Hazret-i Pîr’in münâcâtı — «Ey hâcetleri revâ eden; sana karşı hiçbir kimsenin adını anmak lâyık değil» — sohbette Mü’min 60, Bakara 186 ve Müslim’in duâ hadîsiyle açıklanıyor. Netîce: Hâcetleri yerine getiren Cenâb-ı Hak’tır; O’ndan başkasına duâ edilmez.
Hazret-i Pîr’in Münâcâtı
Ey Allâh, ey ihsân-ı hacetler revâ eden! Sana karşı hiçbir kimsenin adını anmak lâyık değil.
Hâcetlenmek, yâni isteklere cevap veren. Cenâb-ı Pîr burada artık Allâh’a münâcât ediyor; bu, Hazret-i Mevlânâ Celâl-i Rûmî Hazretlerinin münâcâtı ey Allâh ey ihsanı hacetler revâ eder sana karşı hiç kimsen hiçbir kimsenin adını anmak lâyık değil.
Mü’min Sûresi 60. Âyet
Mü’min sûresi âyet 60: Rabbiniz şöyle dedi: Bana duâ edin ki duânızı kabûl edeyim hâcetleri.
Hâcetlenmek — duâmız Allâh’adır, isteğimiz Allâh’adır. İsteklerimize cevap verecek olan Allâh’tır. O yüzden Cenâb-ı Hak’tan istenir hâcetlenmek.
Bakara 186: «Ben Onlara Çok Yakınım»
Âyet 186’da Ey Muhammed, beni senden sorarlarsa, şüphesiz ki ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenin duâsını, duâ ettiğinde kabûl ederim. Bana duâ edenin duâsını, duâ ettiğinde kabûl ederim.
O zaman Cenâb-ı Hak bizden bize bizden yakın. Bize bizden yakın olunca duâmızı kabûl ediyor. Hattâ diyor ki: Duâ ettiğinde kabûl ederim.
Müslim’de Geçen Duâ Hadîsi
Ve Müslim’de geçen hadîs-i şerîf var: Acele etmediği müddetçe her birinizin duâsına icâbet olunur. Ancak şöyle diyerek acele eden var: Ben Rabbime duâ ettim, duâmı kabûl etmedi.
Hâcetleri Yerine Getiren Cenâb-ı Hak’tır
O zaman hâcetleri yerine getiren, istekleri yerine getiren, insanların ihtiyaçlarını gören — insanların ihtiyaçlarını gören — ve herkese ne lâzımsa veren Cenâb-ı Hak’tır.
Cenâb-ı Hak’tan başkasından bir şey istenmez. Allâh’tan başka bir yere duâ edilmez. Allâh’tan Allâh’tan başka bir yere secde edilmez.
Bizim secdem Allâh’adır, duâmız Allâh’adır. Bizim yalvarışımız, yakarışımız Allâh’adır. Tövbemiz Allâh’adır.
Kul Hakkı Varsa Ne Olur?
Suç işledik, günah işledik, kendi nefsimiz deyse Allâh’a tövbe ederiz.
Birisiyle alâkalı, birisine karşı bir hatâmız olduysa gider ondan helâllik ister, ondan özür diler; varsa bir zararımız zararımız öderiz.
Ama tövbe bu mânâda kimedir? Allâh’adır.
Böyle Bir Allâh Varken
Ve Rabbim de insanların tövbelerini kabûl eder, insanların duâlarını kabûl eder, insanların isteklerini hacetlerin kabûl eder.
Böyle bir Allâh varken, böyle bir Allâh varken başkası zikredilmez. Böyle bir Allâh var iken başkasına duâ edilmez.
O yüzden cenâb-ı Pîr diyor ki: Sana karşı hiçbir kimsenin adını anmak lâyık değil.
Bizi Yaratan ve En İnce Ayrıntısına Kadar İlgilenen
Yâni bizi maddî-mânevî rızıklandıran, duâlarımıza icâbet eden, bize nefesi veren, bizi yaratan ve bütün her şeyimizde en ince ayrıntısına kadar ilgilenen bir Allâh’a karşı başkasını zikretmek, O’nun yanında başkasını övmek, O’na karşı başka bir şey ifâde etmek — bu mümkün değil.
Çünkü Allâh’ı zikir en büyük iştir; ve kim Allâh’ı zikrederse Allâh da onu zikrediyor. Âyet-i kerîmede: Kim Allâh’ı zikrederse Allâh da onu zikreder.
Bu Sözde Müşriklere de Bir Îkāz Var
Böyle olunca, bu Allâh’a karşı bir başkasının ismini okumak, bir başkasını anmak — yâni bunda biraz da müşriklere söz var Hazret-i Pîr’den.
Yâni müşrikler Lât’ı, Uzzâ’yı, Menât’ı anarlar; Lât’ı Uzzâ Menât’ı Allâh’ı kendilerine vesîle ederlerdi.
Yâni Allâh’a karşı bir başkasını anmak Allâh’a karşı Allâh böyle bütün her şeyini kulların önüne sermişken başka bir yere yönelmek, başka bir yerden bir şey istemek — bu mümkün değil. Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi sohbetleri | Seri: Hac
Ek kaynaklar:
- Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — münâcât — «Ey ihsân edip hâcetleri revâ eden; sana karşı hiçbir kimsenin adını anmak lâyık değil.» Sohbetin çıkış noktası.
- Kur’ân-ı Kerîm, Mü’min 40/60 — Diyanet meali: «Rabbiniz şöyle dedi: Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.»
- Kur’ân-ı Kerîm, Bakara 2/186 — Diyanet meali: «Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm…»
- Hadîs-i şerîf — Müslim — «Acele etmediği müddetçe her birinizin duâsına icâbet olunur» rivâyeti.
- Lât, Uzzâ ve Menât — Müşriklerin Allâh’a vesîle saydığı putlar; münâcâttaki îkāzın muhâtabı olarak zikredilir.