Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette «Hâl veya rüyâ göremiyorum demek?» mes'elesini tafsîl eder. Bir üstâda intisâplı olan, zikir çeken, Allâh'ı zikreden herkes hâl yaşar, ve rüyâ görür. Fakat bazıları perdeli olabilir, bunu idrâk edemeyebilir. Ancak «Bana hâl verilmedi, rüyâ göremedim» demek doğru değildir. Çünki illâki herkesin hâl yaşayacağının veya göreceğinin bir kaydı yoktur. O kimse disiplinli olarak yoluna devam edecektir. «Hâl yaşayamıyorum, rüyâ göremiyorum» demek, üstâdın maneviyâtına saygısızlık olmuş olur diye düşünmek de yanlıştır. Öyle bir şey yoktur. Herkesin kendi yolu vardır; birisi göremeyebilir, bu üstâdına saygısızlık olacak anlamına gelmez. Allâh'ın fazlı, ve perdesi herkeste farklı tecellî eder. Önemli olan, yolda sebât etmek, disipline uymak, ve zikre devam etmektir. Karşılık beklemeden ibâdet etmek, sûfîliğin esâsıdır. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Mü'minin firâseti karşısında sakının; çünki o Allâh'ın nûruyla bakar» (Tirmizî, Tefsîr 15).
Hâl ve Rüyâ Göremiyorum İddiâsı
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: bir üstâda intisâplı olan, zikir çeken, Allâh'ı zikreden herkes hâl yaşar, ve rüyâ görür. Fakat bazıları perdeli olabilir, bunu idrâk edemeyebilir. Ancak «Bana hâl verilmedi, rüyâ göremedim» demek doğru değildir. Çünki illâki herkesin hâl yaşayacağının veya göreceğinin bir kaydı yoktur.
Disiplinli Olarak Yola Devam
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: o kimse disiplinli olarak yoluna devam edecektir. «Hâl yaşayamıyorum, rüyâ göremiyorum» demek, üstâdın maneviyâtına saygısızlık olmuş olur diye düşünmek de yanlıştır. Öyle bir şey yoktur. Herkesin kendi yolu vardır; birisi göremeyebilir, bu üstâdına saygısızlık olacak anlamına gelmez.
Allâh'ın Fazlının Farklı Tecellîsi
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: Allâh'ın fazlı, ve perdesi herkeste farklı tecellî eder. Önemli olan, yolda sebât etmek, disipline uymak, ve zikre devam etmektir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «İşte bu, Allâh'ın fazlıdır; onu dilediğine verir» (Mâide 5/54; Hadîd 57/21) buyurmuştur. Allâh'ın fazlı kulun hak ettiği değil, Allâh'ın dilediğidir; bu sebeple kulun vazîfesi sebâtı zikirdir.
Karşılıksız İbâdet: Sûfîliğin Esâsı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: karşılık beklemeden ibâdet etmek, sûfîliğin esâsıdır. Hz. Râbiatü'l-Adeviyye rahmetullâhi aleyhâ «Cennet ümîdi yâ Cehennem korkusu ile değil, sırf Allâh muhabbeti ile ibâdet ederim» demiştir. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Mü'minin firâseti karşısında sakının; çünki o Allâh'ın nûruyla bakar» (Tirmizî, Tefsîr 15). Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni hâlrüyâ görmediği için ye'se düşmemeye, disiplini ve sebâtı esâs almaya, ve karşılıksız ibâdet etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/54; Hadîd 57/21 (Allâh'ın fazlı); Bakara 2/152; Ahzâb 33/41-42; Hûd 11/112 (sebât).
- Sahîhi Buhârî.
- Sahîhi Müslim.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî, Tefsîr 15, mü'minin firâseti hadîsi.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, İhlâs bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Sebât bâbı.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- Râbiatü'l-Adeviyye, Sözleri (İhlâs ve Muhabbet).
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Rüyâ Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet hâlrüyâ göremiyorum iddiâsını, disiplinli olarak yola devam etmeyi, Allâh'ın fazlının farklı tecellîsini, ve karşılıksız ibâdetin sûfîliğin esâsı olmasını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Rüyâ Sohbetleri