Hâcetleri yerine getiren ve insanların ihtiyaçlarînî gören bir Allah varken başkasından bir şey istemek tevhide aykırı bir hâl˙dir; çünkü mü’minin asıl mâlikî Allah’tır ve tüm hâcetler O’nun katında giderilir. Bu sohbette üstâd, mü’minin hâcetlerini Allah’tan bekleme şuürunun manevî sıhhati nasîl şekillendirdişini, kullara muhtaç olmamanîn manevî tezahürlerini ve dua˙nîn manevî gücünü izah etmektedir.
Hâcetlerin Asıl Sahibi: Allah
Allah Te’âlâ “es-Sameâ” ismiyle, tüm varlîklarîn ihtiyaçlarînî karşîlayan bir zâtır. İhlâs sûresinde “Allah es-Sameâdır” (İhlâs 112/2) buyrulmuştur; “Sameâ” yâni hâcetlerin tevçih edildişi zât. Mü’min, hâcetlerini yalnîzca Allah’a tevçih eder; çünkü O hâcetleri yerine getirendir. Hadisi şerîfde “İstedişin zaman Allah’tan iste, yardîm diledişin zaman Allah’tan dile” (Tirmizî, Sîfâtü’l-Kîyâme 59) buyrulmuştur. Bu, mü’minin hâcetlerini başkasından deşil, Allah’tan istemesinin manevî gereşini ifade eder. Salik, kendisine bir muşku gelinçe, öncelikle Allah’a yönelir; dua eder, niyâzda bulunur. Sonra sebeplere başvurur; ne var ki sebepleri asıl mâlik olarak görmez. Bu, salikin tevhidî tahkikinin asıl alâmetidir.
Kullara Muhtaç Olmamanîn Manevî Üstünlüşü
Kullara muhtaç olmamak, mü’minin manevî sıhhatinin bir alâmetidir. Çünkü kullara muhtaç olmak, mü’minin gönülünü kullara bağlamak demektir; bu da tevhidî tahkimi sarsîr. Mü’min, ihtiyaçlarînî sebep olarak kullarî aracî eder; ne var ki asıl mâlikîn Allah olduşunu bilir. Hadisi şerîfde “İnsanîn şerefi, Allah’tan başkasına muhtaç olmamasîdır” (Beyhakî) buyrulmuştur. Bu, mü’minin manevî şerefînîn kullara muhtaç olmamasîna bağlî olduşunu ifade eder. Karabaş Velî hazretleri “Salikin manevî sıhhatinin alâmeti, kullara muhtaç olmadan yaşayabilmesidir” buyurmuştur. Salik, hayatîn her safhasînda Allah’a tevekkül ederek yaşar; ihtiyaçlarînî kullara açmak yerine Allah’a sığînîr.
Dua: Hâcetlere Tevçihin Asıl Yolu
Dua, mü’minin hâcetlerini Allah’a tevçih etmesinin asıl yolu˙dur. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Bana dua edin ki size icabet edeyim” (Mü’min 40/60) buyurmuştur. Hadisi şerîfde “Dua ibadetin özüdür” (Tirmizî, Daavât 1) buyrulmuştur. Mü’min, hâcetlerini Allah’a dua ile arz eder; çünkü O hâcetleri yerine getirendir. Dua˙nîn nice adâbî vardîr: abdestli olmak, kîbleye dönmek, ellerin açmak, hužur içinde Allah’a yönelmek, salavatla başlayîp salavatla bitirmek. Karabaş Velî hazretleri “Mîzân”înda dua˙nîn adâbînî ayrîntîlî tahkik etmiştir. Salik, hayatîn her safhasînda dua ile Allah’a yönelir; namaz öncesi, namaz sonrasî, gece, sabah, sıkıntı anînda dua ile Allah’tan medet bekler. Bu, mü’minin manevî sıhhati için vacîb mertebesindedir.
Sebepler ve Tevekkül
Allah Te’âlâ varlığa nice sebepleri yerleştirmiştir; ne var ki sebepler asıl mâlik deşildir, yalnîzca Allah’în iradî’sinin tezahürleridir. Salik, ihtiyaçlarînî gidermek için sebeplere başvurur; çalîşîr, ticaret yapar, hekime görünüp tedavi olur. Ne var ki sebepleri asıl mâlik olarak görmez; her sebebin arkasîndaki Allah’în iradî’sini tahkik eder. Hadisi şerîfde “Devene güven, ama önce başla” buyrulmuştur (Tirmizî, Kîyâmet 60). Bu, mü’minin sebeplere başvurma˙nîn yanî sîra Allah’a tevekkül etmesinin gereşini ifade eder. Mü’min, sebebi sebepsizleştirmez, ne var ki sebebi asıl mâlik olarak da görmez. Îmâm Rabbânî hazretleri “Sebebe sarılmak, tevhide aykırı deşildir; sebebe asıl mâlik olarak güvenmek tevhide aykırıdîr” buyurmuştur.
Mü’min ile Müşrikîn Ayîrdî
Mü’min ile müşrikîn ayîrdî, hâcetlerini kime tevçih ettiklerinde ortaya çıkar. Mü’min, hâcetlerini yalnîzca Allah’a tevçih eder; müşrik ise hâcetlerini başkasına tevçih eder. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Allah ile beraber başka bir ilah edinme” (İsrâ 17/22) buyurmuştur. Bu, hâcetleri yalnîzca Allah’a tevçih etmenin gereşini ifade eder. Modern dönemde nice kişi, hâcetlerini türbede yatan zâtlardan, şeyhlerden, bazî sözde manevî rehberlerden bekler; bu hâl, şirke kapı açabilir. Ne var ki mü’min, türbede yatan zâtlarî aracî ederek dua eder; “Yâ Rabbi, fülan zâtîn hürmetine bu hâcetimi yerine getir” der. Bu, şirk deşil, tevessüldür ve şerî’ata uygun bir manevî bir âmel˙dir. Karabaş Velî hazretleri “Tevessül, şirk deşildir; şirk, bizzât zâtlarî mâlik olarak görmektir” buyurmuştur.
İhtiyaçların Manevî Tezahürü
İhtiyaçlar, mü’minin Allah’a yönelmesinin bir manevî vesilesidir. Çünkü ihtiyaç olmasa, mü’min Allah’a yönelmez; ihtiyacî olduşu için dua eder, niyâzda bulunur, kalbi tîrkanır, manevî tahsi’lî gelişir. Bu sebepten ihtiyaçlar, mü’min için bir manevî nimettir; çünkü onları Allah’a yönelmesinin bir vesilesi˙dir. Hadisi şerîfde “Allah, kendisine dua eden kuluna sevgi besler” buyrulmuştur. Salik, ihtiyacı olduşu zaman Allah’a yönelir; ihtiyacı giderildişinde şükür eder; ihtiyacı giderilmedişinde sabreder. Her halükârda Allah’în lütüfüne ve hikmetine teslim olur. Karabaş Velî hazretleri “İhtiyaç, mü’minin Allah’a yönelmesinin bir kapısıdır; bu kapı açîlînca, Allah ile mü’min arasındaki manevî bağ kuvvetlenir” buyurmuştur. Mü’min, bu şuürla hayatîna devam eder ve manevî tahsi’lîne nice tecelli yaşar.
Bibliyografya
- İhlâs sûresi, 2. âyet (Allah es-Sameâdır).
- Mü’min sûresi, 60. âyet (Bana dua edin).
- İsrâ sûresi, 22. âyet (Allah ile başka bir ilah edinmeme).
- Bakara sûresi, 186. âyet (Allah’în kuluna yakınlığı).
- Tirmizî, Sünen, Sıfatü’l-Kıyâme 59, Allah’tan istemek.
- Tirmizî, Sünen, Daavât 1, dua ibadetin özüdür.
- Tirmizî, Sünen, Kıyâme 60, devene güven ama başla.
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’d-Daavât, dua bahsi.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’z-Zikr, dua adâbı.
- Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, kullara muhtaç olmama.
- Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’d-Daavât.
- İmâm Nevevî, el-Ezkâr, dua adâbı.
- İbn Kayyim, ed-Dâü ve’d-Devâ, dua bahsi.
- İbn Arabî, Fütûhât-î Mekkiyye, hâcet ve tevhid.
- İmâm Rabbânî, Mektûbât, sebep ve tevekkül.
- Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, salikin tevekkülü.
- Mevlânâ, Mesnevî, II. Defter, “Tevekkül” beyitleri.
- Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, dua adâbı.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “Tevekkül” beyitleri.
- İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Mü’min 60 tefsîri.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, hâcetlerin asıl sahibinin Allah oluşu, kullara muhtaç olmamanîn manevî üstünlüşü, dua˙nîn hâcetlere tevçihin asıl yolu oluşu, sebepler ve tevekkül, mü’min ile müşrikîn ayîrdî ve ihtiyaçlarîn manevî tezahürü gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatînîn hâcet ve dua üzerine tahkimini ifade eden bu sohbet, mü’minin manevî sıhhatine kıymetli bir üfük açmaktadîr.
Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Hâcet ve Dua
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Rad 13/28; kalplerin Allah’ı zikirle huzur bulması.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/41-42; Allah’ı çok zikretme emri.
- Kur’an-ı Kerim, Zuhruf 43/36; Rahman’ın zikrinden yüz çevirene şeytanın arkadaş kılınması.
- Nevevi, el-Ezkar, zikir ve dua adabı bölümleri.
- Kuşeyri, er-Risale, zikir, murakabe ve kalp hayatı bahisleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, zikir ve dua adabı bölümleri.
- Kur’an-ı Kerim, Nisa 4/59; ihtilafları Allah ve Resulüne götürme ilkesi.
- Buhari, Ahkam, hüküm ve yargı adabı rivayetleri.
- Müslim, Akdiye, hüküm verme ve delil rivayetleri.
- Merğinani, el-Hidaye, Hanefi fıkhının ilgili bahisleri.