. Yûnus’un rahmetlesi, vacübesi ve diğer büyük sufilerde görülen şeriat harika, tatikat, muhat, nedir? Çabuk olun. Evinize teşekkür ederim. Merisapın da dinlediğiniz için. Hakkını zehirlendir. Cenab-ı. Hakk’ın muhinini doğdun. Allâh yar ve yabancınız olsun. Çöpçü ve insan ettiysek mühendisinin kavimini kırdıysak bilerek bilmeyerek gerçekten gönülden özür dilerim. Burada helallaşmam gereken bir kimse varsa helallaşayım. Hakkınızı tekrar helallaşın. Hakkını helallaş mıydı? Kimse de varsa da görüşeyim. Onunla da helallaşmış olayım.
Altmış istemiyoruz. Biz sufide altmışı da bir böder ümenin farkı var görüyoruz. Bizim için ümenin farkı olmaksızı, işkirmiseden, dinlilik vahvetler için bir biçimde talep etmeksiz, almaksızı dinlilik yaşaması teşekkür ederim. Hakkını zehirlendir. Selamlar. Biz. Mustafa. Özba. Hanımcamıza çok teşekkür ediyoruz. Bu güzel ve en iyi bilgilerimizlerle paylaştığı için, bizlere aydınlattığı için sayın. Başkan. Yağcımız’ın kendisine bir çiçek. Tertemi olacak. Narcizhane. Bir saniye al bir canımız, çiçek yapacağımızı bulduk, gideceğiz. Hediye olarak vermiyoruz bunu. Allâh razı olsun. Bütün arkadaşlarımın da farklı bir tanesi veriliyoruz. Allâh razı olsun. Teşekkür ederim. Allâh razı olsun. Ben sizin anımıza al.
Kaynakça
Üniversite Sohbetleri — Mustafa Özbağ Efendi’nin konferansından derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk, Sabır, Rızâ. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı