Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde gelip geçici hâllere bağlı olan kimsenin Allâh'ın Cemâl'inde fenâ olamayacağını tafsîl eder: «Gamaneşeye merbût olan gönüle O'nu görmeye lâyıktır deme». Keder ve neşeye bağlanmış olan bu iki âriyet vasıfla yaşar; günlük hayâtının içerisinde yaşanan gamkedersevinçneşehüzünsinirlenmerelaks olmagevşeme; bunların hepsi de insânlar için gelip geçicidir, kalıcı değildir. Bu yaşanan hâller de gelip geçicidir, ya'nî fânîdir. Dün hüzün deryâsında dolaşırsın, bugün neşe deryâsına dalarsın; bir gün gamlanırsın, gamlı iken bir kardeşinarkadaşın gelir, biriki sohbet edersin, gamın geçer, sevinceneşeye gark olursun. Bu gelip geçici hâllerle haşır neşir olan, bunları «Hakîkat» demiş gibi gören, ve bunları hakîkat görüp orada bağlı kalan kimse, Allâh'ın Cemâl'inde fenâ olur, onu görebilir denilmez. Mustafa Özbağ Efendi sûfî dervîşlerinin hâl görmeye, makāma, hû esmâsına, çavuşluğazâkirliğenakîbliğe takılıp kalmamalarını ihtâr eder: dervîşin yolu sonsuz bir yoldur; bir durakta durursa aldanır, bir durakta kalırsa aldanır. Trenden indi mi tekrar binmek çok zor; son vagona denk gelirse atsın kendini içine. Bu sohbet hâllerin geçiciliği, bağlanmama disipliniyle sürekli yürüme zarûreti, ve sonsuz yolun yolcusu olmak bahisleri ile tafsîl olunur.
Gama-Neşeye Merbût Gönül O'nu Görmeye Lâyık Değil
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: gamaneşeye merbût olan gönüle «O'nu görmeye lâyıktır» deme. Keder ve neşeye bağlanmış olan bu iki âriyet vasıfla yaşar. Günlük hayâtının içerisinde yaşadığın gamkedersevinçneşehüzünsinirlenmerelaks olmagevşeme; bunların hepsi de insânlar için gelip geçicidir, kalıcı değildir. Bu yaşanan hâller de gelip geçicidir, ya'nî fânîdir. Yâ, dün hüzün deryâsında dolaşırsın, bugün neşe deryâsına dalarsın; bir gün gamlanırsın, gamlı iken bir kardeşinarkadaşın gelir, biriki sohbet edersin, gamın geçer, sevince gark olur, neşeye gark olursun.
Anne-Kuru Fasulye Kıssası: Hüzün Bağlanmasından Görünmez
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir misâli tafsîl eder: bu gelip geçici hâllerle haşır neşir olan, bunları «Hakîkat» demiş gibi gören, ve bunları hakîkat demiş gibi görüp de onda bağlı kalan, orada kalan bir kimse Allâh'ın Cemâl'inde fenâ oldu, fenâ olur onu görebilir denilmez. Yok! Hazreti Pîr diyor ki: bu gelip geçici hâllere bağlı olan, bu gelip geçici hâllerle yaşayan, hayâtını bunların üzerinde idâme ettiren — «Anne sorma bugün ne oldu, ne oldu kör olmayasıca adam yaptığım kahvaltıyı beğenmedi de çekti gitti, çok üzgünüm; o Allâh'ı göremez. Anne, senin pişirdiğin kuru fasulye gibi pişirmiyor bu kadın, ya, dost soru bir kuru fasulyeyi yiyemiyorum anne» ya, o Allâh'ı göremez. Bir hüzünlendi, bir hüzünlendi, bir hüzünlendi, orada hüzün kaldı, o Allâh'ı göremez. Gelip geçici hâllere bağlı kalan Allâh'ı göremez.
Sûfîlerin Hâle-Makāma-Esmâya Bağlanması
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: ve'yâhud da bir çıt yukarı çıktık, şimdi sûfîler ile alâkalı: zikrullâh'a bir hâl gördü orada kaldı; devamlı hâl görüyor, sıkıntı yok, her zikrullâh hâl görüyor; hattâ Allâh'ı zikretmeye başladığında bile hâl görüyor; daha ilerisi bir çıt ilerisi yok, hâl görüyor yaz, her gün yazıyor — yazar dervîşlerin büyük bir çoğunluğu görüyor — evet, güzel bir şey, harika ileri; ama ona bağlı kalıyor, bakın ona bağlı kalıyor; ona bağlı kalan da göremez. Bir makāma bağlı kalan: ona demişler ki «Sen zâkirsin», ona bağlı kalmış kendince «Kurtuluşa erdim» zannediyor; ona «Çavuşsun» demişler, ona «Zâkirsin», «Nakîbsin» demişler; makāma bağlı kalmış orada duruyor — o da göremez. Ve'yâhud da o «Hû» esmâsını almış, «Oh ne güzel, canı râhat etti, ‘Hû’ esmâsını almak demek cennetlik olmak demek» orada kalmış, ama oraya bağlanmış, orada o bağ tutmuş onu — o da göremez, o da göremez, onlar da görmeye lâyık değildir.
Sonsuz Yolun Yolcusu: Trenden İnen Bir Daha Binemez
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir nasîhati tafsîl eder: yürü, yolun var daha senin; sen sonsuz bir yola giren yolcu gibisin. Senin yolunun sonu yok, senin yolunun sonu yok. Bir durakta durdun aldandın, bir durakta kaldın aldandın; hele indin trenden, seni bir daha o trene bindirmek çok zor — son vagona denk gelirsen at kendini içine. O yüzden kedereneşeyeüzüntüyegama, bu tip şehirlere geçici, bu özellikleregeçici hâllere bağlanan kimse de ne yapar? O da onu göremez. Allâh bizi onlardan eylemesin, âmîn.
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni gamkedersevinçneşe gibi günlük hâllerin gelip geçici fânî oluşunu, annekuru fasulye misâli ile hüzne bağlanan kimsenin Allâh'ı göremeyeceğini, sûfîlerin hâl görmeyemakāma (zâkirçavuşnakîb)-Hû esmâsına bağlanmasının da Cemâlullâh'ı görmeye mâni' oluşunu, sûfînin sonsuz yolun yolcusu oluşunu, ve trenden bir kez inenin tekrar binmesinin çok zor olmasını idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Hadîd 57/3 (Evvel-Âhir-Zâhir-Bâtın); Rahmân 55/26-27 (her şey fânî, vechullâh kalıcı); A'râf 7/180.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikāk.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr.
- İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Hâller bahisleri.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Hâl-Makām-Fenâ-Bekâ bahisleri.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- Hazreti Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Şerîf.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti gamkedersevinçneşe'nin gelip geçici fânî hâl olup makām olmadığını, hüzünneşe deryâsı arasında dalgalanan kimsenin Allâh'ı göremeyeceğini, annekuru fasulye misâli ile basit gama bile bağlananın görme imkânını kaybettiğini, sûfînin hâl görmeyemakāma (zâkirçavuşnakîb)-Hû esmâsına bağlanmasının da Cemâlullâh'a engel oluşunu, sûfînin sonsuz yolun yolcusu olduğunu, ve trenden inen yolcunun yeniden binmesinin çok zor olduğunu son vagona kendini atması gerektiğini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Hâl Sohbetleri