Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Hac ·

Kur’an’da savaşa izin verme ilgili ayet Medine-i Münevvere’de inzal olmuştur Hac suresi ayet 39

Cihat kelimesi İslami literatürde çok geniş yaklaşık 35 40 ayeti kerimede Cihat kelimesi geçiyor geniş bir yelpazede alınmış bu işte bu yelpazede gayret göstermek iyiliği emredip kötülükten sakındırma...

Kur’an’da savaşa izin veren âyet Medînei Münevvere’de inzal olmuştur ve hac ile umre vesilesiyle Mekke’ye gidip gelirken mü’minlerin maruz kaldıkları zulümlere karşí müdâfâa hakkı tanímíştır. Bu, Íslâm’ín savaşa meşrû˙ bir mesnedlik vermesi˙nin tarihteki ilk âbídesidir. Bu sohbette üstâd, savaşa izin veren ilk âyetîn tarihsel ve manevî muhâtabíní, hacín manevî tahkimini ve cihâdín meşrû˙ mesnedînî izah etmektedir.


Savaşa İzin Veren İlk Âyetin Tarihsel Muhâtabí

Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Kendilerine savaş açílan mü’minlere ‐haksíz yere sadíkína zulüm yapíldíklarí için‐ muķtedirlik verilmiştir; muhakkak ki Allah, onlara yardím etmeye kadirdir” (Hac 22/39) buyurmuştur. Bu âyet, Medînei Münevvere’de inzal olmuş, Íslâm tarihinde savaşa izin veren ilk âyet olarak kabul edilmiştir. Bu âyetîn tarihsel muhâtabí, müslümanlarín Mekke’den Medîne’ye hicret etmek zorunda kalmasídír; mü’minler Mekke’de zulüm görmüşler, mürikler tarafından işkence edilmişler, evlerinden ve mallaríndan užaklaştírílmíşlerdi. Bu zulümlere karşí mü’minlere müdâfâa hakkı tanínmíştır. İmâm Buhârî Sahîh’inde “Bu âyet, savaşa izin veren ilk âyetîdir” buyurarak tahkik etmiştir.

Hac ve Cihâdín Írtibatí

Hac ile cihâd arasínda derin bir manevî irtibat vardír. Çünkü hac, mü’minlerin Mekke’ye gittikleri bir manevî merasimdir; hac yolculuşu sírasínda mü’minler mürikler tarafından engellendiği zaman, müdâfâa hakkı doğmuştu. Hudeybiye seferinde Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem ve sahabe hac niyetiyle Mekke’ye giderken mürikler tarafından engellenmişti. Allah Te’âlâ bu olaya delâlet ederek “Onlar Mescidi Harâm’dan menetmişlerdir” (Bakara 2/217) buyurarak müriklerin hareketlerini kínamíştır. Bu, hac yolculuşu sebebiyle müdâfâa hakkı˙nín meşrû˙laşmasíní ifade eder. Hac, mü’minler için manevî bir tahsil olduşu gibi, Íslâm tarihinin muharrik gücü olarak da yer almíştır. Karabaş Velî hazretleri “Hac, mü’minin hem manevî tahsi’lînîn hem ümmetín birlişinin tahkimidir” buyurmuştur.

Cihâdín Meşrû˙ Mesnedi

Cihâd, Íslâm’ín meşrû˙ bir âmel˙’dir; ne var ki nice şartí ve düstûru vardír. Birincisi, cihâd ancak müdâfâa için yapílír; müslümanlara saldırılmadan, mü’minler kendi haklaríní korumadan saldırgan davraníş meşrû˙ deşildir. İkincisi, cihâd halife veya İslâm devletinin meşrû˙ lideri tarafından ilan edilir; ferdî cihâd, fitnedir. Üçüncüsü, cihâd˙da kadın, çocuk, yaşlí, dindar olmayan sivilleri öldürmek haramdır. Dördüncüsü, cihâd˙da aşaç kesmek, ekin yakmak, hayvan öldürmek haramdır. Beşincisi, cihâd˙da genïl ahlâk düstûrlarí korunur. Bu şartlar, Íslâm hukuk filozofisinde detaylí tahkik edilmiştir. Modern dönemde nice grup, kendisini “cihâd ehlî” gibi gösterip ne var ki bu şartları ihlâl ederek terör ve zulüm yapan; bu, asıl Íslâm’ín cihâdí deşil, fitnenin tezahürüdür.

Medîne Dönemi: Tahkim ve Müdâfâa

Medîne dönemi, Íslâm’ín tahkim olduşu ve mü’minlerin müdâfâa hakkí kazandíşí bir dönemdir. Mekke döneminde mü’minler zulüm görmüşler, ne var ki Allah Te’âlâ onlara sabretmelerini emretmişti. Medîne’de Íslâm devleti kurulduşu zaman, mü’minlere müdâfâa hakkı verildi. Bedir gazvesi, Íslâm tarihindeki ilk gazvedir; bu gazvede üç yüz on üç mü’min, bin kişilik mürik ordusunu hezimete uşratmíştır. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Andolsun siz Bedir’de iken Allah size yardím etti, hâlbuki o vakit zayíftınız” (Âli Ímrân 3/123) buyurmuştur. Bedir, ümmetín manevî tahkiminin ilk âbídesidir. Karabaş Velî hazretleri “Bedir, mü’minlerin Allah’a tevekkülünün nice fevz getirdişini gösteren bir âbídedir” buyurmuştur.

Cihâdín Manevî Yönü: Cihâd-í Ekber

Cihâdín iki yönü vardír: cihâd-í asgar (küçük cihâd) ve cihâd-í ekber (büyük cihâd). Cihâd-í asgar, fizikî savaştír; cihâd-í ekber ise nefs ile yapílan savaştír. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem bir gazvede dönüşte “Küçük cihâddan büyük cihâda dönüyoruz” buyurmuştur (Beyhakî). “Büyük cihâd nedir?” diye sorulduğunda “Nefsle olan cihâd” diye cevap vermiştir. Bu, mü’minin asıl cihâdínín nefs ile yapílan cihâd olduşunu ifade eder. Salik, cihâd-í ekber’i hayatín her safhasínda yapar; nefsinin hírsína, şeytânín vesvesesine, dünyevî alâkalara karşí savaşır. Bu cihâd, salikin manevî tahsi’lînín asıl mahalledir. Tasavvuf, cihâd-í ekber’i tahkik eden bir mektebdir; mürşidi kâmil, salikin nefs cihâdína rehberlik eder.

Modern Dönemde Cihâd Anlayışı

Modern dönemde cihâd anlayíşí nice tezahürle ortaya çíkmíştır. Bazıları cihâdí “her müslümanín her zaman fizikî savaş yapma vacîbiyeti” gibi yanlış yorumlamış, bu da terör gruplarıní doşurmuştur. Bazıları cihâdí tamamen reddetmiş, Íslâm’í sadece “barış dini” olarak tanítarak müdâfâa hakkíní ihmâl etmiştir. Asıl Ehli Sünnet’in tavírı, cihâdí meşrû˙ bir âmel olarak kabul edip ne var ki nice şartla sınırlamasıdır. Müdâfâa cihâdí her müslümanín bir vazifesidir; ne var ki bu, halife veya İslâm devleti tarafíndan ilan edilen bir cihâd olmalídír. Ferdî cihâd, fitnedir ve ümmetín birlişini bozar. Modern dönemde her müslümanín asıl cihâdí cihâd-í ekber, yâni nefs ile yapílan cihâdtır. Bu, salikin manevî tahsi’lînín asıl mahalledir.

Bibliyografya

  • Hac sûresi, 39. âyet (savaşa izin veren ilk âyet).
  • Bakara sûresi, 217. âyet (Mescidi Harâm’dan menetme).
  • Âli Ímrân sûresi, 123. âyet (Bedir gazvesi).
  • Bakara sûresi, 190. âyet (savaş adâbí).
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd adâbí.
  • Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd hadîsleri.
  • Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd faziletleri.
  • Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd hadîsleri.
  • Beyhakî, ez-Zühdü’l-Kebîr, cihâd-í ekber hadîsi.
  • İmâm Şâfiî, el-Üm, Kitâbü’s-Siyer.
  • İbn Kudâme, el-Muğnî, Kitâbü’l-Cihâd.
  • İmâm Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, cihâd bahsi.
  • İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye, cihâd adâbí.
  • Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, cihâd-í ekber bahsi.
  • İbn Kayyim, Zâdü’l-Meâd, cihâd adâbí.
  • İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, hicret bahsi.
  • İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, gazveler.
  • İmâm Rabbânî, Mektûbât, cihâd-í ekber.
  • Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, nefs cihâdí.
  • İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Hac 39 tefsîri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, savaşa izin veren ilk âyetîn tarihsel muhâtabí, hac ve cihâdín irtibatí, cihâdín meşrû˙ mesnedi, Medîne döneminde tahkim ve müdâfâa, cihâdín manevî yönü olan cihâd-í ekber ve modern dönemde cihâd anlayíşí gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatínín cihâd üzerine tahkimini ifade eden bu sohbet, hem Íslâm’ín meşrû˙ savaş düstûrunu hem mü’minin asıl cihâdí olan nefs cihâdíní izah eden kıymetli bir kaynaktır.

Kaynak: Mustafa Özbaş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Hâcet ve Dua