Allâh Bir Toplumu Severek Onları Çeşitli Belâlarla İmtihân Eder
Allâh bir toplumu severek onları çeşitli belâlarla imtihân eder. Bu, hikmet dolu bir prensiptir. Belâ — sıkıntı, hastalık, ekonomik kriz, savaş — gibi şeyler. Allâh bir toplumu sevdiğinde, onları imtihân eder; ve bu imtihân onları olgunlaştırır. Belâ Allâh’ın gazabı değil; bâzen sevgisinin tezahürüdür. Bu hakîkati anlamak önemli.
Belâ — Sevginin Tezahürü
«Belâ Allâh’ın gazabıdır» düşüncesi yarım. Bâzı belâlar gerçekten gazaptır; ama bâzıları sevginin tezahürüdür. Hz. Peygamber «Belânın büyüklüğü ecrin büyüklüğü kadar; Allâh bir kavmi severse onları belâ ile imtihân eder» buyurmuştur. Yâ’nî sevdiğine belâ verir; ki onlar mertebe kazansın.
Peygamberlerin Belâları — En Büyük
Peygamberlerin belâları en büyüktü. Çünkü Allâh onları en çok severdi. Hz. Mûsâ Firavn’ın zulmüne; Hz. İsâ kavminin inkârına; Hz. Muhammed Mekkelilerin işkencesine maruz kaldı. «Belânın en büyüğü peygamberlere; sonra evliyâya; sonra benzerine» Hz. Peygamber’in sözü. Belâ derecesi sevgi derecesi gibi.
Toplumsal Belâlar — Aynı Prensip
Toplumsal belâlar da aynı prensiple izah edilir. Bir İslâm toplumu sıkıntıya düşerse — bunlar gazap olabilir, sevgi de olabilir. Eğer toplum Allâh’a bağlı ve belâ ile arınıyorsa — sevgi. Eğer Allâh’a sırt çevirmiş ve belâ ile cezâlanıyorsa — gazap. Toplum tavrına bağlı.
Belânın Faydaları — Olgunlaşma
Belânın faydaları olgunlaşmadır. Mü’min belâ ile sabretmesini öğrenir; sebatını kuvvetlendirir; Allâh’a yakınlaşır. Belâ olmadan kimse olgunlaşmaz; konfor ham kalmaktır. Allâh sevdiklerini ham bırakmaz; belâ ile olgunlaştırır. Mü’min bu hakîkati bilerek belâya razı olur.
Belâ Karşısında Sabır — Ecir
Belâ karşısında sabretmek büyük ecirdir. «Sabredenleri Allâh sever» (Âl-i İmrân 146). Mü’min belâ karşısında sabrederek Allâh’ın sevgisini kazanır. İsyân ederse — kaybeder. Bu yüzden belâ ânında en önemli vazîfe sabır. Sabırla beraber tövbe ve duâ — üçü birden.
Belânın Sebebini Aramak — Önemli
Mü’min belâ geldiğinde sebebini araştırmalı. Eğer günahı yüzünden geldiyse — tövbe gerek. Eğer denenmek için geldiyse — sabır gerek. Bu ayırımı yapmak için kendini sorgulamalı. Hz. Ömer ibnü’l-Hattâb belâ gelince «Yâ Rab, hangi günahımız sebebiyle?» derdi. Bu, doğru tavırdır.
Niyâz — Belâya Doğru Yaklaşan Mü’min
Niyâz: «Yâ Rab, bana gelen belâları sabırla karşılamamı nasîb et. Eğer sevdiğin için imtihân ediyorsan, beni de o kullar arasına kat. Eğer günahım yüzünden geliyorsa, tövbemle affet. Belâdan kaçmaktan değil, belâdan ders almamı nasîb et. Sabır + tövbe + duâ üçlüsünü yaşamamı sağla.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi belâda olgunlaşan mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Belâ, İmtihân, Sabır. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.