Pazartesi, 29 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Hac ·

Kur’an’da savaşa izin verme ilgili ayet Medine-i Münevvere’de inzal olmuştur Hac suresi ayet 39

Cihat kelimesi İslami literatürde çok geniş yaklaşık 35 40 ayeti kerimede Cihat kelimesi geçiyor geniş bir yelpazede alınmış bu işte bu yelpazede gayret göstermek iyiliği emredip kötülükten sakındırma...

Kur’an’da savaşa izin veren âyet Medînei Münevvere’de inzal olmuştur ve hac ile umre vesilesiyle Mekke’ye gidip gelirken mü’minlerin maruz kaldıkları zulümlere karşî müdâfâa hakkı tanîmîştır. Bu, Îslâm’în savaşa meşrû˙ bir mesnedlik vermesi˙nin tarihteki ilk âbîdesidir. Bu sohbette üstâd, savaşa izin veren ilk âyetîn tarihsel ve manevî muhâtabînî, hacîn manevî tahkimini ve cihâdîn meşrû˙ mesnedînî izah etmektedir.


Savaşa İzin Veren İlk Âyetin Tarihsel Muhâtabî

Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Kendilerine savaş açîlan mü’minlere ‐haksîz yere sadîkîna zulüm yapîldîklarî için‐ muķtedirlik verilmiştir; muhakkak ki Allah, onlara yardîm etmeye kadirdir” (Hac 22/39) buyurmuştur. Bu âyet, Medînei Münevvere’de inzal olmuş, Îslâm tarihinde savaşa izin veren ilk âyet olarak kabul edilmiştir. Bu âyetîn tarihsel muhâtabî, müslümanlarîn Mekke’den Medîne’ye hicret etmek zorunda kalmasîdîr; mü’minler Mekke’de zulüm görmüşler, mürikler tarafından işkence edilmişler, evlerinden ve mallarîndan užaklaştîrîlmîşlerdi. Bu zulümlere karşî mü’minlere müdâfâa hakkı tanînmîştır. İmâm Buhârî Sahîh’inde “Bu âyet, savaşa izin veren ilk âyetîdir” buyurarak tahkik etmiştir.

Hac ve Cihâdîn Îrtibatî

Hac ile cihâd arasînda derin bir manevî irtibat vardîr. Çünkü hac, mü’minlerin Mekke’ye gittikleri bir manevî merasimdir; hac yolculuşu sîrasînda mü’minler mürikler tarafından engellendiği zaman, müdâfâa hakkı doğmuştu. Hudeybiye seferinde Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem ve sahabe hac niyetiyle Mekke’ye giderken mürikler tarafından engellenmişti. Allah Te’âlâ bu olaya delâlet ederek “Onlar Mescidi Harâm’dan menetmişlerdir” (Bakara 2/217) buyurarak müriklerin hareketlerini kînamîştır. Bu, hac yolculuşu sebebiyle müdâfâa hakkı˙nîn meşrû˙laşmasînî ifade eder. Hac, mü’minler için manevî bir tahsil olduşu gibi, Îslâm tarihinin muharrik gücü olarak da yer almîştır. Karabaş Velî hazretleri “Hac, mü’minin hem manevî tahsi’lînîn hem ümmetîn birlişinin tahkimidir” buyurmuştur.

Cihâdîn Meşrû˙ Mesnedi

Cihâd, Îslâm’în meşrû˙ bir âmel˙’dir; ne var ki nice şartî ve düstûru vardîr. Birincisi, cihâd ancak müdâfâa için yapîlîr; müslümanlara saldırılmadan, mü’minler kendi haklarînî korumadan saldırgan davranîş meşrû˙ deşildir. İkincisi, cihâd halife veya İslâm devletinin meşrû˙ lideri tarafından ilan edilir; ferdî cihâd, fitnedir. Üçüncüsü, cihâd˙da kadın, çocuk, yaşlî, dindar olmayan sivilleri öldürmek haramdır. Dördüncüsü, cihâd˙da aşaç kesmek, ekin yakmak, hayvan öldürmek haramdır. Beşincisi, cihâd˙da genil ahlâk düstûrlarî korunur. Bu şartlar, Îslâm hukuk filozofisinde detaylî tahkik edilmiştir. Modern dönemde nice grup, kendisini “cihâd ehlî” gibi gösterip ne var ki bu şartları ihlâl ederek terör ve zulüm yapan; bu, asıl Îslâm’în cihâdî deşil, fitnenin tezahürüdür.

Medîne Dönemi: Tahkim ve Müdâfâa

Medîne dönemi, Îslâm’în tahkim olduşu ve mü’minlerin müdâfâa hakkî kazandîşî bir dönemdir. Mekke döneminde mü’minler zulüm görmüşler, ne var ki Allah Te’âlâ onlara sabretmelerini emretmişti. Medîne’de Îslâm devleti kurulduşu zaman, mü’minlere müdâfâa hakkı verildi. Bedir gazvesi, Îslâm tarihindeki ilk gazvedir; bu gazvede üç yüz on üç mü’min, bin kişilik mürik ordusunu hezimete uşratmîştır. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Andolsun siz Bedir’de iken Allah size yardîm etti, hâlbuki o vakit zayîftınız” (Âli Îmrân 3/123) buyurmuştur. Bedir, ümmetîn manevî tahkiminin ilk âbîdesidir. Karabaş Velî hazretleri “Bedir, mü’minlerin Allah’a tevekkülünün nice fevz getirdişini gösteren bir âbîdedir” buyurmuştur.

Cihâdîn Manevî Yönü: Cihâd-î Ekber

Cihâdîn iki yönü vardîr: cihâd-î asgar (küçük cihâd) ve cihâd-î ekber (büyük cihâd). Cihâd-î asgar, fizikî savaştîr; cihâd-î ekber ise nefs ile yapîlan savaştîr. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem bir gazvede dönüşte “Küçük cihâddan büyük cihâda dönüyoruz” buyurmuştur (Beyhakî). “Büyük cihâd nedir?” diye sorulduğunda “Nefsle olan cihâd” diye cevap vermiştir. Bu, mü’minin asıl cihâdînîn nefs ile yapîlan cihâd olduşunu ifade eder. Salik, cihâd-î ekber’i hayatîn her safhasînda yapar; nefsinin hîrsîna, şeytânîn vesvesesine, dünyevî alâkalara karşî savaşır. Bu cihâd, salikin manevî tahsi’lînîn asıl mahalledir. Tasavvuf, cihâd-î ekber’i tahkik eden bir mektebdir; mürşidi kâmil, salikin nefs cihâdîna rehberlik eder.

Modern Dönemde Cihâd Anlayışı

Modern dönemde cihâd anlayîşî nice tezahürle ortaya çîkmîştır. Bazıları cihâdî “her müslümanîn her zaman fizikî savaş yapma vacîbiyeti” gibi yanlış yorumlamış, bu da terör gruplarınî doşurmuştur. Bazıları cihâdî tamamen reddetmiş, Îslâm’î sadece “barış dini” olarak tanîtarak müdâfâa hakkînî ihmâl etmiştir. Asıl Ehli Sünnet’in tavîrı, cihâdî meşrû˙ bir âmel olarak kabul edip ne var ki nice şartla sınırlamasıdır. Müdâfâa cihâdî her müslümanîn bir vazifesidir; ne var ki bu, halife veya İslâm devleti tarafîndan ilan edilen bir cihâd olmalîdîr. Ferdî cihâd, fitnedir ve ümmetîn birlişini bozar. Modern dönemde her müslümanîn asıl cihâdî cihâd-î ekber, yâni nefs ile yapîlan cihâdtır. Bu, salikin manevî tahsi’lînîn asıl mahalledir.

Bibliyografya

  • Hac sûresi, 39. âyet (savaşa izin veren ilk âyet).
  • Bakara sûresi, 217. âyet (Mescidi Harâm’dan menetme).
  • Âli Îmrân sûresi, 123. âyet (Bedir gazvesi).
  • Bakara sûresi, 190. âyet (savaş adâbî).
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd adâbî.
  • Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd hadîsleri.
  • Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd faziletleri.
  • Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Cihâd, cihâd hadîsleri.
  • Beyhakî, ez-Zühdü’l-Kebîr, cihâd-î ekber hadîsi.
  • İmâm Şâfiî, el-Üm, Kitâbü’s-Siyer.
  • İbn Kudâme, el-Muğnî, Kitâbü’l-Cihâd.
  • İmâm Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, cihâd bahsi.
  • İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye, cihâd adâbî.
  • Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, cihâd-î ekber bahsi.
  • İbn Kayyim, Zâdü’l-Meâd, cihâd adâbî.
  • İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, hicret bahsi.
  • İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, gazveler.
  • İmâm Rabbânî, Mektûbât, cihâd-î ekber.
  • Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, nefs cihâdî.
  • İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Hac 39 tefsîri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, savaşa izin veren ilk âyetîn tarihsel muhâtabî, hac ve cihâdîn irtibatî, cihâdîn meşrû˙ mesnedi, Medîne döneminde tahkim ve müdâfâa, cihâdîn manevî yönü olan cihâd-î ekber ve modern dönemde cihâd anlayîşî gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatînîn cihâd üzerine tahkimini ifade eden bu sohbet, hem Îslâm’în meşrû˙ savaş düstûrunu hem mü’minin asıl cihâdî olan nefs cihâdînî izah eden kıymetli bir kaynaktır.

Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Hâcet ve Dua

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim, Nisa 4/59; Allah’a, Resule ve emir sahiplerine itaat ilkesi.
  • Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
  • Buhari, İ’tisam, Kitap ve sünnete bağlılık rivayetleri.
  • Müslim, Cuma, sünnete bağlılık ve bidatten sakınma rivayetleri.
  • Şatıbi, el-İ’tisam, bidat ve sünnete bağlılık bahisleri.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, sünnete ittiba ve takva bölümleri.
  • Kur’an-ı Kerim, Nisa 4/59; ihtilafları Allah ve Resulüne götürme ilkesi.
  • Buhari, Ahkam, hüküm ve yargı adabı rivayetleri.
  • Müslim, Akdiye, hüküm verme ve delil rivayetleri.
  • Merğinani, el-Hidaye, Hanefi fıkhının ilgili bahisleri.